İslam hukuk tarihinde Medine (Hicaz) ve Kufe (Irak) merkezli ekolleşmeler, dinî metinlerin anlaşılması ve yorumlanmasında farklı yöntemlerin benimsenmesine yol açmıştır. Medine; Hz. Peygamber’in ve sahabenin sünnetinin canlı bir şekilde yaşandığı, nispeten dış etkilere kapalı ve homojen bir nüfus yapısına sahipken; Kufe; farklı kültürlerin, dinlerin ve milletlerin bir arada yaşadığı, hızlı toplumsal değişimlerin ve yeni hukuki meselelerin baş gösterdiği kozmopolit bir merkez olmuştur. İmam Malik, Medine halkının yaşayan uygulamasını (amel-i ehl-i Medine) sünnetin en güvenilir aktarım biçimi kabul ederken; Ebu Hanife, Kufe'nin bu hareketli yapısında karşılaşılan yeni sorunları çözmek için kıyas, istihsan ve re'y gibi akli yöntemlere ağırlık vermiştir.
Bu parçadan hareketle, Hicaz ve Irak ekollerinin dinî metinlere ve fıkhi meselelere yaklaşımlarındaki yöntem farklılığı, dinî yorum farklılıklarının;
I. Co��rafi ve toplumsal çevrenin değişmesiyle birlikte yeni meselelerin ortaya çıkması ve bunlara yönelik çözüm arayışları,
II. Hadislerin toplandığı bölgelerin teolojik güvenirliğine dair mezhepler arası dogmatik tartışmalar,
III. Kültürel çeşitliliğin ve etkileşimin yoğun olduğu ortamlarda, nassların (ayet ve hadislerin) yorumlanmasında akli çıkarım ve metodolojilere daha fazla ihtiyaç duyulması
gerekçelerinden hangileriyle doğrudan açıklanabilir?
- AYalnız I
- BYalnız III
- CI ve II
- I ve IIIAnswer
- EI, II ve III