Kanadalı besteci ve çevre bilimci R. Murray Schafer tarafından ortaya atılan "ses manzarası" (soundscape) kavramı, bir çevrenin işitsel kimli��ini ve bu kimliğin birey üzerindeki psikolojik ve sosyolojik etkilerini inceler. Akustik ekolojinin temelini oluşturan bu kavram; arka planı oluşturan "temel sesler" (rüzgâr, trafik vb.), dikkat çeken "ses sinyalleri" (sirenler, çanlar) ve bir topluluğa özgü, korunması gereken kültürel "ses nişanları" (saat kulesi sesi, pazar esnafının bağırışları) olmak üzere üç ögeden oluşur. Geleneksel kentsel planlama yaklaşımları sesi yalnızca bir "gürültü kontrolü" problemi olarak ele alıp desibel düzeyini düşürmeye odaklanırken ses manzarası yaklaşımı, çevredeki işitsel unsurların niteliğini ve insan deneyimindeki anlamını ön plana çıkarır. Bu yaklaşım, kentlerin sadece görsel olarak değil, aynı zamanda işitsel olarak da tasarlanması gerektiğini savunarak gürültünün bastırılmasından ziyade, insan zihnini dinlendiren ve kültürel aidiyeti güçlendiren seslerin korunup zenginleştirilmesini hedefler.
Bu parçadan "ses manzarası" yaklaşımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Kentsel alanların tasarlanmasında işitsel ögelerin kalitesini artırırken görsel planlama ilkelerini ikincil plana ittiğineCevap
- Bİşitsel unsurların bireylerin psikolojik durumları ve toplumsal ilişkileri üzerinde belirleyici bir role sahip olduğunu kabul ettiğine
- CGeleneksel planlama yöntemlerinin aksine, çevredeki sesleri niceliksel düzeylerinden ziyade taşıdıkları anlam ve nitelikle değerlendirdiğine
- DKültürel süreklilik taşıyan ve bir topluluğa özgü olan ses değerlerinin korunmasını amaçladığına
- Eİçinde bulunulan çevreye ait sesleri işlevlerine ve algılanma biçimlerine göre farklı kategoriler altında ele aldığına