Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 381Soru

Soğuk Savaş'ın başlangıç yıllarında Türkiye'ye yapılan ABD yardımları farklı amaç ve içeriklerle sunulmuştur. Bu yardımlar kapsamında Türkiye'nin askeri savunma kapasitesini artırmaya yönelik sağlanan destekler ----I----, tarımsal modernizasyon ve genel ekonomik kalkınmayı hedefleyen destekler ise ----II---- olarak adlandırılmıştır.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Truman Doktrini - Marshall Planı

Cevap

Türkiye'ye yapılan askeri yardımlar Truman Doktrini, ekonomik ve kalkınma odaklı yardımlar ise Marshall Planı kapsamında gerçekleşmiştir.
Doğru cevap olan seçenekte belirtildiği üzere; Truman Doktrini doğrudan askeri savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik silah ve teçhizat yardımını, Marshall Planı ise tarımsal modernizasyon ve genel ekonomik kalkınmayı sağlayan fonları ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri yardımların dayanağını belirle.
19471947 yılında ilan edilen Truman Doktrini, Sovyet tehdidine karşı Türkiye ve Yunanistan'a askeri-mali destek sağlamayı amaçlar.
Bu adım, ABD'nin çevreleme politikasının askeri alandaki ilk somut uygulamasıdır.
2
Ekonomik kalkınma programının adını belirle.
19481948 yılında uygulanmaya başlanan Marshall Planı, Avrupa ülkelerinin ekonomik olarak güçlendirilmesini hedefleyen bir programdır.
Türkiye bu plan dahilinde tarımda makineleşme, altyapı ve sanayi yatırımları için kredi ve hibe almıştır.
3
Boşluklardaki I ve II numaralı ifadeleri eşleştir.
Askeri yardımı temsil eden I numaralı yere Truman Doktrini, ekonomik yardımı temsil eden II numaralı yere Marshall Planı getirilmelidir.
Yardım paketlerinin temel amaçları ve içerikleri bu ayrımı zorunlu kılmaktadır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Yardımları: Truman vs Marshall

İpuçları

1
Bu yardımlardan biri 19471947, diğeri 19481948 yılında uygulanmaya başlanmıştır.
2
Türkiye'de tarımın makineleşmesini ve traktör kullanımının artışını sağlayan paket ekonomik olanıdır.
3
Truman askeri savunmayı, Marshall ise ekonomik kalkınmayı önceler.

Daha Fazla Pratik

Marshall Planı'nın Türk tarımında yarattığı değişimlerin, 19501950 seçimleri ve Demokrat Parti dönemi üzerindeki etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 382Soru

19701970'li yıllarda Türk dış politikasında önemli bir yer tutan Ege Denizi kıta sahanlığı sorunu, 19761976 yılında aşağıdaki gemilerden hangisinin bölgede sismik araştırmalara başlamasıyla büyük bir diplomatik krize dönüşmüştür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sismik-1 (Hora)

Cevap

Sismik-1 (Hora) gemisi, 1976 yılında Ege Denizi'nde yürüttüğü faaliyetlerle kıta sahanlığı krizinin merkezinde yer almıştır.
Sismik-1 (Hora) gemisi, 19761976 yılının Temmuz ayında Ege Denizi'nde sismik araştırmalara başlayınca Yunanistan bu durumu kendi kıta sahanlığına saldırı olarak nitelemiş ve iki ülke savaşın eşiğine gelmiştir. Kriz sonucunda BM Güvenlik Konseyi tarafları ikili müzakereye çağırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve sorunu analiz et.
Sorun 1970'li yıllardaki Yumuşama Dönemi Türk-Yunan ilişkileri ve Ege kıta sahanlığıdır.
Soruda belirtilen tarih ve konu bizi bu dönemdeki spesifik olaya yönlendirir.
2
Krizi tetikleyen unsuru hatırla.
1976 yılında Ege'ye gönderilen araştırma gemisinin adı 'Hora'dır.
Yunanistan'ın itirazlarına rağmen Türkiye'nin egemenlik haklarını savunmak için gönderdiği sembol gemidir.
3
Geminin diğer adını kontrol et.
Hora gemisi daha sonra 'Sismik-1' adını almıştır.
Sınavlarda her iki isim de kullanılabilmektedir.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi Türk-Yunan İlişkileri: Kıta Sahanlığı Sorunu

İpuçları

1
Bu gemi, 1976 yılında Ege'de yaşanan ve 'kıta sahanlığı' tartışmalarını tırmandıran araştırmayı yapmıştır.
2
Geminin orijinal adı 'Hora' olup, daha sonra akademik bir isim almıştır.
3
Ege krizinin merkezindeki bu gemi, Türkiye'nin sismik araştırma kapasitesini temsil eden ilk önemli araçlardandır; adı 'Sismik-1'dir.

Daha Fazla Pratik

Bu krizden sonra imzalanan ve Ege'de gerginliği donduran 'Bern Deklarasyonu' konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 383Soru

19901990'lı yıllarda Yugoslavya'nın dağılması sürecinde Bosna-Hersek'in bağımsızlık mücadelesine liderlik eden, halkı tarafından "Bilge Kral" lakabıyla anılan ve 19951995 yılında imzalanan Dayton Antlaşması ile savaşın sona ermesinde kritik bir rol üstlenen devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aliya İzzetbegoviç

Cevap

Bosna-Hersek'in bağımsızlık mücadelesine liderlik eden ve "Bilge Kral" olarak bilinen devlet adamı Aliya İzzetbegoviç'tir.
Aliya İzzetbegoviç, Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasında hem askeri hem de diplomatik (Dayton Antlaşması) başarılar göstermiş, felsefi derinliği nedeniyle de "Bilge Kral" olarak adlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ifadeleri (Bosna-Hersek, Bilge Kral, Dayton Antlaşması) analiz etmek.
Sorunun Balkanlar'daki 19901990 sonrası siyasi gelişmelerle ilgili olduğu belirlenir.
Doğru kişiyi belirlemek için coğrafi ve tarihsel bağlamın kurulması gerekir.
2
"Bilge Kral" lakabının hangi lidere ait olduğunu hatırlamak.
Bu lakap literatürde Aliya İzzetbegoviç ile özdeşleşmiştir.
KPSS formatında lakaplar ve unvanlar ayırt edici bilgi olarak sorulmaktadır.
3
Dayton Antlaşması'nı imzalayan tarafları kontrol etmek.
Aliya İzzetbegoviç'in Bosna tarafını temsil ettiği doğrulanır.
Anlaşma ve lider eşleşmesi bilginin kesinliğini sağlar.

Anahtar Kavram

Balkanlar'da Bağımsızlık Mücadeleleri ve Aliya İzzetbegoviç

İpuçları

1
Bu lider, Yugoslavya'nın dağılmasından sonra kurulan müslüman ağırlıklı devletin kurucusudur.
2
Srebrenitsa Katliamı'nın yaşandığı savaş sırasında ülkesine liderlik etmiştir.
3
"Bilge Kral" lakabı onun en belirgin özelliğidir.

Daha Fazla Pratik

Srebrenitsa Katliamı ve sonrasında kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin rolünü incelemek konuyu pekiştirir.

Alternatif Yöntem

Eğer lider isimlerini karıştırıyorsanız, Dayton Antlaşması'nı (19951995) ve Balkanlar'daki bağımsızlık kronolojisini temel alarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 384Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın son yıllarında Türkiye’nin dış politikasındaki değişimleri gösteren bazı önemli diplomatik gelişmeler şunlardır:

TarihGelişmeÖzellik / Amaç
19431943Adana ve Kahire GörüşmeleriMüttefiklerin Türkiye'yi savaşa dahil etme çabaları
19451945 (Şubat)Yalta KonferansıSavaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninin planlanması
19451945 (Nisan)San Francisco KonferansıBirleşmiş Milletler Teşkilatı'nın resmen kurulması

Tablodaki veriler ve dönemin diplomatik koşulları dikkate alındığında; Türkiye’nin 2323 Şubat 19451945’te, savaşın fiilen bitmek üzere olduğu bir dönemde Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kurucu üyeleri arasında yer alabilmek

Cevap

Türkiye'nin 19451945 yılındaki savaş ilanı, Yalta Konferansı kararları doğrultusunda Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na kurucu üye olarak kabul edilme şartını yerine getirmek amacıyla yapılmıştır.
Türkiye'nin savaşın bitimine aylar kala attığı bu adım, Yalta Konferansı'nda alınan kurucu üyelik şartını karşılamak ve San Francisco Konferansı'na davet edilerek yeni kurulan Birleşmiş Milletler sisteminin içinde yer alabilmek için yapılmış stratejik bir hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş ilanının tarihini ve niteliğini analiz etmek
2323 Şubat 19451945 tarihi, savaşın Mihver devletler aleyhine sonuçlanacağının kesinleştiği bir dönemdir.
Savaşın bu kadar geç bir aşamasında ilan edilmesinin askeri değil diplomatik bir sebebi olmalıdır.
2
Yalta Konferansı kararlarını değerlendirmek
1111 Şubat 19451945'te sona eren Yalta Konferansı'nda, 11 Mart 19451945 tarihine kadar Mihver devletlere savaş açanların Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olabileceği kararlaştırılmıştır.
Türkiye, bu diplomatik fırsatı kaçırmamak ve savaş sonrası düzende söz sahibi olmak istemiştir.
3
Sonucu Birleşmiş Milletler süreciyle ilişkilendirmek
Savaş ilanının ardından Türkiye, Nisan 19451945'te San Francisco Konferansı'na davet edilmiş ve BM'nin kurucu üyelerinden biri olmuştur.
Türkiye bu hamleyle savaş sonrasındaki izolasyondan kurtulmayı ve uluslararası statüsünü korumayı hedeflemiştir.

Anahtar Kavram

1945 Savaş İlanının Sembolik ve Diplomatik Niteliği

İpuçları

1
Savaş ilanının tarihine (2323 Şubat 19451945) dikkat ediniz; bu tarihte Mihver devletlerin yenilgisi zaten kesinleşmişti.

Daha Fazla Pratik

San Francisco Konferansı sonrası BM kurucu üyeliği ile Türkiye'nin çok partili hayata geçiş süreci arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 385Soru

Soğuk Savaş'ın ilk evresinde Doğu Bloku içerisinde yaşanan ideolojik ve siyasi ayrışmalar, paktların yapısını ve devletler arası ilişkileri derinden etkilemiştir. Doğu Bloku bünyesinde meydana gelen bu gelişmelerle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19481948 yılında Cominform'dan çıkarılan Yugoslavya'nın, Batı Bloku'na karşı savunma kapasitesini artırmak amacıyla 19551955 yılında Varşova Paktı'nın kurucu üyeleri arasında yer alması

Cevap

Yugoslavya'nın 19551955 yılında Varşova Paktı'na katıldığı bilgisi yanlıştır; çünkü Yugoslavya 19481948'de bloktan dışlanmıştır.
Doğu Bloku'ndaki en önemli ayrışma Yugoslavya ile yaşanmıştır. 19481948 yılında Cominform'dan atılan Yugoslavya, Batı ile ilişkilerini geliştirmiş ve 19551955 yılında kurulan Varşova Paktı'na hiçbir zaman dahil olmamıştır. Dolayısıyla Yugoslavya'nın paktın kurucu üyeleri arasında gösterilmesi tarihsel bir hatadır.

Adım Adım Çözüm

1
Blok içi devletlerin durumunu analiz et.
Yugoslavya, Macaristan, Arnavutluk ve Çin'in Doğu Bloku lideri SSCB ile ilişkileri incelenir.
Her bir devletin blok içi disipline karşı farklı tepkiler verdiği bilinmelidir.
2
Yugoslavya'nın özel statüsünü hatırla.
Yugoslavya 19481948'de Cominform'dan (siyasi merkez) ihraç edildi ve 'Bağlantısızlar Hareketi'nin öncülerinden oldu.
İhraç edilen bir devletin, paktın askeri kanadı olan Varşova Paktı'na (19551955) alınması mantıksal ve tarihsel olarak mümkün değildir.
3
Varşova Paktı üyelerini doğrula.
Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve SSCB üyedir; Yugoslavya yoktur.
Yugoslavya, güvenlik için NATO üyeleri Türkiye ve Yunanistan ile Balkan Paktı'nı (19531953) kurmuştur.

Anahtar Kavram

Doğu Bloku İçindeki İdeolojik Çatlaklar ve Yugoslavya'nın İstisnai Durumu

İpuçları

1
Yugoslavya'nın 19481948 yılında Doğu Bloku'nun siyasi örgütlenmesi olan Cominform'dan atıldığını hatırlayın; bu durum askeri ittifaklara katılımını nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Yugoslavya'nın 19531953 Balkan Paktı aracılığıyla dolaylı yoldan Batı güvenliğine nasıl eklemlendiğini araştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 386Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın son aylarında, 19451945 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında toplanan Potsdam Konferansı, savaş sonrası Avrupa düzeninin ve sınırlarının belirlenmesi açısından kritik bir dönüm noktasıdır.

Aşağıdakilerden hangisi bu konferansta ele alınan konulardan veya alınan kararlardan biri *değildir*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın kurulması için San Francisco Konferansı'nın toplanma kararının alınması

Cevap

San Francisco Konferansı'nın toplanma kararı Potsdam Konferansı'nda değil, Yalta Konferansı'nda alınmıştır.
San Francisco Konferansı'nın toplanmasına ilişkin karar 19451945 yılı Şubat ayında düzenlenen Yalta Konferansı'nda alınmıştır. Potsdam Konferansı ise 19451945 Temmuz-Ağustos aylarında toplanmış olup bu tarihte San Francisco Konferansı zaten tamamlanmış ve BMBM Antlaşması imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansların zaman çizelgesini belirle.
Yalta Konferansı (Şubat 1945), Potsdam Konferansı (Temmuz-Ağustos 1945).
Olayların kronolojik sırası, hangi kararın nerede alındığını ayırt etmek için temeldir.
2
Potsdam Konferansı'nın ana gündem maddelerini hatırla.
Almanya ve Avusturya'nın yönetimi, savaş suçlularının yargılanması, SSCB'nin Türkiye üzerindeki talepleri ve Japonya'ya ültimatom.
Potsdam, savaşın Avrupa'da bittiği ancak Pasifik'te sürdüğü aşamadaki düzenlemeleri kapsar.
3
Birleşmiş Milletler'in kuruluş sürecini incele.
San Francisco Konferansı kararı Yalta'da alınmış, konferans ise Nisan-Haziran 1945'te yapılmıştır.
Potsdam temmuzda başladığı için nisan ayındaki San Francisco'nun karar yeri olamaz.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Diplomatik Süreci ve Konferanslar

İpuçları

1
Birleşmiş Milletler'in temelleri savaş bitmeden atılmaya başlanmıştı.
2
San Francisco Konferansı 19451945 Nisan ayında başlamıştır. Potsdam ise Temmuz ayında toplanmıştır.
3
San Francisco'ya davet edilmek için '1 Mart 1945'e kadar Mihver devletlere savaş ilan etme' şartı getiren konferansı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri arasında yer alabilmek için hangi konferansın ardından hangi devletlere savaş ilan ettiğini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olayları 'Savaşın başı', 'Dönüm noktaları' ve 'Savaş sonrası' olarak gruplayın. Maginot Hattı (1940) ve Barbarossa Harekatı (1941) savaşın başlarındayken; Yalta, San Francisco ve Potsdam 1945 yılındaki son aşamadır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 387Soru

XIX.XIX. yüzyılın son çeyreğinde Japonya'da İmparator Mutsuhito önderliğinde başlatılan ve ülkenin kısa sürede bir dünya gücü haline gelmesini sağlayan "Meiji Restorasyonu" (Aydınlanma Devri) sürecinde birçok alanda köklü reformlar gerçekleştirilmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, Japonya’nın bu süreçte gerçekleştirdiği modernleşme hamlelerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Latin alfabesinin kabul edilmesiyle Batı dünyasıyla kültürel entegrasyonun sağlanması

Cevap

Japonya'nın Meiji Restorasyonu sürecinde Latin alfabesine geçiş gibi bir düzenleme bulunmamaktadır; Japonya teknik modernleşmeyi geleneksel kültürel yapısını (yazı dahil) koruyarak gerçekleştirmiştir.
Japonya'nın Meiji Restorasyonu sürecinde gerçekleştirdiği reformlar askeri, idari ve teknik alanlarda yoğunlaşmıştır. Ancak Japonya, Türkiye'den farklı olarak Latin alfabesine geçiş yapmamış; Kanji ve Hiragana/Katakana gibi geleneksel yazı sistemlerini kullanmaya devam etmiştir. Bu durum Meiji döneminin "milli ruhu koruyarak modernleşme" vizyonunun bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Meiji Restorasyonu'nun temel felsefesini analiz etme
Japonya'nın "Batı'nın tekniğini al, Doğu'nun ahlakını/kültürünü koru" prensibiyle hareket ettiği belirlenir.
Bu ilke, hangi reformların yapılıp hangilerinin (kültürel kimliğe müdahale edenlerin) yapılmadığını anlamamızı sağlar.
2
Seçeneklerdeki reformları Japonya'nın tarihi gelişimiyle karşılaştırma
Siyasi (merkeziyetçilik), askeri (Prusya modeli), sosyal (takvim/kıyafet) ve eğitim reformlarının yapıldığı; ancak yazı sisteminde bir değişiklik yapılmadığı tespit edilir.
Latin alfabesine geçiş Japonya'da değil, Türkiye gibi farklı modernleşme modellerinde görülmüştür.

Anahtar Kavram

Meiji Restorasyonu'nun milli kimliği koruyan modernleşme karakteri

İpuçları

1
Japonya'nın modernleşme modelini Türkiye'nin modernleşme hamleleriyle (Atatürk dönemi) karşılaştırırken alfabe konusundaki farklılığa dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Japonya'nın bu süreçten sonra Rusya'yı 19041904-19051905 savaşında yenerek Asya'da bir güç olarak ortaya çıkışını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 388Soru

Türkiye'nin 19501950 yılında Kore Savaşı'na askeri birlik gönderme kararının temel dış politika hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Atlantik Paktı'na (NATO) üye olma sürecini hızlandırmak

Cevap

Türkiye'nin Kore Savaşı'na asker göndermesindeki temel amaç, Sovyet Rusya tehdidine karşı Batı ittifakına dahil olmak ve Kuzey Atlantik Paktı (NATO) üyeliğini elde etmektir.
Türkiye, II.II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidi karşısında Batı Bloku'na yakınlaşmış ve güvenliğini NATO şemsiyesi altına almak istemiştir. Kore Savaşı'na asker göndermek, Türkiye'nin bu paktın üyesi olmasını sağlayan en kritik stratejik hamle olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin dış politika şartlarını belirleme
Sovyet Rusya'nın Türkiye'den toprak ve boğazlarda üs talep etmesi üzerine Türkiye güvenlik arayışına girmiştir.
Tehdit karşısında yalnız kalmamak için güçlü bir ittifaka ihtiyaç duyulmuştur.
2
Askeri müdahale ve stratejik hedef arasındaki bağı kurma
Birleşmiş Milletler'in Kore çağrısına olumlu yanıt verilerek bölgeye tugay seviyesinde asker gönderilmiştir.
Batı dünyasına sadakat ve askeri yeterlilik kanıtlanarak NATO kapısı aralanmıştır.
3
Sonucu doğrulama
19521952 yılında Türkiye (Yunanistan ile birlikte) NATO'ya tam üye olarak kabul edilmiştir.
Kore'deki askeri başarı, üyeliğin en önemli gerekçesi olmuştur.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Türk Dış Politikası ve NATO üyeliği

İpuçları

1
Türkiye'nin bu kararı, bir savunma örgütüne girmek için 'giriş bileti' olarak görülmüştür.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin NATO'ya girişiyle eş zamanlı olarak hangi komşusunun da bu pakta dahil edildiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 389Soru

Türkiye’de 19461946 yılında yapılan ilk çok partili genel seçimlerde uygulanan “açık oy, gizli tasnif” usulü, seçimlerin dürüstlüğü konusunda büyük tartışmalara neden olmuştur. Bu tartışmaları sona erdirmek amacıyla yapılan düzenlemelerle, 1414 Mayıs 19501950 seçimlerinin Türk demokrasi tarihinde “Beyaz İhtilal” olarak anılmasını sağlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçimlerin yargı denetiminde, "gizli oy, açık tasnif" esasına göre yapılması

Cevap

Seçimlerin yargı denetiminde, "gizli oy, açık tasnif" esasına göre yapılması
Türkiye'de gerçek anlamda demokratik ve şeffaf seçimlerin önü, 19501950 yılında seçimlerin yürütülmesinin yürütmeden (idare) alınıp bağımsız yargıya (hakimlere) verilmesi ve 'gizli oy, açık sayım' ilkesinin kabul edilmesiyle açılmıştır. Bu sayede Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi'nin uzun süren iktidarını sandık yoluyla sona erdirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1946 ve 1950 seçim sistemlerini karşılaştırın.
1946 seçimlerinde 'açık oy, gizli sayım' usulü uygulanmış ve seçimler idari amirlerin denetiminde yapılmıştır. Bu durum güvensizliğe yol açmıştır.
Seçimlerin demokratikliği, seçmenin iradesinin özgürce yansıması ve doğru sayılmasına bağlıdır.
2
1950 yılındaki yeni seçim kanunu düzenlemesini analiz edin.
1950 yılında kabul edilen kanunla 'gizli oy, açık tasnif' sistemi getirilmiş ve seçimlerin yönetimi/denetimi yargı organlarına (hakimlere) bırakılmıştır.
Hükümetten bağımsız olan yargı denetimi, seçimlerin dürüstlüğünün garantisi olarak görülmüştür.
3
Düzenlemenin sonucunu değerlendirin.
Bu demokratik reformlar sayesinde Demokrat Parti (DP) halkın büyük desteğini alarak iktidara gelmiştir.
Halk iradesinin sandığa tam yansıması 'Beyaz İhtilal' olarak adlandırılan kansız iktidar değişimini mümkün kılmıştır.

Anahtar Kavram

1950 Seçimleri ve Seçim Sistemi Reformu

İpuçları

1
1946 seçimlerinde oyların açık verilip sayımın kapalı yapılması halkın iradesinin tam yansımasını engellemiştir.
2
1950 seçimlerinin 'Beyaz İhtilal' olmasını sağlayan şey, iktidarın halk oyuyla ve şeffaf bir sayımla el değiştirmesidir.
3
Seçim güvenliğini sağlamak için denetim yetkisi hükümet görevlilerinden alınarak hakimlere verilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti'nin iktidara geldikten sonra izlediği ekonomik politikaları ve Marshall Planı'nın bu süreçteki etkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 390Soru

II. Dünya Savaşı'nın küresel siyasi mimariyi yeniden şekillendirdiği süreçte, Müttefik Devletlerin savaş sonrası barış teşkilatına (Birleşmiş Milletler) dair "kurucu üyelik" kriterlerini resmileştirdiği görülmektedir. Özellikle 1945 yılı başlarında düzenlenen Yalta Konferansı'nda alınan karar doğrultusunda, bir devletin San Francisco Konferansı'na davet edilmesi ve teşkilatın asli kurucuları arasında kabul edilmesi için yerine getirmesi gereken prosedürel zorunluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1 Mart 1945 tarihine kadar Mihver Devletlere (Almanya ve Japonya) karşı resmen savaş ilan etmiş olmak

Cevap

Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olabilmek için 1 Mart 1945 tarihine kadar Mihver Devletlere resmen savaş ilan edilmiş olması gerekmektedir.
Şubat 1945'te düzenlenen Yalta Konferansı'nda, 'Üç Büyük' (Roosevelt, Churchill, Stalin), 1 Mart 1945 tarihine kadar Almanya ve Japonya'ya (Mihver Devletler) savaş ilan eden devletlerin San Francisco'da kurulacak olan Birleşmiş Milletler'e 'kurucu üye' olarak davet edilmesine karar vermişlerdir. Türkiye bu karar doğrultusunda 23 Şubat 1945'te savaş ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansın bağlamını belirleme
Yalta Konferansı (Şubat 1945), savaşın son aşamasını ve savaş sonrası düzeni (BM) planlamak için toplanmıştır.
Soruda sorulan spesifik şartın hangi diplomatik zeminde tartışıldığını anlamak gerekir.
2
Kurucu üyelik kriterlerini analiz etme
Müttefikler, San Francisco Konferansı'na sadece kendileriyle birlikte hareket edenleri davet etme kararı almıştır.
Teşkilatın kimlerden oluşacağının belirlenmesi 'kurucu üyelik' kavramı için kritiktir.
3
Prosedürel şartı tespiti
Resmi savaş ilanının son tarihi 1 Mart 1945 olarak belirlenmiştir.
Türkiye gibi devletlerin savaşa sembolik olarak dahil olmasını sağlayan temel hukuki gerekçe budur.

Anahtar Kavram

Yalta Konferansı Kararları ve BM Kurucu Üyelik Şartları

İpuçları

1
Türkiye'nin 23 Şubat 1945'te neden sembolik bir savaş ilanı yaptığını düşünün.
2
San Francisco Konferansı'na davet edilmek için Müttefiklerin koyduğu bir 'son tarih' ve 'resmi işlem' vardı.
3
Bu şart, cephede silahlı mücadeleyi değil, diplomatik bir adımı (savaş ilanı) zorunlu kılıyordu.

Daha Fazla Pratik

Potsdam Konferansı'nda Almanya ve Japonya için alınan 'kayıtsız şartsız teslimiyet' şartlarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronoloji takibi: 1941 (Atlantik Bildirisi) -> 1942 (BM Deklarasyonu) -> 1944 (Dumbarton Oaks) -> 1945 (Yalta Kararı) -> 1945 (San Francisco Kuruluş).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 391Soru

Küreselleşen dünyada devletler; askeri güçlerinin yanı sıra demokratik değerler, kültürel diplomasi ve çok taraflı iş birliği platformlarındaki etkinlikleriyle de ön plana çıkmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye; 20132013 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında bir araya gelerek 'orta ölçekli güçler' (middle power) arasında iş birliğini artırmayı ve küresel sorunlara yapıcı çözümler üretmeyi amaçlayan bir oluşuma öncülük etmiştir. Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya'nın katılımıyla oluşturulan ve tüm üyeleri aynı zamanda G20G-20 üyesi olan bu uluslararası platform aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MIKTA

Cevap

Sözü edilen oluşum MIKTA platformudur.
Soruda tarif edilen oluşum MIKTA'dır. 20132013 yılında kurulan bu platform, geleneksel bölgesel örgütlerin aksine farklı kıtalardan (Kuzey Amerika, Güneydoğu Asya, Doğu Asya, Avrasya ve Okyanusya) 'orta ölçekli güç' konumundaki ülkeleri bir araya getirmiştir. Adı, üye ülkelerin (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye, Avustralya) İngilizce isimlerinin baş harflerinden türetilmiştir ve temel amacı küresel barış, istikrar ve G20G-20 içindeki yapıcı rolü pekiştirmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş tarihini ve şartlarını değerlendiriniz.
20132013 yılında Birleşmiş Milletler çatısı altında, belirli ülkelerin dışişleri bakanları düzeyinde bir araya gelmesiyle oluşmuştur.
Soruda verilen zaman dilimi ve kuruluş bağlamı MIKTA ile doğrudan örtüşmektedir.
2
Üye ülkelerin listesini ve özelliklerini analiz ediniz.
Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya; farklı kıtalardan ancak benzer ekonomik düzeydeki (orta ölçekli güç) ülkelerdir.
Bu ülkelerin tamamı aynı zamanda G20G-20 üyesidir ve bu platformun isimlendirmesi üye ülkelerin İngilizce isimlerinin baş harflerinden (Mexico, Indonesia, Korea, Turkey, Australia) gelmektedir.
3
Diğer seçeneklerle karşılaştırarak eleme yapınız.
D-8 (19971997), KEİ (19921992) ve EİT gibi örgütlerin kuruluş tarihleri ve üye yapıları sorudaki verilerle uyuşmamaktadır.
MIKTA, küreselleşen dünyada tematik ve esnek iş birliği modelinin en güncel örneklerinden biridir.

Anahtar Kavram

MIKTA Platformu ve Küresel İş Birliği

İpuçları

1
Bu oluşumun ismi, kurucu üye ülkelerin İngilizce adlarının baş harflerinden meydana gelmektedir.
2
Üye ülkeler beş farklı kıtada yer almaktadır: Kuzey Amerika, Asya, Avrupa (Türkiye üzerinden) ve Okyanusya.
3
Meksika (Mexico), Endonezya (Indonesia), Güney Kore (Korea), Türkiye (Turkey) ve Avustralya (Australia) ülkelerinin bir araya gelmesiyle 20132013'te kurulmuştur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin üye olduğu diğer 'alt grup' oluşumları (D-8, G-20) ile MIKTA'nın üye profillerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 392Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte Türkiye, 'aktif tarafsızlık' ve 'denge politikası' olarak adlandırılan bir strateji benimsemiştir. Bu strateji doğrultusunda Türkiye, savaşın sonuna kadar fiilen çatışmalara girmemeyi ve ülkeyi savaşın yıkımından uzak tutmayı başarmıştır.

Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı yıllarındaki dış politika tutumu ve gerçekleştirdiği diplomatik girişimler hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın başından itibaren İtalya’nın yayılmacı politikalarına destek vererek Akdeniz'de ortak hareket etmiştir.

Cevap

Türkiye'nin savaşın başından itibaren İtalya'nın yayılmacı politikalarına destek verdiği yönündeki ifade yanlıştır.
Türkiye, II.II. Dünya Savaşı boyunca hiçbir zaman yayılmacı (revizyonist) devletlerin yanında yer almamıştır. Aksine, İtalya'nın Akdeniz'deki 'Mare Nostrum' (Bizim Deniz) politikası, Türkiye'nin 19301930'lu yıllardan itibaren Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gibi oluşumlara öncelik vermesinin temel sebebidir. Türkiye, İtalya'ya destek vermek yerine, onun yarattığı tehdide karşı denge politikası gütmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin temel dış politika amacını belirle
Savaş dışı kalarak toprak bütünlüğünü korumak.
Türkiye, yeni kurulmuş bir devlet olarak savaşın yıkıcı etkilerinden kaçınmayı önceliklendirmiştir.
2
İtalya ile ilişkileri değerlendir
İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacılığı Türkiye için temel güvenlik tehdididir.
İtalya'nın Akdeniz'i bir 'Roma Gölü' yapma hedefi Türkiye'nin güney kıyılarını tehdit ediyordu.
3
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit et
İngiltere/Fransa ittifakı (19391939), Almanya paktı (19411941), krom ticareti ve 19451945 savaş ilanı tarihsel gerçektir.
Bu hamlelerin tamamı 'aktif tarafsızlık' politikasının diplomatik araçlarıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'ndaki Aktif Tarafsızlık Politikası

İpuçları

1
Türkiye'nin savaş boyunca ana hedefi yayılmak değil, mevcut topraklarını korumaktır.
2
İtalya'nın Akdeniz'deki hedefleri Türkiye'nin güvenliğini doğrudan tehdit ediyordu.
3
Türkiye'nin savaşın sonuna doğru attığı 'savaş ilanı' adımı cepheye asker göndermek için değil, konferanslara katılabilmek içindir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin savaş yıllarında iç politikada uyguladığı Varlık Vergisi ve Milli Korunma Kanunu gibi düzenlemeleri inceleyerek ekonomik etkileri pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 393Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın yarattığı olağanüstü ekonomik koşulları yönetmek amacıyla Türkiye'de yürürlüğe giren; Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi gibi düzenlemeler toplumsal hayatta derin izler bırakmıştır.

Bu düzenlemelerden biri olan **Toprak Mahsulleri Vergisi (19441944) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır**?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi borcunu ödeyemeyen mükelleflerin Aşkale’deki çalışma kamplarına gönderilmesi zorunluluğunu getirmiştir.

Cevap

Vergi borcunu ödeyemeyenlerin Aşkale'deki çalışma kamplarına gönderilmesi uygulaması, Toprak Mahsulleri Vergisi'ne değil, Varlık Vergisi'ne aittir.
Toprak Mahsulleri Vergisi, savaş döneminde ordunun gıda ihtiyacını karşılamak için çiftçiden ürününün bir kısmını (ayni) veya bedelini almak üzere çıkarılmıştır. Aşkale'deki çalışma kampları ise gayrimüslim tebaa ve savaş zenginlerinden alınan Varlık Vergisi'nin ödenmemesi durumunda uygulanan sert bir yaptırımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin olağanüstü vergilerini ayırt et.
Varlık Vergisi (19421942) kentli zenginleri ve tüccarları, Toprak Mahsulleri Vergisi (19441944) ise kırsal kesimdeki üreticileri hedef almıştır.
Her iki vergi de savaş ekonomisini desteklemek için çıkarılmış olsa da uygulama alanları farklıdır.
2
Yaptırımları karşılaştır.
Aşkale (Erzurum) çalışma kampı uygulaması, Varlık Vergisi borcunu ödeyemeyenler için hayata geçirilmiştir.
Toprak Mahsulleri Vergisi'nde ana yaptırım ürünün bir kısmına el konulmasıdır, çalışma kampları bu verginin kapsamında değildir.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'nin uyguladığı olağanüstü ekonomik tedbirler ve aralarındaki farklar.

İpuçları

1
Savaş dönemi vergilerinin hangi toplumsal kesimlere yönelik olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Varlık Vergisi'nin hangi toplumsal sınıfları hedeflediğini ve sonuçlarını incelemek bu iki vergi arasındaki farkı netleştirecektir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 394Soru

15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul'da düzenlenen 'Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi' sonucunda yayımlanan İstanbul Deklarasyonu ile temelleri atılan; temel ilkeleri arasında 'savaş yerine barış, çatışma yerine diyalog, sömürü yerine iş birliği' yer alan D-8 (Gelişen Sekiz Ülke) teşkilatının kurucu üyeleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özbekistan

Cevap

D-8 teşkilatının kurucu üyeleri arasında Özbekistan bulunmamaktadır.
D-8 (Gelişen Sekiz Ülke) teşkilatı Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'dan oluşmaktadır. Özbekistan bu grubun bir parçası değildir; Orta Asya merkezli olan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) gibi farklı oluşumlarda yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
D-8 teşkilatının kuruluş bağlamını analiz etme
D-8 (Developing Eight), 1997 yılında Türkiye'nin öncülüğünde İstanbul'da kurulmuştur.
Teşkilatın hangi amaçla ve kimler tarafından kurulduğunu belirlemek doğru cevaba ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Üye ülkeleri listeleme
Üye ülkeler: Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya.
Teşkilatın '8' rakamıyla sınırlı olan üyelerini hatırlamak, dışarıda kalan ülkeyi tespit etmeyi sağlar.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Özbekistan, Türk dünyası ile ilgili örgütlerde yer alsa da D-8 listesinde yoktur.
Özbekistan'ın diğer bölgesel örgütlerdeki (EİT, TDT) varlığı öğrenciyi yanıltabilir, bu ayrımı yapmak kritiktir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Teşkilatlar ve D-8

İpuçları

1
D-8 üyeleri farklı kıtalara (Asya ve Afrika) yayılmış sekiz gelişmekte olan ülkeden oluşur.
2
Üyeler arasında Orta Asya'da bulunan Türki Cumhuriyetlerden hiçbiri yer almamaktadır.
3
Üyeleri hatırlamak için 'TIP-BEM-EN' (Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Mısır, Endonezya, Nijerya) gibi kodlamalar kullanabilirsin.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üyelerini inceleyerek Türkiye'nin öncülük ettiği diğer bölgesel iş birlikleriyle karşılaştırma yapabilirsin.

Alternatif Yöntem

D-8 üyelerini coğrafi olarak gruplandırarak ezberlemek hata payını azaltır: Anadolu (Türkiye), Orta Doğu (İran, Mısır), Güney Asya (Pakistan, Bangladeş), Güneydoğu Asya (Malezya, Endonezya) ve Batı Afrika (Nijerya).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 395Soru

Rusya’da 19171917 Bolşevik İhtilali sonrasında yaşanan otorite boşluğu sürecinde, Türkistan bölgesinde yaşayan Türk topluluklarının bağımsızlıklarını kazanmak amacıyla başlattıkları ve 'Türkistan Türkistanlılarındır' parolasıyla yürüttükleri mücadeleye 'Basmacı Hareketi' adı verilmiştir. Başlangıçta yerel ve dağınık gruplar halinde sürdürülen bu direniş, 19211921 yılından itibaren daha organize ve askerî bir nitelik kazanmıştır.

Bu hareketin 19211921 yılından itibaren birleştirilmesinde ve mücadelenin askerî bir disiplinle geniş kitlelere yayılmasında belirleyici rol oynayan Osmanlı devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enver Paşa

Cevap

1921 yılında Türkistan'a geçerek Basmacı Hareketi'ne katılan ve direnişi organize eden kişi Enver Paşa'dır.
Basmacı Hareketi, başlangıçta 'Kurbaşı' adı verilen yerel liderlerin komutasında dağınık bir şekilde sürmüştür. Ancak 1921 yılında Enver Paşa’nın Türkistan’a gelerek direnişe dahil olmasıyla, bu gruplar merkezi bir komuta altında toplanmaya başlanmış ve mücadele düzenli bir ordu savaşına dönüşme eğilimi göstermiştir. Enver Paşa'nın buradaki varlığı direnişin hem askerî gücünü hem de moral motivasyonunu artırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı belirle
1917 Rus İhtilali sonrası Türkistan'daki bağımsızlık mücadelesi (Basmacı Hareketi).
Soruda verilen zaman ve mekan kısıtlamalarına göre konuyu daraltmak gerekir.
2
Kilit tarih ve sıfata odaklan
1921 yılı ve 'Osmanlı devlet adamı' vurgusu.
Direnişe dışarıdan katılarak askerî liderlik yapan kişiyi bulmak için bu iki ipucu kritiktir.
3
Kişiyi tespit et
Enver Paşa.
İttihat ve Terakki'nin liderlerinden Enver Paşa, Batum üzerinden Türkistan'a geçerek 1922'deki şehadetine kadar bu mücadeleyi yönetmiştir.

Anahtar Kavram

Basmacı Hareketi ve Enver Paşa'nın liderliği

İpuçları

1
Bu kişi İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin en önemli liderlerinden biridir.
2
1922 yılında Tacikistan'da Bolşeviklerle girdiği bir çarpışmada hayatını kaybetmiştir.
3
Mücadeleyi birleştiren ve askerî disiplin getiren kişi Enver Paşa'dır.

Daha Fazla Pratik

Basmacı Hareketi'nin başarısız olma nedenleri (Liderler arası çekişmeler, silah yetersizliği vb.) üzerine çalışmak konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:50s
Soru 396Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’de çok partili hayata geçiş süreci hızlanmış ve dış politikada Batı Bloku ile entegrasyon çabaları artmıştır. Bu doğrultuda yaşanan gelişmeler ve kurulan bölgesel ittifaklar hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Paktı; Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Sovyet yayılmacılığına karşı bölgesel bir savunma hattı oluşturmak amacıyla kurulmuştur.

Cevap

Balkan Paktı; Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Sovyet yayılmacılığına karşı bölgesel bir savunma hattı oluşturmak amacıyla kurulmuştur.
Balkan Paktı (19531953), Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında, özellikle Stalin sonrası Sovyet yayılmacılığından duyulan endişe üzerine bölgesel savunmayı güçlendirmek amacıyla kurulmuştur. Bu pakt, Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemindeki aktif Batı Bloku yanlısı politikasının ve bölgesel güvenlik arayışının önemli bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve aktörleri analiz etme
Soğuk Savaş'ın başlarında (19451945-19551955) Türkiye'nin dış tehditlere (SSCB) karşı ittifak arayışında olduğu belirlenir.
Soruda sorulan paktların ve gelişmelerin doğru zaman dilimine yerleştirilmesi gerekir.
2
Paktların kapsamını ve amaçlarını karşılaştırma
Balkan Paktı'nın (19531953) Balkan devletleri arasında, Bağdat Paktı'nın (19551955) ise Orta Doğu devletleri arasında kurulduğu teyit edilir.
İsim benzerliği ve coğrafi karışıklıkları önlemek için temel ayrımı yapmak esastır.
3
İç ve dış politika ilişkisini değerlendirme
Çok partili hayata geçişin bir iç süreç, Kore Savaşı'na katılımın ise NATO üyeliği (dış süreç) hedefli olduğu anlaşılır.
Seçeneklerdeki kavram kargaşalarını (iç vs dış gelişme) ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel İttifaklar ve Türkiye

İpuçları

1
Türkiye'nin hangi savaşa katılması NATO üyeliğinin kapısını açmıştır? Bu bilgi paktları elemene yardımcı olabilir.

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminde Türkiye'nin girdiği diğer uluslararası kuruluşları (Avrupa Konseyi gibi) ve Kıbrıs meselesinin bu paktlar üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 397Soru

Soğuk Savaş döneminin kapanışını simgeleyen ve 2121 Aralık 19911991 tarihinde imzalanan Alma-Ata Protokolü ile hayata geçirilen, eski Sovyet cumhuriyetleri arasında siyasi ve ekonomik iş birliğini sürdürmeyi hedefleyen yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsız Devletler Topluluğu

Cevap

Bağımsız Devletler Topluluğu
Doğru cevap olan Bağımsız Devletler Topluluğu, 19911991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya öncülüğünde temelleri atılan ve Alma-Ata Protokolü ile genişleyen siyasi-ekonomik iş birliği örgütüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel süreci analiz etme
19911991 yılı Sovyetler Birliği'nin (SSCB) resmen dağıldığı ve Soğuk Savaş'ın sona erdiği yıldır.
Soruda verilen tarih, bu büyük jeopolitik değişimin merkezindedir.
2
Anahtar kavramı eşleştirme
Alma-Ata Protokolü, eski Sovyet ülkelerinin yeni bir iş birliği zemini arayışının sonucudur.
Protokolün temel amacı, kopan merkezi bağlar yerine yeni bir topluluk kurmaktır.
3
Kurumu belirleme
Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), bu sürecin sonucunda kurulan uluslararası yapıdır.
BDT, bölgedeki ekonomik ve siyasi entegrasyonu sağlamak için kurulan birincil örgüttür.

Anahtar Kavram

Sovyet Sonrası Dönem ve BDT'nin Kuruluşu

İpuçları

1
Bu yapı, Sovyetler Birliği'nin yerini almak üzere kurulan gevşek bir konfederasyon niteliğindedir.

Daha Fazla Pratik

Bu yapının ardından kurulan Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) gelişim aşamalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 398Soru

19671967 yılında Kıbrıs'ta Türk köylerine yönelik saldırıların artması ve Türkiye'nin müdahale kararı alması üzerine, ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Cyrus Vance’in krizin bir savaşa dönüşmesini engellemek amacıyla Ankara, Atina ve Lefkoşa arasında yürüttüğü yoğun görüşme trafiği Türk dış politikasında belli bir kavramla nitelendirilmiştir.

Bu diplomasi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mekik Diplomasisi

Cevap

Arabulucunun taraflar arasında gidip gelerek yürüttüğü diplomasiye 'Mekik Diplomasisi' denir.
Doğru cevap olan ifade, bir arabulucunun uyuşmazlığın tarafları olan başkentler arasında (bu olayda Ankara, Atina ve Lefkoşa) sürekli gidip gelerek çözüm araması sürecini tanımlayan teknik bir diplomasi terimidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı belirle.
19671967 Kıbrıs Krizi (Geçitkale ve Boğaziçi olayları).
Sorunun hangi olay üzerine kurgulandığını anlamak için gereklidir.
2
Aktörü ve yöntemi analiz et.
Cyrus Vance'in Ankara, Atina ve Lefkoşa arasındaki seyahatleri.
Bir arabulucunun farklı merkezler arasında sürekli hareket etmesi diplomasideki özel terimi belirler.
3
Kavramsal eşleştirme yap.
Mekik Diplomasisi (Shuttle Diplomacy).
Bu yöntem, özellikle kriz anlarında tarafları bir araya getirmeden arabulucu vasıtasıyla uzlaştırma çabasıdır.

Anahtar Kavram

Mekik Diplomasisi kavramı ve Kıbrıs Meselesi'ndeki uygulaması.

İpuçları

1
Cyrus Vance'in üç başkent arasındaki seyahat trafiğini gözünüzde canlandırın.
2
Terim ismini, dikiş dikerken ipliği sağa sola taşıyan bir aletten alır.
3
Arabulucunun taraflar arasında 'mekik dokuması' olarak da halk arasında tabir edilir.

Daha Fazla Pratik

Kıbrıs Meselesi'nde 19641964 Johnson Mektubu ve 19741974 Barış Harekatı arasındaki farkları kronolojik olarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 399Soru

1967 yılında Kıbrıs’ta Rum çetelerinin Geçitkale ve Boğaziçi köylerine düzenlediği saldırılar, Türkiye’nin adaya müdahale kararı almasına ve TBMM'den hükümete asker gönderme yetkisi verilmesine yol açmıştır. Dönemin ABD Başkanı Johnson’ın bölgeye gönderdiği ve Ankara-Atina-Lefkoşa hattında yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğiyle Türkiye ile Yunanistan arasında sıcak bir çatışmayı önleyen, Yunanistan'ın adadaki 12 bin kişilik gayriresmi kuvvetini çekmesini sağlayan özel temsilci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cyrus Vance

Cevap

1967 Kıbrıs Krizi sırasında arabuluculuk yaparak savaşı önleyen ABD temsilcisi Cyrus Vance'tir.
Cyrus Vance, 1967 krizinde ABD Başkanı Johnson tarafından özel temsilci olarak atanmış ve yürüttüğü diplomasi sonucunda Türkiye'nin müdahalesini durdururken Yunanistan'ın adadaki illegal birliklerini çekmesini sağlayarak büyük bir başarı elde etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin tarihini ve kapsamını belirle
1967 Geçitkale-Boğaziçi saldırıları sonrası Türkiye'nin müdahale kararı aldığı süreç.
Soruda bahsedilen diplomatik görev, 1964 veya 1974 krizlerinden farklı bir arabuluculuk sürecini işaret etmektedir.
2
Diplomatik misyonları karşılaştır
Cyrus Vance'in mekik diplomasisi sonucunda Yunanistan'ın adadan asker çektiği tespit edilir.
Farklı dönemlerde görev yapan ABD temsilcilerinin (Ball, Sisco, Vance) ayrımını yapmak sorunun doğru çözümü için kritiktir.

Anahtar Kavram

1967 Kıbrıs Krizi ve Cyrus Vance Misyonu

İpuçları

1
Bu diplomat, 1964 Johnson Mektubu krizinden sonra ama 1974 Barış Harekâtı'ndan önce görev yapmıştır.

Daha Fazla Pratik

1964 Johnson Mektubu ile 1967 krizindeki ABD tavrı arasındaki benzerlik ve farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 400Soru

II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin Batı Bloku ile bütünleşme süreci (NATO ve Avrupa Konseyi üyelikleri), iç siyasette demokratikleşme çabalarını ve çok partili hayata geçişi zorunlu kılmıştır. 19461946 yılında kurulan Demokrat Parti (DP), kısa sürede ana muhalefet gücü haline gelse de, parti içinde iktidara karşı izlenecek yönteme dair görüş ayrılıkları yaşanmıştır.

Bu süreçte, DP yönetimini "yetersiz muhalefet yapmakla" suçlayan ve 19481948 yılında Mareşal Fevzi Çakmak’ın onursal başkanlığında; Yusuf Hikmet Bayur, Osman Bölükbaşı ve Kenan Öner gibi isimler tarafından kurulan siyasi parti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millet Partisi

Cevap

Millet Partisi
Millet Partisi, 2020 Temmuz 19481948'de Demokrat Parti'den ayrılan veya ihraç edilen (Fevzi Çakmak, Yusuf Hikmet Bayur, Osman Bölükbaşı gibi) isimler tarafından kurulmuştur. Partinin onursal başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'tır. Bu parti, DP'nin hükümete karşı yeterince sert bir duruş sergilemediğini savunarak daha muhafazakâr ve milliyetçi bir çizgide muhalefet yapmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
194519501945-1950 yılları arasındaki siyasi partileşme sürecini analiz edin.
Bu dönemde Milli Kalkınma Partisi (19451945), Demokrat Parti (19461946) ve Millet Partisi (19481948) kurulmuştur.
Zaman çizelgesindeki yerini belirlemek, yanlış dönemlere ait seçenekleri elemek için gereklidir.
2
Soruda belirtilen kurucu isimleri (özellikle Mareşal Fevzi Çakmak) partilerle eşleştirin.
Mareşal Fevzi Çakmak, DP'den bağımsız aday olarak Meclis'e girmiş ancak sonra muhaliflerle birlikte Millet Partisi'ni kurmuştur.
Kurucu kadro bilgisi, benzer tarihlerde kurulan diğer partilerden ayrımı sağlar.
3
Partinin kuruluş nedenini (DP'ye karşı sert muhalefet) değerlendirin.
Millet Partisi, DP'nin muhalefetini 'muvazaalı' (anlaşmalı) bulduğu için kurulmuştur.
İdeolojik ve stratejik farklılık doğru cevabı teyit eder.

Anahtar Kavram

Çok Partili Hayata Geçiş ve Soğuk Savaş Dönemi Siyasi Partileri

İpuçları

1
Bu parti, 19461946 seçimlerinden sonra Demokrat Parti'nin CHP ile 'anlaşmalı muhalefet' yaptığını iddia eden bir grup tarafından kurulmuştur.
2
Partinin en önemli figürü, Kurtuluş Savaşı'nın tek mareşali olan ve DP listelerinden meclise giren bir devlet adamıdır.
3
19481948 yılında kurulan bu partinin onursal başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, genel başkanı ise Yusuf Hikmet Bayur'dur.

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti'nin içinden çıkan diğer pakt ve oluşumları (Örn: Hürriyet Partisi veya 9 Subay Olayı) inceleyerek iç siyaset-ordu ilişkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 20 / 24Sonraki
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 20 | Examkin