Michel Foucault'nun 'bilgi-iktidar' kavramsallaştırması ve Jacques Derrida'nın 'metinsellik' vurgusundan ilham alan Richard Ashley gibi post-yapısalcı düşünürler, geleneksel teorilerin temel aldığı "anarşi" veya "egemenlik" gibi kavramların verili ve mutlak gerçeklikler olmadığını ileri sürerler. Bu düşünürlere göre geleneksel kuramlar, sadece var olan dünyayı açıklamakla kalmaz, aynı zamanda belirli bir siyasi düzeni meşrulaştırma işlevi de görür.
Buna göre, post-yapısalcı yaklaşıma göre uluslararası ilişkilerdeki bu tür kavramlar ve hakim "gerçeklikler" temel olarak aşağıdakilerden hangisi aracılığıyla inşa edilip sürdürülür?
- Belirli bir iktidar ilişkisini yansıtan ve ona hizmet eden dil ve söylem pratikleriAnswer
- BFail (ajan) ile yapının birbirini tek yönlü değil, eş zamanlı ve karşılıklı olarak kurduğu inşacı süreçler
- CBatı dışı toplumları ötekileştiren sömürgeci miras ve Avrupa-merkezci tarihsel yaklaşımlar
- DKüresel kapitalist sistemde merkez ve çevre ülkeler arasındaki eşitsiz ekonomik bağımlılık ilişkileri
- EKarar alıcı bireylerin algıları ile devlet ve sistem düzeyindeki nesnel olguların sentezlendiği nedensel analizler
Answer
Post-yapısalcı teoriye göre uluslararası gerçeklikler, iktidar ilişkilerini yansıtan dil ve söylem pratikleri aracılığıyla inşa edilir.
Post-yapısalcı uluslararası ilişkiler teorisi, pozitivistlerin nesnel gerçeklik varsayımını reddeder. Foucault'nun bilgi-iktidar teorisi ve Derrida'nın metinsellik kavramından hareketle; uluslararası politikadaki 'anarşi', 'güvenlik' veya 'egemenlik' gibi kavramların doğal ve evrensel gerçeklikler olmadığını, aksine belirli iktidar yapılarına hizmet eden egemen söylemler ve dil pratikleri tarafından kurgulandığını savunur. Doğru cevap, dil ve söylem pratiklerinin iktidar ilişkilerini yansıttığı ve gerçekliği inşa ettiği ifadesidir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Söylem ve Bilgi-İktidar İlişkisi