Uluslararası ilişkilerde "anarşi" kavramını nesnel ve değişmez bir gerçeklik olarak kabul eden geleneksel yaklaşımlara karşı çıkan Richard Ashley, anarşinin aslında devlet-merkezli egemenliği doğallaştıran ve hiyerarşileri gizleyen bir söylem olduğunu ileri sürer. Bu eleştirel duruş; Michel Foucault'nun "iktidar-bilgi" kavramsallaştırmasından ve Jacques Derrida'nın metinlerin nasıl dışlayıcı ikilikler (dikotomiler) kurduğuna odaklanan analizlerinden derinden etkilenmiştir. David Campbell'ın Amerikan dış politikasında "tehlike" ve "kimlik" kavramlarının nasıl karşılıklı inşa edildiğini incelediği çalışmaları da bu teorik geleneğin önemli örneklerindendir.
Buna göre, parçada temel düşünsel kökenleri verilen Post-yapısalcı (Post-modern) yaklaşımın, Uluslararası İlişkiler analizlerinde merkeze aldığı temel ontolojik ve metodolojik odak aşağıdakilerden hangisidir?
- ADevletlerin anarşi kültürleri içerisinde kendi çıkarlarını ve kimliklerini nasıl sosyal olarak inşa ettiklerini açıklayan ajan-yapı karşılıklı kuruluşu
- BDevlet elitlerinin belirli bir konuyu "söz eylemi" (speech act) aracılığıyla varoluşsal bir tehdit olarak sunarak olağanüstü güvenlik tedbirlerini meşrulaştırması
- Dilin, metinselliğin ve söylemlerin gerçekliği nasıl kurduğunu gösteren yapısöküm (deconstruction) ile kavramların tarihsel süreçte nasıl doğallaştırıldığını inceleyen soybilim (genealogy)Answer
- DBatı dışı toplumların bilgi üretim süreçlerindeki maduniyetine ve Avrupa-merkezci sömürgecilik mirasının uluslararası sistemdeki kültürel devamlılığına odaklanma
- EBirey, devlet ve sistem analiz düzeylerini birbirine entegre ederek, anarşik yapının rasyonel karar alıcılar üzerindeki nedensel etkilerini objektif olarak ölçme