Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli

65 soru

Soru 1Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve Milli Mücadele'nin siyasi programı olarak kabul edilen Misak-ı Milli beyannamesinde aşağıdakilerden hangisine yönelik bir karar yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi

Cevap

Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi
Manda ve himaye fikrinin reddedilmesi, Milli Mücadele'nin hazırlık aşamasında Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan bir karardır. 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı Milli metni ise daha çok sınırlar, kapitülasyonlar, azınlık hakları ve boğazlar gibi uluslararası siyasi ve ekonomik bağımsızlık konularına odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli konularını hatırlama
Misak-ı Milli; Sınırlar, Boğazlar, Azınlıklar, Kapitülasyonlar, Borçlar ve Plebisit (Halk Oylaması) konularını kapsar.
Sorunun doğru çözülmesi için metnin içeriğinin (KAPSÜL şifresi gibi) bilinmesi gerekir.
2
Kongre kararları ile meclis kararlarını ayırt etme
Manda ve himaye, milli egemenlik ve temsil heyeti gibi kavramlar kongreler dönemine aittir.
Öğrencinin Mebusan Meclisi kararları ile Erzurum/Sivas kararlarını karıştırmaması gerekir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli İçeriği ve Kongre Kararlarından Farkı

İpuçları

1
Misak-ı Milli kararlarını 'KAPSÜL' (Kapitülasyonlar, Azınlıklar, Plebisit, Sınırlar, Ulusal Eşitlik, L-Boğazlar) olarak kodlayabilirsiniz.
2
Manda ve himaye kavramı ilk kez Erzurum'da reddedilmiş, Sivas'ta ise kesin olarak reddedilmiştir.
3
Misak-ı Milli metninde milli bağımsızlık vurgusu varken, İstanbul Hükümeti ve meclis şartları nedeniyle milli egemenlik (rejim değişikliği) vurgusu yer almaz.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Milli kararlarının kabulünden sonra İstanbul'un resmen işgal edilmesi sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve Milli Mücadele'nin siyasi hedeflerini somutlaştıran Misak-ı Milli kararlarında, bazı stratejik bölgelerin geleceğinin belirlenmesi için halk oylamasına (plebisit) başvurulması öngörülmüştür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Misak-ı Milli'de halkın oyuna başvurulması kararlaştırılan bölgelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzmir

Cevap

İzmir, Misak-ı Milli'de halk oylaması öngörülen bölgelerden biri değildir; doğrudan Türk vatanının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiştir.
İzmir, Misak-ı Milli'nin birinci maddesinde tanımlanan 'Osmanlı İslam çoğunluğunun yerleşik olduğu, Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş olan bölgeler' kapsamındadır. Bu bölgenin Türk vatanının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmış ve geleceği halk oylamasına bırakılmamıştır. Plebisit (halk oylaması) sadece Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum), Batı Trakya ve Arap çoğunluklu topraklar için talep edilmiştir. Bu kararların mecliste kabul edilmesinin ardından, 16 Mart 1920'de İstanbul İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli'de halk oylaması (plebisit) öngörülen bölgeleri tespit etmek
Belgede Arap toprakları (1. madde), Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum - 2. madde) ve Batı Trakya (3. madde) için halk oylaması öngörülmüştür.
Bu bölgelerin siyasi durumunun uluslararası alanda tartışmalı olması veya yakın dönemde elden çıkmış olması nedeniyle demokratik bir meşruiyet aranmıştır.
2
İzmir'in durumunu bu bölgelerle karşılaştırmak
İzmir, Mondros imzalandığı sırada işgal altında olmayan (işgali Mondros'tan sonradır) ve Türk çoğunluğun bulunduğu bir bölge olarak 1. madde kapsamında 'bölünmez bir bütün' içinde yer alır.
Erzurum ve Sivas Kongrelerinde de vurgulandığı üzere, Anadolu'nun ayrılmaz bir parçası olan yerler için halk oylaması istenmemiş, doğrudan tam bağımsızlık talep edilmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'de plebisit (halk oylaması) öngörülen bölgelerin ayrımı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin 28 Ocak 1920'de Misak-ı Millî kararlarını kabul etmesi, İtilaf Devletleri tarafından beklenen uysal tutumun yerine sert bir dirençle karşılaşıldığını göstermiştir. Bu kararların ilan edilmesinin ardından İtilaf Devletleri'nin Türk halkının iradesini kırmak ve bağımsızlık hareketini engellemek amacıyla doğrudan gerçekleştirdiği siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisi'nin basılarak dağıtılması

Cevap

İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisi'nin basılarak dağıtılması
Misak-ı Millî’nin ilanı, İtilaf Devletleri’nin Mondros sonrası planlarına aykırı olduğu için, bu devletler önce baskı kurmuş, sonuç alamayınca 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ederek halkın iradesini temsil eden meclisi dağıtmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'nin mahiyetini belirleme
Misak-ı Millî, Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen milli bağımsızlık programıdır.
Kararın hangi kurum tarafından ve hangi içerikle alındığını anlamak sonucu öngörmeyi sağlar.
2
İtilaf Devletleri'nin tepkisini analiz etme
İtilaf Devletleri, Türk milletinin bu bağımsızlık beyannamesini kendi işgal planlarına (Sevr süreci) bir meydan okuma olarak görmüştür.
Uluslararası dengelerin nasıl bozulduğunu saptamak için gereklidir.
3
Kronolojik sonuç ilişkisi kurma
28 Ocak 1920'de kabul edilen kararlara tepki olarak 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiştir.
Sebep-sonuç ilişkisini tarihsel akış içerisinde doğrulamak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin Siyasi Sonuçları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 4Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin toplanma sürecinde Mustafa Kemal'in meclis üyelerinden 'Müdafaa-i Hukuk' adıyla bir grup kurmalarını istemesine rağmen, mecliste bu ismin yerine kurulan ve Misak-ı Millî kararlarını meclise sunarak kabul edilmesini sağlayan grup aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felah-ı Vatan

Cevap

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kurulan ve Misak-ı Millî kararlarının kabul edilmesinde öncü rol oynayan grup Felah-ı Vatan grubudur.
Felah-ı Vatan grubu, Rauf Bey'in (Orbay) başkanlığında Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kurulan ve Millî Mücadele programı olan Misak-ı Millî'yi meclise kabul ettiren gruptur.

Adım Adım Çözüm

1
Meclisteki siyasi dengeleri analiz etme
Mustafa Kemal, Ankara'da görüştüğü mebuslardan mecliste Müdafaa-i Hukuk adıyla güçlü bir grup kurmalarını istemiştir.
Meclisin Millî Mücadele hedefleri doğrultusunda hareket etmesini sağlamak.
2
Kurulan grubun ismini belirleme
İstanbul'a giden milletvekilleri, İtilaf Devletleri'nin baskısı ve çeşitli siyasi çekincelerle 'Müdafaa-i Hukuk' yerine 'Vatanın Kurtuluşu' anlamına gelen Felah-ı Vatan grubunu kurmuşlardır.
Mustafa Kemal'in isteği tam olarak gerçekleşmese de vatanın bağımsızlığını savunan bir çatı yapı oluşturulmuştur.
3
Grubun temel başarısını saptama
Bu grup, 28 Ocak 1920'de gizli bir oturumla Misak-ı Millî beyannamesinin meclis tarafından kabul edilmesini sağlamıştır.
Misak-ı Millî'nin resmîleşmesi, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarının parlamentoda onaylanması anlamına gelmektedir.

Anahtar Kavram

Felah-ı Vatan Grubu ve Misak-ı Millî'nin Kabulü

İpuçları

1
Mustafa Kemal bu grubun isminin 'Müdafaa-i Hukuk' olmasını istiyordu ama mebuslar farklı bir isim seçti.
2
Seçilen isim 'Vatanın Kurtuluşu' anlamına gelmektedir ve grubun başında Rauf Orbay bulunmaktaydı.
3
28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli'yi ilan eden bu grup, İstanbul'un işgaline giden süreci tetiklemiştir.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İstanbul'un resmen işgali ve meclisin dağıtılması sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 5Soru

Milli Mücadele'nin siyasi programı niteliğinde olan Misak-ı Milli kararlarının Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesine tepki gösteren İtilaf Devletleri, aşağıdaki gelişmelerden hangisini gerçekleştirmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'un resmen işgal edilmesi

Cevap

İtilaf Devletleri, Misak-ı Milli kararlarının kabulüne tepki olarak İstanbul'u resmen işgal etmiştir.
Misak-ı Milli'nin 28 Ocak 1920'de kabul edilmesiyle Türk milletinin bağımsızlık sınırları dünyaya ilan edilmiştir. Buna tahammül edemeyen İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek Mebusan Meclisi'ni dağıtmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın zamanını ve kurumunu belirleme
28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edildi.
Sorunun kökenindeki temel olay Misak-ı Milli'nin kabulüdür.
2
Dış tepkileri analiz etme
İtilaf Devletleri bu kararları bağımsızlık ilkesine uygun olduğu için reddetti ve baskıyı artırdı.
Misak-ı Milli, İtilaf Devletleri'nin planlarını (Mondros sonrası işgaller) geçersiz kılıyordu.
3
Kronolojik sonucu belirleme
16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi ve meclis dağıtıldı.
İşgal, Misak-ı Milli'ye verilen en somut ve sert askeri/siyasi tepkidir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'nin Siyasi Sonuçları
Soru 6Soru

28 Ocak 1920 tarihinde Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Milli beyannamesinde yer alan; "Milli ve iktisadi gelişmemizi sağlamak amacıyla, tam bağımsızlığın sağlanması için siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar kaldırılacaktır." kararıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisinin reddedildiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapitülasyonların

Cevap

Misak-ı Milli'de geçen 'siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar' ifadesi doğrudan kapitülasyonların kaldırılması gerektiğini ifade etmektedir.
Doğru seçenek olan ifade, Misak-ı Milli'nin bağımsızlık bildirisi olma özelliğine dayanır. Osmanlı Devleti'nin gelişmesini engelleyen en büyük engel kapitülasyonlar olduğu için 'siyasi, adli ve mali sınırlamalar' ibaresi bu sistemi sonlandırmayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli maddesinde geçen 'sınırlamalar' kavramını analiz etmek.
Bu kavramın Osmanlı Devleti üzerindeki hukuki ve ekonomik yükümlülükleri temsil ettiği görülür.
Soruda geçen 'siyasi, adli ve mali' nitelemeleri, kapitülasyonların sadece ekonomik değil çok yönlü bir imtiyaz sistemi olduğunu gösterir.
2
Milli Mücadele'nin kongre dönemindeki kararlarla karşılaştırma yapmak.
Kapitülasyonların reddine dair en net ve resmi kararın Mebusan Meclisi'nde alındığı tespit edilir.
Tam bağımsızlık ilkesinin ekonomik ayağını bu madde oluşturur.

Anahtar Kavram

Kapitülasyonların Reddi ve Tam Bağımsızlık

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Milli'nin kabul edilmesinin ardından İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından resmi olarak işgal edilmesi sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 7Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin toplanma sürecinde Mustafa Kemal, kendisi İstanbul'a gitmemesine rağmen Erzurum milletvekili olarak meclis başkanlığına seçilmek istemiştir. Mustafa Kemal'in gıyabında meclis başkanı olmayı hedeflemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclisin baskı altına alınması veya dağıtılması durumunda, meclisi güvenli bir yerde tekrar toplama yetkisini hukuken korumak

Cevap

Meclis başkanının sahip olduğu hukuki yetkiyi kullanarak, olası bir baskı veya işgal durumunda meclisi Anadolu'nun güvenli bir şehrinde tekrar toplama yetkisini elde etmek.
Mustafa Kemal, İstanbul'un işgal altında olduğunu ve Mebusan Meclisi'nin hür bir şekilde çalışamayacağını biliyordu. Kanun-i Esasi'ye göre meclis başkanı, meclisin dağıtılması halinde onu başka bir yerde toplama yetkisine sahipti. Bu isteğiyle, İstanbul'daki meclis dağıtılsa bile Milli Mücadele'nin hukuki zeminini ve milli iradeyi Anadolu'da (Ankara'da) yasal bir şekilde devam ettirmeyi amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in İstanbul'a gitmeme nedenini analiz etme
Hakkındaki tutuklama kararı ve İstanbul'un güvenlik açısından riskli olması nedeniyle Ankara'da kalmıştır.
Milli Mücadele'nin liderliğini güvenli bir merkezden sürdürmek zorundadır.
2
Kanun-i Esasi ve meclis iç tüzüğündeki başkanlık yetkisini değerlendirme
Meclis başkanının, meclisin çalışamayacağı durumlarda toplantı yerini değiştirme veya meclisi yeniden toplama yetkisi vardır.
Mustafa Kemal, İstanbul'daki meclisin İtilaf Devletleri tarafından her an dağıtılabileceğini öngörmüştür.
3
Başkanlık isteğinin stratejik amacını belirleme
Hukuki meşruiyeti koruyarak milli iradeyi Anadolu'da devam ettirmek.
Meclis başkanı seçilirse, meclis kapandığında onu yasal olarak Anadolu'ya davet etme hakkına sahip olacaktır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele'de Hukuki Meşruiyet ve Siyasi Strateji

Daha Fazla Pratik

Felah-ı Vatan grubunun kuruluşu ve Mustafa Kemal'in 'Müdafaa-i Hukuk' grubu isteğinin neden gerçekleşmediğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı Millî'de; Kars, Ardahan ve Batum (Elviye-i Selâse), Batı Trakya ve Arap eyaletlerinin geleceği için gerekirse halkın oyuna (plebisit) başvurulabileceği kararı yer almıştır.

Misak-ı Millî'de bu bölgeler için halk oylamasının bir çözüm yolu olarak sunulmasının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu bölgelerdeki nüfusun çoğunluğunun Türk ve Müslüman olduğuna güvenilmesi

Cevap

Söz konusu bölgelerdeki nüfusun çoğunluğunun Türk ve Müslüman olduğuna güvenilmesi
Milli Mücadele kadroları, Elviye-i Selâse ve Batı Trakya gibi bölgelerde Türk nüfusunun ezici çoğunlukta olduğunu biliyorlardı. Bu nedenle, Wilson İlkeleri'nin 'çoğunluk hakları' maddesini kullanarak bu toprakların Türkiye'ye ait olduğunu demokratik ve meşru bir yolla (halk oylamasıyla) tescil ettirmeyi amaçlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'deki halk oylaması maddelerini inceleme
Kars, Ardahan, Batum (Elviye-i Selâse), Batı Trakya ve Arap eyaletleri için 'halkın serbest oyu' maddesinin varlığı saptandı.
Hangi bölgelerde halk oylaması istendiğini belirlemek sorunun çözüm noktasıdır.
2
Dönemin uluslararası hukuk ilkeleriyle (Wilson İlkeleri) bağlantı kurma
Wilson İlkeleri'ne göre çoğunlukta olan ulusların kendi devletini kurma hakkı olduğu görüldü.
Diplomatik alanda haklılığı kanıtlamak için nüfus yapısına vurgu yapılmıştır.
3
Temel gerekçeyi saptama
Bu bölgelerdeki nüfusun büyük çoğunluğunun Türk ve Müslüman olması, yapılacak bir referandumun Türkiye lehine sonuçlanacağını kesin kılıyordu.
Demokratik bir yöntem olan halk oylaması, bu bölgelerin ana vatana ait olduğunu kanıtlamanın en meşru yoludur.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'de Plebisit (Halk Oylaması)
Soru 9Soru

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı yönünde alınan kararlar, 28 Ocak 1920’de Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilerek "Misak-ı Millî" adıyla ilan edilmiştir.

Bu durumun Millî Mücadele hareketi için sağladığı en temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî direnişin hedeflerinin Osmanlı Devleti'nin resmî yasama organı tarafından onaylanması

Cevap

Millî direnişin hedeflerinin Osmanlı Devleti'nin resmî yasama organı tarafından onaylanması
Misak-ı Millî, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde sivil ve askerî delegelerin iradesiyle şekillenen bağımsızlık programının, Osmanlı Devleti'nin resmî yasama organı olan Mebusan Meclisi tarafından onaylanmasıdır. Bu durum, Anadolu'daki direnişin haklılığını ve taleplerini hukuki bir zemine taşımış, bu hedeflerin sadece bir grubun değil, tüm milletin resmî iradesi olduğunu dünyaya ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin kaynağını belirleme
Misak-ı Millî kararlarının temeli Erzurum ve Sivas Kongrelerine dayanmaktadır.
Milli Mücadele'nin programı bu kongrelerde şekillenmiştir.
2
Onaylayan kurumu analiz etme
Kararlar Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir.
Mebusan Meclisi, o dönemde Osmanlı Devleti'nin yasal ve resmî parlamentosudur.
3
Siyasi ve hukuki sonucu değerlendirme
Milli Mücadele'nin talepleri 'resmî devlet görüşü' haline gelmiştir.
Gayriresmî bir hareketin taleplerinin mecliste kabulü, bu taleplere uluslararası alanda meşruiyet sağlar.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin Meşruiyeti ve Resmî Niteliği

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin kabulünün ardından İstanbul'un işgal edilmesinin TBMM'nin açılış sürecine etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilen Misak-ı Millî kararlarında yer alan; "Millî ve ekonomik gelişmemizi mümkün kılmak amacıyla, siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar kabul edilemez." hükmü, Millî Mücadele’nin temel hedefleriyle doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, söz konusu kararın öncelikli amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam bağımsızlık ilkesini ekonomik ve hukuki alanda hayata geçirmek

Cevap

Tam bağımsızlık ilkesini ekonomik ve hukuki alanda hayata geçirmek
Siyasi, adli ve mali gelişmeyi engelleyen her türlü kısıtlamanın (başta kapitülasyonlar olmak üzere) reddedilmesi, bir devletin kendi kararlarını hiçbir dış müdahale olmaksızın alabilmesini sağlar. Bu durum Millî Mücadele'nin temel taşı olan tam bağımsızlık ilkesinin ekonomik ve hukuki düzlemdeki karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
"Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar" ifadesinin kapitülasyonları temsil ettiği belirlendi.
Sorunun hangi tarihsel kavram üzerine kurulduğunu anlamak için terim analizi gereklidir.
2
Kavram ile Millî Mücadele hedefleri arasında bağ kurma
Kapitülasyonların reddedilmesi, ekonomik ve hukuki kısıtlamalardan kurtulmayı yani "Tam Bağımsızlığı" simgeler.
Millî Mücadele'nin 'Ya istiklal ya ölüm' parolasıyla bu maddenin örtüştüğü saptanmalıdır.
3
Seçenekleri değerlendirme
Bağımsızlığın ekonomik ve hukuki boyutunu vurgulayan seçeneğin doğru olduğu teyit edildi.
Diğer seçeneklerin Misak-ı Millî'nin farklı maddeleri (referandum, azınlıklar) veya yanlış kavramlarla (manda-himaye) ilgili olduğu görülmüştür.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Kapitülasyonların Reddi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesinde yer alan; "Marmara Denizi'nin ve İstanbul'un güvenliğinin her türlü tehlikeden uzak tutulması şartıyla Boğazların dünya ticaretine ve ulaşımına açılması" kararı dikkate alındığında, Milli Mücadele’nin dış politika vizyonu hakkında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli bağımsızlık ve stratejik güvenlikten taviz verilmeden, uluslararası ekonomik iş birliğine ve dünya barışına açık olunduğuna

Cevap

Milli bağımsızlık ve stratejik güvenlikten taviz verilmeden, uluslararası ekonomik iş birliğine ve dünya barışına açık olunduğuna
Doğru olan seçenek, Misak-ı Millî'nin hem "güvenlik/bağımsızlık" (İstanbul ve Marmara'nın korunması) hem de "uluslararası ekonomik iş birliği" (Boğazların ticarete açılması) unsurlarını iç içe barındırdığını ifade etmektedir. Bu madde, yeni Türk devletinin egemenliğini koruyarak dünya ile bağ kurma niyetini yansıtan gerçekçi bir dış politika belgesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Madde içeriğini analiz etme
Hükümde "İstanbul ve Marmara'nın güvenliği" şartı (Siyasi/Stratejik Bağımsızlık) ile "dünya ticaretine açılma" (Ekonomik İş Birliği) unsurları dengelenmiştir.
Milli Mücadele'nin temel ilkelerini kararda bulmak için
2
Politik vizyonu değerlendirme
Milli Mücadele hareketinin dünyadan kopuk bir içe kapanma hareketi değil, egemen bir devlet olarak dünya sistemine entegre olma çabası olduğu görülür.
Kararın uluslararası ilişkiler açısından önemini belirlemek için

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî Kararları ve Boğazlar Meselesi

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin ilanından sonra yaşanan İstanbul'un resmen işgali (16 Mart 1920) ve meclisin dağıtılması olaylarının Ankara'daki TBMM'nin açılışına nasıl zemin hazırladığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 12Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesinin giriş kısmında; "Osmanlı Devleti'nin adil ve kalıcı bir barışa kavuşması için asgari şartlar" ifadesine yer verilmiştir. Metnin içeriğinde ise özellikle Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgelerin ayrılmaz bir bütün olduğu vurgulanmıştır.

Misak-ı Millî'de kullanılan bu diplomatik dil ve dayanak noktaları dikkate alındığında, hazırlanan bu programın temel stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilson Prensipleri'ne atıfta bulunarak bağımsızlık taleplerini uluslararası hukuk zemininde meşrulaştırmak

Cevap

Misak-ı Millî'nin temel stratejisi, Wilson Prensipleri'ne dayanarak bağımsızlık taleplerini uluslararası meşruiyet zeminine oturtmaktır.
Doğru cevap olan seçenek, Misak-ı Millî'nin dönemin uluslararası siyasi iklimine uygun olarak Wilson Prensipleri'ni bir savunma kalkanı olarak kullandığını ve taleplerini 'hukuki bir hak' olarak sunduğunu belirtmektedir. Metinde geçen 'asgari şartlar' ve 'barış programı' vurguları bu stratejiyi destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramların analiz edilmesi
"Adil ve kalıcı barış için asgari şartlar" ifadesi, metnin bir diplomatik teklif ve hak arayışı olduğunu gösterir.
Milli Mücadele'nin hedeflerini uluslararası topluma kabul ettirmek için uygun bir dil seçilmiştir.
2
Dayanak noktasının belirlenmesi
İşgal edilmemiş bölgelerin bütünlüğü vurgusu, Wilson Prensipleri'ndeki Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin bağımsız kalması ilkesiyle örtüşür.
Uluslararası hukukta geçerliliği olan bir belgeye dayanmak, hareketin meşruiyetini artırır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin Diplomatik Meşruiyeti

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İstanbul'un resmen işgal edilmesinin Anadolu'daki Milli Mücadele'ye olan etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve İtilaf Devletleri'nin 1616 Mart 19201920'de İstanbul'u resmen işgal etmesine yol açan Misak-ı Milli beyannamesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan kararları devletlerarası hukuk ilkeleriyle harmanlayarak son şekline ulaştırmıştır. Bu beyanname, kongrelerde genel hatlarıyla vurgulanan 'bağımsızlık' hedefini daha somut maddelerle detaylandırmış ve mücadeleye yeni boyutlar eklemiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde müstakil bir madde olarak yer almadığı halde Misak-ı Milli ile ilk kez ilan edilen ve Türk tarafının 'ekonomik bağımsızlık' konusundaki kararlılığını kesin olarak ortaya koyan hükümdür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların (kapitülasyonların) kaldırılması

Cevap

Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların kaldırılmasına dair hüküm, kapitülasyonların reddedildiğini ve tam bağımsızlığın ekonomik boyutunu temsil eder.
Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların kaldırılmasına dair hüküm, Osmanlı Devleti'nin yüzyıllardır boyun eğdiği kapitülasyonların ilk kez resmi bir meclis kararıyla (Misak-ı Milli) reddedildiğini gösterir. Bu madde, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde genel bağımsızlık söylemleri içinde bulunsa da, 'mali sınırlamalar' ifadesiyle müstakil bir madde olarak ilk kez burada yer almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli maddelerini incele
Sınırlar, Boğazlar, Azınlıklar, Borçlar, Kapitülasyonlar ve Referandum (Plebisit) konularının işlendiğini gör.
Soruda istenen 'ekonomik bağımsızlık' vurgusunun hangi maddede geçtiğini saptamak için içerik analizi gereklidir.
2
Kongre kararlarıyla karşılaştırma yap
Manda/himaye ve milli sınırlar gibi kavramların Erzurum ve Sivas'ta zaten yer aldığını, ancak kapitülasyonların (siyasi, adli, mali sınırlamalar) ilk kez Misak-ı Milli'de müstakil bir madde olduğunu fark et.
Misak-ı Milli'nin kongrelerden farkını ve getirdiği yenilikleri anlamak soruyu çözmek için kritiktir.
3
Terminolojiyi analiz et
'Mali ve iktisadi gelişme' ifadesinin doğrudan ekonomi ile ilgili olduğu sonucuna ulaş.
Mali (finansal) ve iktisadi (ekonomik) kavramları bağımsızlık mücadelesinin ekonomik boyutunu işaret eder.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'de Kapitülasyonların Reddi ve Ekonomik Bağımsızlık
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli kararları arasında yer alan; "Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olacak sınırlamalar kabul edilemez." ifadesiyle aşağıdakilerden hangisine doğrudan karşı çıkılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapitülasyonlar

Cevap

Misak-ı Milli metninde geçen 'siyasi, adli ve mali sınırlamalar' ifadesiyle Osmanlı Devleti'nin egemenliğini kısıtlayan kapitülasyonlar reddedilmiştir.
Metinde geçen 'siyasi, adli ve mali sınırlamalar' tabiri tarihsel olarak kapitülasyonları temsil eder. Misak-ı Milli ile bu ayrıcalıkların reddedilmesi, Türkiye'nin tam bağımsızlık yolundaki kararlılığını ve ekonomik egemenliğini kurma isteğini belgeler.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları (siyasi, adli, mali sınırlama) analiz etmek.
Bu kavramların devletin tam bağımsızlığını engelleyen dış imtiyazlara işaret ettiği saptanır.
Sorunun kökenindeki kavramların tarihsel karşılığını bulmak çözümün ilk adımıdır.
2
Bu sınırlamaların tarihsel süreçteki karşılığı olan terimi belirlemek.
Osmanlı Devleti'nde bu üç alanda da kısıtlama yaratan temel unsurun kapitülasyonlar olduğu görülür.
Milli Mücadele'nin temel hedefi olan 'Tam Bağımsızlık' ilkesi ekonomik ve hukuki bağımsızlığı da kapsar.
3
Seçenekler arasında bu tanıma uyan terimi doğrulamak.
Kapitülasyonlar seçeneği, metindeki sınırlama tanımına tam olarak uymaktadır.
Misak-ı Milli, kapitülasyonların kaldırılacağını ilk kez resmi bir meclis kararıyla dünyaya ilan etmiştir.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Kapitülasyonların Reddi

Alternatif Yöntem

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde kapitülasyonlara yönelik bu kadar net bir 'siyasi, adli ve mali' tanımının yapılmadığını hatırlayarak, kronolojik ve kapsam bazlı bir eleme yöntemi uygulanabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Milli kararları, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde belirlenen temel ilkelerin meclis onayıyla resmileşmiş halidir. Ancak Misak-ı Milli metninde, önceki kongre kararlarında doğrudan bu adla veya bu kapsamda yer almayan "kapitülasyonlar" ve "dış borçlar" gibi konulara da açıkça değinilmiştir.

Bu durum, Milli Mücadele süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsızlık hedefinin ekonomik ve hukuki boyutları da kapsayacak şekilde genişletildiğinin

Cevap

Milli Mücadele'nin bağımsızlık hedefinin ekonomik ve hukuki (adli/mali) boyutları da kapsayacak şekilde genişletildiğini ifade eden seçenek doğrudur.
Misak-ı Milli kararları, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde temelleri atılan 'ulusal bağımsızlık' düşüncesini daha somut, siyasi ve ekonomik bir çerçeveye oturtmuştur. Kapitülasyonların reddedilmesi ve borçların adil paylaşımı gibi maddeler, bağımsızlığın her alanda (ekonomik, adli, mali) tescil edilmek istendiğinin en net göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre kararları ile Misak-ı Milli maddelerini karşılaştırın.
Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde vatanın bütünlüğü ve manda reddi ön plandayken; Misak-ı Milli'de kapitülasyonlar (mali/adli sınırlamalar) ve dış borçlar eklenmiştir.
Belgenin kapsamındaki genişlemeyi tespit etmek.
2
Kapitülasyonlar ve dış borçlar maddelerinin amacını analiz edin.
Bu maddeler tam bağımsızlığın sadece askeri değil, ekonomik ve hukuki olması gerektiğini ortaya koyar.
Milli Mücadele'nin olgunlaşan siyasi vizyonunu anlamak.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'nin Kapsamı ve Tam Bağımsızlık İlkesi

Alternatif Yöntem

Kronolojik takip yöntemi: Amasya Tamimi (Amaç/Gerekçe) -> Erzurum/Sivas (Karar/Sınırlar/Manda Reddi) -> Misak-ı Milli (Resmi Program/Ekonomik Bağımsızlık). Bu sıralama konuyu kavramayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

28 Ocak 1920 tarihinde Son Osmanlı Mebusan Meclisinde gizli bir oturumla kabul edilen Misak-ı Milli kararları, Milli Mücadele'nin siyasi programı ve bağımsızlık belgesi niteliğindedir. Bu kararlar içerisinde yer alan "Milli ve iktisadi gelişmemizi engelleyen her türlü siyasi, adli ve mali sınırlamaların kaldırılması" ifadesiyle doğrudan aşağıdakilerden hangisinin hedeflendiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapitülasyonların kaldırılması

Cevap

Ekonomik, adli ve siyasi gelişmeyi engelleyen ayrıcalıklar olan kapitülasyonların kaldırılması hedeflenmiştir.
Doğru cevap olan ifade, devletin iç ve dış işlerinde tam bağımsız hareket etmesini engelleyen kapitülasyonlara karşı bir duruş sergiler. Misak-ı Milli metninde geçen 'siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyen her türlü sınırlama' tanımı literatürde doğrudan kapitülasyonları temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli metnindeki ilgili maddeyi analiz et.
"Siyasi, adli ve mali sınırlamalar" ifadesine ulaşıldı.
Bu ifade Osmanlı Devleti'nin egemenliğini kısıtlayan yabancı ayrıcalıklarını tanımlar.
2
Bu sınırlamaların tarihsel karşılığını belirle.
Kapitülasyonlar ve Duyun-ı Umumiye gibi yapılar olduğu saptandı.
Osmanlı'nın son döneminde gelişmeyi engelleyen en büyük engel kapitülasyonlardır.
3
Seçenekler arasında tam bağımsızlık vurgusu yapan ekonomik hedefi bul.
Kapitülasyonların kaldırılması seçeneği doğru olarak belirlendi.
Tam bağımsızlık hem siyasi hem de ekonomik serbestlik gerektirir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli ve Ekonomik Bağımsızlık

İpuçları

1
Siyasi ve mali sınırlamalar denildiğinde Osmanlı Devleti'nin ekonomik bağımsızlığını elinden alan ayrıcalıkları düşünün.
2
Lozan Barış Antlaşması'nda da en çok tartışılan ve Misak-ı Milli'den taviz verilmemesi istenen ekonomik konu budur.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Milli'de yer alan 'Referandum' (Halkoylaması) istenen bölgeleri (Kars, Ardahan, Batum, Batı Trakya, Arap toprakları) tekrar edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 17Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığına yönelik alınan kararların bir özeti niteliğindedir. Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'da görüştüğü milletvekillerinden oluşturulmasını istediği Müdafaa-i Hukuk Grubu yerine mecliste kurulan Felah-ı Vatan Grubu'nun sunduğu bu beyanname, 2828 Ocak 19201920 tarihinde oy birliği ile kabul edilmiştir.

Buna göre, Milli Mücadele programının halkın seçtiği resmi bir meclis tarafından onaylanmasının temel amacı ve kazanımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücadele hedeflerinin milli iradeye dayalı bir meşruiyet kazanarak resmiyet bulması

Cevap

Mücadele hedeflerinin milli iradeye dayalı bir meşruiyet kazanarak resmiyet bulması
Milli Mücadele'nin temel hedeflerinin resmi bir kurum olan ve halkın oylarıyla seçilen Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmesi, bu hedeflere hukuki bir temel kazandırmıştır. Bu durum, Anadolu'daki direnişin sadece bir başkaldırı değil, milletin tamamının meşru talebi olduğunu uluslararası kamuoyuna ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Belgenin niteliğini belirle
Misak-ı Millî, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarının (ulusal sınırların) resmi meclis metni haline gelmesidir.
Kongre kararları sivil direniş kararlarıyken, meclis onayı bunları devletin resmi politikası haline getirir.
2
Kurumsal meşruiyeti analiz et
Halkın seçtiği Mebusan Meclisi, Osmanlı Devleti'nin yasal yasama organıdır.
Kararların bu mecliste kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'ne karşı 'hukuki bir duruş' ve 'milli irade' dayanağı sağlar.
3
Çeldiricileri ele
Rejim değişikliği (Cumhuriyet) veya azınlık haklarının yok sayılması gibi unsurlar metinde yer almaz.
O dönemki öncelik, iç siyasi tartışmalardan ziyade tam bağımsızlık ve vatanın bütünlüğüdür.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele'de Hukuki Meşruiyet

İpuçları

1
Mebusan Meclisi'nin resmi ve yasal statüsünü düşünün.
2
Halkın seçtiği bir kurumun aldığı kararlar uluslararası alanda ne ifade eder?
3
Direnişin 'haklılığını' hukuksal bir zemine oturtmak ile 'meşruiyet' arasındaki ilişkiyi kurun.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesinin sonuçlarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

Sivas Kongresi sonrasında yapılan seçimlerle belirlenen milletvekilleri, 12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplanarak Son Osmanlı Mebusan Meclisi'ni açmışlardır. Mustafa Kemal Paşa, bu mecliste Millî Mücadele taraftarlarının bir araya geldiği bir 'Müdafaa-i Hukuk' grubu kurulmasını hedeflemesine rağmen, meclisteki milletvekilleri Rauf (Orbay) Bey'in başkanlığında 'Felâh-ı Vatan' grubunu oluşturmuşlardır.

Aşağıdakilerden hangisi, meclis üyelerinin grubun adını 'Müdafaa-i Hukuk' yerine 'Felâh-ı Vatan' olarak belirlemelerinin temel gerekçesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'daki siyasi baskı ortamı ve meclisin derhal feshedilmesine yol açabilecek sert tepkilerden kaçınma düşüncesi

Cevap

Milletvekillerinin 'Müdafaa-i Hukuk' yerine 'Felâh-ı Vatan' ismini tercih etmelerinin temel nedeni, İstanbul'un işgal altında olması ve padişahın meclis üzerindeki baskısı nedeniyle meclisin kapatılmasını veya milletvekillerinin tutuklanmasını önleme düşüncesidir.
Milletvekilleri, meclis içindeki hassas dengeleri ve İstanbul'daki baskıcı atmosferi gözeterek, meclisin derhal kapatılmasını engellemek amacıyla 'Müdafaa-i Hukuk' gibi doğrudan Anadolu'daki hareketi çağrıştıran bir isim yerine 'Felâh-ı Vatan' ismini kullanmışlardır. Bu grup, isim değişikliğine rağmen Millî Mücadele'nin asgari barış şartlarını içeren Misak-ı Millî'nin kabul edilmesini sağlayarak tarihî bir görev üstlenmiştir. Ancak bu kararların kabulü, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesine ve meclisin dağıtılmasına yol açan süreci başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in Ankara'daki taleplerini hatırla
Müdafaa-i Hukuk grubu kurulması ve kendisinin başkan seçilmesi talepleri belirlendi.
Meclisin Millî Mücadele kontrolünde hareket etmesini sağlamak.
2
İstanbul'daki mevcut durumu analiz et
İstanbul'un fiilen İtilaf Devletleri denetiminde olduğu ve meclis üzerinde yoğun bir baskı bulunduğu görüldü.
Milletvekillerinin neden temkinli davrandığını anlamak.
3
Felâh-ı Vatan grubunun kurulma amacını değerlendir
Grup, radikal bir isimden kaçınarak 'Vatanın Kurtuluşu' (Felâh-ı Vatan) gibi daha kapsayıcı ve az dikkat çekici bir isimle örgütlenmiştir.
Meclisin çalışmalarına devam edebilmesi ve Misak-ı Millî'yi kabul edebilecek zemini hazırlamak.

Anahtar Kavram

Felâh-ı Vatan Grubu'nun Stratejik Tercihleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru

Millî Mücadele'nin siyasi yol haritası niteliğindeki Misak-ı Millî beyannamesinde; Batı Trakya, Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum) ve Arap çoğunluğun yaşadığı toprakların geleceği için halkın serbestçe vereceği oylara başvurulabileceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu bölgelerin geleceğinin tayininde "halk oylaması" (plebisit) yönteminin bir çözüm yolu olarak sunulmasının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demografik yapıya duyulan güvenle bölge halklarının demokratik yollardan Türkiye ile birlikte hareket edeceği inancı

Cevap

Demografik yapıya duyulan güvenle bölge halklarının demokratik yollardan Türkiye ile birlikte hareket edeceği inancı
Misak-ı Millî beyannamesinde bazı bölgeler için halk oylaması istenmesinin temel sebebi, o bölgelerdeki nüfus çoğunluğuna olan güvendir. Türk tarafı, halkın iradesine başvurulduğunda Wilson Prensipleri uyarınca bu toprakların Türkiye'ye katılmak isteyeceğinden emindir. Bu durum, millî sınırların belirlenmesinde demokratik ve uluslararası bir meşruiyet zemini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî maddeleri içinde yer alan halk oylaması yapılacak bölgeleri analiz etme.
Batı Trakya, Elviye-i Selase ve Arap topraklarının plebisit (halk oylaması) kapsamında olduğu belirlenir.
Hangi bölgeler için seçim talep edildiğini anlamak gerekir.
2
Bu bölgelerin o dönemki demografik (nüfus) özelliklerini değerlendirme.
Söz konusu bölgelerde Türk ve Müslüman nüfusun baskın olduğu görülür.
Oylama sonucunda çıkacak kararın öngörülebilirliği bu temele dayanır.
3
Wilson Prensipleri ve self-determinasyon ilkesiyle bağ kurma.
Çoğunluğun kendi kaderini tayin etmesi ilkesinin Türk tezi lehine kullanılması amaçlanmıştır.
Uluslararası hukuk zemininde haklılık oluşturmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'de plebisit (halk oylaması) ve demografik meşruiyet
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 20Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesinde; Arap eyaletleri, Batı Trakya ve Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) için 'halkın serbestçe vereceği oylara' (referandum) başvurulması kararlaştırılmıştır.

Bu bölgelerin geleceğinin belirlenmesinde 'halk oylaması' yönteminin önerilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilson İlkeleri’ndeki self-determinasyon hakkını kullanarak bölgedeki Türk ve Müslüman nüfus çoğunluğuna dayalı haklılığı uluslararası alanda kanıtlamak

Cevap

Misak-ı Millî'de bazı bölgeler için halk oylaması istenmesinin temel nedeni, bölgedeki Türk ve Müslüman nüfus çoğunluğuna güvenilmesi ve bu durumun Wilson İlkeleri çerçevesinde diplomatik bir haklılık kanıtı olarak kullanılmasıdır.
Misak-ı Millî'de yer alan halk oylaması maddeleri, Türk tarafının ilgili bölgelerdeki nüfus gücüne duyduğu güveni yansıtır. ABD Başkanı Wilson tarafından ilan edilen ilkeler, her milletin nüfus olarak çoğunlukta olduğu bölgede kendi kaderini belirleme hakkına sahip olduğunu öngörmekteydi. Milli Mücadele kadrosu da bu ilkeye dayanarak; Türk ve Müslümanların çoğunlukta olduğu Kars, Ardahan, Batum ve Batı Trakya gibi bölgelerin vatanın bir parçası olduğunu halkın oyuyla tescil ettirmeyi ve uluslararası alanda hukuki bir üstünlük kurmayı hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî’de halk oylaması (referandum) istenen bölgeleri tespit edin.
Bu bölgeler Kars, Ardahan, Batum (Elviye-i Selâse), Batı Trakya ve Arap eyaletleridir.
Hangi alanların bu statüde değerlendirildiğini bilmek sorunun kapsamını belirler.
2
Bu bölgelerin nüfus yapısı ile dönemin uluslararası diplomatik ilkeleri arasındaki bağlantıyı kurun.
Söz konusu bölgelerde Türk ve Müslüman nüfus çoğunluktadır. Wilson İlkeleri ise 'nüfus çoğunluğunun bulunduğu yerlerde halkın kendi geleceğini belirlemesini' (self-determinasyon) savunmaktadır.
Milli Mücadele'nin stratejik dayanaklarını anlamak için bu demografik ve hukuki ilişki kritiktir.
3
Halk oylaması yönteminin tercih edilme amacını sonuçlandırın.
Türk tarafı nüfus gücüne güvendiği için oylamadan kendi lehine sonuç çıkacağını bilmekte ve bu yöntemi dünya kamuoyuna karşı 'halk iradesine dayalı haklılık' kanıtı olarak kullanmaktadır.
Referandumun bir risk değil, bir diplomatik strateji olduğunu kavramak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'de Halk Oylaması ve Wilson İlkeleri İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin