Question

Difficulty: HardMilli Mücadele Hazırlık Dönemi: Genelgeler ve Kongreler

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Türk tarihinde ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet düzeninin kurulacağının ilk ipucunu veren ihtilalci bir bildiri niteliğindedir. Bu doğrultuda kongreler döneminde ulusal iradeyi kurumsallaştırmak ve yönetimde söz sahibi kılmak amacıyla çeşitli adımlar atılmıştır. Buna karşın Millî Mücadele'nin temel hedeflerinden biri olan "ulusal bağımsızlık" (dış güçlerin egemenliğinden kurtulma), doğrudan halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelen "ulusal egemenlik" (millet iradesi) kavramından farklıdır.

Buna göre, Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisinin doğrudan "ulusal egemenlik" ilkesini hayata geçirme veya kurumsallaştırma amacına yönelik olduğu savunulamaz?

  1. A
    Erzurum Kongresi'nde "Kuvay-ı Milliye'yi tek kuvvet tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır." kararının kabul edilmesi
  2. B
    Sivas Kongresi'nde Temsil Heyeti'nin yetkilerinin ve üye sayısının tüm yurdu temsil edecek şekilde genişletilmesi
  3. Sivas Kongresi'nde manda ve himaye düşüncesinin kesin olarak reddedilmesiAnswer
  4. D
    Erzurum Kongresi'nde halkın isteklerini ve Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerini temsil etmek üzere Temsil Heyeti'nin kurulması
  5. E
    Mebusan Meclisi'nin derhal toplanması ve hükümet işlerinin meclis denetimine alınmasının istenmesi

Answer

Sivas Kongresi'nde manda ve himaye düşüncesinin kesin olarak reddedilmesi seçeneği doğru cevaptır. Manda ve himayenin reddedilmesi, dış güçlerin egemenliğini kabul etmeyip tam bağımsızlığı (ulusal bağımsızlık) hedefler; oysa diğer seçenekler doğrudan halkın yönetimde söz sahibi olmasını (ulusal egemenlik) amaçlar.
Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi kararı, Türk milletinin başka bir devletin boyunduruğu altına girmeyi tamamen reddettiğini gösterir. Bu durum doğrudan 'ulusal bağımsızlık' (istiklal) ilkesini gerçekleştirmeye yöneliktir. Ulusal egemenlik ise devlet yönetiminde milletin söz sahibi olması (milli irade, meclis, temsil heyeti) ile ilgilidir. Dolayısıyla manda ve himayenin reddedilmesi doğrudan ulusal egemenliğin kurumsallaştırılmasıyla ilgili değildir.

Step-by-Step Solution

1
Ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenlik kavramlarının farkı belirlenir.
Ulusal bağımsızlık, bir milletin dış güçlerin boyunduruğu altında olmadan hür yaşamasıdır; ulusal egemenlik ise devlet yönetiminde nihai karar yetkisinin millete ait olmasıdır.
Soruda hangi seçeneğin doğrudan ulusal egemenlik ile ilişkili olmadığını bulmak için iki kavramın sınırları netleştirilmelidir.
2
Seçeneklerde verilen kararlar tek tek analiz edilerek hangi kavrama yönelik olduğu sınıflandırılır.
Milli iradenin hakim kılınması, Temsil Heyeti'nin kurulması ve genişletilmesi, Mebusan Meclisi'nin toplanması talepleri doğrudan millet iradesini (egemenliğini) kurumsallaştırmaya yöneliktir.
Millet iradesi, meclis denetimi ve temsil heyeti gibi kavramlar doğrudan halkın yönetimdeki temsil gücünü ve egemenliğini ifade eder.
3
Manda ve himayenin reddedilmesi kararının niteliği incelenir.
Manda ve himayenin kesin reddi, sömürgeci devletlerin himayesini reddederek Türk milletinin tam bağımsız (hür) yaşama kararlılığını gösterir, bu yönüyle doğrudan ulusal bağımsızlık (istiklal) ilkesine yöneliktir.
Doğrudan yönetim biçimi veya halkın yönetime katılmasıyla değil, devletin dışa karşı bağımsızlığıyla ilgilidir.

Key Concept

Millî Mücadele Dönemi'nde 'Ulusal Bağımsızlık' (Tam Bağımsızlık) ile 'Ulusal Egemenlik' (Milli İrade) kavramlarının farkı ve bu kavramların hazırlık dönemi kararlarındaki yansımaları.
Rate this question