Uluslararası ilişkiler teorileri, uluslararası alanda çatışmaların çözümü ve barışın inşası süreçlerini farklı ontolojik varsayımlarla açıklar. Karl Deutsch'un önderliğini yaptığı Sosyolojik Liberalizm, devlet merkezli ve sadece resmi diplomasinin önemini vurgulayan geleneksel yaklaşımlara eleştirel bir perspektif getirir. Deutsch'a göre 'işlemselcilik' (transactionalism) kavramı merkeze alınarak; toplumlar arasındaki iletişim, sınır aşan ticaret, ağ yapıları ve insan hareketliliği gibi ulusötesi süreçlerin yoğunlaşmasıyla kalıcı barışın sağlandığı bütünleşik alanlar ortaya çıkar.
Buna göre, Sosyolojik Liberalizmin öngördüğü 'çoğulcu güvenlik topluluğu' (pluralistic security community) ile Neoliberal Kurumsalcılığın odaklandığı 'uluslararası rejimler' çerçevesindeki işbirliği modeli arasındaki temel ayrım noktası aşağıdakilerin hangisinde en doğru şekilde ifade edilmiştir?
- ANeoliberal kurumsalcılık anarşinin etkilerini hafifletmek için ortak normlara dayalı bir "uluslararası toplum" kurulması gerektiğini savunurken; sosyolojik liberalizm salt devletler arası güç etkileşimlerini ifade eden "uluslararası sistem" analizine odaklanır.
- BSosyolojik liberalizm devlet dışı etkileşimleri uluslararası sistem düzeyindeki güç hiyerarşisi üzerinden açıklarken; neoliberal kurumsalcılık karar vericilerin bireysel düzeydeki psikolojik inanç sistemlerini inceleyerek teorik çerçevesini oluşturur.
- Neoliberal kurumsalcılık işbirliğini devletlerin anarşik yapıda çıkarlarını maksimize etme çabasına bağlarken; sosyolojik liberalizm barışın temelini yoğun ulusötesi etkileşimler sonucu gelişen ortak kimlik ve "biz duygusu"na dayandırır.Answer
- DNeoliberal kurumsalcılık anarşik çevrede devletlerin öncelikle göreli kazanç (relative gains) peşinde koştuğunu ileri sürerken; sosyolojik liberalizm devletlerin işbirliğini sadece mutlak kazanç elde etme arzusu ile rasyonel bir temele oturtur.
- ENeoliberal kurumsalcılık karşılıklı bağımlılığın oluşmasında devlet dışı aktörlerin varlığını reddederken; sosyolojik liberalizm askeri gücün birincil önemini korumasını ve yüksek politikanın egemenliğini barışın temel koşulu sayar.