Bir nörolog veya biyolog, insan beynindeki elektrokimyasal tepkimeleri ve sinir ağlarını inceleyerek bilincin fiziksel ve organik temellerini ortaya koymaya çalışır. Bilinçli olmayı beynin bir işlevi olarak ele alır, onu parçalara ayırır, laboratuvarda gözlemlenebilir ve ölçülebilir verilere indirger. Oysa bir felsefeci "Bilinç nedir?", "Bilinç ile beden arasındaki ilişki nasıl kurulur?" veya "Bilinçli bir varlık olmak ne anlama gelir?" diye sorarak bilinci tüm boyutlarıyla, insanın varoluşsal bütünlüğü i��inde kavramaya çalışır.
Bu parçadan hareketle bilim ve felsefenin varlığa yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- ABilim varlığın somut ve olgusal yönünü reddederken, felsefe yalnızca dış dünyadaki fiziksel nesneleri doğrulamaya çalışır.
- BFelsefe, bilimin parçalara ayırarak incelediği varlık alanlarını dogmatik bir şekilde kabul eder ve sorgulamadan genel bir teoriye ulaşır.
- Bilim, varlığı parçalara ayırıp olgusal sınırlar içinde ele alırken; felsefe, varlığı bir bütün olarak sorgulayıcı bir tavırla anlamlandırmaya çalışır.Answer
- DVarlığın dış dünyada nesnel olarak hiçbir şekilde bulunmadığını iddia eden felsefi yaklaşım, bilimin somut veri toplama sürecini tamamen geçersiz kılar.
- EBilim ve felsefe, varlığı ele alırken aynı deneysel yöntemleri kullanmalarına rağmen ulaştıkları sonuçların pratik faydaları bakımından ayrışırlar.
Answer
Bilim, varlığı parçalara ayırıp olgusal sınırlar içinde ele alırken; felsefe, varlığı bir bütün olarak sorgulayıcı bir tavırla anlamlandırmaya çalışır.
Doğru seçenek, parçadaki örnek olay üzerinden bilim ile felsefenin varlığa yaklaşım farklarını eksiksiz ortaya koymaktadır. Parçada nörolog ve biyologların bilinci fiziksel temellere indirgeyip parçalaması bilimin olgusal ve bölerek inceleme niteliğini; felsefecinin bilincin ne olduğunu sorgulaması ise bütüncül ve sorgulayıcı felsefi tavrı gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Bilim ve felsefenin varlığı ele alış yöntemleri ve bakış açısı farkı