Modern yaşamın sunduğu yoğun uyarıcı akışı içinde, herhangi bir işle uğraşmama veya eylemsizlik durumu genellikle bir zaman kaybı ya da verimsizlik olarak algılanmaktadır. Bireyin sürekli olarak bir meşguliyet arayışında olması, onun kendi zihinsel derinlikleriyle yüzleşmesini zorlaştırır. Oysa zihnin dış dünyadan gelen uyarılara kapandığı ve can sıkıntısı olarak adlandırılan o durağan anlar, özgün yaratıcılığın ve içsel farkındalığın geliştiği en verimli dönemlerdir. İnsan, dışsal yönlendirmelerin sustuğu bu anlarda kendi iç sesini dinleme ve dünyayı kendine has bir biçimde yorumlama fırsatı bulur. Sıkıntı hissinin modern yaşam pratikleriyle tamamen ortadan kaldırılması, sanılanın aksine zihinsel üretkenliği körelten ve bireysel gelişimi engelleyen bir unsur haline gelmektedir. Dolayısıyla zihne yaratıcı ve özgün atılımlar yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu bu durağan boşluk alanlarını tanımak gerekmektedir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Zihnin üretken olması ve bireyin kendi sınırlarını fark etmesi, dış uyaranlardan uzak kalacağı durağan anların varlığına bağlıdır.Cevap
- BModern yaşamın getirdiği yoğun meşguliyet temposunun insanların boş zamanlarını verimli kullanmasını engellediği.
- CDışsal yönlendirmelerden uzak duramayan bireylerin yaratıcı yönlerini geliştirmekte başarısız olduğu.
- DDış dünyadan gelen uyarıcıların yoğunluğunun insanları özgürce düşünmekten alıkoyduğu.
- ECan sıkıntısı hissinin ortadan kalkmasının bireyde zihinsel odaklanma problemlerine yol açtığı.