Question

Difficulty: HardSorumluluğun İleri Sürülmesi ve Diplomatik Koruma

X Devleti vatandaşı olan bir iş insanı, Y Devleti'nde "ulusal güvenliği tehdit ettiği" gerekçesiyle tutuklanmış ve dış dünya ile tüm iletişim imkanları kısıtlanmıştır. X Devleti’nin Y Devleti’ndeki konsolosluk görevlileri, vatandaşıyla görüşmek ve ona hukuki yardımda bulunmak amacıyla girişimde bulunmuştur. Y Devleti ise, söz konusu iş insanının tutuklama kararına karşı Y Devleti mahkemelerinde henüz tüm itiraz yollarını tüketmediğini, dolayısıyla uluslararası hukuktaki "iç hukuk yollarının tüketilmesi" kuralı uyarınca X Devleti’nin bu aşamada müdahale edemeyeceğini savunmaktadır.

Y Devleti’nin bu savunması, uluslararası sorumluluk hukuku ve konsolosluk hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Y Devleti’nin savunması haklıdır; zira bir devletin vatandaşına yönelik her türlü müdahalesi diplomatik koruma kapsamında olup iç hukuk yollarının tüketilmesi ön şartına bağlıdır.
  2. Konsolosluk yardımı kapsamında vatandaşla iletişim kurma hakkı, diplomatik korumadan farklı olarak doğrudan devletin hakkı olup bu hakkın kullanımı iç hukuk yollarının tüketilmesine bağlı değildir.Answer
  3. C
    İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı sadece malvarlığına ilişkin zararlarda geçerli olduğundan, kişi hürriyetini ilgilendiren bu durumda Y Devleti'nin savunması hukuken geçersizdir.
  4. D
    X Devleti'nin müdahalesi bir 'insani müdahale' niteliğinde olduğu için, Y Devleti'nin iç hukuk düzenlemeleri uluslararası sorumluluğun ileri sürülmesine engel teşkil etmez.
  5. E
    Y Devleti'nin savunması yerindedir; çünkü bir devletin sorumluluğunun ileri sürülebilmesi için öncelikle 'zararın kesinleşmiş olması' ve bunun da ancak nihai yargı kararıyla kanıtlanması gerekir.

Answer

Konsolosluk yardımı ve vatandaşla iletişim kurma hakkının, diplomatik korumadan farklı olarak doğrudan devletin hakkı olduğu ve iç hukuk yollarının tüketilmesine bağlı olmadığı ifadesi doğrudur.
Uluslararası hukukta iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı, bir devletin vatandaşına verilen zarar nedeniyle 'dolaylı' olarak zarar gördüğü ve diplomatik koruma işlettiği hallerde uygulanır. Ancak konsolosluk görevlilerinin vatandaşlarıyla iletişim kurma ve onlara yardım etme hakkı (1963 Viyana Sözleşmesi m. 36), doğrudan gönderen devlete ait bir haktır. Uluslararası Adalet Divanı'nın LaGrand ve Avena kararlarında belirttiği üzere, bu tür doğrudan hak ihlallerinde iç hukuk yollarının tüketilmesi bir ön şart değildir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki devlet müdahalesinin niteliğini saptayın.
Müdahale, bir vatandaşın uğradığı zararın tazmini (diplomatik koruma) değil, konsolosluk memurlarının vatandaşıyla görüşme hakkıdır (konsolosluk yardımı).
Diplomatik koruma dolaylı bir zarar durumuyken, konsolosluk erişimi doğrudan devletin hakkını da içerir.
2
İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının kapsamını analiz edin.
Bu kural, bir devletin kendi vatandaşının uğradığı 'dolaylı' zararlar için sorumluluk ileri sürdüğü durumlarda (diplomatik koruma) geçerlidir.
Devletin doğrudan kendi hakkının ihlal edildiği durumlarda (örneğin konsolosluk hakları) iç hukuk yollarının tüketilmesi aranmaz.
3
Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi (VİKİS) 36. maddesini uygulayın.
UAD (LaGrand ve Avena kararları), 36. maddenin hem devlete hem de bireye doğrudan haklar tanıdığını ve bu hakların ihlalinde iç hukuk yollarının tüketilmesi şartının aranmayacağını hükme bağlamıştır.
Konsolosluk bildirimi ve erişimi, yargılama sürecinin bir parçası değil, devletlerarası hukuki bir yükümlülüktür.

Key Concept

Doğrudan Zarar vs. Dolaylı Zarar Ayrımında İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Şartı
Rate this question