Varlık Felsefesi
60 questions
Varlık felsefesinde (ontoloji) 'varlığın var olup olmadığı' sorusuna verilen yanıtlar nihilizm (hiçcilik) ve realizm (gerçekçilik) ana eksenlerinde şekillenmiş, bu akımlar kendi içlerinde farklı alt yaklaşımlara ayrılmıştır.
Buna göre, sol sütundaki felsefi yaklaşımlarla sağ sütundaki tanımları kavramsal sınırlarını dikkate alarak doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
İdealist filozoflar, varlığın nihai niteliğini düşünce, ruh veya akıl (idea) üzerinden temellendirirken görüşlerini somutlaştırmak adına çeşitli benzetmelerden yararlanmışlardır.
Aşağıda verilen idealist felsefi yaklaşımları, bu yaklaşımları açıklamakta kullanılan uygun örnek veya benzetmelerle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Edmund Husserl’e göre, insan zihni nesneleri algılarken onlara dair geçmişten getirdiği yargıların, inançların ve bilimsel kabullerin etkisi altındadır. Bu durum, varlığın kendi özüne (kendiliğine) doğrudan ulaşmamızı engeller. Filozof, nesnenin özüne ulaşabilmek için tüm bu ön kabullerin geçici olarak askıya alınması, yani 'paranteze alınması' gerektiğini savunur.
Buna göre, fenomenolojik yaklaşımda uygulanan paranteze alma yönteminin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Felsefe tarihi boyunca idealist filozoflar, varlığın temelinde maddi olmayan, düşünsel bir ilkenin yer aldığını savunmuş fakat bu ilkeyi farklı kavramsal temellerle açıklamışlardır. Aşağıda sol sütunda bu filozoflar, sağ sütunda ise onların varlık anlayışlarını özetleyen açıklamalar karışık olarak verilmiştir. Filozofları kendilerine ait olan açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Evren, içerisinde nesnelerin barındığı durağan bir kap değil; sürekli gerçekleşen olayların ve bu olaylar arasındaki ilişkilerin oluşturduğu dinamik bir süreçtir. Varlık, önceden belirlenmiş ve tamamlanmış bir yapıya sahip olmak yerine, her an yeniden şekillenen aktif bir yapıdadır. Bu nedenle bir şeyi anlamak, onun durağan bir tözünü bulmakla değil, onun ne yöne doğru değiştiğini ve nasıl bir akış içinde olduğunu kavramakla mümkündür.
Bu parçada savunulan varlık anlayışı, aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
Taoizm'in 'hiçlik' (Wu) kavrayışı ile Gorgias'ın nihilist yaklaşımındaki 'hiçlik' tezi, her iki öğretide de varlığın nesnel gerçekliğini reddetme yönünden benzerlik gösterse de; Taoizm'de hiçlik (Wu) tüm var olanların kaynağı ve yaratıcı ilkesi olan dinamik bir potansiyel olarak ele alınırken, Gorgias'ta ise varlığın rasyonel ve mantıksal olarak temellendirilemez olduğunu göstermeyi amaçlayan mutlak bir metafiziksel yokluğu temsil eder.
Hegel'e göre evrensel ruh (Geist) durağan bir töz değil; sürekli bir oluş, dinamik bir kendini gerçekleştirme sürecidir. Geist, başlangıçta kendi içine kapalı saf bir potansiyel iken, doğada kendi özüne yabancılaşarak maddi ve nesnel bir biçim kazanır. Ancak bu maddi aşama nihai hedef değildir; Geist, insan bilincinde, kültürde ve felsefede kendi özünün farkına vararak kendine geri döner. Dolayısıyla doğadaki her nesne, tinsel olanın kendini dışsallaştırmasının geçici bir uğrağından ibarettir. Bu parçadan hareketle idealist felsefenin varlığa yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Bilim ve felsefe, varlığı ele alırken farklı yöntem ve ilkeler benimser. Buna göre, sol sütunda verilen bilim ve felsefenin varlığa yaklaşım yöntemlerini, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bilim, varlığı önceden var kabul edip onu parçalara ayırarak incelerken; felsefe varlığı bir bütün olarak ve şüpheci bir tavırla ele alır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi felsefenin varlığa yaklaşımını bilimin yaklaşımından ayıran bir özelliktir?
Duyularımız bize dış dünyadaki nesneleri renkleri, kokuları ve sesleriyle sunar. Gündelik yaşamda bu nesnelerin bizim algımızdan bağımsız olarak var olduğunu düşünmek son derece doğaldır. Ancak duyularımızın sınırlılığı ve yanıltıcılığı göz önüne alındığında, dış dünyada gerçekten 'bir şeylerin' var olup olmadığı sorusu kaçın��lmaz hale gelir. Eğer algıladığımız her şey zihnimizin bir yansımasından ibaretse, dışımızda bir gerçeklik bulma çabası sonuçsuz kalacaktır. Nitekim bazı düşünürler bu belirsizlikten hareketle varlığın nesnel gerçekliğini tamamen reddederken; bazıları ise algılarımızın ötesinde, insan zihninden bağımsız bir dış dünyanın var olduğunu ve bu dünyanın bilinebilir olduğunu savunur.
Bu parçadan hareketle varlık felsefesinin temel yaklaşımlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Aşağıda sol sütunda verilen varlık felsefesine ait kavramsal belirlemeler ile sağ sütundaki açıklamaları ve örnek soruları doğru biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Realizm (gerçekçilik) dış dünyadaki varlıkların insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunurken, nihilizm (hiçcilik) varlığın nesnel gerçekliğini ve kendi başına bir var oluşu olduğunu reddeder.
Felsefe dersinde öğretmen, masanın üzerindeki kalemi göstererek 'Bu kalem biz ona bakmasak da, onun hakkında düşünmesek de orada var olmaya devam eder mi?' diye sorar. Ahmet söz alarak, 'Evet öğretmenim, dış dünyadaki nesneler insan zihninden bağımsız olarak gerçekten vardır ve kendi başına mevcuttur.' yanıtını verir.
Buna göre, Ahmet'in savunduğu bu görüş aşağıdaki felsefi yaklaşımlardan hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
Varlık felsefesinde nihilizm ve realizm, varlığın insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip olup olmadığı sorusuna zıt yanıtlar sunar. Realizm, dış dünyanın varlığını kabul ederken algılama biçimlerine göre çeşitli kollara ayrılır; nihilizm ise varlığın gerçekliğini metafiziksel veya epistemolojik gerekçelerle reddeder.
Buna göre, sol sütunda verilen felsefi açıklamaları sağ sütundaki doğru ontolojik yaklaşımlarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Descartes, varlığı açıklarken birbirine indirgenemeyen iki temel tözün varlığını ileri sürer: düşünen töz (ruh) ve yer kaplayan töz (madde). Ona göre varlık, bu iki tözün bir araya gelmesiyle oluşur.
Descartes'ın bu düşüncesiyle savunduğu, varlığın niceliğine ilişkin felsefi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Felsefe tarihi boyunca filozoflar, dış dünyadaki çokluğu tek bir ortak ilkeye indirgeme ya da bu çokluğu birden fazla kurucu unsurla açıklama arasında gidip gelmişlerdir. Örneğin Thales, her şeyin kökeninde 'su' olduğunu öne sürerek varlığın niceliği bakımından monist (tekçi) bir tavır sergilemiştir. Descartes, ruh ve beden gibi birbirine indirgenemeyen iki ayrı tözün varlığını savunarak düalist (ikici) bir model kurmuştur. Empedokles ise doğayı oluşturan kurucu unsurları toprak, hava, ateş ve su olmak üzere dört öğeye çıkartarak plüralist (çokçu) bir yaklaşımla varlığı açıklamaya çalışmıştır. Bu filozofların temel çabası, var olanların çeşitliliğini niceliksel bir temel üzerine oturtmaktır. Buna göre, filozofların varlığın niceliğine (sayısına) yönelik yaklaşımlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Evrende durağan ve kendi içine kapalı tek bir töz bulma arayışı, gerçeğin dinamik yapısını gözden kaçırır. Çünkü varlık, olmuş bitmiş bir yapı değil; sürekli bir yapma, yaratma ve yenilenme sürecidir. Bu süreçte her şey birbiriyle bağlantılı bir akış halinde var olur ve değişir. Dolayısıyla gerçeği anlamak, donmuş nesneleri sınıflandırmak değil, bu kesintisiz akıştaki ilişkiler ağını ve dönüşümü kavramaktır.
Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesinin aşağıdaki yaklaşımlarından hangisinin temel iddialarıyla örtüşmektedir?
Bilim ve felsefe varlığı farklı yöntem ve bakış açılarıyla ele alır. Aşağıda sol sütunda yer alan bilim ve felsefenin varlığa yaklaşım biçimlerini, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Herakleitos’a göre evrende durağan hiçbir şey yoktur. Her şey sürekli bir değişim, akış ve oluş halindedir. Evrendeki bu dinamik s��reci yönlendiren temel ilke karşıtların savaşıdır. Ona göre varlık, sürekli yanan ve sönen bir ateş gibidir ve durağan bir tözden bahsetmek imkansızdır. Bu durum evrendeki her şeyin sürekli dönüştüğünü gösterir.
Buna göre, Herakleitos'un varlık görüşünü en iyi özetleyen yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Platon’a göre duyularımızla algıladığımız fiziksel dünya, sürekli bir değişim ve oluş içindedir; burada hiçbir şey kendi kendisiyle aynı kalmaz. Gerçek ve mükemmel olan varlık ise zamanın ve değişimin yıpratamadığı, yalnızca akılla kavranabilen idealardır. Duyusal dünyadaki her varlık, ait olduğu ideanın pay almasıyla varlık kazanmış kusurlu bir kopyadır. Dolayısıyla gerçeklik, maddesel olan nesnelerde değil, bu nesnelerin arkasında yatan soyut özlerde aranmalıdır.
Bu parçadan hareketle idealist felsefenin varlığa yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?