Yaşam Bilimi Biyoloji

58 questions

Question 41Question

Aşağıda verilen vitamin ve hormon çeşitleri ile bu moleküllerin canlı vücudundaki işlevlerini veya özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

K Vitamini
D Vitamini
C Vitamini
Hormonlar

Matches

Show answer & explanation

Answer

K Vitamini - Kalın bağırsak bakterileriyle ilişkili vitamin; D Vitamini - Güneş ışığıyla aktifleşen ve kalsiyum emilimini sağlayan vitamin; C Vitamini - Diş eti kanamasını önleyen vitamin; Hormonlar - Hedef hücre reseptörüne bağlanan düzenleyiciler
Kalın bağırsaktaki yararlı bakterilerin sentezlediği vitamin K vitaminidir. Güneş ışığı etkisiyle deride aktifleştirilen ve kalsiyum emiliminde rol oynayan vitamin D vitaminidir. Diş eti kanaması (skorbit) C vitamini eksikliğinde gözlenir. Hedef hücrelerin zarındaki veya içindeki reseptörlere bağlanarak çalışan düzenleyiciler ise hormonlardır.

Step-by-Step Solution

1
K vitamininin üretim yeri ve antibiyotik ilişkisini belirleme
K vitamini kalın bağırsaktaki bakterilerce sentezlendiğinden, antibiyotik kullanımı bu süreci sekteye uğratır. Bu durum 'left_1' ile 'right_1' maddesini eşleştirir.
Bağırsak florasında üretilen vitaminlerin günlük yaşam senaryolarıyla ilişkisini kurmak.
2
D vitamininin sentez ve işlev koşulunu analiz etme
D vitamini güneş ışığı etkisiyle deride aktifleştirilir ve kalsiyum emilimini sağlar. Bu durum 'left_2' ile 'right_2' maddesini eşleştirir.
İnsan vücudunda öncül maddeden üretilen vitaminlerin aktivasyon sürecini kavramak.
3
C vitamininin eksiklik belirtisini ve çözünürlüğünü tespit etme
C vitamini suda çözünen bir vitamin olup eksikliğinde diş eti kanaması (skorbit) gelişir. Bu durum 'left_3' ile 'right_3' maddesini eşleştirir.
Suda çözünen vitaminlerin eksiklik semptomlarını ayırt etmek.
4
Hormonların hedef hücre üzerindeki etki mekanizmasını sorgulama
Hormonlar hedef hücrelerdeki özgül reseptörlere bağlanarak çalışır. Bu durum 'left_4' ile 'right_4' maddesini eşleştirir.
Hormonların etki mekanizmasında reseptör anahtar-kilit uyumunun önemini kavramak.

Key Concept

Vitaminlerin ve hormonların genel özellikleri, üretim kaynakları ve eksiklik belirtileri
Question 42Question

Aşağıdaki sol sütunda verilen karbonhidrat çeşitlerini, sağ sütunda verilen yapısal ve işlevsel özellikleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Sükroz
Kitin
Glikojen
Deoksiriboz

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sükroz ile bitkisel dehidrasyon ürünü olan disakkarit tanımı; kitin ile azotlu yapısal polisakkarit tanımı; glikojen ile hayvan ve mantarlardaki dallanmış depo polisakkariti tanımı; deoksiriboz ile DNADNA yapısına katılan pentoz tanımı eşleşir.
Sükroz bitkisel disakkarit tanımıyla, kitin azotlu yapısal polisakkarit tanımıyla, glikojen hayvan ve mantarlardaki dallanmış depo polisakkariti tanımıyla, deoksiriboz ise DNADNA yapısına katılan ve solunumda kullanılmayan pentoz tanımıyla doğru olarak eşleşir.

Step-by-Step Solution

1
Sükroz molekülünün yapısını ve kökenini incelemek.
Sükroz, glikoz ve fruktozun dehidrasyonuyla oluşan bitkisel kaynaklı bir disakkarittir. Bu nedenle bitkisel dehidrasyon ürünü olan disakkarit tanımıyla eşleşir.
Disakkaritlerin monomer yapılarını ve kökenlerini ayırt etmek.
2
Kitin molekülünün kimyasal yapısını ve işlevini belirlemek.
Kitin, azot içeren bir fonksiyonel gruba sahip yapısal polisakkarittir. Mantar çeperinde ve eklembacaklı dış iskeletinde bulunur. Bu sebeple azotlu yapısal polisakkarit tanımıyla eşleşir.
Polisakkarit çeşitlerinin azot içeriği gibi ayırt edici kimyasal özelliklerini saptamak.
3
Glikojen molekülünün depo özelliğini ve canlı gruplarındaki yerini analiz etmek.
Glikojen; hayvan, mantar, bakteri ve arkelerde glikozun depo formudur ve dallanmış zincir yapısına sahiptir. Bu yüzden depo polisakkariti tanımıyla eşleşir.
Depo polisakkaritlerinin sentezlendiği canlı gruplarını kavramak.
4
Deoksiriboz monosakkaritinin hücresel işlevini değerlendirmek.
Deoksiriboz, DNADNA'nın yapısına katılan 55 karbonlu bir pentozdur. Hücresel solunumda enerji eldesi amacıyla doğrudan yıkılmaz. Bu nedenle DNADNA yapısına katılan monosakkarit tanımıyla eşleşir.
Pentozların yapısal rollerini ve hücresel solunumdaki durumunu ayırt etmek.

Key Concept

Karbonhidratların sınıflandırılması ve moleküllerin yapısal-işlevsel özellikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 43Question

Bir hücreden izole edilen nükleik asit zincirinin tamamen hidroliz edilmesiyle elde edilen aşağıdaki moleküllerden hangisi, bu zincirin RNA'ya değil, kesinlikle bir DNA molekülüne ait olduğunu kanıtlar?

Show answer & explanation

Answer: Timin organik bazı

Answer

Timin organik bazı
Timin organik bazı yalnızca DNA nükleotitlerinin yapısına katılan azotlu bir organik bazdır. RNA moleküllerinin yapısında timin bulunmaz, onun yerine urasil organik bazı bulunur. Bu nedenle, izole edilen nükleik asit zincirinin hidroliz ürünleri arasında timin organik bazının bulunması, bu zincirin kesinlikle DNA molekülüne ait olduğunu kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
DNA ve RNA moleküllerinin yapısal bileşenleri (azotlu organik bazlar, pentoz şekerleri ve fosfat grubu) karşıla��tırılır.
Adenin, guanin, sitozin bazları ile fosfat grubu her iki nükleik asitte de ortaktır. Timin organik bazı sadece DNA'ya; urasil organik bazı ve riboz şekeri ise sadece RNA'ya özgüdür.
Hidroliz ürünleri arasında nükleik asit türlerinden yalnızca birine özgü bir molekülün aranması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen moleküller arasından sadece DNA'ya özgü olan molekül belirlenir.
Timin organik bazı yalnızca DNA molekülünün yapısında bulunduğundan, hidroliz ürünleri arasında timin bazının bulunması bu zincirin kesinlikle DNA olduğunu kanıtlar.
Soruda nükleik asit zincirinin kesinlikle DNA'ya ait olduğunu gösteren kanıt aranmaktadır.

Key Concept

DNA ve RNA moleküllerinin kendilerine özgü azotlu organik bazları (DNA için Timin, RNA için Urasil)
Question 44Question

Steroit grubu lipitler; hayvanlarda hücre zarının akışkanlığını düzenleme ve eşeysel hormonların sentezinde öncül madde olarak görev yapma gibi işlevlere sahip olmalarına rağmen, trigliserit ve fosfolipitlerin aksine yapılarında ester bağı bulundurmazlar.

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Steroit grubu lipitlerin hücre zarının akışkanlığını düzenlediği, hormon yapısına katıldığı ve ester bağı içermediği ifadesi doğrudur.
Steroitler, diğer bazı lipitlerin aksine ester bağı içermeyen ve kolesterol gibi hücre zarı bileşeni veya hormon öncülü olarak çalışan moleküllerdir.

Step-by-Step Solution

1
Steroitlerin yapısal özelliklerini analiz etmek.
Steroitler (örneğin kolesterol) birbirine bağlı dört halkalı karbon iskeletinden oluşur. Trigliserit ve fosfolipitlerdeki gibi yağ asidi ve gliserol monomerlerinin ester bağlarıyla birleşmesiyle oluşmazlar, yani ester bağı içermezler.
Steroitlerin kimyasal yapısının ve bağ çeşitlerinin diğer lipit türlerinden farkını ayırt etmek gerekir.
2
Steroitlerin biyolojik işlevlerini değerlendirmek.
Hayvan hücre zarlarında akışkanlığı ve dayanıklılığı düzenlerler (kolesterol). Ayrıca östrojen, testosteron gibi eşeysel hormonların ve D vitamininin yapısına katılarak düzenleyici rol oynarlar.
Soruda geçen işlevsel özelliklerin doğruluğunu kontrol etmek gerekir.
3
Elde edilen verileri birleştirerek ifadenin doğruluğuna karar vermek.
İfadedeki tüm bilgiler (akışkanlığı düzenleme, hormon öncülü olma ve ester bağı içermeme) biyolojik olarak doğru olduğundan önerme 'doğru' olarak kabul edilir.
Soru kökündeki önermenin genel doğruluğunu kesinleştirmek gerekir.

Key Concept

Steroitlerin Yapısı ve Biyolojik İşlevleri
Question 45Question

Nükleik asitlerin ve onları oluşturan alt birimlerin dehidrasyon sentezi süreçlerinde kurulan her bir kovalent bağa karşılık bir molekül su (H2OH_2O) açığa çıkar.

Buna göre, aşağıda belirtilen moleküllerin en basit bileşenlerinden (azotlu organik baz, pentoz şekeri ve inorganik fosfat) dehidrasyon senteziyle üretilmeleri sırasında açığa çıkan su miktarlarının en az olandan en çok olana doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Sentez sürecinde açığa çıkan su miktarlarının en azdan en çoğa doğru doğru sıralaması: nükleosit, nükleotit, dinükleotit ve trinükleotit şeklindedir.
Verilen moleküller en basit bileşenlerinden itibaren sentezlendiğinde kurulan kovalent bağ sayıları su çıkışını belirler. Nükleositte 1 (glikozit), nükleotitte 2 (1 glikozit + 1 ester), dinükleotitte 5 (2 glikozit + 2 ester + 1 fosfodiester), trinükleotitte ise 8 (3 glikozit + 3 ester + 2 fosfodiester) bağ kurulur. Bu nedenle en az su açığa çıkarandan en çok su açığa çıkarana doğru sıralama nükleosit, nükleotit, dinükleotit ve trinükleotit şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Nükleosit sentezinde kurulan bağ sayısın�� ve açığa çıkan su miktarını belirlemek.
Nükleosit molekülü, bir azotlu organik baz ile bir pentoz şekerinin glikozit bağıyla birleşmesiyle oluşur. 1 kovalent bağ kurulduğu için 1 molekül H2OH_2O açığa çıkar.
Dehidrasyon sentezinde kurulan her kovalent bağa karşılık bir molekül su açığa çıkmaktadır.
2
Nükleotit sentezinde kurulan bağ sayısını ve açığa çıkan su miktarını belirlemek.
Nükleotit molekülü; baz, şeker ve fosfatın birleşmesiyle oluşur. Baz ile şeker arasında 1 glikozit bağı, şeker ile fosfat arasında 1 ester bağı kurulur. Toplam 2 kovalent bağ kurulduğu için 2 molekül H2OH_2O açığa çıkar.
Nükleotit sentezi, nükleosite bir fosfat grubu eklenmesini (ester bağı kurulumunu) gerektirir.
3
Dinükleotit sentezinde kurulan bağ sayısını ve açığa çıkan su miktarını belirlemek.
Dinükleotit sentezinde, sıfırdan başlandığında iki adet nükleotit sentezlenir (2 x 2 = 4 su) ve bu iki nükleotit 1 fosfodiester bağıyla birbirine bağlanır (1 su). Toplamda 2 glikozit, 2 ester ve 1 fosfodiester bağı kurulur. Bu da 5 molekül H2OH_2O açığa çıkarır.
Dinükleotit yapısında toplam 5 adet kovalent bağ bulunur.
4
Trinükleotit sentezinde kurulan bağ sayısını ve açığa çıkan su miktarını belirlemek.
Trinükleotit sentezinde, sıfırdan başlandığında üç adet nükleotit sentezlenir (3 x 2 = 6 su) ve bu nükleotitler 2 fosfodiester bağıyla birbirine bağlanır (2 su). Toplamda 3 glikozit, 3 ester ve 2 fosfodiester bağı kurulur. Bu da 8 molekül H2OH_2O açığa çıkarır.
Trinükleotit yapısında toplam 8 adet kovalent bağ bulunur.
5
Açığa çıkan su miktarlarını karşılaştırarak küçükten büyüğe sıralamak.
Su miktarları sırasıyla: Nükleosit (1) < Nükleotit (2) < Dinükleotit (5) < Trinükleotit (8). Doğru sıralama bu şekilde elde edilir.
Moleküllerin yapısal karmaşıklığı arttıkça sentezleri için gereken kovalent bağ sayısı ve dolayısıyla açığa çıkan su miktarı artar.

Key Concept

Nükleik asitlerin monomer ve polimer düzeyindeki dehidrasyon sentezi ve kurulan kovalent bağ çeşitleri.
Question 46Question

Aşırı ve kontrolsüz antibiyotik kullanımı nedeniyle kalın bağırsaktaki yararlı bakterileri zarar gören bir bireyde B ve K vitamini eksikliği ile buna bağlı olarak bazı metabolik ve hormonal aksaklıklar ortaya çıkmıştır.

Bu bireyde gözlenen durumlar ve ilgili moleküllerin özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hormonların hedef organlardaki hücreleri uyarabilmesi ve fizyolojik bir etki gösterebilmesi için hücre zarı üzerinde veya hücre içinde bulunan spesifik reseptörlere bağlanması gerekir.

Answer

Hormonların hedef organlardaki hücreleri uyarabilmesi ve fizyolojik bir etki gösterebilmesi için hücre zarı üzerinde veya hücre içinde bulunan spesifik reseptörlere bağlanması gerekir.
Hormonların hedef organlardaki hücreleri uyarabilmesi ve etki gösterebilmesi için hücre zarı üzerinde ya da hücre içinde yer alan özgül reseptörlere bağlanması zorunludur. Hormonların kanla tüm vücuda taşınmasına rağmen sadece hedef hücrelerde etki oluşturmasının nedeni budur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen antibiyotik kullanımına bağlı B ve K vitamini eksikliği ile hormonların çalışma mekanizması analiz edilmelidir.
Biyolojik düzenleyicilerin özellikleri ve hormonların hedef hücre etki mekanizmaları belirlenir.
Vitaminlerin ve hormonların genel özelliklerinin ayırt edilmesi gerekir.
2
Vitaminlerin organik yapıda olsalar bile hücresel solunumda enerji verici olarak kullanılmadıkları, sadece enzimlerin yapısına koenzim olarak katılarak düzenleyici rol oynadıkları hatırlanmalıdır.
Vitaminlerin enerji vermediği ve dehidrasyonla enzimlere bağlanmadığı netleştirilir.
Çeldiricilerdeki enerji ve bağ oluşumu hatalarını belirlemek için gereklidir.
3
Hormonların hedef organlardaki reseptörlere (hücre zarı üstü veya içi) bağlanarak etki gösterdiği ve vitaminlerin hücre zarından geçebilen küçük moleküller olduğu bilgisi birleştirilir.
Hormonların etki mekanizmasının reseptör bağımlı olduğu ve doğru ifadenin bu olduğu belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve polimer/endositoz yanılgısını çürütmek için gereklidir.

Key Concept

Vitaminlerin düzenleyici rolü ve hormonların reseptör aracılı etki mekanizması
Estimated Time:2m 0s
Question 47Question

Proteinler, hücrede ribozomda sentezlendikten sonra işlevsel hale gelebilmek için çeşitli katlanma basamaklarından geçerek karmaşık üç boyutlu yapılar oluştururlar.

Buna göre, sol sütunda verilen protein yapı düzeylerini, sağ sütundaki bu düzeylerin genel özellikleri ve oluşum biçimleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Birincil (primer) yapı
İkincil (sekonder) yapı
Üçüncül (tersiyer) yapı
Dördüncül (kuaterner) yapı

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birincil yapı doğrusal polipeptit zincirini (peptit bağları ile bağlı), ikincil yapı hidrojen bağları ile oluşan yerel katlanmaları (alfa-sarmal ve beta-yaprak), üçünc��l yapı yan zincirlerin (R grupları) etkileşimi ile oluşan üç boyutlu aktif yapıyı, dördüncül yapı ise birden fazla polipeptitin bir araya gelmesiyle oluşan kompleksi temsil eder.
Protein yapı düzeylerinin basitten karmaşığa doğru hiyerarşik organizasyonu, kullanılan bağ tipleri ve işlev kazanma durumlarına göre doğru şekilde eşleştirilmiştir. Birincil yapı doğrusal dizilimi, ikincil yapı omurgadaki hidrojen bağlarını, üçüncül yapı R grupları etkileşimlerini, dördüncül yapı ise çoklu polipeptit zincirlerini temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Birincil (primer) yapının özellikleri analiz edilir.
Birincil yapının, protein sentezi sırasında amino asitlerin peptit bağlarıyla doğrusal olarak dizilmesini temsil ettiği ve işlevsel olmayan ilk polipeptit zinciri olduğu belirlenir. Bu tanım, amino asitlerin doğrusal bir sıra halinde uç uca eklenmesiyle oluşan zincir ifadesiyle eşleşir.
Birincil yapı proteinlerin sadece amino asit sırasını ve peptit bağlarını içerir.
2
İkincil (sekonder) yapının özellikleri analiz edilir.
Polipeptit omurgasındaki atomlar arasında kurulan hidrojen bağları sayesinde proteinin yerel olarak alfa-sarmal veya beta-pileli yaprak yapısı kazandığı tespit edilir. Bu durum, yerel kıvrımları tanımlayan ifadeyle eşleşir.
İkincil yapı, yan zincirlerin değil, peptid omurgasındaki atomların oluşturduğu hidrojen bağlarının ürünüdür.
3
Üçüncül (tersiyer) yapının özellikleri analiz edilir.
Polipeptit zincirinin üç boyutlu işlevsel yapısını kazanmasında R (radikal) grupları arasındaki etkileşimlerin (disülfit, hidrojen, iyonik bağlar ve hidrofobik etkileşimler) rol oynadığı belirlenir. Bu özellik, proteinin özgün üç boyutlu ve aktif yapısı ifadesiyle eşleşir.
Üçüncül yapı, proteinlerin işlev kazandığı (aktifleştiği) ana katlanma basamağıdır.
4
Dördüncül (kuaterner) yapının özellikleri analiz edilir.
Birden fazla bağımsız polipeptit zincirinin bir araya gelerek oluşturduğu işlevsel protein kompleksleri olduğu hatırlanır. Bu durum, birden fazla bağımsız polipeptit zincirinin bir araya gelmesiyle oluşan kompleksi tanımlayan ifadeyle eşleşir.
Dördüncül yapı sadece çoklu polipeptit alt birimlerinden oluşan proteinlerde bulunur.

Key Concept

Proteinlerin Yapısal Düzeyleri ve Bağ Çeşitleri
Estimated Time:2m 0s
Question 48Question

İnsan vücudunda homeostazinin (iç denge) sağlanmasında ve metabolik faaliyetlerin düzenlenmesinde rol oynayan vitaminler ve hormonlar ile ilgili,

I. Vitaminler, organik yapıda olmalarına karşın hücresel solunum tepkimelerinde enerji elde etmek amacıyla substrat olarak kullanılamazlar.
II. Bir hormonun hedef hücreler üzerinde fizyolojik bir etki gösterebilmesi için hücre zarı üzerindeki veya hücre içindeki özel reseptörlere bağlanması gerekir.
III. Hem vitaminler hem de hormonlar, hücre zarından geçebilmek için sindirim enzimleriyle hidroliz edilerek monomerlerine ayrılmak zorundadır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Birinci ve ikinci ifadeler doğru, üçüncü ifade ise yanlıştır.
Vitaminler organik olmalarına rağmen enerji verici olarak solunumda kullanılmazlar (birinci öncül doğrudur). Hormonlar hedef hücrelerdeki özgül reseptörlere bağlanarak fizyolojik etkilerini gerçekleştirirler (ikinci öncül doğrudur). Bu doğrultuda doğru seçenek birinci ve ikinci ifadeleri birlikte içeren seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Vitaminlerin hücresel solunumda enerji elde etmede kullanılıp kullanılmadığını belirlemek.
Vitaminler organik bileşik olmalarına rağmen hücresel solunumda substrat olarak parçalanmazlar ve ATP üretiminde kullanılmazlar. Bu nedenle birinci ifade doğrudur.
Vitaminlerin enerji vermeyip yalnızca düzenleyici olduğu temel bir biyolojik kuraldır.
2
Hormonların hedef hücrelerde etki oluşturma mekanizmasını incelemek.
Hormonlar kan yoluyla tüm vücuda dağılsa da sadece yüzeyinde veya içinde kendilerine özgü reseptör taşıyan hedef hücrelere bağlanarak etki gösterebilirler. Bu nedenle ikinci ifade doğrudur.
Hormonal düzenlemenin özgüllüğü, hedef hücrelerdeki reseptör-ligand anahtar-kilit uyumuna bağlıdır.
3
Vitaminler ve hormonların hücre zarından geçiş için hidroliz edilme gerekliliğini sorgulamak.
Vitaminler zaten küçük moleküllerdir ve hidrolize uğramazlar. Hormonların ise steroit ve amino asit yapıda olanları hücre zarından doğrudan geçebilirken, protein yapıda olan büyük hormonlar hücre içine girmeden zardaki reseptörlere bağlanarak etki ederler; yani görevlerini yapmak için sindirilmelerine gerek yoktur. Bu nedenle üçüncü ifade yanlıştır.
Sindirim/hidroliz mekanizmasının düzenleyici moleküllerin işlevsel formları üzerindeki etkisini ayırt etmek gerekir.

Key Concept

Vitaminlerin ve hormonların yapısal özellikleri, hücresel solunumda enerji verici olmama durumları ve hormon-reseptör etkileşimi
Question 49Question

Proteinlerin genel özellikleri, yapıları ve sentez süreçleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Peptit bağları, polipeptit zincirini oluşturan komşu amino asitlerin değişken (radikal) grupları arasında kurulur.

Answer

Peptit bağlarının komşu amino asitlerin radikal grupları arasında kurulduğunu belirten ifade yanlıştır. Peptit bağı, bir amino asidin karboksil grubu ile diğer amino asidin amino grubu arasında kurulur.
Peptit bağı oluşumu sırasında bir amino asidin karboksil grubundaki karbon atomu ile diğer amino asidin amino grubundaki azot atomu arasında kovalent bağ (peptit bağı) kurulur. Radikal gruplar (değişken gruplar) peptit bağının kurulmasında görev almaz, proteinin üç boyutlu katlanma yapısında ve fonksiyonel özelliklerinin belirlenmesinde etkilidir. Bu nedenle radikal gruplar arasında peptit bağı kurulduğunu iddia eden ifade yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Amino asitlerin genel yapısının ve peptit bağlarının nasıl kurulduğunun analiz edilmesi.
Amino asitlerin yapısında bir amino grubu, bir karboksil grubu, bir hidrojen atomu ve bir radikal (değişken) grup bulunur. Dehidrasyon sentezi sırasında peptit bağı, bir amino asidin karboksil grubu (COOH) ile diğerinin amino grubu (NH2) arasında kurulur; radikal grup bu bağa katılmaz.
Hangi ifadenin yanlış olduğunu belirlemek için peptit bağının kimyasal olarak hangi gruplar arasında kurulduğunu bilmek gerekir.
2
Polimerleşme (dehidrasyon) ve hidroliz reaksiyonlarındaki su ve bağ dengesinin incelenmesi.
Doğrusal bir polipeptit sentezlenirken amino asit sayısının bir eksiği kadar peptit bağı kurulur ve aynı sayıda su molekülü açığa çıkar. Hidroliz sürecinde de bu bağların koparılması için kurulan bağ sayısı kadar su harcanır.
Dehidrasyon sentezinde oluşan bağ sayısı ile açığa çıkan su sayısı arasındaki ilişkinin doğru olup olmadığını doğrulamak.
3
Denatürasyon ve protein sentezi şablon mekanizmasının değerlendirilmesi.
Denatürasyonda yüksek sıcaklık gibi etkenlerle proteinin üç boyutlu yapısı bozulur ancak birincil yapı (amino asit dizilimi) ve peptit bağları korunur. Ayrıca protein sentezinin şablonu olan mRNA dizilimi DNA'daki genetik bilgiye göre sentezlenir.
Denatürasyon ve sentez mekanizmaları hakkındaki diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit etmek.

Key Concept

Proteinlerin ve amino asitlerin yapısal özellikleri ile peptit bağı oluşumu
Question 50Question

Bir ökaryotik hücrede ribozomda sentezlenen bir proteinin, sentez başlangıcından aktif ve işlevsel bir üç boyutlu yapı kazanmasına kadar geçen süreçte gerçekleşen aşağıdaki olayları, ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama: tRNA moleküllerinin kodonlarla eşleşmesi, amino asitler arasında peptit bağlarının kurulması, polipeptit zincirinin ribozomdan ayrılması ve polipeptitin katlanarak üç boyutlu özgün yapısını kazanması şeklindedir.
Doğru sıralama sırasıyla; amino asitlerin tRNA'lar tarafından ribozoma getirilip kodon-antikodon eşleşmesinin sağlanması, aralarında peptit bağlarının kurularak polipeptit zincirinin uzaması, sentezi biten zincirin ribozomdan serbest bırakılması ve son aşamada radikal gruplar arası etkileşimlerle proteinin üç boyutlu özgün işlevsel yapısını kazanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Ribozomda mRNA okunurken, tRNA'lar taş��dıkları amino asitlerle uygun kodonlara geçici olarak bağlanır.
Amino asitlerin genetik şifreye uygun sırada konumlanması sağlanır.
Sentezin şifreye uygun olarak başlayabilmesi ve yürütülebilmesi için kodon-antikodon eşleşmesi ilk şarttır.
2
Konumlanan amino asitlerin amino ve karboksil grupları arasında dehidrasyonla peptit bağları kurulur.
Doğrusal bir polipeptit zinciri (birincil yapı) oluşur.
Amino asitlerin kovalent bağlarla bağlanması polipeptit sentezinin uzama aşamasını oluşturur.
3
Durdurucu kodona ulaşıldığında sentez sonlanır ve polipeptit zinciri ribozomdan salınır.
Serbest, birincil yapıda bir polipeptit elde edilir.
Polipeptidin hücresel işlevini kazanmak üzere katlanabilmesi için ribozomdaki sentez sürecinin tamamlanıp sitoplazmaya geçmesi gerekir.
4
Polipeptit zincirindeki amino asitlerin radikal (R) grupları arasında zayıf etkileşimler kurulur.
Üç boyutlu, aktif ve işlevsel bir protein elde edilir.
Proteinin biyolojik aktivite gösterebilmesi için kendine özgü üç boyutlu konformasyonunu (sekonder, tersiyer veya kuaterner yapı) kazanması şarttır.

Key Concept

Proteinin sentezlenme ve işlevsel üç boyutlu yapısını kazanma basamakları.
Estimated Time:2m 0s
Question 51Question

Bileşik enzimlerin (holoenzim) yapısını oluşturan kısımlar ile bu kısımların işlevsel veya yapısal özellikleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Aşağıda sol sütunda enzimlerin yapısıyla ilgili kavramlar, sağ sütunda ise bu kavramlara ait açıklamalar karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kavramlar ile sağ sütundaki açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Apoenzim
Koenzim
Kofaktör
Aktif merkez

Matches

Show answer & explanation

Answer

Apoenzim protein kısmı ve substratı tanıma özelliğiyle; koenzim organik yardımcı kısımla; kofaktör inorganik mineral veya iyonlarla; aktif merkez ise substratın bağlandığı özel bölgeyle eşleşmelidir.
Apoenzim protein kısmı olarak substratı seçer; koenzim organik yardımcı kısımdır; kofaktör mineral gibi inorganik yardımcı kısımdır; aktif merkez ise enzimin substrata bağlandığı aktif bölgedir. Bu eşleştirmeler biyokimyasal tanımlarla tam olarak uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Apoenzim tanımını belirleme
Apoenzim, bileşik enzimlerin protein yapılı kısmıdır ve görevi substratı tanımaktır. Bu nedenle protein kısmı olan açıklama ile eşleşir.
Enzimin protein kısmının isimlendirilmesini ve işlevini ayırt etmek.
2
Koenzim tanımını belirleme
Koenzim, enzimin protein kısmına bağlanan vitamin gibi organik yapılı yardımcı kısımdır. Bu doğrultuda organik molekül açıklaması ile eşleşir.
Organik yardımcı kısımların adlandırılmasını bilmek.
3
Kofaktör tanımını belirleme
Kofaktör, enzimin çalışması için gerekli olan mineral gibi inorganik iyonları kapsayan kısımdır. İnorganik iyon açıklaması ile eşleşir.
İnorganik yardımcı kısımların adlandırılmasını bilmek.
4
Aktif merkez tanımını belirleme
Aktif merkez, enzimin substratına bağlandığı ve reaksiyonun doğrudan gerçekleştiği özel bölgedir. Substrata bağlanılan özel bölge açıklaması ile eşleşir.
Enzim üzerindeki katalitik bölgenin tanımını yapmak.

Key Concept

Enzimlerin Yapısı (Basit ve Bileşik Enzimler)
Estimated Time:1m 30s
Question 52Question

Enzimlerin çalışma mekanizmaları ve reaksiyon hızını etkileyen faktörlerle ilgili bazı kavramlar aşağıda verilmiştir. Bu kavramlar ile bu kavramlara ait açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Aktivasyon enerjisi
Substrat yüzeyi
İnhibitör madde
Aktivatör madde

Matches

Show answer & explanation

Answer

Aktivasyon enerjisi reaksiyonun başlaması için gereken minimum enerjiyle; substrat yüzeyi enzim-substrat temas alanının genişletilmesiyle; inhibitör madde reaksiyonu yavaşlatan veya durduran kimyasallarla; aktivatör madde ise reaksiyon hızını artıran maddelerle eşleşmektedir.
Verilen biyokimyasal kavramlar, enzimlerin çalışma mekanizmalarına ait doğru fiziksel ve kimyasal açıklamalarla eşleştirilmiştir. Aktivasyon enerjisi reaksiyonun başlaması için gereken minimum enerji; substrat yüzeyi enzimin substrata etki ettiği dış alan; inhibitör reaksiyonu durduran veya yavaşlatan kimyasal; aktivatör ise reaksiyon hızını artıran maddedir.

Step-by-Step Solution

1
Tepkimenin başlaması için gereken minimum enerji engelini tanımlayan kavram belirlenir.
Bu tanımın aktivasyon enerjisine karşılık geldiği görülür. Enzimler bu engeli düşürerek tepkimenin daha düşük enerji seviyesinde başlamasını sağlar.
Sol sütundaki 'Aktivasyon enerjisi' kavramı, sağ sütundaki minimum enerji engelini açıklayan ifadeyle eşleştirilir.
2
Enzimin etki ettiği maddenin dış temas alanı ile ilgili kavram incelenir.
Dış temas alanının substrat yüzeyi olduğu belirlenir. Enzimler substrata dış yüzeyinden etki etmeye başladığı için bu alanın genişlemesi birim zamandaki etkin çarpışma ve kompleks sayısını artırır.
Sol sütundaki 'Substrat yüzeyi' kavramı, sağ sütundaki dış temas alanı açıklamasıyla eşleştirilir.
3
Tepkimeyi yavaşlatan veya durduran kimyasal maddelerin çalışma prensibi analiz edilir.
Bu maddelerin inhibitörler olduğu tespit edilir. İnhibitörler aktif merkeze bağlanarak substratın bağlanmasını önleyebilir veya enzimin üç boyutlu yapısını bozabilir.
Sol sütundaki 'İnhibitör madde' kavramı, sağ sütundaki tepkime hızını azaltan veya durduran madde açıklamasıyla eşleştirilir.
4
Tepkimenin hızlanmasını sağlayan yardımcı kimyasal bileşikler veya iyonlar belirlenir.
Bu maddelerin aktivatörler olduğu görülür. Örneğin, bazı metal iyonları veya vitaminler enzimin aktifleşmesini sağlayarak tepkimeyi hızlandırır.
Sol sütundaki 'Aktivatör madde' kavramı, sağ sütundaki reaksiyon hızını artıran madde açıklamasıyla eşleştirilir.

Key Concept

Enzimlerin çalışma hızını etkileyen faktörler ve temel biyokimyasal kavramlar
Estimated Time:2m 0s
Question 53Question

Enzimlerin yapısı ve işleyişi ile ilgili aşağıda verilen kavramları, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Apoenzim
Koenzim
Kofaktör
Aktif merkez

Matches

Show answer & explanation

Answer

Apoenzim seçeneği 'Enzimin sadece protein yapılı kısmı olup, hangi substrata etki edeceğini belirler' ifadesiyle; Koenzim seçeneği 'Bileşik enzimin yapısına katılan ve genellikle vitaminlerden oluşan organik yardımcı kısımdır' ifadesiyle; Kofaktör seçeneği 'Bileşik enzimin yapısına katılan Ca2+Ca^{2+} veya Mg2+Mg^{2+} gibi inorganik yardımcı kısımdır' ifadesiyle; Aktif merkez seçeneği ise 'Enzimin substratına geçici olarak bağlandığı ve tepkimenin gerçekleştiği özel bölgedir' ifadesiyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; protein yapılı olan ve özgüllüğü belirleyen apoenzim ilgili açıklamayla, organik yardımcı kısım olan koenzim vitaminli açıklamayla, inorganik yardımcı kısım olan kofaktör mineral iyonlu açıklamayla ve substratın bağlandığı bölge olan aktif merkez ise katalizin gerçekleştiği bölge açıklamasıyla eşleşir.

Step-by-Step Solution

1
Apoenzim tanımını belirleme
Apoenzim, enzimin yalnızca protein kısmını oluşturur ve özgüllüğü belirler. Bu nedenle protein kısmı ve özgüllük vurgusu yapılan açıklama ile eşleştirilir.
Enzimlerin protein ve protein dışı kısımlarının temel işlevlerini birbirinden ayırt etmek.
2
Koenzim ve kofaktör kavramlarının farkını ortaya koyma
Organik yapıdaki yardımcı kısım koenzim (örneğin vitamin), inorganik yapıdaki yardımcı kısım ise kofaktördür (örneğin metal iyonları).
Yardımcı kısımların kimyasal yapısına göre (organik/inorganik) sınıflandırılmasını sağlamak.
3
Aktif merkez kavramını açıklama ile eşleştirme
Aktif merkez, enzimin substrata bağlandığı ve katalitik aktivitenin gerçekleştiği bölgedir. Bu açıklama aktif merkez ile eşleştirilir.
Enzimin substratla etkileşim kurduğu bölgenin işlevini kavramak.

Key Concept

Enzimlerin yapısı (apoenzim, koenzim, kofaktör) ve aktif merkez bölgesi.
Estimated Time:2m 0s
Question 54Question

Bir araştırmacı, insan vücudunda i��lev gösteren bir enzimin sıcaklığa bağlı reaksiyon hızını incelemiş ve aşağıdaki grafiği elde etmiştir:

[Grafik]

Araştırmacı daha sonra bu enzimle ilgili şu uygulamaları gerçekleştirmiştir:

* I. Uygulama: Optimum sıcaklıktaki (37C37^\circ\text{C}) reaksiyon ortamının sıcaklığı 60C60^\circ\text{C}'ye çıkarılıp bir süre bekletilmiş, ardından tekrar 37C37^\circ\text{C}'ye düşürülmüştür.
* II. Uygulama: Optimum sıcaklıktaki (37C37^\circ\text{C}) reaksiyon ortamının sıcaklığı 0C0^\circ\text{C}'ye düşürülüp bir süre bekletilmiş, ardından tekrar 37C37^\circ\text{C}'ye çıkarılmıştır.

Buna göre, bu uygulamalar ve grafikteki verilerle ilgili;

I. I. uygulamada sıcaklık tekrar 37C37^\circ\text{C}'ye getirildiğinde reaksiyonun başlamamasının nedeni, yüksek sıcaklığın tepkimenin aktivasyon enerjisi ihtiyacını artırmış olmasıdır.
II. II. uygulamada sıcaklığın 0C0^\circ\text{C}'ye düşürülmesi enzimin yapısını bozmaz, ancak kinetik enerji yetersizliğinden dolayı enzim-substrat kompleksi oluşumunu engeller.
III. Grafikteki eğrinin 55C55^\circ\text{C}'nin üzerinde sıfıra inmesinin nedeni, yüksek sıcaklığın apoenzim kısmının üç boyutlu yapısını bozarak aktif merkezin işlevini kalıcı olarak yitirmesine neden olmasıdır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: II ve III

Answer

İkinci ve üçüncü ifadeler doğrudur. Düşük sıcaklık enzim yapısını bozmazken, yüksek sıcaklık enzimin protein kısmını geri dönüşüms��z olarak bozarak denatürasyona neden olur.
İkinci uygulamada sıcaklığın sıfır dereceye düşürülmesi enzimin yapısını bozmaz, sadece kinetik enerjiyi azalttığı için reaksiyonu geçici olarak durdurur; sıcaklık tekrar optimuma getirildiğinde reaksiyon başlar. Birinci uygulamada ise sıcaklığın altmış dereceye çıkarılması enzimin protein yapısını geri dönüşümsüz olarak bozduğu (denatürasyon) için reaksiyon tekrar başlayamaz. Bu durum tepkimenin aktivasyon enerjisi ihtiyacının artmasından değil, enzimin katalizörlük yeteneğini kaybetmesinden kaynaklanır. Dolayısıyla ikinci ve üçüncü ifadeler doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Birinci uygulamanın etkisini analiz etme
Sıcaklığın 60C60^\circ\text{C}'ye çıkarılması enzimin protein yapısını (apoenzim) denatüre eder. Bu durum geri dönüşümsüz olduğundan sıcaklık tekrar optimum değere (37C37^\circ\text{C}) getirilse bile reaksiyon başlamaz. Reaksiyonun başlamama nedeni aktivasyon enerjisinin artması değil, enzimin aktif merkezinin bozulmasıdır. Dolayısıyla birinci ifade yanlıştır.
Yüksek sıcaklığın enzim yapısı üzerindeki kalıcı etkisini belirlemek.
2
İkinci uygulamanın etkisini analiz etme
Sıcaklığın 0C0^\circ\text{C}'ye düşürülmesi enzimin yapısını bozmaz, ancak moleküllerin kinetik enerjisini çok düşürdüğü için enzim-substrat çarpı��masını ve kompleksi oluşumunu durdurur. Sıcaklık tekrar 37C37^\circ\text{C}'ye çıkarıldığında kinetik enerji artacağı için enzim-substrat kompleksi kurulur ve reaksiyon yeniden başlar. Dolayısıyla ikinci ifade doğrudur.
Düşük sıcaklığın enzimler üzerindeki geçici etkisini anlamak.
3
Grafikteki sıcaklık sınırını ve denatürasyonu değerlendirme
İnsan vücudundaki enzimler genellikle 55C55^\circ\text{C}'nin üzerinde denatüre olmaya başlar. Grafikte reaksiyon hızının sıfırlanması, enzimin protein olan apoenzim kısmının üç boyutlu yapısının bozulmasından ve aktif merkezinin işlevini yitirmesinden kaynaklanır. Dolayısıyla üçüncü ifade doğrudur.
Grafikteki aktivite sıfırlanmasının hücresel ve yapısal nedenini açıklamak.

Key Concept

Enzim aktivitesine sıcaklığın etkisi; denatürasyon ve inaktivasyon arasındaki farklar.
Estimated Time:2m 0s
Question 55Question

Vitaminler ve hormonlar, canlılarda düzenleyici olarak rol oynayan organik bileşiklerdir. Ancak vitaminler, organik yapılı olmalarına rağmen hücresel solunum tepkimelerinde enerji verici (substrat) olarak kullanılmazlar; hormonlar ise hedef hücrelerinde özel reseptörlere bağlanarak hücresel yanıtları tetikler.

Buna göre, aşağıda sol sütunda verilen düzenleyici moleküller ile sağ sütunda verilen işlevsel özellikleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

A Vitamini
K Vitamini
Kalsitonin Hormonu
Tiroksin Hormonu

Matches

Show answer & explanation

Answer

A vitamini rodopsin pigmenti senteziyle, K vitamini kanın pıhtılaşmasında koenzim işleviyle, kalsitonin kandaki kalsiyumun kemiklere geçişini sağlayan zar reseptörleriyle, tiroksin ise metabolizma hızını düzenleyen hücre içi reseptörleriyle eşleşmelidir.
Eşleştirmede vitaminlerin koenzim ve öncül madde olma özellikleri ile hormonların kimyasal yapılarına bağlı olarak hedef hücrelerin zarında veya içinde bulunan reseptörlerine bağlanma mekanizmaları doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Vitaminler organik olmalarına rağmen solunumda enerji verici olarak kullanılmazken düzenleyici olarak görev alırlar.

Step-by-Step Solution

1
Vitaminlerin genel görevlerini ve enerji verici olup olmadıklarını belirleme.
Vitaminler düzenleyicidir, koenzim olarak çalışır ancak solunumda enerji verici olarak kullanılmazlar. A ve K vitaminlerinin işlevleri tespit edilir.
Vitaminlerin temel özelliklerini sınıflandırmak doğru eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Hormonların reseptör tiplerini ve etki mekanizmalarını inceleme.
Protein yapılı kalsitonin hücre zarı reseptörlerine, amino asit türevli tiroksin ise hücre içi reseptörlerine bağlanır.
Hormonların kimyasal yapısına göre hedef hücrelerdeki reseptör konumlarının farklılığını anlamak gerekir.
3
Sol ve sağ sütundaki maddeleri karşılıklı olarak eşleştirme.
A vitamini gece körlüğüyle (rodopsin), K vitamini kanın pıhtılaşmasıyla, kalsitonin kalsiyum dengesiyle, tiroksin metabolizma hızıyla eşleşir.
Tüm özellikleri birleştirerek doğru eşleşme çiftlerini oluşturmak.

Key Concept

Vitaminlerin koenzim rolü, eksiklik belirtileri, hormonların kimyasal yapılarına göre hedef hücre reseptörlerine bağlanma biçimleri ve düzenleyici moleküllerin genel özellikleri.
Question 56Question

Ökaryotik bir hücrede nükleik asitlerin yapısını ve hücresel organizasyonunu inceleyen bir öğrenci, bazı yapısal birimleri listelemiştir.

Buna göre, aşağıda verilen yapısal birimleri en basit (küçük) yapıdan en karmaşık (büyük) yapıya doğru olacak şekilde sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama en basit birim olan azotlu organik bazdan başlayarak; nükleozit, nükleotit, gen ve en karmaşık nükleoprotein yapı olan kromatin ipliğe doğru gitmelidir: Timin azotlu organik bazı -> Timidin molekülü -> Timin deoksiribonükleotiti -> Gen bölgesi -> Kromatin iplik.
Sıralama basitten karmaşığa doğru; tek bir azotlu organik baz olan timin ile başlar. Bu baza şeker eklendiğinde nükleozit (timidin), nükleozite fosfat eklendiğinde nükleotit oluşur. Çok sayıda nükleotit bir araya gelerek geni oluşturur ve en son bu dev molekül histon proteinleriyle sarılarak kromatin ipliği meydana getirir.

Step-by-Step Solution

1
En küçük yapısal bileşeni belirleyin.
Timin azotlu organik bazı, sadece tek bir azotlu halkadan oluştuğu için en basit yapıdır.
Diğer tüm yapılar bu bazın üzerine şeker, fosfat veya protein eklenmesiyle inşa edilir.
2
Nükleozit ve nükleotit yapılarının karmaşıklığını karşılaştırın.
Timidin bir nükleozittir (baz + deoksiriboz), timin deoksiribonükleotiti ise nükleotittir (baz + deoksiriboz + fosfat). Nükleozit, nükleotitten daha basit bir yapıdır.
Nükleotit sentezi sırasında nükleozite fosfat eklenmesiyle nükleotit elde edilir.
3
Polimer ve kromatin iplik düzeyindeki yapıları karşılaştırın.
Gen, çok sayıda nükleotidin bir araya gelmesiyle oluşan bir polimer zinciridir. Kromatin iplik ise bu DNA zincirlerinin proteinlerle paketlenmiş hâlidir.
Kromatin iplik hem DNA'yı hem de histon proteinlerini içerdiğinden en büyük ve en karmaşık yapıdır.

Key Concept

Nükleik asitlerin yapısal organizasyon basamakları
Estimated Time:1m 30s
Question 57Question

Bir ökaryot hücrede glikoz molekülünün yıkımıyla elde edilen enerjinin, aktif taşıma mekanizmasında kullanılması sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, enerjinin dönüşüm ve aktarım sırasına göre (ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru) sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Enerji akışı glikozun solunumla yıkılmasıyla başlar, fosforilasyonla ATP sentezlenir, ardından aktif taşıma için ATP hidroliz edilir ve son olarak açığa çıkan enerjiyle aktif taşıma gerçekleştirilir.
Doğru sıralama, hücredeki enerji akışının yönünü yansıtır. İlk olarak solunum reaksiyonları ile glikozdan enerji serbest kalır. Bu serbest enerji, fosforilasyonla ATP'nin yapısındaki bağlarda depolanır. Daha sonra aktif taşıma gibi endergonik bir tepkimenin gerçekleşebilmesi için ATP molekülü defosforilasyona (hidroliz) uğrar ve son olarak açığa çıkan enerji taşıyıcı proteinin çalıştırılmasında kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Hücresel solunum reaksiyonlarının analiz edilmesi
Glikoz molekülünün yıkımıyla hücrenin doğrudan kullanamayacağı serbest kimyasal bağ enerjisinin açığa çıkması
Enerji akışının başlayabilmesi için öncelikle ekzergonik bir süreç olan hücresel solunum gerçekleşmelidir.
2
Fosforilasyon basamağının incelenmesi
Açığa çıkan kimyasal enerjinin ADP'ye bir inorganik fosfat eklenerek ATP sentezlenmesinde kullanılması
Açığa çıkan serbest enerjinin hücresel işlerde kullanılabilmesi için geçici olarak ATP'de depolanması gerekir.
3
Defosforilasyon basamağının incelenmesi
ATP'nin su yardımıyla hidroliz edilerek son yüksek enerjili fosfat bağının koparılması
Aktif taşıma endergonik bir reaksiyon olduğundan, ATP'nin yıkımıyla enerjinin serbest bırakılması şarttır.
4
Enerjinin hücresel işe aktarılması
Açığa çıkan serbest enerjinin hücre zarındaki aktif taşıma pompasının yapısını değiştirerek madde taşınmasını gerçekleştirmesi
Enerji dönüşümünün son basamağında serbest kalan enerji doğrudan fizyolojik işe (aktif taşımaya) harcanır.

Key Concept

ATP Döngüsü ve Enerji Kenetlenmesi
Estimated Time:1m 30s
Question 58Question

Sağlıklı bir ökaryotik hücrede gerçekleşen nükleik asit sentezi, hidrolizi ve bu moleküllerin yapısal özellikleri ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: mRNA, tRNA ve rRNA moleküllerinin tamamı protein sentezinde görev almasına rağmen, sitoplazmadaki serbest amino asitleri ribozoma taşımakla yükümlü olan yalnızca tRNA'dır.

Answer

mRNA, tRNA ve rRNA moleküllerinin tamamı protein sentezinde görev almasına rağmen, sitoplazmadaki serbest amino asitleri ribozoma taşımakla yükümlü olan yalnızca tRNA'dır.
Protein sentezinde görev alan üç temel RNA çeşidi (mRNA, tRNA, rRNA) bulunur. Bunların tamamı protein sentezinde aktif rol oynar. Ancak sitoplazmada serbest halde bulunan amino asitleri bağlayarak onları mRNA üzerindeki kodonlara uygun şekilde ribozoma taşımak yalnızca tRNA moleküllerinin görevidir.

Step-by-Step Solution

1
RNA çeşitlerinin protein sentezindeki rollerini analiz etmek.
mRNA'nın genetik şifreyi taşıdığı, rRNA'nın ribozomun yapısını oluşturduğu ve tRNA'nın amino asitleri taşıdığı belirlenir. Bu durumda, serbest amino asitleri ribozoma taşıma görevinin yalnızca tRNA'ya ait olduğu doğrulanır.
Hücredeki RNA çeşitlerinin işlevsel farklılıklarını tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak.
2
DNA ve RNA baz eşleşmesi kurallarını incelemek.
RNA'da timin bulunmadığı, DNA'da ise urasil bulunmadığı bilgisiyle DNA'daki adenin karşısına RNA'da urasil geleceği ve DNA'da urasil bulunamayacağı doğrulanır.
Baz eşleşmelerini karıştırmaya yönelik seçeneklerin yanlışlığını kanıtlamak.
3
Polinükleotit sentezindeki ester ve fosfodiester bağları ile su hesabı ilişkilerini matematiksel olarak doğrulamak.
100100 nükleotitlik doğrusal bir zincirde 9999 fosfodiester bağı kurulduğu ve hidrolizinde 9999 su harcandığı, toplam ester bağının ise nükleotit içi ester bağlarıyla birlikte 199199 olduğu hesaplanır.
Dehidrasyon ve hidroliz süreçlerindeki sayısal yanılgıları belirlemek.

Key Concept

Nükleik asitlerin yapısal birimleri, bağ çeşitleri, baz bileşimleri ve RNA tiplerinin hücresel işlevleri
PreviousPage 3 / 3
Yaşam Bilimi Biyoloji Practice Questions — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Page 3 | Examkin