İnterstisyel sıvı basıncı () normalde yaklaşık mmHg düzeyindedir ve bu negatif basınç, doku aralığındaki sıvının proteoglikan filamentler tarafından oluşturulan bir 'jel matriksi' içinde tutulmasını sağlar. Ancak, Starling kuvvetlerindeki dengesizlik sonucu interstisyel sıvı hacmi arttıkça yükselir. Basıncın mmHg eşiğini aşarak pozitif değerlere ulaşmasıyla birlikte mikrosirkülasyon dinamiklerinde dramatik bir değişim gözlenir.
Buna göre, interstisyel basıncın pozitif değerlere geçmesiyle birlikte klinik olarak 'gode bırakan ödem' (pitting edema) gelişmesine neden olan temel biyofiziksel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
- Aİnterstisyel jel matriksindeki proteoglikan filamentlerin yoğunluğunun artarak doku kompliyansını azaltması
- BLenfatik damarların 'tutunma lifleri' (anchoring filaments) aracılığıyla aşırı gerilerek lümenlerinin kapanması
- Doku aralığındaki sıvının proteoglikan ağından bağımsız, hareketli 'serbest sıvı' cepleri halinde birikmeye başlamasıAnswer
- Dİnterstisyel kolloid ozmotik basıncın, protein 'washout' mekanizması nedeniyle plazma kolloid ozmotik basıncını aşması
- EKapiller hidrostatik basıncın (), doku kompliyansındaki artışa paralel olarak lineer şekilde azalması
Answer
Doku aralığındaki sıvının proteoglikan ağından bağımsız, hareketli 'serbest sıvı' cepleri halinde birikmeye başlaması
İnterstisyel basınç negatif değerdeyken, sıvı proteoglikan filamentlerin oluşturduğu jel matriksinde tutulur. Basınç mmHg üzerine çıktığında, doku kompliyansı aniden artar ve sıvı artık jelin içinde değil, filamentler arasında 'serbest sıvı' cepleri şeklinde birikir. Bu serbest sıvı hareketli olduğu için üzerine basıldığında doku içinde yer değiştirir ve 'gode' (çukur) oluşturur.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İnterstisyel Kompliyans ve Serbest Sıvı Oluşumu