A ve B ülkeleri arasında, yalnızca resmi hükümet kanallarıyla değil, aynı zamanda ulusötesi teknoloji şirketleri, akademik konsorsiyumlar ve sivil toplum ağları üzerinden işleyen çok boyutlu bir ilişki ağı mevcuttur. Bu iki ülkenin dış politika gündeminde siber güvenlik, çevre ve veri ticareti gibi konular, geleneksel sınır güvenliği meseleleriyle eşit öneme sahip olmuş; aralarındaki olası bir krizde askeri güç kullanımı rasyonel ve caydırıcı bir politika seçeneği olmaktan çıkmıştır.
B ülkesinin, A ülkesine giden küresel fiber optik veri akışını ani bir kararla kısıtlaması sonucunda, A ülkesinin finansal piyasaları ilk haftalarda büyük bir sarsıntı yaşamıştır. Ancak A ülkesi, sahip olduğu gelişmiş uydu interneti altyapısını hızla devreye sokarak ve uluslararası pazardaki diğer aktörlerle alternatif veri yönlendirme protokolleri oluşturarak kısa süre içinde bu krizin yıkıcı yapısal maliyetlerinden kurtulmuştur.
Robert Keohane ve Joseph Nye'ın Karşılıklı Bağımlılık Liberalizmi (Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık) kuramına göre, A ülkesinin yaşadığı bu süreç en doğru biçimde aşağıdakilerden hangisiyle analiz edilebilir?
- A ülkesi dış şoka karşı ilk etapta yüksek bir duyarlılık (sensitivity) göstermiş olsa da, süreci yönetip alternatif politikalar geliştirebilme kapasitesi sayesinde düşük bir kırılganlık (vulnerability) sergilemiştir.Answer
- BA ülkesinin piyasalarının başlangıçta sarsılması duyarlılığının düşük olduğuna, krizin yapısal etkilerini daha sonra bertaraf etmesi ise sisteme karşı kırılganlığının yüksek olduğuna işaret etmektedir.
- CBu süreç, uluslararası ilişkilerde karşılıklı bağımlılık ağları ne kadar güçlü olursa olsun devletlerin mutlak faydadan ziyade diğerlerine karşı elde ettikleri nispi (göreli) kazançları öncelediklerini kanıtlamaktadır.
- Dİki ülke arasındaki ilişkilerde gündem hiyerarşisinin olmaması ve askeri gücün dışlanması, uluslararası sistemde devlet dışı aktörlerin tek belirleyici güç haline geldiğini ve devlet otoritesinin sona erdiğini gösterir.
- ETaraflar arasındaki krizin çatışmaya dönüşmeden aşılması, iki savaş arası dönemde egemen olan ve normatif idealleri temel alan evrensel ahlaki kuralların uluslararası ilişkileri kesin olarak şekillendirdiğini doğrular.