Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 661Soru

Türkiye’nin 19231923 yılında imzalanan Lozan Ticaret Sözleşmesi ile üstlendiği gümrük yükümlülüklerinin 19291929 yılında sona ermesi, aynı yıl dünyayı sarsan ekonomik buhranla birleşince Türk ekonomi yönetimini "liberalizm"den "korumacı-devletçi" bir yapıya yöneltmiştir.

Bu doğrultuda, yerli sanayiciyi dış rekabetin yıkıcı etkisinden kurtarmak ve milli sanayinin temellerini atmak amacıyla çıkarılan en önemli yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrük Tarife Kanunu

Cevap

Yerli sanayiyi dış rekabetten koruyan ve gümrük bağımsızlığının simgesi olan Gümrük Tarife Kanunu
Doğru seçenek olan düzenleme, Lozan'dan kalan gümrük sınırlamalarının kalkmasıyla 1929'da yürürlüğe giren ve Türk sanayisini yabancı mallara karşı yüksek vergi duvarlarıyla koruyan temel yasadır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'nın ekonomik kısıtlamalarını analiz etme
1923 Lozan Ticaret Sözleşmesi gereği Türkiye gümrük tarifelerini 1929'a kadar değiştiremezdi.
Milli ekonominin önündeki en büyük engellerden biri gümrük duvarlarının örülememesiydi.
2
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisini değerlendirme
Küresel kriz, serbest piyasa ekonomisinin yetersizliğini ortaya çıkardı ve devlet müdahalesini zorunlu kıldı.
Özel sermaye kriz ortamında sanayileşmeyi gerçekleştirecek gücü kaybetti.
3
Korumacı mevzuatın tespit edilmesi
1929 yılında gümrük kısıtlamalarının bitmesiyle hemen Gümrük Tarife Kanunu çıkarıldı.
Yüksek gümrük vergileriyle yerli üreticinin dış pazarın baskısından kurtulması hedeflendi.

Anahtar Kavram

Gümrük Bağımsızlığı ve Korumacı Ekonomi

İpuçları

1
Lozan Antlaşması'ndaki ekonomik maddelerin bitiş tarihine odaklanın.
2
Yerli sanayinin korunması için dışarıdan gelen mallara ne tür bir vergi uygulanması gerektiğini düşünün.
3
1929 yılında çıkarılan ve devletçiliğe geçişi hızlandıran gümrük vergisi düzenlemesini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

1930'lu yıllarda kurulan ve devletçilik ilkesinin finansmanını sağlayan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların rollerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 662Soru

Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra, özel teşebbüsü desteklemek, yerli tüccarlara kredi imkânı sağlamak ve milli ekonominin inşasına öncülük etmek amacıyla 2626 Ağustos 19241924 tarihinde kurulan Cumhuriyet tarihinin ilk milli bankası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye İş Bankası

Cevap

Cumhuriyet tarihinin ilk milli bankası Türkiye İş Bankası'dır.
Türkiye İş Bankası, 2626 Ağustos 19241924 tarihinde Celal Bayar'ın ilk genel müdürlüğü altında, milli sermayeyi bir araya getirerek yerli tüccarı desteklemek amacıyla kurulmuştur. Bu özelliğiyle Cumhuriyet tarihinin ilk milli bankası olma unvanını taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarih ve amaca odaklanılması
19241924 yılı ve özel teşebbüsü destekleme amacı belirlendi.
Soruda spesifik bir tarih (19241924) ve kuruluş amacı (özel sermayeyi destekleme) verilmiştir.
2
Cumhuriyet dönemi ekonomi kurumlarının kronolojik olarak taranması
İş Bankası (19241924), Merkez Bankası (19301930), Sümerbank (19331933) ve Etibank (19351935) tarihleri hatırlandı.
Kurumların kuruluş tarihlerini bilmek, doğru seçeneği ayırt etmeyi sağlar.
3
Doğru kurumun seçilmesi
Türkiye İş Bankası'nın ilk milli banka olduğu teyit edildi.
Türkiye İş Bankası, İzmir İktisat Kongresi kararları doğrultusunda kurulan ilk büyük ekonomik atılımdır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Milli Bankacılık

İpuçları

1
Bu banka İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararlar doğrultusunda kurulmuştur.
2
Bankanın ilk genel müdürü Celal Bayar'dır.
3
Lozan Antlaşması'ndan sonra milli bir sermaye birikimi oluşturmak için 19241924 yılında açılmıştır.

Daha Fazla Pratik

İş Bankası'nın kurulması ile hangi Atatürk ilkesi (Milliyetçilik/Halkçılık) doğrudan ilişkilidir?
Tahmini Süre:45s
Soru 663Soru

Milli Mücadele’yi sevk ve idare eden I. TBMM bünyesinde; farklı siyasi görüşlere sahip mebusların oluşturduğu 'Birinci Grup' ve 'İkinci Grup' arasında, zafer sonrası yapılacak inkılapların yöntemi ve zamanlaması üzerine derin fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Bu muhalefet, meclis çalışmalarını yavaşlatmış ve köklü reformların önünde bir engel teşkil etmeye başlamıştır. 11 Ağustos 1923’te çalışmalarına başlayan II. TBMM’nin, bu siyasi tıkanıklığı aşarak 'İnkılapçı Meclis' karakterini kazanmasını ve cumhuriyetin ilanı gibi radikal adımları atabilmesini sağlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 'Halk Fırkası' adıyla partileşerek meclis çoğunluğunu elde etmesi

Cevap

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Halk Fırkası'na dönüşerek meclis çoğunluğunu sağlaması
I. TBMM döneminde yaşanan Birinci ve İkinci Grup arasındaki çatışma, meclisin yenilenmesi ve 1923 seçimleriyle aşılmıştır. Bu süreçte Mustafa Kemal liderliğindeki Müdafaa-i Hukuk Grubu'nun (Birinci Grup) Halk Fırkası adıyla partileşmesi, mecliste homojen ve inkılapları destekleyen bir çoğunluk oluşturulmasını sağlamıştır. Bu yapısal değişim, Cumhuriyetin ilanı ve diğer siyasi inkılapların hızlıca yasalaşmasının temel dayanağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
I. TBMM'nin siyasi yapısını analiz etme
Mecliste 'Birinci Grup' (Mustafa Kemal yanlısı) ve 'İkinci Grup' (Muhafazakar/Muhalif) şeklinde bir bölünme olduğu görülür.
Meclis içi muhalefetin inkılaplar üzerindeki frenleyici etkisini anlamak için gereklidir.
2
1923 seçimlerini ve II. TBMM'nin oluşumunu inceleme
Nisan 1923'te alınan seçim kararı sonrası yapılan seçimlerde, Mustafa Kemal'in desteklediği adayların ezici çoğunluk kazandığı tespit edilir.
II. TBMM'nin neden daha 'uyumlu' bir yapıya sahip olduğunu belirlemek için gereklidir.
3
Cemiyetten partiye geçiş sürecini bağlama
9 Eylül 1923'te Halk Fırkası'nın kurulmasıyla, Birinci Grup'un disiplinli bir siyasi partiye dönüştüğü ve inkılapları blok halinde desteklediği sonucuna varılır.
Siyasi tıkanıklığın 'partileşme' yoluyla nasıl aşıldığını netleştirmek içindir.

Anahtar Kavram

Siyasi Gruplaşmadan Partili Sisteme Geçiş

İpuçları

1
I. TBMM'deki Birinci Grup'un siyasi bir partiye dönüşme sürecini ve bu partinin 1923 seçimlerindeki rolünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu ve II. TBMM'deki ilk organize muhalefet hareketini inceleyerek siyasi dengeleri pekiştirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 664Soru

1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu; aile, miras ve borçlar hukuku gibi alanlarda köklü değişiklikler getirirken aynı zamanda hukuk birliğini sağlamayı amaçlamıştır. Bu kanunun kabul edilmesiyle birlikte, Türkiye'deki azınlık unsurlar Lozan Antlaşması ile kendilerine tanınan 'kendi inançlarına göre hukuki işlem yapma' (hukuki özerklik) haklarından feragat ederek Türk kanunlarına tabi olmayı kabul etmişlerdir.

Bu bilgiler ve dönemin şartları göz önüne alındığında, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün sonuçları ve Türk hukuk sistemine etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınarak demokratik temsilin güçlendirilmesi

Cevap

Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınarak demokratik temsilin güçlendirilmesi ifadesi savunulamaz; çünkü bu haklar 1930'lu yıllarda verilmiştir.
Doğru seçenek olan kadınların siyasi haklara kavuşması ifadesi yanlıştır; çünkü 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu kadınlara siyasi haklar (seçme ve seçilme) vermemiştir. Kadınlar siyasi haklarını 1930'da belediye, 1933'te muhtarlık ve 1934'te milletvekilliği seçimlerine katılma hakkı olarak anayasal değişikliklerle elde etmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
1926 Türk Medeni Kanunu'nun kapsamını analiz et.
Kanunun; aile, miras, borçlar ve eşya hukuku gibi 'özel hukuk' alanlarını kapsadığı tespit edilir.
Medeni Kanun toplumsal ve ekonomik hayattaki eşitliği hedefler.
2
Siyasi haklar ile sosyal haklar arasındaki ayrımı yap.
Seçme ve seçilme gibi siyasi hakların 'Cumhuriyetçilik' ilkesiyle, Medeni Kanun'un ise 'Halkçılık' ve 'Laiklik' ilkeleriyle ilişkili olduğu görülür.
Öğrenciler sıklıkla kadın haklarının tamamının tek bir paketle (Medeni Kanun) verildiği yanılgısına düşerler.
3
Hukuk birliği ve Lozan Antlaşması bağlantısını değerlendir.
Azınlıkların feragatinin hukuk birliğini tamamladığı ve yargı yetkisini millileştirdiği doğrulanır.
Bu bilgi, sorunun çeldirici gücünü artırmak için kullanılan doğru bir tarihsel veridir.

Anahtar Kavram

Medeni Kanun (1926) Sosyal ve Ekonomik Hakları Düzenler; Siyasi Hakları Kapsamaz.

İpuçları

1
Medeni Kanun'un düzenlediği alanlara odaklanın: Aile, miras, eşya ve borçlar hukuku.

Daha Fazla Pratik

Kadınlara verilen hakların kronolojisini (1926-1934) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 665Soru

Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir." diyerek milleti; biyolojik bir ırk birliği veya dini bir cemaat yapısı yerine siyasi bir irade ve kültürel bir paydaşlık olarak tanımlamıştır. Bu anlayış doğrultusunda 19311931 yılında Türk Tarih Kurumu ve 19321932 yılında Türk Dil Kurumu kurularak milli kimliğin tarihsel ve dilsel kökleri bilimsel bir zeminde araştırılmıştır.

Bu bilgilere dayanarak Atatürk milliyetçiliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumdaki çeşitli meslek grupları ve sınıflar arasında dayanışma sağlayarak sosyal adaleti tesis etmek, milliyetçilik ilkesinin temel ve öncelikli hedefidir.

Cevap

Toplumdaki meslek grupları ve sınıflar arasında dayanışma sağlayarak sosyal adaleti tesis etme amacı taşıyan ifade, Atatürk'ün milliyetçilik ilkesiyle değil, doğrudan halkçılık ilkesiyle ilgilidir.
Toplumda imtiyazsız ve sınıfsız bir yapı kurarak sosyal adaleti ve refahı sağlamak Atatürk'ün 'Halkçılık' ilkesinin temel amacıdır. Milliyetçilik ise daha çok milli kimliğin tanımı, bağımsızlık ve milletin bütünlüğü üzerine odaklanır. Metinde verilen tanım ve kurumsal örnekler de milli kimliğin inşasına (milliyetçilik) yönelik olup, toplumsal düzenin adaletine (halkçılık) dair bir vurgu içermemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki tanımı analiz et
Milletin; ırk veya din yerine halkın siyasi iradesi ve kültürel birliğiyle tanımlandığı tespit edildi.
"Türkiye halkına Türk milleti denir" ifadesi kapsayıcı ve sübjektif bir tanımı temsil eder.
2
Kurumsal çalışmaları değerlendir
TTK ve TDK'nın milli kimliği bilimsel ve kültürel yönden güçlendirdiği anlaşıldı.
Tarih ve dil, milli bilincin inşasında temel kültürel unsurlardır.
3
Seçenekleri ilkelerle eşleştir
Sınıfsal dayanışma ve sosyal adalet kavramlarının Halkçılık ilkesine ait olduğu belirlendi.
Milliyetçilik daha çok dışa karşı bağımsızlık ve içe karşı milli bütünlükle ilgilenirken, Halkçılık toplumsal eşitlik ve adaletle ilgilenir.

Anahtar Kavram

Sübjektif Milliyetçilik ve İlke Ayrımı

İpuçları

1
Soruda verilen tanımın milli kimliğe mi yoksa toplumsal eşitliğe mi odaklandığına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Halkçılık arasındaki ayrımı pekiştirmek için İzmir İktisat Kongresi kararlarını analiz eden bir soruya bakabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 666Soru

Atatürk’ün "Cumhuriyet fazilettir" sözü rehberliğinde Türk inkılabı, egemenliğin tek bir kişiden alınarak millete devredilmesini ve bu sürecin kurumsal mekanizmalarla desteklenmesini hedeflemiştir. Bu hedef doğrultusunda siyasi temsil ve katılım yolları zamanla genişletilmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu siyasi gelişim sürecinin doğrudan bir parçası olmayıp daha çok toplumsal ve hukuksal eşitliği sağlamaya yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilerek aile ve toplum yapısında düzenleme yapılması

Cevap

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilerek aile ve toplum yapısında düzenleme yapılması seçeneği, doğrudan Cumhuriyetçilik ile değil, Halkçılık ve Laiklik ilkeleriyle ilgilidir.
Türk Medeni Kanunu, toplumsal yapıyı düzenleyen ve bireyler arasında hukuksal eşitliği sağlayan bir reformdur. Bu niteliğiyle öncelikle Halkçılık ve Laiklik ilkeleriyle ilişkilidir. Cumhuriyetçilik ilkesi ise devletin yönetim şekli, seçimler ve siyasi katılım gibi doğrudan 'siyasi' alanları kapsar. Medeni Kanun'da kadınlara herhangi bir siyasi hak (seçme veya seçilme) verilmediği için bu uygulama doğrudan Cumhuriyetçilik kapsamında değerlendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin kapsamını belirle.
Bu ilke; milli egemenlik, seçim, temsil, siyasi partiler ve meclis gibi siyasi kavramları kapsar.
Sorunun hangi alanla (siyasi vs. toplumsal) ilgili olduğunu anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların niteliğini analiz et.
Saltanatın kaldırılması, TBMM'nin açılması, siyasi partiler ve kadınlara verilen siyasi haklar 'siyasi' niteliktedir.
Cumhuriyetçilik doğrudan rejim ve siyasi temsil ile ilgilidir.
3
Türk Medeni Kanunu'nun içeriğini kontrol et.
1926 yılında kabul edilen bu kanun; evlenme, boşanma, miras gibi sosyal hakları düzenler ancak kadınlara 'siyasi' hak vermez.
KPSS'de en sık düşülen hata Medeni Kanun'un siyasi hak içerdiğini sanmaktır; bu kanun Halkçılık ve Laiklik ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik vs. Halkçılık (Siyasi Haklar vs. Sosyal Haklar)

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik doğrudan devlet yönetimi, rejim ve siyasi haklarla (seçim, meclis) ilgilidir.
2
Bir inkılabın sosyal eşitlik mi yoksa siyasi katılım mı sağladığına dikkat edin.
3
Türk Medeni Kanunu kadınlara pek çok hak vermiştir ancak aralarında seçme ve seçilme hakkı yoktur.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ile Halkçılık arasındaki 'Siyasi Eşitlik' köprüsünü pekiştirmek için 1930, 1933 ve 1934 yıllarındaki kadın hakları kronolojisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 667Soru

Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı; sadece Türk milletinin kendi içindeki dayanışmasını değil, aynı zamanda dünya milletler ailesinin huzur ve refahına katkı sunmayı da hedefler. O, "Biz kimsenin düşmanı değiliz, yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız." diyerek Türk milliyetçiliğinin bencil ve yayılmacı bir nitelik taşımadığını, aksine evrensel değerlerle barışık olduğunu vurgulamıştır.

Atatürk'ün bu yaklaşımı, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisiyle doğrudan ilişkili olup, hangi temel Atatürk ilkesinin hümanist karakterini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan ve İnsanlık Sevgisi — Milliyetçilik

Cevap

Atatürk'ün evrensel huzura ve insanlık ailesine vurgu yapan düşünceleri, Milliyetçilik ilkesinin bir tamamlayıcısı olan İnsan ve İnsanlık Sevgisi ilkesidir.
Doğru seçenek olan 'İnsan ve İnsanlık Sevgisi — Milliyetçilik' eşleşmesi, Atatürk'ün milliyetçiliği bir ayrışma unsuru değil, insanlık ailesine hizmet eden bir değer olarak gördüğünü kanıtlar. Atatürk milliyetçiliği; başka milletlere saygı duymayı ve insanlığın ortak mutluluğu için çalışmayı bir gereklilik olarak kabul eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri analiz etme
"Dünya milletler ailesi", "insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız" ve "hümanist karakter" ifadeleri tespit edildi.
Sorunun hangi kavramsal çerçeveye odaklandığını anlamak için gereklidir.
2
Bütünleyici ilke ile temel ilke arasındaki bağı kurma
İnsanlığa duyulan sevgi ve saygının, Atatürk'ün milliyetçilik anlayışını diğer ırkçı ve saldırgan akımlardan ayıran temel fark olduğu belirlendi.
Atatürk ilkeleri arasındaki mantıksal hiyerarşiyi doğrulamak için gereklidir.
3
Çeldiricileri eleme
Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesinin bir siyaset stratejisi, İnsan ve İnsanlık Sevgisi'nin ise bunun duygusal/ahlaki temeli olduğu ayırt edildi.
En yakın seçenekler arasındaki farkı ortaya koyarak kesin cevaba ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnsan ve İnsanlık Sevgisi, Atatürk Milliyetçiliği'nin evrensel ve barışçıl karakterini tamamlayan bütünleyici ilkedir.

İpuçları

1
Metindeki 'insanlık ailesi' ve 'hümanist' kelimelerine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Atatürk milliyetçiliğini, ırkçı milliyetçilik anlayışlarından ayıran özelliklere tekrar göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 668Soru

Türkiye'de 19331933 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanması ve bu süreçte Sümerbank ile Etibank gibi kurumların faaliyete geçirilmesi, Devletçilik ilkesinin somut adımlarıdır. Bu kurumların kuruluş felsefesi ve faaliyet alanları dikkate alındığında, Devletçilik ilkesinin Türkiye'deki asıl uygulanma amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel tüketim maddelerinin üretimini yerlileştirerek dışa bağımlılığı azaltmak ve ekonomik bağımsızlığı güçlendirmek

Cevap

Temel tüketim maddelerinin üretimini yerlileştirerek dışa bağımlılığı azaltmak ve ekonomik bağımsızlığı güçlendirmek
Doğru seçenek olan temel tüketim maddelerinin yerlileştirilmesi ifadesi, Devletçilik ilkesinin özünü oluşturur. 19301930'lu yıllarda kurulan fabrikalar ve bankalar (Sümerbank, Etibank), Türkiye'nin dışarıdan aldığı şeker, kumaş ve maden gibi ürünleri kendi imkanlarıyla üretmesini sağlayarak tam bağımsız bir ekonomi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem şartlarını analiz etme
19301930'lu yıllar, dünya ekonomik buhranının etkisiyle özel sektörün sermaye birikiminin yetersiz kaldığı bir dönemdir.
Devletçilik ilkesinin neden bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını anlamak gerekir.
2
Kurumsal yapıları inceleme
Sümerbank dokuma (tekstil), Etibank ise madencilik ve enerji alanında yatırımlar yapmak için kurulmuştur.
Bu kurumlar, halkın en temel ihtiyaçlarını yerli kaynaklarla karşılamayı amaçlayan kuruluşlardır.
3
Temel hedefi belirleme
Bu yatırımlar sayesinde ithalat azalmış, yerli üretim artmış ve ekonomik bağımsızlık yolunda büyük bir adım atılmıştır.
Devletçilik, kalkınmayı hızlandırarak Türkiye'yi kendi kendine yeten bir ülke haline getirmeyi amaçlar.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Ekonomik Bağımsızlık

İpuçları

1
Sümerbank ve Etibank'ın ürettiği malların (kumaş, kağıt, maden) daha önce nereden temin edildiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin Halkçılık ile olan ilişkisini anlamak için 'sosyal devlet' kavramını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 669Soru

Türk İnkılabı'nın siyasi yapılanma sürecinde gerçekleştirilen Halifeliğin kaldırılması (33 Mart 19241924), çok yönlü sonuçları itibarıyla Atatürk ilkelerinin birçoğuyla ilişkilidir. Bu inkılabın doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesini sağlayan temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli egemenliğin tecellisi olan meclis otoritesinin üzerinde, kaynağını kişisel veya dinsel geleneklerden alan hiçbir siyasi makamın kabul edilmemesi

Cevap

Milli egemenliğin tecellisi olan meclis otoritesinin üzerinde kişisel veya dinsel bir gücün kalmamasını sağlayan seçenek doğrudur.
Halifelik makamı, Cumhuriyet'in ilanından sonra milli egemenliğin tek temsilcisi olan TBMM'nin yanında 'iki başlılık' yaratan siyasi ve dinsel bir güç odağıydı. Bu makamın kaldırılması, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesini (Cumhuriyetçilik) korumuş ve meclisi devletin tek meşru karar organı haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılabın analiz edilmesi
Halifeliğin kaldırılması hem siyasi hem de toplumsal sonuçları olan bir olaydır.
Soruda istenen 'doğrudan Cumhuriyetçilik' bağını bulmak için kavramsal ayrım yapılmalıdır.
2
Cumhuriyetçilik ve Laiklik ayrımının yapılması
Cumhuriyetçilik = Milli Egemenlik/Halk Yönetimi; Laiklik = Din ve Devlet İşlerinin Ayrılması.
KPSS sorularında Halifelik her iki ilkeyle de sorulabilir, ayrımı anahtar kavramlar (egemenlik vs. sekülarizm) belirler.
3
Seçeneklerin bu doğrultuda elenmesi
A seçeneği 'Meclis otoritesi' ve 'Siyasi makam' vurgusuyla doğrudan egemenliğe (Cumhuriyetçilik) işaret eder.
Diğer seçeneklerin çoğu Laiklik veya diğer alanlardaki sonuçları ifade etmektedir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Cumhuriyetçilik İlişkisi

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin 'milli egemenlik' ve 'meclis üstünlüğü' kavramlarıyla olan bağına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ile Halifeliğin kaldırılmasının 'Milli Egemenlik' açısından ortak ve farkı yönlerini analiz eden bir çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 670Soru

Atatürk Dönemi'nde, Türk köylüsünün üzerindeki mali yükü hafifletmek ve tarımsal üretimi teşvik etmek amacıyla 1925 yılında gerçekleştirilen önemli ekonomik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşar vergisinin kaldırılması

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması
Aşar vergisinin kaldırılması, Cumhuriyet'in ilk yıllarında devlet gelirlerinin yaklaşık %25'ini oluşturmasına rağmen, köylüyü ekonomik olarak özgürleştirmek ve üretimi artırmak için 1925'te yapılmış en büyük halkçı hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki 1925 yılına ve 'köylünün üzerindeki yükün hafifletilmesi' ifadesine odaklanılır.
Bu tanımların tarım alanındaki bir vergi düzenlemesine işaret ettiği saptanır.
Atatürk Dönemi ekonomi politikalarında 1925 yılı tarımsal kalkınma için bir dönüm noktasıdır.
2
Seçenekler arasında tarımla ilgili ve köylüden alınan ağır bir vergiyi temsil eden uygulama belirlenir.
Osmanlı'dan kalan ve ürün üzerinden alınan Aşar (Öşür) vergisinin kaldırılmasının bu amaca hizmet ettiği bulunur.
Aşar vergisi, köylünün üretim şevkini kıran ve ağır bir borç yükü oluşturan geleneksel bir vergiydi.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi doğrultusunda çiftçinin desteklenmesi

İpuçları

1
Bu düzenleme doğrudan tarımla uğraşan kesimi (köylüyü) hedef almaktadır.

Daha Fazla Pratik

Aşar vergisinin kaldırılmasının Atatürk ilkelerinden hangisiyle (Halkçılık) daha çok ilişkili olduğunu inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 671Soru

Atatürk, bir konuşmasında; "Bizim milletimiz, birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu sebeple birbiriyle mücadele eden sınıflardan değil; aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine lazım olan sınıflardan ibarettir." demiştir. Atatürk'ün bu sözüyle vurguladığı toplumsal dayanışma ve sınıf çatışmasının reddi;

I.I. Halkçılık
II.II. Milliyetçilik
III.III. Devletçilik

temel ilkelerinden hangilerinin "Milli Birlik ve Beraberlik" bütünleyici ilkesi çatısı altında birleştiğini doğrudan kanıtlar niteliktedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IIII

Cevap

Halkçılık ve Milliyetçilik ilkeleri, metindeki toplumsal dayanışma ve sınıfsız toplum yapısı vurgusuna uygun olarak 'Milli Birlik ve Beraberlik' bütünleyici ilkesinde birleşmektedir.
Atatürk'ün sözünde geçen 'sınıfların birbirine lazım olması' ifadesi, sınıfsal üstünlüğü ve çatışmayı reddeden 'Halkçılık' ilkesini; 'bir millet' olma bilinciyle hareket etmeyi ise 'Milliyetçilik' ilkesini yansıtır. Bu iki temel ilke, toplumun huzur ve bütünlük içinde yaşamasını öngören 'Milli Birlik ve Beraberlik' bütünleyici ilkesinde vücut bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözünü analiz etme
Sözde; sınıflar arası mücadelenin reddi ve sınıfların birbirine muhtaç olduğu (dayanışma) vurgulanmaktadır.
Bu vurgu, Türk toplumunun bir bütün olduğunu ve ayrıcalıklı sınıfların bulunmadığını savunur.
2
Temel ilkelerle bağ kurma
Sınıfsız ve imtiyazsız toplum hedefi 'Halkçılık' ile; bu toplumun tek bir millet olarak kenetlenmesi 'Milliyetçilik' ile ilgilidir.
Atatürk milliyetçiliği ayrıştırıcı değil, halkçı bir temel üzerine kuruludur.
3
Bütünleyici ilkeyi belirleme
Halkçılık ve Milliyetçilik'in bu ortak kesişim noktası 'Milli Birlik ve Beraberlik' bütünleyici ilkesidir.
Milli Birlik, toplumsal barışın (Halkçılık) ulusal güç birliğine (Milliyetçilik) dönüşmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Milli Birlik ve Beraberlik bütünleyici ilkesi, hem Milliyetçilik hem de Halkçılık ilkelerinin ortak sonucudur.

İpuçları

1
Sınıfsız ve imtiyazsız bir toplum yapısı hangi temel ilke ile doğrudan ilişkilidir?

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün milliyetçilik anlayışının neden ırkçı değil de birleştirici (halkçı) olduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 672Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmak amacıyla gerçekleştirilen inkılaplar; sosyal eşitliğin sağlanması (Halkçılık), inanç sömürüsünün engellenmesi (Laiklik) ve uluslararası sistemle bütünleşme (İnkılapçılık) gibi temel dinamikler üzerine kurgulanmıştır.

Bu bilgiler doğrultusunda, toplumsal alanda yapılan düzenlemeler ile bu düzenlemelerin temel hedefleri eşleştirildiğinde aşağıdakilerden hangisi bir kavram yanılgısı içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Kadınına Siyasi Hakların Verilmesi → Toplumsal alandaki sınıf farklılıklarını ve unvanları tamamen ortadan kaldırarak imtiyazsız bir halk yapısı oluşturmak

Cevap

Türk kadınına siyasi hakların verilmesini içeren seçenek, hem 'alan' (siyasi vs toplumsal) hem de 'amaç' (milli egemenlik vs sosyal sınıflaşmayı önleme) bakımından kavram yanılgısı içermektedir.
Seçeneklerdeki 'Türk Kadınına Siyasi Hakların Verilmesi' ifadesi, inkılaplar tarihinde 'Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar' başlığı altında incelenir. Ayrıca bu düzenlemenin öncelikli hedefi demokrasiyi güçlendirmek ve temsilde adaleti sağlamaktır. Seçenekteki açıklama metni ise (sınıf farklarını ve unvanları kaldırma) aslında 1934 yılında kabul edilen 'Bazı Lakap ve Unvanların Kaldırılması Hakkında Kanun'un gerekçesidir. Bu nedenle hem kategorizasyon hem de amaç tanımlaması hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki inkılapların kategorilerini belirleme
A, B, C ve D seçenekleri toplumsal alanda yapılan düzenlemelerdir. E seçeneğindeki siyasi haklar ise siyasi alanla ilgilidir.
Toplumsal ve siyasi inkılaplar arasındaki ayrımı netleştirmek.
2
İnkılapların temel amaçlarını analiz etme
Şapka, Soyadı, Tekke-Zaviye ve Ölçüler gibi düzenlemelerin açıklamaları tarihsel gerçeklikle örtüşmektedir.
Amaç-araç ilişkisinin doğruluğunu test etmek.
3
E seçeneğindeki açıklama ile unvan kanununu kıyaslama
Açıklamada belirtilen 'sınıf farklılıklarını ve unvanları kaldırma' hedefi, 2590 sayılı 'Bazı Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun'un bir özelliğidir, kadınların siyasi haklarının değil.
Misyon kaymasını tespit etmek.

Anahtar Kavram

İnkılapların yapıldığı alanlar (Siyasi vs Toplumsal) ve Halkçılık ilkesinin sosyal sınıflaşmayı önleme boyutu.

İpuçları

1
Bir inkılabın Halkçılık ilkesine uygun olması, onun mutlaka 'toplumsal alan' inkılabı olduğu anlamına gelmez; yönetimle ilgili haklar 'siyasi alan'da değerlendirilir.

Daha Fazla Pratik

Kadınlara tanınan hakların tarihsel sırasını (belediye, muhtarlık, milletvekilliği) ve bunların Medeni Kanun ile karıştırılmaması gerektiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 673Soru

Atatürk, "Bizim nazarımızda çiftçi, çoban, işçi, tüccar, sanatkâr ve asker... hepsi aynı derecede hak ve yetkiye sahiptir." diyerek Türk toplumunun imtiyazsız ve kaynaşmış bir kitle olduğunu vurgulamıştır. Bu doğrultuda devletin; zayıf kesimleri güçlüler karşısında korumak, toplumsal dengeyi sağlamak ve vatandaşın refahını artırmak amacıyla sosyal ve hukuki düzenlemeler yapması "sosyal devlet" anlayışının bir gereğidir.

Buna göre, 19361936 yılında yürürlüğe giren ve çalışma hayatına dair önemli güvenceler getiren aşağıdaki inkılaplardan hangisi, devletin doğrudan bir ekonomik yatırımcı olmasından ziyade; toplumsal adaleti ve korumacılığı tesis etmeye yönelik olan "Halkçılık" ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş Kanunu ile çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve çalışan haklarının yasal güvence altına alınması

Cevap

İş Kanunu ile çalışma hayatının ve çalışan haklarının yasal güvence altına alınması
Doğru yanıt olan İş Kanunu düzenlemesi, toplumun çalışan kesimlerini korumayı, işveren karşısında ezdirmemeyi ve fırsat eşitliği ile sosyal adaleti sağlamayı amaçlar. Bu durum, Atatürk'ün sınıfsız ve kaynaşmış toplum idealinin toplumsal hayattaki hukuki karşılığıdır ve doğrudan halkçılık ilkesiyle ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları (imtiyazsızlık, toplumsal denge, sosyal devlet) analiz edin.
Halkçılık ilkesinin toplumsal adalet ve korumacılık yönü vurgulanmaktadır.
Sorunun kökü, ekonomik yatırımdan ziyade sosyal adalete odaklanan uygulamayı aramaktadır.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hangi temel amaca hizmet ettiğini değerlendirin.
İş Kanunu'nun çalışan sınıfları koruyarak toplumsal barışı hedeflediği saptanır.
Halkçılık, sınıf çatışmasını reddeden ve toplumsal dayanışmayı esas alan bir ilkedir.
3
Devletçilik ve Halkçılık arasındaki farkı netleştirin.
Fabrika kurmak (yatırım) Devletçilik iken, işçi haklarını korumak (sosyal adalet) Halkçılık'tır.
Sıklıkla karıştırılan bu iki ilke arasındaki amaç-yöntem ayrımı sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ve Sosyal Devlet Anlayışı

İpuçları

1
Devletin bir fabrikayı bizzat kurması ile o fabrikadaki işçinin haklarını koruması farklı ilkelere dayanır.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Halkçılık arasındaki bu ayrımı pekiştirmek için 'Aşar vergisinin kaldırılması'nın neden bir ekonomik fedakarlık değil, halkçı bir adım olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 674Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde, modern demokrasilerdeki güçler ayrılığı ilkesinin aksine; yasama, yürütme ve hatta yargı yetkilerinin Meclis bünyesinde toplanmasını öngören 'Güçler Birliği' esası bir süre daha titizlikle uygulanmıştır. Bu durumun, Cumhuriyetçilik ilkesi bağlamında 'milli egemenliğin tam ve koşulsuz olarak korunması' gayesiyle ilişkilendirilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradenin yegane temsilcisi olan Meclis iradesi üzerinde, hiçbir vesayet odağının veya kişisel otoritenin oluşmasına izin vermemek

Cevap

Milli iradenin yegane temsilcisi olan Meclis iradesi üzerinde, hiçbir vesayet odağının veya kişisel otoritenin oluşmasına izin vermemek amacıyla güçler birliği uygulanmıştır.
Cumhuriyetçilik ilkesinin özü, halkın seçtiği temsilcilerden oluşan meclisin en üstün otorite olmasıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında güçler birliği, meclis üzerinde herhangi bir sivil, askeri veya dini vesayetin oluşmasını engellemek ve milli iradeyi mutlak kılmak için bir savunma mekanizması olarak kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ve egemenlik ilişkisini analiz etme
Cumhuriyetçilik, egemenliğin şahıslara değil millete ait olmasıdır.
Güçler birliği uygulamasının neden bir 'mecburiyet' ve 'koruma kalkanı' olarak görüldüğünü anlamak gerekir.
2
Dönemin siyasi şartlarını değerlendirme
Meclis'in karşısında saltanat ve hilafet yanlısı odakların mevcudiyeti tespit edilir.
Meclis'in gücünün parçalanması (güçler ayrılığı), o dönemde eski rejim taraftarlarının araya sızmasına yol açabilirdi.
3
Doğru ilke eşleştirmesini yapma
Yetkilerin Meclis'te toplanmasının temel amacı, milli iradeyi (Cumhuriyetçilik) vesayetten kurtarmaktır.
Meclis'in mutlak üstünlüğü, Cumhuriyet rejiminin teminatı olarak kurgulanmıştır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenliğin Kurumsal Üstünlüğü

İpuçları

1
Güçler birliği ile yetkilerin tek bir elde (Meclis) toplanması, halkın iradesini kiminle paylaşmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

1924 Anayasası'nda meclis üstünlüğünü korumak için reddedilen 'Fesih Yetkisi' tartışmasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 675Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen liberal ekonomi politikaları uygulanmış; ancak 19271927 yılında çıkarılan 'Teşvik-i Sanayi Kanunu'ndan beklenen verimin alınamaması ve halkın elinde yeterli sermaye ile teknik bilgi birikiminin bulunmaması, devletin ekonomik alana doğrudan müdahalesini bir zorunluluk haline getirmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda, Atatürk dönemi Devletçilik ilkesinin temel karakteristiği ve uygulanma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik kalkınmayı hızlandırmak amacıyla stratejik yatırımların devlet eliyle yapılması hedeflenmiş, ancak özel mülkiyet ve serbest girişim ilkesi korunmuştur.

Cevap

Ekonomik kalkınmayı hızlandırmak amacıyla stratejik yatırımların devlet eliyle yapılması hedeflenmiş, ancak özel mülkiyet ve serbest girişim ilkesi korunmuştur.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'deki devletçilik uygulamasının hem 'zorunluluk' boyutunu (özel sektörün yetersizliği) hem de 'nitelik' boyutunu (özel mülkiyetin korunması/karma ekonomi) eksiksiz şekilde ifade etmektedir. Bu model, halkın elinde bulunmayan büyük sermayeli yatırımların (dokuma, şeker, demir-çelik fabrikaları gibi) devlet eliyle hızla gerçekleştirilmesini sağlarken, bireysel girişimi de desteklemeye devam etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ön koşulları değerlendir.
19231923-19291929 arası özel sektör odaklı liberal denemelerin (Teşvik-i Sanayi Kanunu vb.) yetersiz kaldığı tespit edilir.
Sermaye ve teknik bilgi eksikliği özel sektörün ağır sanayiye girmesini engellemiştir.
2
Dış etkeni analiz et.
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye ekonomisi üzerindeki daraltıcı etkisi görülür.
Küresel kriz, devletin piyasayı koruma ve yatırımı üstlenme ihtiyacını artırmıştır.
3
İlkenin niteliğini belirle.
Devletçilik, özel sektörü yok eden değil, onun yapamadıklarını tamamlayan karma bir modeldir.
Atatürk'ün 'kişisel faaliyetleri esas tutmak ama devletin de büyük işlere girişmesi' yaklaşımı bu modelin özüdür.

Anahtar Kavram

Devletçiliğin bir doktrin değil, Türkiye'nin ekonomik imkânsızlıkları karşısında doğan bir 'zorunluluk' olması.

İpuçları

1
Devletçilik ilkesinin ideolojik bir seçim mi yoksa ekonomik şartların getirdiği bir mecburiyet mi olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın (19331933) uygulanma nedenleri ile Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun (19271927) başarısızlık nedenlerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 676Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş hukuk sistemine geçişinde, bu yeni yasal düzenlemeleri hayata geçirecek donanımlı hukukçuların ve yargıçların yetiştirilmesi amacıyla 19251925 yılında açılan ilk yükseköğretim kurumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ankara Hukuk Mektebi

Cevap

Ankara Hukuk Mektebi, Cumhuriyet döneminde hukuk inkılaplarını uygulayacak kadroları yetiştirmek amacıyla açılan ilk yükseköğretim kurumudur.
Ankara Hukuk Mektebi, 19251925 yılında bizzat Atatürk’ün katılımıyla açılmış ve Cumhuriyet’in yeni hukuk düzenini (laiklik, hukuk birliği vb.) kavrayacak ve uygulayacak yargıç ve avukatları yetiştirmeyi amaçlamıştır. Bu kurum, Türkiye Cumhuriyeti'nin açtığı ilk yükseköğretim kurumu olma özelliğini de taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen kurumun amacını belirle.
Laik ve modern hukuk sistemini uygulayacak hukukçuların yetiştirilmesi.
Hukuk alanındaki inkılapların sürdürülebilirliği için yeni bir eğitim kurumuna ihtiyaç duyulmuştur.
2
Kurumun açılış tarihini ve niteliğini kontrol et.
19251925 yılında açılan Ankara Hukuk Mektebi.
Ankara Hukuk Mektebi, Cumhuriyet'in ilanından sonra hukuk alanında atılan ilk ve en önemli eğitim adımıdır.

Anahtar Kavram

Hukuk İnkılabının Eğitim Ayağı

İpuçları

1
Bu kurum, Cumhuriyet'in açtığı ilk yükseköğretim okuludur.
2
Hukuk inkılabının felsefesini yargıya taşıyacak kişileri yetiştirmeyi amaçlar.
3
19251925 yılında Ankara'da açılan ve bugün de aynı isimle anılan fakültenin temelidir.

Daha Fazla Pratik

Ankara Hukuk Mektebi'nin açılış konuşmasında Atatürk'ün hukuk devrimine bakış açısını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 677Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın getirdiği gümrük kısıtlamalarının süresinin 19291929 yılında dolması üzerine, Türk hükümetinin yerli sanayiyi dış rekabete karşı korumak ve gümrük vergilerini bağımsızca belirlemek amacıyla çıkardığı kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrük Tarife Kanunu

Cevap

Gümrük Tarife Kanunu
Gümrük Tarife Kanunu, Lozan Antlaşması'ndan kalan gümrük sınırlamalarının sona ermesiyle birlikte, yerli sanayiyi yabancı mallara karşı korumak ve devletin gümrük gelirlerini düzenlemek amacıyla çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki ekonomik kısıtlamayı hatırla
Antlaşmaya göre Türkiye 19231923 ile 19291929 yılları arasında gümrük vergilerini artıramamaktaydı.
Milli ekonomi politikalarının önündeki en büyük engellerden biri bu dış bağımlılıktı.
2
19291929 yılındaki hukuki gelişmeyi belirle
Kısıtlama süresinin dolmasıyla yerli sanayiyi korumak için yeni vergiler getirilmesi imkanı doğdu.
Yerli üreticinin ithal mallarla rekabet edebilmesi için yüksek gümrük vergileri gerekiyordu.
3
İlgili kanunla eşleştir
Gümrük Tarife Kanunu kabul edilerek milli korumacı ekonomi politikasına geçildi.
Bu kanun, Türkiye'nin gümrük bağımsızlığını fiilen kullanmaya başladığı önemli bir adımdır.

Anahtar Kavram

Ekonomik Bağımsızlık ve Korumacılık

İpuçları

1
Bu düzenleme dış ticaretle ve ithal mallara konulan vergilerle ilgilidir.
2
Lozan Antlaşması'ndaki gümrük sınırlamaları 19291929 yılında bittikten hemen sonra çıkarılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu kanunun çıkarılmasının ardından devletçilik politikasına geçiş sürecini ve yerli malı kullanımını özendiren diğer çalışmaları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 678Soru

Atatürk milliyetçiliği, XIX. yüzyıl Avrupa'sında yaygın olan ve milleti tanımlarken kan bağı (ırk) veya din birliği gibi dışsal unsurları esas alan "objektif milliyetçilik" anlayışından farklı olarak; ortak tarih, kültür ve birlikte yaşama arzusunu temel alan "subjektif milliyetçilik" anlayışını benimser.

Aşağıdaki tabloda bu iki anlayışın bazı temel özellikleri karşılaştırılmıştır:

KriterObjektif Milliyetçilik (Etnik/Dini)Atatürk Milliyetçiliği (Kültürel/İdeali)
Millet TanımıIrk veya belirli bir inanç birliğiKültür, ülkü ve kader birliği
KapsayıcılıkDışlayıcı ve ayrımcıKapsayıcı ve eşitlikçi
Siyasi HedefYayılmacı ve ırkçı (Turancılık vb.)Misak-ı Milli ve Yurtta Sulh

Bu karşılaştırma tablosu ve Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözü birlikte değerlendirildiğinde, Atatürk milliyetçiliğinin temel felsefesi hakkında ulaşılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli kimlik; kişilerin etnik kökenine veya dini inancına bakılmaksızın, ortak bir geçmişe sahip olma ve aynı gelecek idealini paylaşma esasına göre inşa edilmiştir.

Cevap

Milli kimlik; kişilerin etnik kökenine veya dini inancına bakılmaksızın, ortak bir geçmişe sahip olma ve aynı gelecek idealini paylaşma esasına göre inşa edilmiştir.
Atatürk milliyetçiliği, milleti tanımlarken kişilerin ırkını (antropolojik köken) veya inancını bir ön şart olarak görmez. Bunun yerine, ortak bir tarihten gelen, aynı kültürü paylaşan ve gelecekte de birlikte yaşama arzusunda olan (kader birliği) topluluğu millet olarak tanımlar. Bu durum 'subjektif milliyetçilik' olarak adlandırılır ve 'Vatandaşlık' bağına dayanan kapsayıcı bir kimlik oluşturur. Doğru cevap olan seçenek, milli kimliğin etnik köken veya din yerine vatana bağlılık ve ortak ideal üzerine kurulduğunu belirterek bu felsefeyi tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin 'subjektif' karakterini analiz etme
Bu anlayışın milleti tanımlarken kan bağı (ırk) veya din birliğini değil; kültür, dil, tarih ve ülkü birliğini esas aldığı belirlenir.
Subjektif milliyetçilik, bireyin kendisini o millete ait hissetmesi (aidiyet duygusu) üzerine kuruludur.
2
Atatürk'ün 'Ne mutlu Türk'üm diyene!' sözünü yorumlama
Bu sözün 'Türk doğana' değil, 'Türk'üm diyene' (kendini Türk hisseden her vatandaşa) vurgu yaptığı saptanır.
Bu ifade, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamını kapsayan bütünleştirici bir yaklaşımdır.
3
Kültür ve tarih kurumlarının rolünü değerlendirme
Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun, Türklerin kökenini araştırarak ortak bir milli şuur oluşturma görevini üstlendiği anlaşılır.
Bu kurumlar, subjektif milliyetçiliğin dayanağı olan ortak tarih ve dil bağını bilimsel temellere oturtmuştur.

Anahtar Kavram

Subjektif (Kültürel/İdeali) Milliyetçilik

İpuçları

1
Atatürk'ün 'Ne mutlu Türk'üm diyene!' sözündeki 'diyene' vurgusu ile 1924 Anayasası'ndaki vatandaşlık tanımı arasındaki bağı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'subjektif milliyetçilik' anlayışını pekiştirmek için 1924 Anayasası'nın 88. maddesini ve Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş amaçlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 679Soru

Sivas Kongresi’nde kesin bir dille reddedilen 'manda ve himaye' karşıtlığı ile 1921 Anayasası’nın (Teşkilat-ı Esasiye) temelini oluşturan 'hâkimiyetin millete ait olması' ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; bu yaklaşımların sırasıyla hangi bütünleyici ilke ve bu ilkelerin doğrudan bağlı olduğu temel ilke kapsamında ele alınması gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Bağımsızlık - Milliyetçilik / Milli Egemenlik - Cumhuriyetçilik

Cevap

Milli Bağımsızlık - Milliyetçilik ve Milli Egemenlik - Cumhuriyetçilik eşleşmesi soruda verilen tarihsel gerçeklerle tam olarak örtüşmektedir.
Doğru cevap olan 'Milli Bağımsızlık - Milliyetçilik / Milli Egemenlik - Cumhuriyetçilik' seçeneği, soruda verilen iki tarihsel gelişmeyi doğru kavramlarla eşleştirir. Manda ve himayenin reddi, Türk milletinin kendi kaderini tayin etme ve başka bir devlete boyun eğmeme kararlılığıdır ki bu Milliyetçilik ilkesine dayanan Bağımsızlık anlayışıdır. 1921 Anayasası'ndaki hâkimiyet vurgusu ise halk iradesini esas alan Cumhuriyetçilik ilkesine dayanan Egemenlik anlayışıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sivas Kongresi kararını analiz etme
Manda ve himayenin reddedilmesi, başka bir devletin güdümüne girmeyi reddetmektir. Bu durum doğrudan 'Milli Bağımsızlık' bütünleyici ilkesiyle ilgilidir.
Bağımsızlık, bir milletin dış güçlere karşı hür ve müstakil olmasıdır.
2
1921 Anayasası maddesini analiz etme
Hâkimiyetin (egemenliğin) millete ait olması, yönetim gücünün kaynağının halk olduğunu belirtir. Bu durum 'Milli Egemenlik' bütünleyici ilkesini ifade eder.
Egemenlik, devletin iç yapısında karar verme yetkisinin kimde olduğudur.
3
Bütünleyici ilkeleri temel ilkelerle eşleştirme
Milli Bağımsızlık -> Milliyetçilik ilkesinin; Milli Egemenlik -> Cumhuriyetçilik ilkesinin ayrılmaz parçasıdır.
Atatürkçü düşünce sisteminde dış hürriyet milliyetçilikle, iç hürriyet (yönetim) cumhuriyetçilikle temellenir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele'nin iki yönü: Dışa karşı 'Bağımsızlık' (Milliyetçilik), içe dönük 'Egemenlik' (Cumhuriyetçilik).

İpuçları

1
Soruda geçen 'manda ve himaye' kavramının dış politikadaki hürriyetle mi yoksa iç yönetimdeki halk iradesiyle mi ilgili olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Tam Bağımsızlık' tanımını ve bunun siyasi/ekonomik boyutlarını içeren soruları inceleyerek kavramları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 680Soru

Cumhuriyet’in ilanından sonraki ilk on yılda özel sermaye birikimini ve bireysel girişimi önceleyen bir model benimsenmiş; ancak zamanla iç ve dış dinamiklerin etkisiyle devletin bizzat yatırımcı ve işletmeci olduğu 'Devletçilik' modeline geçilmiştir.

Bu ekonomik dönüşüm süreci ve bu süreçte uygulanan politikalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkçılık ve Devletçilik ilkelerinin bir sentezi olarak görülen Aşar vergisinin kaldırılması, devletin ekonomide tam denetim kurduğu 19301930’lu yılların en önemli mali hamlesi olarak kabul edilir.

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması, devletin ekonomide tam denetim kurduğu 1930’lu yılların bir hamlesi değil, 1925 yılında gerçekleştirilmiş bir reformdur.
Seçeneklerde belirtilen ifadenin aksine, Aşar vergisi 19301930’lu yıllarda değil, Cumhuriyet'in erken döneminde, 19251925 yılında kaldırılmıştır. Bu hamle, köylünün üzerindeki ağır yükü hafifletmeyi amaçladığı için öncelikle 'Halkçılık' ilkesi ile ilgilidir. Devletçilik ise 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'ndan sonra 19301930’lu yıllarda resmi bir devlet politikası haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk Dönemi ekonomi politikalarını kronolojik olarak analiz et.
192319291923-1929 arası özel teşebbüsün (liberal) desteklendiği dönem, 19301930 sonrası ise Devletçi dönemdir.
Zaman çizelgesindeki sapmaları tespit etmek, yanlış çıkarımları elemeyi sağlar.
2
Aşar vergisinin kaldırılma tarihini ve ilgili olduğu ilkeyi belirle.
Aşar vergisi 19251925 yılında kaldırılmıştır ve temel olarak 'Halkçılık' ilkesi ile ilişkilidir.
Aşar vergisinin Devletçilik modelinden çok daha önce kaldırıldığını bilmek, ifadedeki kronolojik hatayı ortaya çıkarır.
3
Devletçilik ve Milliyetçilik arasındaki farkı kontrol et.
Mevcut yabancı işletmelerin satın alınması (millileştirme) 'Milliyetçilik', devletin yeni fabrikalar kurması 'Devletçilik'tir.
Bu ayrım, Kabotaj ve demiryolu alımlarının neden Devletçilik değil Milliyetçilik olduğunu açıklar.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Ekonomi Politikalarının Dönemsel ve İlkesel Analizi

İpuçları

1
Ekonomi alanındaki gelişmeleri incelerken kronolojiye (önce-sonra ilişkisi) dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı arasındaki temel farkları çalışmak bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 34 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 34 | Examkin