Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 281Soru

Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı; milleti biyolojik bir ırk bağıyla değil, ortak bir geçmiş, dil, kültür ve gelecek ideali etrafında birleşen siyasal bir topluluk olarak tanımlar. Bu anlayışa göre, kendisini Türk hisseden ve bu ideali paylaşan herkes Türk kabul edilmiştir.

Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisi Atatürk milliyetçiliğinin bu "kültürel ve birleştirici" niteliğini doğrudan destekleyen ve milli kimliği bilimsel temellere dayandırmayı hedefleyen bir çalışmadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Tarih Kurumunun kurularak Türklerin köklü bir geçmişe dayandığının araştırılması

Cevap

Türk Tarih Kurumunun kurularak Türklerin köklü bir geçmişe dayandığının araştırılması
Atatürk milliyetçiliği, Türk milletini ortak bir tarih ve dil birliği etrafında toplamayı hedefler. Türk Tarih Kurumu, bu bilimsel araştırmaları yaparak Türklerin dünya medeniyetine katkılarını ve köklü tarihini ortaya koymak, böylece 'ümmet' bilincinden 'milli' bilince geçişi kültürel bir temel üzerine oturtmak için kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin tanımını analiz etme
Bu anlayışın ırkçılığı reddeden, kültürel ve subjektif bir yapıya sahip olduğu görülür.
Soruda vurgulanan 'ortak geçmiş' ve 'kültür' vurgusu bizi bu yöne yönlendirir.
2
Kurumsal çalışmaları değerlendirme
Milli kimliği bilimsel ve kültürel temellere oturtmak için Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK) gibi kurumlar oluşturulmuştur.
Tarih araştırmaları, bir toplumu 'millet' yapan en önemli bağ olan 'ortak geçmiş' bilincini sağlar.
3
Diğer seçenekleri eleme
Diğer seçenekler ekonomik (Kabotaj, Kapitülasyonlar) veya sosyal (Aşar, Medeni Kanun) alanlara odaklanmaktadır.
Soruda özellikle 'kültürel nitelik' ve 'bilimsel temeller' vurgulandığı için kültürel kurum seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Subjektif (Kültürel) Milliyetçilik

İpuçları

1
Soruda geçen 'ortak geçmiş' ve 'bilimsel çalışma' ifadelerine dikkat edin.
2
Atatürk'ün milli kimliği güçlendirmek için kurduğu akademik kurumları hatırlayın.
3
Milli bilincin inşasında tarih ve dil araştırmaları en temel kültürel araçlardır.

Daha Fazla Pratik

Türk Dil Kurumunun kurulmasının milli birlik ve beraberlik üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 282Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde yer alan temel ilkeler, bu ilkelerin uygulama alanını genişleten ve aralarındaki mantıksal bağı kuran "bütünleyici ilkeler" ile desteklenmiştir. Bir tarih öğretmeni, bu ilişkiyi somutlaştırmak amacıyla sınıfa aşağıdaki tabloyu sunmuştur:

Tarihi GelişmeTemel İlkeBütünleyici İlke
Kapitülasyonların kaldırılmasıMilliyetçilik(I)
TBMM'nin açılmasıCumhuriyetçilik(II)
Tevhid-i Tedrisat KanunuLaiklik(III)

Tabloda parantez içindeki Roma rakamlarıyla boş bırakılan yerlere, Atatürkçü düşünce sisteminin kavramsal hiyerarşisi dikkate alındığında sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Milli Bağımsızlık, II: Milli Egemenlik, III: Akılcılık ve Bilimsellik

Cevap

Sırasıyla Milli Bağımsızlık, Milli Egemenlik ve Akılcılık ve Bilimsellik getirilmelidir.
Doğru yanıt olan seçenekte; Kapitülasyonların kaldırılması dış baskılardan kurtulmayı ifade ettiği için 'Milli Bağımsızlık', TBMM'nin açılması yönetme yetkisinin millete geçmesini sağladığı için 'Milli Egemenlik' ve Tevhid-i Tedrisat eğitimin dogmalardan arındırılarak rasyonel hale getirilmesini sağladığı için 'Akılcılık ve Bilimsellik' ile doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihi gelişmelerin temel amaçlarını analiz etme.
Kapitülasyonlar ekonomik/siyasi bağımsızlığı, TBMM halk iradesini, Tevhid-i Tedrisat ise rasyonel eğitimi temsil eder.
Her inkılap, Atatürkçü düşünce sisteminde hem bir temel ilkeye hem de bu ilkeyi açıklayan bir bütünleyici ilkeye dayanır.
2
Kavramsal ayrım yapma: Egemenlik vs. Bağımsızlık.
Bağımsızlık dışa karşı (istiklal), Egemenlik içe karşı (irade) bir güçtür.
Öğrencilerin en sık yaptığı hata bu iki kavramı karıştırmaktır.
3
Bütünleyici ilkeleri tabloda uygun yerlere yerleştirme.
I=Bağımsızlık, II=Egemenlik, III=Akılcılık.
Milliyetçilik tam bağımsızlıkla, Cumhuriyetçilik milli egemenlikle, Laiklik ise akılcılık ve bilimsellikle bütünleşir.

Anahtar Kavram

Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin uygulama prensipleridir.

İpuçları

1
Dış güçlere karşı verilen mücadele 'bağımsızlık', milletin kendi kendini yönetme yetkisi 'egemenlik' ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Milli Egemenlik ile Milli Bağımsızlık arasındaki farkı vurgulayan Amasya Genelgesi maddelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nde temel ilkeler ile bütünleyici ilkeler arasında kopmaz bir bağ bulunmaktadır. Bu bağlamda, bir milletin her türlü iç ve dış ayrımcılığı reddederek 'tek vücut' haline gelmesi ve bu toplumsal bütünlüğün oluşturduğu genel iradenin devletin meşruiyet kaynağı haline getirilmesi; aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangilerinin sentezlenmiş bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Birlik ve Beraberlik – Milli Egemenlik

Cevap

Milli Birlik ve Beraberlik ile Milli Egemenlik ilkelerinin sentezidir.
Soruda geçen 'tek vücut haline gelme' ve 'dayanışma' vurgusu, toplumun ortak bir ülkü etrafında birleşmesini sağlayan Milli Birlik ve Beraberlik ilkesini; 'genel iradenin devletin meşruiyet kaynağı olması' ise halkın kendi kaderine el koyarak yönetime katıldığı Milli Egemenlik ilkesini ifade eder. Bu iki kavramın sentezi, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nde halkın bir bütün olarak kendi kendini yönetmesini sağlayan temel dinamiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramları çözümle
'Tek vücut olma' ve 'ayrımcılığı reddetme' ifadeleri sosyal dayanışmayı; 'genel iradenin meşruiyet kaynağı olması' ise siyasi temsili işaret eder.
Sorudaki öncülleri temel ve bütünleyici ilkelerle eşleştirmek için kavram analizi gereklidir.
2
İlgili temel ilkeleri belirle
Dayanışma ve birlik Halkçılık/Milliyetçilik ile; iradenin yönetime yansıması ise Cumhuriyetçilik ile ilişkilidir.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin uygulama alanlarıdır.
3
Bütünleyici ilkelerle eşleştir
Halkçılık/Milliyetçilik -> Milli Birlik ve Beraberlik; Cumhuriyetçilik -> Milli Egemenlik sentezine ulaşılır.
En kapsamlı ve doğru eşleşme bu iki ilkenin birleşimidir.

Anahtar Kavram

Bütünleyici İlkelerin Temel İlkelerle İlişkisi

İpuçları

1
Sorudaki 'meşruiyet kaynağı olan genel irade' ifadesinin hangi yönetim biçimiyle ilişkili olduğunu düşünün.
2
'Tek vücut olma' ve 'ayrımcılığı reddetme' ifadeleri sizi toplumsal dayanışma ve birliğe götürmelidir.
3
Cumhuriyetçilik ilkesinin bütünleyicisi 'Milli Egemenlik', Halkçılık ve Milliyetçilik'in ortak bütünleyicisi ise 'Milli Birlik'tir.

Daha Fazla Pratik

Atatürk ilkelerinin hangi inkılaplarla (örneğin Saltanatın Kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat) bu bütünleyici ilkeleri somutlaştırdığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

Lozan Barış Antlaşması’na eklenen Ticaret Sözleşmesi gereğince Türkiye; beş yıl süreyle (19291929 yılına kadar) gümrük tarifelerini yükseltmeme ve Osmanlı dönemindeki düşük gümrük oranlarını uygulama taahhüdünde bulunmuştur.

Bu durumun Atatürk Dönemi’nde gerçekleştirilen aşağıdaki ekonomik girişimlerden hangisinin başarısını 19291929 yılına kadar doğrudan ve olumsuz etkilediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu ile yerli sanayinin canlandırılması

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu ile yerli sanayinin canlandırılması seçeneği doğrudur çünkü düşük gümrük tarifeleri yerli sanayinin korunmasını engellemiştir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu yerli özel teşebbüsü sanayiye yönlendirmeyi amaçlamıştır. Ancak Lozan’daki kısıtlama nedeniyle gümrükler yükseltilemediği için yerli sanayici dış rekabete karşı savunmasız kalmıştır. Bu kısıtlamanın 19291929'da kalkmasıyla hemen 'Gümrük Tarife Kanunu' çıkarılarak yerli üretim koruma altına alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Ticaret Sözleşmesi'nin gümrük tarifelerine getirdiği kısıtlamayı analiz et.
Türkiye 19291929 yılına kadar gümrük duvarlarını yükselterek yerli malları koruyamamıştır.
Uluslararası antlaşmalar gereği gümrüklerde serbestiyet/düşük vergi rejimi sürmüştür.
2
19271927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun amacını belirle.
Özel sektörü fabrika kurmaya ve üretime teşvik etmek.
Milli ekonomi inşası için sanayileşme hamlesi başlatılmıştır.
3
Düşük gümrük oranları ile yeni kurulan yerli fabrikaların durumunu karşılaştır.
Yerli fabrikalar, gümrüksüz giren ucuz Avrupa mallarıyla rekabet edemeyerek başarısız olmuştur.
Sanayileşme için korumacı gümrük politikası (himayecilik) temel bir ihtiyaçtır.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması'nın ekonomik kısıtlamaları ve yerli sanayileşme ilişkisi.

İpuçları

1
Sanayileşme için kurulan fabrikaların en büyük ihtiyacı, dışarıdan gelen ucuz mallara karşı devlet tarafından korunmaktır.
2
Lozan Antlaşması'ndaki bir maddeye göre Türkiye 19291929'a kadar gümrük vergilerini artıramamıştır.
3
19271927 yılında çıkarılan kanun özel sektörü desteklemek içindi ancak korumacı gümrükler olmadan bu destek yetersiz kaldı.

Daha Fazla Pratik

1929 Gümrük Tarife Kanunu'nun kabul edilmesinin ardından Türkiye'nin 'Devletçilik' politikasına geçiş sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 285Soru

Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." sözüyle bütünleşen Cumhuriyetçilik ilkesi, devlet yönetiminde kişisel otorite yerine halk iradesinin esas alınmasını öngörür. Bu ilke doğrultusunda yapılan düzenlemeler, demokratik bir toplum yapısının oluşturulması için gerekli olan siyasi kurumların inşa edilmesini sağlamıştır.

Bu bilgilere dayanarak, Cumhuriyetçilik ilkesinin temel amacının aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet yönetimini ve karar alma mekanizmalarını doğrudan halkın iradesine dayandırmak

Cevap

Devlet yönetimini ve karar alma mekanizmalarını doğrudan halkın iradesine dayandırmak
Cumhuriyetçilik ilkesi, devlet yönetiminde nihai söz hakkının ve egemenlik yetkisinin millete ait olması demektir. Seçeneklerde yer alan halkın iradesine dayalı yönetim anlayışı, Cumhuriyetin en temel ve ayırt edici özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Cumhuriyetçilik ilkesinin temelinde 'milli egemenlik', 'seçim' ve 'halk iradesi' kavramları yer alır.
Soruda verilen 'egemenliğin millete ait olması' ifadesi bizi doğrudan siyasi yönetim biçimine yönlendirir.
2
Seçenek Karşılaştırması
Yönetim mekanizmasının halk iradesine dayandırılması, Cumhuriyet yönetiminin özüdür.
Diğer seçeneklerdeki ifadeler (din işleri, eşitlik, milli kültür, ekonomi) diğer Atatürk ilkelerinin (Laiklik, Halkçılık, Milliyetçilik, Devletçilik) temel amaçlarını tanımlamaktadır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik dendiğinde aklınıza ilk gelmesi gereken anahtar kelime 'milli egemenlik' olmalıdır.
2
Sorumuzda bahsedilen halk iradesinin yönetime yansıması, seçimler ve meclis aracılığıyla gerçekleşir.
3
Yönetimin tek bir kişinin (saltanat) elinde olması yerine halkın temsilcileri tarafından yürütülmesi amaçlanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ilkesi ile doğrudan ilgili olan Saltanatın Kaldırılması ve TBMM'nin Açılması gibi inkılapları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 286Soru

1111 Ağustos 19231923 tarihinde çalışmalarına başlayan İkinci TBMM, Milli Mücadele'yi başarıya ulaştıran Birinci TBMM'nin aksine daha çok modern Türkiye'nin kurumsallaşması ve inkılapların hayata geçirilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu nedenle tarihçiler tarafından "İnkılapçı Meclis" olarak nitelendirilmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İkinci TBMM döneminde gerçekleştirilen siyasi nitelikli inkılaplardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halifeliğin kaldırılması

Cevap

İkinci TBMM döneminde gerçekleştirilen siyasi inkılap Halifeliğin kaldırılmasıdır.
Halifeliğin kaldırılması (33 Mart 19241924), İkinci TBMM'nin görev süresi (192319271923-1927) içinde gerçekleşen ve devletin yönetim yapısını, laikleşme sürecini doğrudan etkileyen siyasi bir inkılaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Meclis dönemlerini belirle
Birinci TBMM (192019231920-1923), İkinci TBMM (192319271923-1927) yılları arasında görev yapmıştır.
Soruda istenen 'İkinci TBMM' dönemindeki olayları filtrelemek için bu tarih aralığı kritiktir.
2
Olayları kronolojik olarak kontrol et
Saltanatın kaldırılması (19221922) Birinci TBMM dönemidir. Diğer seçenekler İkinci TBMM dönemidir.
Dönem dışı kalan seçenekleri elemek için zaman dizini kullanılır.
3
İnkılapları alanlarına göre sınıflandır
Medeni Kanun 'Hukuki', Şapka ve Takvim 'Toplumsal', Halifeliğin kaldırılması ise 'Siyasi' alandadır.
Soru kökünde özellikle 'siyasi' nitelikli olan istendiği için sınıflandırma yapılması gerekir.

Anahtar Kavram

İkinci TBMM dönemi ve inkılapların alanlarına göre sınıflandırılması

İpuçları

1
Birinci TBMM savaş meclisidir; İkinci TBMM ise inkılapları yapan meclistir.
2
Saltanatın kaldırılması Lozan Antlaşması'ndan önce gerçekleşmişken, Halifeliğin kaldırılması Lozan'dan sonra, İkinci Meclis döneminde olmuştur.
3
Şapka, Takvim ve Medeni Kanun gibi düzenlemelerin her biri birer inkılaptır ancak devletin yönetim organlarını veya siyasi yapısını değil, sosyal ve hukuki hayatı düzenlerler.

Daha Fazla Pratik

İkinci TBMM döneminde kurulan siyasi partileri ve bu partilerin kapatılma nedenlerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Tarihsel kodlama yaparak Birinci TBMM'nin tek inkılabının 'Saltanatın Kaldırılması' olduğunu hatırlamak, bu tarz sorularda hız kazandırır.
Tahmini Süre:50s
Soru 287Soru

Atatürk’ün halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir zümreye, aileye veya kişiye ayrıcalık tanınmamasını, kanun önünde tam bir eşitliği ve devlet imkânlarının tüm vatandaşlara adil bir şekilde sunulmasını esas alır. Bu ilke doğrultusunda sınıf çatışması reddedilmiş, toplumun birbirine muhtaç meslek gruplarından oluştuğu savunularak toplumsal dayanışma (solidarizm) hedeflenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan halkçılık ilkesinin "toplumsal eşitlik ve imtiyazsızlık" hedefi doğrultusunda gerçekleştirildiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılarak özel sektörün sanayi yatırımlarının desteklenmesi

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılarak özel sektörün sanayi yatırımlarının desteklenmesi seçeneği doğru cevaptır çünkü bu uygulama doğrudan sosyal eşitlikten ziyade ekonomik teşviklerle ilgilidir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu (19271927), özel girişimi teşvik ederek sanayileşmeyi hızlandırmayı amaçlayan ekonomik bir hamledir. Halkçılık ise doğrudan toplumsal statü, haklar ve vergisel yükümlülüklerdeki adaleti ve eşitliği hedefler. Diğer seçenekler doğrudan bireyler arası eşitliği ve imtiyazsızlığı sağlarken, sanayi teşviki bir kalkınma modelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını analiz et.
Halkçılık = Eşitlik + İmtiyazsızlık + Sosyal Adalet + Dayanışma.
Sorunun neyi aradığını netleştirmek için ilkenin kapsamı belirlenmelidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapları toplumsal eşitlik süzgecinden geçir.
Aşar (Ekonomik eşitlik), Soyadı (Sosyal eşitlik), Medeni Kanun (Hukuksal eşitlik), Siyasi Haklar (Siyasal eşitlik) kavramları halkçılıkla doğrudan eşleşir.
Her bir inkılabın toplumsal sonuçlarını değerlendirmek gerekir.
3
Farklı alanda kalan uygulamayı belirle.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, özel sektörün güçlendirilmesi ve sanayileşme amacına hizmet eden teknik/ekonomik bir düzenlemedir.
Ekonomik kalkınma modelleri, halkçılığın getirdiği 'sosyal eşitlik' zorunluluğundan ziyade devletin ekonomi stratejileriyle (Devletçilik) ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Halkçılık; toplumda ayrıcalıklı sınıfların reddi ve tüm vatandaşların hukuksal, sosyal ve ekonomik alanlarda tam eşitliğini savunan Atatürk ilkesidir.

İpuçları

1
Halkçılık dendiğinde aklınıza ilk olarak 'Eşitlik' ve 'Ayrıcalıkların kaldırılması' gelmelidir.
2
Seçeneklerden hangisi toplumsal bir eşitlik sağlamaktan ziyade, sanayiyi ve iş dünyasını geliştirmeye odaklanmıştır?
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu, özel sektörün yatırım yapmasını sağlamak için çıkarılmıştır; bu durum doğrudan sosyal statü eşitliği ile ilgili değildir.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ilkesinin 'Cumhuriyetçilik' ve 'Milliyetçilik' ilkeleriyle olan doğal bağını (Milli Egemenlik ve Türk milletine hizmet) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 288Soru

Atatürk Dönemi’nde toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılaplar; toplumu çağdaşlaştırmak, uluslararası standartlara uyum sağlamak ve imtiyazsız-sınıfsız bir sosyal yapı oluşturmak amacıyla yapılmıştır. Ancak bazı düzenlemeler doğrudan laik toplum düzenini tesis etmeye odaklanırken, bazıları sosyal eşitliği (Halkçılık) ön plana çıkarmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi toplumsal alanda yapılan düzenlemelerden biri olmasına rağmen, doğrudan "ayrıcalıkları kaldırmak ve eşitlik sağlamak" (Halkçılık) hedefinden ziyade "toplumun inanç dünyasını laikleştirmek ve suistimalleri önlemek" (Laiklik) amacıyla gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılarak dervişlik ve müritlik gibi unvanların yasaklanması

Cevap

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması, toplumsal alandaki bir düzenleme olup doğrudan laikleşmeyi hedeflemektedir.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması, toplumdaki dini kurumların kontrol altına alınmasını ve inanç sömürüsünün engellenmesini hedefleyen, dolayısıyla toplumsal hayatı laikleştirmeyi amaçlayan bir reformdur. Diğer seçeneklerin çoğu (Soyadı Kanunu hariç) ya modernleşme ya da siyasi temsil ile ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kategorizasyon yapılması
Seçeneklerdeki tüm düzenlemelerin hangi alana (Toplumsal vs. Siyasi) ait olduğu belirlenir.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi siyasi bir haktır ve toplumsal inkılaplar kategorisinde yer almaz.
2
İlke-İnkılap eşleştirmesinin analizi
Kalan seçeneklerin hangi ilkeyle (Halkçılık, Laiklik, İnkılapçılık) daha baskın ilişkili olduğu saptanır.
Soyadı Kanunu doğrudan 'eşitlik' (Halkçılık) odaklıyken, Tekke ve Zaviyelerin kapatılması 'inanç ve vicdan hürriyeti/laiklik' odaklıdır.
3
Doğru sonucun tespiti
Toplumsal alanda olup Laiklik ilkesini temel alan düzenleme seçilir.
Tekke ve zaviyelerin kapatılması toplumun dini duygularının sömürülmesini engelleyen en köklü laiklik adımıdır.

Anahtar Kavram

Toplumsal alanda yapılan inkılapların temel amaçlarına (eşitlik vs. laikleşme) göre sınıflandırılması ve siyasi haklardan ayırt edilmesi.

İpuçları

1
Toplumsal alandaki her inkılap aynı ilkeye hizmet etmez; bazıları eşitliğe (Halkçılık), bazıları laikleşmeye odaklanır.

Daha Fazla Pratik

Kadınlara verilen hakların kronolojisini (Belediye-Muhtarlık-Vekillik) ve bunların 'Siyasi Haklar' kategorisinde olduğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:55s
Soru 289Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi’nde bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin hayata geçirilmesinde hem yöntem belirleyici hem de hedef gösterici bir rol üstlenir. Bu sistemde 'Akılcılık ve Bilimsellik' ilkesi, sadece Laiklik ilkesini bütünlemekle kalmaz; aynı zamanda Türk İnkılâbı'nın temel dinamiği olan İnkılâpçılık ilkesine de işlevsellik kazandırır.

Buna göre 'Akılcılık ve Bilimsellik' ilkesinin, 'Çağdaşlaşma ve Batılılaşma' hedefiyle olan ilişkisi bakımından Türk İnkılâbı’na sağladığı temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapların değişen dünya koşullarına göre sürekli yenilenmesini sağlayarak dogmalaşmanın önüne geçmesi

Cevap

İnkılapların değişen dünya koşullarına göre sürekli yenilenmesini sağlayarak dogmalaşmanın önüne geçmesi
Atatürkçü Düşünce Sistemi'nde akıl ve bilim birer 'rehber' olarak kabul edilir. Bilim sürekli geliştiği için, bu rehberi izleyen Türk İnkılâbı da kendisini sürekli yenilemek zorundadır. Bu durum, inkılapların belirli bir dönemde yapılıp biten işler (dogma) olmasını engeller ve 'Çağdaşlaşma' hedefine ulaşmak için gereken dinamizmi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi Yapma
'Akılcılık ve Bilimsellik' bir yöntem, 'Çağdaşlaşma ve Batılılaşma' ise bir hedeftir.
İlkeler arasındaki hiyerarşiyi ve işleyişi anlamak için gereklidir.
2
Dinamizm Bağlantısını Kurma
Bilim ve akıl sürekli değişen ve gelişen bir yapıdadır.
Atatürkçü düşüncenin neden donmuş bir ideoloji olmadığını kavramak için önemlidir.
3
İnkılapçılıkla İlişkilendirme
Sürekli yenilenme (İnkılapçılık), akıl ve bilimin bir sonucudur.
Çağdaşlaşmanın durağan değil, dinamik bir süreç olduğunu doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın Dinamik Karakteri

İpuçları

1
Bilim ve akıl sabit midir yoksa sürekli değişen bir yapıya mı sahiptir?
2
Atatürk'ün 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' sözünün, inkılapların gelecekte de devam etmesiyle olan ilişkisini düşünün.
3
Çağdaşlaşma bir varış noktası değil, zamanın gerisinde kalmamak için verilen sürekli bir mücadeledir. Bunu sağlayan anahtar kelime 'dinamizm'dir.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'yaşayan bir sistem' olma özelliği ile 'Akılcılık ve Bilimsellik' arasındaki bağa dair diğer örnekleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 290Soru

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta yer alan bir ifadesinde şöyle demiştir: "Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez."

Buna göre, Atatürk'ün bu sözleri ile doğrudan vurgulanan bütünleyici ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Bağımsızlık

Cevap

Milli Bağımsızlık
Doğru cevap olan Milli Bağımsızlık seçeneği, metinde açıkça zikredilen 'tam bağımsızlık' kavramı ve milletin 'haysiyetli ve şerefli' yaşaması için gerekli olan dış hürriyet şartıyla birebir uyumludur. Atatürk bu sözüyle, ekonomik refah ne kadar yüksek olursa olsun, bağımsız olmayan bir milletin onurunun eksik kalacağını vurgulamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirle.
"Haysiyetli ve şerefli yaşama", "tam bağımsızlık" ve "uşak olmama" kavramları tespit edildi.
Atatürk'ün sözlerindeki temel mesajın hangi değere odaklandığını anlamak için anahtar kelimeler kritiktir.
2
Tespit edilen kavramları bütünleyici ilkelerle eşleştir.
"Tam bağımsızlık" vurgusu, doğrudan Milli Bağımsızlık ilkesine karşılık gelmektedir.
Bir milletin haysiyetini dış dünyaya karşı koruması ancak bağımsız olmasıyla mümkündür.
3
Milli Egemenlik ile Milli Bağımsızlık ayrımını yap.
Milli Egemenlik içe dönük (demokrasi), Milli Bağımsızlık dışa dönük (hürriyet) bir kavramdır. Metin dışa dönük hürriyeti hedeflemektedir.
KPSS sorularında en sık yapılan hata bu iki kavramı karıştırmaktır.

Anahtar Kavram

Milli Bağımsızlık ilkesi, Milliyetçilik temel ilkesinin bütünleyicisidir ve Türk devletinin hiçbir dış güce bağımlı kalmamasını esas alır.

İpuçları

1
Metinde geçen 'tam bağımsızlık' ifadesinin hangi temel ilkeyi (Cumhuriyetçilik mi, Milliyetçilik mi) tamamladığını düşünün.
2
Milli Egemenlik halkın yönetimiyle ilgiliyken, Milli Bağımsızlık devletin hürriyetiyle ilgilidir.
3
Atatürk bu sözüyle aslında bir milletin 'esir' olmaması gerektiğini söylemektedir.

Daha Fazla Pratik

Milli Egemenlik ile Milli Bağımsızlık arasındaki farkı pekiştirmek için Amasya Genelgesi'ndeki 'Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' maddesini analiz ediniz.

Alternatif Yöntem

Kavram Karşılaştırması: Seçeneklerdeki ilkeleri 'İç Güç (Halk)' ve 'Dış Güç (Devletler arası)' olarak gruplandırın. Metin dış güçlere karşı bir duruş sergilediği için 'Bağımsızlık' ön plana çıkar.
Tahmini Süre:50s
Soru 291Soru

Atatürk döneminde Türk Tarih Kurumunun (TTK) kurulmasıyla Türklerin kökeninin sadece Osmanlı veya İslam tarihiyle sınırlı olmadığı bilimsel olarak ortaya konmaya çalışılmış; Türk Dil Kurumunun (TDK) çalışmalarıyla da yazı dili ile halk dili arasındaki uçurumun kapatılması hedeflenmiştir. Bu faaliyetlerin ortak paydası, Türk vatandaşlarını biyolojik bir aidiyetten ziyade "kültürel ve ideal" bir birliktelik etrafında toplamaktır. Bu bilgiler doğrultusunda, Atatürk milliyetçiliği hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millet tanımını ırksal unsurlara değil, ortak geçmiş ve kültür birliğine dayandıran subjektif bir anlayıştır.

Cevap

Millet tanımını biyolojik unsurlara değil, ortak geçmiş ve kültür birliğine dayandıran subjektif bir anlayıştır.
Millet tanımını biyolojik unsurlara değil, ortak geçmiş ve kültür birliğine dayandıran seçenek doğrudur; çünkü Türk Tarih ve Dil kurumlarının faaliyetleri, ırksal bir üstünlük iddiası yerine paylaşılan tarih ve dil mirası üzerinden birleştirici bir milli kimlik oluşturmayı hedefler. Bu durum Atatürk milliyetçiliğinin subjektif ve kapsayıcı doğasını yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kurumları analiz etme
Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kültürel kimlik inşası için kurulduğu belirlenir.
Bu kurumlar milli bilinci uyandırmak ve bilimsel bir tarih/dil anlayışı geliştirmek için temel araçlardır.
2
Vatandaşlık tanımının dayanağını belirleme
Biyolojik (ırksal) bağ yerine kültür ve ideal birliğinin vurgulandığı görülür.
Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' sözü, aidiyeti hissetmeye ve paylaşılan kültüre dayandırır.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Bu yaklaşımın 'Subjektif Milliyetçilik' (öznel milliyetçilik) olduğu sonucuna varılır.
Irk, din gibi somut/objektif bağlar yerine duygu ve kültür gibi soyut/subjektif bağların esas alınması bu kavramla açıklanır.

Anahtar Kavram

Subjektif (Öznel) Milliyetçilik

İpuçları

1
Türk Tarih ve Dil Kurumlarının 'kimlik' inşasındaki rolüne odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Kabotaj Kanunu ve Reji İdaresinin satın alınması gibi gelişmeleri milliyetçiliğin ekonomik bağımsızlık yönüyle inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 292Soru

19231923 İzmir İktisat Kongresi’nde kabul edilen Misak-ı İktisadi kararları arasında yer alan;

I.I. Hammaddesi yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır.
II.II. Yerli malı kullanımı ve tasarruf teşvik edilmelidir.
III.III. Küçük imalattan süratle fabrikaya ve büyük işletmelere geçilmelidir.

maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, Türk ekonomisinin yapılandırılmasında izlenen temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli kaynaklara dayalı, dışa bağımlılığı en aza indirilmiş bağımsız bir ekonomi inşa etmek

Cevap

Milli kaynaklara dayalı, dışa bağımlılığı en aza indirilmiş bağımsız bir ekonomi inşa etmek
Verilen maddelerin ortak paydası; üretimin yerli hammaddeyle yapılması, yabancı mallar yerine yerli ürünlerin tercih edilmesi ve sanayinin modernize edilmesidir. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik olarak kimseye muhtaç kalmadan kendi ayakları üzerinde durmasını, yani milli ve bağımsız bir ekonomi oluşturmasını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre kararlarını analiz etmek
Hammadde (yurt içi), Yerli Malı ve Fabrikalaşma kavramları tespit edildi.
Soruda verilen öncüllerin hangi ekonomik hedefe hizmet ettiğini anlamak gerekir.
2
Kavramlar arasındaki ilişkiyi kurmak
Hammadde ve yerli malı kullanımı 'millilik' ve 'bağımsızlık' vurgusu yapar.
Dışarıdan hammadde almamak ve yerli üretimi tüketmek döviz çıkışını engeller.
3
Sentez yaparak temel amacı belirlemek
Tam bağımsız bir Türkiye için ekonomik bağımsızlığın şart olduğu sonucuna varıldı.
Askeri ve siyasi başarıların kalıcı olması ancak ekonomik kalkınma ile mümkündür.

Anahtar Kavram

Misak-ı İktisadi ve Milli Ekonomi

İpuçları

1
Maddelerdeki 'yurt içi hammadde' ve 'yerli malı' ifadeleri ekonominin 'kime' ait olacağını vurgular.
2
Lozan Antlaşması ile elde edilen siyasi bağımsızlığın, ekonomik bağımsızlık (Misak-ı İktisadi) ile taçlandırılmak istendiğini hatırlayın.
3
Bu maddeler, dışarıya para akışını kesmeyi ve yerli sanayiciyi güçlendirmeyi hedefler; yani cevap 'milli' ve 'bağımsız' vurgusu içermelidir.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan bu kararların ardından kurulan ilk milli bankanın (İş Bankası) bu stratejideki yerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 293Soru

Atatürk ilkelerinden Halkçılık; toplumda sınıf mücadelesini reddederek sosyal dayanışmayı esas alır ve kanun önünde tam bir eşitliği savunur. Bu bağlamda, Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplumsal tabakalaşmayı önlemek ve vatandaşlar arasındaki statü farklarını ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan halkçılık ilkesinin 'imtiyazsız bir toplum oluşturma' hedefiyle gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soyadı Kanunu ile toplumsal statü belirten unvanların kullanımının yasaklanması

Cevap

Soyadı Kanunu ile toplumsal statü belirten unvanların kullanımının yasaklanması halkçılık ilkesinin imtiyazsız toplum idealini doğrudan karşılar.
Doğru seçenek olan unvanların yasaklanması, toplumdaki hiyerarşik yapıları ve zümre ayrıcalıklarını yasal olarak sonlandırdığı için Halkçılık ilkesinin 'imtiyazsız toplum' hedefiyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin toplumsal boyutunu analiz edin.
Halkçılık; kanun önünde eşitlik, imtiyazsızlık ve sınıf ayrımının reddidir.
Soruda istenen 'imtiyazsız toplum' kavramının anahtar kelimelerini belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların toplumsal eşitliğe etkisini değerlendirin.
Soyadı Kanunu, isim karışıklıklarını gidermenin yanı sıra ayrıcalık belirten unvanları yasaklamıştır.
Unvanların yasaklanması, vatandaşlar arasındaki yapay statü farklarını ortadan kaldırır.
3
Diğer seçeneklerin neden halkçılıkla doğrudan ilgili olmadığını belirleyin.
Ekonomi odaklı maddeler Devletçilik, bağımsızlık odaklı maddeler Milliyetçilik ile ilgilidir.
Kavram karmaşasını önlemek için inkılapların birincil amaçlarını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi, toplumsal barışı ve adaleti sağlamak için sınıfsız ve imtiyazsız bir toplum yapısını hedefler.

İpuçları

1
Halkçılık ilkesinin en önemli anahtar kelimesi 'eşitlik'tir.
2
Toplumda 'Ağa, Bey, Paşa' gibi unvanlar bazı kişilerin diğerlerinden üstün görülmesine neden oluyordu.
3
Bu unvanların yasaklanması, hangi kanunla birlikte vatandaşlar arasında tam bir hukuki eşitlik sağladı?

Daha Fazla Pratik

Aşar vergisinin kaldırılmasının neden halkçılık olduğunu araştırarak vergi adaleti kavramını pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer bir inkılap toplumsal adaleti, eşitliği veya halkın refahını artırmayı amaçlıyorsa o inkılap Halkçılık ile ilgilidir. Unvanların yasaklanması doğrudan eşitliği (imtiyazsızlığı) sağladığı için doğru cevaptır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 294Soru

1927 yılında özel teşebbüsü canlandırmak ve yerli sanayiyi kurmak amacıyla çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu, beklenen büyük ekonomik kalkınmayı tam anlamıyla gerçekleştirememiştir. Bu başarısızlık, Türkiye’nin 1930’lu yıllarda devletin doğrudan ekonomiye müdahale ettiği "Devletçilik" modeline geçişini zorunlu kılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun başarısız olmasında etkili olan dış etken olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Buhranı

Cevap

1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Buhranı, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığındaki temel dış etkendir.
Doğru cevap olan 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, ABD'de başlayıp tüm dünyaya yayılan ve Türkiye'nin dış ticaret gelirlerini ciddi şekilde azaltarak özel sektörün yatırım yapmasını imkansız hale getiren küresel (dış) bir olaydır.

Adım Adım Çözüm

1
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun amacını belirle.
Özel sektörü destekleyerek sanayileşmeyi sağlamak.
Kanunun neden çıkarıldığını anlamak, neden başarısız olduğunu analiz etmek için ilk adımdır.
2
Başarısızlık nedenlerini sınıfla.
Sermaye azlığı, teknik eleman eksikliği ve altyapı sorunları 'iç' nedenlerdir; küresel kriz ise 'dış' nedendir.
Soru kökünde özellikle 'dış etken' istendiği için bu ayrım kritiktir.
3
1929 krizinin etkisini analiz et.
Küresel ölçekte yaşanan kriz, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış ticaretini vurmuş ve yerli yatırımcıyı bitirmiştir.
Dış etkenin neden başarısızlığa yol açtığını doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Özel teşebbüsün başarısızlığından Devletçiliğe geçiş süreci

İpuçları

1
Soruda sizden Türkiye'nin dışındaki bir olaydan kaynaklanan sebebi bulmanız isteniyor.
2
Sermaye, teknik eleman ve altyapı yetersizliği ülkenin kendi iç imkanlarıyla ilgili sorunlardır.
3
1929 yılında ABD'de başlayıp tüm dünyayı etkileyen büyük ekonomik kriz, dış etkenlerin en önemlisidir.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin neden 1930'dan sonra hız kazandığını bu kriz bağlamında tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 295Soru

Atatürkçü düşünce sistemi, dogmalara dayanmayan ve akılcı bir temele oturan yapısıyla, değişen dünya şartları karşısında Türk toplumunun çağın gerisinde kalmasını önleyen bir mekanizmaya sahiptir. Bu sistem içerisinde yer alan bir ilke, diğer bütün ilkelerin de zamanın ruhuna ve ihtiyaçlarına göre sürekli olarak güncellenmesini, geliştirilmesini ve durağanlaşmamasını sağlayarak Türk İnkılabı'na "yaşayan bir organizma" özelliği kazandırır. Metinde ifade edilen, Türk İnkılabı'nın statükocu bir yapıya bürünmesini engelleyen ve ona süreklilik kazandıran temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapçılık

Cevap

Türk İnkılabı'na dinamizm kazandıran ve statükoyu reddeden temel ilke İnkılapçılık'tır.
Doğru yanıt olan İnkılapçılık, Atatürk ilkeleri arasında özel bir konuma sahiptir. Diğer ilkeler belirli alanları (siyaset, sosyal hayat, din-devlet ilişkisi vb.) düzenlerken, İnkılapçılık tüm bu düzenlemelerin zamanın gerisinde kalmamasını ve sürekli olarak çağdaş uygarlık düzeyine doğru ilerlemesini sağlayan dinamik bir motor güçtür. Statükoyu (mevcut durumu olduğu gibi korumayı) reddederek sistemin kendisini yenileme yeteneğini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirlemek.
"Sürekli güncelleme", "durağanlaşmama", "yaşayan organizma" ve "dinamizm" kavramları öne çıkmaktadır.
Bu kavramlar Atatürk ilkelerinden hangisinin sistemin işleyiş biçimini (metodolojisini) belirlediğini anlamamızı sağlar.
2
İlkelerin işlevlerini karşılaştırmak.
Milliyetçilik ve Cumhuriyetçilik gibi ilkeler hedefleri belirlerken; İnkılapçılık bu hedeflere giden yolun her zaman açık ve güncel kalmasını sağlar.
İnkılapçılık, diğer ilkelerin zamanla birer dogma (katı kural) haline gelmesini engelleyen koruyucu ve geliştirici bir kalkandır.
3
Doğru ilkeyle eşleştirmek.
Durağanlığı reddeden ve sürekli ilerlemeyi esas alan ilke İnkılapçılık'tır.
Atatürk'ün "Bizim inkılaplarımız bir sonmuş hayatı canlandırmak değil, hayatı her an daha yüksek bir düzeye çıkarmaktır" anlayışı bu ilkeyle somutlaşır.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamik ve süreklilik arz eden yapısı.

İpuçları

1
Bu ilke, Atatürkçü düşünce sisteminin 'zamanla eskimesini' önleyen tek ilkedir.
2
Metinde geçen 'dinamizm' ve 'sürekli yenilenme' ifadeleri bu ilkenin en belirgin özellikleridir.
3
Eskimiş kurumları kaldırıp yerine modern olanları getirmek ve bu süreci hiç durdurmamak bu ilkenin temelidir.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'batılılaşma' ve 'çağdaşlaşma' kavramlarıyla ilişkisini inceleyen soruları çözerek bu farkı pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

İnkılapçılık ilkesini bir 'güncelleme yazılımı' gibi düşünebilirsiniz. Diğer ilkeler bir bilgisayarın programlarıysa, İnkılapçılık o programların her gün en son sürüme yükseltilmesini sağlayan sistemdir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 296Soru

Atatürk'ün halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir şahsa, aileye veya zümreye ayrıcalık tanınmamasını, tüm vatandaşların kanun önünde eşit sayılmasını ve devlet imkânlarından herkesin eşitçe yararlanmasını temel alır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan halkçılık ilkesi kapsamında gerçekleştirilen uygulamalardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel sektörün ekonomik girişimlerinin desteklenmesi

Cevap

Özel sektörün ekonomik girişimlerini destekleyen Teşvik-i Sanayi Kanunu, halkçılık değil, doğrudan devletçilik ilkesi kapsamındadır.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, özel teşebbüsü destekleyerek millî sanayiyi kurmayı hedefleyen bir ekonomik düzenlemedir. Bu tür ekonomik kalkınma modelleri ve devletin piyasaya müdahaleleri doğrudan 'Devletçilik' ilkesiyle ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını hatırla.
Halkçılık; eşitlik, sosyal adalet, ayrıcalıkların reddi ve halkın refahını amaçlayan bir ilkedir.
Soru kökündeki tanıma uygun olmayan seçeneği bulmak için kavramsal çerçeve belirlenmelidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların temel amaçlarını analiz et.
Aşar vergisinin kaldırılması (19251925), Soyadı Kanunu (19341934) ve kadınlara verilen siyasi haklar (19301930-19341934) doğrudan eşitlik ve sosyal devlet anlayışıyla ilgilidir.
Halkçılık ilkesinin toplumsal, ekonomik ve siyasi yansımaları karşılaştırılmalıdır.
3
Yanlış seçeneğin hangi ilkeye ait olduğunu tespit et.
Teşvik-i Sanayi Kanunu (19271927), devletin ekonomiyi canlandırmak için özel sektörü desteklemesiyle ilgilidir; bu da devletçilik ilkesinin bir parçasıdır.
Devletin ekonomi politikaları doğrudan halkçılık değil, devletçilik kapsamında değerlendirilir.

Anahtar Kavram

Halkçılık: Toplumsal Eşitlik ve İmtiyazsızlık

İpuçları

1
Halkçılık ilkesi; eşitlik, sosyal adalet ve ayrıcalıklara son verilmesi gibi kavramlarla doğrudan ilişkilidir.
2
Aşar vergisi ve Soyadı Kanunu gibi düzenlemelerin ortak noktası halkın üzerindeki baskıyı kaldırıp eşitlik getirmesidir.
3
Ekonomide özel sektörün desteklenmesi veya devletin yatırım yapması genellikle devletçilik ilkesi altında incelenir.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ilkesinin bütünleyici ilkesi olan 'Millî Egemenlik' ile 'Cumhuriyetçilik' arasındaki bağı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 297Soru

Atatürk'ün devletçilik ilkesi, Türkiye'nin özgün koşullarından doğmuş ve Batı'daki klasik ekonomik sistemlerden farklı bir yol izlemiştir. Bu ilke; özel teşebbüsü reddetmemekle birlikte, stratejik alanlarda devletin öncülüğünü ve denetimini esas almıştır.

Buna göre, Atatürk dönemi devletçilik uygulamalarının "karma ekonomi" modeline dayandığının en güçlü kanıtı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin büyük ölçekli yatırımları bizzat yaparken özel girişimcilerin faaliyetlerini de teşvik edip koruması

Cevap

Devletin büyük ölçekli yatırımları bizzat yaparken özel girişimcilerin faaliyetlerini de teşvik edip koruması
Atatürk’ün devletçilik ilkesi, devletin ve özel sektörün eş güdümlü olarak çalışmasını öngörür. Devlet, bireylerin yapamayacağı büyük yatırımları (demir-çelik, bankacılık vb.) üstlenirken, özel sektörün de varlığını korumuş ve onu desteklemiştir. Bu iki sektörün bir arada bulunması, 'Karma Ekonomi' modelinin en bariz özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin uygulama nedenini hatırla.
Halkın elinde yeterli sermaye olmadığı için devletin yatırımlara öncülük etmesi gerekmiştir.
1930'lu yılların ekonomik zorunluluklarını anlamak için gereklidir.
2
"Karma Ekonomi" kavramını analiz et.
Karma ekonomi; kamu (devlet) ve özel sektörün ekonomi içinde birlikte, uyum içinde çalışmasıdır.
Soruda istenen 'en güçlü kanıt' bu birleşmede gizlidir.
3
Seçenekleri bu sentez ışığında değerlendir.
Özel sektörü dışlamayan ancak devletin lokomotif görevini üstlendiği modelin vurgulandığı seçenek belirlenir.
Yanlış ideolojik yorumları (sosyalizm gibi) elemek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Atatürk'ün Devletçilik Anlayışı ve Karma Ekonomi Modeli

İpuçları

1
Devletçilik sadece devletin iş yapması değil, halkın yapamadığını devletin üstlenmesidir.
2
'Karma' kelimesi, birden fazla unsurun (kamu ve özel) bir arada bulunması anlamına gelir.
3
Atatürk'e göre özel teşebbüs temeldir, ancak devletin büyük işlerde öncü olması 'dengeyi' sağlar.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin halkçılık ve milliyetçilik ilkeleriyle olan doğrudan ilişkisini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 298Soru

88 Nisan 19241924 tarihinde Şer'iye Mahkemelerinin kaldırılması ve tüm mahkemelerin Adliye Vekâletine bağlanması, Yeni Türk Devleti'nde hukuk sisteminin modernleştirilmesi yolunda atılan kritik bir adımdır. Bu düzenleme ile temel olarak aşağıdakilerden hangisi amaçlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı yetkisinin tek elde toplanmasıyla hukuk birliğinin ve laik yargı düzeninin tesis edilmesi

Cevap

Yargı yetkisinin tek elde toplanmasıyla hukuk birliğinin ve laik yargı düzeninin tesis edilmesi
Şer'iye Mahkemelerinin kaldırılması, Osmanlı Devleti'nden devralınan şer'i (dini) ve nizami (laik) mahkemeler arasındaki ikiliği ortadan kaldırmıştır. Tüm mahkemelerin Adliye Vekâletine (Adalet Bakanlığı) bağlanması, hukukta birliğin sağlanması ve yargının laikleştirilmesi hedefine hizmet etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19241924 yılındaki düzenlemenin mahiyetini incele.
Şer'iye mahkemeleri kapatılmış ve yargı yetkisi Adliye Vekaletine devredilmiştir.
Osmanlı'daki dini ve laik mahkeme ayrımının (ikili yapının) sona erdirilmesi gerekiyordu.
2
Bu adımın hukuk sistemindeki etkisini analiz et.
Hukuk birliği ve yargı birliği sağlanmıştır.
Vatandaşlar arasında hukuk kuralları ve yargılama usulleri bakımından ayrım kalmamıştır.

Anahtar Kavram

Hukuk ve Yargı Birliği

İpuçları

1
Osmanlı'daki 'ikili hukuk sistemi' kavramını hatırlayın ve Cumhuriyet'in 'birlik' vurgusunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un kabulü ile yargı birliği arasındaki kronolojik ve mantıksal ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 299Soru

Atatürk Dönemi’nde 1934 yılında kabul edilen 'Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun' ile 'Ağa, Paşa, Bey' gibi sosyal statü bildiren unvanların yanı sıra 'Hacı, Hafız, Molla, Şeyh' gibi dini içerikli unvanların kullanımı da yasaklanmıştır.

Bu kanun ve etkileriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu düzenleme, doğrudan milli egemenlik ilkesini pekiştirdiği için öncelikle Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda yapılmıştır.

Cevap

Düzenlemenin milli egemenlik ilkesini pekiştirdiği ve öncelikle Cumhuriyetçilik ile ilgili olduğu yönündeki değerlendirme yanlıştır.
Milli egemenlik halkın yönetime katılmasıdır (Cumhuriyetçilik). Ancak lakap ve unvanların kaldırılması toplumdaki sınıfsal farklılıkları bitirmeye (Halkçılık) ve dini ayrıcalıkları kaldırmaya (Laiklik) yöneliktir. Bu nedenle düzenleme öncelikle toplumsal yapıyla ilgili olup siyasi yapının (Cumhuriyetçilik) ana unsuru değildir.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılabın niteliğini belirle
Lakap ve unvanların kaldırılması 'Toplumsal' alanda yapılan bir inkılaptır.
Toplumsal sınıfları ve sosyal hiyerarşiyi hedef almaktadır.
2
İçeriği ilkelerle eşleştir
Ağa/Paşa (Halkçılık - Eşitlik), Hacı/Hafız (Laiklik - Din dışı sosyal hayat).
İmtiyazların kaldırılması halkçılığın, dini sıfatların temizlenmesi laikliğin gereğidir.
3
Cumhuriyetçilik ilkesiyle kıyasla
Cumhuriyetçilik seçim, parlamento ve milli egemenlik ile ilgilidir.
Sosyal bir unvanın kaldırılması yönetim biçimini (egemenlik kaynağını) doğrudan değiştirmez.

Anahtar Kavram

İlke-İnkılap İlişkisi ve İnkılapların Alanları

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik 'yönetim ve seçim' ile ilgiliyken, unvanlar 'sosyal statü ve eşitlik' ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun ile Soyadı Kanunu arasındaki 'eşitlik' vurgusunu kıyaslayan sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 300Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, dini duyguların yanlış amaçlarla kullanılmasını önlemek ve toplumu hurafelerden arındırmak amacıyla bazı önemli adımlar atılmıştır. Bu doğrultuda belirli dini kurumlar kapatılmış ve toplumsal hiyerarşi yaratan unvanlar yasaklanmıştır. Yapılan bu düzenlemenin toplumsal hayattaki temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnanç sömürüsünü engelleyerek toplumun akılcı ve bilimsel bir temelde birleşmesini sağlamak

Cevap

İnanç sömürüsünü engelleyerek toplumun akılcı ve bilimsel bir temelde birleşmesini sağlamak
Doğru cevap, toplumsal alanda yapılan bu reformun temel amacını yansıtmaktadır. Tekke ve zaviyelerin kapatılması, halkın saf dini duygularının çıkar amaçlı kullanılmasını engelleyerek, toplumun hurafelerden arınmış, akılcı ve modern bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılap konusunu belirle
Sözü edilen düzenleme Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılmasıdır (19251925)
Dini kurumların kapatılması ve şeyhlik, dervişlik gibi unvanların yasaklanması bu kanunun kapsamındadır.
2
Düzenlemenin amacını analiz et
Dini duyguların istismar edilmesini önlemek ve hurafelerden kurtulmak
Bu kurumlar zamanla asıl amacından saparak halkı yanlış yönlendirmeye başlamıştır.
3
Toplumsal etkiyi saptanması
Akılcı, çağdaş ve laik bir toplum yapısı
Dini unvanların ve merkezlerin sosyal hayattaki etkisi kaldırılarak, bireylerin akıl ve bilim ışığında birleşmesi sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Laikleşme ve Akılcılık

İpuçları

1
Şeyhlik, dervişlik ve müritlik gibi sıfatların hangi alanda bir hiyerarşi yarattığını düşünün.
2
Bu düzenleme, halkın dini duygularının bazı kişilerce kendi çıkarları için kullanılmasını durdurmayı amaçlar.
3
Tekke ve zaviyelerin kapatılması, toplumun çağdaşlaşması yolunda laiklik ve halkçılık ilkeleriyle doğrudan bağlantılıdır.

Daha Fazla Pratik

Bu inkılabın Halkçılık ilkesi ile olan ilişkisini 'ayrıcalıksız toplum' hedefi üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 15 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 15 | Examkin