Moleküler Biyoloji

173 questions

Question 101Question →

Prokaryotik hücrelerde protein sentezi (translasyon) süreci, bu süreçte görev alan faktörler ve süreci inhibe eden ajanlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Linezolid, 50S alt birimindeki 23S rRNA'ya bağlanarak 70S inisiyasyon kompleksinin oluşumunu inhibe eder.

Answer

Linezolid'in 50S alt birimine bağlanarak 70S inisiyasyon kompleksinin oluşumunu engellemesi doğru bir ifadedir.
Linezolid, oksazolidinon sınıfı bir antibiyotik olup 50S ribozomal alt biriminin 23S rRNA kısmına bağlanır. Bu bağlanma, 30S inisiyasyon kompleksinin 50S alt birimi ile birleşerek fonksiyonel 70S kompleksini oluşturmasını fiziksel olarak engeller. Bu, protein sentezinin en erken aşamalarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Prokaryotik inisiyasyon faktörlerinin (IF) rollerini ve bağlandıkları bölgeleri analiz et.
IF-1 ve IF-3 30S alt birimine bağlanır; IF-2 ise GTP bağımlı olarak fMet-tRNA'yı getirir.
İnisiyasyonun doğru gerçekleşmesi için alt birimlerin ayrık kalması ve uygun enerji kaynağının (GTP) kullanılması gerekir.
2
mRNA-ribozom etkileşimini (Shine-Dalgarno) değerlendir.
Shine-Dalgarno dizisi, 30S alt birimindeki 16S rRNA ile baz eşleşmesi yapar.
Bu etkileşim, başlatıcı kodonun (AUG) P bölgesine doğru şekilde yerleşmesini sağlar.
3
Antibiyotik mekanizmalarını karşılaştır.
Linezolid, 50S alt birimine bağlanarak 30S kompleksinin 50S ile birleşip 70S oluşturmasını engeller.
Bu mekanizma, çoğu antibiyotiğin elongasyon (uzama) evresini etkilemesinden farklı olarak inisiyasyon evresine özgüdür.

Key Concept

Prokaryotik translasyon inisiyasyonu ve Linezolid etki mekanizması

Practice More

Ökaryotik translasyon inisiyasyonunda görev alan eIF-2'nin fosforilasyon ile düzenlenmesi ve eIF-2B'nin (GEF) rolünü inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 102Question →

Ökaryotik hücrelerde nükleozom organizasyonu, gen ekspresyonunun kontrolünde dinamik bir rol oynar. Bu süreçte histon proteinlerinin amino-terminal uçlarındaki lizin kalıntıları, histon asetiltransferaz (HAT) enzimleri tarafından asetillenerek kromatin yapısının gevşemesine (ökromatin) ve transkripsiyonel aktiviteye izin verir.

Histon lizin kalıntılarının asetillenmesi sonucu DNA-protein etkileşiminin zayıflamasının altında yatan temel biyokimyasal değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lizin yan zincirindeki amino grubunun pozitif yükünün nötralize edilerek negatif yüklü DNA fosfat omurgasına olan ilginin azalması

Answer

Lizin yan zincirindeki amino grubunun pozitif yükünün nötralize edilerek negatif yüklü DNA fosfat omurgasına olan ilginin azalması
Lizin yan zincirindeki amino grubunun pozitif yükünün nötralize edilerek negatif yüklü DNA fosfat omurgasına olan ilginin azalması seçeneği doğrudur. Çünkü fizyolojik pHpH'da lizin amino grupları pozitif yüklüdür ve DNA'nın negatif yüklü fosfat omurgasıyla güçlü elektrostatik bağlar kurar. Asetilasyon bu pozitif yükü ortadan kaldırarak çekimi zayıflatır ve kromatinin gevşemesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Histonların ve DNA'nın yük durumunu analiz etme
Histonlar bazik amino asitlerce (Lizin, Arjinin) zengin olup pozitif yüklüdür; DNA ise fosfat grupları nedeniyle negatif yüklüdür.
Etkileşimin doğasını (elektrostatik çekim) anlamak için temel bileşenlerin yükleri bilinmelidir.
2
Asetilasyon işleminin kimyasal sonucunu belirleme
Lizin yan zincirindeki −NH3+-\text{NH}_3^+ grubu, asetil grubu (−COCH3-\text{COCH}_3) eklenmesiyle yüksüz bir amit grubuna dönüşür.
Modifikasyonun amino asit yan zinciri üzerindeki net etkisini görmek gerekir.
3
Yük değişiminin DNA etkileşimi üzerindeki etkisini yorumlama
Pozitif yükün kaybı (nötralizasyon), negatif yüklü DNA fosfat omurgasına olan afiniteyi azaltır.
Afinitenin azalması, DNA'nın histonlardan gevşemesini ve transkripsiyon faktörlerinin DNA'ya erişimini açıklar.

Key Concept

Nükleozomlarda histon kuyruğu asetilasyonu ve elektrostatik yük etkileşimi

Practice More

Histon deasetilaz (HDAC) enzimlerinin etkisini ve heterokromatin oluşumundaki rolünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 103Question →

Hücre döngüsü denetim noktalarında (checkpoints) görev alan bir regülatör protein, DNA hasarı varlığında p53p53 tarafından transkripsiyonel olarak indüklenir. Bu protein, G1/SG_1/S ve SS fazı geçişlerinde kritik rol oynayan Siklin−CDKSiklin-CDK komplekslerini (özellikle SiklinE−CDK2Siklin E-CDK2) inhibe etmesinin yanı sıra, DNA replikasyon çatalında DNA polimerazın "kayan kıskaç" (slidingsliding clampclamp) proteini olan PCNA (ProliferatingProliferating CellCell NuclearNuclear AntigenAntigen) ile doğrudan etkileşime girerek DNA elongasyonunu baskılar. Hem bir Cdk-inhibitörü (CKI) olarak görev yapan hem de PCNA üzerinden DNA replikasyonunu doğrudan durdurabilen bu protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: p21p21 (WAF1/Cip1WAF1/Cip1)

Answer

p21p21 (WAF1/Cip1WAF1/Cip1) proteini, p53p53 aracılı hücre döngüsü durdurulmasında hem Siklin−CDKSiklin-CDK inhibisyonu hem de PCNA bağlanması yoluyla çift yönlü kontrol sağlar.
Doğru cevap olan p21p21 (WAF1/Cip1WAF1/Cip1), p53p53 proteininin en önemli transkripsiyonel hedefidir. p21p21 proteini, geniş spektrumlu bir Cdk-inhibitörüdür ve özellikle SiklinE−CDK2Siklin E-CDK2 kompleksini baskılayarak G1/SG_1/S geçişini durdurur. Ayrıca, DNA polimeraz delta ve epsilon'un processivitesini (sürekliliğini) sağlayan PCNA proteinine doğrudan bağlanarak DNA sentezini (elongasyon) durdurma yeteneğine sahiptir. Bu özellik, onu diğer CKI'lardan ayıran kritik bir farktır.

Step-by-Step Solution

1
DNA hasarı sonrası sinyal iletimini belirle.
DNA hasarı (özellikle çift zincir kırıkları), ATM/ATRATM/ATR kinazlar üzerinden p53p53 proteinini fosforile ederek aktive eder.
Hücrenin hasarlı DNA ile bölünmeye devam etmesini önlemek için kontrol mekanizmaları devreye girmelidir.
2
p53p53'ün transkripsiyonel hedefini tanımla.
Aktif p53p53, bir Cdk-inhibitörü (CKI) olan p21p21 (WAF1/Cip1WAF1/Cip1) geninin transkripsiyonunu başlatır.
p21p21, hücre döngüsünü G1G_1 fazında durdurmak için gerekli olan ana efektör proteindir.
3
p21p21 proteininin moleküler etkileşimlerini analiz et.
p21p21, amino terminali ile Siklin−CDKSiklin-CDK komplekslerini inhibe ederken, karboksi terminali ile PCNA'ya bağlanır.
Bu çift fonksiyonlu yapı, hem hücre döngüsü ilerlemesini durdurur hem de hali hazırda başlamış olan DNA replikasyonunu PCNA üzerinden fiziksel olarak bloke eder.

Key Concept

p21p21'in çift fonksiyonlu rolü: Cdk inhibisyonu ve PCNA etkileşimi.

Practice More

p21'in yokluğunda p53 mutasyonlarının hücre döngüsü ve DNA tamiri üzerindeki etkilerini (örn. Li-Fraumeni sendromu) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 104Question →

Nükleotid eksizyon tamiri (NER) mekanizması; genomun tamamında işleyen 'Global Genom Tamiri' (GGR) ve aktif olarak transkripte edilen genlerdeki hasarları hızla onarmak üzere özelleşmiş 'Transkripsiyonla İlişkili Tamir' (Transcription-Coupled Repair - TCR) olmak üzere iki alt yolağa sahiptir. TCR yolağında görevli proteinlerdeki defekt sonucu gelişen, nörolojik dejenerasyon, gelişme geriliği ve erken yaşlanma ile karakterize olan klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cockayne sendromu

Answer

Transkripsiyonla ilişkili tamir (TCR) yolağındaki defektler Cockayne sendromuna yol açar.
Doğru cevap Cockayne sendromudur. Transkripsiyonla ilişkili tamir (TCR), nükleotid eksizyon tamirinin (NER) bir koludur ve RNA polimerazın bir hasar bölgesinde takılmasıyla CSA ve CSB proteinleri aracılığıyla başlatılır. Bu proteinlerdeki mutasyonlar Cockayne sendromuna (cücelik, ışığa duyarlılık, nörolojik dejenerasyon) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
NER yolağının alt tiplerini belirle.
NER; Global Genom Tamiri (GGR) ve Transkripsiyonla İlişkili Tamir (TCR) olarak ikiye ayrılır.
Soru spesifik olarak TCR yolağındaki defekti sormaktadır.
2
TCR mekanizmasının tetikleyici faktörünü hatırla.
TCR, aktif transkripsiyon sırasında RNA polimerazın bir DNA hasarına (örneğin pirimidin dimeri) çarpıp duraksamasıyla tetiklenir.
Hücrenin en önemli genlerini öncelikli onarma stratejisidir.
3
Klinik sendrom eşleştirmesi yap.
CSA ve CSB proteinleri bu duraksamış polimerazı tanır. Bu proteinlerin eksikliği Cockayne sendromuna neden olur.
TCR defektleri nörolojik bulgular ve erken yaşlanma (progeria) ile karakterizedir.

Key Concept

Nükleotid Eksizyon Tamiri (NER) alt yolağı olan TCR ve klinik korelasyonu (Cockayne Sendromu).
Question 105Question →

Prokaryotik hücrelerde DNA replikasyonu sırasında, replikasyon çatalında yeni DNA zincirlerinin büyük bir kısmının sentezinden sorumlu olan ve yüksek işlem yeteneğine (prosessivite) sahip temel replikasyon enzimi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: DNA polimeraz III

Answer

Prokaryotlarda DNA replikasyonundan sorumlu temel enzim DNA polimeraz III'tür.
DNA polimeraz III, prokaryotlarda (örneğin E. coli) replikasyonun asıl yükünü üstlenen, yüksek prosessiviteye sahip ve sentez hızı en yüksek olan temel enzimdir. Replikasyon çatalında her iki zincirin sentezinde de başrol oynar.

Step-by-Step Solution

1
Prokaryotik DNA polimerazların türlerini ve temel görevlerini hatırla.
Prokaryotlarda Pol I, II ve III olmak üzere üç temel DNA polimeraz bulunur.
Soruda istenen spesifik işlevin hangi polimeraza ait olduğunu belirlemek için görev dağılımını bilmek gerekir.
2
Replikasyon çatalındaki ana sentez işlevini yürüten enzimi belirle.
DNA polimeraz III, hem kesintisiz hem de kesintili zincirde nükleotid eklenmesinden sorumlu birincil enzimdir.
Yüksek prosessivite (zincirden ayrılmadan uzun süre sentez yapabilme) özelliği bu enzimi ana replikasyon enzimi yapar.
3
Diğer seçeneklerin neden ana enzim olmadığını analiz et.
Pol I primer uzaklaştırır, Pol II tamir yapar, Pol α\alpha ise ökaryotiktir.
Görev ve organizma farkları üzerinden doğru sonuca ulaşılır.

Key Concept

Prokaryotik DNA polimerazların görev dağılımı ve Pol III'ün ana replikasyon rolü.

Hints

1
Bu enzim, prokaryotlarda replikasyon çatalının 'asıl işçisi' olarak bilinir.
2
Romen rakamıyla adlandırılan bu enzim, yüksek hızda DNA sentezleme kapasitesine sahiptir.
3
Ökaryotlardaki karşılığı DNA polimeraz δ\delta ve ϵ\epsilon olan bu enzim, DNA polimeraz III'tür.

Practice More

Prokaryotik ve ökaryotik DNA polimerazların karşılaştırmalı bir tablosunu inceleyerek görevlerini pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 106Question →

Hücresel stres koşullarında (amino asit açlığı, viral enfeksiyon veya katlanmamış protein yanıtı gibi), spesifik kinazlar tarafından ökaryotik başlatma faktörü 22'nin alfa alt biriminin (eIF2αeIF2\alpha) Serin 5151 pozisyonundan fosforillenmesi, global protein sentezini hızla durdurur.

eIF2αeIF2\alpha fosforilasyonunun bu süreçteki temel moleküler mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Guanin nükleotid değişim faktörü (GEFGEF) olan eIF2BeIF2B molekülünü yüksek afinite ile bağlayarak sekestre etmesi

Answer

Fosforillenmiş eIF2αeIF2\alpha, guanin nükleotid değişim faktörü olan eIF2BeIF2B molekülünü yüksek afinite ile bağlayarak sekestre eder.
Protein sentezinin başlatılmasında eIF2−GTPeIF2-GTP formu kritik bir rol oynar. Her başlatma döngüsü sonunda GTPGTP hidroliz edilir ve eIF2−GDPeIF2-GDP oluşur. Bu GDPGDP'nin tekrar GTPGTP ile yer değiştirmesi için eIF2BeIF2B (GEFGEF) gereklidir. Hücresel stres anında aktive olan kinazlar eIF2αeIF2\alpha'yı fosforillediğinde, bu molekül eIF2BeIF2B'ye çok sıkı bağlanarak onu hapseder. Hücrede eIF2BeIF2B miktarı eIF2eIF2 miktarından çok daha az olduğu için, eIF2eIF2'nin küçük bir kısmının bile fosforillenmesi tüm eIF2BeIF2B havuzunu kurutarak protein sentezini global olarak durdurur.

Step-by-Step Solution

1
eIF2eIF2'nin normal döngüsünü analiz edin.
eIF2−GTPeIF2-GTP, başlatıcı tRNAtRNA'yı ribozoma taşır ve işlem sonunda eIF2−GDPeIF2-GDP formuna dönüşür.
Yeni bir başlatma döngüsü için GDPGDP'nin GTPGTP ile yer değiştirmesi gerekir.
2
eIF2BeIF2B faktörünün rolünü belirleyin.
eIF2BeIF2B, bir guanin nükleotid değişim faktörü (GEFGEF) olarak çalışır.
eIF2−GDPeIF2-GDP formundan GDPGDP'nin ayrılmasını ve GTPGTP bağlanmasını katalizler.
3
Fosforilasyonun etkisini değerlendirin.
eIF2αeIF2\alpha fosforillendiğinde, eIF2BeIF2B'ye olan afinitesi yaklaşık 100100 kat artar.
Bu durum eIF2BeIF2B'nin fosforillenmiş eIF2eIF2 tarafından 'tuzaklanmasına' (sequestrationsequestration) yol açar.
4
Sonucu belirleyin.
eIF2BeIF2B hücrede sınırlı miktardadır; sekestre edilmesi eIF2−GTPeIF2-GTP rejenerasyonunu durdurur.
eIF2−GTPeIF2-GTP kalmadığı için protein sentezi başlatılamaz.

Key Concept

Entegre Stres Yanıtı (IntegratedIntegrated StressStress ResponseResponse) ve eIF2BeIF2B sekestrasyonu

Practice More

İnhibitör etkili difteri toksini ve ekzotoksin A'nın hedef aldığı elongasyon faktörü eEF2eEF2 üzerindeki difthamiddifthamid modifikasyonunu inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 107Question →

Ökaryotik hücrelerde gerçekleşen protein sentezi (translasyon) mekanizması ve bu süreci etkileyen faktörlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Difteri toksini, ökaryotik elongasyon faktörü 2’yi (eEF−2eEF-2) ADPADP-ribozilleyerek translokasyon basamağını inhibe eder.

Answer

Ökaryotik elongasyon faktörü 2'nin (eEF−2eEF-2) difteri toksini tarafından ADPADP-ribozillenerek inhibe edilmesi doğru bir ifadedir.
Ökaryotik hücrelerde protein sentezinin uzama (elongasyon) evresinde görev alan eEF−2eEF-2 faktörü, ribozomun bir sonraki kodona kaymasını (translokasyon) sağlar. Difteri toksini ve *Pseudomonas* eksotoksini A, bu faktörü ADPADP-ribozilasyonu ile inaktive ederek protein sentezini durdurur.

Step-by-Step Solution

1
Aktivasyon enerjisinin değerlendirilmesi
Amino asit + ATPATP + tRNA→tRNA \rightarrow Aminoasil-tRNAtRNA + AMPAMP + PPiPP_i reaksiyonu gerçekleşir.
Bu basamakta ATPATP'nin iki yüksek enerjili bağı harcanır.
2
Terminasyon mekanizmasının analizi
Durdurucu kodonlar (Stop kodonları) protein kodlamaz ve tRNAtRNA tarafından tanınmaz.
Salınım faktörleri (Release Factors) süreci sonlandırır.
3
İnhibitör etkisinin incelenmesi
Difteri toksini, eEF−2eEF-2 faktörünü modifiye ederek ribozomun translokasyon (kayma) yeteneğini bozar.
Bu, ökaryotik protein sentezinin elongasyon evresini spesifik olarak durdurur.

Key Concept

Ökaryotik translasyonun elongasyon evresi, enerji gereksinimleri ve toksinler (Difteri toksini) aracılığıyla inhibisyonu.
Question 108Question →

Nükleer reseptör süperailesi üyeleri, ökaryotik hücrelerde gen ifadesinin ligand bağımlı kontrolünde kritik rol oynarlar. Bu reseptörlerden Tip II nükleer reseptörlerin (örneğin tiroid hormon reseptörü), Tip I nükleer reseptörlerden (örneğin glukokortikoid reseptörü) farklı olarak ligand yokluğunda hedef gen transkripsiyonunu aktif olarak baskıladığı bilinmektedir.

Buna göre, Tip II nükleer reseptörlerin ligand yokluğundaki bu baskılayıcı etkisi temel olarak hangi mekanizma ile gerçekleşir?

Show answer & explanation

Answer: Reseptörün DNADNA'ya bağlı haldeyken korepresör kompleksleri aracılığıyla histon deasetilaz (HDACHDAC) aktivitesini bölgeye çekmesi

Answer

Tip II nükleer reseptörler ligand yokluğunda DNA'ya bağlı haldeyken korepresörler üzerinden histon deasetilaz (HDAC) aktivitesini uyararak gen ifadesini baskılarlar.
Doğru seçenek, Tip II reseptörlerin ligand yokluğunda DNA'ya bağlı kalarak korepresörler ve HDAC aktivitesi üzerinden kromatin yapısını sıkılaştırdığını belirtmektedir. Bu, nükleer reseptör sinyalizasyonunda Tip I (ligand bağımlı nükleer giriş) ve Tip II (ligand bağımlı transaktivasyon/de-represyon) arasındaki temel fonksiyonel farktır.

Step-by-Step Solution

1
Tip II nükleer reseptörlerin (Tiroid hormon, Retinoik asit, Vitamin D reseptörleri) hücresel konumunu belirleyin.
Bu reseptörler ligand varlığından bağımsız olarak çekirdek içinde bulunurlar.
Tip I reseptörlerin aksine sitozolde ısı şoku proteinlerine bağlı değildirler.
2
Ligand yokluğunda bu reseptörlerin DNA ile etkileşimini analiz edin.
Ligand yokken bile DNA üzerindeki Hormon Yanıt Elemanlarına (HRE) genellikle RXR ile heterodimer yaparak bağlı kalırlar.
Bu reseptörlerin yapısal özelliği ligand bağlamadan da DNA'ya afinite göstermeleridir.
3
Ligand yokluğunda transkripsiyonun neden gerçekleşmediğini veya aktif olarak nasıl baskılandığını saptayın.
Reseptör, korepresör proteinleri (örneğin NCoR, SMRT) bağlar; bu proteinler de bölgeye HDAC enzimlerini toplar.
HDAC aktivitesi histonlardaki asetil gruplarını uzaklaştırarak kromatinin kapalı hale gelmesine ve transkripsiyonun durmasına neden olur.

Key Concept

Tip II Nükleer Reseptörlerin Ligand Yokluğundaki Aktif Represyon Mekanizması (HDAC Aracılığıyla)
Question 109Question →

Hücre döngüsünün denetlenmesinde görev alan p27Kip1p27^{Kip1} (CDKN1BCDKN1B) proteini, özellikle G1/S geçişinde kritik bir inhibitördür. Kanser hücrelerinde p27Kip1p27^{Kip1} seviyelerinin düşük olması sıklıkla genetik mutasyonlardan ziyade proteinin kontrolsüz yıkımıyla ilişkilidir. Bu proteinin biyokimyasal regülasyonu ve fonksiyonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hücrenin S fazına ilerleyebilmesi için p27Kip1p27^{Kip1}'in CDK2CDK2 tarafından fosforillenmesi ve SCFSkp2SCF^{Skp2} ubiquitin ligaz kompleksi aracılığıyla proteazomlarda yıkılması gerekir.

Answer

Hücrenin S fazına girmesi için p27Kip1p27^{Kip1} proteininin CDK2CDK2 tarafından fosforillenip SCFSkp2SCF^{Skp2} aracılığıyla proteazomal yıkıma uğraması gerekir.
Doğru ifade, p27'nin hücre döngüsünü ilerletmek için CDK2CDK2 tarafından fosforillenmesi ve ardından SCFSkp2SCF^{Skp2} kompleksi aracılığıyla ubikutinlenerek proteazomlarda yıkılması gerektiğini belirten seçenektir. Bu biyokimyasal döngü, G1/S geçişinin moleküler saatini belirleyen en kritik olaylardan biridir.

Step-by-Step Solution

1
p27Kip1p27^{Kip1} inhibitörünün hedef kompleksini belirle.
p27Kip1p27^{Kip1}, özellikle CyclinE−CDK2Cyclin E-CDK2 kompleksini inhibe ederek hücreyi G1 fazında tutar.
S fazına geçiş için CDK2CDK2 aktivitesinin serbest kalması gerekir.
2
Proteinin inaktivasyon ve yıkım mekanizmasını analiz et.
CDK2CDK2, p27'yi Thr187Thr187 pozisyonunda fosforiller. Bu fosforilasyon, SCFSkp2SCF^{Skp2} ubiquitin ligazının p27'ye bağlanmasını sağlar.
Ubikutinlenme, proteinin 26S proteazomunda yıkılması için gerekli etikettir.
3
Kanser biyokimyasındaki önemini değerlendir.
Kanserlerde Skp2Skp2 aşırı ifadesi (onkogen) sonucu p27 (tümör supresör) aşırı yıkılır ve hücre döngüsü kontrolsüz ilerler.
Hücre döngüsü denetim noktalarının kaybı malign transformasyonun temelidir.

Key Concept

Hücre döngüsü CKI regülasyonunda proteazomal yıkım mekanizması

Alternative Method

CKI ailelerini (INK4 vs CIP/KIP) ve bunların p53 bağımlılığını (p21 evet, p27 hayır) hatırlayarak eleme yöntemi uygulanabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 110Question →

Moleküler biyoloji laboratuvarında çalışan bir biyokimyacı, bir hastadan alınan kas biyopsisi örneğinde distrofin proteininin varlığını ve moleküler ağırlığını değerlendirmek amacıyla Western Blot yöntemini tercih etmiştir.

Bu yöntemle ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Spesifik proteini tanımak ve belirlemek amacıyla primer ve sekonder antikorlardan yararlanılır.

Answer

Spesifik proteini tanımak ve belirlemek amacıyla primer ve sekonder antikorlardan yararlanılması doğrudur.
Doğru ifade, spesifik proteini tanımak amacıyla primer ve sekonder antikorların kullanılmasıdır. Western Blot (immünoblot), proteinlerin elektroforetik olarak ayrılmasından sonra antikorlar aracılığıyla tespit edildiği temel moleküler tekniktir.

Step-by-Step Solution

1
Proteinlerin denatürasyonu ve ayrıştırılması
Proteinlerin SDSSDS ile negatif yüklenmesi ve SDS−PAGESDS-PAGE ile moleküler ağırlıklarına göre bantlara ayrılması
Hücre içindeki karmaşık protein karışımının analiz edilebilir hale getirilmesi gerekir.
2
Blotting (Transfer)
Protein bantlarının jelden nitroselüloz veya PVDF membranı üzerine aktarılması
Jel üzerindeki proteinlerin antikorlarla etkileşime girmesi teknik olarak zor olduğu için daha dayanıklı bir yüzeye aktarılması gerekir.
3
İmmünolojik saptama
Hedef proteine primer antikorun bağlanması ve ardından enzim işaretli sekonder antikorun eklenmesi
Sinyal amplifikasyonu ve hedef proteinin spesifik olarak görüntülenmesi bu basamakla sağlanır.

Key Concept

Western Blot (İmmünoblot) yöntemi, antikor-antijen etkileşimi kullanarak spesifik proteinlerin saptanması ve miktar tayini için kullanılır.

Practice More

Western Blot ile protein ekspresyonu bakılırken, Northern Blot ile mRNA ekspresyonu arasındaki farkın klinik araştırmalardaki önemini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 111Question →

DNA molekülünün denatürasyonu sırasında çift sarmal yapının çözülmesiyle birlikte 260 nm260\text{ nm} dalga boyundaki ultraviyole ışık emiliminde (absorbans) yaklaşık %30−40\%30-40 oranında bir artış gözlenir. "Hiperkromik etki" (hiperkromisite) olarak adlandırılan bu fenomenin temel biyokimyasal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çift sarmal yapıdaki bazların üst üste istiflenmesinin (base stacking) bozulmasıyla elektronik etkileşimlerin azalması

Answer

Hiperkromik etki, çift sarmal yapının çözülmesiyle bazların üst üste istiflenmesinin (base stacking) bozulmasından kaynaklanır.
DNA'nın çift sarmal yapısında azotlu bazlar (pürin ve pirimidinler) birbirlerinin üzerine istiflenmiş (base stacking) haldedir. Bu istiflenme, bazların aromatik halkalarındaki elektronların UV ışığını emme kapasitesini sınırlar (hipokromik etki). Denatürasyon sırasında zincirler ayrıldığında bu istiflenme bozulur ve bazlar daha fazla ışık emmeye başlar, bu da hiperkromik etkiyle sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
DNA denatürasyonunun etkisini analiz et
Isı veya alkali etkisiyle hidrojen bağları kopar ve iki zincir birbirinden ayrılır.
Çift sarmalın stabilitesi bozulduğunda yapısal organizasyon değişir.
2
Baz istiflenmesi (base stacking) ile ışık emilimi arasındaki ilişkiyi kur
Çift sarmalda bazlar birbirine çok yakın istiflendiği için aromatik halkaların π\pi elektronları birbirini maskeler ve UV ışık emilimi azalır (hipokromisite).
İstiflenme, bazların elektronik ortamını değiştirerek foton absorpsiyonunu sınırlar.
3
Denatürasyon sonucunu değerlendir
Zincirler ayrıldığında istiflenme bozulur, maskelenme kalkar ve bazlar tek zincirde serbestçe ışığı emerek absorbansı artırır.
Hiperkromik etkinin fiziksel temeli aromatik bazların optik özelliklerindeki bu değişimdir.

Key Concept

Hiperkromisite ve Baz İstiflenmesi (Base Stacking)

Practice More

DNA'nın Tm (erime sıcaklığı) değerini etkileyen faktörleri (GC içeriği, iyonik güç) tekrar ediniz.
Estimated Time:50s
Question 112Question →

Ökaryotik bir hücre sitozolünde, 50 amino asit uzunluğunda bir polipeptit zincirinin sentezlenmesi planlanmaktadır. Bu sürecin inisiyasyon (mRNA tarama/scanning basamağı hariç), elongasyon ve terminasyon evrelerinde tüketilen toplam yüksek enerjili fosfat bağı (P∼PP \sim P) sayısı ile translasyonu 60S ribozomal alt birimine bağlanarak inhibe eden ajanın eşleştirilmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: 201 - Sikloheksimid

Answer

Ökaryotik hücrede 50 amino asitlik polipeptit sentezi için 201 yüksek enerjili bağ harcanır ve bu süreci 60S birimine bağlanarak Sikloheksimid inhibe eder.
Sentezlenen her bir amino asit için aktivasyon basamağında 2 ATP eşdeğeri (P∼PP \sim P) harcanır (50×2=10050 \times 2 = 100). İnisiyasyon aşamasında eIF2 ve eIF5B tarafından 2 GTP tüketilir. Uzama evresinde ilk metiyonin hariç 49 amino asidin her biri için 2 GTP (toplam 98) ve terminasyonda eRF3 için 1 GTP kullanılır. Toplamda 201 P∼PP \sim P harcanır. Sikloheksimid, ökaryotik 60S alt birimine bağlanarak peptidil transferazı inhibe eden spesifik bir ajandır.

Step-by-Step Solution

1
Amino asit aktivasyonu (tRNA şarjı) enerjisini hesapla.
100 P∼PP \sim P bağı.
Her bir amino asit için 1 ATP, AMP'ye dönüşür. AMP oluşumu ve takiben PPiPP_i hidrolizi 2 yüksek enerjili bağa eşdeğerdir (50×2=10050 \times 2 = 100).
2
İnisiyasyon (başlangıç) evresindeki enerji tüketimini belirle.
2 GTP.
Ökaryotlarda Met-tRNA'nın getirilmesi (eIF2-GTP) için 1 GTP ve büyük alt birimin birleşmesi (eIF5B-GTP) için 1 GTP harcanır.
3
Uzama (elongation) evresindeki enerji tüketimini hesapla.
98 GTP.
İlk amino asit P-sitesinde olduğu için kalan 49 amino asidin her biri için; A-sitesine giriş (eEF1A-GTP) ve translokasyon (eEF2-GTP) olmak üzere 2 GTP harcanır (49×2=9849 \times 2 = 98).
4
Terminasyon (sonlanma) evresi enerjisini ekle.
1 GTP.
Salınım faktörlerinin (eRF3) aktivitesi için 1 GTP hidroliz edilir.
5
Toplam enerjiyi bul ve inhibitörü belirle.
Toplam 201; İnhibitör: Sikloheksimid.
100+2+98+1=201100 + 2 + 98 + 1 = 201. Sikloheksimid ökaryotik 60S (peptidil transferaz) inhibitörüdür.

Key Concept

Ökaryotik translasyonda enerji bilançosu (4n+14n+1) ve spesifik inhibitör mekanizmaları.

Practice More

Prokaryotik translasyonda EF-G ve ökaryotik translasyonda eEF2'nin benzer işlevlerini (translokasyon) ve bunların Difteri toksini gibi ajanlarla etkileşimini tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 113Question →

Ökaryotik DNADNA replikasyonu sırasında replikasyon çatalının stabilitesi ve ilerleyişi, prokaryotik sistemlerden farklı yapısal ve fonksiyonel özelliklere sahip protein kompleksleri tarafından kontrol edilir. Ökaryotik replikasyon çatalında görev alan proteinler ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: DNADNA Polimeraz α\alpha, bünyesinde barındırdığı primaz aktivitesiyle yaklaşık 10 nükleotitlik RNARNA sentezledikten sonra, 3′→5′3' \rightarrow 5' ekzonükleaz aktivitesiyle bu dizinin doğruluğunu kontrol eder.

Answer

DNADNA Polimeraz α\alpha'nın 3′→5′3' \rightarrow 5' ekzonükleaz (proofreading) aktivitesine sahip olduğunu iddia eden ifade yanlıştır.
İfadedeki yanlışlık DNADNA Polimeraz α\alpha'nın (primaz kompleksi ile beraber) 3′→5′3' \rightarrow 5' ekzonükleaz aktivitesine sahip olduğunun söylenmesidir. Gerçekte, ökaryotik nükleer polimerazlardan sadece Pol δPol \ \delta ve Pol ϵPol \ \epsilon bu düzeltme (proofreading) yeteneğine sahiptir. Pol αPol \ \alpha, başlattığı sentezde hata düzeltme yapamaz.

Step-by-Step Solution

1
Ökaryotik replikasyon enzimlerinin fonksiyonlarını analiz et.
Ökaryotlarda DNADNA Polimeraz α\alpha, δ\delta ve ϵ\epsilon ana polimerazlardır; ancak hepsinin hata düzeltme yeteneği aynı değildir.
Replikasyonun doğruluğu, polimerazların proofreading kapasitesine bağlıdır.
2
DNADNA Polimeraz α\alpha'nın (ve primaz ünitesinin) özelliklerini değerlendir.
DNADNA Polimeraz α\alpha, primeri sentezler ancak 3′→5′3' \rightarrow 5' ekzonükleaz aktivitesinden yoksundur.
Başlatıcı polimerazların genellikle prosesivitesi düşük ve proofreading yeteneği yoktur; bu görevleri daha sonra sürece dahil olan δ\delta ve ϵ\epsilon üstlenir.
3
Diğer yardımcı proteinlerin (helikaz, RFCRFC, FEN1FEN1, topoizomeraz) rollerini doğrula.
Ökaryotik helikazın (MCM2−7MCM2-7) 3′→5′3' \rightarrow 5' yönünde ilerlediği, RFCRFC'nin PCNAPCNA yüklediği ve FEN1FEN1'in primer uzaklaştırdığı bilgileri doğrudur.
Ökaryotik replikasyon mekanizması, prokaryotik mekanizmadan bu spesifik yön ve protein etkileşimleri ile ayrılır.

Key Concept

Ökaryotik DNA polimerazlar arasında sadece Pol δ\delta ve Pol ϵ\epsilon düzeltme (proofreading) yeteneğine sahiptir; Pol α\alpha bu yeteneğe sahip değildir.
Estimated Time:2m 0s
Question 114Question →

Klinik viroloji laboratuvarlarında, bir hastadan alınan tek bir solunum yolu sürüntüsü örneğinde İnfluenza, RSV ve SARS-CoV-2 gibi farklı virüslerin varlığını eş zamanlı olarak araştırmak amacıyla; reaksiyon karışımına her bir hedef gen bölgesi için özgül farklı primer çiftlerinin eklendiği PCR yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Multiplex (çoklu) PCR

Answer

Multiplex (çoklu) PCR, tek bir reaksiyon ortamında birden fazla primer seti kullanarak birden fazla hedef DNA dizisinin eş zamanlı olarak çoğaltılmasına olanak tanıyan yöntemdir.
Multiplex (çoklu) PCR tekniği, aynı reaksiyon karışımı içerisine her biri farklı bir hedef diziyi (örneğin farklı virüs tiplerini) tanıyan birden fazla primer setinin eklenmesiyle gerçekleştirilir. Bu sayede tek bir deneyde birden fazla patojenin veya genetik belirtecin varlığı eş zamanlı olarak test edilebilir; bu durum özellikle klinik tanı panellerinde (sendromik paneller) zaman ve maliyet tasarrufu sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen teknik gereksinimleri analiz edin.
Tek bir örnekten birden fazla hedefin (virüsün) aynı anda saptanması istenmektedir.
Bu durum, reaksiyon karışımına birden fazla bağımsız primer setinin eklenmesini gerektirir.
2
Tanımlanan 'birden fazla primer seti ile eş zamanlı çoğaltma' prensibini karşılayan tekniği belirleyin.
Bu prensip 'Multiplex PCR' tekniğinin temel tanımıdır.
Multiplex (çoklu) terimi, tek bir işlemde birden fazla sonucun (bantın/sinyalin) elde edilmesini ifade eder.

Key Concept

Multiplex PCR, sendromik panellerde olduğu gibi, aynı örnekte birden fazla genetik hedefin saptanması için her hedef için ayrı primer çiftlerinin kullanıldığı bir yöntemdir.
Question 115Question →

Transforme edici büyüme faktörü-β\beta (TGF-β\beta), hücre proliferasyonunu denetleyen ve özellikle epitelyal kökenli hücrelerde antitümöral etkinlik gösteren önemli bir sitokindir. TGF-β\beta sinyal iletimi; serin/treonin kinaz aktivitesine sahip reseptörlerin aktivasyonu ve ardından Smad proteinlerinin fosforilasyonu ile gerçekleşir. Çekirdeğe transloke olan Smad kompleksleri, hücre döngüsünü G1 fazında durduran spesifik genlerin transkripsiyonunu indükler.

Buna göre, TGF-β\beta sinyal yolağı aktive olduğunda ekspresyonu artan ve doğrudan Siklin Bağımlı Kinaz 4 ve 6 (CDK4/6) enzimlerini inhibe ederek hücreyi G1 fazında tutan protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: p15INK4Bp15^{INK4B}

Answer

TGF-β\beta sinyal yolağının aktivasyonu sonucunda ekspresyonu artan ve CDK4/6 inhibisyonu yapan protein p15INK4Bp15^{INK4B}'dir.
TGF-β\beta sinyal iletimi sonucunda aktive olan Smad komplekslerinin en karakteristik nükleer hedefi p15INK4Bp15^{INK4B} (INK4B) genidir. Bu protein, INK4 (Inhibitors of CDK4) ailesinin bir üyesi olarak CDK4 ve CDK6 enzimlerine doğrudan bağlanır ve onları inaktive eder. Bu durum Rb proteininin hipofosforile kalmasına ve E2F transkripsiyon faktörünü salmamasına neden olarak S fazına girişi engeller.

Step-by-Step Solution

1
Sinyal başlangıcının analizi
TGF-β\beta sitokini, tip II ve tip I reseptör kompleksine bağlanır.
Reseptörün serin/treonin kinaz aktivitesinin tetiklenmesi gerekir.
2
Sinyal iletimi ve nükleer translokasyon
Smad2/3 fosforillenir, Smad4 ile kompleks oluşturur ve çekirdeğe girer.
Sinyalin DNA seviyesinde transkripsiyonel yanıt oluşturması için çekirdeğe taşınması şarttır.
3
Gen ekspresyonu ve efektör protein üretimi
p15INK4Bp15^{INK4B} (ve p21CIP1p21^{CIP1}) genlerinin transkripsiyonu indüklenir.
TGF-β\beta'nın antitümöral etkisi, hücre döngüsü inhibitörlerinin (CKI) sentezlenmesine dayanır.
4
Hedef enzim inhibisyonu
p15INK4Bp15^{INK4B}, CDK4 ve CDK6'ya bağlanarak Siklin D ile kompleks oluşturmalarını engeller.
CDK4/6 inhibisyonu, Rb proteininin fosforillenmesini önleyerek hücreyi G1 fazında hapseder.

Key Concept

TGF-β\beta/Smad yolağı, INK4 ailesinden olan p15INK4Bp15^{INK4B} proteinini indükleyerek CDK4/6 aktivitesini baskılar ve hücre döngüsünü G1 evresinde durdurur.
Estimated Time:1m 30s
Question 116Question →

Nükleik asitlerin yapı taşları olan nükleotidler; bir azotlu baz, bir pentoz şekeri ve bir fosfat grubundan meydana gelir. Bu yapıda, nükleozid (baz + şeker) birimine fosfat grubunun eklenmesiyle nükleotit oluşur. Buna göre, standart bir nükleotit molekülünde fosfat grubunun pentoz şekerine bağlandığı karbon atomu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 5′5' karbonu

Answer

Standart bir nükleotit molekülünde fosfat grubu pentoz şekerinin 5′5' karbonuna bağlanır.
5′5' karbonu, nükleozid yapısına fosfatın eklenerek nükleotit (nükleozid monofosfat) oluşturduğu standart bağlanma bölgesidir.

Step-by-Step Solution

1
Nükleotit bileşenlerini tanımlayın.
Nükleotit = Azotlu Baz + Pentoz Şekeri (Riboz/Deoksiriboz) + Fosfat Grubu.
Yapı taşlarının birbirine nasıl bağlandığını anlamak için temel bileşenlerin bilinmesi gerekir.
2
Şeker karbonlarının numaralandırılmasını ve bağ bölgelerini belirleyin.
1′1' karbonuna baz bağlanır; 3′3' ve 5′5' karbonları ise fosfat bağları için kritiktir.
Bağların spesifik yönlerini ve bölgelerini belirlemek nükleik asit organizasyonunu açıklar.
3
Monomerik nükleotit yapısındaki fosfat konumunu saptayın.
Serbest bir nükleotitte (örn. ATP veya dATP), fosfat grubu şekerin 5′5' karbonuna ester bağı ile bağlıdır.
Nükleozidi nükleotide dönüştüren temel kimyasal modifikasyon budur.

Key Concept

Nükleotitlerin monomerik yapısı ve karbon numaralandırması

Practice More

Nükleozid ve nükleotit arasındaki farkları ve fosfodiester bağının yönünü tekrar edin.
Estimated Time:45s
Question 117Question →

Ökaryotik hücrelerde nükleus içerisinde gerçekleşen transkripsiyon sürecinde, protein sentezi için kalıp görevi gören mesajcı RNA (mRNAmRNA) öncüllerinin (hnRNAhnRNA) sentezinden sorumlu olan ve α\alpha-amanitin toksinine karşı en yüksek duyarlılığı göstererek düşük konsantrasyonlarda (10−810^{-8} M) inhibe olan enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: RNA polimeraz II

Answer

Protein kodlayan genlerin transkripsiyonundan sorumlu olan ve düşük doz α\alpha-amanitin ile inhibe edilen enzim RNA polimeraz II'dir.
Ökaryotik hücrelerde üç ana nükleer RNA polimeraz bulunur. RNA polimeraz II, nükleoplazmada yer alır ve tüm protein kodlayan genlerin (mRNAmRNA) transkripsiyonundan sorumludur. Bu enzim, Amanita phalloides mantarında bulunan α\alpha-amanitin toksinine karşı aşırı duyarlıdır ve çok düşük konsantrasyonlarda bile aktivitesi durur. Bu özellik, laboratuvar ortamında farklı RNA polimeraz aktivitelerini ayırt etmek için kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Sentezlenen ürünün tanımlanması
mRNAmRNA öncülü (hnRNAhnRNA)
Ökaryotlarda farklı RNA türleri farklı polimerazlar tarafından sentezlenir; mRNAmRNA sentezi spesifik bir polimerazın görevidir.
2
Enzim ve inhibisyon profilinin eşleştirilmesi
RNA polimeraz II
Ökaryotik RNA polimerazlar arasında α\alpha-amanitine en duyarlı olan (düşük dozda inhibe olan) enzim RNA polimeraz II'dir.

Key Concept

Ökaryotik RNA polimerazların tipleri, sentezledikleri ürünler ve α\alpha-amanitin duyarlılıkları.
Estimated Time:45s
Question 118Question →

Ökaryotik hücrelerde gen ifadesinin düzenlenmesinde görev alan transkripsiyon faktörlerinin yapısal motifleri, protein-protein etkileşimi ve DNA'ya bağlanma yeteneklerini belirler. Bu motiflerden biri olan 'lösin fermuar' (leucine zipper) motifi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Dimerizasyonu sağlayan α\alpha-heliks yapısı boyunca her yedi amino asitte bir tekrarlayan lösin kalıntıları içerir.

Answer

Lösin fermuar motifi, dimerizasyonu sağlayan yapıda her yedi amino asitte bir tekrarlayan lösin kalıntıları içermesiyle karakterizedir.
Doğru cevap olan seçenek, lösin fermuar motifinin en temel yapısal özelliğini açıklamaktadır. Bu motifte, α\alpha-heliks yapısının bir yüzünde her yedi amino asitte bir (heptad tekrarı) lösin kalıntısı bulunur. Bu lösin yan zincirleri arasındaki hidrofobik etkileşim, iki polipeptidin bir araya gelerek homo- veya heterodimerler oluşturmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Transkripsiyon faktörü motiflerini sınıflandır
Lösin fermuar, çinko parmak ve heliks-dönüş-heliks gibi temel motifler belirlendi.
Soruda istenen spesifik motifin özelliklerini diğerlerinden ayırt etmek gerekir.
2
Lösin fermuar yapısını incele
Amfipatik α\alpha-heliks yapısında her 7. pozisyonda bir (3.53.5 dönüşte bir) lösin bulunduğu saptandı.
Bu periyodik yerleşim, iki heliksin 'fermuar' gibi birbirine kenetlenmesini (dimerizasyon) sağlar.
3
DNA bağlanma bölgesini değerlendir
Motifin dimerizasyondan sorumlu olduğu, DNA bağlanmasının genellikle bitişikteki bazik bölge (bZIP) ile yapıldığı anlaşıldı.
Lösinlerin temel görevi DNA'ya doğrudan bağlanmak değil, dimer oluşumunu organize etmektir.

Key Concept

Lösin fermuar motifi, transkripsiyon faktörlerinde dimerizasyonu sağlayan, her 7 amino asitte bir lösin tekrarı içeren yapısal bir elemandır.
Estimated Time:50s
Question 119Question →

Klinik bir laboratuvarda, RNARNA genomu taşıyan bir virüsün (örneğin İnfluenza veya SARS−CoV−2SARS-CoV-2) tanısını koymak amacıyla moleküler bir test planlanmaktadır. Standart PCRPCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) yöntemi doğrudan DNADNA kalıbı gerektirdiği için, virüse ait RNARNA moleküllerinin amplifikasyon öncesinde bir DNADNA kopyasına dönüştürülmesi gerekmektedir.

Bu dönüşüm işlemini gerçekleştiren enzim ve kullanılan moleküler teknik aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Ters Transkriptaz - RT−PCRRT-PCR

Answer

RNA genomunu DNA kopyasına dönüştüren enzim Ters Transkriptaz, kullanılan teknik ise RT-PCR (Reverse Transcription PCR) yöntemidir.
Ters Transkriptaz (Reverse Transcriptase) enzimi, bir RNARNA kalıbını kullanarak ona komplementer bir DNADNA (cDNAcDNA) zinciri sentezleme yeteneğine sahiptir. Bu işlem 'Ters Transkripsiyon' olarak adlandırılır. Oluşturulan cDNAcDNA daha sonra standart PCRPCR döngüleri ile çoğaltılabilir. Bu iki aşamalı tekniğin genel adı RT−PCRRT-PCR'dır ve RNARNA virüslerinin (HIV, HCV, Influenza, SARS-CoV-2 vb.) tanısında altın standarttır.

Step-by-Step Solution

1
Kalıp molekülün ve hedefin belirlenmesi
Başlangıç materyali RNARNA, hedeflenen süreç amplifikasyon (PCRPCR) olduğu belirlendi.
PCRPCR sadece DNADNA kalıbı ile çalışabildiği için arada bir dönüşüm basamağı gereklidir.
2
Dönüşüm enziminin seçilmesi
RNARNA'dan DNADNA sentezleyebilen (RNA-bağımlı DNADNA polimeraz) Ters Transkriptaz enzimi seçildi.
Bu enzim, santral dogma akışının tersine çalışarak virüs RNARNA'sından komplementer DNADNA (cDNAcDNA) oluşturur.
3
Tekniğin isimlendirilmesi
Bu birleşik sürece RT−PCRRT-PCR denildiği saptandı.
Ters transkripsiyon basamağını takiben polimeraz zincir reaksiyonu yapıldığı için bu isim kullanılır.

Key Concept

Ters transkripsiyon süreci, RNA'nın DNA'ya çevrilmesini sağlayarak RNA virüslerinin PCR ile saptanmasına olanak tanır.
Question 120Question →

Ökaryotik hücrelerde genomik DNA, histon proteinleri ile birleşerek nükleozom adı verilen temel paketleme birimlerini oluşturur. Nükleozomun yapısal organizasyonu ve DNA ile proteinler arasındaki etkileşimlerin doğası düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Histon proteinleri, fizyolojik pHpH'da pozitif yüklü olan lizin ve arjinin amino asit kalıntılarından zengindir.

Answer

Histon proteinleri, fizyolojik pHpH değerlerinde pozitif yük taşıyan lizin ve arjinin amino asitleri bakımından zengindir; bu durum DNA'nın negatif yüklü fosfat omurgasıyla güçlü iyonik etkileşimler kurulmasını sağlar.
Histon proteinleri, fizyolojik koşullarda pozitif yüklü olan lizin ve arjinin amino asitleri açısından son derece zengindir. Bu pozitif yükler, DNA'nın fosfodiester bağlarındaki negatif yüklü fosfat grupları ile iyonik etkileşimler kurarak DNA'nın histon oktameri etrafında sıkıca paketlenmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Nükleozom bileşenlerini analiz et.
Nükleozom kor parçacığı H2A,H2B,H3,H4H2A, H2B, H3, H4 proteinlerinden ikişer adet içerir (oktamer). H1H1 dışarıdadır.
Yapısal organizasyonun anlaşılması için çekirdek ve bağlayıcı protein ayrımı yapılmalıdır.
2
DNA ve protein etkileşim tipini belirle.
DNA fosfatları negatif (-), histon yan zincirleri pozitif (+) yüklüdür.
Nükleik asit organizasyonunda ana stabilize edici kuvvet elektrostatik (iyonik) çekimdir.
3
Histon amino asit kompozisyonunu değerlendir.
Lizin ve arjinin bazik (pozitif yüklü) amino asitlerdir.
Proteinlerin yükü, içerdikleri amino asitlerin yan zincirlerinin pKapKa değerlerine bağlıdır.

Key Concept

Nükleozom yapısı ve histon-DNA elektrostatik etkileşimi

Hints

1
DNA'nın fosfat omurgasının net yükünü ve bu yükü dengelemek için proteinlerin ne tür amino asitler içermesi gerektiğini düşünün.

Practice More

Histonların asetilasyon ve metilasyon gibi post-translasyonel modifikasyonlarının DNA paketlenmesi üzerindeki etkilerini inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 6 / 9Next
Moleküler Biyoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 6 | Examkin