Arrow ve Phelps tarafından geliştirilen İstatistiksel Ayrımcılık Modeli'nde, işverenin adayın gerçek verimliliğini tahmin etmek için kullandığı bireysel testin veya sinyalin "güvenilirliği / sinyal-gürültü oranı" () azaldıkça, adayın beklenen verimliliğini () belirleme süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Aİşveren, adayın bireysel test sonucuna (sinyaline) daha fazla ağırlık vererek kararını şekillendirir.
- İşveren, adayın bireysel özelliklerinden ziyade adayın ait olduğu grubun ortalama verimlilik düzeyine daha fazla ağırlık verir.Cevap
- Cİşveren, rasyonel tahmin yöntemlerini tamamen terk ederek sadece öznel önyargılarına (tat ayrımcılığına) göre hareket eder.
- Dİstatistiksel ayrımcılık ortadan kalkar ve işveren tüm adaylara piyasa dengesi altındaki sabit bir ücreti teklif eder.
- Eİşveren, beklenen verimliliği hesaplarken her zaman bireysel sinyal ile grup ortalamasına eşit oranda () ağırlık verir.
Cevap
İşverenin adayın bireysel özelliklerinden ziyade adayın ait olduğu grubun ortalama verimlilik düzeyine daha fazla ağırlık vermesi
Modelin matematiksel yapısına göre, bireysel verimlilik sinyalinin güvenilirliği () düştüğünde, işverenin bireysel veriye olan güveni sarsılır. Bu durumda işveren, adayın gerçek verimliliğini tahmin ederken bireysel test sonucuna daha az, adayın dahil olduğu grubun genel performans ortalamasına (istatistiksel veri) daha fazla ağırlık verir. Bu durum, bireyin kendi yeteneğinden bağımsız olarak grubunun negatif imajından etkilenmesine (ayrımcılığa) yol açar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İstatistiksel ayrımcılıkta bilgi eksikliği ve sinyal güvenilirliği arasındaki ters ilişki