Kuzey ve Güney devletleri, iki ülkenin sınırını aşarak denize dökülen bir nehrin sularının kullanımı ve korunmasına dair kapsamlı bir antlaşma metnini müzakere etmiş ve metin, her iki devletin tam yetkili temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Ancak Kuzey Devleti, kendi anayasası gereği mecliste yapılması gereken "onaylama" işlemini henüz tamamlamadan, nehrin kendi ülkesinde kalan bölümüne devasa bir baraj inşa ederek suyun Güney Devleti'ne geçişini tamamen kesmiş ve antlaşmanın temel amacını fiilen ortadan kaldırmıştır. Güney Devleti, bu ihlali uluslararası bir hakemlik (tahkim) mahkemesine taşımıştır.
Kuzey Devleti mahkemedeki savunmasında; antlaşmayı henüz iç hukukunda onaylamadığı için herhangi bir uluslararası yükümlülük altında olmadığını, ayrıca tanınmış uluslararası hukuk akademisyenlerinin (öğreti/doktrin) eserlerinde "devletin kendi topraklarındaki suları kesme hakkı olduğunun" yazıldığını ve bu bilimsel görüşlerin antlaşmalardan daha üstün asli bir hukuk kaynağı olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemenin yaptığı esastan incelemede ise, antlaşmanın gizli bir ek protokolünde bölgedeki belirli bir azınlık grubunun temel insan haklarına aykırı olarak zorla köleleştirilerek baraj inşaatında çalıştırılmasını öngören ve uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen emredici kurallara (jus cogens) açıkça aykırı hükümler bulunduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası antlaşmalar hukuku kuralları ve uluslararası hukukun genel ilkeleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- AHakemlik mahkemesinin yargılama sonucunda vereceği karar, uluslararası hukukta yalnızca taraflara yol gösteren ve tavsiye niteliği taşıyan bir uzlaştırma raporu hükmünde olacağından, antlaşmanın ihlali kesin ve bağlayıcı bir yaptırım doğurmaz.
- BKuzey Devleti'nin mahkemedeki savunması hukuken haklıdır, zira uluslararası hukuk doktrini ve tanınmış hukukçuların öğretileri, devletlerin onayıyla yürürlüğe giren antlaşmalarla eşdeğer bağlayıcılığa sahip asli ve öncelikli hukuk kaynaklarıdır.
- Temsilcilerin metni imzalaması antlaşmayı tam anlamıyla bağlayıcı kılıp yürürlüğe sokmasa da, onay aşamasına kadar devletin antlaşmanın konu ve amacını boşa çıkaracak fiillerden kaçınma yükümlülüğünü başlatır; ancak antlaşmanın emredici kurallara aykırı hükümler içermesi, onun en başından itibaren mutlak butlanla kesin hükümsüz olmasına yol açar.Answer
- DAntlaşmanın emredici kurallara aykırı olan gizli protokolü, yalnızca o ek maddenin iptal edilebilir (nispi butlan) olmasına neden olur; antlaşmanın su kullanımını düzenleyen diğer kısımları devletlerin karşılıklı rızasıyla geçerliliğini korumaya devam eder.
- Eİhtilafa konu olan nehir, Kuzey Devleti'nin kendi kara ülkesinden de geçtiği için tamamen ulusal su statüsündedir; dolayısıyla antlaşma usulüne uygun onaylansaydı dahi, devletin kendi ülkesindeki sular üzerindeki mutlak egemenlik hakkı hiçbir uluslararası rejimle sınırlandırılamazdı.