Soru

Zorluk: Çok zorParagrafta Yardımcı Düşünce

Miranda Fricker tarafından ortaya atılan "epistemik adaletsizlik" kavramı, bireyin bilgi üreten, aktaran ve değerlendiren bir özne olarak maruz kaldığı haksızlıkları ele alır. Fricker bu kavramı iki ana başlık altında inceler: tanıklık adaletsizliği ve yorumsal adaletsizlik. Tanıklık adaletsizliği, dinleyicinin konuşmacıya, onun toplumsal kimliğine (cinsiyet, etnik köken vb.) yönelik önyargıları nedeniyle hak ettiğinden daha az güvenilirlik atfetmesiyle oluşur. Yorumsal adaletsizlik ise bireyin toplumsal deneyimlerinin, egemen kolektif yorumsal kaynakların yetersizliği veya dışlayıcılığı sebebiyle anlaşılmaz kalması ya da çarpıtılması durumudur. Örneğin, cinsel taciz kavramının henüz dilsel ve hukuki bir literatür kazanmadığı dönemlerde, bu deneyimi yaşayan kadınların maruz kaldıkları durumu anlamlandıramamaları ve topluma aktaramamaları yorumsal adaletsizliğe bir örnektir. Dolayısıyla epistemik adaletsizlik sadece ahlaki bir dışlanma değil, aynı zamanda bireyin bilgi dünyasından ve anlam üretme süreçlerinden sistematik olarak d��şlanması anlamına gelir.

Bu parçadan "epistemik adaletsizlik" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

  1. A
    Bireyin aktardığı bilgilere veya tanıklığına verilen değer, onun toplumsal kimliğinden bağımsız değildir.
  2. B
    Ortak anlamlandırma kaynaklarının yetersizliği, bireyin kendi yaşadığı deneyimleri kavramlaştırmasını engelleyebilir.
  3. Yorumsal adaletsizlik, egemen grupların ötekileştirilen bireylerin deneyimlerini anlamlandırmasını kasıtlı olarak engellemesiyle gerçekleşir.Cevap
  4. D
    Epistemik adaletsizlik, ahlaki bir adaletsizlik boyutunun yanı sıra bireyin bilgi üretim süreçlerindeki etkinliğini de zedeler.
  5. E
    Bir konuşmacının beyanlarına karşı duyulan önyargılı güvensizlik, tanıklık adaletsizliği kapsamında değerlendirilir.

Cevap

Yorumsal adaletsizlik, egemen grupların ötekileştirilen bireylerin deneyimlerini anlamlandırmasını kasıtlı olarak engellemesiyle gerçekleşir.
Yorumsal adaletsizlik, egemen kolektif yorumsal kaynakların yetersizliği veya dışlayıcılığı sebebiyle bireyin deneyimlerinin anlaşılamaması veya çarpıtılması durumudur. Parçada bu durumun yapısal ve kolektif kaynak yetersizliğinden kaynaklandığı belirtilmiş, egemen grupların bu engellemeyi kasıtlı veya bilinçli olarak yaptığına dair herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Dolayısıyla bu yargı parçadan çıkarılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel konusunu ve yapısını analiz etmek.
Paragrafta Miranda Fricker'ın 'epistemik adaletsizlik' kuramı altındaki iki alt başlığın (tanıklık adaletsizliği ve yorumsal adaletsizlik) açıklandığı görülür.
Metnin sınırlarını ve kavramsal çerçevesini çizmek için bu adım gereklidir.
2
Tanıklık adaletsizliği ile ilgili yargıları kontrol etmek.
Konuşmacıya toplumsal kimliğinden ötürü hak ettiğinden daha az değer verilmesinin tanıklık adaletsizliği olduğu saptanır.
Seçeneklerdeki tanıklık adaletsizliğine dair ifadelerin doğruluğunu teyit etmek.
3
Yorumsal adaletsizlik ile ilgili yargıları kontrol etmek.
Bu durumun kolektif kaynak yetersizliğinden kaynaklandığı, cinsel taciz kavramının eksikliğinin kadınların bu durumu anlamlandırmasını zorlaştırdığı saptanır.
Yorumsal adaletsizliğe ilişkin seçeneklerin doğruluğunu değerlendirmek.
4
Kasıtlı engelleme yargısının metindeki karşılığını aramak.
Metinde egemen yorumsal kaynakların yetersizliği veya dışlayıcılığı nedeniyle bu durumun oluştuğu belirtilse de bunun egemen gruplar tarafından kasıtlı veya bilinçli olarak yapıldığına dair hiçbir ifade bulunmadığı görülür.
Çıkarılamayacak olan hatalı seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce
Tahmini Süre:3m 0s
Bu soruyu puanla