Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 361Soru

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi’nde nükleer silahların sınırlandırılması ve gerginliğin azaltılması amacıyla ABDABD ve SSCBSSCB arasında çeşitli görüşmeler yapılmıştır. Bu süreçte imzalanan ancak 19791979 yılında SSCBSSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine ABDABD Senatosu tarafından onaylanmayarak yürürlüğe girmeyen antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SALTIISALT-II (Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri - IIII)

Cevap

SALTIISALT-II (Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri - IIII)
Doğru cevap olan Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri - IIII (SALTIISALT-II), 19791979 yılında Viyana'da imzalanmıştır. Ancak aynı yılın sonunda SSCBSSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi, Batı dünyasında büyük bir tepkiye yol açmış ve ABDABD Senatosu bu işgal nedeniyle antlaşmayı onaylamayı reddetmiştir. Bu durum Yumuşama Dönemi'nin fiilen sona ermesine ve İkinci Soğuk Savaş döneminin başlamasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Soruda bahsedilen olay 19701970'li yılların sonundaki Yumuşama Dönemi krizidir.
Yumuşama sürecindeki antlaşmaların kronolojik sırasını ve akıbetini bilmek gerekir.
2
SALTIISALT-II sürecinin değerlendirilmesi
Jimmy Carter ve Leonid Brejnev tarafından 19791979'da imzalanan antlaşmanın onay beklediği tespit edilir.
Antlaşmanın imzalanma tarihi ile kriz tarihinin örtüşmesi gerekir.
3
Dışsal faktörün etkisinin belirlenmesi
SSCBSSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesiyle ABDABD Senatosu'nun antlaşmayı onaylamaktan vazgeçtiği sonucuna ulaşılır.
Uluslararası bir krizin ikili diplomatik bir antlaşmayı nasıl geçersiz kıldığı kavranmalıdır.

Anahtar Kavram

Detant Süreci ve Silahsızlanma Çabalarının Kesintiye Uğraması

İpuçları

1
Bu antlaşma, Yumuşama Dönemi'ni sona erdiren 'Afganistan İşgali' ile doğrudan ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Yumuşama Dönemi'ni sona erdiren diğer faktörleri ve ABDABD'nin işgale karşı uyguladığı 'Carter Doktrini'ni inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 362Soru

Türkiye, 19901990’lı yılların başından itibaren Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri ile bağlarını güçlendirmek ve bu ülkelere teknik destek sağlamak amacıyla çeşitli kurumsal yapılar oluşturmuştur. Bu doğrultuda 19921992 yılında kurulan ve günümüzde beş kıtada Türkiye'nin kalkınma yardımlarını koordine eden kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)

Cevap

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), 19921992 yılında Türkiye'nin dış politika hedefleri doğrultusunda, özellikle Türk Cumhuriyetleri ile teknik iş birliğini geliştirmek ve kalkınma projeleri yürütmek amacıyla kurulmuştur. Günümüzde faaliyet alanı tüm dünyaya yayılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş yılını ve amacını analiz et.
19921992 yılında, Sovyetlerin dağılması sonrası kurulan teknik iş birliği odaklı yapıyı belirle.
Soru kökünde belirtilen 19921992 yılı ve kalkınma yardımı vurgusu en önemli ayırıcı noktadır.
2
Benzer kurumlarla karşılaştır.
TİKA (teknik/kalkınma), TÜRKSOY (kültür/sanat) ve Yunus Emre Enstitüsü (dil/tanıtım) arasındaki farkı netleştir.
Öğrenciler genellikle 19921992 ve 19931993 yıllarında kurulan bu benzer isimli yapıları karıştırmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Yumuşak Güç Araçları ve TİKA

İpuçları

1
Bu kuruluş, 19931993 yılında kurulan TÜRKSOY'dan bir yıl önce, teknik yardımları koordine etmek amacıyla faaliyete geçmiştir.

Daha Fazla Pratik

TİKA'nın yanı sıra 20102010 yılında kurulan YTB ve 20072007 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü'nün görev alanlarını karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 363Soru

I.\text{I.} Dünya Savaşı süreci devam ederken 19171917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı tarafından yayımlanan, Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasını destekleyen ve Ortadoğu'nun gelecekteki siyasi yapısını derinden etkileyen belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balfour Deklarasyonu

Cevap

İngiltere'nin 19171917 yılında yayımladığı ve Filistin'de bir Yahudi devletinin temellerini atan belge Balfour Deklarasyonu'dur.
Balfour Deklarasyonu, 2 Kasım 1917'de İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour tarafından Siyonist Federasyonu lideri Lord Rothschild'e gönderilen mektuptur. Bu mektupta İngiliz hükümetinin Filistin'de Yahudiler için bir 'ulusal yurt' kurulmasını desteklediği ve bunun için çaba harcayacağı belirtilmiştir. Bu olay, İsrail devletinin kuruluş sürecindeki en kritik diplomatik aşamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih ve aktör analizi yapın.
Belgenin 19171917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı (Arthur Balfour) tarafından yayımlandığı tespit edilir.
Sorudaki spesifik tarih ve makam bilgisi bizi doğrudan tek bir belgeye yönlendirir.
2
İçerik odaklı eleme yapın.
Filistin'de bir Yahudi devleti kurulmasına yönelik 'resmi destek' ifadesi aranır.
Söz konusu dönemde Ortadoğu için yapılan diğer antlaşmaların (Sykes-Picot, MacMahon) temel amacı Yahudi devleti değil, toprak paylaşımı veya Arap ittifakıdır.
3
Doğru terimi onaylayın.
Balfour Deklarasyonu'nun Siyonist liderliğe gönderilen resmi bir mektup olduğu ve bu içeriği taşıdığı teyit edilir.
Bu belge, günümüz Ortadoğu sorunlarının başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilen tarihi bir dönüm noktasıdır.

Anahtar Kavram

Balfour Deklarasyonu ve Ortadoğu Diplomasisi

İpuçları

1
Belge 19171917 yılında, yani I.\text{I.} Dünya Savaşı devam ederken yayımlanmıştır.
2
Bu mektup, İngiliz hükümeti adına Siyonist liderliğe hitaben yazılmış ve Filistin bölgesini hedef almıştır.
3
Günümüzdeki İsrail devletinin temellerini atan ve İngiltere Dışişleri Bakanı'nın adıyla anılan belgedir.

Daha Fazla Pratik

Manda ve Himaye sisteminin Paris Barış Konferansı'nda nasıl kurumsallaştığını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik ve coğrafi eleme yöntemi: Şıklardaki antlaşmaların hangi bölgeleri hedef aldığını hatırlayın. Sykes-Picot (Genel Ortadoğu), MacMahon (Hicaz/Arap coğrafyası), Saint Jean de Maurienne (Anadolu). Filistin ve Yahudi devleti anahtar kelimeleri sadece Balfour ile eşleşir.
Tahmini Süre:50s
Soru 364Soru

II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet Rusya'nın toprak ve üs talepleri karşısında Batı Bloku'na yaklaşan Türkiye, askeri güvenliğini tam olarak sağlamak amacıyla Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) üye olmak istemiştir. Türkiye'nin 1952 yılında bu askeri ittifaka kabul edilmesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kore Savaşı'na asker gönderilmesi

Cevap

Türkiye'nin 1952'de NATO'ya üye olmasında Kore Savaşı'na asker göndererek Batı savunmasına katkı sağlaması etkili olmuştur.
Türkiye'nin 1950 yılında Kore Savaşı'na Birleşmiş Milletler gücü altında bir tugay (Şimal Yıldızı) asker göndermesi, Batı Bloku devletleri üzerindeki etkisini artırmış ve 1952 yılında Yunanistan ile birlikte NATO'ya kabul edilmesini sağlayan en önemli gelişme olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin dış politika ihtiyacını belirleme
Sovyet tehdidine karşı askeri bir ittifak (NATO) ihtiyacı
II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'nin toprak bütünlüğünü koruma isteği
2
NATO üyeliği için sunulan somut katkıyı sorgulama
1950 yılında Kore'ye asker gönderilmesi
Türkiye'nin Batı savunma sistemindeki değerini ve sadakatini kanıtlama çabası
3
Sonucu doğrulama
1952 yılında NATO üyeliği
Kore'deki askeri başarının ve tutumun Batılı devletler tarafından takdir edilmesi

Anahtar Kavram

NATO Üyeliği ve Kore Savaşı İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin Batı Bloku'na katılması için sadece ekonomik değil, askeri bir bağlılık göstermesi gerekmiştir.
2
1950'li yılların başında Uzak Doğu'da patlak veren bir savaş, Türkiye'nin üyeliğini hızlandırmıştır.
3
Türkiye'nin NATO yolunu açan olay, 1950-1953 yılları arasında 'Kuzey Yıldızı' tugayının bu savaşa dahil olmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin NATO üyeliğinden sonra bölge güvenliğini sağlamak amacıyla 1953 ve 1955 yıllarında katıldığı diğer bölgesel paktları (Balkan Paktı ve Bağdat Paktı) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 365Soru

Yumuşama (Detant) Dönemi'nde, süper güçler arasındaki rekabetin diplomatik kurallarını belirlemeyi amaçlayan; devletlerin birbirine karşı tek taraflı avantaj elde etme çabasından vazgeçmesini ve 'kriz yönetimi' ilkelerine uymasını öngören, ancak 1973 Arap-İsrail Savaşı (Yom Kippur) sırasında tarafların birbirini bu kuralları ihlal etmekle suçlamasıyla sarsılan 1972 tarihli diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SSCB ile ABD Arasındaki İlişkilerin Temel İlkeleri (BPR)

Cevap

SSCB ile ABD Arasındaki İlişkilerin Temel İlkeleri (BPR) belgesi, Detant sürecinde süper güçlerin uluslararası krizlerdeki davranış sınırlarını çizen temel siyasi metindir.
İlişkilerin Temel İlkeleri (BPR) belgesi, 1972 yılında Richard Nixon ve Leonid Brezhnev tarafından imzalanmıştır. Bu belge, nükleer çağda süper güçlerin birbirlerine karşı 'tek taraflı avantaj elde etme' çabasından kaçınmalarını ve krizleri barışçıl yollarla yönetmelerini öngören bir 'davranış kodu' niteliğindedir. 1973 Arap-İsrail Savaşı'nda tarafların müttefiklerine verdikleri destek, bu belgenin ilkelerinin ihlal edildiği tartışmalarına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1972 Moskova Zirvesi'nin çıktılarını analiz et.
Zirvede hem askeri (SALT-I) hem de siyasi (İlişkilerin Temel İlkeleri - BPR) iki ayrı önemli metin imzalandığı görülür.
Zirvenin tek sonucunun silah kontrolü olmadığını anlamak gerekir.
2
Metinlerin içerik farklarını ayırt et.
SALT-I füzelerle ilgilenirken, BPR (Basic Principles of Relations) diplomatik etik ve kriz yönetimi kurallarıyla ilgilenir.
Siyasi davranış kodlarının hangi belgede yer aldığını belirlemek sorunun anahtarıdır.
3
Belgenin tarihsel sınanmasını değerlendir.
1973 Yom Kippur Savaşı, tarafların bu ilkeleri (tek taraflı avantaj sağlamama) çiğnemesiyle belgenin güvenilirliğini sarsmıştır.
Metnin başarısızlık nedenini ve krizle olan bağlantısını kurmak analitik bir yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi Diplomatik Altyapısı (BPR ve SALT Ayrımı)

İpuçları

1
Bu belge, 1972 yılında SALT-I ile aynı günlerde imzalanmıştır ancak silahlarla değil siyasetle ilgilidir.
2
Süper güçlerin birbirine 'kazık atmama' sözü verdiği bir centilmenlik anlaşması olarak düşünün.
3
Belgenin İngilizce kısaltması BPR (Basic Principles of Relations) olarak bilinir.

Daha Fazla Pratik

SSCB'nin 1979'da Afganistan'ı işgalinin Detant sürecini neden resmen sona erdirdiğini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruda geçen 'kriz yönetimi' ve '1973 Yom Kippur' anahtar kelimeleri, sizi SALT-I'in yanındaki siyasi metne götürmelidir. Eğer 1975'ten bahsedilseydi Helsinki olurdu.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 366Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye; Sovyetler Birliği’nin toprak ve Boğazlar'da üs talepleriyle karşı karşıya kalmış, bu durum dış politikada Batı Bloku’na yaklaşılmasına, iç politikada ise demokratikleşme sürecinin hızlanmasına neden olmuştur. 194519501945-1950 yılları arası, bu çift yönlü dönüşümün en yoğun yaşandığı dönemdir.

Buna göre, belirtilen dönemde (194519501945-1950) yaşanan iç ve dış siyasi gelişmelerle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Paktı'nın imzalanmasıyla Türkiye, Sovyet tehdidine karşı 19501950 seçimlerinden hemen önce Ortadoğu'da geniş kapsamlı bir bölgesel savunma bloğu oluşturmuştur.

Cevap

Balkan Paktı'nın imzalanmasıyla Türkiye'nin 1950 öncesinde Ortadoğu'da savunma bloğu kurduğu bilgisi yanlıştır; çünkü pakt 1953'tedir ve Balkanları kapsamaktadır.
Balkan Paktı, 19531953 yılında imzalanmış olup belirtilen 194519501945-1950 tarih aralığının dışındadır. Ayrıca bu pakt Ortadoğu'daki değil, Balkanlar'daki Sovyet yayılmacılığına karşı Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında kurulmuştur. Ortadoğu'ya yönelik benzer bir girişim olan Bağdat Paktı ise 19551955 yılında hayata geçirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
194519501945-1950 yılları arasındaki iç siyasi olayları değerlendir.
Dörtlü Takrir (19451945) ve 1212 Temmuz Beyannamesi (19471947), çok partili hayata geçişin ana duraklarıdır.
İç politikadaki demokratikleşme hamlelerinin doğruluğunu teyit etmek için.
2
Dönemin dış politika adımlarını ve paktların tarihlerini kontrol et.
Truman Doktrini (19471947), Marshall Planı (19481948) ve Avrupa Konseyi (19491949) bu döneme aittir; ancak Balkan Paktı 19531953, Bağdat Paktı ise 19551955 tarihlidir.
Zaman dizini (kronoloji) hatasını saptamak için.
3
Balkan Paktı'nın amacını ve coğrafi kapsamını analiz et.
Balkan Paktı; Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Balkanlar'da kurulmuştur. Ortadoğu güvenliği için kurulan pakt Bağdat Paktı'dır.
Paktların coğrafi ve stratejik amaçlarının karıştırılıp karıştırılmadığını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Başlangıcında Türkiye'nin İç ve Dış Politika Entegrasyonu

İpuçları

1
Türkiye'nin 19501950 öncesi (İnönü Dönemi) ve 19501950 sonrası (Menderes Dönemi) dış politika paktlarını birbirinden ayırmaya çalışın.

Daha Fazla Pratik

Bağdat Paktı'nın ilerleyen süreçte neden CENTO'ya dönüştüğünü ve Türkiye'nin bu süreçteki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 367Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye, Sovyet yayılmacılığına karşı hem küresel hem de bölgesel güvenlik kuşaklarına öncülük etmiştir. Bu doğrultuda 19531953 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanan Balkan Paktı, kısa bir süre sonra işlevini yitirerek tarihe karışmıştır. Bu paktın dağılmasında; Yugoslavya'nın StalinStalin sonrası Sovyetler Birliği ile ilişkilerini normalleştirmeye başlamasının yanı sıra etkili olan diğer temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıbrıs Sorunu'nun tırmanmasıyla Türk-Yunan ilişkilerinin bozulması

Cevap

Balkan Paktı'nın dağılmasında, Yugoslavya'nın Sovyetler Birliği ile yumuşama sürecine girmesinin yanında, Türkiye ve Yunanistan arasında patlak veren Kıbrıs Sorunu temel etkendir.
Balkan Paktı'nın kurulmasından çok kısa bir süre sonra Kıbrıs Sorunu'nun uluslararası bir kriz haline gelmesi, Türkiye ve Yunanistan'ı diplomatik ve askeri olarak karşı karşıya getirmiştir. Bu gerginlik, paktın ortak savunma ve iş birliği zeminini tamamen ortadan kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Paktı'nın (19531953) katılımcılarını ve kuruluş amacını analiz ediniz.
Pakt; Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Sovyet tehdidine karşı bölgesel bir savunma hattı olarak kurulmuştur.
Sorunun kapsamını ve paktın tarafları arasındaki dinamikleri anlamak için temel bilgidir.
2
Paktın işlevini yitirmesine neden olan dış siyasi değişimleri değerlendiriniz.
StalinStalin'in ölümü sonrası Sovyet yönetiminin Yugoslavya ile barışması, Yugoslavya'nın Batı destekli bu pakta olan ihtiyacını azaltmıştır.
Soruda verilen ilk sebebi doğrulamak ve ikinci sebebi aramak için gereklidir.
3
Dönemin Türk-Yunan ilişkilerini sarsan en büyük kriz faktörünü belirleyiniz.
19541954 yılından itibaren gündeme gelen Kıbrıs Meselesi, paktın iki ana üyesini karşı karşıya getirmiştir.
Paktın neden 'askeri bir iş birliği' olarak devam edemediğini açıklayan temel iç kriz budur.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel Paktlar ve Türk-Yunan İlişkileri

İpuçları

1
Paktın üç üyesinden ikisi olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkileri 19501950'lerin ortasında neyin bozduğunu düşünün.
2
Özellikle EOKA'nın faaliyetleri ve adadaki İngiliz egemenliğinin sorgulanmasıyla başlayan süreci anımsayın.
3
Bu sorun, Türkiye ve Yunanistan'ın bugün bile hala çözemediği en temel dış politika başlığıdır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Paktı'nın dağılmasından sonra Türkiye'nin Orta Doğu'da kurduğu Bağdat Paktı'nın akıbetini ve CENTO'ya dönüşme sürecini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Paktın üyelerini (TR-GR-YU) bir üçgen gibi düşünürseniz; Yugoslavya Sovyetlerle barışarak, Yunanistan ve Türkiye ise Kıbrıs üzerinden birbirleriyle kavga ederek bu üçgeni bozmuştur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 368Soru

II.II. Dünya Savaşı’na giden süreçte devletlerin takip ettiği dış politikalar ve benimsedikleri doktrinler, savaşın başlamasında ve küresel bir boyuta ulaşmasında belirleyici olmuştur.

Bu dönemdeki siyasi gelişmeler ve devletlerin tutumları ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye, savaş tehlikesinin belirmesi üzerine yayılmacı bir tutum sergilemiş ve topraklarını genişletmek amacıyla Mihver Devletleri ile askeri ittifak kurarak savaşa fiilen dahil olmuştur.

Cevap

Türkiye'nin savaşın başında saldırgan bir tutum izlediğini ve topraklarını genişletmek için ittifak kurduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü Türkiye savaş boyunca barışı korumaya çalışmış ve denge politikası yürütmüştür.
Türkiye, II.II. Dünya Savaşı boyunca topraklarını genişletmek gibi yayılmacı bir amaç gütmemiş, aksine sınırlarını korumak ve savaşa fiilen dahil olmamak için yoğun bir denge politikası ve "Aktif Tarafsızlık" stratejisi izlemiştir. Bu nedenle Türkiye'nin saldırgan bir doktrin yürüttüğünü belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletlerin savaş öncesi yayılmacı ideolojileri analiz edilmelidir.
Almanya'nın "Hayat Sahası", İtalya'nın "Bizim Deniz" ve Japonya'nın "Asya Asyalılarındır" politikalarının doğru tanımlandığı görülür.
Bu kavramlar II.II. Dünya Savaşı'nın çıkışındaki temel ideolojik nedenleri oluşturur.
2
Müttefik devletlerin savaşı önleme girişimleri değerlendirilmelidir.
İngiltere'nin izlediği "Yatıştırma Politikası"nın tarihsel bir gerçeklik olduğu teyit edilir.
İngiltere, özellikle Münih Konferansı sürecinde Almanya'yı tavizlerle durdurmaya çalışmıştır.
3
Türkiye'nin savaş sırasındaki dış politika tutumu incelenmelidir.
Türkiye'nin yayılmacı bir siyaset izlemediği, aksine savaşın dışında kalmak için yoğun diplomatik çaba sarf ettiği hatırlanır.
Türkiye, savaşın sonuna kadar fiilen çatışmalara girmemiş ve sınırlarını korumaya odaklanmıştır.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Öncesi Yayılmacı Politikalar ve Türkiye'nin Tutumu

İpuçları

1
Devletlerin savaş öncesinde kullandığı 'slogan' ve 'doktrinlere' odaklanın; hangisi o devlete ait değil?
2
Almanya, İtalya ve Japonya'nın yayılmacı hedefleri olduğunu, ancak Türkiye'nin sınırlarını korumaya çalıştığını hatırlayın.
3
Türkiye savaş boyunca tarafsızlığını korumak için İngiltere ve Almanya arasında bir denge politikası izlemiştir; saldırgan bir tutum sergilememiştir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin savaş dışı kalmak için katıldığı Adana ve Kahire görüşmelerini inceleyerek dış politika detaylarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 369Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın yarattığı ekonomik zorluklar ve temel gıda maddelerindeki kıtlık tehlikesi karşısında Türkiye'de 19421942 yılından itibaren "Ekmek Karnesi" uygulamasına geçilmiştir. Hükümetin bu uygulama ile ulaşmak istediği asıl amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlı olan kaynakların vatandaşlar arasında adil ve dengeli dağıtılmasını sağlamak

Cevap

Sınırlı kaynakların vatandaşlar arasında adil ve dengeli dağıtılmasını sağlamak
Doğru yanıt olan seçenek, Ekmek Karnesi'nin temel varlık sebebini açıklar. Savaş yıllarında buğday üretiminin azalması ve ordunun lojistik ihtiyacının artması nedeniyle halkın ekmeğe ulaşımı zorlaşmıştır. Devlet, karaborsayı engellemek ve her bireyin en temel gıdaya adil bir şekilde ulaşmasını sağlamak için bu dağıtım kontrol sistemini yürürlüğe koymuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Ekmek Karnesi uygulamasının bağlamını analiz etme.
II. Dünya Savaşı nedeniyle üretim düşmüş, gıda maddelerine ulaşım zorlaşmış ve karaborsa tehlikesi oluşmuştur.
Uygulamanın nedenini anlamak asıl amacı belirlemeye yardımcı olur.
2
Karne sisteminin işleyiş amacını belirleme.
Karne sistemi, herkese belirli bir oranda gıda hakkı tanıyarak zengin-fakir ayrımı olmaksızın temel gıdaya erişimi hedefler.
Bu sistem sosyal adaleti ve iç huzuru korumak için tasarlanmıştır.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Yıllarında Sosyal ve Ekonomik Tedbirler

İpuçları

1
Karne sisteminin bir gıda dağıtım yöntemi mi yoksa bir vergi türü mü olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Varlık Vergisi ile Milli Korunma Kanunu arasındaki farkları araştırarak ekonomik tedbirleri pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 370Soru

20042004 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından sunulan ve Kıbrıs Sorunu'na kapsamlı bir çözüm getirmeyi amaçlayan 'Annan Planı'na dair referandum süreci ve bu sürecin diplomatik sonuçları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Referandumda Türk tarafının sergilediği olumlu tutumun ardından BM Güvenlik Konseyi, Kuzey Kıbrıs üzerindeki tüm ekonomik ve siyasi izolasyonları resmen ve tamamen kaldırmıştır.

Cevap

Referandum sonrası süreçte BM Güvenlik Konseyi'nin ambargoları resmen ve tamamen kaldırdığı bilgisi yanlıştır; zira bu yöndeki vaatler ve raporlar siyasi engeller nedeniyle tam bir hukuki sonuca dönüşmemiştir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü Annan Planı referandumunda Kıbrıs Türklerinin sergilediği çözüm yanlısı tutum uluslararası toplumda takdir edilse ve BM Genel Sekreteri izolasyonların kaldırılması yönünde rapor hazırlasa da, Rum tarafının vetosu ve uluslararası dengeler nedeniyle bu ambargolar resmen sona erdirilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Annan Planı'nın içeriğini analiz et.
Planın federal bir 'Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti' öngördüğü tespit edilir.
Önerilen devlet yapısını doğru tanımlamak için gereklidir.
2
Referandum sonuçlarını değerlendir.
Türk tarafının 'Evet', Rum tarafının 'Hayır' dediği bilgisi doğrulanır.
Sürecin neden başarısız olduğunu anlamak için gereklidir.
3
Referandum sonrasındaki Avrupa Birliği üyeliği durumunu kontrol et.
Güney Kıbrıs'ın plan reddedilse dahi AB'ye üye olduğu görülür.
Diplomatik sonuçların en önemlilerinden birini teyit etmek için gereklidir.
4
Uluslararası izolasyonların durumunu incele.
BM'nin ambargoları kaldırma vaadine rağmen Güvenlik Konseyi'nden bu yönde resmi bir karar çıkmadığı sonucuna varılır.
Soruda istenen yanlış seçeneği belirlemek için temel dayanaktır.

Anahtar Kavram

Annan Planı ve Kıbrıs Meselesi'nin 2121. Yüzyıl Diplomasisindeki Etkileri

İpuçları

1
Referandum sonrası Türk tarafına verilen diplomatik sözlerin ne kadarının resmiyete döküldüğünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinin başlatıldığı 'Lüksemburg Zirvesi' (2004) ve müzakerelerin başladığı 2005 tarihini ayrıca çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 371Soru

19701970’li yıllarda ABD ve SSCB arasında stratejik nükleer silahların sınırlandırılması amacıyla yürütülen diplomatik temasların ikinci aşamasını temsil eden; ancak Sovyetler Birliği’nin 19791979 sonunda Afganistan’ı işgal etmesi gerekçesiyle ABD Senatosu tarafından onaylanmayarak yürürlüğe girmeyen antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SALT II Antlaşması

Cevap

SALT II Antlaşması
Doğru seçenek olan SALT II Antlaşması, 19791979 yılında Viyana'da imzalanmasına rağmen, aynı yılın sonunda SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi nedeniyle ABD Senatosu tarafından onaylanmamıştır. Bu durum nükleer silahsızlanma çabalarına büyük bir darbe vurmuş ve Yumuşama Dönemi'nin fiilen sona ermesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Süreç tespiti yapılması
Yumuşama Dönemi'nin (19601960- 19791979) son evresi incelenmelidir.
Soru 19791979 yılındaki bir diplomatik girişimin başarısızlığını sormaktadır.
2
Antlaşmanın niteliğinin belirlenmesi
Stratejik silahların sınırlandırılması (SALT) serisinin ikinci halkası olduğu görülmektedir.
ABD ve SSCB arasındaki nükleer dengeyi korumaya yönelik girişimler bu isimle anılır.
3
Dış etkenin analiz edilmesi
Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali, antlaşmanın onay sürecini durdurmuştur.
Bu işgal, Yumuşama Dönemi'ni bitiren ve 'Yeni Soğuk Savaş'ı başlatan temel olaydır.

Anahtar Kavram

SALT II ve Yumuşama Dönemi'nin Sonu

İpuçları

1
Bu antlaşma SALT I'in devamı niteliğindedir ancak hiçbir zaman tam olarak yürürlüğe girmemiştir.
2
Onay sürecini durduran olay, Sovyetlerin bir Ortadoğu/Orta Asya ülkesine müdahalesidir.
3
Soru kökündeki 19791979 tarihi ve 'Afganistan'ın İşgali' ifadeleri sizi doğrudan nükleer sınırlandırma görüşmelerinin ikinci turuna götürmelidir.

Daha Fazla Pratik

Yumuşama Dönemi'ni bitiren bir diğer önemli gelişme olan 1980 Moskova Olimpiyatları boykotu konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 372Soru

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCBSSCB) dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri, dış politikada farklı stratejik yönelimler benimsemiştir. Bu devletler arasında; Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KKTO¨KKTÖ) ve Şanghay İşbirliği Örgütü (S\cI˙O¨ŞİÖ) gibi bölgesel askeri ve siyasi oluşumlara üye olmayı reddeden, dış politikasının temelini 1212 Aralık 19951995 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından tescil edilen "Daimi Tarafsızlık" statüsü üzerine inşa eden devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkmenistan

Cevap

Daimi tarafsızlık statüsünü benimseyen ve 19951995 yılında Birleşmiş Milletler tarafından bu statüsü tanınan Türk Cumhuriyeti Türkmenistan'dır.
Türkmenistan, bağımsızlığının ardından Saparmurat Türkmenbaşı döneminde dış politikada herhangi bir güce bağlı kalmamayı esas alan bir strateji belirlemiştir. 1212 Aralık 19951995 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından da onaylanan bu statü, Türkmenistan'ın askeri ittifaklara girmesini engeller ve bölgesel çatışmalardan uzak durmasını sağlar. Bu özellik, onu diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden ayıran en temel diplomatik farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlık sonrası dış politika doktrinlerini incelemek.
Devletlerin çoğunun Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KKTO¨KKTÖ) veya bölgesel iş birliği yapılarına (ŞİÖ) dahil olduğu görülür.
Soruda istenen devletin bu blokların dışında kalma özelliğini ayırt etmek gerekir.
2
"Daimi Tarafsızlık" kavramının uluslararası hukuk ve diplomasi tarihindeki karşılığını aramak.
Bu statünün 1212 Aralık 19951995 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen bir kararla tescil edildiği bilgisine ulaşılır.
Tarihsel veriyi spesifik bir devletle eşleştirmek çözüm için kritiktir.
3
Eşleşen devletin Türkmenistan olduğunu teyit etmek.
Türkmenistan'ın anayasasında bu statünün yer aldığı ve bu nedenle askeri ittifaklara mesafeli durduğu doğrulanır.
Bilgi düzeyinde sorulan soruyu analiz ederek sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Türkmenistan'ın Daimi Tarafsızlık Statüsü ve Türk Cumhuriyetleri Dış Politikası

İpuçları

1
Bu ülke, Hazar Denizi'nin doğusunda yer alır ve zengin doğal gaz yataklarına sahiptir.
2
Bu devletin ilk devlet başkanı Saparmurat Türkmenbaşı'dır ve statüsü Birleşmiş Milletler tarafından tescillidir.
3
Dünyada İsviçre'den sonra uluslararası alanda en çok bilinen tarafsızlık statüsüne sahip devlettir; Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'ne üye değildir.

Daha Fazla Pratik

Bağımsızlık sonrası Türk Cumhuriyetlerinin kurucu liderlerini (Nazarbayev, Kerimov, Aliyev gibi) ve bu ülkelerin üye olduğu TİKA, TÜRKSOY gibi kuruluşları tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 373Soru

19901990’lı yılların başından itibaren Hazar enerji kaynaklarının Batı pazarlarına güvenli bir şekilde ulaştırılması, Türkiye’nin stratejik bir enerji koridoru olma hedefinin temelini oluşturmuştur. Bu doğrultuda "Yüzyılın Projesi" olarak adlandırılan, Azerbaycan petrolünü Gürcistan üzerinden Türkiye'nin Akdeniz limanlarına taşıyan ve 20062006 yılında tam kapasiteyle işletmeye açılan enerji nakil hattı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı

Cevap

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, Hazar Denizi'ndeki Azerbaycan petrolünü Gürcistan üzerinden Türkiye'nin Ceyhan limanına taşıyan ve bölgedeki siyasi-ekonomik dengeleri değiştiren stratejik bir projedir. 20062006 yılında işletmeye alınması ve büyüklüğü nedeniyle 'Yüzyılın Projesi' olarak nitelendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman çizelgesini analiz etme
20062006 yılı ve sonrası projeler filtrelenir.
Soruda projenin 20062006 yılında tam kapasiteyle açıldığı belirtilmiştir.
2
Enerji türünü belirleme
Petrol taşımacılığına odaklanılır.
Hazar kaynaklarının Akdeniz limanlarına (Ceyhan) sevkiyatı genellikle petrol boru hatları ile ilişkilidir.
3
Güzergah ve lakabı eşleştirme
Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına ulaşılır.
"Yüzyılın Projesi" ifadesi literatürde BTC Petrol Boru Hattı için kullanılan sembol bir tanımlamadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Enerji Jeopolitiği ve Enerji Köprüsü Rolü

İpuçları

1
Bu proje, Adana ilimizdeki bir liman terminali ile son bulmaktadır.

Daha Fazla Pratik

TANAP ve Türk Akımı gibi daha güncel doğalgaz projelerinin tarihlerini ve güzergahlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 374Soru

Türkiye, II.II. Dünya Savaşı'ndan sonra artan Sovyet tehdidine karşı güvenliğini sağlamak amacıyla Batı Bloku ile bütünleşme siyaseti izlemiştir. Bu politika doğrultusunda Türkiye'nin gerçekleştirdiği aşağıdaki diplomatik ve askeri hamlelerden hangisi, **Kuzey Atlantik Paktı'na (NATONATO)** üye kabul edilmesinden önce gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler'in çağrısı üzerine Kore Savaşı'na bir tugaylık kuvvetle katılım sağlanması

Cevap

Birleşmiş Milletler'in çağrısı üzerine Kore Savaşı'na asker gönderilmesi
Doğru cevap, Kore Savaşı'na katılım sağlanmasıdır. Türkiye, 19501950 yılında Kore'ye asker göndererek Batı Bloku yanında fiilen yer aldığını kanıtlamış ve bu hamle, Türkiye'nin 19521952 yılında NATO'ya kabul edilmesindeki en kritik dönüm noktası olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin NATO'ya giriş tarihini belirlemek
Türkiye, Yunanistan ile birlikte 1818 Şubat 19521952 tarihinde NATO'ya resmen üye olmuştur.
Soru, NATO üyeliği öncesindeki bir olayı bulmamızı istemektedir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik sıralamasını yapmak
Kore Savaşı (19501950), Balkan Paktı (19531953), Bağdat Paktı (19551955), CENTO (19581958), Johnson Mektubu (19641964).
Olayların zaman çizelgesindeki yerini bilmek doğru cevaba ulaştırır.
3
Olaylar ile NATO süreci arasındaki ilişkiyi kurmak
Kore'ye asker gönderilmesi, Türkiye'nin Batı savunma sistemine sadakatini kanıtlamış ve üyeliği hızlandırmıştır.
Kore Savaşı, NATO üyeliğine giden yolu açan temel askeri girişimdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Batı Bloku'na Entegrasyonu ve NATO Üyeliği

İpuçları

1
Türkiye'nin NATO'ya üye oluş tarihi 19521952'dir. Bu tarihten önce gerçekleşen olayı bulmalısınız.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı sonrası dönemde yaptığı iç siyasi düzenlemelerin (örneğin 1946 çok partili seçimler) dış politika kararlarıyla eş zamanlılığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 375Soru

1212 Eylül 19631963 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasındaki ilişkilerin hukuki temelini oluşturmuştur. Bu antlaşma, Türkiye'nin topluluğa tam üyeliğini hedefleyen ve belirli süreleri kapsayan üç aşamalı bir süreci öngörmüştür.

Buna göre; Türkiye'nin ekonomik yükümlülük üstlenmeden topluluktan mali yardım alarak ekonomisini güçlendirmesini amaçlayan ilk aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazırlık Dönemi

Cevap

Ankara Antlaşması'nda öngörülen ilk aşama Hazırlık Dönemi'dir.
Ankara Antlaşması'na göre Türkiye'nin topluluğa uyumu için belirlenen ilk evre Hazırlık Dönemi'dir. Bu dönemde Türkiye, gümrük vergilerini indirme gibi bir yükümlülük altına girmeden topluluktan mali yardım ve ticari kolaylıklar alarak ekonomisini güçlendirmeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19631963 Ankara Antlaşması'nın içeriğini analiz etme.
Antlaşmanın Türkiye-AET ilişkilerini üç aşamaya (Hazırlık, Geçiş, Son) böldüğü tespit edilir.
Süreçlerin kronolojik sırasını belirlemek için gereklidir.
2
İlk aşamanın özelliklerini değerlendirme.
Bu aşamada Türkiye'nin yükümlülük altına girmeden kalkınmasının hedeflendiği belirlenir.
Soruda sorulan 'yükümlülük üstlenmeden mali yardım alma' ifadesi bu aşamaya özgüdür.

Anahtar Kavram

Ankara Antlaşması Aşamaları

İpuçları

1
AET (bugünkü Avrupa Birliği) ile ilişkilerin başladığı ilk yıllardaki 'hazırlanma' sürecini düşünün.
2
Bu süreçte Türkiye, ekonomisini güçlendirmek için belirli bir süre tek taraflı olarak destek almıştır.
3
Antlaşmanın öngördüğü üç aşamadan (Hazırlık, Geçiş, Son) kronolojik olarak en başta olanı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Ankara Antlaşması'nın aşamalarını bir tablo halinde çalışarak sürelerini (595-9 yıl, 122212-22 yıl gibi) not etmeniz konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 376Soru

II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den Boğazlar'da üs ve Doğu Anadolu'dan toprak talep etmesi, Türkiye'nin dış politikasında köklü bir değişikliğe gitmesine yol açmıştır. Bu tehditlere karşı ABD tarafından Türkiye ve Yunanistan'ı desteklemek amacıyla hazırlanan ve Soğuk Savaş'ın başlangıcı kabul edilen yardım paketi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Truman Doktrini

Cevap

Truman Doktrini, II. Dünya Savaşı sonrası Sovyet tehdidine karşı Türkiye ve Yunanistan'a yönelik başlatılan ilk askeri yardım programıdır.
Truman Doktrini, 12 Mart 1947'de ABD Başkanı Harry Truman tarafından kongreye sunulan ve 'özgür halkların komünizm tehdidine karşı desteklenmesi' ilkesini taşıyan, Türkiye ve Yunanistan'a askeri yardım yapılmasını sağlayan ilk temel belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş sonrası jeopolitik durumu analiz etme.
Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak ve üs talepleriyle baskı kurduğu belirlenir.
Türkiye'nin Batı Bloku'na neden yöneldiğini anlamak için başlangıç noktasını tespit etmek gerekir.
2
ABD'nin müdahalesini ve yayınladığı belgeleri inceleme.
1947 yılında Başkan Truman tarafından ilan edilen doktrin ile Türkiye'ye 100100 milyon dolar askeri yardım yapıldığı görülür.
Bu adım, Soğuk Savaş'ın resmen başlaması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisinin değişmesi anlamına gelir.
3
Seçenekler arasında ayrım yapma.
Ekonomik yardımı (Marshall) ve sonraki süreçleri (Eisenhower, Paktlar) eleyip ilk askeri adımı (Truman) seçme.
Soru kökünde 'ilk somut adım' ve 'askeri yardım' vurgusu yapıldığı için doğru kavram Truman Doktrini'dir.

Anahtar Kavram

Truman Doktrini ve Türkiye'nin Batı Bloku'na İlk Adımı

İpuçları

1
Bu belge 1947 yılında ilan edilmiş ve Soğuk Savaş'ın başlangıcı kabul edilmiştir.
2
Türkiye'nin yanı sıra Yunanistan'a da askeri yardım yapılmasını öngörmüştür.
3
Adını dönemin ABD başkanından alır; askeri nitelikli bir doktrindir.

Daha Fazla Pratik

Truman Doktrini ile askeri güvence alan Türkiye'nin, ekonomik kalkınma için hangi planı (Marshall Planı) kabul ettiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 377Soru

Rusya'da 19171917 ihtilalinin ardından yaşanan iç savaş süreci (191819211918-1921), üretimin durma noktasına gelmesine ve geniş çaplı bir kıtlığa yol açmıştır. Vladimir Lenin, rejimi ayakta tutmak ve ekonomiyi canlandırmak amacıyla 'Savaş Komünizmi' uygulamasından vazgeçerek belirli ölçüde kapitalist unsurlara yer veren ve köylülerin ellerindeki fazla ürünü pazarda satmalarına olanak tanıyan geçici bir ekonomik düzenlemeye gitmiştir.

Buna göre, 192119281921-1928 yılları arasında uygulanan ve Sovyet ekonomisinin toparlanmasını sağlayan bu politika aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NEP (Yeni Ekonomik Politika)

Cevap

Vladimir Lenin tarafından uygulamaya konulan ve kapitalist unsurlardan kısmen yararlanarak ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen politika NEP (Yeni Ekonomik Politika) olarak adlandırılır.
Doğru cevap olan Yeni Ekonomik Politika (NEP), Rusya'daki iç savaşın ardından ekonomiyi kurtarmak amacıyla uygulanmıştır. Bu politika ile köylülerin ürünlerine el konulması durdurulmuş, küçük işletmelerin kurulmasına ve serbest ticarete kısmen izin verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve lideri belirleme
Soru 192119281921-1928 yılları arasındaki Lenin dönemini işaret etmektedir.
Bu tarihler arası Sovyet Rusya'nın ekonomik geçiş dönemidir.
2
Ekonomik yöntemin içeriğini analiz etme
Savaş Komünizmi'nden (zorla el koyma) vazgeçilip köylüye satış izni verilmesi 'NEP'in temel özelliğidir.
NEP, stratejik sektörlerin devlet elinde kaldığı ancak küçük üreticinin serbest bırakıldığı bir karma modeldir.
3
Diğer Sovyet politikalarıyla karşılaştırma
Kolektifleştirme ve Beş Yıllık Planlar Stalin dönemine (1928+1928+) aittir.
Stalin, Lenin'in NEP ile getirdiği esneklikleri kaldırarak tam merkeziyetçi yapıya geçmiştir.

Anahtar Kavram

Sovyet Rusya'da Lenin Dönemi Ekonomik Reformları (NEP)

İpuçları

1
Bu politika, komünist ideolojiden geçici bir 'geri adım' veya 'taviz' olarak nitelendirilen kapitalist unsurlar içerir.

Daha Fazla Pratik

Stalin döneminin Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile Türkiye'nin 1933'te hazırladığı Sanayi Planı arasındaki benzerlikleri inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 378Soru

1964 yılında ABD Başkanı Lyndon Johnson tarafından Türkiye'ye gönderilen ve Kıbrıs'a yapılacak bir müdahaleyi engellemeyi amaçlayan sert üsluplu mektup, Türk dış politikasında tek yönlü müttefiklik anlayışının sarsılmasına yol açmıştır. Bu gelişme sonrası Türkiye'nin 'çok yönlü dış politika' arayışı çerçevesinde Sovyetler Birliği (SSCB) ile geliştirdiği ilişkilerin bir sonucu olarak aşağıdakilerden hangisi yaşanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskenderun Demir-Çelik ve Seydişehir Alüminyum gibi ağır sanayi tesislerinin SSCB'nin kredi ve teknik desteğiyle kurulması

Cevap

Sovyetler Birliği ile ekonomik iş birliği yapılarak İskenderun Demir-Çelik ve Seydişehir Alüminyum tesislerinin temellerinin atılması.
Johnson Mektubu (1964), Türkiye'nin Batı dünyasıyla olan ilişkilerinde hayal kırıklığı yaratmış ve Ankara'yı dış politikada alternatifler aramaya itmiştir. Bu doğrultuda SSCB ile 1965'ten itibaren üst düzey ziyaretler başlamış, 1967 yılında imzalanan Ekonomik İş Birliği Anlaşması ile SSCB; İskenderun Demir-Çelik, Seydişehir Alüminyum ve Aliağa Rafinerisi gibi dev tesislerin finansmanını ve teknik desteğini üstlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tespiti
1964 Johnson Mektubu krizi
Müttefiklik ilişkisinin güven sarsıcı bir boyuta ulaştığını anlamak için.
2
Politika değişikliğini analiz etme
Çok yönlü dış politika arayışı
Türkiye'nin sadece ABD eksenli değil, alternatif müttefik ve iş birlikleri aradığını belirlemek için.
3
SSCB ile ilişkilerin somut çıktısını bulma
1967 Ekonomik İş Birliği Anlaşması
SSCB'nin sağladığı kredi ve teknik yardımla Türkiye'nin ağır sanayi hamlesini başlattığını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Johnson Mektubu'nun Türk dış politikasındaki 'çok yönlülük' ve SSCB ile ekonomik yakınlaşma üzerindeki etkisi.

İpuçları

1
Mektup sonrası Türkiye'nin müttefiklerine olan güveni sarsılmış ve 'düşmanımın düşmanı' mantığıyla değil, 'komşularla iyi ilişkiler' mantığıyla hareket edilmiştir.
2
SSCB ile yapılan görüşmelerin en somut meyveleri, bugün hala Türkiye'nin en büyük fabrikaları olan tesislerin kurulmasıdır.
3
Seydişehir Alüminyum ve İskenderun Demir-Çelik fabrikalarının hangi devletin yardımıyla kurulduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

1975 ABD ambargosu ile 1964 Johnson Mektubu'nun Türkiye üzerindeki farklı etkilerini karşılaştıran bir tablo hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 379Soru

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra şekillenen Soğuk Savaş sürecinde, Batı Bloku'nun askeri ittifakı olan NATO'ya (19491949) karşılık olarak SSCB ve Doğu Bloku ülkeleri tarafından 19551955 yılında kurulan askeri örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varşova Paktı

Cevap

Varşova Paktı, Doğu Bloku'nun NATO'ya karşı oluşturduğu askeri kanattır.
Varşova Paktı, 19551955 yılında Batı Almanya'nın NATO'ya girmesi üzerine SSCB önderliğinde kurulan askeri savunma ittifakıdır ve doğrudan NATO'nun askeri dengesini sağlamayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen bloğu belirle.
Doğu Bloku (SSCB liderliğindeki grup).
Soru NATO'ya karşı kurulan Doğu Bloku örgütünü sormaktadır.
2
Örgütün niteliğini kontrol et.
Askeri bir örgüt olması gerekir.
NATO askeri bir pakt olduğu için karşılığı da askeri olmalıdır.
3
Doğu Bloku'na ait askeri yapıyı teşhis et.
19551955 yılında kurulan Varşova Paktı doğru cevaptır.
Diğer Doğu Bloku seçenekleri (COMECON ve COMINFORM) ekonomik ve siyasi amaçlıdır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş askeri bloklaşması ve Varşova Paktı'nın kuruluşu.

İpuçları

1
Aradığınız cevap 19551955 yılında imzalanan bir dostluk ve askeri yardım antlaşmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Varşova Paktı ve NATO arasındaki farkları bir tablo üzerinden çalışarak askeri, siyasi ve ekonomik yapıları netleştirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 380Soru

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi'nde, 19711971 yılında ABD masa tenisi takımının Çin Halk Cumhuriyeti'ne davet edilmesiyle başlayan ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleşmesini sağlayan süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ping-Pong Diplomasisi

Cevap

Ping-Pong Diplomasisi
Ping-Pong Diplomasisi, 1971 yılında Japonya'da düzenlenen Dünya Masa Tenisi Şampiyonası sırasında Çinli sporcuların ABD'li sporcuları Çin'e davet etmesiyle başlayan süreci ifade eder. Bu olay, 1949'dan beri kopuk olan ABD-Çin ilişkilerinin Richard Nixon döneminde normalleşmesine giden yolun ilk ve en sembolik adımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem tespiti yapılması
Soru 1971 yılındaki ABD-Çin ilişkilerine odaklanmaktadır.
Yumuşama Dönemi'nin en belirgin özelliklerinden biri bloklar arası diyaloğun artmasıdır.
2
Olayın niteliğinin belirlenmesi
Masa tenisi (ping-pong) sporunun bir diplomasi aracı olarak kullanıldığı görülmektedir.
Diplomatik ilişkilerin spor müsabakaları üzerinden başlatılması bu ismin verilmesine neden olmuştur.

Anahtar Kavram

Ping-Pong Diplomasisi ve ABD-Çin Yakınlaşması

İpuçları

1
Bu olayın ismi, başlatılmasına vesile olan spor dalından gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

ABD Başkanı Richard Nixon'ın bu diplomatik süreçten kısa süre sonra gerçekleştirdiği tarihi Çin ziyaretini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 19 / 24Sonraki
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 19 | Examkin