Paragrafta Anlatım Teknikleri
24 soru
Kitap okuma alışkanlığının dijital ekranlar yüzünden yok olmaya yüz tuttuğu iddiası, son yıllarda sıkça dile getirilen karamsar bir tablodur. Oysa dijitalleşme, okuma eylemini öldürmüyor; aksine onun biçimini ve erişilebilirliğini dönüştürüyor. Eskiden kütüphane köşelerinde günlerce aranan bir bilgiye, bugün bir tıkla tablet ekranından ulaşabiliyoruz. Bu durum okuma oranlarını düşürmek bir yana, bilgiye susamış zihinlerin daha fazla kaynağa temas etmesini sağlıyor. Dolayısıyla, teknolojiyi okumanın düşmanı olarak görmek, matbaanın icat edildiği dönemde yazma eserlerin kutsallığının bozulacağını iddia edenlerin bağnazlığından farksızdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Şehirlerin sadece betondan ve çelikten ibaret, doğaya tamamen yabancılaşmış yapay alanlar olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Birçok insan, kentsel alanları yaşamın doğal akışını kesintiye uğratan birer 'yapaylık abidesi' olarak görür. Oysa bu bakış açısı, şehirlerin de tıpkı birer canlı organizma gibi beslenen, büyüyen, atık üreten ve çevreyle sürekli etkileşim hâlinde olan organik sistemler olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Şehirler, kendi iç dinamikleriyle nefes alan, dönüşen ve içinde yaşayan toplulukların ortak hafızasıyla şekillenen yaşayan ekosistemlerdir. Dolayısıyla onları doğanın karşı kutbu olarak değil, doğanın insan eliyle dönüştürülmüş özgün birer parçası olarak kabul etmek gerekir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Sanatın sadece insana özgü, duygu yüklü bir eylem olduğunu savunanlar, yapay zekanın ürettiği tablolara veya bestelere mesafeli yaklaşıyor. Onlara göre makine, yalnızca kendisine yüklenen algoritmaları ve veri yığınlarını işleyen ruhsuz bir araçtır. Oysa bu yaklaş��m, sanatın tarihsel süreçteki dönüşümünü göz ardı etmektedir. Fotoğraf makinesi ilk icat edildiğinde de resim sanatının sonunun geldiği iddia edilmişti; ancak zamanla fotoğrafçılık kendi başına bir sanat dalı olarak kabul gördü. Bugün yapay zeka da yaratıcı süreçte sanatçının fırçası ya da kalemi gibi yeni bir enstrüman işlevi görmektedir. Dolayısıyla yapay zekayı sanattan dışlamak yerine, onun sunduğu yeni imkânları anlamaya çalışmak daha yapıcı bir tutum olacaktır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Sessizlik, modern dünyada yalnızca sesin yokluğu anlamına gelen pasif bir durum değil; zihnin kendi derinlikleriyle bağ kurmasını sağlayan etkin bir sığınaktır. Gürültünün adeta bir salgın gibi yayıldığı metropollerde sessizlik, tıpkı çölde bulunan vahalar gibi nadide ve kıymetlidir. Nitekim ünlü düşünür ve yazar Søren Kierkegaard da d��nyayı saran bu gürültü patlamasından kurtulmanın yegane yolunun bilinçli bir iç sessizlik yaratmak olduğunu belirtmiştir. Şehir hayatının uğultulu sokaklarından bir kütüphaneye girdiğinizde duyduğunuz o derin sükunet, sayfaların hışırtısıyla bölünürken aslında zihninizi dinginleştiren bir melodiye dönüşür. Tıpkı karanlığın ışığı belirginleştirmesi gibi, sessizlik de düşüncelerimizi daha berrak ve görünür kılar. Dolayısıyla sessizliği bir yoksunluk değil, bir zenginleşme alanı olarak yeniden tanımlamak gerekir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?