İslam epistemolojisinde bilginin güvenilir kaynakları (esbâb-ı ilim); selim akıl, sadık haber ve salim duyular olarak belirlenmiştir. Bu kaynaklar kendi yetki ve bilgi alanları çerçevesinde kesin bilgi üretirler. Ancak insanın bilgi edinme sürecinde bu kaynaklar birbirinden tamamen yalıtılmış değildir; aksine aralarında dinamik bir ilişki vardır. Örneğin, geçmişte yaşanmış bir mucize olayını ele alan bir araştırmacı; olayın gerçekleştiği andaki fiziksel gözlemleri (salim duyular), bu gözlemlerin nesilden nesile kesintisiz ve güvenilir şekilde aktarılmasını (sadık haber/mütevatir haber) ve bu olağanüstü durumun mantıksal olarak imkânsız olmadığını denetlemeyi (selim akıl) bir bütün olarak kullanır.
Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, İslam bilgi felsefesinde bilgi kaynaklarının mucize olgusu üzerindeki işlevleri ve sınırları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- ASalim duyular, mucizenin gerçekleştiği andaki fiziksel gerçekliği doğrudan algılama işlevine sahipken, bu deneyimin sonraki nesillere aktarılmasında yerini sadık habere bırakır.
- Salim duyuların fiziksel dünyada gözlemlediği doğa kanunları ve alışılagelmiş düzen, mucizelerin akli açıdan da imkânsız olduğuna dair kesin bir hüküm verilmesini gerektirir.Answer
- CSelim akıl, doğa yasalarına aykırı gibi görünen bir olayın mantıksal olarak çelişki barındırmadığını denetleyerek sadık haberle gelen bilginin kabulüne rasyonel bir zemin hazırlar.
- DSadık haber, bireyin kendi duyusal gözlem alanının ve zaman diliminin dışındaki tarihsel olayların bilgisini güvenilir kanallarla ulaştırarak duyuların sınırlılığını aşmasını sağlar.
- EMucizelerin rasyonel olarak değerlendirilmesi sürecinde selim akıl, salim duyuların alışılagelmiş gözlem verilerini mutlak ve aşılmaz kurallar olarak kabul etmeyerek kendi özerkliğini korur.