Hristiyanlığın erken döneminde, dinin Yahudi şeriatına (Tevrat yasalarına) bağlı kalması gerektiğini savunan Kudüs merkezli Havariler topluluğu ile şeriatın bağlayıcılığının sona erdiğini ve dinin pagan (putperest) topluluklara da açılması gerektiğini savunan Pavlus arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanmıştır. Pavlus'un geliştirdiği teolojik çerçeve, Hz. İsa'nın çarmıhtaki ölümünü ve dirilişini insanlığın kurtuluşu için merkezî bir kozmik olay olarak konumlandırmış; bu durum zamanla Hristiyan inanç esaslarının temelini oluşturmuştur. Din tarihsel süreçte kurumsallaşırken inanç esasları da çeşitli konsiller vasıtasıyla resmiyet kazanmıştır.
Bu tarihsel ve teolojik gelişmeler dikkate alındığında, Hristiyanlık inanç esasları ve tarihçesi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- APavlus’un mektupları çerçevesinde gelişen kurtuluş teolojisi, Yahudilikteki yasa (şeriat) merkezli dindarlık yerine İsa Mesih’e iman ve ilahi lütuf odaklı bir inanç yapısı öngörmüştür.
- BAsli günah inancı, Hz. Adem ve Havva'nın işlediği ilk günahın tüm insanlığa sirayet ettiğini savunarak Hz. İsa’nın çarmıhtaki ölümünü bu kozmik günaha karşı bir kefaret olarak konumlandırır.
- İznik Konsili (), Hristiyanlıkta Tanrı'nın mutlak birliğini ve Hz. İsa'nın yalnızca insani/peygamberlik yönünü teyit ederek Pavlusçu ilahiyatın dogmalarını tamamen reddetmiştir.Answer
- DKudüs Konsili (), Yahudi kökenli olmayan Hristiyanların Tevrat şeriatına (sünnet olma, gıda yasakları vb.) uyma zorunluluğunu kaldırarak dinin yerel bir Yahudi mezhebi olmaktan çıkıp evrenselleşmesinin önünü açmıştır.
- EEnkarnasyon (bedenleşme) doktrini, Tanrı'nın ezeli kelamı olan Logos'un (Hz. İsa) insan bedenine bürünerek yeryüzüne indiğini ve insanlık tarihine doğrudan dahil olduğunu kabul eder.