Tarih boyunca insanlık; bilimsel, teknik ve sosyal alanlarda çok büyük değişimler yaşamış, pek çok medeniyet kurulup yıkılmıştır. Ancak bu değişim dalgası içinde, insanın aşkın bir varlığa inanma, sığınma ve hayatını bu doğrultuda anlamlandırma ihtiyacı her dönemde varlığını sürdürmüştür. Pozitivist düşünürlerin, bilimin ilerlemesiyle dinin ortadan kalkacağı yönündeki öngörülerinin aksine, modern dünyada da dinî yönelimler bireysel ve toplumsal yaşamın merkezinde kalmaya devam etmektedir.
Bu parçada dile getirilen g��zlemler, dinin kaynağı ve insan hayatındaki yeri düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisini doğrudan desteklemektedir?
- ADinin kaynağının zamanla değişen kültürel değerlere göre yeniden şekillendiğini ve örfün dinden daha öncelikli olduğunu.
- BDinin kaynağının rüya, ilham veya keşif gibi öznel ve bağlayıcı olmayan bilgi türlerine dayandığını.
- İnanma ihtiyacının insan doğasının (fıtrat) kalıcı bir parçası olduğunu ve dinin ilahi bir kaynağa dayandığını.Answer
- DDinin sadece bireysel iç dünyayla sınırlı kalıp toplumsal ahlak üzerinde belirleyici bir role sahip olmadığını.
- EDinin vahiyle bildirilen değişmez esasları ile insanların bu esaslara yönelik yorumlarının tamamen aynı olduğunu.
Answer
İnanma ihtiyacının insan doğasının (fıtrat) kalıcı bir parçası olduğunu ve dinin ilahi bir kaynağa dayandığı yönündeki tespittir.
İnanma ve sığınma ihtiyacının tarih boyunca tüm değişimlere rağmen kalıcı olarak varlığını sürdürmesi, dinin insan doğasının (fıtrat) ayrılmaz bir parçası olduğunu ve insan yapımı olmayan, aşkın (ilahi) bir kaynağa dayandığını kanıtlamaktadır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İnsanın doğuştan gelen inanma eğilimi (fıtrat) ve dinin ilahi kaynağı
Estimated Time:1m 30s