Question

Difficulty: Very hardİnşacılığın Doğuşu ve Temel Varsayımları

Uluslararası İlişkiler disiplininde 1980’lerin sonundan itibaren rasyonalist ana akım teorilere (Neorealizm ve Neoliberalizm) yönelik bir meydan okuma olarak doğan İnşacılık (Konstrüktivizm); uluslararası yapının sadece "maddi kapasitelerin dağılımı" değil, esasen aktörlerin birbirlerine yüklediği "sosyal anlamlar ve öznelerarası beklentiler" üzerine kurulu olduğunu savunur. Nicholas Onuf ve Friedrich Kratochwil gibi isimlerin vurguladığı "kurucu kurallar" (constitutive rules) yaklaşımı ve Alexander Wendt’in fail-yapı (agent-structure) kavramsallaştırması dikkate alındığında; İnşacıların, rasyonalist teorilerin hangi temel ontolojik varsayımını reddettiği söylenebilir?

  1. Devletlerin çıkar ve kimliklerinin toplumsal etkileşim süreçlerinden bağımsız, önceden belirlenmiş (verili) ve sabit değişkenler olduğu kabulünüAnswer
  2. B
    Uluslararası sistemin anarşik yapısının, devletlerin davranışlarını kaçınılmaz olarak hayatta kalma (survival) güdüsüne hapsettiği kabulünü
  3. C
    Uluslararası kurumların ve normların, rasyonel aktörlerin ortak çıkarlarını korumak için kullandığı dışsal ve düzenleyici (regulative) araçlar olduğu kabulünü
  4. D
    Sistemin yapısının, devletlerin askeri ve ekonomik güç kapasitelerinin toplamından oluşan maddi bir gerçeklik olduğu kabulünü
  5. E
    Anarşinin, uluslararası sistemde merkezi bir otoritenin yokluğu nedeniyle ortaya çıkan doğal ve hukuksal bir boşluk olduğu kabulünü

Answer

İnşacılık, rasyonalist teorilerin devletlerin çıkar ve kimliklerini toplumsal etkileşimden bağımsız, önceden belirlenmiş (verili/exogenous) ve sabit değişkenler olarak kabul eden atomistik/bireyselci ontolojisini reddederek; bunların toplumsal etkileşim içinde karşılıklı olarak inşa edildiği (co-constitution) holistik/toplumsal bir ontolojiyi savunur.
İnşacı yaklaşım, disiplindeki 'Üçüncü Tartışma' sürecinde rasyonalist teorilerin 'bireyselci/atomistik' ontolojisine en temel darbeyi; devletlerin kimlik ve çıkarlarının sisteme girmeden önce zaten var olduğu (verili/dışsal) kabulünü reddederek vurmuştur. Onlara göre kimlikler ve çıkarlar, öznelerarası etkileşim ve kurucu kurallar aracılığıyla sürekli olarak yeniden inşa edilen toplumsal gerçekliklerdir.

Step-by-Step Solution

1
Rasyonalist ana akım teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) temel ontolojik varsayımını analiz edin.
Bu teoriler devletleri, çıkarları ve kimlikleri sisteme girmeden önce 'verili' kabul edilen, rasyonel ve fayda maksimize eden atomistik aktörler olarak görür.
Bu durum rasyonalizmin 'çıkar odaklı' ve 'maddi kapasite' merkezli analizinin temelidir.
2
İnşacılığın (Konstrüktivizm) bu varsayıma getirdiği eleştiriyi değerlendirin.
İnşacılık, devletlerin kimliklerinin ve dolayısıyla çıkarlarının, diğer devletlerle olan 'öznelerarası' etkileşimleri sonucunda inşa edildiğini savunur.
Ontolojik olarak faillerin (devletler) ve yapının (uluslararası sistem) birbirinden bağımsız olmadığı, birbirini sürekli kurguladığı argümanına ulaşılır.
3
Onuf'un 'kurucu kurallar' (constitutive rules) ve Wendt'in 'sosyal yapı' kavramlarını sentezleyin.
Kuralların sadece davranışları düzenlemediği (regulative), aynı zamanda aktörlerin ne olduğunu ve ne istediğini belirlediği (constitutive) sonucuna varılır.
Rasyonalizmin 'dışsal kimlik' kabulü, İnşacılığın 'kurucu süreç' vurgusuyla doğrudan çelişir.

Key Concept

İnşacılığın (Konstrüktivizm) rasyonalizm eleştirisinin temelinde yatan 'fail-yapı' ilişkisi ve kimliklerin toplumsal inşası (ontolojik meydan okuma).
Estimated Time:3m 0s
Rate this question