İslam ahlak düşüncesinde değerlerin kaynağı ele alınırken dinî değerler ile örfi değerler (örf ve âdetler) arasında hem bir ayrım hem de güçlü bir etkileşim kurulur. Dinî değerler kaynağını vahiyden alan, zaman ve mekâna göre değişmeyen mutlak doğruları temsil ederken; örfi değerler toplumların tarihsel süreç içinde ürettikleri, dinin genel ilkeleriyle çelişmedikleri sürece kabul gören beşerî unsurlardır.
Buna göre, örfi bir uygulamanın İslam ahlakında kabul görerek meşru bir toplumsal değere dönüşebilmesi için sahip olması gereken şartlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu şartlardan biri olamaz?
- Aİslam'ın inanç ve ibadet esaslarıyla, nassın (ayet ve hadis) açık hükümleriyle çelişmemesi
- BToplum yararını (maslahat) gözetmesi ve adalet ilkesine aykırı bir zulüm unsuru barındırmaması
- CAkl-ı selim ve selim fıtrat tarafından iyi ve güzel olarak kabul edilebilir nitelikte olması
- Kaynağını doğrudan ilahi vahiyden alarak ibadet niteliğinde kutsal bir ritüele dönüşmüş olmasıAnswer
- EToplumsal barışı, kardeşliği ve ahlaki erdemleri pekiştirici bir fonksiyona sahip olması
Answer
Kaynağını doğrudan ilahi vahiyden alarak ibadet niteliğinde kutsal bir ritüele dönüşmüş olması
Kaynağını doğrudan ilahi vahiyden alarak ibadet niteliğinde kutsal bir ritüele dönüşmüş olması ifadesi örfi değerler için geçerli olamaz. Çünkü örf ve âdetler beşerî kökenli olup, dinin genel ilkeleriyle çelişmedikleri sürece kabul görürler; kaynağını doğrudan vahiyden almaları veya ibadet niteliği taşımaları gerekmez. Bu durum dinî değerler ile örfi değerlerin en temel ayrım noktasıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Ahlak ve Değer Kaynaklarının (Din ve Örf) Ayrımı ve Etkileşimi
Estimated Time:2m 0s