Kartografya, ilk bakışta yeryüzünün nesnel ve ölçekli bir izdüşümünü sunan teknik bir disiplin gibi görünse de aslında dünyayı belirli bir ideolojik süzgeçten geçirerek yeniden inşa eden politik bir söylem biçimidir. Kartograf, haritayı oluştururken sınır çizgilerini belirleme, bazı coğrafi unsurları ölçeğin ötesinde büyüterek öne çıkarma veya kimi bölgeleri harita dışı bırakarak görünmez kılma yoluyla mekânı iktidarın talepleri doğrultusunda yeniden yapılandırır. Tarih boyunca haritalar, yalnızca coğrafi keşifleri belgeleme işlevi görmemiş; sömürgeci güçlerin egemenlik iddialarını hukuken ve ahlaken meşrulaştıran birer güç enstrümanı olmuştur. Dolayısıyla harita üretimi, tarafsız bir veri aktarımı olmaktan ziyade, mekânsal alg��yı denetleme ve egemenlik alanlarını harita üzerinden tescil etme arayışıdır. Modern dünyada da küresel güç dengelerinin mekânsal temsilleri ile ulus devletlerin sınır politikaları, haritanın bu manipülatif ve yönlendirici karakterini koruduğunu göstermektedir.
Bu parçadan hareketle kartografya (haritacılık) ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- AKartografik süreçler, haritayı üreten odağın çıkarları doğrultusunda mekânı yeniden şekillendiren öznel tercihler barındırır.
- BHarita yapımında bazı bölgelerin öne çıkarılması veya gizlenmesi, nesnel bir coğrafi aktarım yerine algısal bir denetim kurmayı amaçlar.
- Tarihsel süreçteki sömürgecilik faaliyetlerinin son bulmasıyla birlikte günümüz harita üretimi, politik birer araç olmaktan kurtularak tamamen tarafsız ve bilimsel bir yapıya bürünmüştür.Cevap
- DSömürgeci güçler, haritaları sadece coğrafi keşifleri kaydetmek için değil, kendi egemenlik iddialarına yasal ve etik zemin kazandırmak amacıyla da kullanmışlardır.
- EModern ulus devletlerin sınır politikalarında ve küresel güç ilişkilerinde haritalar, yönlendirici ve manipülatif işlevlerini sürdürmektedir.