Empirizm (Deneycilik)

11 questions

Question 1Question

Bir gülün şekli, büyüklüğü ve hareket durumu o nesnenin kendisine aittir; gül, biz onu algılasak da algılasak da bu niteliklere doğrudan sahiptir. Ancak gülün kokusu, rengi veya tadı gülün kendisinde o şekilde bulunmaz; bunlar nesnenin birincil niteliklerinin bizim duyu organlarımız üzerinde bıraktığı etkilerdir. John Locke’a göre zihnimiz, bu iki nitelik türünün deneyimlenmesi yoluyla bilgiyle donatılır.

Bu parçadan hareketle John Locke'un bilgi felsefesi hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: İster nesnenin kendisine ait olsun ister duyularımızın bir etkisi olsun, zihindeki tüm fikirlerin nihai kaynağı deneyimdir.

Answer

İster nesnenin kendisine ait olsun ister duyularımızın bir etkisi olsun, zihindeki tüm fikirlerin nihai kaynağı deneyimdir.
Parçada Locke’un nesnelerin birincil ve ikincil niteliklerine dair yaptığı ayrım açıklanmaktadır. Birincil nitelikler (şekil, büyüklük vb.) nesnenin kendisinde bulunurken, ikincil nitelikler (renk, koku vb.) nesnelerin duyularımız üzerindeki etkileriyle oluşur. Her iki durumda da zihin bu bilgileri ancak dış dünyayı deneyimleyerek elde edebilir. Dolayısıyla zihindeki tüm fikirlerin kaynağının deneyim olduğu tezi Locke'un empirist felsefesine doğrudan uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki John Locke'un birincil ve ikincil nitelikler ayrımını analiz etme
Birincil niteliklerin nesnede doğrudan bulunduğu, ikincil niteliklerin ise nesnenin duyularımızda yarattığı etkiler olduğu belirlendi.
Locke'un nitelik sınıflandırmasının epistemolojik kökenini kavramak için.
2
Bu iki nitelik türünün zihne nasıl ulaştığını tespit etme
Her iki nitelik türünün de duyu organları ve dış dünya ile kurulan deneyim (algı) aracılığıyla zihne geldiği anlaşıldı.
Fikirlerin zihindeki kaynağını Locke'un bilgi felsefesiyle ilişkilendirmek için.
3
Seçenekleri analiz ederek Locke'un deneycilik (empirizm) yaklaşımına en uygun genel yargıyı seçme
Zihindeki tüm fikirlerin kaynağının doğrudan ya da dolaylı deneyim olduğunu belirten yargının Locke'un empirizminin özünü yansıttığı sonucuna ulaşıldı.
Soruda istenen doğru çıkarımı belirlemek için.

Key Concept

Empirizm (Deneycilik)
Question 2Question

John Locke'a göre, doğuştan zihnimizde hiçbir fikir bulunmaz. Örneğin, doğuştan görme engelli bir insan renk kavramına sahip olamaz; çünkü renkleri duyumsayabileceği bir deneyim yaşamamıştır. Zihnimiz ancak deneyim aracılığıyla şekillenir ve bilgi üretir.

Buna göre Locke'un bilgi görüşüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Bilgilerimizin temel kaynağı duyusal deneyim ve yaşantılardır.

Answer

Bilgilerimizin temel kaynağı duyusal deneyim ve yaşantılardır.
Locke'un zihnin doğuştan boş bir levha olduğunu ve bilginin duyusal deneyimlerle kazanıldığını savunması, bilginin temel kaynağının duyusal deneyim ve yaşantılar olduğunu gösterir. Renkleri bilmek için onları deneyimlemek gerektiği örneği de bu tezi doğrudan destekler.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel savı ve verilen örneği analiz etmek.
Locke'un bilginin doğuştan gelmediğini, deneyim (örneğin renkleri duyumsama) yoluyla elde edildiğini savunduğu görülür.
Locke'un empirist (deneyci) bilgi kuramının temel iddiasını belirlemek için parçadaki argümanı anlamak gerekir.
2
Seçenekleri bu sav doğrultusunda değerlendirmek.
Duyusal deneyim ve yaşantıların bilginin kaynağı olduğunu belirten seçeneğin parçayla tam olarak uyuştuğu tespit edilir.
Düşüncelerin doğuştan gelmediği fikri, bilginin kaynağını dış dünya deneyimine dayandırır.

Key Concept

Empirizm (Deneycilik)
Estimated Time:1m 0s
Question 3Question

Aşağıda verilen empirist (deneyci) felsefeye ait kavramlar ile bu kavramların doğru açıklamalarını e��leştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Tabula Rasa (Boş Levha)
İzlenimler (Impressions)
Duyu Deneyimi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Tabula Rasa kavramı John Locke'un zihnin doğuştan boş bir levha olduğu tanımıyla; İzlenimler kavramı David Hume'un canlı ve güçlü algılar tanımıyla; Duyu Deneyimi kavramı ise bilginin duyu organları aracılığıyla edinilmesi tanımıyla eşleşmektedir.
Eşleştirme, empirist felsefenin temel figürleri ve kavramsal çerçevesine tam olarak uymaktadır. Tabula rasa kavramı Locke'un zihnin boş levha olduğu fikriyle, izlenimler Hume'un canlı duyumlar tanımıyla, duyu deneyimi ise tüm bilgilerin kaynağı olan duyusal süreçle doğru biçimde eşleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tabula Rasa kavramının analiz edilmesi ve John Locke'un zihin teorisiyle ilişkilendirilmesi.
Tabula Rasa'nın doğuştan boş bir levha anlamına geldiği ve Locke'un bu kavramı kullandığı belirlenir.
Locke'un rasyonalizme karşı geliştirdiği bu temel tezi doğru açıklamayla eşleştirmek için.
2
İzlenimler kavramının analiz edilmesi ve David Hume'un algı kuramıyla ilişkilendirilmesi.
İzlenimlerin duyusal olarak doğrudan edinilen canlı algılar olduğu belirlenir.
Hume'un empirist yaklaşımındaki algı çeşitlerini birbirinden ayırmak için.
3
Duyu Deneyimi kavramının analiz edilmesi ve empirizmin genel bilgi edinme süreciyle eşleştirilmesi.
Duyu deneyiminin bilginin duyu organları vasıtasıyla zihne aktarılma süreci olduğu belirlenir.
Empirizmin bilgi kaynağı hakkındaki temel iddiasını tamamlamak için.

Key Concept

Empirizm (Deneycilik) akımının bilgi kaynağı ve zihin yapısına dair temel kavramları.
Question 4Question

David Hume'a göre zihnin tüm içerikleri en nihayetinde dış dünyadan edindiğimiz duyusal verilere dayanır. Bir elmayı gördüğümüzde, kokladığımızda veya ona dokunduğumuzda zihnimizde oluşan canlı durumlar 'izlenimler'dir. Bu elmayı odadan çıktıktan sonra zihnimizde canlandırdığımızda ya da hatırladığımızda oluşan daha soluk kopyalar ise 'ideler' (düşünceler) olarak adlandır��lır. Hume'a göre zihnimizde izlenimi bulunmayan hiçbir ide var olamaz.

Buna göre, David Hume'un bu yaklaşımından hareketle empirist (deneyci) bilgi felsefesinin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zihnimizde yer alan tüm fikirlerin kaynağı duyusal yaşantılar ve izlenimlerdir.

Answer

Zihnimizde yer alan tüm fikirlerin kaynağı duyusal yaşantılar ve izlenimlerdir.
David Hume'un parçada sunduğu sav, zihindeki tüm idelerin (düşüncelerin) kaynağının dış dünyadan edinilen canlı duyusal izlenimler olduğudur. Bu sav, insan zihninde doğuştan hiçbir bilgi olmadığını ve tüm bilgi ile kavramların duyusal yaşantılardan türediğini savunan empirist görüşü doğrudan temsil etmektedir. Dolayısıyla, zihnimizdeki tüm fikirlerin kaynağının duyusal yaşantılar ve izlenimler olduğunu savunan seçenek doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen felsefi argümanın ana fikrini analiz etmek.
David Hume'un zihindeki tüm düşüncelerin (idelerin) kaynağını duyusal izlenimlere dayandırdığı ve zihinde duyusal karşılığı olmayan hiçbir fikrin var olamayacağını savunduğu tespit edilir.
Parçadaki temel felsefi iddiayı doğru saptamak, sorunun çözümünün ilk adımıdır.
2
Tespit edilen bu ana fikri, empirist bilgi felsefesinin temel ilkesiyle ilişkilendirmek.
Bilginin kaynağının duyusal deneyimler ve yaşantılar olduğunu, zihinde doğuştan gelen bilgi bulunmadığını savunan empirist tezin zihnimizdeki fikirlerin kaynağının duyusal yaşantılar ve izlenimler olduğunu söyleyen seçenekle birebir örtüştüğü görülür.
Parçada savunulan deneyci (empirist) görüşün genel ilkesini bulup doğru seçeneğe yönelmek için bu ilişkilendirme gereklidir.

Key Concept

Empirizm (deneycilik), zihinde doğuştan hiçbir bilginin bulunmadığını (tabula rasa) ve tüm bilgilerimizin duyu organları aracılığıyla edinilen deneyimlerden kaynaklandığını savunan felsefi akımdır.
Question 5Question

David Hume'a göre, bilardo masasında hareket eden bir topun diğerine çarparak onu harekete geçirdiğini gördüğümüzde, zihnimiz bu iki olay arasında zorunlu bir nedensellik bağı kurar. Ancak duyularımız bize sadece iki olayın ardışıklığını (birinci topun hareketi ve ardından ikinci topun hareketi) verir; aralarındaki o zorunlu 'bağ' veya 'güç' duyusal deneyimde asla doğrudan gözlemlenemez. Hume, nedensellik dediğimiz bu durumun aslında zihnin bir alışkanlığından ve izlenimlerin ardışık tekrarından doğan bir çağrışımdan ibaret olduğunu savunur.

Bu parçadan hareketle empirist felsefenin bilgiye yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Zihindeki tüm düşüncelerin kaynağı duyusal izlenimlerdir; duyusal bir karşılığı olmayan ilişkisel kavramlar nesnel bir zorunluluğu değil, zihnin alışkanlığa dayalı çağrışımlarını gösterir.

Answer

Zihindeki tüm düşüncelerin kaynağı duyusal izlenimlerdir; duyusal bir karşılığı olmayan ilişkisel kavramlar nesnel bir zorunluluğu değil, zihnin alışkanlığa dayalı çağrışımlarını gösterir.
Duyusal izlenimlerin bilginin tek kaynağı olduğunu savunan empirizmde, duyularla doğrudan algılanamayan nedensellik bağı gibi ilişkisel kavramlar nesnel bir gerçekliğe değil, zihnin çağrışımsal alışkanlıklarına dayanır. Bu durum parçadaki bilardo topu örneği ve nedenselliğin zihinsel bir alışkanlık olduğu tespitiyle doğrudan örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel savı belirleme
Hume'un nedensellik kavramını duyusal izlenimlerle doğrudan gözlemleyemediğimizi, bu kavramın zihinsel bir alışkanlık olduğunu belirttiği görülür.
Empirist felsefenin bilgi kaynağı ve kavram üretimine dair temel iddiasını analiz etmek.
2
Seçenekleri empirist bilgi kuramı açısından değerlendirme
Deneycilikte bilginin kaynağının duyusal izlenimler olduğu ve duyusal karşılığı bulunmayan 'zorunlu nedensellik bağı' gibi soyutlamaların nesnel bir zorunluluk taşımadığı yargısına ulaşılır.
Parçadaki nedensellik eleştirisi ile empirizmin genel ilkelerini ilişkilendirmek.

Key Concept

Empirizm ve David Hume'un Nedensellik Eleştirisi
Estimated Time:2m 0s
Question 6Question

Aşağıda John Locke ve David Hume'un empirist (deneyci) bilgi felsefelerine ait epistemolojik açıklamalar ile bu açıklamaların karşılık geldiği kavramsal tanımları eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Dışsal nesnelerin duyu organlarımıza çarpmasıyla zihinde ilk kez oluşan, sıcaklık, soğukluk, acılık veya tatlılık gibi doğrudan duyusal verilerin kaynağı olan deneyim alanı.
Zihnin kendi içsel işlemlerini (düşünme, isteme, şüphe etme) gözlemleyerek ve bu işlemler üzerinde odaklanarak elde ettiği ikinci türden deneyim kaynağı.
Zihnimize en canlı, en güçlü ve doğrudan doğruya gelen, dış dünyayla kurduğumuz anlık temasın ürünü olan ilk elden algı durumları.
Duyusal tecrübenin doğrudan sunmadığı, zihnin eldeki canlı verileri imgelem gücüyle birleştirip dönüştürerek ürettiği zihinsel tasarımlar.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sol sütundaki empirist kavramsal açıklamaların sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleşmesi sırasıyla: Duyum (Locke), Düşünüm (Locke), İzlenimler (Hume) ve Fikirler (Hume) şeklindedir.
Dışsal duyusal verilerin Locke'un duyum kavramıyla, içsel zihinsel işlemlerin Locke'un düşünüm kavramıyla, anlık canlı algıların Hume'un izlenim kavramıyla ve bu izlenimlerin zihindeki kopyalarının Hume'un fikir kavramıyla eşleştirilmesi doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
John Locke'un dış dünyadan gelen duyusal verileri tanımlayan kavramını analiz etmek.
Dışsal nesnelerin sıcaklık, tat gibi etkilerinin zihne gelmesi Locke'un duyum (sensation) olarak tanımladığı dış deneyimle açıklanır.
Duyum, Locke'a göre zihnimize dış dünyadan gelen basit fikirlerin temel kaynağıdır.
2
John Locke'un zihnin kendi eylemlerine dayalı iç deneyimini tanımlayan kavramını analiz etmek.
Zihnin düşünme ve şüphe etme gibi kendi işlemlerini gözlemlemesi Locke'un düşünüm (reflection) olarak tanımladığı iç deneyimle örtüşür.
Düşünüm, duyum yoluyla edinilen malzemeler üzerinde zihnin kendi işlemlerini gerçekleştirmesidir.
3
David Hume'un anlık, canlı algılara yönelik tanımını incelemek.
Zihnimize en canlı ve doğrudan gelen algılar Hume'un izlenimler (impressions) olarak adlandırdığı yapılardır.
İzlenimler, Hume'un epistemolojisinde hissetme anındaki en yüksek canlılığa sahip ilk elden verilerdir.
4
David Hume'un izlenimlerin zihindeki kopyalarını tanımlayan kavramını incelemek.
Duyusal tecrübenin doğrudan sunmadığı ve zihnin imgelem yoluyla dönüştürdüğü tasarımlar Hume'un fikirler (ideas) tanımıyla uyuşmaktadır.
Fikirler, canlılığını yitirmiş izlenimlerin zihinde kalan kopyaları veya kurgusal tasarımlarıdır.

Key Concept

Locke ve Hume'un empirist bilgi kuramlarındaki duyum, düşünüm, izlenim ve fikir ayrımları
Question 7Question

John Locke'a göre zihin, duyular aracılığıyla gelen renk, sıcaklık, sertlik gibi basit fikirleri edilgin (pasif) bir şekilde kabul eder. Ancak bu basit fikirleri aldıktan sonra etkin hâle geçerek onları birleştirir, karşılaştırır ve soyutlar; böylece 'karmaşık fikirler' inşa eder. Örneğin, zihnimizdeki 'altın' fikri; sarılık, ağırlık, sertlik ve belirli bir biçim gibi basit fikirlerin bir araya getirilmesiyle oluşur. Zihin bu niteliklerin kendi başına var olamayacağını varsayarak onların altında yatan, onları destekleyen ortak bir taşıyıcı olarak 'töz' fikrine ulaşır.

Bu parçadan yola çıkılarak John Locke'un bilgi anlayışıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur; en soyut fikirler bile duyu deneyimlerinin zihinde i��lenmesi ve düzenlenmesiyle oluşur.

Answer

İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur; en soyut fikirler bile duyu deneyimlerinin zihinde işlenmesi ve düzenlenmesiyle oluşur.
İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir kavramın olmadığını ve en soyut fikirlerin bile duyu deneyimlerinin zihinde işlenmesiyle oluştuğunu belirten ifade doğru cevaptır. Çünkü Locke'un empirizminin merkezinde zihnin başlangıçta boş bir levha (tabula rasa) olduğu ve her türlü karmaşık düşüncenin duyularla toplanan basit fikirlerin zihinsel süreçlerle birleştirilmesiyle kurulduğu fikri yatar.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel argümanı analiz etmek.
Parçada Locke'un zihnin duyusal verileri alıp işleyerek karmaşık kavramlara ulaştığı ve doğuştan hazır bilgi bulunmadığı fikri işlenmektedir.
Empirizmin bilgi edinme sürecini anlamak için öncelikle zihnin çalışma mekanizmasını kavramak gerekir.
2
Seçeneklerdeki felsefi yaklaşımları incelemek.
Seçeneklerde rasyonalizm, kritisizm, septisizm ve idealizm gibi empirizme alternatif ya da karşıt görüşler yer almaktadır.
Empirizmin özgün savını diğer bilgi kuramlarından ayırt etmek.
3
Doğru yargıyı belirlemek.
Zihnin başlangıçta boş olduğu ve karmaşık fikirlerin duyusal hammaddenin işlenmesiyle elde edildiği yargısı parçadaki anlatımla uyuşmaktadır.
Zihnin edilgen duyumları etkin şekilde işleyerek karmaşık fikirlere ulaşması, doğuştan gelen fikirlerin reddine (tabula rasa) dayanır.

Key Concept

Empirizm ve Locke'un Bilgi Kuramı
Estimated Time:2m 0s
Question 8Question

Aşağıda empirist (deneyci) bilgi felsefesinin temel kavramları ve bu kavramların epistemolojik açıklamaları karışık olarak verilmiştir. Bu kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Duyum ve Refleksiyon (Sensation & Reflection)
Alışkanlık ve Çağrışım (Habit & Association)
Doğuştan Gelen Fikirlerin Reddi (Critique of Innate Ideas)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Duyum ve Refleksiyon kavramı John Locke'un dış deney ve iç deney açıklamasıyla; Alışkanlık ve Çağrışım kavramı David Hume'un nedenselliği açıklayan psikolojik bağ teziyle; Doğuştan Gelen Fikirlerin Reddi ise zihnin başlangıçta boş bir levha olduğunu belirten empirist tezle eşleşir.
Duyum ve Refleksiyon, Locke'un bilgi felsefesinde bilginin elde edildiği dış ve iç deney yollarını tanımlar. Alışkanlık ve Çağrışım, Hume'un nedensellik eleştirisinin temelinde yer alan ve iki olay arasındaki ardışıklığı zihinsel bir eğilim haline getiren ilkedir. Doğuştan Gelen Fikirlerin Reddi ise rasyonalizme karşıt olarak bilginin deneyimle başladığını savunan tüm empiristlerin ortak çıkış noktasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Duyum ve refleksiyon kavramının kime ait olduğunu ve ne anlama geldiğini analiz etme.
Bu kavram John Locke'a aittir ve dış deneyim (duyum) ile zihnin iç işlemlerini (refleksiyon) ifade eder. Bu nedenle ilk kavram dış ve iç deney açıklamasıyla eşleşir.
Epistemolojide Locke'un bilgi kaynakları kuramını doğru konumlandırmak için.
2
Alışkanlık ve çağrışım kavramının nedensellik eleştirisindeki rolünü belirleme.
David Hume'un nedenselliği zorunlu bir yasa değil, zihnin olayların ardışıklığına dayalı psikolojik bir alışkanlığı olarak gördüğü sonucuna varılır. Bu nedenle ikinci kavram psikolojik bağ açıklamasıyla eşleşir.
Hume'un nedensellik ve alışkanlık kavramları arasındaki ilişkiyi tespit etmek için.
3
Doğuştan gelen fikirlerin reddi tezini inceleme.
Tüm empiristlerin ortaklaştığı, zihnin doğuştan boş olduğu ve bilgilerin sonradan edinildiği ilkesi belirlenir. Bu nedenle üçüncü kavram sonradan edinilme teziyle eşleşir.
Empirizmin rasyonalizme karşı en temel iddiasını belirlemek için.

Key Concept

Empirizmde bilginin kaynağı ve sınırları
Estimated Time:2m 0s
Question 9Question

Felsefe tarihinde 'Molyneux Problemi' olarak bilinen soru şudur: Doğuştan kör olan ve sadece dokunma duyusuyla bir küre ile bir küpü ayırt etmeyi öğrenen bir insan, gözleri açıldığında onlara dokunmadan sadece bakarak hangisinin küp hangisinin küre olduğunu ayırt edebilir miydi? John Locke bu soruya olumsuz yanıt verir. Locke'a göre zihinde başlangıçta hiçbir tasarım yoktur ve görme duyusuna dair ilk deneyimler, dokunma duyusundan elde edilen geçmiş deneyimlerle henüz zihinde birleştirilmemiştir.

Buna göre, Locke'un Molyneux problemine verdiği yanıt, empirist bilgi felsefesinin aşağıdaki görüşlerinden hangisini desteklemektedir?

Show answer & explanation

Answer: Zihinde doğuştan gelen hiçbir fikir bulunmaz ve tüm bilgiler sonradan gerçekleşen deneyimler yoluyla edinilir.

Answer

Zihinde doğuştan gelen hiçbir fikir bulunmaz ve tüm bilgiler sonradan gerçekleşen deneyimler yoluyla edinilir.
Locke'un bu soruya olumsuz yanıt vermesi, zihnin başlangıçta boş bir levha (tabula rasa) olduğunu ve görme deneyimi olmadan sadece dokunma deneyimine dayanarak görsel kavramların doğuştan bilinemeyeceğini gösterir. Dolayısıyla tüm bilgilerin kaynağının sonradan edinilen duyusal deneyimler olduğunu savunan görüş doğru yanıttır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki Molyneux Problemi ve John Locke'un cevabı analiz edilir.
Locke'un doğuştan kör bir insanın görme yetisi kazandığında dokunmadan küp ve küreyi ayırt edemeyeceğini savunduğu belirlenir.
Locke'un felsefesindeki temel kavram olan zihnin deneyim öncesinde boş olması (tabula rasa) fikrinin bu problemdeki yansımasını anlamak.
2
Bu cevabın arkasındaki gerekçe incelenir.
Görsel kavramların doğuştan zihinde bulunmadığı, ancak deneyim (görme eylemi) yoluyla elde edilebileceği sonucuna ulaşılır.
Locke'un rasyonalizmin doğuştancılık (innatism) fikrine karşı geliştirdiği empirist argümanı tespit etmek.
3
Seçenekler taranarak empirist tezi destekleyen yargı belirlenir.
Zihinde doğuştan gelen hiçbir fikrin olmadığını ve tüm bilgilerin deneyimle kazanıldığını belirten seçeneğin doğru olduğu saptanır.
Locke'un empirizm akımının kurucu ilkelerini temsil eden doğru yargıya ulaşmak.

Key Concept

Zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olması ve tüm bilginin duyusal deneyim (aposteriori) yoluyla kazanılması.
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

Aşağıda John Locke ve David Hume'un empirist (deneyci) bilgi felsefelerine ait epistemolojik kavramlar ve bu kavramların tanımları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Tabula Rasa
İzlenimler (Impressions)
Fikirler (Ideas)
Düşünüm (Reflection)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Tabula Rasa -> İnsanın dünyaya herhangi bir önsel (a priori) bilgiyle gelmediğini, tüm zihinsel içeriğin deneyimlerle şekillendiğini savunan metafor; İzlenimler -> Zihnimize doğrudan ve en canlı şekilde ulaşan, işitme, görme, hissetme gibi duyusal deneyim anında ortaya çıkan ilk veriler; Fikirler -> Doğrudan duyusal deneyimin sona ermesinden sonra, zihnin bu deneyimlerin kopyaları üzerinden oluşturduğu daha zayıf ve silik tasarımlar; Düşünüm -> Zihnin dış dünyaya dair duyusal veriler yerine, kendi içsel işlemleri üzerinde gerçekleştirdiği algılama faaliyeti.
Doğru eşleştirmede; 'Tabula Rasa' terimi zihnin doğuştan boş levha olduğunu savunan metaforla, 'İzlenimler' doğrudan ve canlı duyusal verilerle, 'Fikirler' bu izlenimlerin daha silik kopyalarıyla ve 'Düşünüm' ise zihnin kendi içsel işlemlerini algılamasıyla eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
John Locke'un epistemolojisindeki temel kavramları analiz etmek.
Locke'un doğuştan gelen bilgiyi reddeden 'Tabula Rasa' metaforu ve dış dünyadan ziyade zihnin kendi işlemlerine yönelmesini ifade eden 'Düşünüm' kavramı tanımlarla eşleştirilir.
Locke'un bilgi kuramındaki kavramların doğru ayırt edilmesini sağlamak.
2
David Hume'un epistemolojisindeki algı türlerini ayırt etmek.
Hume'a göre doğrudan ve canlı olan 'İzlenimler' ile bunların daha silik kopyaları olan 'Fikirler' tanımlarıyla eşleştirilir.
Hume'un algı sınıflandırmasının temelini oluşturan canlılık kriterini uygulamak.
3
Eşleştirmelerin doğruluğunu kontrol etmek.
Sol ve sağ sütunlardaki tüm elemanların mantıksal ve kavramsal olarak çelişki içermeyecek şekilde birebir eşleştiği teyit edilir.
Hatalı eşleştirmeleri eleyerek doğru yanıt bütünlüğüne ulaşmak.

Key Concept

Empirizm felsefesinde bilgi edinme yolları ve temel kavramsal ayrımlar
Estimated Time:2m 0s
Question 11Question

Empirist (deneyci) bilgi felsefesinin iki kurucu figürü olan John Locke ve David Hume'un epistemolojik ayrımlarına ait aşağıdaki açıklamaları ilgili kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Duyum ve düşünüm yoluyla zihne gelen, zihnin üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan edilgen bir şekilde aldığı en temel bilgi birimleri (Locke).
Zihnin aktif bir biçimde çalışarak basit tasarımları karşılaştırması, birleştirmesi ve soyutlaması sonucunda ortaya koyduğu zihinsel yapılar (Locke).
Doğruluğu deneyime dayanmayan, yadsınması mantıksal bir çelişki doğuran, sadece zihinsel işlemlerle bilinebilen önermeler (Hume).
Dış dünyaya ait olan, doğrulanması gözleme dayanan ve aksinin düşünülmesi mantıksal bir çelişki yaratmayan deneysel bilgiler (Hume).

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birinci tanım Basit Fikirler kavramıyla, ikinci tanım Karmaşık Fikirler kavramıyla, üçüncü tanım Fikir İlişkileri kavramıyla ve dördüncü tanım Olgu Sorunları kavramıyla eşleşmelidir.
Locke'un duyum ve düşünüm yoluyla zihnin edilgen aldığı verilere basit fikirler, bunları aktif olarak işlemesiyle oluşan yapılara karmaşık fikirler denir. Hume'da ise deneyden bağımsız mantıksal doğruluklar fikir ilişkilerini, dış dünyaya dayalı deneysel bilgiler ise olgu sorunlarını temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Duyum ve düşünümün edilgen sonuçlarına odaklanan ilk tanımı inceleme.
Bu tanımın Locke'un 'Basit Fikirler' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği bulunur.
Locke felsefesinde zihnin dış dünyadan doğrudan ve işlem yapmadan aldığı ilk veriler basit fikirlerdir.
2
Zihnin aktif olarak basit fikirleri birleştirmesine dayanan ikinci tanımı inceleme.
Bu tanımın Locke'un 'Karmaşık Fikirler' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği belirlenir.
Zihin, basit fikirleri etkin bir biçimde birleştirip soyutlayarak yeni ve karmaşık fikirler üretir.
3
Deneyime dayanmayan mantıksal kesinlikleri ifade eden üçüncü tanımı inceleme.
Bu tanımın Hume'un 'Fikir İlişkileri' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği belirlenir.
Hume'a göre mantık ve matematik gibi a priori alanlar fikir ilişkileridir ve yadsınmaları mantıksal çelişki oluşturur.
4
Dış dünya gözlemlerine ve olgulara dayanan dördüncü tanımı inceleme.
Bu tanımın Hume'un 'Olgu Sorunları' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği bulunur.
Olgusal gerçeklikler deneye dayalıdır ve aksi mantıksal olarak mümkündür.

Key Concept

Locke ve Hume'un empirist bilgi felsefelerindeki epistemolojik ayrımlar
Empirizm (Deneycilik) Practice Questions — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin