II. Balkan Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti'nin Bulgaristan ile imzaladığı İstanbul Antlaşması (1913) ile Yunanistan ile imzaladığı Atina Antlaşması (1913) içerik ve diplomatik sonuçları bakımından kıyaslandığında, aşağıdakilerden hangisinin bu iki antlaşmanın ortak bir özelliği olduğu savunulamaz?
- AKaybedilen topraklarda kalan Müslüman halkın azınlık haklarının hukuki güvence altına alınması
- BBölgedeki Türklerin mülkiyet hakları ile vakıf mallarının idaresine yönelik hükümler içermesi
- Osmanlı Devleti ile ilgili devlet arasındaki kara sınırının Meriç Nehri olarak belirlenmesiCevap
- DMüslüman cemaatin kendi müftülerini seçme ve dini teşkilatlanma özgürlüğünün tanınması
- ESavaş öncesi veya sırasında yaşanan toprak kayıplarının diplomatik yollarla tescil edilmesi
Cevap
İlgili devletler ile Osmanlı Devleti arasındaki kara sınırının Meriç Nehri olarak belirlenmesi hükmü sadece Bulgaristan ile yapılan antlaşmaya özgüdür.
Meriç Nehri'nin sınır olarak belirlenmesi, II. Balkan Savaşı'ndan sonra Edirne ve çevresinin geri alınmasıyla Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'na ait bir hükümdür. 1913 Atina Antlaşması ise Osmanlı ve Yunanistan arasında bir kara sınırı belirlemekten ziyade, savaşta Yunanistan'a geçen toprakların statüsünü ve bu topraklarda kalan Türklerin haklarını düzenler; zira o dönemde iki devlet arasında Bulgaristan toprakları yer almaktaydı.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
II. Balkan Savaşı Sonrası İmzalanan Antlaşmaların Coğrafi ve Hukuki Nüansları
İpuçları
1
1913 yılındaki Balkan haritasını hayal edin; Osmanlı Devleti'nin o tarihte hangi devletlerle kara sınırı paylaştığını düşünün.
Daha Fazla Pratik
II. Balkan Savaşı sonrasında Sırbistan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'nın (1914) sadece 'azınlık hakları' içermesinin sebebini (sınırımızın kalmaması) araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s