Paragraf

590 soru

Soru 561Soru

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Hawthorne etkisi, bireylerin kendilerinin gözlemlendiğini, izlendiğini veya özel bir ilginin odağı olduğunu fark ettiklerinde davranışlarını, performanslarını ya da üretkenliklerini geçici olarak değiştirme veya iyileştirme eğilimini ifade eden psikolojik ve sosyolojik bir fenomendir. Bu kavram, ilk kez 1924-1932 yılları arasında Chicago yakınlarındaki Western Electric firmasının Hawthorne fabrikasında gerçekleştirilen bir dizi deney sırasında keşfedilmiştir. Endüstriyel araştırmacılar, iş yerindeki aydınlatma derecesinin işçilerin verimliliği üzerindeki etkisini ölçmek istemişlerdir. Ancak deney sürecinde ilginç bir bulguya ulaşılmıştır: Işık seviyesi artırıldığında da azaltıldığında da, hatta çalışma koşulları eski ve olumsuz haline geri getirildiğinde bile çalışanların üretkenliğinde belirgin artışlar yaşanmıştır. Yapılan derinlemesine analizler sonucunda, verimlilikteki bu artışın fiziksel koşullardaki değişikliklerden değil; işçilerin araştırmacılar tarafından önemsenmesi, kendilerine ilgi gösterilmesi ve bir deneyin parçası olarak izleniyor olmalarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Sosyal bilimler metodolojisinde bu etki, araştırma tasarımlarının geçerliliğini tehdit eden önemli bir sapma kaynağı olarak kabul edilir. Deneklerin doğal ortamlarındaki gerçek tepkilerini gizleyip gözlemcinin beklentilerine göre hareket etmesi, araştırmalarda yanıltıcı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle günümüz araştırmacıları, gözlem sürecinin araştırma nesnesi üzerindeki bu dönüştürücü etkisini en aza indirmek için katılımsız gözlem veya gizli ölçüm tekniklerine başvurmaktadır. Böylece, araştırmaya katılan bireylerin dış müdahalelerden arındırılmış, yapaylıktan uzak ve gerçeği yansıtan veriler sunması hedeflenmektedir.

Bu parçadan hareketle Hawthorne etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hawthorne etkisinin, çalışanların verimliliğini sürekli ve kalıcı kılmak amacıyla geliştirilmiş kurumsal bir motivasyon yöntemi olduğuna

Cevap

Hawthorne etkisinin, çalışanların verimliliğini sürekli ve kalıcı kılmak amacıyla geliştirilmiş kurumsal bir motivasyon yöntemi olduğu yargısına ulaşılamaz.
Doğru seçenek olan ifadedeki iddiaya göre Hawthorne etkisi, çalışan verimliliğini kalıcı kılmak için geliştirilmiş kurumsal bir motivasyon sistemidir. Oysa parçada Hawthorne etkisinin planlı bir kurumsal yönetim stratejisi olmadığı, aksine bilimsel araştırmalarda deneklerin izlendiğini fark etmesiyle ortaya çıkan geçici bir davranış değişikliği ve metodolojik bir sapma (fenomen) olduğu vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın genel konusunu ve Hawthorne etkisinin tanımını incelemek
Hawthorne etkisinin, insanların izlendiklerini fark ettiklerinde davranışlarını geçici olarak değiştirme/iyileştirme eğilimi olduğu ve bu durumun deneylerle saptandığı belirlenmiştir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak seçeneklerin parçadaki bilgilerle karşılaştırılabilmesi için temel tanımın ve bağlamın anlaşılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki yargıları parçadaki ifadelerle tek tek karşılaştırmak
Gözlemlenmenin davranış değişikliği yaratması (ilk cümle), gözlemci etkisinin araştırmanın geçerliliğini etkilemesi (metodolojik sapma kısmı), verimlilik artışının fiziksel koşullardan değil ilgiden kaynaklanması (deney bulguları kısmı) ve araştırmacıların katılımsız/gizli gözlemlere yönelmesi (son cümle) parçadan doğrudan doğrulanabilmektedir.
Ulaşılamaz olan seçeneği bulmak için metinde doğrulanabilen tüm doğru yardımcı düşüncelerin elenmesi gerekir.
3
Yanlış olan ve parçada yer almayan iddiayı tespit etmek
Hawthorne etkisinin kurumsal bir motivasyon yöntemi olarak geliştirildiği iddiası parçayla çelişmektedir. Metinde bunun planlı bir yönetim aracı değil, bilimsel deneylerde tesadüfen keşfedilen psikolojik ve metodolojik bir sapma olduğu açıkça belirtilmiştir.
Doğru cevabın parçadaki bilgilerle neden çeliştiğini veya parçada neden yer almadığını gerekçelendirerek kesin sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Sorularında Olumsuz Soru Köklü Yardımcı Düşünce Çıkarımı
Soru 562Soru

Gazeteci:
(I) ----------------------------------------------------

Deniz Biyoloğu:
- Derin deniz ekosistemlerindeki canlıların büyük bir kısmı, güneş ışığının hiç ulaşmadığı bu karanlık dünyada hayatta kalabilmek için kendi ışıklarını üretme yeteneğine (biyolüminesans) sahiptir. Bu kimyasal ışık; avı çekmek, eş bulmak veya avcılardan korunmak gibi hayati işlevler görür. Yani bu ışıldama, keyfi bir süs değil, tamamen karanlığın getirdiği zorunluluklara karşı geliştirilmiş evrimsel bir adaptasyondur.

Gazeteci:
(II) ----------------------------------------------------

Deniz Biyoloğu:
- Elbette, bu durum sadece o derinlikteki canlıları değil, tıp ve biyoteknoloji gibi insan odaklı alanları da doğrudan etkiliyor. Örneğin, bu canlıların ışık üretiminde kullandığı lusiferaz enzimini genetik işaretleyici olarak kullanarak kanserli hücrelerin vücuttaki yayılımını izleyebiliyoruz. Ayrıca, bu organizmaların zorlu basınç ve soğuk şartlarında hayatta kalmasını sağlayan protein yapıları, yeni ilaç moleküllerinin geliştirilmesinde ilham kaynağı oluyor.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Derin deniz canlılarındaki ışık üretme yeteneğinin evrimsel ve yaşamsal gerekçeleri nelerdir?
II. Bu organizmaların sıra dışı özelliklerinin modern bilimsel çalışmalara ve insanlığa ne gibi katkıları bulunmaktadır?

Cevap

Derin deniz canlılarındaki ışık üretme yeteneğinin evrimsel ve yaşamsal gerekçelerini soran ve bu özelliklerin modern bilimsel çalışmalara ile insanlığa katkılarını sorgulayan seçenek doğru cevaptır.
Doğru yanıt, derin deniz canlılarının kendi ışıklarını üretme nedenlerini ve bu sıra dışı özelliğin modern tıbbi/biyoteknolojik çalışmalara katkılarını sorgulayan seçenektir. Deniz biyoloğunun ilk cevabı bu ışık üretiminin evrimsel ve hayati fonksiyonlarına odaklanırken, ikinci cevabı ise kanser tespiti ve ilaç geliştirme gibi insanlığa faydalarına değinmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci parçanın ana düşüncesini ve anahtar kavramlarını analiz edin.
Uzman, derin deniz canlılarının kendi ışıklarını üretme yeteneğinin (biyolüminesans) karanlıkta hayatta kalma (avlanma, eş bulma, korunma) amacıyla geliştirilmiş evrimsel bir adaptasyon olduğunu açıklamaktadır.
İlk boşluğa gelecek sorunun, bu yeteneğin hangi evrimsel ve hayati amaçlara hizmet ettiğini sorgulaması gerektiğini belirlemek.
2
İkinci parçanın ana düşüncesini ve anahtar kavramlarını analiz edin.
Uzman, bu durumun tıp ve biyoteknolojideki pratik kullanımlarından (lusiferaz enziminin kanserli hücre yayılımını izlemede kullanılması, protein yapılarının ilaç geliştirilmesinde ilham olması) bahsetmektedir.
İkinci boşluğa gelecek sorunun, bu özelliklerin insanlığa, bilime veya tıbba katkısını araması gerektiğini tespit etmek.
3
Seçeneklerdeki soru çiftlerini analiz edilen bağlamlarla karşılaştırın.
Evrimsel/yaşamsal gerekçeler ile modern bilimsel çalışmalara/insanlığa katkıları sorgulayan soru çiftinin diyalog akışına tam uyum sağladığı görülür.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru soru ikilisini bulmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Diyalog Tamamlama
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 563Soru

Vatandaş bilimi projeleri, akademisyen olmayan gönüllülerin bilimsel araştırma süreçlerine aktif olarak katılmasını sağlar. Amatör astronomların yeni gök cisimleri keşfetmesinden doğaseverlerin göçmen kuşları izlemesine kadar geniş bir yelpazede yürütülen bu çalışmalar, profesyonel araştırmacıların tek başına yıllarını alacak veri toplama süreçlerini inanılmaz derecede hızlandırır. Ancak vatandaş biliminin asıl değeri, akademik dünyadaki bilgi üretim tekelini sarsarak bilimi laboratuvarların dış��na taşımasındadır. Katılımcılar, yalnızca veri sağlayan pasif özneler olmaktan çıkıp dünyayı anlama ve anlamlandırma sürecinin doğrudan ortakları hâline gelirler. Bu durum, bilimsel yöntemin ve düşüncenin toplumun geniş kesimleri tarafından içselleştirilmesini sağlar.

Bu parçada vatandaş bilimiyle ilgili olarak asıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel bilgi üretimini laboratuvarların dışına çıkarıp kitlelerin katılımıyla toplumsal bir ortaklığa dönüştürdüğü

Cevap

Bilimsel bilgi üretimini laboratuvarların dışına çıkarıp kitlelerin katılımıyla toplumsal bir ortaklığa dönüştürdüğü
Doğru yanıt, parçanın son cümlelerinde vurgulanan 'bilgi üretim tekelini sarsarak bilimi laboratuvarların dışına taşıması' ve katılımcıların 'dünyayı anlama sürecinin doğrudan ortakları haline gelmesi' ifadeleriyle birebir örtüşmektedir. Bu durum, bilimsel bilginin demokratikleştiğini ve toplumsal bir ortaklık niteliği kazandığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk bölümünde vatandaş biliminin tanımı yapılmış ve araştırmaları hızlandırma yönündeki katkısı belirtilmiştir.
Bu kısmın yardımcı düşünce seviyesinde kaldığı, asıl mesajın daha sonra geleceği tespit edilmiştir.
Çünkü yazar 'Ancak...' bağlacıyla paragrafın yönünü değiştirerek asıl vurgulamak istediği kısma geçiş yapmaktadır.
2
Paragrafın ikinci kısmında yer alan 'vatandaş biliminin asıl değeri, akademik dünyadaki bilgi üretim tekelini sarsarak bilimi laboratuvarların dışına taşımasındadır' ifadesi analiz edilmiştir.
Vatandaş biliminin en önemli katkısının bilimin toplumsallaşması ve bilgi tekelinin kırılması olduğu belirlenmiştir.
Yazarın asıl ulaştırmak istediği yargı (ana düşünce) genellikle bu geçiş cümlesinde verilmektedir.
3
Bulunan ana düşünceyi karşılayan seçenek aranmış ve seçenekler elenmiştir.
Bilimsel bilginin laboratuvar dışına çıkması ve toplumsal ortaklığa dönüşmesini ifade eden seçenek doğru yanıt olarak belirlenmiştir.
Bu ifade, parçadaki 'bilimi laboratuvarların dışına taşıması' ve 'dünyayı anlama sürecinin doğrudan ortakları hâline gelmesi' yargılarını eksiksiz karşılamaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 564Soru

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Hedonik adaptasyon veya hedonik koşu bandı teorisi, bireylerin hayatlarında meydana gelen büyük olumlu ya da olumsuz değişimlerin ardından kısa sürede eski genel mutluluk seviyelerine geri dönme eğilimini ifade eder. Bu kavrama göre, kişi piyangodan büyük bir ikramiye kazandığında ya da ciddi bir kaza geçirip fiziksel bir kayba uğradığında, başlangıçta büyük bir mutluluk patlaması veya derin bir hüzün yaşasa da zaman geçtikçe bu yeni duruma alışır ve başlangıçtaki duygusal taban çizgisine geri döner. İnsan zihni, karşılaştığı yeni koşulları hızla normalleştirerek beklenti düzeyini günceller. Bu durum, mutluluk arayışının neden bitmek bilmeyen bir koşu bandına benzetildiğini de açıklar; çünkü kişi hedeflerine ulaştıkça beklentileri de aynı oranda artar ve durağan bir tatmin seviyesinde kalır. Evrimsel psikologlar, bu adaptasyon mekanizmasının insanın hayatta kalma ve çevresel değişimlere uyum sağlama becerisini artırdığını savunur. Sürekli aşırı mutluluk veya derin yas durumunda kalmak, bireyin günlük yaşamdaki tehlikelere karşı tetikte olmasını engelleyeceğinden, zihnin denge durumuna (homeostazis) dönmesi biyolojik bir gerekliliktir. Zira çevreye uyum sağlayamayan canlıların doğada varlığını sürdürmesi imkânsızdır. Ancak bu adaptasyon süreci, sürdürülebilir mutluluğun dışsal koşulların iyileştirilmesinden ziyade zihinsel alışkanlıkların ve bakış açısının değiştirilmesiyle mümkün olabileceğini gösteren önemli bir kanıttır. Dolayısıyla hayatımızda yapacağımız köklü mekan değişiklikleri ya da maddi kazanımlar, bizi düşündü��ümüz kadar uzun süre mutlu kılmaya yetmeyecektir.

Bu parçadan hareketle hedonik adaptasyonla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihnin denge durumunu koruma arzusunun, bireyi hayatta karşılaşabileceği her türlü travmatik deneyimden tamamen koruduğuna

Cevap

Zihnin denge durumunu koruma arzusunun, bireyi hayatta karşılaşabileceği her türlü travmatik deneyimden tamamen koruduğu yargısına ulaşılamaz.
Doğru yanıt zihnin dengeye dönmesinin insanı tüm travmalardan tamamen koruduğu yönündeki iddiadır. Parçada homeostazis durumunun biyolojik bir gereklilik olduğu ve tetikte olmayı sağladığı vurgulanmış, ancak bunun bireyi travmatik olaylardan tamamen koruduğu ya da muaf tuttuğu söylenmemiştir. Bu çıkarım metnin sınırlarını aşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın genel anlamını kavramak ve ana fikrini analiz etmek amacıyla metin dikkatle okunur.
Hedonik adaptasyon kavramının ne olduğu, nasıl çalıştığı ve evrimsel/biyolojik temelleri anlaşılır.
Seçenekleri metindeki ifadelerle karşılaştırabilmek için temel bir çerçeve oluşturulmalıdır.
2
Seçeneklerde verilen iddialar tek tek ele alınarak metindeki ilgili cümlelerle eşleştirilir.
Bireyin yaşam standartlarındaki artışın sürekli doyum sağlamadığı, evrimsel olarak tehlikelere karşı tetikte olmaya yardım ettiği, sarsıcı olayların etkisinin zamanla azaldığı ve dışsal koşulların kalıcı mutluluğa tek başına yetmediği bilgileri metinde bulunur.
Ulaşılabilecek yargıları eleyerek ulaşılamaz olanı bulmak için analiz yapılır.
3
Metinde doğrudan ya da dolaylı olarak geçmeyen, aşırı yorum veya yanlış çıkarım barındıran seçeneğin tespiti yapılır.
Zihnin dengeye dönme eğiliminin insanı travmatik deneyimlerin kendisinden tamamen koruduğu iddiasının metinle bağdaşmadığı görülür.
Doğru cevaba ulaşmak için kesin ve nesnel bir eleme gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Sorularında Olumsuz Soru Kökü ve Yardımcı Düşünce Analizi
Soru 565Soru

(I) Antik Yunan felsefesinin en özgün düşünürlerinden biri olan Epikür, felsefesinin merkezine haz kavramını yerleştirmiştir. (II) Ancak onun bahsettiği haz, yaygın kanının aksine, sınırsız bir bedensel doyum veya lüks içinde yaşamak anlamına gelmez. (III) Epik��r’e göre gerçek haz, bedenin acıdan, ruhun ise huzursuzluktan uzak olması durumudur yani bir tür dinginliktir. (IV) Günümüz modern dünyasında tüketim çılgınlığı ve sürekli daha fazlasına sahip olma arzusu bireyleri derin bir mutsuzluğa sürüklemektedir. (V) Bu dinginlik (ataraxia) durumuna ulaşabilmek için ise insanın yapay ve zorunlu olmayan arzularından arınması gerektiğini savunur.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü c��mle, Epikür'ün haz felsefesinin anlatıldığı paragrafta günümüz tüketim toplumuna değinerek konunun yönünü değiştirdiği için akışı bozmaktadır.
Dördüncü cümle paragrafın akışını bozmaktadır. Paragraf genel olarak Epikür'ün felsefesindeki haz ve dinginlik (ataraxia) kavramını açıklarken, dördüncü cümle günümüz tüketim toplumlarının mutsuzluğuna değinerek konuyu başka bir yöne taşımıştır. Ayrıca üçüncü cümledeki 'dinginliktir' ifadesi ile beşinci cümledeki 'Bu dinginlik (ataraxia) durumuna...' ifadesisi anlamsal ve yapısal olarak birbirine bağlıdır; dördüncü cümle bu bütünlüğü bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel konusunu ve amacını belirleme
Paragrafta Epikür'ün felsefesindeki haz ve dinginlik (ataraxia) kavramlarının açıklandığı tespit edilmiştir.
Akışı bozan cümleyi belirlemek için öncelikle paragrafın ana eksenini saptamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki dilsel ve anlamsal köprüleri inceleme
Üçüncü cümlenin sonundaki 'dinginliktir' ifadesi ile beşinci cümlenin başındaki 'Bu dinginlik (ataraxia) durumuna...' ifadesinin doğrudan birbirine bağlandığı görülmüştür.
Düşünce akışının devamlılığı için cümleler arasındaki bağlaçlar ve işaret sıfatları gibi dilsel ögelerin takibi önemlidir.
3
Konu dışına çıkan cümleyi belirleme
Dördüncü cümlenin, Epikür'ün felsefesinden tamamen koparak günümüz dünyasındaki tüketim çılgınlığından bahsettiği ve araya girerek akışı kestiği saptanmıştır.
Genel konudan farklı bir yöne sapan veya bağlam dışı bir değerlendirme sunan cümle akışı kesintiye uğratır.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışını bozan cümleyi bulma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 566Soru

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Wolfgang Iser’in alımlama estetiği kuramında geliştirdiği 'boşluklar' (Leerräume) kavramı, yazınsal bir metnin anlam üretim sürecinde okura biçtiği aktif rolün kuramsal zeminini oluşturur. Iser’e göre bir edebi metin, yazar tarafından her ayrıntısı eksiksiz biçimde doldurulmuş, donmuş bir anlam deposu değildir. Aksine metin, içinde barındırdığı yapısal belirsizlikler, suskunluklar ve atlamalar aracılığıyla sürekli bir devinim halindedir. Yazar, bilinçli ya da bilinçdışı bir yönelimle metnin farklı katmanları arasında birtakım boşluklar bırakır. Bu boşluklar, okurun hayal gücünü ve bilişsel yetilerini harekete geçiren, onu edilgen bir alıcı olmaktan çıkarıp yaratıcı bir ortak konumuna yükselten katalizörlerdir. Okur, kendi deneyim dünyası, kültürel birikimi ve beklenti ufku doğrultusunda bu boşlukları doldurarak metnin anlamını somutlaştırır. Başka bir deyişle, edebi yapıtın nihai anlamı ne yalnızca metnin kendisinde ne de sadece okurun zihnindedir; o, bu iki kutbun etkileşiminden doğan ve 'estetik kutup' olarak adlandırılan sanal düzlemde inşa edilir. Dolayısıyla her okuma eylemi, metindeki boşlukların farklı biçimlerde doldurulmasıyla şekillenen özgün bir yeniden üretim sürecine dönüşür. Metindeki belirsizliklerin azlığı veya çokluğu, okurun metne katılım derecesini doğrudan belirler. Çok fazla açıklamanın yer aldığı, boşluk barındırmayan metinler okuru zihinsel tembelliğe sürüklerken; aşırı belirsizlik taşıyan metinler ise anlamlandırma sürecini imkansız kılarak okur ile metin arasındaki iletişimin tamamen kopmasına neden olabilir.

Bu parçadan hareketle Wolfgang Iser'in 'boşluklar' kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazınsal metindeki boşlukların oranı arttıkça, okurun metne katılım düzeyi ve metinden elde edeceği estetik haz da aynı oranda artış gösterir.

Cevap

Yazınsal metindeki boşlukların oranı arttıkça okurun katılım düzeyinin ve estetik hazzın aynı oranda artacağını savunan yargı, parçanın bütünüyle ve özellikle son cümlesiyle çeliştiği için söylenemez.
Metnin son cümlesinde, belirsizliklerin azlığının ya da çokluğunun okurun katılım derecesini belirlediği ancak aşırı belirsizlik (boşluk) durumunda anlamlandırma sürecinin imkansızlaşarak iletişimin tamamen kopacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, boşlukların oranı arttıkça katılım düzeyinin ve estetik hazzın sürekli aynı oranda (doğrusal şekilde) artacağı yönündeki yargı metindeki bu koşulla çelişmektedir ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın genel konusunu ve Wolfgang Iser'in 'boşluklar' kavramına yüklediği kuramsal rolü analiz etmek.
Boşlukların okurun etkin katılımını sağladığı, anlamın okur ile metin arasındaki estetik kutupta üretildiği ve durağanlığı engellediği saptanmıştır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeyi ('söylenemez') doğru şekilde çözümlemek için öncelikle metindeki temel tezleri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yargıları metindeki ifadelerle karşılaştırarak doğruluğunu test etmek.
Anlamın dinamikliği, okurun edilgenlikten kurtulması, aşırı açıklamanın zihinsel tembellik yaratması ve anlamın çift kaynaklı oluşu gibi yargıların metinde desteklendiği görülmüştür.
Metinle tutarlı olan doğru çıkarımları eleyerek çelişkili olan seçeneğe ulaşmak.
3
Metnin son cümlesindeki koşul ile doğru yanıttaki iddiayı karşılaştırmak.
Metnin son bölümünde 'aşırı belirsizliğin anlamlandırmayı imkansız kılıp iletişimi koparacağı' belirtildiğinden, boşluk oranı arttıkça katılımın da doğrusal olarak artacağı iddiasının metinle doğrudan çeliştiği kesinleşmiştir.
Doğrulanamayan tek yargının metinle olan mantıksal uyuşmazlığını kanıtlamak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 567Soru

Sanatın iyileştirici gücü ve birey üzerindeki etkileri üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, çoğunlukla insanın bir sanat eserini alımlarken veya doğrudan üretirken hissettiği estetik hazza ve kişisel rahatlamaya odaklanır. Oysa sanatın asıl dönüştürücü gücü, insanı kendi alışılmış algı sınırlarının dışına davet etmesinde ve ona dünyayı bambaşka bir bakış açısıyla görebilme cesareti kazandırmasında saklıdır. Bir tabloyu incelerken ya da bir romanı okurken sadece estetik bir nesneyi tüketmekle kalmaz, kendi iç dünyamızın katılaşmış duvarlarını esneterek başkalarının deneyimlerine de yer açarız. Dolayısıyla sanat, yalnızca bireysel bir arınma veya terapi yöntemi olmanın ötesinde, insanı kendi dar sınırlarından kurtarıp toplumsal empatinin temelini oluşturan köklü bir zihinsel dönüşüm sürecidir.

Bu parçada sanatla ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireysel bir rahatlama aracı olmaktan ziyade, insanı kendi sınırlarının dışına çıkararak toplumsal duyarlılığın ve empati yeteneğinin gelişmesini sağladığı.

Cevap

Sanatın bireysel bir rahatlama veya arınma yöntemi olmanın ötesinde, insanı kendi sınırlarından kurtararak toplumsal empati duygusunun temelini oluşturan köklü bir zihinsel dönüşüm süreci olduğu.
Doğru yanıt, sanatın yalnızca bireysel bir arınma veya terapi yöntemi olmasının ötesine geçerek insanı kendi sınırlarından kurtardığını ve toplumsal empati kurma becerisi kazandıran köklü bir dönüşüm süreci olduğunu belirten seçenektir. Paragrafın son bölümünde yer alan 'yalnızca bireysel bir arınma veya terapi yöntemi olmanın ötesinde, insanı kendi dar sınırlarından kurtarıp toplumsal empatinin temelini oluşturan köklü bir zihinsel dönüşüm sürecidir' ifadesi bu yargıyı doğrudan kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin giriş cümlelerindeki geleneksel bakış açısının ve konunun tespit edilmesi.
Sanatın bireysel düzeyde estetik haz ve arınma sağladığına dair genel araştırmaların varlığı saptanır.
Yazarın asıl fikrini geliştirmek için karşılaştırma yaptığı başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
Metindeki geçiş ifadesi (Oysa) ve sonuç bildiren bağlaç (Dolayısıyla) sonrasındaki temel vurgunun analiz edilmesi.
Sanatın asıl işlevinin insanı kendi sınırlarından çıkarıp başkalarının deneyimlerine açması ve toplumsal empatiyi kurması olduğu anlaşılır.
Sonuç cümleleri yazarın asıl iletmek istediği ana düşünceyi doğrudan barındırır.

Anahtar Kavram

Paragrafta ana düşüncenin, yardımcı düşüncelerden ve konudan ayırt edilerek saptanması.
Soru 568Soru

Sanatın sadece insana özgü, duygu yüklü bir eylem olduğunu savunanlar, yapay zekanın ürettiği tablolara veya bestelere mesafeli yaklaşıyor. Onlara göre makine, yalnızca kendisine yüklenen algoritmaları ve veri yığınlarını işleyen ruhsuz bir araçtır. Oysa bu yaklaş��m, sanatın tarihsel süreçteki dönüşümünü göz ardı etmektedir. Fotoğraf makinesi ilk icat edildiğinde de resim sanatının sonunun geldiği iddia edilmişti; ancak zamanla fotoğrafçılık kendi başına bir sanat dalı olarak kabul gördü. Bugün yapay zeka da yaratıcı süreçte sanatçının fırçası ya da kalemi gibi yeni bir enstrüman işlevi görmektedir. Dolayısıyla yapay zekayı sanattan dışlamak yerine, onun sunduğu yeni imkânları anlamaya çalışmak daha yapıcı bir tutum olacaktır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tartışma

Cevap

Tartışma anlatım biçimi ağır basmaktadır.
Yazar, yapay zekanın sanat üretemeyeceğine yönelik mesafeli duruşu ve bu konudaki yaygın kanaati ele alarak söze başlamıştır. 'Oysa' ifadesiyle bu yerleşik düşünceye karşı çıkmış, fotoğraf makinesinin icadını örnek göstererek kendi görüşünü temellendirmiştir. Kendi tezini kanıtlama ve karşıt görüşü çürütme amacı taşıyan bu yaklaşım tartışmacı anlatım biçiminin temel özelliğidir. Dolayısıyla tartışma anlatım biçimi ağır basmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ana amacını ve yazarın tavrını belirleme
Metinde yazarın, yapay zekanın sanat üretemeyeceğini savunanların görüşüne karşı çıktığı ve kendi tezini (yapay zekanın yeni bir araç olduğu) savunduğu görülmektedir.
Anlatım biçimini belirlemek için yazarın konuya yaklaşımını ve yazma amacını (bilgi verme, olay aktarma, izlenim kazandırma veya ikna etme) anlamak gerekir.
2
Metindeki anahtar ifadeleri ve yapıyı analiz etme
Yazarın 'Oysa bu yaklaşım...', 'Dolayısıyla...' gibi bağlayıcı ifadelerle karşıt görüşü çürütmeye çalışması ve kendi fikrini kabul ettirmek istemesi tartışmacı anlatımın (tartışma) ağır bastığını doğrular.
Tartışmacı anlatımda yazar, kendi düşüncelerini ispatlamak için savunmacı ve sorgulayıcı bir dil kullanır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Teknikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 569Soru

Dijital platformların günümüzde sıklıkla kullandığı kişiselleştirilmiş öneri algoritmaları, kullanıcılara kendi ilgi alanlarına en uygun içerikleri seçerek sunar. Bu durum ilk bakışta zamandan tasarruf sağlayan konforlu bir tüketim alan�� yaratsa da zamanla bireyi kendi sınırlarına hapseder. Kullanıcı, yalnızca önceden onayladığı veya eğilim gösterdiği dünyalarla karşılaştıkça kaçınılmaz olarak 'yankı odaları' içine çekilir. Kişi, karşıt fikirlerden ya da aşina olmadığı estetik beğenilerden bütünüyle yalıtıldıkça, zihinsel esnekliğini ve beklenmedik karşılaşmaların getirdiği yaratıcı keşif becerisini kaybetmeye başlar. Algoritmik konfor, insan zihnini tekdüzeleştirirken toplumsal düzeyde de kültürel üretimin çeşitliliğini baltalamaktadır. Çünkü gerçek zihinsel gelişim ve özgün buluşlar, hazır sunulan benzerlerin konforlu uyumuyla değil, bilinmeyenle ve aykırı olanla girilen gerilimli temaslarla mümkündür.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özgün zihinsel ve kültürel gelişimlerin, algoritmaların sunduğu benzerlik konforundan ziyade, farklı ve bilinmeyen uyarıcılarla etkileşime girilerek sağlanabileceği

Cevap

Özgün zihinsel ve kültürel gelişimlerin, algoritmaların sunduğu benzerlik konforundan ziyade, farklı ve bilinmeyen uyarıcılarla etkileşime girilerek sağlanabileceği
Parçanın son cümlesinde yazar, gerçek zihinsel gelişimin ve özgün buluşların hazır sunulan benzerlerin uyumuyla değil, bilinmeyen ve aykırı olanla kurulan gerilimli temasla mümkün olduğunu ifade etmiştir. Bu doğrultuda, özgün zihinsel ve kültürel gelişimlerin algoritmaların sunduğu benzerlik konforundan ziyade, farklı ve bilinmeyen uyarıcılarla etkileşime girilerek sağlanabileceğini savunan seçenek parçanın asıl anlatmak istediği düşüncedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve sorunu belirleme
Parçada dijital öneri algoritmalarının insan zihnini kendi ilgi alanlarıyla sınırlayarak tekdüzeleştirdiği sorunu tespit edilir.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle konunun ve bu konuya dair eleştirilen yönün anlaşılması gerekir.
2
Parçanın sonuç ve yargı bildiren son cümlesini analiz etme
'Çünkü gerçek zihinsel gelişim ve özgün buluşlar... bilinmeyenle ve aykırı olanla girilen gerilimli temaslarla mümkündür.' cümlesiyle yazarın kendi tezini doğrudan sunduğu görülür.
Ana düşünce genellikle paragrafın son kısımlarında yer alan özetleyici ve açıklayıcı yargı cümlelerinde bulunur.
3
Son cümledeki tezi seçeneklerle karşılaştırarak en kapsamlı yargıyı bulma
Zihinsel gelişimin algoritmaların sunduğu benzerlik konforuyla değil, bilinmeyen ve farklı olanla temasla sağlanabileceğini belirten yargının en uygun seçenek olduğu saptanır.
Doğru yanıt, yazarın asıl savunmak istediği tezi en doğru ve eksiksiz şekilde ifade eden seçenektir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Belirleme
Soru 570Soru

Bibliyoterapi; bireylerin duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimlerini desteklemek, yaşadıkları sorunlara çözümler üretmek amacıyla doğru kitaplarla buluşturulması sürecidir. Bu yöntem, Antik Yunan'da kütüphane kapılarına 'Ruhun İyile��me Yeri' yazılmasından bu yana varlığını sürdürse de modern psikolojide sistemli bir teknik olarak ancak 20. yüzyılda yer bulabilmiştir. Süreç, bireyin okuduğu kitaptaki karakterlerle özdeşim kurmasıyla başlar. Okuyucu, kendi sorunlarının başkaları tarafından da yaşandığını fark ederek yalnızlık hissinden sıyrılır ve karakterin çözüm yollarını gözlemleyerek farkındalık kazanır. Dolayısıyla bibliyoterapi, sadece bir okuma faaliyeti değil; okuma aracılığıyla kişinin kendi iç dünyasına yaptığı rehberli bir yolculuktur.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bibliyoterapinin ne olduğu, tarihsel gelişimi ve bireyin ruhsal dünyasındaki rolü

Cevap

Bibliyoterapinin ne olduğu, tarihsel gelişimi ve bireyin ruhsal dünyasındaki rolü
Doğru seçenek parçanın genelini tam olarak yansıtmaktadır. Paragrafta bibliyoterapinin tanımı verilmiş, Antik Yunan'a uzanan geçmişi belirtilmiş ve okuyucunun ruhsal dünyası üzerindeki iyileştirici gücü anlatılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı dikkatlice okuyarak yazarın genel olarak ne hakkında konuştuğunu belirlemek.
Parçada bibliyoterapi adı verilen yöntemin tanımı yapılmış ve bu yöntemin işleyişine değinilmiştir.
Konuyu bulmak için paragrafın bütününe 'Burada ne anlatılıyor?' sorusunun sorulması gerekir.
2
Metindeki yardımcı ögeleri ve detayları analiz etmek.
Bibliyoterapinin tarihsel geçmişine (Antik Yunan'dan modern psikolojiye) ve bireyin iç dünyasındaki psikolojik etkilerine değinildiği görülür.
Doğru konu tanımı, metindeki ana kavramın yanı sıra onun ele alınan yönlerini de kapsamak zorundadır.
3
Seçenekleri karşılaştırarak hem bibliyoterapinin tanımını hem geçmişini hem de işlevini barındıran seçeneği tespit etmek.
Bibliyoterapinin ne olduğu, tarihsel gelişimi ve bireyin ruhsal dünyasındaki rolünü ifade eden seçenek doğru yanıt olarak belirlenir.
Diğer seçenekler konuyu yansıtmak yerine ya üsluba odaklanmış ya mecazları yanlış yorumlamış ya da sadece yardımcı bir düşünceyi ele almıştır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Konu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 571Soru

Nörogastronomi, lezzet algısının sadece dildeki kimyasal alıcılarla sınırlı olmadığını, aksine beynin çoklu duyu organlarından gelen verileri birleştirmesiyle inşa edilen bütüncül bir deneyim olduğunu savunur. Bu disipline göre bir yiyeceğin lezzeti; onun kokusu, rengi, dokusu ve hatta tüketildiği ortamın akustik özellikleri ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin, bilimsel araştırmalar kırmızı bir tabakta servis edilen tatlıların daha şekerli algılandığını, ağır metal çatal bıçak kullanımının ise yemeğin kalitesine yönelik algıyı artırdığını göstermektedir. Ayrıca, yemek esnasında duyulan yüksek frekanslı seslerin tatlılık hissini, düşük frekanslı seslerin ise acılık duyusunu belirginleştirdiği saptanmıştır. Nörogastronomi, sadece restoran deneyimini zenginleştirmekle kalmayıp sağlık sektöründe de önemli çözümler sunmaktadır; nitekim tuz veya şeker tüketimini azaltmak zorunda olan hastalar için tasarlanan duyusal yanılsamalar, diyet süreçlerini kolaylaştırma potansiyeline sahiptir.

Bu parçadan nörogastronomi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yiyeceklerin kimyasal yapısında köklü değişiklikler yaparak beslenme kaynaklı kronik hastalıkları tamamen ortadan kaldırır.

Cevap

Nörogastronominin yiyeceklerin kimyasal yapısını değiştirerek kronik hastalıkları tamamen ortadan kaldırdığı yargısı parçadan çıkarılamaz.
Doğru yanıt, yiyeceklerin kimyasal yapısını değiştirip kronik hastalıkları tamamen ortadan kaldırdığı belirtilen seçenektir. Çünkü paragrafta nörogastronominin gıdaların kimyasal formülünü değiştirdiğine yönelik bir bilgi verilmemiş, sadece duyusal yanılsamalar yoluyla diyet süreçlerinin kolaylaştırıldığı belirtilmiştir. Ayrıca hastalıkları tamamen ortadan kaldırma gibi kesin bir tedavi iddiası da parçada bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün olumsuz yapısını inceleyerek paragraftan doğrudan çıkarılamayan veya paragraftaki bilgilerle çelişen seçeneği aramaya karar vermek.
Nörogastronomiye dair parçada değinilmemiş veya parçadaki gerçeklerle örtüşmeyen yargının bulunması hedeflenir.
Yardımcı düşünce sorularında doğru olan dört seçenek elenmeli, parçada yer almayan tek seçenek tespit edilmelidir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri paragraftaki cümlelerle tek tek karşılaştırmak.
Ses frekanslarının tat duyumuna etkisi, tabak rengi ve çatal bıçak ağırlığının algıyı etkilemesi, lezzet algısında çoklu duyuların rolü ve diyetlerde duyusal yanılsamaların kullanımıyla ilgili yargıların parçada doğrudan karşılık bulduğu görülür.
Parçadaki ifadelerin eş anlamlı veya yakın anlamlı karşılıklarının seçeneklerde nasıl konumlandığını belirlemek gerekir.
3
Parçanın genelinde yer almayan kimyasal yapı değişimi ve kronik hastalıkların tamamen ortadan kaldırılması iddialarını barındıran seçeneği belirlemek.
Nörogastronominin yiyeceklerin kimyasal bileşenini değiştirdiğine dair bir ifade bulunmadığı gibi, hastalıkları tamamen ortadan kaldırdığı gibi kesin bir yargıya da ulaşılamaz. Parçada yalnızca duyusal yanılsamalarla diyetin kolaylaştırılmasından bahsedilmektedir.
Parçada geçmeyen ve aşırı genelleme içeren ifadenin doğru yanıt olduğunu kesinleştirmek amacıyla bu analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce
Soru 572Soru

Gazeteci:
(I) ----------------------------------------------------

Tarihsel Coğrafyacı:
- Aslında yollar sadece ticari malların değil, kültürlerin, inançların ve idari sistemlerin de taşındığı koridorlardır. Antik Dönem'deki bir ticaret güzergâhı incelendiğinde, yol boyundaki yerleşimlerin mimari yapısından dilsel etkileşimlerine kadar derin izler taşıdığı görülür. Dolayısıyla eski yolları haritalandırmak, sadece ekonomik akışları değil, medeniyetlerin yayılım coğrafyasını anlamamızı sağlar.

Gazeteci:
(II) ----------------------------------------------------

Tarihsel Coğrafyacı:
- Şehirlerin aniden ve sıfırdan kurulduğu fikri genellikle yanıltıcıdır. Çoğu modern metropol, tarih öncesi dönemlerden beri kullanılan kavşak noktalarının üzerinde yükselir. Roma döneminde askeri veya ticari amaçla döşenen bir yol ağının düğüm noktası, bugün hâlâ o b��lgenin en büyük lojistik ve ticaret merkezi olmaya devam etmektedir. Yani coğrafi konumun tarihsel sürekliliği, günümüz şehirlerinin mekânsal sınırlarını ve önemini doğrudan belirler.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (I) Tarihi ulaşım ağlarını haritalandırmak, bize ekonomik verilerin ötesinde ne tür bilgiler sunar?
(II) Geçmişteki bu yol güzergâhlarının, günümüz modern şehirlerinin konumlanması üzerinde bir etkisi var mıdır?

Cevap

Tarihi ulaşım ağlarının ekonomik verilerin ötesindeki katkılarını ve bu yol güzergâhlarının modern şehirlerin konumlanmasındaki etkisini sorgulayan seçenek doğru cevaptır.
Doğru seçenekte yer alan sorular, yazarın (gazetecinin) boş bıraktığı yerlerden sonra gelen uzman cevaplarıyla anlamsal ve mantıksal olarak mükemmel bir biçimde örtüşmektedir. Uzmanın yolların kültür taşıyıcılığına yaptığı vurgu ilk soruyu; modern kentlerin eski yol ağları üzerinde yükseldiğine dair tespiti ise ikinci soruyu karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk konuşmadaki uzmanın yanıtını incelemek
Uzman, yolların yalnızca ticari malların değil; kültür, inanç ve idari sistemlerin de taşındığı koridorlar olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla eski yolları haritalandırmanın ekonomik boyutun ötesinde kültürel yayılımı anlamaya yaradığını vurgulamıştır. Bu duruma uygun soru 'Tarihi ulaşım ağlarını haritalandırmak, bize ekonomik verilerin ötesinde ne tür bilgiler sunar?' olmalıdır.
İlk boşluğa gelmesi gereken sorunun odağını belirlemek.
2
İkinci konuşmadaki uzmanın yanıtını incelemek
Uzman, modern şehirlerin tarihsel kavşak noktaları ve eski yol ağlarının düğüm noktaları üzerinde kurulduğunu ve geliştiğini ifade etmiştir. Bu da coğrafi konumun tarihsel süreklilik taşıdığını gösterir. Bu duruma uygun soru 'Geçmişteki bu yol güzergâhlarının, günümüz modern şehirlerinin konumlanması üzerinde bir etkisi var mıdır?' olmalıdır.
İkinci boşluğa gelmesi gereken sorunun odağını belirlemek.
3
Seçenekleri karşılaştırmak
Belirlenen iki sorunun sırasıyla yer aldığı seçenek doğru cevap olarak tespit edilir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Diyalog Tamamlama
Soru 573Soru

Bilişsel çelişki kuramı, 1957 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından ortaya atılmış olup bireyin inançları, değerleri veya tutumları ile davranışları arasında bir uyumsuzluk yaşandığında hissettiği zihinsel rahatsızlığı açıklayan bir teoridir. Festinger’a göre insanlar, doğaları gereği içsel bir tutarlılık arayışı içindedirler. Sahip olunan iki biliş (bilgi, inanç veya görüş) birbiriyle çeliştiğinde ya da sergilenen bir davranış mevcut inançlarla uyuşmadığında birey yoğun bir psikolojik huzursuzluk hisseder. Bu huzursuzluk, kişiyi çelişkiyi azaltmaya ve zihinsel dengeyi yeniden kurmaya yönlendirir. Çelişkiyi hafifletmek için bireyler genellikle üç temel yönteme başvururlar: Yeni bilgiler edinerek mevcut inançlarını desteklemek, çelişen bilişlerden birinin önemini azaltmak ya da doğrudan inancı veya davranışı değiştirmek. Örneğin, sigara içmenin sağlığa zararlı olduğunu bilen bir kişi, bu eylemi ile sağlığını koruma inancı arasında bir çelişki yaşar. Bu kişi ya sigarayı bırakarak davranışını değiştirir ya da 'sigaranın stresi azalttığı' gibi yeni bir biliş üreterek veya 'nasılsa hepimiz öleceğiz' diyerek durumu rasyonalize etmeye çalı��ır. Kuram, insanların her zaman rasyonel varlıklar olmaktan ziyade rasyonalize eden, yani kararlarını ve eylemlerini kendi gözlerinde haklı çıkarmaya çalışan varlıklar olduğunu savunur. Dolayısıyla bireyin bu süreçte sergilediği tutumlar, nesnel bir gerçeklik arayışından ziyade psikolojik bir rahatlama ve içsel tutarlılık sağlama çabasının ürünüdür.

Bu parçaya göre bilişsel çelişki yaşayan bir bireyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihinsel dengesini korumak adına her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalışır.

Cevap

Zihinsel dengesini korumak adına her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalışır.
Bireyin her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalıştığı söylenemez. Çünkü paragrafta insanların rasyonel varlıklar olmaktan ziyade rasyonalize eden (yani kendi kararlarını haklı çıkarmaya çalışan) varlıklar olduğu ve nesnel bir gerçeklik arayışından ziyade psikolojik bir rahatlama peşinde oldukları açıkça ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana fikrini ve insanların çelişki karşısında takındığı tavrı belirlemek.
İnsanların rasyonel kararlar almaktan ziyade, sergiledikleri tutumları ve kararları psikolojik rahatlama amacıyla rasyonalize ettikleri saptanır.
Seçeneklerin doğruluğunu veya yanlışlığını test etmek için yazarın ana tezini netleştirmek gerekir.
2
Seçenekleri paragrafta sunulan verilerle karşılaştırmak.
Çelişkiyi çözme yöntemleri ile bireyin içsel dengesini kurma çabalarının seçeneklerde doğru şekilde açıklandığı görülür.
Paragrafa göre söylenebilecek yargıları eleyerek söylenemez olanı bulmak için.
3
Doğru seçeneği teyit etmek.
İnsanların her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalıştığı iddiasının, paragrafın son cümlesindeki 'nesnel bir gerçeklik arayışından ziyade psikolojik bir rahatlama... ürünüdür' ifadesiyle çeliştiği belirlenir.
Hatalı olan yargıyı tespit edip doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Soru 574Soru

Koku, insan belleğinin en derin ve en korumasız katmanlarına doğrudan ulaşabilen yegane duyusal uyarıcı olmasına rağmen, geleneksel müzecilik anlayışında uzun süre göz ardı edilmiştir. Görsel ve işitsel ögelerin hegemonyasındaki m��zeler, geçmişin somut nesnelerini sergilerken o nesnelerin sarındığı duyusal atmosferi çoğunlukla ıskalamıştır. Son yıllarda yükselişe geçen koku müzeciliği ise bu eksikliği gidermeyi amaçlar; ancak hedefi yalnızca ziyaretçilere hoş kokular sunmak ya da nostaljik bir duygu yaratmak değildir. Koku müzeciliği, kaybolmakta olan tarihsel ve kültürel kokuları (örneğin eski bir kütüphanenin, sanayi devrimi fabrikalarının ya da geleneksel ritüellerin kokularını) bilimsel yöntemlerle arşivleyerek kolektif hafızanın duyusal boyutunu koruma altına almayı ve kültürel mirasın aktarımını çok boyutlu hâle getirmeyi amaçlayan disiplinler arası bir çabadır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koku müzeciliğinin kültürel belleği koruma ve aktarmadaki işlevi ve kapsamından

Cevap

Koku müzeciliğinin kültürel belleği koruma ve aktarmadaki işlevi ve kapsamından
Koku müzeciliğinin kültürel belleği koruma ve aktarmadaki işlevi ve kapsamından bahseden seçenek doğrudur çünkü parçanın bütünü koku müzeciliğinin neyi amaçladığını, hangi tarihsel kokuları arşiv kapsamına aldığını ve kültürel mirasın aktarımındaki çok boyutlu rolünü açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş ve gelişme cümlelerini analiz etme
Giriş kısmında koku duyusunun bellek üzerindeki etkisine rağmen geleneksel müzecilikte ihmal edildiği, koku müzeciliğinin bu eksikliği giderme amacı taşıdığı belirtilmiştir.
Yazarın konuya giriş yaparken hangi kavramlar üzerinden çerçeve çizdiğini belirlemek.
2
Paragrafın sonuç ve amaç bildiren son kısmını analiz etme
Koku müzeciliğinin tarihsel ve kültürel kokuları bilimsel yollarla arşivleyerek kolektif hafızayı korumayı ve kültürel mirası çok boyutlu aktarmayı hedefleyen disiplinler arası bir çaba olduğu ifade edilmiştir.
Koku müzeciliğinin tam olarak hangi işlevleri ve çalışma alanlarını (kapsamını) üstlendiğini anlamak.
3
Konu ifadesini sentezleme ve doğru seçeneği belirleme
Paragrafın bütününde koku müzeciliğinin kültürel belleği koruma rolü ve bu doğrultudaki faaliyetlerinin kapsamı ele alınmaktadır. Bu durum koku müzeciliğinin kültürel belleği koruma ve aktarmadaki işlevi ve kapsamı ifadesiyle doğrudan uyuşmaktadır.
Elde edilen verileri seçeneklerdeki ifadelerle eşleştirerek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Konu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 575Soru

Sessizlik, modern dünyada yalnızca sesin yokluğu anlamına gelen pasif bir durum değil; zihnin kendi derinlikleriyle bağ kurmasını sağlayan etkin bir sığınaktır. Gürültünün adeta bir salgın gibi yayıldığı metropollerde sessizlik, tıpkı çölde bulunan vahalar gibi nadide ve kıymetlidir. Nitekim ünlü düşünür ve yazar Søren Kierkegaard da d��nyayı saran bu gürültü patlamasından kurtulmanın yegane yolunun bilinçli bir iç sessizlik yaratmak olduğunu belirtmiştir. Şehir hayatının uğultulu sokaklarından bir kütüphaneye girdiğinizde duyduğunuz o derin sükunet, sayfaların hışırtısıyla bölünürken aslında zihninizi dinginleştiren bir melodiye dönüşür. Tıpkı karanlığın ışığı belirginleştirmesi gibi, sessizlik de düşüncelerimizi daha berrak ve görünür kılar. Dolayısıyla sessizliği bir yoksunluk değil, bir zenginleşme alanı olarak yeniden tanımlamak gerekir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öne sürülen düşünceyi desteklemek amacıyla doğrudan anlatım yoluna gidilerek alıntı yapılmıştır.

Cevap

Öne sürülen düşünceyi desteklemek amacıyla doğrudan anlatım yoluna gidilerek alıntı yapılmıştır.
Parçada Søren Kierkegaard'ın düşüncelerine yer verilerek tanık gösterilmiştir. Ancak bu düşünceler yazar tarafından dolaylı anlatımla ('...olduğunu belirtmiştir') aktarılmış, kişinin kendi sözleri doğrudan anlatım yöntemiyle (aynen veya tırnak içinde) verilmemiştir. Dolayısıyla doğrudan anlatım yoluna gidilerek alıntı yapıldığı yönündeki ifade metinle uyuşmamaktadır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçayı okuyarak metinde kullanılan anlatım biçimlerini ve düşünceyi geliştirme yollarını belirleyin.
Metinde tanımlama (sessizlik nedir sorusunun cevabı), benzetme (vahaya ve melodiye benzetilmesi), karşılaştırma ('daha' edatıyla yapılan dereceleme) ve betimleyici ögeler (işitsel ve görsel detaylar) kullanıldığı belirlenmiştir.
Seçeneklerdeki tekniklerin metinde yer alıp almadığını kontrol etmek için bu analiz gereklidir.
2
Tanık gösterme ve alıntı yapma biçimini inceleyin.
Søren Kierkegaard'ın düşünceleri doğrudan aktarılmamış, yazarın kendi cümlesine yedirilerek dolaylı olarak ('...olduğunu belirtmiştir' şeklinde) verilmiştir.
Doğrudan anlatım ile dolaylı anlatım arasındaki farkı ayırt etmek, doğru cevabı belirlemek için kritik önem taşır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Teknikleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları (Tanımlama, Benzetme, Karşılaştırma, Tanık Gösterme, Doğrudan/Dolaylı Anlatım)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 576Soru

Jean Baudrillard’ın simülasyon kuramı, modern toplumda gerçekliğin yerini işaretlerin, sembollerin ve imajların aldığını savunur. Bu kurama göre, günümüz dünyasında asıl olan nesnenin kendisi değil, onun temsilidir. Temsil edilen gerçeklik zamanla kaybolur ve geriye yalnızca 'simülakr' adı verilen, aslı olmayan kopyalar kalır. Baudrillard bu süreci dört aşamada açıklar: İlk aşamada imaj derin bir gerçekliğin yansımasıdır; yani gerçeği doğrudan temsil eder. İkinci aşamada imaj derin bir gerçekliği maskeler ve bozar. Üçüncü aşamada imaj derin bir gerçekliğin yokluğunu maskeler; yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizler. Son aşamada ise imajın hiçbir gerçeklikle ilişkisi kalmaz; o artık kendi kendisinin saf simülakrıdır. Bu aşamada ortaya çıkan 'hipergerçeklik', gerçek ile sahte arasındaki sınırların tamamen silindiği ve simülasyonun gerçeğin kendisinden daha gerçek algılandığı yeni bir evreyi tanımlar.

Bu parçada ele alınan simülasyon kuramının aşamaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi imajın 'derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelediği' üçüncü aşamaya örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir ülkedeki para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde, banknotların üzerindeki resmî mühür ve sembollerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesi

Cevap

Bir ülkedeki para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde, banknotların üzerindeki resmî mühür ve sembollerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesi
Doğru cevap, para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde üzerindeki mühürlerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesini içeren seçenektir. Parçada üçüncü aşama, imajın derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelemesi yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizlemesi olarak açıklanmıştır. Altın karşılığı bulunmayan bir para sisteminde fiziksel/somut bir referans (gerçeklik) mevcut değildir; ancak banknotun üzerindeki semboller bu yokluğu gizlemekte, sanki arkasında reel bir değer varmış izlenimi yaratmaktadır. Bu durum üçüncü aşamayla tam olarak örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen simülasyon kuramının üçüncü aşamasının tanımını analiz etmek.
Üçüncü aşama: 'İmajın derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelemesi, yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizlemesi' olarak tanımlanmıştır.
Soruda istenen durumun teorik çerçevesini netleştirmek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerde sunulan durumları bu aşamanın tanımıyla (olmayan bir gerçekliğin var gibi gösterilmesi/gizlenmesi) karşılaştırmak.
Para biriminin arkasında altın karşılığı (gerçeklik) bulunmamaktadır; ancak banknot üzerindeki mühürler (imaj) bu karşılığın yokluğunu maskelemektedir.
Tanıma birebir uyan somut örneği doğru tespit etmek amacıyla bu karşılaştırma yapılır.
3
Diğer seçeneklerin hangi aşamalara karşılık geldiğini belirleyerek eleme yapmak.
Doğadaki gölün resmedilmesi birinci aşamaya; ekonomik krizin çarpıtılması ikinci aşamaya; dijital manken dördüncü aşamaya; tahtın yeniden üretimi ise birinci/ikinci aşamaya aittir.
Çeldiricilerin yanlışlığından emin olmak ve analizi doğrulamak için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Paragraftaki kavramsal aşamaları analiz etme ve somut durumlara uygulama
Soru 577Soru

Klavyelerin ve dokunmatik ekranların hayatımızın merkezine yerleştiği günümüzde, el yazısı yazma eylemi artık yalnızca nostaljik bir uğraş veya geçmişe ait bir alışkanlık gibi görünmeye başlamıştır. Oysa nörolojik araştırmalar, kalemi parmaklarımızla kavrayıp kağıt üzerinde hareket ettirmenin, beyindeki motor beceriler ile bilişsel süreçler arasında benzersiz bir bağ kurduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bilgiyi tuşlara hızlıca basarak kaydettiğimizde zihnimiz yüzeysel bir işlem gerçekleştirirken, elle yazarken kelimelerin şekillerini fiziksel olarak çizmek bilginin hafızadaki kalıcılığını ve sentezlenme gücünü ciddi oranda artırmaktadır. Dolayısıyla el yazısı, sadece teknik bir iletişim aracı veya estetik bir eylem değil; zihinsel kapasitemizi, odaklanma becerimizi ve derinlemesine düşünme yeteneğimizi koruyan hayati bir nörolojik egzersiz niteliğindedir.

Bu parçada el yazısı ile ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teknolojik gelişmelere rağmen zihinsel işlevlerin ve bilişsel yetilerin korunmasında kritik bir rol oynadığı

Cevap

Teknolojik gelişmelere rağmen zihinsel işlevlerin ve bilişsel yetilerin korunmasında kritik bir rol oynadığı
Metnin genelinde, teknolojinin yaygınlaşmasıyla el yazısının geri planda kalmış gibi görünmesine karşın, el yazısı yazmanın beyindeki motor ve bilişsel süreçleri birleştiren, bilginin kalıcılığını artıran ve zihinsel kapasiteyi koruyan çok önemli bir nörolojik egzersiz olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle, teknolojik gelişmelere rağmen el yazısının zihinsel işlevlerin ve bilişsel yetilerin korunmasında kritik bir rol oynadığı yargısı parçada asıl anlatılmak istenen düşüncedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metni okuyarak yazarın ele aldığı konuyu belirleme
Yazar, dijital araçların yaygınlaşmasıyla el yazısının arka planda kaldığı algısını ele almakta ve el yazısının nörolojik faydalarını açıklamaktadır.
Ana düşünceyi bulmak için öncelikle konunun sınırlarını çizmek gerekir.
2
Yazarın konuya dair asıl amacını/savını tespit etme
Yazar son cümlede el yazısının sadece teknik veya estetik bir eylem olmadığını, zihinsel kapasiteyi ve düşünme yeteneğini koruyan hayati bir nörolojik egzersiz olduğunu söyleyerek ana düşünceyi vermektedir.
Ana düşünce, yazarın okuyucuya iletmek istediği asıl mesajı ve savunduğu temel tezi içerir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 578Soru

Plastisfer, okyanuslarda biriken mikroplastik atıkların üzerinde geli��en ve tamamen insan yapımı bu yapay ortama uyum sağlayan kendine özgü ekolojik toplulukları tanımlamak amacıyla kullanılan bilimsel bir terimdir. Geleneksel deniz yüzeyi ekosistemlerinden farklı olan bu mikro dünyalar; çeşitli bakteriler, algler ve mikroskobik canlılar için yepyeni bir tutunma alanı sunmaktadır. Yapılan güncel araştırmalar, plastik atıkların üzerinde kolonileşen mikroorganizmaların oluşturduğu biyolojik çeşitliliğin, çevredeki serbest deniz suyuna kıyasla şaşırtıcı şekilde çok daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Ancak plastisferin varlığı küresel deniz ekolojisi açısından ciddi tehditler de barındırmaktadır. Bazı zararlı patojenlerin plastik parçacıklarını birer taşıyıcı araç olarak kullanarak normalde ulaşamayacakları uzak coğrafyalara yayılabildiği ve bu yolla deniz canlılarının sağlığı ile besin zinciri güvenliği üzerinde risk oluşturduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bu yapay ortamlarda bazı plastik türlerini parçalayabilen mikrobiyal türlerin evrimleştiğinin gözlemlenmesi, çevre kirliliğiyle mücadele yöntemleri ve biyolojik geri dönüşüm araştırmaları açısından yeni bir umut ışığı olarak değerlendirilmektedir.

Bu parçadan plastisfer ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plastik kirliliğinin deniz ekosistemine verdiği tüm zararları tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olduğuna

Cevap

Plastik kirliliğinin deniz ekosistemine verdiği tüm zararları tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olduğuna
Paragrafın son cümlesinde, bazı plastik türlerini parçalayabilen mikrobiyal türlerin evrimleşmesinin sadece çevre kirliliğiyle mücadele yöntemleri ve biyolojik geri dönüşüm araştırmaları açısından 'yeni bir umut ışığı' olduğu belirtilmiştir. Bu durum, plastisferin plastik kirliliğinin deniz ekosistemine verdiği tüm zararları tamamen ortadan kaldıracak nitelikte kesin bir yöntem olduğunu göstermez. Dolayısıyla, bu yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı dikkatlice okuyarak plastisfer kavramının özelliklerini ve parçada geçen bilgileri belirlemek.
Plastisferin yapay bir ekosistem olduğu, yüksek biyolojik çeşitlilik barındırdığı, patojenlerin taşınmasına yol açtığı ve plastik parçalayan mikroorganizmalar yoluyla geri dönüşüm için umut vadettiği tespit edilir.
Yardımcı düşünce sorularında seçeneklerin paragraftaki ifadelerle tek tek eşleştirilmesi gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ifadeleri paragraftaki cümlelerle karşılaştırmak.
Geleneksel deniz yüzeyinden farklı topluluklara barınma sağladığı (parçadaki ilk iki cümle), serbest deniz suyundan daha zengin biyolojik çeşitlilik barındırdığı (üçüncü cümle), patojen taşıyarak risk oluşturduğu (dördüncü cümle) ve geri dönüşüm çalışmalarına katkı sağlama potansiyeli taşıdığı (son cümle) doğrulanır.
Paragrafta yer alan yardımcı düşünceleri eleyerek paragrafta doğrudan geçmeyen yargıyı bulmak hedeflenir.
3
Paragrafta doğrudan veya dolaylı olarak yer almayan ya da parçadaki bilgileri aşırı genelleyen seçeneği tespit etmek.
Plastisferin plastik kirliliğinin tüm zararlarını tamamen ortadan kaldıracağına dair kesin bir yargının parçada olmadığı, mikrobiyal türlerin sadece bu konuda bir 'umut ışığı' olduğunun belirtildiği görülür.
Yazarın vermediği kesinlikteki genelleyici ve iddialı yargıların ulaşılamaz olduğunu belirlemek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce (Ulaşılamaz Soru Tipleri)
Soru 579Soru

Modern şehircilik anlayışı, kentsel mekânı tasarlarken ve dönüştürürken neredeyse tamamen görsel unsurlara odaklanmaktadır. Kentin silueti, yeşil alanların geometrisi ve binaların cephe tasarımları estetik değerlendirmelerin merkezinde yer alır. Ancak bir kentin kimli��i yalnızca gözle görülebilenlerden değil; sokaklarından yükselen kokuların, fırınlardan yayılan taze ekmek kokusunun ya da deniz esintisiyle taşınan tuz kokusunun oluşturduğu 'koku peyzajı' (smellscape) ile de şekillenir. Ne var ki kentsel dönüşüm projeleri, tarihi mahalleleri homojenleştirirken bu duyusal belleği tamamen yok etmekte, kentleri sadece seyredilen ama duyumsanamayan steril alanlara dönüştürmektedir. Oysa geçmişin izlerini taşımak ve toplumsal aidiyeti güçlendirmek, kentin kokularıyla kurulan belleğin korunmasından bağımsız düşünülemez.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kentsel kimliğin ve toplumsal aidiyet duygusunun yaşatılması, kentlerin duyusal bellek ögelerinden olan koku peyzajının korunmasını gerektirir

Cevap

Kentsel kimliğin ve toplumsal aidiyet duygusunun yaşatılması, kentlerin duyusal bellek ögelerinden olan koku peyzajının korunmasını gerektirir.
Paragrafın genelinde kentsel mekân tasarımındaki görsel odaklılığın koku peyzajı gibi duyusal bellek ögelerini yok ettiği saptanmış ve son cümlede toplumsal aidiyeti güçlendirmek ile kentsel kimliği yaşatmanın koku belleğinin korunmasına bağlı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla kentsel kimliğin ve aidiyet duygusunun sürdürülmesi, koku peyzajının korunmasını zorunlu kılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin konusunu belirleme
Metinde kentsel tasarımda görselliğin öne çıkması, buna karşın koku peyzajı gibi duyusal bellek ögelerinin kent kimliği açısından önemi ele alınmaktadır.
Paragrafın genel iletisini anlamak için öncelikle konunun sınırlarını çizmek gerekir.
2
Metindeki yardımcı düşünceleri ve ana fikre giden ipuçlarını ayrıştırma
Görselliğe dayalı planlama, kentsel dönüşümün duyusal belleğe zarar vermesi ve koku peyzajının kent kimliği üzerindeki etkisi yardımcı düşünceler olarak belirlenmiştir.
Ana düşünceye ulaşırken metindeki diğer yan yargıların elenmesi ve asıl vurgulanan kısmın netleştirilmesi amaçlanır.
3
Metnin sonuç cümlesini ve yazarın temel yargısını analiz etme
Yazar, metnin son cümlesinde 'toplumsal aidiyeti güçlendirmek' ve 'geçmişin izlerini taşımak' eylemlerinin koku belleğinin korunmasına bağlı olduğunu savunmaktadır.
Türkçe paragraf sorularında ana düşünce genellikle parçanın son kısmında yer alan tümdengelim veya tümevarım cümleleriyle kesinleştirilir.
4
Seçenekler arasından ana düşünceyi en genel ve kapsayıcı şekilde ifade eden yargıyı seçme
Kentsel kimliğin ve toplumsal aidiyetin korunmasının, koku peyzajının korunması ile mümkün olabileceğini belirten seçenek doğru yanıt olarak belirlenmiştir.
Seçeneklerin analiz edilerek parçadaki asıl mesajı tam olarak karşılayan ifadenin doğrulanması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 580Soru

Doğa belgesellerinde duyduğumuz o canlı rüzgâr uğultuları, kutup ayısının karda yürürken çıkardığı çıtırtılar ya da bir böceğin kanat çırpışları çoğunlukla stüdyo ortamında foley (ses efekti) sanatçıları tarafından üretilir. Doğanın kendi içindeki ham ses kaydı, izleyiciye çoğunlukla yavan veya sıkıcı geldiği i��in bu yapay sesler aracılığıyla doğa 'estetize' edilerek sunulur. Ancak bu durum, insanı doğanın gerçekliğinden uzaklaştıran yapay bir beklenti yaratır. Birey, gerçek bir ormana gittiğinde o belgesellerdeki dramatik ve berrak ses şölenini bulamaz; sessizliği ya da doğanın gerçek uğultusunu bir eksiklik olarak algılar. Dolayısıyla bu yapay kurgu, doğayla kurduğumuz hakiki bağı zayıflatarak zihnimizde gerçek dışı bir doğa tasarımı inşa etmektedir.

Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belgesellerdeki yapay ses tasarımlarının, insanın gerçek doğa deneyimiyle arasındaki bağı zedeleyerek yapay bir doğa algısı yaratması

Cevap

Belgesellerdeki yapay ses tasarımlarının, insanın gerçek doğa deneyimiyle arasındaki bağı zedeleyerek yapay bir doğa algısı yaratması
Paragrafta doğa belgesellerindeki yapay seslerin izleyicide yapay bir beklenti oluşturduğu, bunun da insanın gerçek doğayla kurduğu hakiki bağı zayıflatarak zihninde gerçek dışı bir doğa tasarımı inşa ettiği vurgulanmaktadır. Bu durum, yapay ses tasarımlarının insanın gerçek doğa deneyimiyle arasındaki bağı zedeleyerek yapay bir doğa algısı oluşturduğunu gösterdiğinden doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın konusunu ve odak noktasını belirlemek
Paragrafta doğa belgesellerinde kullanılan foley seslerinin (yapay sesler) izleyicinin doğa algısına etkisi ele alınmaktadır.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle metnin ne hakkında yazıldığını doğru saptamak gerekir.
2
Yazarın asıl iletmek istediği mesajı (ana düşünceyi) tespit etmek
Son cümlede yer alan 'Dolayısıyla bu yapay kurgu, doğayla kurduğumuz hakiki bağı zayıflatarak zihnimizde gerçek dışı bir doğa tasarımı inşa etmektedir.' ifadesinin yazarın asıl savunmak istediği temel yargı olduğu saptanmıştır.
Paragrafta ana düşünce genellikle parçanın sonuna doğru toparlayıcı ve özetleyici ifadelerle verilir.
3
Seçenekleri analiz ederek bu ana düşünceyle örtüşen yargıyı bulmak
Yapay ses tasarımlarının, insanın gerçek doğa deneyimiyle bağını zedeleyip yapay bir doğa algısı yarattığını belirten yargının doğru seçenek olduğu belirlenmiştir.
Yazarın savunduğu tezi doğrudan ve en kapsamlı şekilde yansıtan ifade doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
ÖncekiSayfa 29 / 30Sonraki
Paragraf Alıştırma Soruları — ALES — Sayfa 29 | Examkin