Liberalizm ve Neoliberalizm
366 questions
Robert Keohane'in neoliberal kurumsalcılık (kurumsal liberalizm) teorisinde, devletlerin anarşik bir sistemde rasyonel egoistler olarak hareket etmelerine rağmen neden kurumlar ve rejimler inşa ettiklerini açıklarken kullandığı "Piyasa Başarısızlığı" ( ) analojisi merkezi bir öneme sahiptir. Bu teorik perspektife göre; uluslararası kurumlar, rasyonel devletlerin birbirine güven duymasını engelleyen hangi yapısal ve mikro-ekonomik sorunu hafifleterek "mutlak kazanç" ( ) odaklı işbirliğini mümkün kılar?
Uluslararası ilişkiler disiplininin kurucu teorisi olan İdealizm (Ütopik Liberalizm); Dünya Savaşı'nın yıkımını, devletlerin gizli diplomasi ve güç dengesi politikalarına dayanan yanlış kurumsal yapılarına bağlar. Bu doğrultuda, ulusal düzeydeki barış ve düzenin uluslararası alanda da tesis edilebileceğini savunan 'yurt içi analoji' ( ) yaklaşımı uyarınca barışın korunması için önerilen temel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen "Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık" (Complex Interdependence) modeline göre; toplumlar arasındaki ilişkilerin sadece dışişleri bakanlıkları gibi resmi kanallarla sınırlı kalmayıp; çok uluslu şirketler, sivil toplum örgütleri ve farklı bürokratik birimler gibi çok çeşitli aktörleri içermesi aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde "Neo-Neo Tartışması" olarak bilinen süreçte, rasyonel devletlerin anarşik bir sistemde neden ve nasıl iş birliği yaptıkları sorgulanmaktadır. Bu tartışmada Neorealistler, iş birliğinin sadece bir devlet için fayda sağlamasının yeterli olmadığını; asıl meselenin diğer devletlerin bu süreçten daha fazla kazançlı çıkıp çıkmadığı olduğunu savunurlar. Buna göre, Neorealistlerin "kimin daha fazla kazandığına" yönelik bu hassasiyetini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde klasik liberalizmin felsefi ve tarihsel kökleri incelendiğinde, Hugo Grotius'un rasyonalist yaklaşımı belirleyici bir yere sahiptir. Grotius, Thomas Hobbes'un 'insanın doğuştan çatışmacı olduğu' yönündeki karamsar tasvirine karşı çıkarak, insanların ve dolayısıyla devletlerin bir 'toplumsallık dürtüsü' ( ) ile hareket ettiğini ileri sürmüştür. Buna göre, klasik liberal düşüncenin de temelini oluşturan bu yaklaşıma göre, merkezi bir otoritenin bulunmadığı uluslararası sistemde düzenin ve iş birliğinin mümkün olmasını sağlayan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyolojik Liberalizm (Plüralizm) yaklaşımı, uluslararası ilişkilerin sadece devletlerin resmi temsilcileri arasındaki temaslarla sınırlı olmadığını, aksine toplumlar arasındaki yoğun sosyal bağlardan oluştuğunu savunur. Bu yaklaşımın merkezinde yer alan "ulusötesi ilişkiler" kavramı, geleneksel devlet merkezli analizi genişletir.
Buna göre, Sosyolojik Liberalizm'e göre bir etkileşimin "ulusötesi" (transnational) olarak tanımlanabilmesi için gereken temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
İdealist (Ütopik Liberal) yaklaşıma göre savaş, insan doğasının değişmez bir parçası değil; aksine rasyonel olmayan siyasal yapıların, gizli diplomasinin ve yetersiz eğitimin bir ürünüdür. Bu doğrultuda, disiplinin kurucu yıllarında (İki Savaş Arası Dönem) barışın tesisi için devletler arası ilişkilerin güç politikalarından arındırılarak ahlaki ve hukuki bir zemine oturtulması hedeflenmiştir. Buna göre, İdealist düşünürlerin kalıcı bir dünya barışı için önerdikleri temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Keohane tarafından geliştirilen Neoliberal Kurumsalcılık yaklaşımında, uluslararası iş birliğinin önündeki engeller mikroekonomideki 'piyasa başarısızlığı' (market failure) kavramına benzetilir. Bu kuramsal çerçeveye göre, uluslararası rejimlerin ve kurumların temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde devletler, rasyonel aktörler olarak 'Mahkumlar Çıkmazı' (Prisoner's Dilemma) mantığıyla hareket ettiklerinde, ortak çıkarları olsa dahi hile yapılacağı korkusuyla işbirliğinden kaçınabilirler. Neoliberal kurumsalcılığa (Kurumsal Liberalizm) göre, uluslararası rejimlerin ve örgütlerin bu çıkmazı aşarak işbirliğini rasyonel devletler için sürdürülebilir kılmadaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Neoliberal kurumsalcılık, realizmin 'uluslararası sistem anarşiktir ve devletler kendi çıkarlarını düşünen rasyonel aktörlerdir' şeklindeki temel varsayımlarını kabul eder. Ancak neorealistlerin aksine, bu anarşik ortamda bile kalıcı işbirliğinin istisna değil, başarılabilir bir durum olduğunu ileri sürer. Buna göre, neoliberal kurumsalcılığın anarşi varsayımı altında işbirliğini mümkün görmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorilerinden Cumhuriyetçi Liberalizm kapsamında değerlendirilen ve Michael Doyle gibi düşünürlerin ampirik çalışmalarıyla literatürde önemli bir yer edinen "Demokratik Barış Teorisi", Immanuel Kant'ın "Ebedi Barış" eserindeki öngörülere dayanır. Buna göre, Demokratik Barış Teorisi'nin uluslararası sistemdeki devlet davranışlarına ve çatışma dinamiklerine ilişkin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
Kurumsal Liberalizm (Neoliberal Kurumsalcılık), uluslararası sistemin anarşik yapısını ve devletlerin rasyonel, bencil aktörler olduğu varsayımını Neorealizm ile paylaşmasına rağmen; anarşi altında bile kalıcı işbirliğinin mümkün olduğunu savunur.
Buna göre, Kurumsal Liberalizm'in devletlerin işbirliğine yönelme motivasyonunu ve bu süreci kolaylaştıran temel mekanizmayı açıklayışı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen "Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık" teorisi; toplumlar arası çoklu bağların (kanalların) varlığını, devletlerarası meselelerde katı bir hiyerarşinin bulunmadığını ve uluslararası uyuşmazlıklarda askeri gücün rolünün azaldığını varsayar. Yazarlar, devletlerin birbirlerine olan asimetrik bağımlılıklarını analiz ederken dışsal şoklara karşı verilen tepkileri iki temel kavrama ayırırlar.
Örneğin; X ülkesi, Y ülkesinden ithal ettiği enerji kaynaklarına büyük ölçüde dayanmaktadır. Y ülkesi enerji tedarikini aniden kestiğinde, X ülkesi kısa vadede ciddi bir üretim krizi yaşar. Ancak X ülkesi, katlanılabilir bir maliyetle hızla yeni tedarikçiler bularak ve yenilenebilir enerjiye geçiş yaparak politika değişikliğine gider. Sonuç olarak, uzun vadede kalıcı bir ekonomik yıkım yaşamadan bu süreci atlatır.
Bu senaryoya göre, X ülkesinin durumu Keohane ve Nye'ın kavramsal çerçevesi ile teorinin neorealizmden ayrıştığı noktalar bağlamında aşağıdakilerden hangisiyle en doğru şekilde açıklanır?
X ve Y ülkeleri, sınır aşan bir su havzasının kullanımı konusunda on yıllardır süren rekabeti sona erdirmek amacıyla 'Ortak Havza Yönetim Örgütü'nü kurmuşlardır. Bu örgüt, su tahsis kotalarını belirlemenin yanı sıra, tarafların su kullanımını uydu verileriyle izleme, ihlal durumunda kademeli yaptırımlar uygulama ve uyuşmazlıkları teknik kurullarda çözüme kavuşturma yetkileriyle donatılmıştır. İki devlet de egemenliklerinden resmi olarak taviz vermemiş ve uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun yapısı değişmemiştir.
Uluslararası ilişkiler disiplinindeki Kurumsal Liberalizm (Neoliberal Kurumsalcılık) yaklaşımı merkeze alındığında, bu örgütün taraflar arasındaki işbirliğini kalıcı kılması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
Uluslararası bir çevre zirvesinde bir araya gelen devletler, karbon salınımını azaltma konusunda ortak bir hedef belirlemiş ancak tarafların taahhütlerine uyup uymayacağından emin olamadıkları için bağlayıcı bir anlaşmaya varmakta zorlanmışlardır. Bu tıkanıklığı aşmak amacıyla, salınım verilerini düzenli olarak raporlayacak, taraflar arası şeffaflığı sağlayacak ve gelecekteki müzakere süreçlerini standartlaştıracak uluslararası bir kurum oluşturma kararı almışlardır.
Bu senaryodaki kurumsal mekanizmanın işlevi, Neoliberal Kurumsalcılık teorisi merceğinden değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?
Uluslararası ilişkiler disiplinindeki temel tartışmalardan biri, egemen güçlerin kendi menfaatlerini öncelediği bir ortamda düzenin nasıl sağlanacağıdır. Kurumsal liberalizm, devletlerin çıkarlarını maksimize etme peşinde koşan rasyonel aktörler olduğunu ve uluslararası sistemde merkezi bir otoritenin bulunmadığını kabul eder. Ancak bu zorlu koşullara rağmen, aktörler arasında kalıcı ve sürdürülebilir bir işbirliğinin gelişebileceğini ileri sürer.
Buna göre, kurumsal liberalizmin anarşi koşulları altında işbirliğini mümkün gören temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Aydınlanma çağı düşünürlerinden Immanuel Kant'ın 'Ebedi Barış' (Perpetual Peace) projesi ve John Locke'un 'doğa durumu' kavramsallaştırması, klasik liberalizmin uluslararası ilişkiler teorisindeki ontolojik temellerini oluşturur. Klasik realizmin uluslararası sistemi salt bir güç mücadelesi ve 'herkesin herkese karşı savaşı' olarak gören karamsar anarşi tasavvuruna karşı çıkan bu yaklaşım, insan aklına ve aktörlerin ilerlemeci kapasitesine (ilerleme inancı) vurgu yapar.
Bu teorik kökenler dikkate alındığında, klasik liberalizmin uluslararası sistemde kalıcı barışın tesisine yönelik temel teorik öngörüsü aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde ifade edilmiştir?
Günümüzde çevre krizleri veya küresel salgınlar gibi konularda devletler, merkezi bir otoritenin zorlaması olmamasına rağmen uluslararası örgütlerin şemsiyesi altında bir araya gelmektedir. Bu durumu inceleyen bir teori, devletlerin rasyonel ve bencil aktörler olduğunu reddetmez; ancak kurulan uluslararası rejimlerin taraflar arasındaki bilgi akışını düzenleyerek ve belirsizlikleri ortadan kaldırarak güven yarattığını savunur. Böylece her bir devlet, diğerlerinin kendisinden daha kârlı çıkıp çıkmadığına bakmaksızın işbirliği sayesinde kendi kazanımını maksimize etmeye yoğunlaşır.
Buna göre, uluslararası işbirliğini bu şekilde açıklayan uluslararası ilişkiler teorisi ve benimsediği kazanç yaklaşımı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Klasik liberalizm, Aydınlanma Çağı'nın insan aklına ve ilerlemeye (progress) duyduğu inançtan beslenerek, uluslararası ilişkilerde çatışmanın kaçınılmaz bir kader olmadığını savunur. Bu geleneğin temel taşlarından biri, John Locke'un doğa durumunda dahi aklın ve doğal yasaların rehberliğinde bir düzenin mümkün olabileceği fikridir. Bu iyimser temeli uluslararası sisteme taşıyan Immanuel Kant ise 'Ebedi Barış' (Perpetual Peace) adlı eserinde, anarşik yapının yıkıcı etkilerinin belirli hukuki ve siyasi ilkelerle aşılabileceğini öne sürmüştür.
Buna göre, Kant'ın kalıcı barışın tesisi için ortaya koyduğu 'kesin maddeler' (definitive articles) çerçevesinde, ebedi barışın sağlanmasının temel şartlarından biri aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası bir çevre sözleşmesi müzakerelerinde, X ve Y devletleri karbon emisyonlarını azaltmak ve yeşil teknoloji transferi sağlamak üzere kapsamlı bir mekanizma kurmak üzeredir. Anlaşma, her iki devlete de ciddi ekonomik ve ekolojik faydalar sağlayacak potansiyele sahiptir. Ancak X devleti, söz konusu mekanizmanın Y devletinin sanayi altyapısına asimetrik bir teknolojik avantaj sağlayacağını ve bu durumun uzun vadede Y'nin ekonomik ve dolaylı olarak askeri kapasitesini artırarak mevcut güç dengesini kendi aleyhine bozacağını hesaplayarak anlaşmayı imzalamaktan son anda vazgeçmiştir. Buna göre, neo-neo tartışması (neorealizm-neoliberalizm) bağlamında, X devletinin bu davranışı ve teorilerin bu duruma yaklaşımı hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?