Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 261Soru

Türkiye’de 19611961 Anayasası ile benimsenen "hukuk devleti" ilkesini güçlendirmek ve temel hakları güvence altına almak amacıyla, yasama organı tarafından çıkarılan kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemek üzere kurulan yargı organı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa Mahkemesi

Cevap

Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile hukuk devleti ilkesini tam anlamıyla hayata geçirmek için yasaların yargısal denetimini yapmak üzere kurulmuştur.
Anayasa Mahkemesi, Türkiye'de yasama organının işlemlerini denetlemek ve anayasanın üstünlüğünü korumak amacıyla 19611961 Anayasası ile kurulmuş bir yüksek mahkemedir. Bu mahkemenin kurulması, Türk siyasi tarihinde hukuk devleti anlayışının pekişmesinde dönüm noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
Soru 1961 Anayasası ile getirilen yeni bir kurumu sormaktadır.
Yumuşama Dönemi Türkiye'sinde demokratik kurumların gelişimi bu anayasa ile şekillenmiştir.
2
Kurumun görevini belirleme
Kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen bir yargı organı aranmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi, yasama organının (TBMM) işlemlerinin denetlenebilir olmasını gerektirir.
3
Doğru eşleştirmeyi yapma
Türkiye'de kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli tek kurum Anayasa Mahkemesi'dir.
Bu kurum ilk kez 1961 Anayasası ile hukuk sistemimize girmiş ve 1962'de faaliyete geçmiştir.

Anahtar Kavram

1961 Anayasası ve Hukuk Devleti Kurumları

İpuçları

1
19611961 Anayasası ile kurulan bu kurum, "Anayasanın Üstünlüğü" ilkesini korur.
2
Bu mahkeme, TBMM tarafından kabul edilen yasaların iptali için başvurulan yerdir.
3
Türkiye'de ilk kez 19611961 sonrası kurulan ve günümüzde de varlığını sürdüren bu yüksek mahkeme, yasaların şekil ve esas bakımından anayasaya uygunluğuna bakar.

Daha Fazla Pratik

1961 Anayasası ile gelen 'Cumhuriyet Senatosu' ve 'Tabii Senatörlük' kavramlarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 262Soru

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi’nde, süper güçler arasındaki gerginliğin azalması yalnızca siyasi ve askeri antlaşmalarla sınırlı kalmamış, bilimsel ve teknolojik alanlarda da sembolik iş birliklerine zemin hazırlamıştır. Bu sürecin en dikkat çekici adımlarından biri 19751975 yılında uzay çalışmalarında atılmıştır.

Uzayda iki farklı kutba ait uzay araçlarının kenetlenmesiyle gerçekleşen ve "uzayda el sıkışma" olarak nitelendirilen bu ortak görev aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ApolloSoyuzApollo-Soyuz Test Projesi

Cevap

Apollo-Soyuz Test Projesi
Apollo-Soyuz Test Projesi, 1515 Temmuz 19751975 tarihinde ABDABD ve SSCBSSCB’nin uzayda gerçekleştirdiği ilk ortak insanlı uçuş projesidir. İki ülkenin uzay araçlarının kenetlenmesi, Detant (Yumuşama) sürecinin bilimsel alandaki en büyük diplomatik ve sembolik başarısı olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin ve tarihin analizi
Soruda belirtilen 19751975 yılı ve "Yumuşama Dönemi" vurgusu tespit edilmiştir.
Doğru gelişmeyi bulmak için kronolojik sınırlama gereklidir.
2
İş birliği vurgusunun değerlendirilmesi
Süper güçlerin (ABD ve SSCB) ortaklaşa yürüttüğü bilimsel bir faaliyet aranmaktadır.
Yumuşama Dönemi'nin ruhuna uygun "ortaklık" kriteri elenmiştir.
3
Uzay görevlerinin karşılaştırılması
ApolloApollo (ABDABD) ve SoyuzSoyuz (SSCBSSCB) araçlarının kenetlenmesi olan proje seçilmiştir.
Diğer seçeneklerin ya tek taraflı ya da farklı dönemlere ait olduğu belirlenmiştir.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi Bilimsel ve Teknolojik İş Birliği

İpuçları

1
Gelişmenin gerçekleştiği 19751975 yılını ve "uzayda el sıkışma" tabirini dikkate alınız.

Daha Fazla Pratik

Helsinki Nihai Senedi'nin aynı yıl (19751975) imzalanmış olması, bu iki gelişmenin Yumuşama Dönemi'nin zirve noktaları olduğunu hatırlamanıza yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 263Soru

Türkiye'nin 'enerji merkezi' olma stratejisi ve 'Küreselleşen Dünya'da enerji arz güvenliğini sağlama çabaları kapsamında; Azerbaycan'ın Şah Deniz-22 sahasından çıkarılan doğal gazı Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımak amacıyla oluşturulan 'Güney Gaz Koridoru'nun en büyük ve en kritik halkasını oluşturan proje aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TANAP (Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı)

Cevap

Güney Gaz Koridoru'nun Türkiye topraklarındaki ana omurgası olan proje TANAP (Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı)'dır.
Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP), Azerbaycan'ın Hazar Denizi'ndeki Şah Deniz-22 gaz sahasından çıkarılan doğal gazı Türkiye'nin Gürcistan sınırından alarak Türkiye genelinde taşıyan ve Yunanistan sınırında Avrupa'ya teslim eden projedir. Bu yönüyle Güney Gaz Koridoru'nun en kritik ve en büyük halkasını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen temel anahtar kelimeleri belirle.
Anahtar kelimeler: Azerbaycan doğal gazı (Şah Deniz-22), Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçiş, Güney Gaz Koridoru omurgası.
Sorunun hangi projeye odaklandığını netleştirmek için coğrafi ve stratejik sınırları çizmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki projelerin kaynaklarını ve türlerini analiz et.
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol hattıdır. Mavi Akım Rusya kaynaklıdır. Nabucco başarısız olmuş bir projedir.
Konuyla ilgisi olmayan veya farklı kaynaklara/türlere ait projeleri eleyerek doğru sonuca yaklaşmak.
3
Güney Gaz Koridoru bileşenlerini (TANAP ve TAP) ayırt et.
Türkiye içindeki devasa bölüm TANAP (Trans-Anadolu), Türkiye sınırından sonraki Avrupa bölümü ise TAP (Trans-Adriyatik)'tır.
Koridorun hangi parçasının Türkiye'nin 'omurgası' olduğunu doğru tespit etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Enerji Jeopolitiği ve Güney Gaz Koridoru

İpuçları

1
Söz konusu proje, Azerbaycan doğal gazını Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna taşır.
2
İsmi, 'Anadolu'yu boydan boya geçen' anlamına gelen bir kısaltmadır.
3
Güney Gaz Koridoru'nun en uzun parçasıdır ve Yunanistan sınırında TAP hattı ile birleşir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Soft Power araçlarını (TİKA, YTB, Yunus Emre Enstitüsü) ve bu kurumların kuruluş amaçlarını tekrar edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Projenin başlangıç ve bitiş noktalarını düşünmek: Gürcistan Sınırı → Anadolu → Yunanistan Sınırı rotası doğrudan Trans-Anadolu (TANAP) ismini işaret eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 264Soru

XX.\text{XX.} yüzyılın başlarında Rusya'daki siyasi istikrarsızlık sürecinde, Türkistan bölgesinde yaşayan Türk toplulukları bağımsızlıklarını kazanmak için mücadeleye girişmiştir. 19181918 yılında Hokand'da kurulan Türkistan Muhtariyeti'nin Bolşevikler tarafından dağıtılması üzerine, bu mücadele geniş çaplı bir halk hareketine dönüşmüştür.

Türkistan'da "Basmacı Hareketi" olarak adlandırılan bu direniş sürecinde; silahlı birlikleri kuran, sevk ve idare eden yerel liderlere verilen genel unvan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Korbaşı

Cevap

Türkistan'daki bağımsızlık mücadelesinde direniş gruplarına liderlik eden kişilere 'Korbaşı' denilmektedir.
Türkistan'da Rus hâkimiyetine karşı yürütülen Basmacı Hareketi, merkezî bir komuta zincirinden ziyade halkın kendi içinden çıkardığı 'Korbaşı' adı verilen yerel liderlerin etrafında örgütlenmiştir. Bu unvan, direniş birimlerinin komutanlığını ifade eder ve hareketin karakterini yansıtan temel bir kavramdır.

Adım Adım Çözüm

1
Bağlamı Belirleme
Soru 19181918 sonrası Türkistan coğrafyasındaki Basmacı Hareketi'ne odaklanmaktadır.
Doğru terimi bulmak için öncelikle olayın gerçekleştiği bölge ve dönemi saptamak gerekir.
2
Kavram Analizi
Türkistan'daki halk direnişinin temel askeri-sosyal birimi 'Korbaşılık' sistemidir.
Hareketin merkezî bir ordudan ziyade yerel birliklerin birleşimiyle oluştuğunu anlamak unvanı bulmayı sağlar.
3
Terimi Eşleştirme
Korbaşı unvanı, bu direnişin sembol liderleri için kullanılan özgün kavramdır.
Tarihsel terminolojide Basmacı Hareketi ile özdeşleşen unvan budur.

Anahtar Kavram

Basmacı Hareketi ve Korbaşılık Sistemi

İpuçları

1
Bu terim, Orta Asya'da 'baskın yapan, hücum eden' anlamındaki bir kökten gelen hareketin liderlerini tanımlar.
2
Enver Paşa ve Zeki Velidi Togan gibi isimlerin destek verdiği bu harekette, halkın içinden çıkan komutanlara bu ad verilir.
3
Hokand Hükümeti'nin dağıtılmasından sonra Ergaş Bey, Madamin Bey gibi isimlerin taşıdığı unvanı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Basmacı Hareketi'nin başarısız olma nedenlerini ve Enver Paşa'nın bu süreçteki rolünü inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Diğer seçeneklerin ait olduğu dönem ve bölgeleri eleyerek sonuca ulaşabilirsiniz. Örneğin Şogun (Japonya), Voyvoda (Balkanlar) ve Reisülküttab (Osmanlı bürokrasisi) seçenekleri doğrudan elenmelidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 265Soru

II.II. Dünya Savaşı devam ederken 19411941 yılında ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill tarafından bir gemide bir araya gelerek yayımlanan, savaş sonrası dünya düzenine dair ilkeleri belirleyen ve Birleşmiş Milletler'in temeli sayılan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atlantik Bildirisi

Cevap

Doğru cevap Atlantik Bildirisi'dir. 1941 yılında yayımlanan bu belge, Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın kurulmasına giden sürecin başlangıcı kabul edilir.
1941 yılında ABD ve İngiltere liderlerinin bir araya gelerek yayımladıkları Atlantik Bildirisi, savaş sonrası kurulacak Birleşmiş Milletler'in fikri ve hukuki temelini oluşturmuştur. Bu bildiri, demokratik ilkelerin savaş sonrasında da korunmasını amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih ve aktör analizi yapmak.
1941 yılı ve Roosevelt-Churchill ikilisi vurgulanmıştır.
Bu iki liderin savaş sürerken yayımladığı en önemli ortak belge Atlantik Bildirisi'dir.
2
Belgenin niteliğini değerlendirmek.
Belge, Birleşmiş Milletler'in temellerini atmış ve savaş sonrası barış ilkelerini belirlemiştir.
Atlantik Bildirisi, içerik olarak I. Dünya Savaşı'ndaki Wilson İlkeleri ile benzerlik gösterir (toprak kazanılmaması, halkların kendi kaderini tayin etmesi vb.).

Anahtar Kavram

Atlantik Bildirisi ve Birleşmiş Milletler'in Kuruluş Süreci

İpuçları

1
Bu belge, I. Dünya Savaşı sonundaki Wilson İlkeleri'ne içerik olarak çok benzer.
2
Belgeyi yayımlayan liderler Roosevelt ve Churchill'dir; belge açık denizlerde bir gemide imzalanmıştır.
3
Bu bildiri, Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın temel belgesi olarak kabul edilir.

Daha Fazla Pratik

Birleşmiş Milletler'in resmi kuruluşunun gerçekleştiği San Francisco Konferansı'nı ve Türkiye'nin bu konferansa katılabilmek için yaptığı hamleleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 266Soru

II.II. Dünya Savaşı boyunca uygulanan Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi gibi olağanüstü ekonomik önlemlerle toplumsal bir yıpranma yaşayan Türkiye; savaşın sonlarına doğru "aktif tarafsızlık" politikasını terk ederek Mihver Devletleri'ne savaş ilan etmiş ve aynı süreçte demokratikleşme adımlarını hızlandırmıştır.

Türkiye'nin 2323 Şubat 19451945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etme kararının temel dış politik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalta Konferansı'nda alınan karar uyarınca San Francisco Konferansı'na davet edilmek ve Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olabilmek

Cevap

Yalta Konferansı'nda belirlenen kriterleri yerine getirerek San Francisco Konferansı'na katılmak ve Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri arasında yer almak.
Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürdürdüğü tarafsızlık politikasından vazgeçip 2323 Şubat 19451945'te sembolik olarak savaş ilan etmesinin temel sebebi, Yalta Konferansı'nda alınan karardır. Bu karara göre, San Francisco Konferansı'na sadece 11 Mart 19451945'e kadar Mihver devletlerine savaş açan ülkeler katılabilecek ve Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri olabilecekti. Türkiye, savaş sonrası oluşacak yeni dünya düzeninde dışlanmamak ve kurucu üye sıfatını kazanmak için bu kararı almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19451945 yılı başındaki diplomatik gelişmeleri analiz etmek.
4114-11 Şubat 19451945 tarihli Yalta Konferansı'nda müttefiklerin yeni dünya düzeni için bir şart belirlediği görülür.
Savaş ilanının zamanlamasını anlamak için müttefiklerin taleplerini bilmek gerekir.
2
Yalta Konferansı'nın San Francisco Konferansı ile olan bağını kurmak.
Müttefikler, yalnızca 11 Mart 19451945 tarihine kadar Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiş devletlerin BM kurucu üyesi olabileceğini açıklamıştır.
Türkiye'nin savaş ilanının neden sembolik ve Şubat ayının sonunda olduğunu açıklar.
3
Türkiye'nin bu şarta verdiği tepkiyi değerlendirmek.
Türkiye, 2323 Şubat 19451945'te savaş ilan ederek bu daveti garantilemiştir.
Kararın temel amacının yeni kurulacak uluslararası teşkilatta (BM) yer almak olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Birleşmiş Milletler Kurucu Üyeliği ve Yalta Konferansı Şartları

İpuçları

1
Türkiye'nin savaş ilanı fiili çarpışmaları değil, uluslararası bir teşkilata girişi hedefliyordu.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin savaş sonrası çok partili hayata geçişinde 'Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu' ve 'Dörtlü Takrir' olaylarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 267Soru

Yumuşama Dönemi Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan 19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası süreç, müttefiklik hukukunu derinden sarsan gelişmelere sahne olmuştur. ABD Kongresi'nin Türkiye'ye yönelik silah ambargosu uygulama kararına karşılık Türkiye, 2525 Temmuz 19751975 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla "milli güvenlik" gerekçesini öne sürerek bir karşı hamlede bulunmuştur.

Türkiye'nin ABD'nin ambargo kararına tepki olarak mütekabiliyet (karşılıklılık) esası çerçevesinde hayata geçirdiği bu uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması’nı askıya alarak İncirlik dışındaki tüm ABD üs ve tesislerini Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine alması

Cevap

Türkiye, ABD ambargosuna yanıt olarak 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması'nı askıya almış ve ülkedeki Amerikan üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine almıştır.
Türkiye, ABD'nin 19751975 yılında başlattığı silah ambargosuna karşılık olarak "mütekabiliyet" (karşılıklılık) ilkesini işletmiştir. 2525 Temmuz 19751975 tarihinde alınan kararla, iki ülke arasındaki 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması askıya alınmış ve Türkiye'deki Amerikan üs ve tesisleri (NATO kullanımındaki İncirlik hariç) Türk denetimine geçmiştir. Bu hamle, Türkiye'nin dış politikada çok yönlü bir anlayışa kaymaya başladığının ve müttefikiyle olan sorunlarda geri adım atmayacağının en net göstergelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yaşanan diplomatik krizin aşamalarını analiz etme
Harekât sonrası ABD Kongresi'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulama kararı aldığı saptanır.
Soruda sorulan 'karşı hamle'nin hangi olay üzerine geliştiğini anlamak için kronolojik akışı bilmek gerekir.
2
Türkiye'nin ambargoya verdiği resmi devlet tepkisini belirleme
Türkiye'nin 2525 Temmuz 19751975'te Bakanlar Kurulu kararıyla ikili savunma anlaşmasını (OSİA/SİHA) askıya aldığı görülür.
Mütekabiliyet ilkesi gereği, askeri ambargoya askeri ve stratejik bir cevap verilmiştir.
3
Üslerin durumunu değerlendirme
İncirlik Üssü'nün sadece NATO görevleri için açık bırakıldığı, diğer tesislerin TSK denetimine geçtiği belirlenir.
Türkiye'nin NATO ittifakına bağlılığını sürdürürken ABD ile ikili ilişkilerini dondurduğu gerçeğini ayırt etmek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Ambargo Krizi ve Mütekabiliyet İlkesi

İpuçları

1
Türkiye'nin cevabı askeri bir kısıtlamaya karşı yine askeri ve stratejik bir nitelik taşımaktadır.

Daha Fazla Pratik

ABD silah ambargosunun kalkma süreci ve sonrasında imzalanan yeni Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması'nı (SEİA) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 268Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 1933 yılında başarıyla uyguladığı sanayileşme hamlesinin devamı niteliğinde, özellikle ağır sanayi ve madenciliğe odaklanan yeni bir ekonomik program hazırlamıştır. Ancak 1939 yılında II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi ve devlet kaynaklarının savunma harcamalarına (seferberlik) aktarılması zorunluluğu nedeniyle bu program uygulamaya konulamamıştır.

Bu parçada bahsedilen ve savaş koşulları nedeniyle hayata geçirilemeyen ekonomik çalışma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı

Cevap

Savaş nedeniyle uygulanamayan program İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'dır.
Doğru cevap olan İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı, 1938 yılında hazırlanmış olup özellikle madencilik, elektrik ve kimya gibi ağır sanayi kollarını hedefliyordu. Ancak 1939'da savaşın başlamasıyla tüm kaynaklar orduya ve savunmaya (seferberlik) aktarıldığı için bu büyük yatırım planı rafa kaldırılmak zorunda kalınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen zaman aralığını ve olayı analiz et.
1938-1939 yılları arasında hazırlanan ancak II. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edilen bir ekonomik program aranmaktadır.
Sorunun tarihsel çerçevesini belirlemek seçenekleri elememizi sağlar.
2
Cumhuriyet dönemindeki sanayi planlarını karşılaştır.
1933'teki ilk plan uygulanmış, 1938'de hazırlanan ikinci plan ise savaş engeline takılmıştır.
Türkiye'nin sanayileşme tarihindeki sürekliliği ve kırılma noktalarını anlamak gerekir.
3
Savaş dönemi yasaları ile sanayi planlarını ayırt et.
Milli Korunma Kanunu gibi uygulamalar planın yerini alan 'savaş ekonomisi' tedbirleridir.
Öğrencinin 'plan' ile 'yasa/tedbir' arasındaki kavramsal farkı fark etmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı'nın Türk Sanayileşme Sürecine Etkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin 1930'lardaki ekonomik hamlelerini ve 'Beş Yıllık' planları düşünün.
2
Bu plan, Birinci Sanayi Planı'nın başarısından sonra 1938'de hazırlanmıştı ancak bir yıl sonra dünya çapında bir kriz çıktı.
3
Savaş nedeniyle uygulanamayan bu planın yerini, ekonomiyi doğrudan kontrol eden Milli Korunma Kanunu almıştır.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı yıllarında ekonomiyi denetlemek için çıkarılan 'Varlık Vergisi' ve 'Toprak Mahsulleri Vergisi' gibi diğer olağanüstü önlemleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 269Soru

Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrasında artan Sovyet tehdidine karşı Batı Bloku'na entegre olma sürecinde bölgesel güvenlik kuşakları oluşturmaya büyük önem vermiştir. Bu doğrultuda 19531953'te kurulan Balkan Paktı ve 19551955'te hayata geçirilen Bağdat Paktı, Türkiye'nin çevre ülkelerle kurduğu savunma hatlarının en somut örnekleridir.

Buna göre, söz konusu bölgesel ittifakların gelişim süreçleri, üyelik yapıları ve işlevlerini yitirme nedenleri hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amerika Birleşik Devletleri, bölgedeki Sovyet nüfuzunu kırmak ve ittifakları güçlendirmek amacıyla her iki paktın da kuruluş protokollerine kurucu 'asil üye' sıfatıyla imza atmıştır.

Cevap

Amerika Birleşik Devletleri'nin her iki pakta da 'asil üye' olarak katıldığı bilgisi yanlıştır; ABD bu ittifakları desteklemiş ancak resmi üye olmamıştır.
Doğru olan yargı, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu paktlara tam üye olmadığıdır. ABD, Eisenhower Doktrini çerçevesinde Orta Doğu'daki paktları desteklese de Arap devletlerini tamamen karşısına almamak adına Bağdat Paktı'na resmi üyelik gerçekleştirmemiştir. Balkan Paktı'nda da benzer şekilde kurucu üye değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Paktı ve Bağdat Paktı'nın üye yapılarını analiz et.
Balkan Paktı üyeleri Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya'dır. Bağdat Paktı üyeleri Türkiye, Irak, İngiltere, İran ve Pakistan'dır.
Soruda verilen üyelik bilgilerinin doğruluğunu test etmek için temel tarihsel veriye ihtiyaç vardır.
2
ABD'nin bu paktlardaki statüsünü değerlendir.
ABD, Sovyet yayılmacılığına karşı bu paktları teşvik etmiş ve askeri/mali yardım sağlamıştır ancak Arap dünyasındaki tepkilerden çekindiği için Bağdat Paktı'na 'tam üye' olmamış, sadece gözlemci ve komite üyesi olarak kalmıştır.
Dış politika stratejilerindeki ince nüanslar (üyelik vs. destekçilik) KPSS Hard seviye soruların temel ayırt edicidir.
3
Paktların neden işlevsiz kaldığını veya dönüştüğünü kontrol et.
Balkan Paktı Kıbrıs Sorunu ve Yugoslavya'nın politika değişikliğiyle, Bağdat Paktı ise Irak Darbesi ile sarsılmıştır.
Seçeneklerdeki diğer bilgilerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel Güvenlik Örgütleri (Balkan ve Bağdat Paktları)

İpuçları

1
Türkiye'nin üye olduğu her uluslararası örgütte ABD her zaman kurucu veya asil üye olmayabilir.
2
Bağdat Paktı'nın merkezi Irak'taki darbeden sonra neden Ankara'ya taşınmış olabilir ve ABD neden paktan 'çekinmiş' olabilir?
3
ABD, Bağdat Paktı'nı sonuna kadar desteklemiş olsa da Arap-İsrail dengesi yüzünden resmi bir üyelik belgesine imza atmamıştır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Paktı'nın zayıflamasına neden olan 'Kıbrıs Sorunu'nun Türk dış politikasındaki diğer etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 270Soru

XXXX. yüzyılın başlarında Rusya idaresindeki Türk topluluklarının kültürel birliğini sağlamak amacıyla "Dilde, fikirde, işte birlik" sloganıyla hareket eden ve Ceditçilik (Usul-i Cedid) akımının öncülüğünü yapan Kırım Türk’ü aydın aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İsmail Gaspıralı

Cevap

İsmail Gaspıralı, modernleşmeyi ve Türk dünyasının kültürel birliğini savunan "Dilde, fikirde, işte birlik" parolasının sahibidir.
İsmail Gaspıralı, XXXX. yüzyılın başında Türkistan ve Kırım başta olmak üzere tüm Türk dünyasında eğitimde modernleşmeyi (Usul-i Cedid) savunmuş ve Türklerin ancak dilde ve fikirde birleşerek ayakta kalabileceğini öne sürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Parolayı ve fikir akımını analiz etme
"Dilde, fikirde, işte birlik" parolasının ve Ceditçilik (modernleşme) akımının Türk dünyasındaki karşılığını belirleme.
Bu ifadeler doğrudan belirli bir tarihi şahsiyetle özdeşleşmiştir.
2
Kişi-Eser/Fikir eşleştirmesi yapma
Bu düşüncelerin ve Tercüman gazetesinin Kırım Türk’ü İsmail Gaspıralı'ya ait olduğu sonucuna ulaşma.
KPSS müfredatında bu slogan Gaspıralı'nın en belirgin tanıtıcı özelliğidir.

Anahtar Kavram

Ceditçilik ve İsmail Gaspıralı

İpuçları

1
Bu düşünür, Kırım'da Bahçesaray'da ünlü Tercüman gazetesini çıkarmıştır.
2
Usul-i Cedid okulları ile eğitimde reform yapılmasını savunmuştur.

Daha Fazla Pratik

İsmail Gaspıralı'nın fikirlerinin Basmacı Hareketi üzerindeki etkilerini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Slogan-İsim eşleştirmesi yaparak doğrudan sonuca gidilebilir; zira bu parola KPSS sınavlarında ayırt edici bir anahtar bilgidir.
Tahmini Süre:30s
Soru 271Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın başladığı dönemde Türkiye'de artan ekonomik zorluklarla mücadele etmek, karaborsayı önlemek ve hükümete üretimden tüketime kadar ekonominin her alanında geniş denetim yetkileri vermek amacıyla 19401940 yılında çıkarılan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Korunma Kanunu

Cevap

Milli Korunma Kanunu, 1940 yılında hükümete ekonomiye tam müdahale yetkisi vererek savaş dönemi koşullarını yönetmeyi amaçlayan temel yasadır.
Milli Korunma Kanunu, 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilmiş ve hükümete fiyatları dondurma, ürünlere el koyma ve vatandaşlara zorunlu çalışma yükümlülüğü getirme gibi çok geniş yetkiler vererek ekonomiyi savaş şartlarına göre disipline etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş dönemi ekonomik ihtiyaçlarını analiz etmek
Hükümetin fiyatları belirleme ve arz-talebi kontrol etme ihtiyacı tespit edildi.
Savaşın getirdiği kıtlık ve karaborsa riskine karşı devletin müdahale gücüne ihtiyacı vardır.
2
Tarihsel kronolojiyi kontrol etmek
1940 yılında çıkarılan temel düzenlemeler incelendi.
1940 yılı hem Milli Korunma Kanunu hem de Köy Enstitüleri'nin kuruluş yılıdır; ancak soru ekonomik denetimi sormaktadır.
3
Düzenlemelerin kapsamını karşılaştırmak
Milli Korunma Kanunu'nun doğrudan ekonomik müdahale yetkisi verdiği doğrulandı.
Diğer seçenekler ya vergi odaklıdır ya da farklı bir döneme aittir.

Anahtar Kavram

Savaş Ekonomisi ve Devlet Müdahalesi

İpuçları

1
Savaş sırasında devletin piyasaya doğrudan 'el koyma' ve fiyatları 'koruma' altına alma yetkilerini düşünün.
2
Bu kanun 1940 yılında çıkarılmış ve Refik Saydam hükümeti döneminde uygulanmaya başlanmıştır.
3
İsmi devletin ve milletin ekonomik olarak 'korunmasını' çağrıştıran, hükümete geniş yetkiler veren yasayı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Milli Korunma Kanunu kapsamında kurulan ve temel tüketim maddelerinin dağıtımını yapan 'Petrol Ofisi' veya 'Et ve Balık Kurumu' gibi yapıları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 272Soru

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Türk Cumhuriyetleri ile ilişkileri kurumsallaştırmak amacıyla 19921992 yılından itibaren düzenlenen "Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi", 20092009 yılında imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile Türk Keneşi (Türk Konseyi) adıyla kalıcı bir yapıya kavuşmuştur. 1212 Kasım 20212021 tarihinde İstanbul'da düzenlenen 88. Zirve'de ise bu kuruluşun adı değiştirilerek uluslararası alandaki etkinliğinin artırılması hedeflenmiştir.

Sözü edilen bu zirvede ismi değiştirilen ve merkezi İstanbul'da bulunan güncel uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Devletleri Teşkilatı

Cevap

Sözü edilen kuruluş, 2021 yılında Türk Konseyi olan adını değiştiren Türk Devletleri Teşkilatı'dır.
Türk Devletleri Teşkilatı, 19921992'den beri devam eden Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirveleri'nin kurumsallaşmış hali olan Türk Konseyi'nin, 1212 Kasım 20212021 İstanbul Zirvesi'nde aldığı yeni isimdir. Bu değişim, teşkilatın bir konseyden tam teşekküllü bir uluslararası örgüte dönüştüğünü simgeler.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluşun tarihsel sürecini analiz etme
19921992'deki zirvelerden 20092009 Nahçıvan Anlaşması'na uzanan süreci belirlemek.
Soruda verilen kronolojik verilerin hangi uluslararası yapıya ait olduğunu tespit etmek gerekir.
2
İsim değişikliği ve merkez bilgisini teyit etme
20212021 İstanbul Zirvesi'nde "Türk Konseyi" adının "Türk Devletleri Teşkilatı" olarak değiştirildiğini doğrulamak.
Teşkilatın güncel statüsü ve merkezi (İstanbul) doğru cevabı belirleyen temel ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Türk Dünyası Entegrasyonu ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın Gelişimi

İpuçları

1
Bu kuruluşun önceki adı 'Türk Konseyi' (Türk Keneşi) olarak bilinmekteydi.

Daha Fazla Pratik

Türk Devletleri Teşkilatı'nın gözlemci üyeleri (Macaristan, Türkmenistan, KKTC) ve 2040 Vizyon Belgesi'ne göz atınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 273Soru

1992 yılında İstanbul'da imzalanan bir deklarasyonla kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), bölge ülkeleri arasındaki ekonomik, teknolojik ve sosyal iş birliğini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye'nin öncülüğünde hayata geçirilen ve merkezi İstanbul'da bulunan bu teşkilatın, Karadeniz'e kıyısı olmamasına rağmen kurucu üyeleri arasında yer alan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yunanistan

Cevap

Karadeniz'e kıyısı olmamasına rağmen kurucu üyeler arasında yer alan devlet Yunanistan'dır.
Yunanistan, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) kurucu üyelerinden biri olmasına rağmen Karadeniz'e doğrudan coğrafi bir kıyısı bulunmamaktadır. Teşkilat, bölgedeki ekonomik potansiyeli değerlendirmek amacıyla geniş bir katılımla kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Teşkilatın kuruluş amacını ve kurucu üyelerini belirleyin.
KEİ, 1992'de İstanbul'da kurulmuştur. Kurucu üyeleri: Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk ve Yunanistan'dır.
Teşkilatın üye yapısını anlamak için kurucu devletlerin listesi gereklidir.
2
Üye ülkelerin coğrafi konumlarını Karadeniz kıyısına göre analiz edin.
Türkiye, Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan ve Gürcistan'ın kıyısı varken; Yunanistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Ermenistan ve Moldova'nın Karadeniz'e doğrudan kıyısı yoktur.
Soruda istenen 'kıyısı olmama' kriterini sağlayan ülkeleri tespit etmek gerekir.
3
Seçenekler arasından kıyısı olmayan kurucu üyeyi işaretleyin.
Seçeneklerde yer alan Yunanistan, kıyısı bulunmayan kurucu üyelerden biridir.
Doğru sonuca ulaşmak için seçenekler ile coğrafi veriler eşleştirilir.

Anahtar Kavram

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Üyelik Yapısı

İpuçları

1
KEİ üyeleri arasında Karadeniz'e kıyısı olan 6, kıyısı olmayan 5 kurucu ülke bulunmaktadır.
2
Karadeniz'e kıyısı olmayan kurucu üyeler: Arnavutluk, Azerbaycan, Ermenistan, Moldova ve Yunanistan'dır.
3
Türkiye'nin batı komşusu olan ve Ege Denizi'ne kıyısı bulunan ülkeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

KEİ'nin gözlemci üyelerini ve teşkilatın merkezi olan şehri (İstanbul) tekrar etmek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Harita bilgisi üzerinden Karadeniz kıyı hattını (Türkiye'den başlayıp saat yönünde Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan) takip ederek dışarıda kalan üyeyi bulabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 274Soru

Türkiye'nin 19741974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmesi ve eş zamanlı olarak haşhaş ekim yasağını kaldırması üzerine Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından Türkiye'ye uygulanan silah ambargosuna karşı, Türk hükümetinin mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi çerçevesinde aldığı karar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ABD'nin Türkiye'deki askeri üs ve tesislerinin (İncirlik hariç) faaliyetlerinin durdurularak TSK denetimine alınması

Cevap

ABD'nin Türkiye'deki askeri üs ve tesislerinin (İncirlik hariç) faaliyetlerinin durdurularak TSK denetimine alınması
Doğru cevap, ABD üslerinin TSK denetimine alınmasıdır. Türkiye, ABD'nin Kıbrıs Barış Harekâtı ve haşhaş ekimi sonrası uyguladığı silah ambargosuna karşı en sert tepkiyi, kendi topraklarındaki ABD tesislerini kapatarak ve faaliyetlerini TSK bünyesine alarak vermiştir. Bu durum 19781978 yılında ambargonun kalkmasına kadar devam etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıbrıs Barış Harekâtı (19741974) ve haşhaş ekimi krizinin uluslararası etkilerini analiz et.
ABD Kongresi, Türkiye'nin bu adımlarına tepki olarak 19751975 yılında Türkiye'ye yönelik silah ambargosu kararı aldı.
Türkiye'nin egemenlik haklarını kullanarak haşhaş yasağını delmesi ve Kıbrıs'ta garantörlük hakkını kullanması ABD ile ilişkileri germiştir.
2
Türkiye'nin ambargoya karşı geliştirdiği 'Mütekabiliyet' (karşılıklılık) politikasını belirle.
Hükümet, 19691969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması'nı feshettiğini duyurdu.
Uluslararası hukukta bir devletin kendisine uygulanan yaptırıma benzer bir karşılık verme hakkı bulunmaktadır.
3
Alınan somut askeri ve diplomatik önlemi tanımla.
Türkiye'deki tüm ABD üs ve tesisleri (NATO görevi yürüten İncirlik hariç) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrolüne geçti.
Ambargo nedeniyle savunma ihtiyaçları engellenen Türkiye, ABD'nin Türkiye üzerindeki stratejik imkanlarını kısıtlayarak baskı kurmayı amaçlamıştır.

Anahtar Kavram

Mütekabiliyet İlkesi ve 1975 ABD Ambargosu

İpuçları

1
Türkiye'nin cevabı, kendi toprakları üzerindeki egemenlik haklarını diplomatik ve askeri bir koz olarak kullanmasıyla ilgilidir.
2
Bu tepki, Türkiye'deki yabancı askeri varlığı ve üslerin statüsünü doğrudan etkileyen bir hükümet kararıdır.
3
Ambargoya karşı Türkiye, ABD'nin dinleme ve operasyonel tesislerini (İncirlik hariç) Türk ordusunun kontrolüne alarak yanıt vermiştir.

Daha Fazla Pratik

1975 ambargosunun kalkmasında etkili olan 'Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması' (SEIA) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 275Soru

I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı’nın ardından Versay düzeninin yarattığı diplomatik izolasyona karşı geliştirilen ilk büyük stratejik hamle olarak kabul edilen, "mağlupların iş birliği" şeklinde nitelendirilen ve 19221922 Cenova Konferansı devam ederken Almanya ile Sovyet Rusya arasında imzalanarak tarafların karşılıklı savaş borçlarından vazgeçmesini sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rapallo Antlaşması

Cevap

Rapallo Antlaşması
Rapallo Antlaşması, 19221922 yılında Cenova Konferansı'nın başarısızlığı üzerine Almanya ve Sovyet Rusya'nın gizlice bir araya gelerek imzaladıkları belgedir. Bu antlaşma ile iki devlet birbirini resmen tanımış, diplomatik ilişkiler kurmuş ve karşılıklı olarak savaş tazminatı taleplerinden feragat etmişlerdir. Bu durum, Versay düzenine karşı ilk büyük diplomatik meydan okuma olarak tarihe geçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki zaman ve mekan bağlamını analiz etmek
Olayın 19221922 yılında Cenova Konferansı sırasında gerçekleştiği belirlendi.
Tarihsel kronoloji, doğru antlaşmayı ayırt etmek için en güçlü veridir.
2
Taraf devletleri ve diplomatik durumu belirlemek
Savaş sonrası dışlanan (izole edilen) iki devletin Almanya ve Sovyet Rusya (SSCB) olduğu tespit edildi.
Versay sistemi her iki devleti de sistem dışı bırakmıştı.
3
Antlaşmanın içeriğini eşleştirmek
Diplomatik tanıma ve karşılıklı savaş tazminatı/borçlarından vazgeçme maddesinin Rapallo Antlaşması'na ait olduğu doğrulandı.
Rapallo, bu iki devletin birbirini hukuken tanıdığı ve ekonomik iş birliği başlattığı belgedir.

Anahtar Kavram

Post-WWI Diplomatik Gruplaşmalar ve Revizyonizm

İpuçları

1
Bu antlaşma, I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı'nın 'mağlupları' ve 'dışlananları' arasında yapılmıştır.
2
19221922 yılında İtalya'daki Cenova Konferansı sırasında gizlice imzalanmıştır.
3
Almanya ve Sovyet Rusya'nın birbirini resmen tanıdığı ilk belgedir.

Daha Fazla Pratik

Locarno Antlaşması ile Rapallo Antlaşması arasındaki temel farkı (Almanya'nın Batı vs. Doğu politikası) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 276Soru

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'da kalıcı barışı sağlamak, özellikle Almanya ile Fransa arasındaki tarihi düşmanlığa son vermek ve ağır sanayi üretimini uluslararası bir denetime açmak amacıyla 19501950 yılında bir bildiri yayımlanmıştır. Bu bildiri, günümüz Avrupa Birliği'nin temeli kabul edilen Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun (AKÇT) kurulmasına öncülük etmiştir. Batı Bloku'ndaki ekonomik ve siyasi entegrasyonun ilk somut adımı sayılan bu tarihi belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Schuman Bildirgesi

Cevap

Avrupa Birliği'nin temeli kabul edilen ve kömür-çelik üretimini birleştirmeyi amaçlayan belge Schuman Bildirgesi'dir.
Schuman Bildirgesi, 99 Mayıs 19501950 tarihinde Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman tarafından sunulmuş ve kömür-çelik üretiminin uluslararası bir otoriteye bırakılmasını teklif etmiştir. Bu teklif, 19511951'de Paris Antlaşması ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun (AKÇT) kurulmasına yol açmış, böylece Avrupa Birliği'nin temelleri atılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirle.
19501950 yılı, Fransa-Almanya barışı, ağır sanayi (kömür ve çelik) ve Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT).
Soruda tanımlanan özgün tarihsel olayı diğer pakt ve planlardan ayırmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki belgelerin tarihlerini ve amaçlarını karşılaştır.
Schuman Bildirgesi (19501950), AKÇT'nin kurucu belgesidir.
Truman Doktrini (19471947) ve Marshall Planı (19481948) askeri ve ekonomik yardım odaklıdır.
3
Doğru eşleştirmeyi doğrula.
Robert Schuman'ın önerisi doğrultusunda hazırlanan belge Schuman Bildirgesi'dir.
Bu bildiri, Avrupa'nın siyasi ve ekonomik bütünleşmesinin başlangıç noktasıdır.

Anahtar Kavram

Avrupa Entegrasyonu ve Batı Bloku Kurumsallaşması

İpuçları

1
Bu belge, özellikle Fransa ve Almanya'nın savaşta en çok ihtiyaç duyduğu ham maddeler olan kömür ve çeliğe odaklanmıştır.
2
Belge, adını onu yayımlayan dönemin Fransa Dışişleri Bakanı'ndan almaktadır.
3
Avrupa Birliği'nin 'doğum günü' kabul edilen 99 Mayıs günü, bu bildirgenin yayımlandığı tarihtir.

Daha Fazla Pratik

AKÇT'nin 19571957 Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) dönüşme sürecini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 277Soru

II.II. Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin dış politikasını belirleyen diplomatik temaslar büyük önem taşımaktadır. Müttefiklerin Türkiye'yi aktif olarak savaşa çekme isteği sonucunda Aralık 19431943 tarihinde gerçekleşen, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün hem ABD Başkanı Roosevelt hem de İngiltere Başbakanı Churchill ile bir araya geldiği zirve aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Kahire Konferansı

Cevap

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Roosevelt ve Churchill ile birlikte katıldığı zirve II. Kahire Konferansı'dır.
Doğru seçenek olan II. Kahire Konferansı, Aralık 19431943 tarihinde düzenlenmiş olup İsmet İnönü'nün Müttefik liderlerle bir araya gelerek Türkiye'nin savaşa katılım şartlarını (askeri yardım) görüştüğü temel diplomatik zirvedir.

Adım Adım Çözüm

1
Görüşme tarihini ve katılımcıları analiz et.
Aralık 19431943 tarihi ve İnönü, Roosevelt, Churchill üçlüsü hedeflenmektedir.
Katılımcı farkı, Adana Konferansı (sadece Churchill-İnönü) ile ayrımı sağlar.
2
Türkiye'nin diplomatik tutumunu değerlendir.
Türkiye bu konferansta askeri malzeme ve teçhizat desteği sağlanması şartıyla savaşa girmeyi kabul etmiştir.
Türkiye'nin izlediği denge politikasının bir sonucudur.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin Diplomatik Temasları

İpuçları

1
Görüşmenin gerçekleştiği tarih olan 19431943 yılı sonuna ve katılımcılar arasındaki ABD Başkanı'nın varlığına odaklanın.
2
Adana görüşmelerinden farklı olarak bu zirve Mısır'da gerçekleşmiş ve Türkiye 'prensipte' savaşa girmeyi kabul etmiştir.
3
İsmet İnönü'nün Roosevelt ve Churchill ile meşhur karesinin çekildiği, Türkiye'nin teçhizat desteği talep ettiği konferanstır.

Daha Fazla Pratik

Yalta Konferansı'nın Türkiye için önemi ve BM kurucu üyeliği sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 278Soru

Aşağıdaki tabloda Yumuşama (Detant) Dönemi'nde gerçekleşen bazı diplomatik gelişmeler ve yılları verilmiştir:

YılGelişme
1972?
1975Helsinki Nihai Senedi
1979SALT-II Antlaşması

Tabloda soru işareti (?) ile boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SALT-I Antlaşması

Cevap

1972 yılında stratejik silahların sınırlandırılması amacıyla imzalanan SALT-I Antlaşması getirilmelidir.
Tabloda soru işaretiyle gösterilen 1972 yılı, ABD (Nixon) ve SSCB (Brejnev) arasında Moskova'da imzalanan SALT-I Antlaşması'na aittir. Bu antlaşma, stratejik nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik ilk somut ve büyük adımdır. Tablonun devamında yer alan Helsinki Nihai Senedi (1975) ve SALT-II (1979) bu sürecin devamı niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki yılları ve olayları analiz et.
Tabloda 1970'li yıllarda nükleer silahların ve güvenliğin kontrol altına alınma süreci kronolojik olarak verilmiştir.
Yumuşama Dönemi'nin diplomatik takvimini belirlemek için.
2
1972 yılında ABD ve SSCB arasında imzalanan temel belgeyi belirle.
Bu tarihte Moskova'da SALT-I (Strategic Arms Limitation Talks) Antlaşması imzalanmıştır.
Silahlanma yarışını ilk kez resmi olarak sınırlayan belge olduğu için.
3
Diğer seçeneklerin tarihlerini kontrol et.
Helsinki 1975, SALT-II ise 1979 yılındadır; 1972'ye en uygun gelişme SALT-I'dir.
Tablodaki boşluğu kronolojik doğrulukla tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi Diplomatik Süreci ve Silah Kontrolü

İpuçları

1
Tablodaki gelişmeler 1970'li yıllardaki 'Silahların Sınırlandırılması' ve 'Avrupa Güvenliği' adımlarını içermektedir.
2
Aranan cevap, 1975'teki Helsinki Senedi'nden önce atılan ilk nükleer sınırlama adımıdır.
3
Bu antlaşmanın adı 'Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri'nin İngilizce kısaltması olan SALT'ın ilk versiyonudur.

Daha Fazla Pratik

SALT-II Antlaşması'nın neden ABD Senatosu tarafından onaylanmadığını araştırarak Yumuşama Dönemi'nin sonuna dair bilgi edinebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemiyle; 1940'lar (Truman), 1950'ler (Eisenhower, Bandung) ve 1960'lar (Küba) elendiğinde 1970'lere uygun tek seçenek SALT serisidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 279Soru

I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı'nda, Wilson Prensipleri'nde yer alan 'sömürgeciliğin yapılmayacağı' maddesine ters düşmemek ve sömürgeci faaliyetleri uluslararası bir kılıfa uydurarak devam ettirmek amacıyla ortaya atılan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manda ve Himaye

Cevap

Manda ve Himaye
Manda ve himaye sistemi, I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı'nın ardından sömürgeciliği reddeden Wilson İlkeleri'ne karşı İngiltere ve Fransa tarafından ortaya atılmış, Milletler Cemiyeti aracılığıyla Ortadoğu ve Afrika'daki toprakların 'yönetilme kabiliyeti gelişene kadar' büyük devletlerin denetimine verilmesini öngörmüştür. Bu durum sömürgeciliğin modernleşmiş ve resmileşmiş adıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki bağlamı analiz etme
I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonu, Paris Barış Konferansı ve Wilson Prensipleri'ndeki sömürgecilik karşıtı maddeye dikkat çekiliyor.
Sistemin hangi diplomatik zorunluluktan doğduğunu belirlemek için.
2
Kavramları eşleştirme
Sömürgeciliğin 'isim değiştirmiş' ve 'uluslararası hukuk kılıfına büründürülmüş' hali Manda ve Himaye sistemidir.
Milletler Cemiyeti Sözleşmesi'nin 22.22. maddesi ile bu sistem resmileşmiştir.

Anahtar Kavram

Manda ve Himaye sistemi, sömürgeciliğin yasaklanması ilkesine karşı büyük devletlerin sömürge düzenini sürdürmek için geliştirdiği bir formüldür.

İpuçları

1
Bu sistem, sömürgeciliğin Wilson Prensipleri'ne uydurulmuş halidir.
2
Terim, 'yetki verme' ve 'koruma altına alma' anlamlarına gelen iki kelimeden oluşur.
3
Özellikle Suriye, Irak ve Filistin gibi bölgelerde İngiltere ve Fransa tarafından uygulanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Manda ve himaye sisteminin hangi konferansta (San Remo) Ortadoğu toprakları için paylaşıldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 280Soru

Küreselleşen dünya sürecinde çevre sorunlarının önlenmesine yönelik uluslararası iş birliğinin en önemli adımlarından biri olan 19971997 tarihli Kyoto Protokolü ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye, protokolü imzaya açıldığı yıl olan 19971997'de imzalamış; ancak 20052005 yılında yürürlüğe girmesiyle uygulamaya başlamıştır.

Cevap

Türkiye'nin protokolü 19971997 yılında imzaladığına dair bilgi yanlıştır; Türkiye bu protokolü 20092009 yılında kabul etmiştir.
Kyoto Protokolü 19971997 yılında imzaya açılmış ve 20052005 yılında yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye, enerji politikaları ve sanayileşme hedefleri nedeniyle bu sürece hemen dahil olmamış; protokolü 20092009 yılında (Mayıs 20092009'da yürürlüğe girecek şekilde) kabul etmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin 19971997'de imzaladığı ifadesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kyoto Protokolü'nün genel çerçevesini analiz etme
Protokolün 19971997'de kabul edildiği, 20052005'te yürürlüğe girdiği ve BMI˙DC\cSBMİDÇS kapsamında olduğu doğrulanır.
Anlaşmanın uluslararası hukuktaki yerini belirlemek için gereklidir.
2
Protokolün temel ilkelerini ve hedeflerini değerlendirme
19901990 yılı baz alınarak emisyon azaltma hedefi ve "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesi doğrulanır.
Anlaşmanın teknik detaylarını kontrol etmek için gereklidir.
3
Türkiye'nin katılım sürecini inceleme
Türkiye'nin çevre politikaları gereği protokole 20092009 yılında katıldığı bilgisine ulaşılır.
Ulusal düzeydeki kronolojik bilgiyi test etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kyoto Protokolü ve Türkiye'nin Katılım Süreci

İpuçları

1
Türkiye'nin çevre anlaşmalarına katılımı genellikle uluslararası baskı ve iç politika dengelerine göre şekillenmiştir.
2
Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girmesi için en az 5555 ülkenin onayı gerekmiş ve bu ancak 20052005'te Rusya'nın onayıyla mümkün olmuştur.
3
Türkiye'nin Kyoto'ya katılım yılı, 20002000'li yılların sonuna tekabül eder.

Daha Fazla Pratik

Kyoto Protokolü'nün yerini alan 20152015 tarihli Paris İklim Anlaşması'nın temel farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 24Sonraki
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 14 | Examkin