Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 681Soru

Cumhuriyetçilik ilkesi; devlet yönetiminde millî iradenin mutlak üstünlüğünü ve bu iradenin tecelli ettiği kurumların sivil niteliğini esas alır. Bu doğrultuda, halkın seçtiği temsilcilerin karar alma süreçlerinin, herhangi bir silahlı güç veya bürokratik vesayet odağının etkisi altında kalmaması, rejimin demokratik niteliğini koruyan en temel unsurdur.

Buna göre, aşağıda verilen inkılap hareketlerinden hangisinin doğrudan halkın siyasi iradesini sivil otorite altında güvenceye alma amacına yönelik olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ordu mensuplarının milletvekili seçilebilmesi için askerlik mesleğinden istifa etme zorunluluğunun getirilmesi

Cevap

Ordu mensuplarının milletvekili seçilebilmesi için askerlik mesleğinden istifa etme zorunluluğunun getirilmesi (Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılması süreciyle bağlantılı 19241924 düzenlemesi).
Cumhuriyetçilik ilkesi, egemenliğin halka ait olması ve bu egemenliğin sivil temsilciler aracılığıyla kullanılması demektir. Tarihsel süreçte (özellikle Balkan Savaşları tecrübesiyle) ordunun siyasetin içinde olması millî iradeye gölge düşürmüş ve askerî disiplini bozmuştur. 19241924 yılında çıkarılan kanunla askerlerin milletvekili olabilmek için görevlerinden istifa etmelerinin zorunlu tutulması, TBMM'nin sivil otoritesini ve halk iradesini her türlü askerî vesayetten korumayı amaçladığı için doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin temel bileşenlerini analiz etme
Cumhuriyetçilik sadece halkın seçimi değil, aynı zamanda bu seçilmiş iradenin (sivil otorite) her türlü askerî ve bürokratik müdahaleden korunmasıdır.
Soruda vurgulanan 'sivil otorite' ve 'müdahalesiz yürütme' kavramları, siyasetin askerî vesayetten arındırılmasını işaret eder.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hangi ilkeyle doğrudan (birincil) ilgili olduğunu belirleme
Kabotaj (Milliyetçilik), Aşar (Halkçılık), Tevhid-i Tedrisat (Laiklik/Halkçılık) olarak sınıflandırılır.
Öğrencinin ilkeler arasındaki ince ayrımı (nüansları) fark etmesi gerekir.
3
Ordunun siyasetten ayrılmasının Cumhuriyet rejimine katkısını değerlendirme
33 Mart 19241924'te ordunun siyasetten ayrılması (Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin yerine Genelkurmay Başkanlığının kurulması), millî iradenin tecelli ettiği Meclis'i askerî etkiden korumuş ve sivil yönetimi pekiştirmiştir.
Askerî disiplin ile siyasi iradenin birbirine karışması, demokratik bir Cumhuriyet için en büyük tehditlerden biridir.

Anahtar Kavram

Sivil Otorite ve Ordunun Siyasetten Ayrılması

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik sadece 'oy kullanmak' değildir; aynı zamanda seçilmiş sivil meclisin (TBMM) üstünde başka hiçbir gücün (ordu, din adamı, hanedan) olmamasını gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ile Halkçılık arasındaki ilişkiyi anlamak için 'Kadınlara Siyasi Hakların Verilmesi' konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 682Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen; Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasıyla Türklerin köklü bir geçmişe sahip olduğunun bilimsel yollarla araştırılması ve Türk Dil Kurumu ile Türkçenin zenginliğinin ortaya çıkarılarak sadeleştirilmek istenmesi, 'Milli Benlik' inşasının temel taşlarını oluşturur. Bu kurumlar aracılığıyla milleti; biyolojik bir zorunluluk (ırk) veya dinsel bir aidiyet (ümmet) yerine, ortak bir hafıza ve iletişim aracı etrafında birleştirmek hedeflenmiştir. Bu faaliyetlerin temel dayanağı olan Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milleti; kan bağı veya inanç birliği gibi objektif unsurlar yerine, 'kültür ve ortak gelecek ideali' gibi subjektif unsurlarla tanımlar.

Cevap

Atatürk milliyetçiliği, milleti kan bağı veya dini aidiyet yerine kültürel ve manevi unsurlarla (kültür ve ülkü birliği) tanımlayan subjektif bir anlayıştır.
Metinde bahsedilen Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun çalışmaları, milleti ırki bir köken (kan bağı) veya tek bir inanç sistemi (din) yerine; ortak bir tarih bilinci ve ortak bir dil etrafında birleştirmeyi amaçlar. Bu durum, Atatürk milliyetçiliğinin 'subjektif' (manevi/kültürel) bir karakter taşıdığını, milleti 'kültür ve ülkü birliği' içinde bir mensubiyet olarak gördüğünü kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar faaliyetleri (TTK ve TDK) analiz et.
Bu kurumlar dil ve tarih birliği sağlayarak ortak bir 'Milli Kimlik' oluşturmayı amaçlamıştır.
Milleti bir arada tutan unsurların biyolojik değil, kültürel olduğu vurgulanmaktadır.
2
Atatürk'ün milliyetçilik tanımındaki kriterleri değerlendir.
Irkçılık (kan bağı) ve ümmetçilik (din bağı) reddedilerek 'duygu ve ideal birliği' ön plana çıkarılmıştır.
Bu durum milliyetçiliğin 'subjektif/manevi' niteliğini ortaya koyar.
3
Çeldiriciler ile doğru seçenek arasındaki nüansı belirle.
Doğru yanıt olan seçenek, millet tanımının bilimsel/akademik karşılığı olan 'subjektif unsurlar' ifadesini içermektedir.
Halkçılık veya Laiklik gibi diğer ilkeler bu kültürel tanımın bir sonucu veya destekleyicisi olsa da tanımın kendisi değildir.

Anahtar Kavram

Subjektif (Kültürel) Milliyetçilik

İpuçları

1
Metindeki kurumların (TTK, TDK) milleti ırk veya din yerine hangi değerler etrafında topladığına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

1924 Anayasası'ndaki vatandaşlık tanımı ile milliyetçilik ilkesi arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 683Soru

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen bir dizi yasayla, Osmanlı Devleti'nden tevarüs eden kurumlar tasfiye edilerek yeni devletin idari yapısı modernleştirilmiştir. Bu yasalar arasında yer alan "Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti"nin kaldırılarak yerine bir "Başkanlık" makamının oluşturulmasıyla hedeflenen temel siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ordu mensuplarının meclis çalışmalarına katılımını engelleyerek siyaseti askeri vesayetten arındırmak

Cevap

Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin kaldırılmasının temel amacı, ordu mensuplarının aynı zamanda milletvekili olmasının önüne geçerek ordunun siyasetten ayrılmasını ve demokratik sistemin askeri müdahalelerden korunmasını sağlamaktır.
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin (Savaş Bakanlığı) kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı'nın kurulması, ordunun bir siyasi kurum olmaktan çıkarılıp teknik ve askeri bir yapıya dönüştürülmesini sağlamıştır. Bu sayede subayların aynı zamanda milletvekili olması yasaklanmış, ordunun siyaset üzerindeki baskısı (askeri vesayet) engellenerek milli egemenlik ve demokrasi güçlendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
33 Mart 19241924 yasalarının içeriğini analiz etme.
Bu tarihte Halifelik, Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti kaldırılmıştır.
Reformların hangi kurumları hedef aldığını belirlemek için gereklidir.
2
"Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti" kavramının anlamını değerlendirme.
Bu kurum, orduyu hükümet içinde temsil eden ve siyasi bir nitelik taşıyan bakanlık düzeyinde bir Genelkurmay makamıdır.
Kurumun siyasi konumunu anlamak, neden kaldırıldığını yorumlamayı sağlar.
3
Vekalet'in kaldırılıp "Başkanlık" haline getirilmesinin siyasi sonucunu belirleme.
Genelkurmay'ın hükümet dışına çıkarılmasıyla askerlerin siyaset yapmasının önüne geçilmiş, ordu-siyaset ayrımı kesinleşmiştir.
Bu adım Cumhuriyetçilik ilkesinin ve demokrasinin korunması için atılmıştır.

Anahtar Kavram

Ordu-Siyaset Ayrımı (Cumhuriyetçilik)

İpuçları

1
"Vekalet" kelimesi Bakanlık anlamına gelir; bir bakanlığın kaldırılıp başkanlığa dönüştürülmesi kurumun hükümet/meclis dışına çıkarıldığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Ordunun siyasetten ayrılması sürecinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu ve bu partideki asker kökenli siyasetçilerin durumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 684Soru

33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen bir yasayla Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ihdas edilmiştir.

Bu kurumsal değişikliğin laiklik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilmesindeki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Din hizmetlerinin siyasetin dışında tutulmasını ve devlet işlerinden ayrılmasını sağlamak

Cevap

Din hizmetlerinin siyasetin dışında tutulmasını ve devlet işlerinden ayrılmasını sağlamak
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması, din işlerinin bir bakanlık (siyasi makam) tarafından yürütülmesine son vermiştir. Bunun yerine kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, din hizmetlerini siyasetin dışında, idari bir yapıda yürütmekle görevlendirilmiştir. Bu durum, laikliğin en temel unsuru olan din ve siyaset işlerinin birbirinden ayrılması ilkesine doğrudan hizmet eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumsal yapının analiz edilmesi
Vekâlet (Bakanlık) siyasi bir icra organıyken, Başkanlık teknik ve idari bir organdır.
Laiklik, dini otoritenin siyasi kararlar üzerindeki etkisini sonlandırmayı gerektirir.
2
Laiklik ilkesinin gerekliliklerinin uygulanması
Din işleri ile dünya (siyaset/vakıf yönetimi) işlerinin birbirinden ayrılması sağlanmıştır.
Siyasal bir makam olan bakanlık bünyesinde din işlerinin yürütülmesi, inançların siyasetin malzemesi haline gelmesine yol açabilir.

Anahtar Kavram

Laiklik ilkesi kapsamında din ve devlet işlerinin kurumsal olarak ayrılması

İpuçları

1
Bakanlıklar siyasi karar organlarıdır; bu yapıdan idari bir başkanlığa geçişin neyi amaçladığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Laikliğin anayasaya giriş aşamalarını (19281928 ve 19371937 değişiklikleri) tekrar etmeniz faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 685Soru

19241924 Anayasası’nda yer alan "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." maddesinin değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez bir hüküm olarak kabul edilmesi; devletin temel niteliğinin millî iradeye dayandığını teyit etmiştir. Bu anayasal düzenleme ile eş zamanlı olarak, yöneticilerin seçimle iş başına gelmesi ve görev sürelerinin kısıtlanması esas alınmıştır.

Bu anayasal ilkelerin doğrudan bağlantılı olduğu temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kaynağını kişisel ve kutsal bir otoriteden alıp tamamen millete devretmek

Cevap

Egemenliğin kaynağını kişisel ve kutsal bir otoriteden alıp tamamen millete devretmek
Cumhuriyetçilik ilkesinin özü, egemenliğin kaynağının ilahi veya kişisel bir otoriteden (Padişahlık, Saltanat) alınarak millete devredilmesidir. 19241924 Anayasası'ndaki rejim maddesinin değiştirilemezliği ve yöneticilerin belirli sürelerle seçimle gelmesi, halk iradesinin üzerinde hiçbir gücün olmamasını ve yönetimin kalıtsal olmamasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
19241924 Anayasası'ndaki değiştirilemez maddeyi analiz et.
"Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" hükmü, devletin rejiminin kalıcı olarak halk iradesine dayandığını gösterir.
Anayasal güvenceler, rejimin keyfi olarak monarşiye dönmesini engeller.
2
Seçim ve görev süresi kısıtlamasının anlamını değerlendir.
Bu unsurlar, yönetimin kalıtsal (babadan oğula) veya ömür boyu süren bir otorite değil, geçici ve milletin onayıyla sürdürülen bir hizmet olduğunu kanıtlar.
Cumhuriyetçilikte mutlakiyetçi yapıların yerini temsili demokrasi alır.
3
Atatürk ilkeleri arasındaki ayrımı yap.
Yönetim biçimi, egemenlik kaynağı ve seçim kavramları doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesine çıkar.
Diğer ilkeler (Halkçılık, Laiklik vb.) bu siyasi yapının sosyal, hukuki veya ekonomik boyutlarını tamamlar.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ve Millî Egemenlik

İpuçları

1
Yöneticilerin belirli bir süre için seçimle gelmesi hangi yönetim biçiminin temel özelliğidir?
2
Egemenliğin kaynağının 'millet' olması ile 'kişisel otorite' (Padişahlık) arasındaki farkı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ile Cumhuriyetin ilanı arasındaki kronolojik ve mantıksal ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 686Soru

Atatürk Dönemi’nde 19271927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel sektörün sanayileşmeye öncülük etmesi amaçlanmış; ancak yerli sermayenin yetersizliği, teknik bilgi eksikliği ve 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı gibi nedenlerle bu hedefe tam olarak ulaşılamamıştır. Bu durum, 19301930’lu yıllardan itibaren devletin ekonomiye bizzat müdahale ederek yatırım yapmasını zorunlu kılmıştır.

Bu zorunluluk doğrultusunda hayata geçirilen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, doğrudan Devletçilik ilkesi kapsamında devletin "sanayici ve işletmeci" kimliğini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda Sümerbank aracılığıyla dokuma ve şeker fabrikalarının açılması

Cevap

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda Sümerbank aracılığıyla dokuma ve şeker fabrikalarının açılması seçeneği doğru cevaptır.
Doğru cevap olan fabrika açılması, devletin 19331933 yılında hazırlanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı çerçevesinde bizzat sermaye koyarak üretim tesisleri kurmasını ve bu tesisleri Sümerbank gibi devlet kurumları aracılığıyla işletmesini kapsar. Bu, Devletçilik ilkesinin temelini oluşturan "devletin yatırımcı ve işletmeci" olma özelliğini tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
192319291923-1929 arası liberal dönemdeki başarısızlıkları analiz edin.
19271927 Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun sermaye ve teknik bilgi eksikliği nedeniyle yetersiz kaldığı tespit edilir.
Devletçilik politikasına geçişin temel içsel gerekçesini anlamak için gereklidir.
2
19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisini değerlendirin.
Dışsal bir etken olarak bu kriz, Türkiye'yi kendi kaynaklarıyla planlı sanayileşmeye (Devletçilik) zorlamıştır.
Politika değişikliğinin zamanlamasını ve dışsal tetikleyicisini belirlemek için gereklidir.
3
"Millileştirme" ile "Devletçilik" arasındaki kavramsal farkı ayırt edin.
Yabancıdan satın alma (millileştirme) Milliyetçilik iken; sıfırdan tesis kurup işletme Devletçilik'tir.
Seçeneklerdeki kavram karmaşasını çözmek ve en doğru örneği bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Millileştirme Ayrımı

İpuçları

1
Devletçilik ilkesinde kilit nokta devletin elini taşın altına koyup fabrikalar inşa etmesidir; sadece yasal düzenleme yapmak veya var olanı satın almak değildir.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin sadece ekonomiyle sınırlı kalmayıp sosyal devlet anlayışını da nasıl etkilediğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 687Soru

1934 yılında kabul edilen "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" ile ibadethaneler ve ayinler dışında dini kıyafetlerin giyilmesi yasaklanmış; bu kuralın istisnası olarak sadece en üst düzey din görevlilerine (Diyanet İşleri Başkanı, Patrikler, Hahambaşı) bu kıyafetleri dışarıda giyme izni verilmiştir. Bu düzenleme ile ulaşılmak istenen temel hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal alanda inanç temelli ayrıcalıklı bir sınıf görüntüsünü engelleyerek eşitliği ve laikliği pekiştirmek

Cevap

Toplumsal alanda inanç temelli ayrıcalıklı bir sınıf görüntüsünü engelleyerek eşitliği ve laikliği pekiştirmek
1934 tarihli bu kanun, laiklik ilkesinin bir gereği olarak din ve devlet işlerinin ayrılmasını sosyal hayata taşımıştır. Toplumda din adamlarının kıyafetleri üzerinden üstünlük kurmalarını engelleyerek 'imtiyazsız bir toplum' yaratma hedefine (Halkçılık) hizmet eder. Sadece en üst düzey temsilcilere izin verilmesi ise devlet ciddiyeti ve temsil gereği yapılan sınırlı bir istisnadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunun içeriğini analiz etme
Dini kıyafetlerin (kisvelerin) sadece ibadethanelerle sınırlandırıldığını, sokakta giyilmesinin yasaklandığını görmek.
Dini sembollerin toplumsal hiyerarşi üzerindeki etkisini anlamak için kanun metni incelenmelidir.
2
İnkılabın toplumsal etkisini değerlendirme
Din görevlilerinin halk arasında kıyafetleri nedeniyle 'imtiyazlı' (ayrıcalıklı) bir konumda görünmesinin engellenmesi.
Toplumda eşitlikçi bir yapı kurma hedefi (Halkçılık) ile bağlantı kurmak gerekir.
3
Temel ilke ile eşleştirme
Kamusal alanın dini unsurlardan arındırılmasının 'Laiklik', toplumsal eşitliğin ise 'Halkçılık' ile doğrudan ilgili olduğunu saptamak.
Soruda istenen 'temel hedef' en geniş kapsamlı ve ideolojik amacın tespitini gerektirir.

Anahtar Kavram

Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (1934) ve Toplumsal Laikleşme

İpuçları

1
Bu düzenleme kıyafetlerin kamusal alanda (sokakta, devlet dairesinde) kullanımını kısıtlar.
2
Kıyafetler üzerinden toplumda 'ayrıcalıklı' bir sınıf oluşmasını engellemek hangi Atatürk ilkesiyle doğrudan ilgilidir?
3
Cumhuriyetçiliğin toplumsal yansıması olan halkçılık (eşitlik) ve dinin suistimalini önleyen laiklik kavramlarını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Şapka İktisası Hakkında Kanun ile bu kanunun laiklik ve halkçılık ilkeleri açısından benzerliklerini inceleyen bir karşılaştırma sorusu çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Şapka Kanunu (1925) ile bu kanun (1934) arasındaki farkı düşünün; Şapka Kanunu belirli bir kıyafeti giymeyi zorunlu kılarken, bu kanun dini kıyafetlerin kullanım alanını kısıtlar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 688Soru

Atatürk döneminde uygulanan ekonomik politikalar, dönemin şartlarına ve ülkenin ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir. Aşağıdaki tabloda o yıllarda dünyada görülen farklı ekonomik yaklaşımlar ile Türk devletçilik modeli karşılaştırılmıştır:

Ekonomik ModelTemel DayanağıBireyin Ekonomideki Rolü
LiberalizmSerbest PiyasaTam Serbestlik
SosyalizmDevlet MülkiyetiRolü Yok
Türk DevletçiliğiKarma EkonomiSınırlı ve Destekleyici

Tablodaki verilere dayanarak Türk devletçilik anlayışı ile ilgili ulaşılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke gerçeklerinden doğan, birey ile devleti ekonomik alanda uzlaştıran özgün bir yapıdır.

Cevap

Türk devletçiliği, ülke gerçeklerinden doğan, birey ile devleti ekonomik alanda uzlaştıran özgün bir yapıdır.
Türk devletçilik modeli, liberalizm (birey odaklı) ve sosyalizm (devlet odaklı) arasında bir denge kurarak 'Karma Ekonomi' yöntemini benimsemiştir. Tablodaki 'Sınırlı ve Destekleyici' ifadesi, özel teşebbüsün varlığını kabul ederken devletin de planlayıcı ve denetleyici olarak ekonomiye katılmasını ifade eder. Bu durum, modelin Türkiye'nin özgün şartlarına göre tasarlanmış bir sentez olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki ekonomik modellerin temel dayanaklarını karşılaştırın.
Türk devletçiliğinin 'Karma Ekonomi'yi esas aldığı, yani tek bir uca (sadece piyasa veya sadece devlet mülkiyeti) dayanmadığı görülür.
Modelin temel felsefesini anlamak için dayanak noktasını belirlemek gerekir.
2
Bireyin ekonomideki rolünü inceleyin.
Bireyin liberalizmdeki gibi tamamen serbest olmadığı ancak sosyalizmdeki gibi tamamen dışlanmadığı, 'Sınırlı ve Destekleyici' bir konumda olduğu belirlenir.
Birey-devlet dengesinin nasıl kurulduğunu tespit etmek için bu analiz gereklidir.
3
Elde edilen verileri birleştirerek en kapsamlı yargıya ulaşın.
Hem bireyi hem devleti işin içine katan bu modelin 'özgün ve uzlaştırıcı' olduğu sonucuna varılır.
Soru kökündeki 'en kapsamlı yargı' ifadesi tüm tabloyu özetleyen bir sonuç gerektirir.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi (Türk Devletçilik Modeli)
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 35 / 35
Atatürk İlke ve İnkılapları Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 35 | Examkin