Milli Edebiyat Dönemi’nde herhangi bir edebi topluluğa dahil olmayarak sanat yaşamlarını bağımsız olarak sürdüren Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı, aruz ölçüsünü Türkçe başarıyla uygulamaları bakımından ortaklaşsalar da şiir anlayışları, dil işçilikleri ve sanata yükledikleri işlev açısından birbirlerinden tamamen ayrılırlar.
Buna göre, bu iki şairin edebî yönelimleri ve şiir anlayışları hakkında aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?
- AMehmet Âkif’in aruz ölçüsünü Türkçeye uygularken yakaladığı doğallık, şiiri nesre (düzyazıya) yaklaştırma gayesinin bir sonucuyken; Yahya Kemal’in aruz tercihinde şiiri müzikle özdeşleştiren, kelimelerin yerini melodiye göre belirleyen estetist bir tavır hâkimdir.
- BMehmet Âkif, realist bir yaklaşımla günlük yaşamın acı gerçeklerini, yoksulluğu ve sosyal aksaklıkları manzumelerine taşırken; Yahya Kemal, şiirde geçmişin ihtişamına, Osmanlı tarihine, İstanbul sevgisine ve bireysel temalara yönelerek sanatsal hazzı ön planda tutmuştur.
- CMehmet Âkif, aruzla yazdığı ve yedi kitaptan oluşan Safahat adlı külliyatında toplumsal dertlere çözüm arayan didaktik bir dil tercih ederken; Yahya Kemal, şiirde kelimelerin ses uyumuna (deruni ahenk) önem veren titiz bir dil işçiliği sergileyerek öz şiir anlayışına öncülük etmiştir.
- Mehmet Âkif, manzum hikâyelerinde halkın konuşma dilini, argoyu ve sokak Türkçesini aruzla başarıyla bağdaştırırken; Yahya Kemal, dilde sadeleşme fikrine tamamen karşı çıkarak divan şiirinin dil ve anlatım özelliklerini aynen yaşatmayı ve şiirlerini tamamen Osmanlı Türkçesinin lugat kadrosuyla sınırlandırmayı savunmuştur.Answer
- EHer iki şair de kendi dönemlerinde hece ölçüsünün yaygınlaşmasına rağmen aruz ölçüsünden vazgeçmemiş, ancak Mehmet Âkif aruzu tamamen sosyal meseleleri anlatmada bir araç olarak kullanırken Yahya Kemal aruzda ritim ve estetik mükemmelliği aramıştır.
Answer
Mehmet Âkif Ersoy'un manzum hikâyelerinde halkın dilini aruzla bağdaştırdığı doğruyken, Yahya Kemal Beyatlı'nın divan şiiri dilini aynen yaşatmayı ve şiirlerini tamamen Osmanlı Türkçesiyle sınırlandırmayı savunduğu yönündeki ifade yanlıştır. Yahya Kemal, konuşulan yaşayan Türkçeyi ('Beyaz Türkçe') savunmuş ve İstanbul Türkçesiyle eserler vermiştir.
Yahya Kemal Beyatlı, divan edebiyatı geleneklerinden yararlanmış ve neoclassical bir anlayış sergilemiş olsa da dilde sadeleşme fikrine tamamen karşı çıkmamış; aksine 'Türkçe ağzımda annemin ak sütüdür' diyerek İstanbul Türkçesini, yani yaşayan konuşma dilini şiir dili olarak benimsemiştir. Dolayısıyla divan şiiri dilini aynen yaşatmayı ve Osmanlı Türkçesinin kelime kadrosuyla sınırlı kalmayı hedeflediği yönündeki ifade yanlıştır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Dönemin Bağımsız Sanatçıları (Mehmet Akif, Yahya Kemal)