XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 soru

Soru 1Soru

Osmanlı Devleti'nde 'Edirne elden gidiyor!' propagandasıyla başlatılan ve hükümet merkezinin silahlı bir müdahale ile ele geçirilmesiyle sonuçlanan Bâb-ı Âli Baskını'nın siyasi sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamil Paşa hükümetinin yerine Mahmud Şevket Paşa kabinesinin kurulmasıyla İttihat ve Terakki yönetime tamamen hakim olmuştur.

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını sonucunda Kamil Paşa hükümeti düşürülmüş, yerine Mahmud Şevket Paşa getirilerek İttihat ve Terakki Cemiyeti devlet yönetimine tamamen hakim olmuştur.
Bâb-ı Âli Baskını (23 Ocak 1913), İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin I. Balkan Savaşı'ndaki başarısızlıkları ve Edirne'nin teslim edileceği şayialarını bahane ederek gerçekleştirdiği bir hükümet darbesidir. Bu olayla sadrazam Kamil Paşa silah zoruyla istifa ettirilmiş, yerine İttihatçılara yakın olan Mahmud Şevket Paşa getirilmiştir. Bu değişim, İttihat ve Terakki'nin 1918'e kadar sürecek olan fiili tek parti yönetimini başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenini belirle
I. Balkan Savaşı'ndaki başarısızlıklar ve Edirne'nin Bulgarlara verileceği endişesi.
Baskının toplumsal ve askeri gerekçesini anlamak için gereklidir.
2
Olayın niteliğini analiz et
Bu bir 'hükümet darbesi'dir (Hükümet düşürülmüş, rejim değişmemiştir).
Rejim değişikliği ile hükümet değişikliği arasındaki farkı ayırt etmek KPSS sorularında kritiktir.
3
Siyasi sonucu tespit et
Kamil Paşa yerine Mahmud Şevket Paşa'nın gelmesi ve İttihat ve Terakki hegemonyasının kurulması.
Olayın somut siyasi çıktısını belirlemek soruyu çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın Mahiyeti ve Sonuçları

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'ndan sonra Edirne'nin geri alındığı II. Balkan Savaşı süreci ve Londra Antlaşması ile İstanbul Antlaşması farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 2Soru

Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hakimiyetine büyük darbe vuran I. Balkan Savaşı süreci ve 1913 yılında imzalanan Londra Antlaşması’nın kapsamı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romanya'nın, Bulgaristan'ın fazla toprak almasına tepki göstererek savaşa dahil olması

Cevap

Romanya'nın I. Balkan Savaşı'na katıldığına dair ifade yanlıştır; çünkü Romanya I. Balkan Savaşı'nda tarafsız kalmış, II. Balkan Savaşı'na dahil olmuştur.
I. Balkan Savaşı'nda Romanya yer almamıştır. Romanya, I. Balkan Savaşı sonunda en büyük payı alan Bulgaristan'a karşı, II. Balkan Savaşı'nda diğer Balkan devletlerinin yanında savaşa girmiştir. Dolayısıyla Romanya'nın bu süreçte yer alması veya bu sebeple savaşa dahil olması I. Balkan Savaşı için doğru bir bilgi değildir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın taraflarını belirlemek.
Savaş; Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ ile Osmanlı Devleti arasında gerçekleşmiştir.
Soruda verilen sürecin aktörlerini doğru tespit etmek hatayı önler.
2
Savaşın siyasi sonuçlarını değerlendirmek.
Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiş ve Bâb-ı Âli Baskını ile iç siyasette darbe yaşanmıştır.
Savaşın sadece askeri değil, kurumsal ve siyasi etkilerini anlamak gerekir.
3
Londra Antlaşması'nın sınır hükümlerini incelemek.
Osmanlı sınırının Midye-Enez hattına çekildiği doğrulanır.
Antlaşmanın en temel toprak kaybı maddesi budur.
4
Romanya'nın durumunu analiz etmek.
Romanya I. Balkan Savaşı'nda yer almaz, bu durum II. Balkan Savaşı'nın ayırt edici özelliğidir.
Kronolojik ve diplomatik karışıklıkları gidermek için gereklidir.

Anahtar Kavram

I. Balkan Savaşı'nın tarafları ve Londra Antlaşması sınırları
Soru 3Soru

II. Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Fırkası'nın merkeziyetçi yönetim anlayışına karşı parti içerisinden ayrılan "Hizib-i Cedid" (Yeni Hizip) grubunun da katılımıyla 1911 yılında kurulan ve dönemin en kapsamlı muhalefet odağı haline gelen siyasi parti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hürriyet ve İtilaf Fırkası

Cevap

1911 yılında kurulan ve İttihat ve Terakki'ye karşı en büyük muhalefeti oluşturan siyasi yapı Hürriyet ve İtilaf Fırkası'dır.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 1911 yılında kurulmuş olup İttihat ve Terakki'ye karşı olan tüm muhalif unsurları (Adem-i Merkeziyetçiler, muhafazakârlar ve azınlık mebusları) bir araya getirmiştir. Bu partinin kuruluşunda, İttihat ve Terakki içindeki yönetim anlayışına tepki göstererek ayrılan 'Hizib-i Cedid' (Yeni Hizip) grubu belirleyici bir rol oynamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
II. Meşrutiyet dönemindeki siyasi partileri ve kuruluş yıllarını hatırla.
İttihat ve Terakki (1908-iktidar), Ahrar (1908), Hürriyet ve İtilaf (1911) gibi partiler dönemin ana aktörleridir.
Soruda belirtilen 1911 tarihini ve muhalefet odağı olma özelliğini netleştirmek gerekir.
2
İttihat ve Terakki içindeki iç muhalefeti ve kopmaları analiz et.
Miralay Sadık Bey liderliğindeki "Hizib-i Cedid" grubu, İttihat ve Terakki yönetimini eleştirerek partiden ayrılmıştır.
Hizib-i Cedid, Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın çekirdek kadrolarından birini oluşturmuştur.
3
Verilen bilgiler ışığında doğru partiyi tanımla.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası, bünyesinde azınlıkları, liberalleri ve muhafazakârları barındıran bir şemsiye parti olarak 1911'de kurulmuştur.
CUP (İTC) karşıtı en güçlü koalisyon bu partidir.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Partileri ve Muhalefet Yapısı

Daha Fazla Pratik

II. Meşrutiyet dönemindeki partilerin 'Merkeziyetçilik' ve 'Adem-i Merkeziyetçilik' savunuları arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 4Soru

Trablusgarp Savaşı sürecinde İngiltere, Mısır üzerinden Osmanlı Devleti'nin bölgeye kara yoluyla asker sevk etmesine izin vermeyerek 'tarafsızlık' ilan etmiştir. Ancak aynı dönemde İtalya'nın donanma hareketliliğini ve bölgeye yönelik lojistik faaliyetlerini kısıtlayıcı bir girişimde bulunmamıştır.

İngiltere'nin bu çelişkili 'tarafsızlık' tutumu, dönemin uluslararası konjonktürü ve bloklaşma faaliyetleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya'yı Üçlü İttifak blokundan uzaklaştırarak kendi yanına (İtilaf Devletleri) çekme stratejisi

Cevap

İngiltere'nin tutumu, İtalya'yı Üçlü İttifak (Almanya ve Avusturya-Macaristan) grubundan kopararak İtilaf Devletleri safına çekme isteğiyle açıklanır.
İngiltere'nin Mısır üzerinden Osmanlı'ya geçiş izni vermemesi, İtalya'nın işgalini kolaylaştıran bir hamledir. Bunun temel sebebi, 20. yüzyıl başındaki bloklaşmalarda İtalya'yı Almanya ve Avusturya'nın oluşturduğu Üçlü İttifak'tan koparıp kendi taraflarına çekme düşüncesidir. Nitekim İtalya, bu diplomatik tavizlerin de etkisiyle I. Dünya Savaşı başladığında taraf değiştirecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi ve Siyasi Durumu Analiz Etme
Mısır 1882'den beri İngiliz işgali altındadır ve Osmanlı'nın Trablusgarp ile olan tek kara bağlantısıdır.
Osmanlı'nın neden kara yoluyla yardım gönderemediğini anlamak için bölgedeki İngiliz hakimiyetini bilmek gerekir.
2
İngiltere'nin 'Tarafsızlık' Politikasını Sorgulama
İngiltere kara yolunu kapatırken deniz yolunu (İtalyan donanmasını) serbest bırakmıştır.
Gerçek bir tarafsızlık her iki tarafa da kısıtlama getirmeyi gerektirirdi; tek taraflı kısıtlama gizli bir desteği gösterir.
3
Uluslararası İttifak Sistemini Değerlendirme
İngiltere ve Fransa (İtilaf), İtalya'yı Almanya'nın (İttifak) yanından çekmek için ona Trablusgarp'ta 'serbest el' vermiştir.
Büyük güçlerin diplomasisi, sömürge paylaşımları üzerinden ittifak dengelerini kurma üzerine kuruludur.

Anahtar Kavram

İtilaf Devletleri'nin Bloklaşma Diplomasisi ve İtalya'nın Denge Politikası

İpuçları

1
Mısır'ın coğrafi konumu ve İngiltere'nin 1911 yılındaki ittifak arayışlarını düşünün.
2
İngiltere'nin tarafsızlığının sadece bir tarafa (Osmanlı) engel çıkardığını fark edin.
3
İtalya'nın o dönemde hangi blokta olduğunu ve İngiltere'nin onu oradan nasıl koparmak istediğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İtalya'nın Trablusgarp öncesinde Rusya ile imzaladığı Racconigi Anlaşması'nın bu diplomatik hazırlıktaki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

2323 Ocak 19131913 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyeti liderliğinde gerçekleştirilen ve Sadrazam Kamil Paşa’nın silah zoruyla istifa ettirilip yerine Mahmud Şevket Paşa’nın getirilmesiyle sonuçlanan Bâb-ı Âli Baskını ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamil Paşa kabinesinin Edirne'yi düşmana teslim edeceği propagandasıyla gerçekleştirilen ve iktidarın el değiştirmesine yol açan bir hükümet darbesidir.

Cevap

Kamil Paşa kabinesinin Edirne'yi düşmana teslim edeceği propagandasıyla gerçekleştirilen ve iktidarın el değiştirmesine yol açan bir hükümet darbesidir.
Bâb-ı Âli Baskını, Türk siyasi tarihinde gerçekleştirilen ilk hükümet darbesi örneğidir. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Balkan Savaşı'ndaki başarısızlıkları ve Edirne'nin Bulgarlara verileceği söylentilerini kullanarak mevcut kabineyi düşürmüş ve yönetimi fiilen ele geçirmiştir. Bu olayda padişah değişikliği veya rejim ilgasının olmaması, olayın bir 'hükümet darbesi' olarak nitelendirilmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihsel bağlamını analiz etmek.
2323 Ocak 19131913 tarihinde, II. Balkan Savaşı'nın devam ettiği ve Londra Konferansı görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde gerçekleştiği belirlenir.
Olayın nedenlerini ve sonuçlarını doğru bir kronolojiye oturtmak için gereklidir.
2
Baskının hedefini ve niteliğini tanımlamak.
Baskının padişahı veya rejimi (Meşrutiyet) değil, doğrudan Sadrazam Kamil Paşa liderliğindeki hükümeti hedef aldığı saptanır.
Olayın bir 'rejim değişikliği' mi yoksa 'hükümet darbesi' mi olduğunu ayırt etmek için kritiktir.
3
Gerekçe ve sonuç ilişkisini kurmak.
Edirne'nin savunulması propagandasıyla iktidarın İttihat ve Terakki'ye geçtiği ve Mahmud Şevket Paşa kabinesinin kurulduğu görülür.
Olayın Osmanlı siyasi tarihindeki nihai etkisini anlamak için lazımdır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın siyasi niteliği ve hükümet darbesi kavramı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile en büyük payı Bulgaristan'ın alması, Balkan devletleri arasında anlaşmazlığa yol açmış ve II.II. Balkan Savaşı'nın çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu kargaşa ortamından yararlanan Osmanlı Devleti, kaybettiği toprakların bir kısmını askeri harekatla geri almayı başarmıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin II.II. Balkan Savaşı sürecinde geri aldığı ve günümüzde de Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan topraklar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edirne ve Kırklareli

Cevap

Osmanlı Devleti'nin II. Balkan Savaşı'nda geri aldığı yerler Edirne ve Kırklareli'dir.
II. Balkan Savaşı sırasında Balkan devletlerinin kendi aralarındaki çatışmadan yararlanan Osmanlı Devleti, Enver Paşa'nın liderliğinde Edirne ve Kırklareli'yi Bulgaristan'dan geri almıştır. Bu durum 1913 yılında imzalanan İstanbul Antlaşması ile diplomatik olarak da kesinleşmiştir. Edirne ve Kırklareli günümüzde Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içerisindeki Trakya topraklarını oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
II. Balkan Savaşı'nın çıkış nedenini analiz etme
Bulgaristan'ın I. Balkan Savaşı'nda fazla toprak alması üzerine diğer Balkan devletlerinin (Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) ve Romanya'nın Bulgaristan'a saldırması.
Osmanlı Devleti'nin müdahale imkanı bulduğu siyasi ortamı anlamak.
2
Osmanlı Devleti'nin harekatını belirleme
Enver Paşa komutasındaki ordunun Midye-Enez hattını geçerek Doğu Trakya'ya girmesi.
Hangi bölgelerin askeri güçle geri alındığını saptamak.
3
Antlaşma sonuçlarını değerlendirme
1913 İstanbul Antlaşması ile Edirne ve Kırklareli'nin Osmanlı'da kalması, Meriç Nehri'nin sınır kabul edilmesi.
Kalıcı olan ve günümüz Türkiye sınırlarında kalan şehirleri netleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğu Trakya'nın (Edirne ve Kırklareli) II. Balkan Savaşı ile geri alınması ve Meriç sınırının belirlenmesi.

İpuçları

1
Osmanlı Devleti bu savaşta sadece Midye-Enez hattının batısına geçerek Doğu Trakya'yı hedeflemiştir.
2
Geri alınan şehirlerden biri 'Edirne Fatihi' unvanının Enver Paşa'ya verilmesine neden olmuştur.
3
Günümüzde Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki sınırlarını oluşturan, Meriç Nehri'nin doğusunda kalan şehirleri düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonrası imzalanan İstanbul ve Atina antlaşmalarının Türk azınlık hakları üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki siyasi rekabet, devletin kurtuluşu için önerilen farklı idari ve ekonomik programlar üzerinden şekillenmiştir. Bu süreçte II.II. Meşrutiyet'in ilanını takip eden siyasi atmosferde, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin savunduğu "merkeziyetçi" yapıya alternatif olarak; yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) ve bireysel girişim (teşebbüs-ü şahsi) temelli bir programı savunan siyasi figür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prens Sebahattin

Cevap

Yerinden yönetim ve bireysel girişim ilkelerini savunan siyasi figür Prens Sebahattin'dir.
Prens Sebahattin, Osmanlı Devleti'nin merkeziyetçi yapısının dağılmayı hızlandırdığını savunmuş; bunun yerine yerel yönetimlerin güçlendirilmesini (adem-i merkeziyet) ve İngiliz modeline benzer bireysel girişimciliğin (teşebbüs-ü şahsi) desteklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu görüşler, dönemin ilk muhalefet partisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası'nın programının temelini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
II.II. Meşrutiyet dönemindeki ana siyasi ayrımı belirle.
Dönemin siyasi hayatı merkeziyetçilik (İttihat ve Terakki) ve adem-i merkeziyetçilik (Ahrar/Muhalefet) ekseninde ikiye bölünmüştür.
Soruda sorulan programatik farkı anlamak için temel kutuplaşmayı saptamak gerekir.
2
"Adem-i merkeziyet" ve "Teşebbüs-ü şahsi" kavramlarını analiz et.
Bu kavramlar, devletin yerelden yönetilmesini ve ekonomik kalkınmanın devlet eliyle değil, bireylerin girişimiyle olmasını savunan liberal bir anlayışı temsil eder.
Kavramların hangi siyasi düşünceye ait olduğunu bilmek doğru isme ulaşmayı sağlar.
3
Seçeneklerdeki isimlerin savunduğu görüşleri karşılaştır.
Ahmet Rıza ve Talat Paşa merkeziyetçidir. Ömer Seyfettin Türkçü bir yazardır. Prens Sebahattin ise bu liberal programın asıl kuramcısı ve savunucusudur.
Liderlerin ideolojik kimliklerini eşleştirmek soruyu çözüme kavuşturur.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Görüşler ve Adem-i Merkeziyetçilik

İpuçları

1
Bu isim, Osmanlı hanedanına mensup olup Jön Türklerin 'liberal' kanadını temsil eder.
2
Savunduğu görüşler, devletin kurtuluşu için İngiliz tipi bir yönetim ve ekonomi modelini örnek almaktadır.
3
'Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti' adlı oluşumun kurucusudur.

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi politikaları ile Osmanlı Ahrar Fırkası'nın programını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aradaki farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 8Soru

I.I. Balkan Savaşı’nda alınan ağır yenilgiler ve Londra Konferansı’nda Edirne’nin Bulgarlara bırakılacağı söylentileri üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından 2323 Ocak 19131913 tarihinde gerçekleştirilen Bâb-ı Âli Baskını ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadrazam Kâmil Paşa hükûmetinin silah zoruyla istifa ettirilerek yerine Mahmud Şevket Paşa’nın getirilmesidir.

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını, Sadrazam Kâmil Paşa hükûmetinin istifaya zorlanıp yerine Mahmud Şevket Paşa’nın getirilmesiyle sonuçlanan bir hükûmet darbesidir.
Bâb-ı Âli Baskını, 2323 Ocak 19131913 tarihinde Enver ve Talat Beylerin öncülüğünde gerçekleştirilmiştir. Bu olayın doğrudan ve en önemli sonucu, barış görüşmelerinde Edirne'yi vermekle suçlanan Kâmil Paşa hükûmetinin düşürülmesi ve yerine Mahmud Şevket Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesidir. Bu durum İttihat ve Terakki’nin devlet yönetiminde tek söz sahibi haline gelmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenini belirleme
I.I. Balkan Savaşı’ndaki başarısızlıklar ve Edirne'nin kaybedileceği korkusu.
Baskının toplumsal ve siyasal meşruiyet zemini Edirne üzerinden kurulmuştur.
2
Olayın niteliğini analiz etme
Bu olay Türk tarihindeki ilk modern 'hükûmet darbesi'dir.
Padişah veya rejim değişmemiş, sadece kabine (yürütme organı) zorla değiştirilmiştir.
3
Sonuçları eşleştirme
Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na yakın Kâmil Paşa gitmiş, İttihat ve Terakki'nin desteklediği Mahmud Şevket Paşa gelmiştir.
İktidarın tamamen İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kontrolüne geçmesi sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın 'Hükûmet Darbesi' niteliği ve kabine değişikliği.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını ile 3131 Mart Vakası arasındaki farkları (rejim değişikliği vs. hükûmet değişikliği) karşılaştıran bir tablo hazırlamak konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:55s
Soru 9Soru

I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile belirlenen Midye-Enez hattı, II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı'nın başlamasıyla stratejik önemini yitirmiş ve Osmanlı Devleti'nin kaybettiği toprakları geri alma sürecine zemin hazırlamıştır. Balkan devletlerinin kendi aralarındaki Makedonya paylaşım krizinden yararlanan Osmanlı Devleti, Edirne ve Kırklareli'ni geri alarak Batı Trakya sınırını yeniden düzenlemiştir.

II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan ile imzalanan; Edirne ve Kırklareli'nin Osmanlı toprağı olduğunu tescilleyen ve Meriç Nehri'ni iki devlet arasında sınır kabul eden antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19131913 İstanbul Antlaşması

Cevap

Meriç Nehri'ni sınır kabul eden ve Bulgaristan ile imzalanan antlaşma 19131913 İstanbul Antlaşması'dır.
19131913 İstanbul Antlaşması, II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonucunda Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Edirne ve Kırklareli Osmanlı'da kalmış, Kavala ve Dedeağaç Bulgaristan'a bırakılmış ve Meriç Nehri iki ülke arasında kalıcı sınır olarak belirlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı'nın taraflarını ve Osmanlı'nın katılım amacını analiz etme
Balkan devletleri Makedonya'yı paylaşamadığı için savaşa girmiş, Osmanlı Devleti ise kaybettiği Edirne'yi geri almak için harekete geçmiştir.
Savaşın diplomatik ve askeri arka planını anlamak doğru antlaşmaya ulaşmayı sağlar.
2
Savaş sonunda imzalanan ikili antlaşmaların içeriğini karşılaştırma
Bulgaristan ile İstanbul, Yunanistan ile Atina, Sırbistan ile İstanbul (19141914) antlaşmaları imzalanmıştır.
Her antlaşmanın hangi devletle ve hangi şartlarla imzalandığını ayırt etmek gerekir.
3
Sınır ve toprak kazanımı şartlarını kontrol etme
Meriç Nehri'nin sınır olması ve Edirne'nin tescili sadece Bulgaristan ile yapılan antlaşmada yer alır.
Soruda istenen spesifik coğrafi ve siyasi sonuçları teyit etmek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Diplomasisi ve Sınır Değişimleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 10Soru

I. Balkan Savaşı'nın ardından imzalanan Londra Antlaşması ile Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını kaybeden Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı sırasında yaşanan gelişmelerden yararlanarak Edirne ve Kırklareli'ni geri almayı başarmıştır. Osmanlı Devleti'nin bu askeri ve siyasi başarıyı elde etmesine zemin hazırlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan devletlerinin, I. Balkan Savaşı sonucunda en büyük payı alan Bulgaristan'a karşı kendi aralarında savaş başlatması

Cevap

Balkan devletlerinin, I. Balkan Savaşı sonucunda en büyük payı alan Bulgaristan'a karşı kendi aralarında savaş başlatması seçeneği doğru cevaptır.
Doğru olan seçenek, Balkan devletlerinin Bulgaristan'a karşı savaş açmasıdır. I. Balkan Savaşı sonunda en karlı çıkan devletin Bulgaristan olması, eski müttefikleri olan Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'ın tepkisini çekmiş; bu devletlere Romanya'nın da katılmasıyla Bulgaristan'a karşı II. Balkan Savaşı başlamıştır. Osmanlı Devleti, bu devletlerin kendi aralarındaki mücadelesinden faydalanarak Londra Antlaşması ile kaybettiği Edirne ve Kırklareli'ni geri almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın sonuçlarını değerlendir
Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısına çekildi ve Bulgaristan bölgedeki en güçlü devlet haline geldi.
II. Balkan Savaşı'nın nedenini anlamak için ilk savaşın yarattığı dengesizliği bilmek gerekir.
2
II. Balkan Savaşı'nın çıkış nedenini saptan
Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ; Bulgaristan'ın fazla toprak almasına itiraz ederek savaşı başlattı. Romanya da savaşa katıldı.
Balkan devletleri arasındaki bu çatışma Osmanlı için bir fırsat doğurmuştur.
3
Osmanlı Devleti'nin bu çatışmadaki hamlesini analiz et
Balkan devletleri birbirleriyle savaşırken Osmanlı Devleti ileri harekata geçerek Edirne ve Kırklareli'ni (Doğu Trakya) geri aldı.
Otorite boşluğu ve müttefiklerin birbirine düşmesi askeri harekatın başarısını sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Devletleri Arasındaki Anlaşmazlıklar ve Osmanlı'nın Fırsatçılığı

İpuçları

1
I. Balkan Savaşı sonunda en çok toprağı hangi devletin aldığını ve bu durumun diğer komşuları nasıl etkilediğini düşünün.
2
Osmanlı Devleti'nin Edirne'yi geri alması için Balkanlarda bir iç çatışma çıkması gerekiyordu.
3
Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'ın Bulgaristan'a saldırması Osmanlı'ya harekat alanı açmıştır.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı sonunda imzalanan İstanbul ve Atina Antlaşmalarının, Balkanlardaki Türk azınlık hakları üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 11Soru

I. Balkan Savaşı'nın devam ettiği bir dönemde, Edirne'nin düşman eline geçeceği ve mevcut hükümetin teslimiyetçi bir politika izlediği gerekçesiyle Enver Bey ve yanındakiler tarafından gerçekleştirilen 'Bâb-ı Âli Baskını'nın Osmanlı siyasi tarihindeki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet yönetiminde tam ve tek başına hakim duruma gelmesi

Cevap

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet yönetiminde tam ve tek başına hakim duruma gelmesi
Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı tarihindeki ilk modern darbe girişimi olarak nitelendirilir. Bu olay ile Kâmil Paşa hükümeti düşürülmüş, İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetimi tamamen ele geçirerek I. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürecek olan tek parti hakimiyetini başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini ve tarihsel bağlamını analiz etmek
Bâb-ı Âli Baskını (23 Ocak 1913), Osmanlı tarihindeki ilk hükümet darbesi olarak kabul edilir.
I. Balkan Savaşı'ndaki yenilgiler ve Edirne'nin kaybedileceği endişesi, darbenin meşruiyet zemini olarak kullanılmıştır.
2
Olayın doğrudan etkilerini değerlendirmek
Kâmil Paşa hükümeti silah zoruyla istifa ettirilmiş, Mahmut Şevket Paşa sadrazamlığa getirilmiştir.
Bu müdahale, demokratik bir süreçle değil, askeri bir zorlamayla yürütme gücünün el değiştirmesini sağlamıştır.
3
Siyasi sonuçları belirlemek
İttihat ve Terakki Partisi, yönetimdeki rakip unsurları temizleyerek tek parti iktidarını kurmuştur.
Baskın sonrası kurulan yeni hükümet yapısı, partinin devletin tüm kademelerinde mutlak egemenlik kurmasına imkan tanımıştır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını ve İttihat Terakki'nin İktidar Süreci

İpuçları

1
Bu olayın bir rejim değişikliği değil, bir hükümet değişikliği (darbe) olduğunu hatırlayın.
2
Olay sonucunda Kâmil Paşa istifa etmiş, Mahmut Şevket Paşa sadrazam olmuştur.
3
Bu darbe, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet üzerindeki mutlak otoritesini başlatmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'ndan sonra kaybedilen Edirne'nin, II. Balkan Savaşı sırasında hangi komutan önderliğinde geri alındığını inceleyiniz (Enver Paşa - Edirne Fatihi).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

I. Balkan Savaşı'nda alınan ağır yenilgiler sonucu 30 Mayıs 1913 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Avrupa topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Bu savaş süreci ve antlaşmanın sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti; Karadağ, Sırbistan, Yunanistan ve Romanya'nın oluşturduğu Balkan ittifakına karşı mücadele etmiştir.

Cevap

I. Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne karşı savaşan ittifakta Romanya yer almamaktadır.
I. Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne karşı kurulan Balkan ittifakı Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'dan oluşmaktadır. Romanya bu savaşta yer almamış, ilk kez II. Balkan Savaşı'nda (Bulgaristan'dan toprak almak amacıyla) savaşa girmiştir. Dolayısıyla Romanya'nın ittifak içinde gösterilmesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın taraflarını belirleme
Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ birleşerek Osmanlı'ya saldırmıştır.
Savaşın hangi devletler arasında gerçekleştiğini ayırt etmek gerekir.
2
Romanya'nın Balkan Savaşları'ndaki konumunu analiz etme
Romanya sadece II. Balkan Savaşı'nda (Bulgaristan'a karşı) yer almıştır.
Kronolojik ve siyasi tarafların doğru bilinmesi KPSS sorularında kritik bir ayırt edicidir.
3
Londra Antlaşması'nın temel sınır hükmünü kontrol etme
Osmanlı'nın sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiştir.
Toprak kayıplarının boyutunu anlamak için bu hattın bilinmesi gereklidir.

Anahtar Kavram

I. Balkan Savaşı Tarafları ve Londra Antlaşması Hükümleri
Tahmini Süre:50s
Soru 13Soru

1909 yılında Osmanlı Devleti'nde meşrutiyet rejimini hedef alan ve bu niteliğiyle tarihimizdeki ilk rejim karşıtı isyan kabul edilen 31 Mart Vakası, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı Selanik merkezli Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır. Bu gelişmenin hemen ardından gerçekleşen ve Osmanlı siyasi tarihinde bir 'ilk' teşkil eden durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir padişahın parlamento kararıyla görevinden uzaklaştırılması

Cevap

Bir padişahın parlamento kararıyla görevinden uzaklaştırılması
31 Mart Vakası, Osmanlı tarihinde mevcut rejime (meşrutiyete) karşı çıkarılan ilk isyandır. İsyanın bastırılmasından sonra Milli Meclis (Meclis-i Umumi-i Milli) toplanarak II. Abdülhamid'i tahttan indirmiş ve yerine V. Mehmed Reşad'ı getirmiştir. Bu, Osmanlı tarihinde bir padişahın bir parlamento kararıyla görevinden uzaklaştırıldığı ilk örnektir ve milli iradenin monarşi üzerindeki üstünlüğünü tescil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini ve bastırılma şeklini belirle.
İsyanın meşrutiyet karşıtı olduğu ve Hareket Ordusu (Kurmay Başkanı Mustafa Kemal) tarafından bastırıldığı saptanır.
İsyanın bastırılması, anayasal rejimi koruyan güçlerin siyasi otorite kazanmasını sağlar.
2
Bastırma eyleminin siyasi ve hukuki neticelerini analiz et.
Meclis-i Umumi-i Milli (Milli Meclis) toplanarak II. Abdülhamid'in isyanda rolü olduğu gerekçesiyle tahttan indirilmesine karar vermiştir.
Bu karar, Osmanlı tarihinde bir padişahın 'meclis iradesiyle' tahttan indirilmesi bakımından bir ilktir (Daha önceki padişahlar genellikle askeri ayaklanmalar veya saray darbeleriyle indirilmiştir).

Anahtar Kavram

Meclis Kararıyla Taht Değişikliği

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in 'ordu siyasete karışmamalı' görüşünü savunmasına rağmen Hareket Ordusu'nda görev almasının nedenleri üzerine bir okuma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı sonunda İtalya ile imzaladığı 1912 tarihli Uşi Antlaşması'nda yer alan "Trablusgarp ve Bingazi halkı dini bakımdan Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır." maddesiyle aşağıdakilerden hangisini amaçlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge halkıyla olan kültürel ve manevi bağları sürdürmek

Cevap

Osmanlı Devleti, Uşi Antlaşması'ndaki halifelik maddesiyle Trablusgarp halkıyla olan kültürel ve manevi bağlarını korumayı amaçlamıştır.
Osmanlı Devleti, Trablusgarp'ı siyasi olarak İtalya'ya bırakmak zorunda kalsa da, bölge halkı Müslüman olduğu için halifelik makamının dini otoritesinden yararlanarak bölgeyle olan kültürel, dini ve manevi bağlarını sürdürmeyi amaçlamıştır. Bu durum, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki son toprak parçasındaki nüfuzunu bir şekilde devam ettirme çabasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesini analiz et.
Halkın dini açıdan halifeye bağlı kalması, siyasi kopuşa rağmen dini/sosyal bir bağın sürdüğünü gösterir.
Uluslararası antlaşmalarda halifelik makamının kullanılması, kaybedilen bölgelerdeki halkla bağların koparılmamasını sağlar.
2
Osmanlı Devleti'nin bu maddeyi neden eklettiğini değerlendir.
İleride bölge üzerinde tekrar hak iddia edebilmek veya halkın kimliğini korumak için kültürel bir köprü kurulmuştur.
Osmanlı, benzer bir uygulamayı daha önce Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım için de yapmıştır.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması ve Halifeliğin Siyasi/Kültürel Gücü

İpuçları

1
Antlaşmada halifelik makamının vurgulanması hangi alanla (siyasi mi, dini mi) ilgilidir?
2
Küçük Kaynarca Antlaşması'ndaki Kırım maddesini hatırlayın; orada da benzer bir amaç güdülmüştü.
3
Osmanlı Devleti, kaybettiği topraklardaki halkla dini bir bağ kurarak kültürel kopuşu engellemeye çalışır.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması ile geçici olarak İtalya'ya bırakılan adaların daha sonraki süreçte neden geri alınamadığını araştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 15Soru

Osmanlı tarihinde pek çok ayaklanma yaşanmış olsa da, 1909 yılında çıkan 31 Mart Vakası'nın bastırılma süreci ve sonrasındaki hukuki gelişmeler Türk demokrasi tarihi açısından bir dönüm noktası kabul edilir. İsyancıların taleplerine rağmen Selanik'ten gelen ve kurmay başkanlığını Mustafa Kemal'in yaptığı Hareket Ordusu düzeni sağlamış; isyanın ardından Meclis-i Umumi-i Milli kararıyla II. Abdülhamid tahtından indirilmiştir.

Buna göre, 31 Mart Vakası'nı Osmanlı tarihindeki geleneksel 'Yeniçeri İsyanları' gibi diğer toplumsal hareketlerden ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğrudan mevcut anayasal düzene ve devlet rejimine karşı yapılmış bir kalkışma olması

Cevap

31 Mart Vakası'nı diğer isyanlardan ayıran temel özellik, doğrudan mevcut anayasal düzene ve meşrutiyet rejimine karşı yapılmış ilk ayaklanma olmasıdır.
Osmanlı Devleti'nde daha önceki yüzyıllarda görülen isyanlar (örneğin İstanbul isyanları) genellikle ekonomik nedenlerle veya belirli devlet adamlarının görevden alınması talebiyle çıkmıştır. Ancak 31 Mart Vakası, 1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet rejimini ve anayasal (parlamenter) düzeni tamamen ortadan kaldırıp eski mutlakiyet sistemine dönmeyi amaçladığı için 'rejime karşı çıkan ilk isyan' olma özelliğini taşır.

Adım Adım Çözüm

1
İsyanın hedefinin analiz edilmesi
İsyanın 'Şeriat isteriz' sloganıyla meşrutiyet yönetimine ve anayasal düzene karşı yapıldığı belirlenir.
Osmanlı'daki eski isyanlar genellikle şahıslara (padişah, vezir) yönelikken, bu isyan sistemin kendisine yöneliktir.
2
Bastırılma yönteminin ve sonucun değerlendirilmesi
Ordunun isyanı bastırarak rejimi koruduğu ve meclis kararıyla padişahın değiştirildiği görülür.
Bu durum, parlamentonun ordu desteğiyle yürütme üzerindeki gücünü ve rejimi koruma iradesini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Rejim Karşıtı İlk İsyan
Soru 16Soru

I.I. Balkan Savaşı sona erdiğinde imzalanan Londra Antlaşması (3030 Mayıs 19131913) ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısındaki toprakları Balkan devletlerine bırakmak zorunda kalmıştır. Ancak antlaşma metninde bazı stratejik maddeler, tarafların kendi aralarında uzlaşamadığı noktaların çözümünü dış otoritelere devretmiştir.

Londra Antlaşması'nın hükümleri dikkate alındığında; Ege Adaları'nın nihai durumu ve savaş sırasında bağımsızlığını ilan eden Arnavutluk'un sınırlarının belirlenmesi konularında karar yetkisi aşağıdakilerden hangisine bırakılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı "Büyük Devletler" (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama)

Cevap

Ege Adaları ve Arnavutluk'un statüsü konusundaki yetki Avrupalı Büyük Devletler'e (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama) verilmiştir.
Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısını kaybetmiştir. Ancak Adalar ve Arnavutluk gibi Avrupalı güçlerin üzerinde çıkar çatışması yaşadığı bölgeler için 'Büyük Devletler' (Düvel-i Muazzama) hakem tayin edilmiştir. Bu durum Osmanlı diplomasisinin büyük güçlerin kararlarına ne kadar bağımlı hale geldiğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
I.I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması'nın maddelerini incelemek.
Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu belirlendi.
Savaşın askeri aşamasını bitirip diplomatik sınırları çizmek.
2
Antlaşmada çözümü sonraya bırakılan "askıda kalan" konuları tespit etmek.
Ege Adaları ve Arnavutluk'un durumunun ikili görüşmelerle çözülemediği anlaşıldı.
Stratejik önemi olan bölgelerin büyük güçlerin denetimine verilmesi.
3
Antlaşmanın 5. maddesindeki otoriteyi belirlemek.
Karar yetkisinin altı büyük devlete (I˙ngiltereİngiltere, FransaFransa, RusyaRusya, AlmanyaAlmanya, AvusturyaAvusturya, I˙talyaİtalya) verildiği görüldü.
Uluslararası dengeleri korumak adına büyük güçlerin hakemliğine başvurulması.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nda büyük devletlerin hakemliği ve diplomatik bağımlılık.

İpuçları

1
Antlaşmada bazı bölgelerin statüsü doğrudan bir devlete verilmek yerine uluslararası bir hakemliğe bırakılmıştır.
2
Ege Adaları ve Arnavutluk meseleleri, Avrupa dengelerini (BalansBalans) etkilediği için altı büyük devletin kararına tabi tutulmuştur.
3
Diplomasi tarihinde 'Büyük Devletler' olarak bilinen yapıya vurgu yapılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sırasında ilan edilen ve Osmanlı'dan ayrılan son Balkan devleti olan Arnavutluk'un bağımsızlık sürecini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

1913 yılında gerçekleştirilen Bâb-ı Âli Baskını ile Kâmil Paşa hükûmeti düşürülmüş, yerine Mahmud Şevket Paşa hükûmeti kurulmuştur. Darbenin temel gerekçesi olarak "Edirne’nin Bulgarlara bırakılacağı" iddiası öne sürülmesine rağmen, yeni kurulan hükûmetin de Londra Antlaşması’nı imzalayarak Edirne’yi resmen kaybetmesi dikkate alındığında; bu askerî müdahalenin Osmanlı siyasi hayatındaki temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yönetimde tam denetim kurarak tek parti egemenliğini başlatması

Cevap

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yönetimde tam denetim kurarak tek parti egemenliğini başlatması
Bâb-ı Âli Baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin muhalif Kâmil Paşa hükûmetini devirerek yürütme organını tamamen kendi kontrolü altına aldığı bir dönüm noktasıdır. Bu olaydan sonra ülkede fiili olarak İttihat ve Terakki'nin tek parti egemenliği ve hegemonyası kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Bâb-ı Âli Baskını, Türk tarihindeki ilk hükûmet darbesidir.
Müdahale doğrudan hükûmet merkezine yapılmış ve sadrazam istifaya zorlanmıştır.
2
Gerekçe ve sonuç arasındaki farkı değerlendirme
Edirne'nin kaybı bahane edilse de yeni hükûmet de Edirne'yi kaybetmiştir.
Bu durum, darbenin asıl amacının vatan kurtarmaktan ziyade iktidarı tamamen ele geçirmek olduğunu gösterir.
3
Siyasi yapıyı inceleme
Yönetimdeki muhalefet tasfiye edilmiş ve İttihat ve Terakki hakimiyeti başlamıştır.
Kâmil Paşa'nın (Hürriyet ve İtilaf yanlısı) yerine Mahmud Şevket Paşa'nın (İTC destekli) gelmesi bu sürecin başlangıcıdır.

Anahtar Kavram

Hükûmet Darbesi ve Tek Parti Hegemonyası

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'nı, 31 Mart Vakası ile karşılaştırarak 'rejim değişikliği teşebbüsü' ile 'hükûmet darbesi' arasındaki farkları analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'ın oluşturduğu Balkan ittifakına karşı kaybedilen I. Balkan Savaşı sonucunda 1913 yılında Londra Antlaşması imzalanmıştır. Bu savaş süreci ve antlaşma sonucunda Osmanlı Devleti Avrupa'daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiş, Arnavutluk ise bağımsızlığını ilan etmiştir.

Buna göre, Londra Antlaşması'na göre Osmanlı Devleti'nin Batı sınırı olarak belirlenen hat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Midye-Enez Hattı

Cevap

Londra Antlaşması ile belirlenen sınır hattı Midye-Enez Hattı'dır.
I. Balkan Savaşı'nı bitiren 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması'na göre Osmanlı Devleti'nin sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiş, bu hattın batısındaki tüm topraklar (Edirne, Kırklareli, Dedeağaç, Trakya ve Makedonya) elden çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın taraflarını ve sonucunu analiz etme
Osmanlı Devleti; Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'a karşı savaşı kaybetmiştir.
Savaşın siyasi sonucunu ve imzalanan antlaşmayı (Londra) belirlemek için gereklidir.
2
Londra Antlaşması'nın sınır maddesini hatırlama
Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye ve Enez şehirleri arasındaki hat olacağı kararlaştırılmıştır.
Soru doğrudan antlaşmanın belirlediği sınır hattını sormaktadır.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması ve Midye-Enez Hattı
Soru 19Soru

I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Londra Antlaşması ile Makedonya topraklarının paylaşımında adaletsizlik yaşandığını savunan Balkan devletleri, Bulgaristan'a karşı birleşerek II. Balkan Savaşı'nı başlatmıştır. Osmanlı Devleti de bu kargaşadan yararlanarak kaybettiği bazı toprakları geri alma yoluna gitmiştir.

II. Balkan Savaşı ve sonrasındaki diplomatik süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Londra Antlaşması ile belirlenen Midye-Enez hattının Osmanlı Devleti'nin batı sınırı olarak kalması ve ordunun bu hattın gerisine çekilmesi kesinleşmiştir.

Cevap

Midye-Enez hattının Osmanlı'nın batı sınırı olarak kalması bilgisi yanlıştır; çünkü bu sınır II. Balkan Savaşı sonunda Meriç Nehri olarak değişmiştir.
Yanlış olan seçenek, I. Balkan Savaşı'ı sona erdiren Londra Antlaşması'nın (1913) sınır hükmünü II. Balkan Savaşı sonrasına atfetmektedir. Oysa Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı sırasında yaşanan otorite boşluğundan yararlanarak Midye-Enez hattını aşmış, 'Edirne Fatihi' Enver Paşa liderliğinde Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır. Bu durum, Bulgaristan ile imzalanan 1913 İstanbul Antlaşması ile resmileşmiş ve sınır Meriç Nehri olarak kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan ve II. Balkan Savaşlarını bitiren antlaşmaları karşılaştırın.
I. Balkan Savaşı Londra Antlaşması (Midye-Enez sınırı) ile biterken; II. Balkan Savaşı sonrası Osmanlı-Bulgaristan arasında İstanbul Antlaşması (Meriç sınırı) imzalanmıştır.
Bab-ı Ali Baskını sonrası yönetimde etkinliği artan İttihat ve Terakki'nin de desteğiyle Osmanlı ordusunun II. Balkan Savaşı'ndaki toprak kazanımları diplomatik olarak tescil edilmiştir.
2
Bükreş Antlaşması'nın taraflarını analiz edin.
Bükreş Antlaşması Balkan devletleri arasındadır; Osmanlı Devleti bu antlaşmaya imza atmamış, ilgili devletlerle ikili antlaşmalar (İstanbul, Atina, Sırbistan-İstanbul) yapmıştır.
Toprak paylaşımı krizinin sadece Balkan devletlerini ilgilendirmesi nedeniyle Osmanlı'nın dışarıda kalması.
3
Azınlık haklarını düzenleyen hükümlere odaklanın.
Kaybedilen topraklarda (Selanik, Yanya, Batı Trakya vb.) kalan Türklerin hakları 1913 yılındaki ikili antlaşmalarla korunmaya çalışılmıştır.
Bölgeden gelen yoğun göç dalgasını yönetmek ve kalan Türk nüfusun kültürel varlığını sürdürmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı diplomatik antlaşmaları ve sınır değişimleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

Trablusgarp Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin bölgeye düzenli ordu gönderememesi üzerine gönüllü subaylar yerel halkı teşkilatlandırarak Derne, Tobruk ve Bingazi’de İtalyanlara karşı başarılı savunmalar yapmışlardır.

Bu mücadelede yer alan subaylar ve savaşın genel seyri ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mustafa Kemal, Derne ve Tobruk'taki üstün başarıları neticesinde bu savaş devam ederken 'General (Paşa)' rütbesine yükselmiştir.

Cevap

Mustafa Kemal'in Trablusgarp Savaşı devam ederken 'General' rütbesine yükseldiği bilgisi yanlıştır.
Mustafa Kemal, Trablusgarp Savaşı’na Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle katılmış ve buradaki başarılarından dolayı 27 Kasım 1911’de Binbaşılığa terfi etmiştir. 'Paşa' (Mirliva/General) rütbesini ise çok daha sonra, I. Dünya Savaşı yıllarında (1916) Kafkas Cephesi’ndeki başarıları neticesinde almıştır. Dolayısıyla savaş devam ederken general rütbesine yükselmesi tarihsel bir hatadır.

Adım Adım Çözüm

1
Subayların takma isimlerini ve bölgelerini hatırla.
Mustafa Kemal 'Gazeteci Şerif' ismiyle Derne ve Tobruk'ta, Enver Bey ise 'Kuyumcu Hamdi' ismiyle Bingazi'de görev yapmıştır.
Gönüllü subayların kimliklerini ve görev yerlerini doğrulamak.
2
Mustafa Kemal'in askeri kariyerindeki rütbe ilerleyişini kontrol et.
Mustafa Kemal savaşa Kurmay Yüzbaşı olarak başlamış, başarıları üzerine 1911'de Binbaşılığa terfi etmiştir.
General (Paşa) rütbesinin çok daha üst düzey bir rütbe olduğunu ve 1916 yılında alındığını bilmek.
3
Savaşın diplomatik ve askeri gelişimini analiz et.
İtalya'nın adaları işgali ve Balkan Savaşları'nın başlaması Osmanlı'yı Uşi Antlaşması'na zorlamıştır.
Sürecin kronolojik doğruluğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal'in Askeri Kariyeri ve Trablusgarp Mücadelesi
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 19Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin