Atatürk'ün Cumhuriyetçilik ilkesi; devlet yönetiminde milli iradenin tecellisini, yöneticilerin seçimle belirlenmesini ve egemenliğin bir şahıs veya zümre yerine doğrudan millete ait olmasını esas alır. Bu bağlamda, Türk inkılap sürecinde gerçekleştirilen aşağıdaki düzenlemelerden hangisinin, doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda yönetimde 'milli iradeyi' hâkim kılma amacına hizmet ettiği savunulamaz?
- ASaltanatın kaldırılarak egemenliğin tek kişiden alınması
- BTürkiye Büyük Millet Meclisinin açılarak halkın temsil gücünün artırılması
- Türk Medeni Kanunu ile aile hukukunda kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasıCevap
- DKadınlara belediye ve milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanınması
- ESeçmen yaşının düşürülerek daha geniş bir kitlenin sandığa gitmesinin sağlanması
Cevap
Türk Medeni Kanunu ile aile hukukunda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması düzenlemesi, doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesiyle değil, toplumsal eşitliği öngördüğü için Halkçılık ve dini kurallar yerine akılcı hukuku getirdiği için Laiklik ilkesiyle ilişkilidir.
Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi, toplumsal alandaki eşitsizlikleri gidermeye ve hukuk sistemini modernleştirmeye yöneliktir. Bu durum öncelikle Halkçılık (eşitlik) ve Laiklik (akılcı hukuk) ilkeleriyle ilişkilidir. Cumhuriyetçilik ise devletin yönetim şekli, hükümetin kurulması ve milli iradenin sandığa yansıması gibi doğrudan siyasi süreçleri kapsar. Medeni Kanun'da kadınlara siyasi haklar (seçme-seçilme) verilmediği için bu düzenleme doğrudan Cumhuriyetçilik kapsamında değerlendirilemez.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Cumhuriyetçilik ve Siyasi Temsil
Daha Fazla Pratik
İlke-inkılap eşleştirmelerinde özellikle 'siyasi haklar' (seçme-seçilme) ile 'sosyal haklar' (miras, şahitlik) arasındaki farka dikkat edilmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s