Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 soru

Soru 421Soru

Türk dış politikasında 19231923-19301930 yılları arası daha çok Lozan’dan kalan meselelerin çözümüne ayrılmışken, 19301930’dan itibaren uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlama ön plana çıkmıştır. Bu yeni dönemin en önemli gelişmelerinden biri olan 19321932 yılındaki Milletler Cemiyeti üyeliğinin, diğer üye devletlerden farklı olarak 'davet edilme' yoluyla gerçekleşmesi aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin uluslararası diplomaside barışçı kimliğiyle saygın bir konum kazandığının

Cevap

Türkiye'nin uluslararası diplomaside barışçı kimliğiyle saygın bir konum kazandığının
Milletler Cemiyeti tüzüğüne göre normal şartlarda bir devletin cemiyete girmek için yazılı başvuru yapması gerekirken, Türkiye Cumhuriyeti İspanya’nın teklifi ve Yunanistan’ın desteğiyle cemiyete davet edilmiştir. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası alandaki saygınlığının arttığını, barışçı dış politikasının dünya devletleri tarafından kabul gördüğünü ve Türkiye'nin barışın korunmasında önemli bir aktör olarak görüldüğünü kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
19301930-19391939 dönemi Türk dış politikasının 'Dünya Barışına Katkı' ve 'Güvenlik Paktları' dönemi olduğu belirlenir.
Soruda belirtilen tarihsel bağlamı anlamak için gereklidir.
2
Üyelik prosedürünü değerlendirme
Normalde üyelik için başvuru gerekirken Türkiye'nin İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle davet edildiği tespit edilir.
Davet edilme usulünün diplomatik bir onur ve prestij göstergesi olduğunu saptamak için önemlidir.
3
Sonuca ulaşma
Bu özel durumun Türkiye'nin izlediği barışçı politikaların uluslararası alanda kabul gördüğünü kanıtladığı sonucuna varılır.
Türkiye'nin artan prestijini ve barışçı duruşunu doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milletler Cemiyetine Davet Usulüyle Katılım

İpuçları

1
Cemiyet tüzüğündeki standart prosedürün dışına çıkılarak Türkiye'nin özel olarak çağrılması ne anlama gelebilir?
2
Türkiye'nin 19201920'li yıllardaki mesafeli tutumundan sonra 19321932'de davet edilmesi, dış dünyadaki imajının nasıl değiştiğini gösterir?
3
Bu davet, Türkiye'nin barışçı politikalarının (Yurtta Sulh, Cihanda Sulh) uluslararası bir tescili niteliğindedir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin cemiyete girişinden sonra bölge barışını korumak için attığı diğer adımları (Balkan Antantı ve Sadabat Paktı) kronolojik olarak incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemini kullanarak 19321932 öncesi (Musul) veya sonrası (Montrö, Balkan Antantı) olan şıkları eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 422Soru

19301930'lu yıllarda Avrupa'da güç dengelerinin değişmesi ve İtalya ile Almanya'nın yayılmacı (revizyonist) politikalar izlemesi üzerine Türkiye, batı sınırlarını güvence altına almak için Balkan Antantı'nın (19341934) kurulmasına öncülük etmiştir. Bu paktın oluşumu ve katılım süreciyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arnavutluk, Sovyet Rusya ile olan yakın siyasi ilişkileri ve Rusya'nın baskısı sonucunda paktın dışında kalmayı tercih etmiştir.

Cevap

Arnavutluk'un paktın dışında kalma nedeninin Sovyet Rusya baskısı olarak belirtilmesi yanlıştır; asıl neden İtalya'nın Balkanlar üzerindeki hakimiyet çabası ve Arnavutluk üzerindeki baskısıdır.
Arnavutluk'un pakt dışında kalmasının temel sebebi, o dönemde Adriyatik Denizi üzerinden Balkanlar'a yayılmak isteyen İtalya'nın Arnavutluk üzerindeki siyasi ve ekonomik vesayetidir. Sovyet Rusya ise o dönemde Türkiye ile iyi ilişkiler içindedir ve Türkiye'nin bölgesel güvenlik çabalarını (Boğazlar ve sınırlar konusunda) genel olarak desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Pakt üyelerini ve kodlamasını hatırla.
Pakt Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYAR) arasında imzalanmıştır.
Üye yapısını doğru analiz ederek seçenekleri elemek için.
2
Pakta katılmayan ülkelerin (Bulgaristan ve Arnavutluk) gerekçelerini analiz et.
Bulgaristan toprak talepleri (revizyonizm) nedeniyle, Arnavutluk ise İtalya'nın baskısı nedeniyle katılmamıştır.
Bölgesel jeopolitiği ve paktın neden genişleyemediğini anlamak için.
3
Seçeneklerdeki 'Sovyet Rusya baskısı' ifadesini tarihsel bağlamda değerlendir.
Sovyet Rusya o dönemde Türkiye'nin pakt girişimlerini desteklemektedir, Arnavutluk ise o yıllarda tamamen İtalyan etkisindedir.
Yanlış olan seçeneği saptamak için.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı üyeleri ve paktın dışında kalan devletlerin (Bulgaristan, Arnavutluk) gerekçeleri.

İpuçları

1
Balkan Antantı üyelerini hatırlamak için 'TAYYAR' (Türkiye-Yunanistan-Yugoslavya-Romanya) kısaltmasını kullanabilirsin.
2
Pakta katılmayan iki devlet vardır: Bulgaristan ve Arnavutluk. Birinin katılmama sebebi toprak talebi, diğerininki ise güçlü bir Avrupa devletinin baskısıdır.
3
Arnavutluk'un coğrafi konumu ve o dönemdeki kralı Ahmet Zogu'nun hangi Avrupa ülkesiyle (İtalya) çok yakın olduğunu düşünmelisin.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ile benzer bir mantıkla doğu sınırlarını korumak için kurulan Sadabat Paktı'nın üyelerini karşılaştırmalı olarak inceleyebilirsin.

Alternatif Yöntem

Üye olmayan devletleri saptarken 'A-B' (Arnavutluk ve Bulgaristan) şeklinde kodlayabilir ve Bulgaristan'ın 'B' harfini 'Büyük Bulgaristan' hayali (toprak talebi) ile eşleştirebilirsin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 423Soru

Atatürk dönemi Türk dış politikası; 192319321923-1932 yılları arasında Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi, 193219391932-1939 yılları arasında ise yaklaşan savaş tehdidine karşı kolektif güvenlik sistemlerine dahil olunması şeklinde iki temel safhaya ayrılır. Bu iki dönem arasındaki stratejik yönelim farkı ve uygulanan ilkeler dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi Türkiye'nin dış politika yürütme tarzının "tam bağımsızlık" ve "gerçekçilik" ilkeleriyle uyumunu en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetin ilk yıllarında egemenlik haklarını sınırlayan unsurların tasfiyesiyle "tam bağımsızlık" perçinlenmiş; 19301930’lu yılların değişen konjonktüründe ise güvenliğin yalnız kalarak değil, ittifaklarla korunabileceği öngörülerek "gerçekçilik" ilkesi gereği aktif diplomasiye geçilmiştir.

Cevap

Türkiye, ilk dönemde Lozan'dan kalan egemenlik pürüzlerini temizleyerek bağımsızlığını güçlendirmiş; ikinci dönemde ise dünya savaşı tehdidine karşı gerçekçi bir yaklaşımla kolektif güvenliğe yönelmiştir.
Doğru seçenek, Türkiye'nin her iki dönemdeki temel motivasyonunu ilkelerle kusursuz birleştirmiştir. İlk dönemde Lozan'dan kalan ve egemenliği kısıtlayan borçlar, okullar gibi sorunların çözümü tam bağımsızlığı pekiştirirken; ikinci dönemde yükselen savaş tehdidine karşı ittifaklara katılmak, değişen şartları doğru okuyan gerçekçi bir politikanın sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
192319321923-1932 döneminin önceliğini belirle.
Bu dönemde dış borçlar, yabancı okullar, nüfus mübadelesi ve Musul gibi Lozan'dan kalan meseleler çözülerek Türkiye'nin egemenlik hakları (tam bağımsızlık) korunmaya çalışılmıştır.
Yeni kurulan devletin iç huzuru ve tam bağımsızlığı için dış baskı unsurlarının temizlenmesi gerekmekteydi.
2
193219391932-1939 dönemindeki yönelim değişikliğini analiz et.
İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları karşısında Türkiye, tek başına kalmanın riskli olduğunu görerek (gerçekçilik) Milletler Cemiyeti, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gibi yapılarla barışçıl ittifaklara yönelmiştir.
Uluslararası konjonktürdeki değişim, güvenliğin sağlanması için aktif ve çok taraflı bir diplomasiyi zorunlu kılmıştır.
3
İlkelerle süreçleri eşleştir.
Egemenliği koruma çabası "tam bağımsızlık", dünya dengelerini okuyarak ittifak kurma çabası ise "gerçekçilik" ilkesiyle doğrudan örtüşmektedir.
Atatürk dönemi dış politikası dogmatik değil, şartlara göre milli menfaatleri önceleyen rasyonel bir temele dayanır.

Anahtar Kavram

Türk dış politikasının dinamik yapısı; milli egemenlikten taviz vermeden dünya dengelerine göre şekillenen rasyonel ve barışçıl tutumdur.

İpuçları

1
Türkiye'nin dış politikasında 19321932 bir dönüm noktasıdır; bu tarihten önce daha çok Lozan'ın yarım kalan işleri gündemdedir.
2
Bir devletin tek başına hareket etmesi mi yoksa barışçıl ittifaklara katılması mı onun 'gerçekçi' bir politika izlediğini daha iyi gösterir?
3
Tam bağımsızlık egemenliği korumakla, gerçekçilik ise dünya şartlarına uyum sağlamakla ilgilidir; her iki dönem de bu amaca hizmet eder.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na katılan devletleri ve bu paktların hangi yayılmacı devletlere (İtalya, Almanya) karşı kurulduğunu incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 424Soru

19301930’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve Almanya’nın Ren bölgesini silahlandırması gibi gelişmeler üzerine Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi için ilgili devletlere bir nota göndermiştir. 2020 Temmuz 19361936 tarihinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar rejimi Türkiye lehine yeniden düzenlenmiştir.

Bu sözleşmenin aşağıdaki maddelerinden hangisi, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan en önemli siyasi engelin tamamen ortadan kalktığını doğrudan kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak görev ve yetkilerinin Türk Devleti’ne devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak görev ve yetkilerinin Türk Devleti’ne devredilmesi seçeneği doğrudur.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' tamamen kaldırılmıştır. Bu komisyonun yetkilerinin Türk Devleti'ne devredilmesi, Boğazlar üzerindeki yönetim yetkisinin artık hiçbir dış müdahale olmaksızın sadece Türkiye'ye ait olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve Montrö şartlarını karşılaştırın.
Lozan'da Boğazlar uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyordu ve kıyılar askersizdi.
Egemenlik kısıtlamalarını tespit etmek için temel belgelerin incelenmesi gerekir.
2
Egemenliği doğrudan etkileyen siyasi yapıyı belirleyin.
Komisyon, Türkiye'nin kendi topraklarında tam yetkili olmasını engelleyen bir 'devlet içinde devlet' gibi işleyen siyasi bir engeldir.
Bir devletin topraklarında başka bir otoritenin varlığı tam bağımsızlığa aykırıdır.
3
Montrö'nün getirdiği en büyük siyasi kazanımı seçin.
Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması ve yetkilerinin Türkiye'ye devredilmesi.
Bu hamle ile Boğazlar üzerindeki siyasi ve hukuki denetim tamamen Türk Devleti'nin eline geçmiştir.

Anahtar Kavram

Tam Egemenlik ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi

İpuçları

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetiminde Türkiye dışında başka devletlerin de söz sahibi olduğu bir mekanizma vardı.
2
Bir devletin kendi toprağında 'komisyon' adı altında uluslararası bir yapının bulunması bağımsızlığa gölge düşürür.
3
Montrö ile kaldırılan en kritik kurum, Lozan'da kurulan Uluslararası Boğazlar Komisyonu'dur.

Daha Fazla Pratik

Lozan ve Montrö sözleşmelerini 'Komisyon', 'Silahlandırma' ve 'Geçiş Rejimi' başlıkları altında bir tablo yaparak karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 425Soru

1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bir araya gelerek Balkan Antantı'nı imzalamışlardır. Bu antanta, komşularından toprak talebinde bulunduğu için katılması beklenirken 'revizyonist' (mevcut sınırları değiştirme yanlısı) bir tutum sergileyerek katılmayı reddeden Balkan devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bulgaristan

Cevap

Bulgaristan, sınırlarını genişletmek ve kaybettiği toprakları geri almak istediği için revizyonist bir tutum sergileyerek Balkan Antantı'na katılmamıştır.
Balkan Antantı, statükocu (mevcut sınırları korumaya çalışan) devletler tarafından kurulmuştur. Bulgaristan ise Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sonrasında kaybettiği toprakları (özellikle Dobruca ve Trakya bölgelerini) geri almak istediği için revizyonist bir politika izlemiş, bu nedenle komşularıyla sınır güvenliği paktına girmeyi reddetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Antantı'nın katılımcılarını hatırlamak.
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (Tayyar/Tayyare kodlaması).
Soruda bahsedilen antantın hangi devletler arasında kurulduğunu bilmek, seçenekleri elemeye yardımcı olur.
2
Bölgede yer almasına rağmen katılmayan devletleri ve nedenlerini analiz etmek.
Bulgaristan (toprak talebi/revizyonizm) ve Arnavutluk (İtalyan baskısı).
Antanta katılmama gerekçelerini ayırt etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Revizyonist kavramı ile devlet politikasını eşleştirmek.
Bulgaristan'ın mevcut Balkan sınırlarından memnun olmaması.
Soruda özellikle vurgulanan 'toprak talebi' ve 'revizyonist' ifadeleri Bulgaristan'ı işaret eder.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı ve Katılımcı Devletler

İpuçları

1
Bu devlet, I. Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan Neuilly (Nöyyi) Antlaşması'nın şartlarını değiştirmek istiyordu.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'na katılan devletleri 'TAYYAR' veya 'TAYYARE' (Türkiye, Arnavutluk -yanılgısı-, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) şeklinde kodlarken Arnavutluk'un aslında katılımcı olmadığını özellikle not ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 426Soru

Lozan Barış Konferansı'nda çözüme kavuşturulamayarak Milletler Cemiyeti'ne havale edilen Musul Sorunu, cemiyetin "Brüksel Hattı" tavsiyesi doğrultusunda 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile neticelenmiştir. Türkiye, bu antlaşma ile Musul'un Irak'a aidiyetini kabul ederken bazı ekonomik haklar elde etmiştir.

Buna göre, 19261926 Ankara Antlaşması ile Türkiye'ye tanınan ekonomik hak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi

Cevap

Musul petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi
Doğru seçenek, Ankara Antlaşması'nın 1414. maddesinde açıkça belirtilen; Irak hükümetinin petrol gelirlerinden elde edeceği payın %10\%10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi hükmünü ifade etmektedir. Türkiye, ilerleyen süreçte bu hakkından 500.000500.000 İngiliz sterlini karşılığında vazgeçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konuyu Tanımlama
Lozan'da çözülemeyen Musul Sorunu'nun 1926 Ankara Antlaşması ile çözüldüğünü belirlemek.
Sorunun hangi antlaşma ve dönemle ilgili olduğunu netleştirmek gerekir.
2
Madde Analizi
Antlaşmanın 14. maddesinde yer alan petrol geliri hükmünü hatırlamak.
Türkiye'nin toprak kaybına karşılık elde ettiği tek somut kazanım ekonomiktir.
3
Teknik Detay Kontrolü
Payın %10, sürenin ise 25 yıl olduğunu teyit etmek.
KPSS sorularında rakamsal detaylar ayırt edici unsur olabilir.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması Ekonomik Hükümleri

İpuçları

1
Musul Sorunu Lozan'da çözülemeyen tek konudur ve Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştır.
2
Türkiye bu antlaşmayla Misak-ı Milli'den taviz vermiş olsa da ekonomik bir tazminat maddesi ekletmeyi başarmıştır.
3
Bu madde, petrol gelirlerinin belirli bir yüzdesinin belirli bir süreyle ödenmesini kapsar.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun çözüm sürecini hızlandıran iç gelişme olan Şeyh Sait İsyanı'nın etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Türkiye'nin bu hakkını daha sonra nakit paraya (500.000500.000 Sterlin) çevirdiğini bilmek, ekonomik bir maddenin varlığını hatırlamanıza yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 427Soru

1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları sonucu ortaya çıkan güvenlik endişeleri üzerine Türkiye, Boğazlar rejiminin yeniden düzenlenmesini talep etmiştir. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerinde tam egemenliğin sağlanması yolunda atılan en kritik adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk Devleti’ne devredilmesi

Cevap

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk Devleti’ne devredilmesi
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin en önemli sonucu, Lozan'da kurulan ve Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılmasıdır. Bu sayede Boğazlar'ın yönetimi ve savunması tamamen Türkiye'ye geçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan ve Montrö arasındaki temel farkı belirle.
Lozan'da 'Komisyon' varken, Montrö'de 'Türkiye'nin tam egemenliği' vardır.
Soruda tam egemenlik sağlayan en kritik adım sorulmaktadır.
2
Komisyonun durumunu analiz et.
Lozan'da kurulan Uluslararası Boğazlar Komisyonu, Türkiye'nin bağımsızlığına aykırı bir 'devlet içinde devlet' yapısıydı.
Komisyonun kaldırılması, Boğazlar üzerindeki kısıtlamaların sona ermesi anlamına gelir.
3
Yanlış seçenekleri kronolojik ve mantıksal olarak ele.
Komisyonun devam etmesi veya askerden arındırılmış bölgenin sürmesi egemenliği kısıtlayan eski (Lozan) hükümlerdir.
Montrö, bu kısıtlamaları kaldıran sözleşmedir.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki 'Komisyon' usulüne son verilmiş ve Türkiye tam egemenlik hakkı kazanmıştır.

İpuçları

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi için kurulan 'kurulu' hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Montrö Sözleşmesi'nin Türkiye'ye verdiği askeri yetkileri (remilitarizasyon) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 428Soru

Atatürk’ün "şahsi meselem" olarak adlandırdığı Hatay (Sancak) Sorunu’nun çözüm sürecinde; 19361936 yılında başlayan diplomatik krizin 19391939 yılında bölgenin anavatana katılmasıyla sonuçlanmasında, Fransa’nın başlangıçtaki sert tutumunu esneterek Türkiye ile uzlaşma yoluna gitmesini sağlayan temel uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa'da Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikalarının yarattığı savaş tehdidi karşısında Fransa'nın Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin dostluğuna ihtiyaç duyması

Cevap

Avrupa'da yükselen Nazi Almanyası ve Faşist İtalya tehdidi nedeniyle Fransa'nın stratejik çıkarları gereği Türkiye ile uzlaşması
Doğru seçenek, Fransa'nın Hatay konusundaki geri adımının temelindeki rasyonel siyasi sebebi açıklar. 19381938 ve 19391939 yıllarında Avrupa'da savaş tamtamları çalarken, Fransa Doğu Akdeniz güvenliği ve Boğazlar üzerindeki kontrolü nedeniyle Türkiye'yi yanına çekmek istemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun zaman dilimini ve taraflarını belirle.
193619391936-1939 yılları arası, Türkiye ve Fransa arasındaki Hatay uyuşmazlığı.
Çözüm sürecindeki dış etkenleri analiz etmek için dönemin dünya siyasetine bakılmalıdır.
2
Fransa'nın tutum değişikliğini etkileyen dış faktörleri analiz et.
19301930’ların sonunda Almanya ve İtalya'nın revizyonist (yayılmacı) politikaları Avrupa'da savaş riskini artırmıştı.
Fransa, olası bir savaşta Türkiye'nin mihver devletlere kaymasını engellemek zorundaydı.
3
Diplomatik sonucun gerekçesini doğrula.
Fransa, Suriye üzerindeki haklarından vazgeçerek Türkiye'nin desteğini almayı tercih etti.
Stratejik müttefiklik, toprak muhafazasından daha öncelikli hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

Hatay Sorununda Uluslararası Konjonktürün Etkisi

İpuçları

1
Hatay'ın anavatana katıldığı yıl olan 19391939, aynı zamanda hangi büyük dünya olayının başlangıcıdır?
2
Fransa'nın Suriye'den çekilme kararı almasında Avrupa'daki 'Mihver' tehdidini düşünün.
3
Diplomaside tavizler genellikle daha büyük bir tehdit karşısında verilir. Fransa için Almanya tehdidi Hatay'dan daha büyüktü.

Daha Fazla Pratik

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk ve tek cumhurbaşkanı olan Tayfur Sökmen ve Başbakanı Abdurrahman Melek'in isimlerini not edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 429Soru

19341934 yılında imzalanan Balkan Antantı'nın onaylanma sürecinde Yunanistan, paktın kendisini hiçbir şekilde bir 'Büyük Devlet' (özellikle Sovyetler Birliği) ile savaşa sürükleyemeyeceğine dair bir ek çekinceyi meclisinden geçirmiştir. Benzer şekilde, paktın gizli protokollerinde savunma yükümlülüğünün sadece 'Balkanlı bir devletten' gelecek saldırılara karşı işleyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu diplomatik manevraların, Balkan Antantı'nın işlevselliği üzerindeki en belirgin etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paktın, İtalya ve Almanya gibi asıl tehdit kaynağı olan büyük güçlerin yayılmacılığına karşı caydırıcılığının hukuken zayıflaması

Cevap

Paktın, İtalya ve Almanya gibi asıl tehdit kaynağı olan büyük güçlerin yayılmacılığına karşı caydırıcılığının hukuken zayıflaması
Balkan Antantı, İtalya ve Almanya'nın Balkanlar üzerindeki emellerine karşı kurulmuş olsa da, Yunanistan'ın SSCB ile karşı karşıya gelmemek için koyduğu çekince ve paktın savunma kapsamının sadece Balkan devletleriyle sınırlandırılması, ittifakın asıl büyük tehditlere karşı olan kolektif savunma gücünü hukuken kırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitik bağlamı analiz etme
19301930’lu yıllarda asıl tehdit Bulgaristan'dan ziyade, revizyonist (yayılmacı) politikalar izleyen İtalya ve Almanya'dır.
Paktın kurulma amacı bu büyük güçlerin Balkanlar'a inmesini engellemektir.
2
Diplomatik kısıtlamaları inceleme
Yunanistan'ın 'Sovyet Çekincesi' ve 'Balkanlı saldırgan' tanımı, paktın kapsamını sadece yerel bir sınır güvenliği seviyesine indirmiştir.
Yunanistan, Türkiye ile dost olan SSCB'nin bir çatışmaya dahil olması durumunda kendisini korumaya almıştır.
3
Sonucu değerlendirme
Paktın savunma mekanizması 'Büyük Devletler'i kapsamadığı için, İtalya veya Almanya gibi bir güç bölgeye saldırdığında paktın hukuken devreye girmesi zorlaşmıştır.
Bu durum paktın caydırıcılığını ortadan kaldıran temel yapısal zayıflıktır.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı'nın Yapısal Zayıflıkları ve Yunan Çekincesi

İpuçları

1
Yunanistan'ın en büyük korkusu, Türkiye'nin dostu olan dev bir güçle karşı karşıya gelmekti.
2
Paktın metnine eklenen 'Balkanlı saldırgan' ifadesi, İtalya ve Almanya gibi Balkan dışı güçleri kapsam dışı bırakmaktadır.
3
Savunma paktının asıl amacı büyük devletlerin yayılmacılığını durdurmakken, bu çekinceler paktı sadece yerel bir sınır anlaşmasına dönüştürmüştür.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nın üyelerini ve kuruluş nedenlerini karşılaştırarak benzer yapısal zayıflıkların Sadabat Paktı'nda (Irak-İran gerginliği vb.) olup olmadığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 430Soru

19301930'lu yıllarda Avrupa'da hızla tırmanan silahlanma yarışı ve İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı politikaları, Balkan devletlerini ortak bir güvenlik şemsiyesi altında birleşmeye sevk etmiştir. Bu doğrultuda 99 Şubat 19341934 tarihinde Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı imzalanmıştır.

Balkan Antantı'nın imzalanma sürecinde, bölge devleti olmasına rağmen Bulgaristan'ın bu ittifakın dışında kalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Balkan Savaşı'nda kaybettiği toprakları geri alma ve yayılmacı bir siyaset izleme düşüncesi

Cevap

Bulgaristan'ın İkinci Balkan Savaşı'nda kaybettiği toprakları geri alma isteği ve bu doğrultuda izlediği revizyonist (yayılmacı) politika, paktın dışında kalmasının temel nedenidir.
Balkan Antantı, sınırların değişmezliğini savunan statükocu bir pakttır. Bulgaristan ise II. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra kaybettiği toprakları geri almak isteyen revizyonist bir devlet olduğu için, sınırları garanti altına alan bu ittifaka katılmayı reddetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın amacını belirle.
Balkan Antantı (19341934), üye devletlerin sınırlarını karşılıklı garanti altına alan "statükocu" (mevcut durumu koruyan) bir savunma ittifakıdır.
Bir devletin neden katılmadığını anlamak için paktın neyi savunduğunu bilmek gerekir.
2
Bulgaristan'ın o dönemdeki dış politika önceliklerini analiz et.
Bulgaristan, özellikle II. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı'nda kaybettiği Dobruca (Romanya'dan) ve Trakya (Yunanistan'dan) gibi toprakları geri alma peşindedir.
Toprak talebi olan bir devlet, sınırları sabitleyen bir anlaşmaya imza atmaz.
3
Revizyonizm kavramıyla ilişkilendir.
Bulgaristan'ın bu tutumu "revizyonizm" olarak adlandırılır ve bu durum paktın temel felsefesiyle tamamen çelişir.
Siyasi terimlerin olaylarla eşleştirilmesi KPSS sınav tarzına uygundur.

Anahtar Kavram

Revizyonizm vs Statükoculuk

İpuçları

1
Balkan Antantı mevcut sınırları korumaya çalışan devletler tarafından kurulmuştur.
2
Bir devletin bu pakta katılmaması için sınırlarından memnun olmaması (yayılmacı olması) gerekir.
3
I. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılan ve kaybettiği toprakları (özellikle Dobruca'yı) geri almak isteyen Balkan devletini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'nın Batı sınırımızı, Sadabat Paktı'nın ise Doğu sınırımızı korumaya yönelik olduğunu karşılaştıran bir tablo hazırlayabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Paktın üyelerini TAYYAR (Türkiye, Arnavutluk - HAYIR, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) olarak kodlarken Arnavutluk'un İtalya baskısı, Bulgaristan'ın ise toprak talebi (revizyonizm) nedeniyle dışarıda kaldığını gruplayarak ezberleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 431Soru

Lozan Barış Antlaşması'na göre Türkiye ve Yunanistan arasındaki nüfusun din esasına göre karşılıklı olarak değiştirilmesi kararlaştırılmış, ancak bazı bölgelerde yaşayanlar "etabli" (yerleşik) kabul edilerek bu değişimin dışında tutulmuştur. Bu durumun uygulanmasında çıkan anlaşmazlıklar 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, 1930 Ankara Antlaşması uyarınca yerleşme tarihlerine bakılmaksızın "etabli" sayılarak mübadele (değişim) kapsamı dışında bırakılan gruplar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Rumları - Batı Trakya Türkleri

Cevap

1930 Ankara Antlaşması ile mübadele dışı tutulan gruplar İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri olarak belirlenmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerini içermektedir. Çünkü Lozan Antlaşması ve sonrasındaki 1930 Ankara Antlaşması'nın temel uzlaşı noktası, bu iki bölgedeki azınlıkların yerlerinde kalması, diğer bölgelerdeki nüfusun ise dini kriterlere (Müslüman-Ortodoks) göre yer değiştirmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Etabli kavramını ve sorunun kökenini analiz et.
Etabli, yerleşik anlamına gelir. Lozan'da İstanbul ve Batı Trakya halkı istisna tutulmuş ancak kimlerin yerleşik sayılacağı (1918 öncesi/sonrası gibi) tartışma konusu olmuştur.
Sorunun hangi topluluklar ve coğrafi bölgeler üzerinden çıktığını anlamak için gereklidir.
2
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği çözümü belirle.
Bu antlaşma ile yerleşme tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin 'etabli' kabul edilmesine karar verilmiştir.
Tartışmalı olan 'tarih' kriterinin kaldırılarak sorunun nasıl sonlandırıldığını netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Nüfus Mübadelesinde Etabli (Yerleşiklik) Sorunu ve Çözümü

İpuçları

1
Etabli kavramı 'yerleşik' anlamına gelir ve Lozan'da karşılıklı olarak bazı bölgeler muaf tutulmuştur.
2
Muaf tutulan bölgelerden biri Türkiye'nin en büyük şehri, diğeri ise Yunanistan'ın kuzeydoğusundaki bir bölgedir.
3
1930'da Venizelos ve Atatürk arasındaki dostluk döneminde, İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin yerlerinde kalması konusunda kesin anlaşmaya varılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Mübadele sorununun çözülmesinin ardından 1934 yılında kurulan Balkan Antantı'na zemin hazırlandığını unutmayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 432Soru

Fransa'nın 19361936 yılında Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, 'Sancak' bölgesi Milletler Cemiyeti'nin gözetiminde önce bağımsız bir yapıya kavuşmuştur. 19381938 yılında kurulan Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abdurrahman Melek

Cevap

Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı Abdurrahman Melek'tir.
Abdurrahman Melek, 19381938 yılında kurulan Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin ilk ve tek başbakanı olarak görev yapmış, Hatay'ın anavatana katılmasına kadar hükümetin başında kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hatay'ın bağımsızlık sürecindeki siyasi yönetim kadrosunu incelemek.
19381938 yılında kurulan Hatay Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı, başbakanı ve meclis başkanı belirlenmiştir.
Soruda sorulan 'başbakan' makamını diğer görevlerden ayırmak gerekir.
2
Başbakanlık makamına getirilen ismi tespit etmek.
Tayfur Sökmen cumhurbaşkanı, Abdurrahman Melek ise başbakan olarak görev almıştır.
Hatay'ın anavatana katılma sürecindeki iç siyasi yapıyı doğru tanımlamak.

Anahtar Kavram

Hatay Cumhuriyeti'nin Siyasi Yapısı

İpuçları

1
Hatay Cumhuriyeti'nin en yüksek mülki amiri olan cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen'dir; aranan kişi hükümetin başıdır.
2
Bu kişi, Hatay'ın bağımsızlık mücadelesinde aktif rol almış bir tıp doktorudur.
3
Adı Abdurrahman ile başlayan devlet adamı, Hatay'ın anavatana katılması sürecinde başbakanlık koltuğunda oturmuştur.

Daha Fazla Pratik

Hatay Cumhuriyeti'nin anavatana katılma kararını hangi tarihte ve hangi meclis kararıyla aldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 433Soru

1930'lu yılların başında Avrupa'da revizyonist (statükoyu değiştirme yanlısı) politikaların hız kazanması üzerine Türkiye, batı sınırlarının güvenliğini sağlamak amacıyla Balkan devletleriyle diplomatik temaslarını yoğunlaştırmış ve 1934 yılında Balkan Antantı'nın imzalanmasına öncülük etmiştir.

Balkan Antantı'nın kapsamı, katılımcı devletlerin diplomatik tutumları ve dönemin jeopolitik dengeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu bölgesel girişimle ilgili yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı, imzacı devletlerin herhangi bir sınırına yapılacak dış saldırı durumunda (Türkiye'nin doğu ve güney sınırları dahil) tüm üyelerin ortak savunma yapmasını öngören genel bir askeri ittifaktır.

Cevap

Balkan Antantı'nın tüm sınırları kapsaması ve genel bir askeri ittifak niteliği taşıması yönündeki değerlendirme yanlıştır.
Balkan Antantı, imzacı devletlerin (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya) birbirlerinin sadece Balkan coğrafyasındaki sınırlarını karşılıklı olarak garanti altına aldığı bölgesel bir iş birliğidir. Bu pakt, Türkiye'nin doğu ya da güney sınırlarını (örneğin Irak veya Suriye sınırını) kapsayan genel bir güvenlik kalkanı sağlamamıştır. Bu nedenle, paktın tüm sınırları kapsayan genel bir askeri ittifak olduğu iddiası tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın coğrafi kapsamını incelemek.
Antlaşma metni, tarafların birbirlerinin sadece Balkanlar'daki sınırlarını garanti ettiğini belirtir.
Bu, paktın bölgesel sınırlılığını gösteren en kritik hukuki detaydır.
2
Türkiye'nin diğer sınırları üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Türkiye'nin doğu sınırları Sadabat Paktı ile, batı sınırları ise Balkan Antantı ile güvence altına alınmıştır.
Her paktın kendine has bir coğrafi etki alanı vardır; Balkan Antantı doğu sınırlarını kapsamaz.
3
Katılmayan devletlerin gerekçelerini doğrulamak.
Bulgaristan revizyonizm, Arnavutluk ise İtalyan baskısı nedeniyle dışarıda kalmıştır.
Dış politikanın temel dinamiklerini anlamak yanlış seçeneği elemeye yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı'nın Coğrafi Sınırlılığı ve Statükocu Yapısı

İpuçları

1
Balkan Antantı'nın ismindeki coğrafi sınırlamaya ve tarafların çekincelerine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nı katılımcı devletler ve coğrafi kapsama göre bir tablo yaparak karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 434Soru

19301930’lu yıllarda Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları sonucunda dünya barışının tehdit altına girmesi, Türkiye’nin Boğazlar rejiminin değiştirilmesi için diplomatik girişimlerde bulunmasına neden olmuştur. 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan Antlaşması'ndan kalan ve Türkiye'nin tam egemenliğini kısıtlayan aşağıdaki uygulamalardan hangisi kesin olarak son bulmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun varlığı

Cevap

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da kurulan Uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırılarak Boğazlar üzerindeki tam egemenlik Türkiye'ye geçmiştir.
Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ne göre Boğazlar, başkanı Türk olan ancak uluslararası bir heyetten oluşan bir komisyon tarafından yönetiliyordu. Bu durum Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlamaktaydı. 19361936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyonun varlığına son verilmiş ve Boğazlar'ın yönetimi tamamen Türk Devleti'ne bırakılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar statüsünü hatırla.
Lozan'a göre Boğazlar'ın her iki yakası askerden arındırılmış ve yönetim 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu'na bırakılmıştı.
Değişimin ne yönde olduğunu anlamak için önceki statünün bilinmesi gerekir.
2
19301930’lu yılların uluslararası konjonktürünü analiz et.
Almanya ve İtalya'nın saldırgan politikaları (revizyonizm) dünya güvenliğini tehlikeye atmıştır.
Türkiye'nin sözleşmeyi revize etme talebinin haklı gerekçesini oluşturur.
3
Montrö ile sağlanan temel değişikliği belirle.
Komisyon kaldırıldı, Türkiye Boğazlar'da asker bulundurma hakkı kazandı.
Soruda istenen 'kesin olarak son bulan' egemenlik kısıtlamasını tanımlar.

Anahtar Kavram

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

İpuçları

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi için kurulan uluslararası heyeti hatırla.

Daha Fazla Pratik

Montrö Sözleşmesi'nin 'savaş gemileri' ile ilgili sınırlamalarını (tonaj ve gün sınırı) tekrar ederek konuyu pekiştirebilirsin.
Tahmini Süre:45s
Soru 435Soru

Osmanlı Devleti’nden devralınan dış borçların ödenmesi sürecinde, 19281928 Paris Sözleşmesi ile belirlenen takvimin 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle aksaması üzerine, Türkiye ile alacaklı devletler (başta Fransa) arasında 19331933 yılında yeni bir anlaşma imzalanmıştır.

Bu anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti’nin elde ettiği en temel mali ve siyasi kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçların altın yerine kağıt frank (19331933 kuru üzerinden) veya Türk lirası ile ödenmesinin kabul edilmesi ve Düyun-u Umumiye İdaresi’nin sembolik hale gelerek yürütme yetkisini tamamen yitirmesi

Cevap

Borçların kağıt frank üzerinden ödenmesinin kabul edilmesi ve Düyun-u Umumiye'nin yürütme yetkilerinin tamamen sona ermesi
Doğru cevap olan seçenek, 19331933 Paris Borçlar Sözleşmesi'nin en önemli iki ayağını belirtmektedir: Mali olarak borçların 'altın' yerine değeri düşmüş olan 'kağıt frank' üzerinden ödenmesi (Türkiye'nin yükünü azaltmıştır) ve siyasi olarak Düyun-u Umumiye'nin Türk maliyesi üzerindeki son etkisi olan yürütme yetkisinin kaldırılması.

Adım Adım Çözüm

1
Dış borçlar sorununun gelişimini analiz etme
Lozan'da borçlar Osmanlı'dan ayrılan devletlere paylaştırılmış, Türkiye kendi payını kabul etmiştir.
Sorunun kökenini ve Lozan'daki çözüm şeklini anlamak gerekir.
2
1929 krizinin etkisini değerlendirme
Dünya Ekonomik Bunalımı, Türkiye'nin ödeme kapasitesini düşürmüş ve Hoover Moratoryumu kapsamında ödemeler durma noktasına gelmiştir.
1933 anlaşmasına neden ihtiyaç duyulduğunu belirlemek için gereklidir.
3
1933 Anlaşması'nın içeriğini inceleme
Alacaklılarla (özellikle Fransa) yapılan pazarlıkta Türkiye 'kağıt frank' (fransız frangı) üzerinden ödeme ve Düyun-u Umumiye'nin yetkilerinin kaldırılmasını kabul ettirmiştir.
En temel kazanımın belirlenmesi için bu teknik detay kritiktir.

Anahtar Kavram

Tam bağımsızlık ve mali egemenlik çerçevesinde dış borçların tasfiyesi

İpuçları

1
Türkiye'nin egemenlik haklarını koruma konusundaki kararlılığını düşünün.
2
Fransa ile yaşanan en büyük tartışma, borcun hangi para birimi (altın mı, frank mı?) üzerinden ödeneceği üzerineydi.
3
1933'te Düyun-u Umumiye temsilciliği sadece borç dağıtımını izleyen sembolik bir büroya dönüşmüştür.

Daha Fazla Pratik

Dış borçların tamamen bitiş tarihi olan 19541954 yılını ve bu konudaki son ödemeyi yapan hükümeti araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 436Soru

55 Haziran 19261926 tarihinde Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması, Lozan Barış Konferansı'ndan beri süregelen Musul Sorunu'nu hukuki bir çözüme kavuşturmuştur. Milletler Cemiyeti'nin sürece müdahil olması ve bölgedeki iç siyasi gelişmelerin etkisiyle şekillenen bu antlaşma, Türk dış politikası için stratejik bir uzlaşı belgesidir.

Antlaşmanın içeriği, diplomatik arka planı ve doğurduğu sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu belgeye dair hatalı bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul ve Kerkük'te yaşayan Türk nüfusun kültürel haklarını güvence altına almak amacıyla bölgede Türkiye'ye 'garantör devlet' statüsü tanınmıştır.

Cevap

Antlaşma metninde Musul ve Kerkük'teki Türk nüfusu için herhangi bir kültürel özerklik veya Türkiye'ye garantörlük statüsü tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır.
Doğru seçenek olan değerlendirme yanlıştır; çünkü 19261926 Ankara Antlaşması, bölge halkı veya Türkmen nüfus için herhangi bir kültürel özerklik, özel yönetim statüsü veya Türkiye'ye 'garantörlük' gibi yetkiler tanımamıştır. Antlaşma, Misak-ı Millî'den verilen büyük bir taviz olarak sadece sınırın aidiyetini ve ekonomik paylaşımları hükme bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın toprak paylaşımı hükümlerini analiz et.
Musul ve Kerkük'ün Irak'a bırakıldığı, Hakkari'nin Türkiye'de kaldığı görülür.
Sınırın kesinleşmesi Misak-ı Millî'den bir tavizdir ancak belirsizliği bitirmiştir.
2
Antlaşmanın ekonomik maddelerini incele.
2525 yıl boyunca %10 petrol payı ve bunun nakde çevrilebilme opsiyonu saptanır.
Türkiye'nin ekonomik menfaatlerini bir ölçüde koruma çabasıdır.
3
Antlaşmada yer almayan 'sosyal/kültürel' unsurları değerlendir.
Bölgedeki Türkmenler için herhangi bir özel statü verilmediği tespit edilir.
Antlaşma tamamen sınır ve ekonomik haklar üzerine odaklanmıştır.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması'nın Kapsamı ve Misak-ı Millî Tavizi

İpuçları

1
19261926 Ankara Antlaşması'nın Türkiye için 'Misak-ı Millî'den verilen bir taviz' olarak nitelendirildiğini düşünün.
2
Antlaşmada Türkiye'nin kazandığı hakların 'toprak' değil, daha çok 'ekonomi ve sınır güvenliği' odaklı olduğunu hatırlayın.
3
Türkiye'nin Kıbrıs veya Hatay gibi konularda sahip olduğu 'garantörlük' veya 'özel statü' haklarının Musul için geçerli olup olmadığını sorgulayın.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun çözümünde Şeyh Sait İsyanı'nın Türkiye'nin elini nasıl zayıflattığını inceleyerek iç ve dış siyaset arasındaki ilişkiyi analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 437Soru

Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra 19251925 yılında yayımlanan bir genelgeyle yabancı okullarda; Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından ve Türkçe olarak okutulması zorunluluğu getirilmiştir. Bu düzenlemeye karşı çıkan Fransa ve Vatikan'ın, konuyu diplomatik yollarla müzakere etme veya uluslararası platformlara taşıma girişimleri Türkiye Cumhuriyeti tarafından kesin bir dille reddedilmiştir.

Türkiye'nin bu diplomatik girişimleri reddetmesindeki temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sorunun bir 'iç mesele' olarak kabul edilmesi ve ulusal egemenlik haklarından taviz verilmemesi

Cevap

Sorunun bir iç mesele sayılması ve egemenlik haklarının korunması
Türkiye Cumhuriyeti, yabancı okulların Türk yasalarına uyum sağlamasını bir egemenlik hakkı olarak görmüştür. Fransa ve Vatikan gibi odakların müdahale girişimlerine karşı 'İç Mesele' tutumunun sergilenmesi, dış politikada tam bağımsızlık ilkesinin tavizsiz uygulandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
19251925 yılındaki eğitim düzenlemelerinin niteliğini analiz etme
Yabancı okulların Türk müfettişlerince denetlenmesi ve kültürel derslerin Türk öğretmenlerce okutulması kararı
Milli kültürün korunması ve eğitimin millileştirilmesi hedeflenmiştir.
2
Fransa ve Vatikan'ın diplomatik tepkilerini değerlendirme
Bu devletlerin konuyu 'diplomatik bir sorun' olarak görüp görüşme talep etmesi
Yabancı devletler eski ayrıcalıklarını (kapitülasyon zihniyetini) devam ettirmek istemişlerdir.
3
Türkiye'nin 'İç Mesele' (Internal Matter) ilkesini uygulama
Türkiye'nin dış müdahaleyi reddederek bağımsızlık vurgusu yapması
Kendi topraklarındaki okulları düzenlemek bir devletin egemenlik hakkıdır ve başka bir devletle müzakere edilemez.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Milli Egemenlik (İç Mesele İlkesi)

İpuçları

1
Türkiye'nin bu sorunu hiçbir dış devletle görüşmeyi kabul etmediğini hatırlayın.
2
Konunun 'bir devletin kendi vatandaşlarını ve topraklarındaki kurumları eğitme hakkı' ile ilgili olduğunu düşünün.
3
Türkiye, bu sorunu bir 'İç Mesele' olarak tanımlayarak ulusal egemenliğini vurgulamıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu sorundan sonra Fransa ile yaşanan 'Dış Borçlar Sorunu'nun çözüm sürecini inceleyerek dış politikadaki diğer gelişmeleri pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 438Soru

Atatürk dönemi dış politikası izlenen yöntem ve öncelikler bakımından iki ana döneme ayrılır. 192319301923-1930 arası dönemde temel öncelik bağımsızlığı pekiştirmek ve Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzleri gidermek iken, 19301930 sonrasında dünya barışına katkı sağlamak ve yaklaşan savaş tehdidine karşı kolektif güvenliği ön plana çıkarmak hedeflenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin dış politikada 19301930'lu yılların başından itibaren benimsediği "kolektif güvenlik" anlayışıyla doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı'nın kurulmasına öncülük edilmesi

Cevap

Balkan Antantı'nın kurulmasına öncülük edilmesi dış politikada kolektif güvenlik anlayışının bir sonucudur.
Dış politikada kolektif güvenlik anlayışı, özellikle İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye'nin diğer devletlerle iş birliği yaparak sınırlarını ve dünya barışını koruma çabasıdır. Balkan Antantı (19341934), Milletler Cemiyeti Üyeliği (19321932) ve Sadabat Paktı (19371937) bu anlayışın en temel örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen zaman dilimini analiz et.
19301930 sonrası dönem hedeflenmektedir.
Dış politikanın ikinci evresi olan güvenlik ve barış odaklı süreci anlamak için gereklidir.
2
Kolektif güvenlik kavramını tanımla.
Birden fazla devletin ortak savunma ve barış amacı güderek bir araya gelmesidir.
Seçeneklerdeki bireysel hamleler ile ortak girişimleri ayırt etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki olayların tarihlerini ve amaçlarını karşılaştır.
Balkan Antantı (19341934), hem tarihsel olarak 19301930 sonrasıdır hem de amaç olarak bölgesel barış/güvenlik odaklıdır.
Doğru cevaba ulaşmak için olay-zaman-amaç eşleştirmesi yapılır.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Safhaları

İpuçları

1
Türk dış politikasının 19301930 öncesi dönemini 'sorun çözme', 19301930 sonrasını ise 'güvenlik arayışı' olarak kodlayabilirsiniz.
2
Kolektif güvenlik dendiğinde akla sadece Türkiye'nin değil, birden fazla komşu devletin katıldığı paktlar gelmelidir.
3
19341934 yılında batı komşularımızla, 19371937 yılında doğu komşularımızla kurulan ittifakları hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'na katılan devletleri 'TAYYAR' (Türkiye, Azerbaycan -yanlış-, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) şifresindeki Azerbaycan'ın olmadığını bilerek tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 439Soru

Yeni Türk Devleti, Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödenmesi hususunda 19281928 yılında alacaklı devletlerle bir sözleşme imzalamış ve ödemelere başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra ortaya çıkan 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye ekonomisini olumsuz etkilemiş ve borç ödeme takviminde aksamalara yol açmıştır. Bu durum, Türkiye'nin dış borçlar politikasında yeni diplomatik ve ekonomik hamleler yapmasını zorunlu kılmıştır.

Bu süreçte yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında, Türkiye'nin dış borçlar sorunuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye, ekonomik krizin etkilerini hafifletmek amacıyla ABD Başkanı tarafından önerilen ve borç ödemelerinin ertelenmesini öngören Hoover Moratoryumu'ndan yararlanmıştır.

Cevap

Türkiye, ekonomik krizin etkilerini hafifletmek amacıyla ABD Başkanı tarafından önerilen Hoover Moratoryumu'ndan yararlanmış ve borçlarını yeniden yapılandırmıştır.
Doğru seçenek, Türkiye'nin 19291929 krizinden sonra ödeme güçlüğü çekmesi üzerine uluslararası alanda kabul gören Hoover Moratoryumu'ndan faydalandığını belirtmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin alacaklı devletlerle masaya oturup 19331933 yılında borçları kendi lehine (kâğıt frangı üzerinden ve indirimli) yeniden yapılandırmasına olanak sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Borçların başlangıcını analiz etme
Lozan'da borçlar paylaştırıldı ve 19281928 Paris Sözleşmesi ile ödeme planı yapıldı.
Sürecin hangi aşamada olduğunu anlamak için ilk anlaşmayı bilmek gerekir.
2
19291929 Krizinin etkisini değerlendirme
Dünya Ekonomik Buhranı Türkiye'nin ödeme gücünü zayıflattı.
Dış borçlar sorununun neden 19301930'larda tekrar gündeme geldiğini açıklar.
3
Uluslararası çözüm mekanizmasını belirleme
Türkiye, 19311931 Hoover Moratoryumu'ndan yararlanarak ödemeleri erteletti.
Kriz sonrası diplomatik çözümün anahtarı bu belgedir.
4
Sonucu netleştirme
19331933 Paris Anlaşması ile borçlar Türk lirası ve kâğıt frangı cinsinden taksitlendirildi.
Sorunun Atatürk dönemindeki nihai çözüm şeklini belirler.

Anahtar Kavram

1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın Dış Borçlar Sorununa Etkisi ve Hoover Moratoryumu

İpuçları

1
Osmanlı borçları en çok hangi Avrupa ülkesinden alınmıştı? Bu ülke ile yaşanan krizleri düşünün.
2
19291929 Ekonomik Buhranı sonrası tüm dünyada borç ödemeleriyle ilgili yayımlanan ünlü moratoryumu hatırlayın.
3
Türkiye borçları tamamen reddetmemiş, 19541954 yılına kadar ödemeye devam etmiştir; ancak 19311931 yılında ABD'li bir liderin önerisiyle ödemelere ara verilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Borçlar sorunu çözülürken Türkiye'nin hangi ödeme birimini (Altın vs. Kâğıt Frank) savunduğunu ve 'takas (clearing)' sisteminin önemini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 440Soru

Türkiye, 19301930'lu yılların ikinci yarısında Batı'da Balkan Antantı ile sağladığı güvenlik kuşağını, Doğu'da Sadabat Paktı ile tamamlamak istemiştir. Ancak Sadabat Paktı'nın imzalanma süreci, bölge ülkeleri arasındaki kronik sorunlar nedeniyle gecikmiş; pakt ancak bu sorunların aşılmasıyla 19371937'de Tahran'da imzalanabilmiştir.

Buna göre, Sadabat Paktı'nın imzalanmasına zemin hazırlayan ve bölge devletleri arasındaki en önemli diplomatik engel olan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İran ve Irak arasındaki Şattülarap (Shatt al-Arab) su yolu ve sınır uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması

Cevap

İran ve Irak arasındaki Şattülarap (Shatt al-Arab) su yolu ve sınır uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması seçeneği doğrudur.
Sadabat Paktı'nın imzalanmasını geciktiren ve bölge devletleri arasındaki en temel diplomatik engel olan İran ve Irak arasındaki Şattülarap su yolu sorununun 19371937'de çözülmesi, paktın imzalanmasına zemin hazırlayan temel gelişmedir. Bu ikili kriz çözülmeden bölgesel bir ittifakın kurulması mümkün olmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sadabat Paktı'na giden süreci analiz etmek.
Paktın temel amacı, İtalya'nın Habeşistan işgali sonrası doğan tehdide karşı Doğu sınırlarını korumaktır.
Dış tehditlerin ortak bir güvenlik platformu oluşturma gerekliliğini belirlemek için.
2
Üye devletler arasındaki diplomatik engelleri incelemek.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında pakt planlanırken, İran ve Irak arasındaki Şattülarap su yolu meselesinin en büyük pürüz olduğu görülmektedir.
Paktın neden 19351935 yerine 19371937 yılında imzalanabildiğini anlamak için.
3
Çözüm sürecini değerlendirmek.
19371937 yılında İran ve Irak bu sınır sorununu çözmüş ve hemen ardından pakt Tahran'da imzalanmıştır.
Diplomatik engelin ortadan kalkışının paktın imzalanmasına olan doğrudan etkisini teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Sadabat Paktı'nın imzalanmasındaki diplomatik ön koşul ve bölgesel iş birliği dinamiği.

İpuçları

1
Paktın neden 19351935 yılındaki İtalyan tehdidine rağmen hemen değil de 19371937'de imzalanabildiğini düşünün.
2
İmza töreninin gerçekleştiği Tahran'daki süreçte, hangi iki komşu ülkenin sınır uyuşmazlığının paktın önünü açtığını hatırlayın.
3
Basra Körfezi'ne dökülen ve bugün de stratejik önemi devam eden Şattülarap bölgesindeki İran-Irak uyuşmazlığı bu düğümü çözen olaydır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı arasındaki temel farkları (askeri yükümlülükler ve üye seçimi) karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 22 / 30Sonraki
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 22 | Examkin