Klasik liberalizmin uluslararası ilişkiler teorisine temel katkılarından biri, 'anarşi' kavramını realistlerden ontolojik olarak daha farklı yorumlamasıdır. Bu teorik ayrışmanın kökeninde, Aydınlanma Çağı düşünürlerinin insan doğası ve 'doğa durumu' (state of nature) tasavvurlarına atfettikleri anlamlar yatar. Realist teorinin beslendiği Hobbesçu karamsarlığa karşı çıkarak; doğa durumunun mutlak bir savaş hali olmadığını, insanların aklın rehberliğinde ahlaki ilkelere uyabildiğini ve siyasi otoritenin (devletin) temel işlevinin 'yaşam, özgürlük ve mülkiyet' gibi evrensel hakları güvence altına almakla sınırlı olduğunu savunan yaklaşım, klasik liberalizmin işbirliği odaklı varsayımlarına zemin hazırlamıştır.
Buna göre, klasik liberalizmin uluslararası sistemi mutlak bir kaos olarak değil, rasyonel kurallarla düzenlenebilir bir alan olarak kurgulamasına doğrudan kaynaklık eden bu felsefi temel, aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?
- John Locke'un, bireylerin doğuştan sahip olduğu doğal hakları korumak amacıyla ortak rızaya dayalı bir toplumsal sözleşme inşa ettiklerini savunan teorisiAnswer
- BImmanuel Kant'ın, uluslararası anarşiyi tamamen ortadan kaldırmak için devletlerin egemenlik yetkilerini tek bir 'dünya hükümetine' devretmesi gerektiği tezi
- CNiccolò Machiavelli'nin, dış politikada devlet bekasını sağlamak adına evrensel ahlak kurallarının göz ardı edilerek salt güç mücadelesine odaklanılması gerektiği yaklaşımı
- DKenneth Waltz'un, devletlerin davranışlarını belirleyen temel unsurun insan doğası değil, uluslararası sistemin kendisindeki yapısal anarşi olduğu argümanı
- ERealist düşüncenin, devletler arası işbirliğinde mutlak refah artışından ziyade, daima 'göreli kazançların' (relative gains) önceliklendirilmesi gerektiği varsayımı