Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 301Soru

Yeni Türk Devleti'nde toplumsal hayatta ikilikleri önlemek ve uluslararası alanda uyum sağlamak amacıyla pek çok düzenleme yapılmıştır. Bu doğrultuda 2020 Mayıs 19281928 tarihinde kabul edilen "Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun" ile o güne kadar kullanılan rakam sisteminden vazgeçilerek modern rakamların kullanılması zorunlu kılınmıştır. Buna göre, uluslararası rakamların kabul edilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı dünyasıyla olan ticari, mali ve bilimsel ilişkilerde kolaylık ve bütünlük sağlamak

Cevap

Batı dünyasıyla olan ticari, mali ve bilimsel ilişkilerde kolaylık ve bütünlük sağlamak
Uluslararası rakamların kabulü, Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı dünyasıyla olan ekonomik, ticari, diplomatik ve bilimsel ilişkilerinde yaşanan iletişim ve işlem aksaklıklarını gidermek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu düzenleme, toplumsal hayatın evrensel standartlara taşınması sürecinin önemli bir adımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılabın adını ve tarihini analiz etme
2020 Mayıs 19281928 - Beynelmilel Erkam (Uluslararası Rakamlar) Kanunu.
Soru kökündeki spesifik düzenlemenin hangi alanda yapıldığını anlamak için tarih ve isim önemlidir.
2
"Beynelmilel" ve "Erkam" kelimelerinin anlamını yorumlama
Beynelmilel "uluslararası", Erkam ise "rakamlar" anlamına gelmektedir.
Bu terimler düzenlemenin doğrudan dış dünya ile entegrasyonu hedeflediğini gösterir.
3
Seçeneklerde dış dünya ile uyum hedefini bulma
Ticari, mali ve bilimsel ilişkilerde standartlaşma sağlayan seçeneğin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Batılı devletlerle kullanılan rakamların farklı olması, özellikle ticaret ve resmi yazışmalarda karışıklıklara yol açıyordu.

Anahtar Kavram

Toplumsal alanda yapılan ve uluslararası entegrasyonu sağlayan inkılaplar.

İpuçları

1
"Beynelmilel" kelimesinin modern Türkçedeki karşılığını düşünün.
2
Bu düzenlemenin 19251925'de kabul edilen Miladi Takvim ve 19311931'deki Ölçü Kanunu ile ortak bir amacı vardır.
3
Düzenleme, özellikle ticaret ve Avrupa ile olan resmi işlemlerdeki ikilikleri sona erdirmeyi hedefler.

Daha Fazla Pratik

Diğer 'uluslararası uyum' odaklı inkılapları (Takvim, Saat, Hafta Tatili) bir liste halinde çalışarak amaç benzerliklerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 302Soru

Atatürk Dönemi’nde demokratikleşme çabaları doğrultusunda kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, programında Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan farklı bazı siyasi ve ekonomik görüşlere yer vermiştir. Bu partinin programında yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi, doğrudan 'temsili demokrasinin güçlendirilmesi' ve halk iradesinin meclise yansımasını kolaylaştırma amacına yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletvekili seçimlerinin tek dereceli sistemle yapılması

Cevap

Milletvekili seçimlerinin tek dereceli sistemle yapılması
Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın programında yer alan 'Mebus intihabı tek dereceli olacaktır' maddesi, halkın aracı bir grup (müntehib-i sani) olmadan temsilcilerini doğrudan seçmesini öngörür. Bu durum, demokrasinin tabana yayılması ve meclisin halk iradesini daha net temsil etmesi açısından kritik bir siyasi taleptir. İktidar partisi olan CHF o dönemde 'çift dereceli seçim' sistemini uygulamaktaydı.

Adım Adım Çözüm

1
Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın (1930) kuruluş amacını ve programını analiz et.
Partinin, Cumhuriyet Halk Fırkası'na (CHF) muhalefet olarak liberal bir ekonomik model ve daha demokratik bir seçim sistemi önerdiği görülür.
Çok partili hayata geçiş denemelerinde partiler arasındaki temel farkları anlamak soruyu çözmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki 'siyasi' ve 'demokratik temsil' vurgusunu değerlendir.
Ekonomi ile ilgili maddeler elendiğinde geriye seçim sistemi ile ilgili öneri kalır.
Tek dereceli seçim sistemi, seçmenin temsilcisini doğrudan seçmesini sağlayarak milli egemenliği pekiştirir.

Anahtar Kavram

Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri

İpuçları

1
Türkiye'de 1946 yılına kadar seçimler iki aşamalı (çift dereceli) olarak yapılmıştır.
2
Serbest Cumhuriyet Fırkası, halkın temsilcilerini doğrudan seçmesini savunarak iktidardan daha demokratik bir seçim yöntemi önermiştir.
3
Soruda istenen 'doğrudan temsil' vurgusu, seçmenin oyunu doğrudan milletvekili adayına vermesi anlamına gelen sistemle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın programlarını liberalizm ve adem-i merkeziyetçilik kavramları açısından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 303Soru

Atatürk’ün Devletçilik ilkesi, 1923-1929 yılları arasında uygulanan liberal ekonomi denemelerinin özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle başarısız olması ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Bu model, kalkınmayı hızlandırmak amacıyla stratejik yatırımların bizzat devlet eliyle yapılmasını öngörür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1930’lu yıllarda Türkiye’de Devletçilik ilkesinin uygulanmasını zorunlu kılan gerekçelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel mülkiyet anlayışına son verilerek tüm üretim araçlarının aşamalı olarak devlet kontrolüne alınmasının amaçlanması

Cevap

Özel mülkiyet anlayışına son verilerek tüm üretim araçlarının aşamalı olarak devlet kontrolüne alınmasının amaçlanması seçeneği yanlıştır; çünkü Türk Devletçiliği özel mülkiyeti ve teşebbüsü koruyan bir yapıdadır.
Doğru yanıt olan seçenek, Devletçilik ilkesinin temel karakterine aykırıdır. Atatürkçü Devletçilik, özel mülkiyeti ve ferdi teşebbüsü reddeden dogmatik sistemlerden (Sosyalizm/Komünizm) farklı olarak; bireyin yapamadığı işleri devletin üstlenmesini ancak bireysel mülkiyeti ve faaliyeti esas tutan 'karma ekonomi' modelini benimsemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin ortaya çıkış koşullarını analiz etme
1927 Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığı ve 1929 krizinin etkisiyle özel sektörün yetersiz kaldığı görülür.
Politikanın neden bir 'zorunluluk' olduğunu anlamak için tarihsel bağlam gereklidir.
2
Atatürkçü Devletçilik ile dogmatik ekonomik sistemleri (Sosyalizm/Komünizm) karşılaştırma
Atatürkçü modelde devlet ve özel sektör beraberdir (Karma Ekonomi); oysa sosyalizmde özel mülkiyet yoktur.
Öğrencinin Devletçiliği yanlışlıkla 'özel mülkiyet karşıtlığı' olarak algılamasını önlemek gerekir.
3
Uygulama araçlarını hatırlama
Sümerbank ve Etibank gibi kurumların bu dönemde yatırımları finanse etmek için kurulduğu bilgisi doğrulanır.
İlkenin somut çıktılarının doğru gerekçelere dayanıp dayanmadığını test etmek içindir.

Anahtar Kavram

Atatürkçü Devletçilik (Karma Ekonomi)

İpuçları

1
Devletçilik ilkesi, Türkiye'nin o dönemdeki ekonomik yetersizliklerinden doğan 'pragmatik' bir modeldir.
2
Bu sistemde devlet, özel sektörü yok etmek yerine onun yapamadığı büyük yatırımları (maden, tekstil vb.) üstlenir.
3
Özel mülkiyetin yasaklanması Türk Devletçiliğinde değil, sosyalist/komünist ekonomik modellerde görülür.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi kapsamında kurulan Sümerbank ve Etibank'ın hangi sanayi kollarını desteklediğini incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken seçeneklerdeki maddelerin 'liberal ekonomi' ile neden yapılamayacağını düşünün; sermaye ve teknik bilgi eksikliği gibi durumlar devletin devreye girmesinin mantıksal sonucudur.
Tahmini Süre:50s
Soru 304Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde İnkılapçılık; sadece belli bir zaman diliminde yapılıp biten köklü değişiklikleri değil, hayatın ve bilimin sürekli değişen akışı karşısında sistemin kendi kendini güncellemesini sağlayan "metodolojik bir motor" işlevini ifade eder. Bu ilke sayesinde sistem, zamanın gerisinde kalmaktan ve dogmalaşmaktan korunur.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, İnkılapçılık ilkesinin Atatürkçü düşünce sistemine kazandırdığı bu dinamik yapının doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk İnkılabı'nın donmuş bir ideolojiye dönüşmesini engelleyerek her çağda güncelliğini koruması

Cevap

Türk İnkılabı'nın donmuş bir ideolojiye dönüşmesini engelleyerek her çağda güncelliğini koruması
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sistemine 'dinamik' bir karakter kazandırarak onun durağanlaşmasını ve zamanın gerisinde kalmasını engeller. Bu durum, sistemin kendini sürekli yenileyebilmesini ve her dönemde ihtiyaçlara cevap verebilen yaşayan bir yapı olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapçılık ilkesinin temel karakterini belirle.
İnkılapçılık sadece değişim değil, sürekli ve dinamik bir yenilenme sürecidir.
Soruda vurgulanan 'dinamik yapı' ve 'metodolojik motor' kavramlarını anlamak için gereklidir.
2
Sürekli yenilenmenin düşünce sistemi üzerindeki etkisini analiz et.
Sürekli yenilenen bir sistem dogmalaşmaz (değişmez kurallar bütünü haline gelmez).
Zamanın ve bilimin ilerleyişine uyum sağlayan sistemlerin hayatiyetini nasıl sürdürdüğünü görmek için gereklidir.
3
Seçenekler arasında bu dinamizmi en iyi yansıtan yargıyı bul.
İdeolojinin donmasını engellemek ve her çağda geçerli kalmak bu sürecin doğrudan sonucudur.
Atatürkçü düşüncenin neden 'yaşayan bir sistem' olduğunu kanıtlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamizm ve anti-dogmatik (bilimsellik/akılcılık) yönü.

İpuçları

1
Dinamizm ve durağanlığa karşı olma anahtar kelimelerine odaklanın.
2
İnkılapçılığın sistemi 'dogmalaşmaktan' nasıl koruduğunu düşünün.
3
Zamanla eskimeyen, kendini sürekli yenileyen bir düşünce sisteminin en büyük avantajı nedir?

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'akılcılık' ve 'bilimsellik' bütünleyici ilkeleriyle olan doğrudan bağını inceleyen sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'metodolojik motor' ifadesini 'yenilenme mekanizması' olarak okuyarak, bu mekanizmanın sistemi nasıl 'canlı' tuttuğunu analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 305Soru

Atatürk, 'Biz kimsenin düşmanı değiliz, yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.' ifadesiyle Türk Milliyetçiliğinin saldırgan ve ırkçı olmadığını, aksine bütün insanlığın huzur ve refahını arzuladığını vurgulamıştır. Bu ifade, Atatürkçü düşünce sisteminde yer alan aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisiyle en güçlü şekilde ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan ve İnsanlık Sevgisi

Cevap

İnsan ve İnsanlık Sevgisi bütünleyici ilkesidir.
İnsan ve İnsanlık Sevgisi ilkesi, Atatürk milliyetçiliğinin bencil bir anlayış olmadığını, aksine tüm insanlığın saadetini hedeflediğini belirtir. Alıntıda geçen 'insanlığın düşmanına düşman olmak' ifadesi, bu hümanist yaklaşımın en net örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Alıntıyı analiz et.
'İnsanlığın düşmanı olanların düşmanıyız' ifadesi, evrensel bir sevgi ve barış anlayışını işaret eder.
Atatürkçü düşüncede milliyetçilik, ırkçı değil insancıldır.
2
Kavramsal eşleştirme yap.
Evrensel barış ve insan haklarına saygı 'İnsan ve İnsanlık Sevgisi' ilkesinin temelidir.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin insancıl ve evrensel boyutlarını somutlaştırır.

Anahtar Kavram

İnsan ve İnsanlık Sevgisi

İpuçları

1
Metindeki 'insanlık' vurgusuna dikkat edin.
2
Türk milliyetçiliğinin ırkçılığa karşı olan evrensel boyutunu düşünün.
3
'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' sözüyle en paralel olan bütünleyici ilkeyi seçin.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesinin hangi temel ilkeyle doğrudan ilişkili olduğunu araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Milliyetçilik ilkesinin insancıl yönünü temsil eden bütünleyici ilkeyi hatırlamak çözümü kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 306Soru

2121 Haziran 19341934 tarihinde kabul edilen Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşının öz adından başka, ailesinin ortak olarak kullanacağı bir soyadı alması zorunlu hale getirilmiştir.

Buna göre, Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe konulmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Resmi işlemlerdeki karışıklıkları önlemek ve toplumsal alanda imtiyazsız, eşit bir yapı kurmak

Cevap

Resmi işlemlerdeki karışıklıkları önlemek ve toplumsal alanda imtiyazsız, eşit bir yapı kurmayı hedefleyen seçenek doğrudur.
Soyadı Kanunu, Osmanlı'dan devralınan isim sistemindeki karmaşayı (baba adı ve lakapla anılma) sona erdirerek askerlik, eğitim, tapu ve miras gibi resmi işlemlerde düzen sağlamıştır. Aynı zamanda ayrıcalık belirten lakapların yasaklanmasıyla 'imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle' oluşturma hedefine hizmet ederek Halkçılık ilkesini pekiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunun içeriğini analiz etme
Soyadı Kanunu'nun sadece bir isim alma zorunluluğu değil, aynı zamanda rütbe ve aşiret isimlerini yasaklayan bir yapısı olduğu görülür.
Toplumsal düzenleme kanunlarının hangi sorunları çözmek için çıkarıldığını belirlemek gerekir.
2
Amaç-Sonuç ilişkisi kurma
Aynı adı taşıyan kişilerin askere alma, vergi, miras ve tapu işlemlerinde karışıklığa yol açtığı saptanır.
Bürokratik aksaklıkların giderilmesi devlet otoritesi ve toplumsal huzur için elzemdir.
3
İlke eşleştirmesi yapma
Ayrıcalık belirten lakapların yasaklanması doğrudan 'Halkçılık' ilkesiyle ilişkilidir.
Halkçılık, toplumda sınıf ayrımını reddeder ve kanun önünde eşitliği savunur.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi doğrultusunda toplumsal eşitlik ve bürokratik düzen.

İpuçları

1
Eski sistemde kişilerin sadece 'Ahmet oğlu Mehmet' gibi ifadelerle tanınmasının devlet kayıtlarında ne gibi zorluklar çıkarabileceğini düşünün.
Tahmini Süre:50s
Soru 307Soru

19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisiyle Türkiye, 19301930'lu yıllardan itibaren "Devletçilik" ilkesini daha aktif bir şekilde uygulamaya koymuştur. Bu doğrultuda hazırlanan ve 19341934 yılında yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın temel özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel sektörün faaliyetlerinin tamamen durdurularak mülkiyetin bütünüyle devlete geçirilmesi

Cevap

Özel sektörün faaliyetlerinin tamamen durdurularak mülkiyetin bütünüyle devlete geçirilmesi ifadesi, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın veya Türkiye'deki Devletçilik anlayışının bir özelliği değildir.
Türkiye'deki Devletçilik uygulaması, liberal sistemden tamamen kopan veya özel mülkiyeti reddeden bir sistem değildir. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı süresince devlet büyük fabrikalar kurarken, özel sektörün de faaliyetlerine devam etmesine izin verilmiş ve hatta İş Bankası gibi kurumlar aracılığıyla teşvik edilmiştir. Bu nedenle özel sektörün tamamen durdurulması gibi bir durum söz konusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
19301930'lu yılların ekonomik konjonktürünü analiz et.
19291929 krizinin ardından Türkiye'nin sermaye yetersizliği nedeniyle devlet öncülüğünde kalkınma modeline geçtiği tespit edilir.
Dönemin şartlarını anlamak, uygulanan politikaların sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın kapsamını ve yöntemini değerlendir.
Planın; ithal ikameci (dışa bağımlılığı azaltan), devlet destekli ve Sovyet yardımıyla yürütülen bir yapıya sahip olduğu görülür.
Planın ayırt edici özelliklerini belirlemek, yanlış seçenekleri elemeyi sağlar.
3
Türkiye'deki Devletçilik ilkesinin özel mülkiyetle ilişkisini incele.
Karma ekonomi modeline benzer şekilde, devletin yanında özel teşebbüsün de varlığını sürdürdüğü, ancak büyük yatırımların devlet eliyle yapıldığı anlaşılır.
Sosyalist/Komünist sistemler ile Atatürk dönemi Devletçilik anlayışı arasındaki temel farkı kavramak soruyu çözdürür.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Planlı Ekonomi (1930-1938)

İpuçları

1
Türkiye'deki Devletçilik anlayışı, özel sektöre tamamen kapalı bir sistem midir?
2
19301930'lu yıllarda Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığı sonrası devlet ön plana çıksa da mülkiyet hakları saklı kalmıştır.
3
Devletçilik, özel sektörün yapamadığını devletin yapmasıdır; mülkiyetin bütünüyle kamulaştırılması (kolektifleştirme) değildir.

Daha Fazla Pratik

İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın neden uygulanamadığını (II. Dünya Savaşı etkisi) araştırarak dönemi tamamlayabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken Türkiye'deki Devletçilik modelini, Sovyetler Birliği'ndeki katı merkeziyetçi (özel mülkiyeti reddeden) modelden ayıran farkları hatırlamak hızlı eleme yapmanızı sağlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 308Soru

Türkiye’de 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu’na rağmen özel sektörün büyük sanayi yatırımlarını gerçekleştirecek yeterli sermaye, teknik bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı görülmüştür. Bu durum, milli kalkınmanın hızlanması için devletin bizzat yatırımcı ve işletmeci olarak devreye girmesini zorunlu kılmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda, Atatürk’ün "Devletçilik" anlayışının özünü oluşturan temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişilerin gerçekleştiremediği büyük işleri devletin yapması, ancak özel girişimleri de destekleyen bir karma model uygulamak

Cevap

Atatürk’ün devletçilik anlayışı; kişilerin sermaye yetersizliği nedeniyle yapamadığı büyük çaplı yatırımları devletin üstlenmesini öngören, ancak özel girişimleri de teşvik eden karma bir ekonomik yapıdır.
Doğru seçenek olan yaklaşım, devletçiliğin Türkiye'ye özgü 'karma ekonomi' karakterini ifade eder. Bu modelde devlet, sanayi ve altyapı gibi büyük yatırımları bizzat yürütürken, vatandaşların bireysel girişimlerini ve sermaye birikimini de destekler. Bu, ideolojik bir dayatmadan ziyade dönemin iktisadi imkansızlıklarından doğmuş bir çözümdür.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri analiz etme
Özel sektörün sermaye ve teknik bilgi yetersizliği vurgulanmaktadır.
Devletçilik ilkesinin hangi şartlar altında ve neden doğduğunu anlamak için gereklidir.
2
Devletçilik ilkesinin kapsamını belirleme
Devletin bizzat yatırımcı olması ancak özel sektörle çatışmaması ilkesi tespit edilir.
Devletçiliği diğer ekonomik sistemlerden (sosyalizm veya liberalizm) ayıran temel farkı bulmak için gereklidir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Özel sektörü dışlamayan ancak devletin öncülüğünü kabul eden model belirlenir.
En doğru tanımı içeren seçeneğe ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Zorunluluk

İpuçları

1
Devletçilik ilkesinin bir tercih mi yoksa o dönemdeki sermaye eksikliğinden doğan bir zorunluluk mu olduğunu düşünün.
2
Bu ilke uygulanırken özel mülkiyetin ve bireysel girişimlerin tamamen yasaklanıp yasaklanmadığına dikkat edin.
3
Devletçilik, Türkiye'ye özgü "karma ekonomi" (devlet + özel sektör) modelinin temelini oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda açılan kurumları (Sümerbank, Etibank vb.) incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 309Soru

1924 Anayasası’nın kabulü sürecinde, devletin rejiminin "Cumhuriyet" olduğu hükmünün anayasanın değiştirilemez maddeleri arasına alınması, Türk siyasal hayatında kritik bir eşiktir. Bu durum, sadece bir yönetim biçiminin seçilmesi değil, aynı zamanda egemenliğin kaynağının "hanedan" temelli bir meşruiyetten, "ulus" temelli bir meşruiyete kalıcı olarak aktarıldığının tescilidir. Bu bilgiler ışığında; Cumhuriyetçilik ilkesinin "değiştirilemezlik" zırhına büründürülmesinin temel siyasal amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi iktidarın meşruiyet zeminini, kişisel iradelerin müdahalesine kapalı hale getirerek halk iradesini kurumsal bir sürekliliğe kavuşturmak

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesinin anayasada değiştirilemez kılınmasının temel amacı, siyasi iktidarın meşruiyet zeminini kişisel veya hanedancı müdahalelere kapatarak halk iradesini kurumsal bir sürekliliğe kavuşturmaktır.
Cumhuriyetçilik ilkesinin anayasal olarak değiştirilemez kılınması, Türkiye Devleti'nin temelini oluşturan 'Milli Egemenlik' prensibini koruma altına almıştır. Bu sayede, gelecekte yapılabilecek anayasa değişiklikleri ile egemenliğin tekrar bir kişiye veya hanedana devredilmesinin yolu kapatılmış, iktidarın meşruiyet zemini halkın iradesine kalıcı olarak sabitlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin özünü analiz et
Cumhuriyetçilik, egemenliğin kaynağının kişiden (padişah) millete geçmesidir.
Soru, bu geçişin neden 'değiştirilemez' yapıldığını sormaktadır.
2
1924 Anayasası'ndaki 'değiştirilemezlik' (Madde 102) hükmünün hukuki etkisini değerlendir
Bu madde, devletin rejiminin bir daha monarşiye dönmesini hukuken imkansız kılar.
Geçmişteki hanedan egemenliğine dönüş yollarını kapatmak temel siyasi kaygıdır.
3
Atatürk'ün milli egemenlik anlayışıyla bağlantı kur
Egemenlik bölünmez ve devredilemez olduğu için, bu iradenin kurumsallaşması gerekir.
Kurumsallaşma, kişisel iradelerin (vesayet odaklarının) halkın kararı üzerine çıkmasını engeller.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ve Milli Egemenliğin Kurumsallaşması

İpuçları

1
Cumhuriyet ilkesinin neden 'dokunulmaz' kılındığını düşünün; bu kime karşı bir önlemdir?
2
Atatürk devrimlerinde egemenlik kimden alınıp kime verilmiştir? Değiştirilemezlik maddesi bu 'yeni sahibi' korumayı amaçlar.
3
Bir maddenin anayasada değiştirilemez olması, o ülkenin geçmişteki monarşik (hanedancı) düzene geri dönmesini engellemek için kurulan hukuki bir barajdır.

Daha Fazla Pratik

1924 Anayasası'nda meclis üstünlüğü ve kabine sistemi arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 310Soru

Yeni Türk Devleti'nde 19251925 yılında Miladi Takvim ve uluslararası saatin kabul edilmesi, 19311931 yılında ölçü ve tartı birimlerinin değiştirilmesi ve 19351935 yılında hafta tatilinin Cuma'dan Pazar gününe alınması gibi düzenlemeler yapılmıştır.

Bu inkılapların yapılmasındaki ortak ve temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı dünyasıyla olan ticari ve ekonomik ilişkilerdeki uyumsuzlukları gidermek

Cevap

İnkılapların ortak amacı Batı dünyasıyla olan ticari ve ekonomik ilişkilerdeki uyumsuzlukları gidermektir.
Verilen tüm düzenlemeler (takvim, saat, ölçü ve hafta tatili), Türkiye'nin Batılı devletlerle olan ticari ve resmi ilişkilerinde yaşanan zaman ve ölçü farklarından kaynaklanan karışıklıkları gidermek amacıyla yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların içeriğini analiz etme
Miladi Takvim, uluslararası saat, ölçü birimleri ve hafta tatili değişikliği gibi düzenlemelerin teknik/sosyal alanlarda olduğu görülür.
Soruda verilen inkılapların hangi alanda toplandığını belirlemek gerekir.
2
Düzenlemelerin zamanlamasını ve gerekçesini değerlendirme
Osmanlı'dan kalan Hicri/Rumi takvimlerin ve yöresel ölçü birimlerinin Avrupa ile olan ticarette 'ikilik' ve 'karışıklık' yarattığı tespit edilir.
İnkılapların hangi sorunu çözmek için yapıldığını anlamak doğru cevaba ulaştırır.
3
Ortak paydayı bulma
Tüm bu değişikliklerin ortak sonucu, Türkiye'nin uluslararası ekonomik sisteme tam entegrasyonudur.
Farklı inkılapların tek bir temel amaçta birleştiği nokta budur.

Anahtar Kavram

Uluslararası Standartlara Uyum ve Ekonomik Entegrasyon

İpuçları

1
Bu inkılapların çoğunda 'uluslararası' veya 'beynelmilel' ifadesinin geçtiğini hatırlayın.
2
Özellikle hafta tatilinin Cuma'dan Pazar'a alınması, Avrupa borsaları ve bankalarıyla aynı gün tatil yapma ihtiyacından doğmuştur.
3
Temel sorun, Osmanlı'dan kalan sistemlerin modern dünya ile olan ticareti zorlaştırmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Bu inkılapların hangi Atatürk ilkesiyle (İnkılapçılık ve Halkçılık) daha yakından ilgili olduğunu analiz edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

İnkılapların yapıldığı tarihlere bakıldığında, Türkiye'nin dış dünyayla ekonomik bağlarını güçlendirmeye çalıştığı bir dönem olduğu görülebilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 311Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ekonomi alanında bağımsızlığı sağlamak ve halkın refahını artırmak amacıyla birçok inkılap gerçekleştirilmiştir. Aşağıdaki tabloda bu inkılaplardan bazıları ve temel hedefleri eşleştirilmiştir:

İnkılap / GelişmeTemel Hedef
Kabotaj KanunuDenizlerde bağımsızlık ve milli işletmecilik
Aşar Vergisinin KaldırılmasıKöylünün üzerindeki yükü azaltmak ve üretimi artırmak
Teşvik-i Sanayi KanunuÖzel sektörün sanayi yatırımları yapmasını desteklemek
I.I. Beş Yıllık Sanayi Planı?

Tablodaki bilgilere dayanarak, '?' ile belirtilen alana getirilmesi gereken en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi yatırımlarını devlet eliyle, planlı ve sistematik bir şekilde gerçekleştirmek

Cevap

Sanayi yatırımlarını devlet eliyle, planlı ve sistematik bir şekilde gerçekleştirmek
Doğru yanıt olan ifade, 19301930'lu yılların temel ekonomik stratejisini yansıtır. 19291929 krizi sonrası Türkiye, kalkınmayı hızlandırmak için devletin bizzat yatırımcı olduğu 'Devletçilik' modeline geçmiş ve bu kapsamda 19331933'te hazırlanan planla birçok fabrika kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki diğer inkılapların mantığını ve amacını analiz etme.
Kabotaj, Aşar ve Teşvik-i Sanayi gibi adımların milli bir ekonomi kurma yolundaki farklı aşamalar olduğu görülür.
Sorunun bağlamını ve dönemin ekonomik eğilimini anlamak için gereklidir.
2
I.I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın (19331933) ortaya çıkış nedenini değerlendirme.
Özel sektörün sermaye birikimi yetersizliği ve 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisiyle devletin doğrudan müdahalesinin zorunlu hale geldiği anlaşılır.
Hangi ekonomik modelin (Devletçilik) devreye girdiğini belirlemek için kritiktir.
3
Devletçilik modelinin planlı sanayileşmedeki rolünü belirleme.
Temel tüketim maddelerini üretecek fabrikaların (şeker, dokuma, kağıt vb.) devlet bütçesiyle ve merkezi bir plan dahilinde kurulması hedeflenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için sonuç aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Planlı Ekonomi

İpuçları

1
Bu plan, 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın ardından özel sektörün sermaye yetersizliğini gidermek için hazırlanmıştır.
2
Planın uygulanmasıyla devlet bizzat fabrika kurmaya başlamış, bu durum 'Devletçilik' ilkesiyle özdeşleşmiştir.
3
Sümerbank gibi kurumların bu dönemde kurulması, sanayi yatırımlarının devlet eliyle ve bir plan dahilinde yapıldığının en büyük kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

I.I. Beş Yıllık Sanayi Planı döneminde açılan fabrikaları (Nazilli Basma, Paşabahçe Cam vb.) ve bu yatırımları finanse eden kurumları (Sümerbank, Etibank) inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 312Soru

Osmanlı Devleti’nde Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti, hem din işlerini yürütmekte hem de Bakanlar Kurulu içinde yer alarak hükümet kararlarının dinsel uygunluğunu bir nevi denetlemekteydi. 33 Mart 19241924’te bu vekaletin kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurulması, Türkiye Cumhuriyeti’nde laikleşme yolundaki en kritik adımlardan biri kabul edilir. Bu kurumsal değişikliğin, devletin "siyasal karar alma mekanizması" üzerindeki en belirgin etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karar alma sürecinin teokratik denetim mekanizmalarından arındırılarak rasyonel bir zemine oturtulması

Cevap

Karar alma sürecinin teokratik denetim mekanizmalarından arındırılarak rasyonel bir zemine oturtulması
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması, dinin bir bakanlık düzeyinde hükümet içerisinde temsil edilerek siyasi kararları denetleme gücünü sona erdirmiştir. Bu durum, icra organının (hükümetin) tamamen dünyevi ve akılcı esaslara göre çalışmasının önünü açarak laikliğin en temel unsuru olan din ve siyaset ayrımını kurumsallaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin eski işlevini analiz et
Bu vekalet, hükümetin (icra) bir parçasıydı ve kararların şeriata uygunluğunu denetliyordu.
Laikliğin önündeki en büyük kurumsal engel, dini otoritenin siyasi karar mekanizması içinde yer almasıdır.
2
33 Mart 19241924 değişikliğinin niteliğini belirle
Vekalet (Bakanlık) statüsünden, Başbakanlığa bağlı bir Başkanlık (Diyanet) statüsüne geçildi.
Bu değişim, dinin bir siyasi güç ve baskı aracı olmasını engelleyerek onu kamu hizmeti seviyesine indirgemiştir.
3
Sonucu laiklik ve rasyonalizm açısından yorumla
Hükümet kararları artık dinsel bir onaya muhtaç olmaktan çıkmıştır.
Siyasal meşruiyetin kaynağı ilahi referanslardan rasyonel ve hukuki referanslara kaymıştır.

Anahtar Kavram

Siyasal Laikleşme ve İdari Rasyonalizasyon

İpuçları

1
Şer’iyye Vekâleti'nin Bakanlar Kurulu içindeki statüsünü ve 'Vekalet' (Bakanlık) kelimesinin siyasi gücünü düşünün.
2
Bir din adamının veya dinsel bir kurumun, hükümetin aldığı her kararı 'dinen uygun mu?' diye sorma yetkisinin kaldırılması ne anlama gelir?
3
Bu düzenleme, siyasi otoritenin (TBMM ve Hükümet) üzerinde hiçbir dinsel vesayet kalmamasını hedeflemiştir.

Daha Fazla Pratik

Bu reformun ardından gelen 19281928 Anayasa değişikliğini inceleyerek laikleşme sürecinin hukuksal aşamalarını karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

Atatürk, 19331933 yılında yaptığı bir konuşmada; "Türkiye'nin tatbik ettiği devletçilik sistemi, sosyalizm ve komünizm gibi mülkiyeti reddeden bir sistem değildir." diyerek Türk modelinin özgünlüğüne dikkat çekmiştir. Bu model aynı zamanda, devletin sadece asayiş ve adalet gibi klasik görevlerle yetindiği liberal "jandarma devlet" anlayışından da ayrılmaktadır.

Bu bilgiler ışığında, Atatürk dönemi devletçilik ilkesinin temel karakteri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel mülkiyet ve bireysel girişimleri koruyarak devletin iktisadi kalkınmada planlayıcı ve öncü bir rol üstlendiği

Cevap

Özel mülkiyet ve bireysel girişimleri koruyarak devletin iktisadi kalkınmada planlayıcı ve öncü bir rol üstlendiği
Atatürk'ün sözlerinde vurgulanan temel fark, Türk devletçilik modelinin ne tam bir liberalizm ne de tam bir kolektivizm olduğudur. Bu model, özel teşebbüsün gücünün yetmediği büyük yatırımları (örneğin Sümerbank ve Etibank projeleri) devletin yapmasını, ancak aynı zamanda bireysel girişimleri de teşvik etmesini öngören 'Karma Ekonomi' karakterine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramları analiz et
Devletçiliğin sosyalizm (özel mülkiyet reddi) ve liberalizmden (devletin ekonomiye karışmaması) farklı olduğu belirlendi.
Soruda verilen alıntı, Türk devletçiliğinin özgün (karma) yapısına işaret etmektedir.
2
Devletçiliğin 'Özgünlük' ve 'Zorunluluk' şartlarını değerlendir
Modelin hem bireyi (ferdi faaliyet) hem de devleti ekonominin merkezine koyduğu anlaşıldı.
Özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle devletin rehberlik yapması temel zorunluluktur.
3
Seçenekleri karşılaştır
Hem özel mülkiyeti koruyan hem de devletin planlayıcılığını vurgulayan ifadenin doğruluğu onaylandı.
Karma ekonomi modeli, Atatürkçü devletçiliğin en kapsamlı tanımıdır.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Devletçiliğin Özgünlüğü

İpuçları

1
Metinde devletçiliğin sosyalizmden (özel mülkiyet yasağı) ve liberalizmden (tam serbestlik) farkı vurgulanıyor.
2
Türkiye'de devletçiliğin uygulanma sebebi, halkın elinde yeterli sermaye olmamasıdır; bu yüzden devlet ve birey iş birliği (karma ekonomi) yapılmıştır.
3
Doğru cevap, hem devletin yatırımcı rolünü hem de özel sektörün varlığını bir arada barındıran ifade olmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin uygulama araçları olan Sümerbank ve Etibank'ın kuruluş amaçlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu 'Eleme Yöntemi' ile çözebilirsiniz: 'Özel mülkiyeti reddetme' (B), 'Devletin ekonomiden çekilmesi' (C) ve 'Dışa bağımlılık' (D) gibi ifadeler Atatürkçü düşünce sistemiyle uyuşmadığı için kolayca elenebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 314Soru

19341934 yılında kabul edilen "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" ile hangi dine mensup olursa olsun din adamlarının mabetler ve ayinler haricinde dini kıyafetlerle dolaşması yasaklanmıştır. Kanun, bu kurala sadece en yüksek makamdaki dini liderler (Diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni Patrikleri ile Yahudi Hahambaşısı) için birer kişilik istisna tanımıştır.

Bu düzenlemedeki istisnai durumun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini temsil makamlarını resmen tanıyarak devlet protokolü ve denetimi altında tutmak

Cevap

Dini temsil makamlarını resmen tanıyarak devlet protokolü ve denetimi altında tutmak
Doğru yanıt olan ifade, devletin laik yapısını korurken aynı zamanda din hizmetlerinin en üst temsilcilerini resmi protokolde tanımlamasını açıklar. Bu istisna, dini bir üstünlük sağlamak yerine, devletin bu makamları tanıdığını ve onların kamusal alandaki görünürlüğünü belirli bir resmiyet çerçevesinde (tek kişi ile sınırlı tutarak) denetlediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
19341934 tarihli Kıyafet Kanunu'nun içeriğini analiz et
Kanunun asıl amacı, din adamlarının dini sembolleri kamusal alanda bir imtiyaz aracı olarak kullanmasını engellemek ve toplumsal eşitliği sağlamaktır.
Toplumsal alanda laikleşme ve eşitlik hedeflerini anlamak için temel yasanın ruhunu bilmek gerekir.
2
Kanundaki istisnai durumu (tek kişilik kontenjan) yorumla
İstisna; Diyanet İşleri Başkanı (Müslüman), Patrikler (Hristiyan) ve Hahambaşı (Musevi) gibi en üst düzey liderleri kapsar.
İstisnanın kimlere verildiği, devletin bu makamları idari ve resmi bir muhatap olarak kabul ettiğini gösterir.
3
İstisnanın idari gerekçesini belirle
Bu durum dini bir ayrıcalık değil, devlet protokolünde bu makamların bir karşılığı olduğunu ve devletin dini alan üzerindeki denetim gücünü simgeler.
Laik bir devlette din hizmetlerinin örgütleniş biçimi ve resmi temsil sınırlarını belirlemek esastır.

Anahtar Kavram

Laiklik ve Halkçılık ilkelerinin toplumsal düzen ve devlet otoritesi ile ilişkisi

İpuçları

1
Bu düzenlemenin Halkçılık ilkesindeki 'eşitlik' ile olan ilişkisini düşünün.
2
Devletin bir makamı resmen tanıması, o makamı kimin temsil edeceğini ve nasıl temsil edeceğini denetlemesi anlamına gelir.
3
Resmi törenlerde veya devlet kabullerinde dini liderlerin hangi sıfatla ve hangi kılıkla bulunacağını belirleyen şey 'protokol' kurallarıdır.

Daha Fazla Pratik

Şapka Kanunu (19251925) ile Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (19341934) arasındaki kapsam farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 315Soru

1934 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu ve bu kanunun uygulanmasına dair hazırlanan nizamname ile toplumsal alanda imtiyazların sonlandırılması, resmi işlemlerin düzenlenmesi ve milli kimliğin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, vatandaşların seçeceği soyadları için belirli yasaklar ve kısıtlamalar getirilmiştir.

Buna göre, Soyadı Kanunu ve ilgili nizamname hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin soyadı olarak kullanılması yasaklanan unsurlar arasında yer aldığı söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eski Türk devlet büyüklerinin ve kahramanlarının isimleri

Cevap

Eski Türk devlet büyüklerinin ve kahramanlarının isimleri
1934 tarihli Soyadı Kanunu'nun 3. maddesi ve ilgili uygulama nizamnamesi; rütbe, memuriyet, aşiret, yabancı ırk ve millet isimleriyle genel ahlaka aykırı kelimelerin soyadı olarak kullanılmasını açıkça yasaklamıştır. Ancak 'Mete', 'Oğuz', 'Attila', 'Selçuk' gibi eski Türk devlet büyüklerinin veya kahramanlarının isimlerinin kullanılmasına yönelik bir yasak getirilmemiş, aksine bu tür isimler Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda milli kimliği pekiştirdiği için teşvik edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soyadı Kanunu'nun (1934) temel amaçlarını belirleme
Kanunun hem Halkçılık (eşitlik) hem de Milliyetçilik (milli kimlik) ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olduğu tespit edilir.
Yasakların hangi mantık çerçevesinde (ayrıcılık mı, yabancılık mı, etik mi) getirildiğini anlamak için gereklidir.
2
Kanunda ve nizamnamede belirtilen yasaklı kategorileri analiz etme
Rütbe, memuriyet, aşiret, yabancı ırk/millet isimleri ve ahlaka aykırı kelimelerin yasak olduğu belirlenir.
Seçenekleri elemek için somut hukuki dayanak oluşturur.
3
Seçenekleri bu hukuki dayanaklarla karşılaştırarak istisnayı bulma
Tarihi Türk isimlerinin (Mete, Selçuk, Oğuz vb.) milli kültürü yaşatma amacına hizmet ettiği ve yasaklar listesinde bulunmadığı sonucuna varılır.
Milli kimlik vurgusu ile imtiyaz belirten unvanlar arasındaki ayrımı netleştirir.

Anahtar Kavram

Soyadı Kanunu'ndaki kısıtlamalar ve toplumsal eşitlik ilkesi

İpuçları

1
Soyadı Kanunu'nun hangi toplumsal gruplaşmaları (aşiret, unvan vb.) bitirmek istediğini hatırlayın.
2
Kanun, milli kimliği güçlendirmek amacıyla tarihi Türk şahsiyetlerinin isimlerine karşı bir kısıtlama getirmiş olabilir mi?
3
Yasaklar listesinde; rütbe, memuriyet, aşiret ve yabancı millet isimleri yer alırken, Türk tarihine ait isimler teşvik edilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Soyadı Kanunu ile aynı yıl kabul edilen 'Efendi, Bey, Paşa gibi unvanların kaldırılmasına dair kanun'un gerekçelerini inceleyerek toplumsal eşitlik hedefini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 316Soru

1717 Şubat 19261926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile aile, miras ve borçlar hukuku gibi alanlarda o güne kadar uygulanan dinsel temelli kurallar yürürlükten kaldırılmış; yerine çağdaş, akılcı ve dünyevi esaslara dayanan yeni bir hukuk düzeni getirilmiştir.

Bu köklü değişikliğin laiklik ilkesi kapsamında değerlendirilmesindeki temel dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal düzenin ve hukuk kurallarının teokratik referanslar yerine akıl ve bilimin rehberliğinde yapılandırılması

Cevap

Toplumsal düzenin ve hukuk kurallarının teokratik referanslar yerine akıl ve bilimin rehberliğinde yapılandırılması
Türk Medeni Kanunu ile hukuk sistemi şer'i (dini) temellerden arındırılarak akılcı ve bilimsel esaslara oturtulmuştur. Laiklik ilkesinin en geniş tanımı, devletin hukuk sisteminin ve toplumsal yaşamın vahiyle değil, akıl ve toplumun ihtiyaçlarıyla şekillenmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Medeni Kanun'un içeriğini analiz etme
Dini hukuktan (Mecelle) vazgeçilip modern hukuka geçildiği saptanır.
Laiklik, sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın dünyevi kurallarla düzenlenmesidir.
2
Atatürk ilkeleri ile kavramsal eşleştirme yapma
Hukukun kaynağının değişmesi (dinden akla geçiş) doğrudan laikliğe işaret eder.
Halkçılık (eşitlik) ve Cumhuriyetçilik (siyasal katılım) gibi diğer ilkelerin sonuçları bu temel üzerine inşa edilir.

Anahtar Kavram

Hukukun Dünyevileşmesi ve Akılcılık

İpuçları

1
Bir düzenlemenin 'kaynağının' (din mi yoksa akıl mı?) değişmesi hangi ilkeyle ilgilidir?
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 317Soru

Atatürk Dönemi’nde toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmak, laiklik ilkesini pekiştirmek ve uluslararası sistemle bütünleşmek amacıyla birçok inkılap gerçekleştirilmiştir.

Buna göre;
I. Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesi
II. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
III. Miladi Takvim ve uluslararası saat sistemine geçilmesi
IV. Uluslararası ölçü ve tartı birimlerinin benimsenmesi

gelişmelerinin eskiden yeniye doğru kronolojik sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II - III - IV - I

Cevap

Toplumsal alanda yapılan inkılapların doğru kronolojik sıralaması II - III - IV - I şeklindedir.
Toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılapların tarihsel dizilimi şöyledir: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (19251925 Kasım), Miladi Takvim ve uluslararası saat sistemine geçilmesi (19251925 Aralık), Uluslararası ölçü ve tartı birimlerinin kabulü (19311931) ve Soyadı Kanunu'nun kabulü (19341934). Bu durum doğru sıralamanın 'II - III - IV - I' olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların kabul tarihlerini belirleyin.
II. Tekke ve Zaviyeler: 3030 Kasım 19251925, III. Takvim ve Saat: 2626 Aralık 19251925, IV. Ölçü ve Tartı: 2626 Mart 19311931, I. Soyadı Kanunu: 2121 Haziran 19341934.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir düzenlemenin kanunlaşma yılını bilmek gerekir.
2
Elde edilen tarihleri eskiden yeniye doğru dizin.
Sıralama: 19251925 (Kasım) \rightarrow 19251925 (Aralık) \rightarrow 19311931 \rightarrow 19341934.
Soruda istenen 'eskiden yeniye' kriterine göre mantıksal dizilim yapılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Alanda Yapılan İnkılapların Kronolojisi

İpuçları

1
En eski düzenlemenin Şapka İnkılabı ile aynı yıl (19251925) yapılan Tekke ve Zaviyelerin kapatılması olduğunu hatırlayın.
2
Takvim ve saat değişikliği de 19251925 sonunda yapılmıştır ancak tekke ve zaviyelerden birkaç hafta sonradır.
3
Soyadı Kanunu (19341934), listedeki diğer tüm inkılaplardan (ölçü ve tartı dahil) daha sonra gerçekleştirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

1925 yılında yapılan toplumsal inkılapların ay bazındaki sırasını çalışarak benzer kronoloji sorularına hazırlanın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 318Soru

Atatürk’ün Halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir zümreye, aileye veya kişiye ayrıcalık tanınmamasını, kanun önünde tam bir eşitliği ve devlet imkânlarından her vatandaşın eşit şekilde yararlanmasını temel alan bir anlayıştır. Bu ilke, Türk toplumunu sınıfsız ve imtiyazsız bir bütün olarak kabul eder.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Halkçılık ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen düzenlemelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanarak temel tüketim maddelerini üretecek fabrikaların devlet eliyle açılması

Cevap

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda fabrikaların devlet eliyle açılması, devletin ekonomik hayata doğrudan müdahalesini öngördüğü için 'Devletçilik' ilkesi kapsamında değerlendirilmektedir.
Doğru cevap olan ifade Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ve devlet eliyle fabrika açılmasıyla ilgilidir; bu durum doğrudan devletin ekonomiye müdahalesini ve sermaye birikimini yönetmesini ifade ettiği için 'Devletçilik' ilkesiyle ilişkilidir. Halkçılık ilkesi ise daha çok sosyal, hukuki ve siyasi eşitlik ile ilgilenir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel amacı belirlenir.
Halkçılık; kanun önünde eşitlik, sosyal adalet ve imtiyazsız bir toplum yapısını hedefler.
Sorunun çözümünde hangi inkılapların 'eşitlik' odaklı olduğunu saptamak için bu tanım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların toplumsal etkileri analiz edilir.
Aşar vergisinin kaldırılması (ekonomik eşitlik), Soyadı Kanunu (sosyal eşitlik), Kadın hakları (siyasi eşitlik) ve Medeni Kanun (hukuki eşitlik) sağladığı görülür.
Bu düzenlemelerin tamamı toplumun genelini kapsayan ve ayrıcalıkları bitiren çalışmalardır.
3
Yanlış olan seçenek diğer ilkelerle kıyaslanır.
Sanayi planı ve fabrikaların devlet eliyle kurulması ekonomik bir yatırım modelidir.
Yatırımın devlet tarafından üstlenilmesi 'Devletçilik' ilkesinin temel karakteristiğidir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi; imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış bir toplum idealini savunurken, devletin vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapmamasını öngörür.

İpuçları

1
Halkçılık ilkesini ararken 'eşitlik', 'ayrıcalıksız toplum' ve 'sosyal adalet' kavramlarına odaklanın.
2
Bir düzenleme eğer toplumdaki bir grubun (kadınlar, köylüler, unvansız kişiler vb.) diğerleriyle eşitlenmesini sağlıyorsa bu Halkçılıktır.
3
Ekonomik yatırımların bizzat devlet tarafından yapılmasını öngören planlar ve fabrikalar genellikle 'Devletçilik' ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Halkçılık arasındaki 'Sosyal Devlet' bağını pekiştirmek için iki ilkenin ortak noktalarını inceleyen sorulara bakabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Halkçılık ilkesini 'Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitleyiz' sloganı üzerinden kodlayabilirsiniz. Seçeneklerde bu birliğe ve eşitliğe aykırı olan veya sadece ekonomik yatırım yöntemini anlatan şıkkı arayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 319Soru

Atatürk, Cumhuriyet'i "demokrasi sistemiyle devlet şekli" olarak tanımlamış ve bu sistemin devlet organları arasındaki uyumu en üst seviyede sağlaması gerektiğini vurgulamıştır. Milli Mücadele döneminin olağanüstü şartlarında benimsenen "Meclis Hükümeti Sistemi", meclis içinden her bakanın tek tek meclis oyuyla seçilmesi nedeniyle zamanla hükümet krizlerine yol açmış; bu durum ise millî iradenin yönetimde istikrarlı bir şekilde temsil edilmesini zorlaştırmıştır. 19231923 yılının Ekim ayında yaşanan "Hükümet Bunalımı", mevcut sistemin artık işleyemez hale geldiğini açıkça ortaya koymuştur.

Bu bağlamda; Cumhuriyetçilik ilkesinin bir gereği olarak devlet yönetimindeki bu tıkanıklığı gidermek, yürütme gücünü demokratik kurallar çerçevesinde işler hale getirmek ve devlet başkanlığı sorununu çözmek amacıyla hayata geçirilen temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabine Sistemi'ne geçilmesi

Cevap

Kabine Sistemi'ne geçilmesi
Doğru cevap olan uygulama, yürütme organındaki tıkanıklığı çözen Kabine Sistemi'dir. Meclis Hükümeti Sistemi'nde her bakan meclis tarafından tek tek seçildiği için ortak bir program etrafında birleşen uyumlu bir hükümet kurmak zorlaşmıştı. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte benimsenen Kabine Sistemi sayesinde, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Başbakanın kendi çalışma ekibini (bakanlarını) oluşturması sağlanmış, böylece hükümet krizleri önlenmiş ve millî iradeye dayalı yönetim istikrar kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut sistemin analiz edilmesi
Meclis Hükümeti Sistemi'nde bakanların tek tek seçilmesi, uyumlu bir çalışma ekibi kurulmasını zorlaştırmış ve Ekim 1923'te hükümetin kurulamamasına (Ekim Bunalımı) neden olmuştur.
Sorunun kökenindeki yönetimsel tıkanıklığı anlamak.
2
Cumhuriyetçilik ilkesiyle bağ kurulması
Cumhuriyetin ilanı (2929 Ekim 19231923), sadece rejimin adını koymamış, aynı zamanda devletin işleyişini kurumsallaştırmıştır.
Siyasi bir inkılabın teknik ve hukuki gerekçesini belirlemek.
3
Yapısal değişikliğin tespit edilmesi
Cumhuriyetle birlikte 'Kabine Sistemi'ne geçilmiştir. Bu sistemde Cumhurbaşkanı Başbakanı atar, Başbakan da bakanlarını seçer. Bu durum yürütmeyi hızlandırır.
Yönetimdeki aksaklığı gideren spesifik düzenlemeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Kabine Sistemi ve Cumhuriyetin İlanı

İpuçları

1
19231923 yılındaki hükümet bunalımını (Ekim Bunalımı) hatırlayın.
2
Bakanların meclis tarafından tek tek seçilmesi yerine, bir ekip halinde atanmasını sağlayan sistemi düşünün.
3
Cumhuriyetin ilanı ile 'Meclis Hükümeti Sistemi'nden hangi sisteme geçildiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte çözülen diğer sorunları (Devletin adı, Rejim sorunu, Devlet Başkanlığı) listeleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 320Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nde hukuk birliğinin sağlanması sürecinde, 19231923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması'nın 4242. maddesiyle azınlıklara kendi dini ve örfi kurallarına göre aile ve şahıs hukuku düzenlemeleri yapma hakkı tanınmıştır. Ancak 19261926 yılında yaşanan bir gelişme sonucunda azınlık temsilcileri, Adalet Bakanlığına başvurarak bu uluslararası ayrıcalıktan feragat ettiklerini ve genel kanunlara tabi olmak istediklerini bildirmişlerdir.

Azınlıkların Lozan Antlaşması'ndan doğan bu hukuki özerklik hakkından vazgeçerek toplumsal ve hukuki bütünleşmeye dahil olmalarını sağlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi

Cevap

Azınlıkların Lozan'dan gelen özel haklarından vazgeçerek Türk hukukuna tabi olmayı kabul etmelerini sağlayan gelişme Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesidir.
Türk Medeni Kanunu, modern, laik ve demokratik yapısıyla patrikhanelerin ve azınlık cemaatlerinin hukuki yetkilerini işlevsiz hale getirmiştir. Azınlık temsilcileri, bu kanunun sağladığı eşit vatandaşlık haklarından yararlanmak amacıyla Lozan Antlaşması'nın kendilerine tanıdığı 'kendi dini kurallarını uygulama' imtiyazından resmen feragat ederek hukuk birliğinin tam olarak kurulmasına katkı sağlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'nın getirdiği 'çok hukuklu' yapıyı analiz edin.
Lozan'ın 4242. maddesi azınlıklara aile ve şahıs hukukunda kendi kurallarını uygulama imtiyazı vermiştir.
Bu durum, Türkiye sınırları içinde farklı grupların farklı kanunlara tabi olması (hukuk birliğinin eksikliği) anlamına geliyordu.
2
19261926 yılında yapılan temel hukuk devrimini belirleyin.
İsviçre'den örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu 1717 Şubat 19261926'da kabul edilmiştir.
Bu kanun laik, modern ve cinsiyet eşitliğine dayalı bir yapı sunmuştur.
3
Azınlıkların tepkisini ve feragat sürecini değerlendirin.
Musevi, Ermeni ve Rum cemaatleri, yeni Medeni Kanun'un modern hükümlerini kendi dini kurallarından daha kapsayıcı bularak Lozan'daki haklarından vazgeçmişlerdir.
Böylece tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları din ve mezhep farkı gözetmeksizin aynı kanuna tabi olmuş ve hukuk birliği tam olarak sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Medeni Kanun İlişkisi

İpuçları

1
Lozan Antlaşması ile azınlıklara tanınan 'aile ve şahıs hukuku' imtiyazlarının hangi kapsamlı düzenleme ile herkes için eşitlendiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un kadınlara tanıdığı hakları ve siyasi haklarla karıştırılmaması gerektiğini (seçme ve seçilme haklarının daha sonra verildiğini) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 16 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 16 | Examkin