Bir kimsenin, dinin inanç esaslarına çevresindeki insanlardan görerek, araştırma yapmadan ve delillere dayanmadan inanmasına "taklidî iman" denir. Taklidî iman, kişinin karşılaştığı dini veya felsefi itirazlar karşısında sarsıntıya uğrayabilir. Buna karşılık, bilgiye, araştırmaya, delillere ve aklın süzgecinden geçirilmiş bir bilince dayanan imana ise "tahkikî iman" adı verilir. İslam bilginlerine göre her Müslümanın taklidî imandan kurtularak imanını delillerle desteklemesi ve tahkikî seviyeye ulaştırması bir görevdir.
Bu parçadan hareketle taklidî ve tahkikî iman ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre delillere dayanmayan taklidî iman geçersizdir ve bu durumdaki kişilerin yaptığı ibadetler dini açıdan yok hükmündedir.Answer
- BTahkikî iman, bilgi ve araştırma temeline dayandığı için dışarıdan gelebilecek şüphe ve itirazlara karşı daha dirençlidir.
- CTaklidî imana sahip olan bir kimsenin inancı, araştırma ve delillendirmeden yoksun olduğu için dış etkenlerle kolayca sarsılabilir.
- Dİslam dininde, bireyin inanç esaslarını körü körüne benimsemesi yerine aklını kullanarak bilinçli bir tasdike ulaşması teşvik edilmiştir.
- EKişinin çevresinden görüp taklit ederek oluşturduğu inanç modeli, onu dini sorumluluklardan muaf tutmaz ve imanını olgunlaştırma ödevini ortadan kaldırmaz.
Answer
İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre delillere dayanmayan taklidî iman geçersizdir ve bu durumdaki kişilerin yaptığı ibadetler dini açıdan yok hükmündedir.
İslam akaidindeki genel kabule göre, taklidî imana sahip kişilerin imanı geçerli kabul edilir ve bu kişiler dini sorumluluklarını yerine getirdiklerinde ibadetleri de geçerlidir. Dolayısıyla, taklidî imanın tamamen geçersiz olduğunu ve ibadetlerin yok hükmünde olduğunu iddia eden yargı yanlıştır ve parçadan bu sonuca ulaşılamaz.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Taklidî ve Tahkikî İman
Estimated Time:2m 0s