Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

269 soru

Soru 61Soru →

18561856 yılında imzalanan Paris Antlaşması'nda yer alan "Osmanlı Devleti Avrupa devletler hukukundan yararlanacak ve toprak bütünlüğü Avrupalı devletlerin garantisi altında olacaktır." maddeleri dikkate alındığında, bu durum Osmanlı Devleti ile ilgili aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendi topraklarını tek başına koruyabilecek askeri ve siyasi güçten yoksun olduğunun

Cevap

Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını koruyabilecek askeri ve siyasi güçten yoksun olduğu
Osmanlı Devleti'nin topraklarının başka devletler tarafından garanti edilmesi, devletin kendi sınırlarını tek başına koruyamayacak kadar zayıfladığının ve dış desteğe muhtaç kaldığının açık bir göstergesidir. Bu durum, 19. yüzyılda Osmanlı'nın uyguladığı denge politikasının bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesinin analiz edilmesi
Paris Antlaşması'nın "garanti" maddesi, Osmanlı'nın toprak bütünlüğünün Avrupalı büyük devletlerce korunacağını belirtmektedir.
Uluslararası ilişkilerde bir devletin varlığının başkaları tarafından garanti edilmesi, o devletin 'tek başına' varlığını sürdüremeyeceği anlamına gelir.
2
Siyasi statünün değerlendirilmesi
Osmanlı Devleti'nin ilk kez bir Avrupa devleti statüsü kazanarak Avrupa hukukundan yararlanma hakkı elde ettiği tespit edilir.
Bu durum Osmanlı'nın diplomatik olarak tanındığını gösterse de beraberinde gelen koruma ihtiyacı askeri zayıflığın kanıtıdır.
3
Denge politikası bağlamında yorumlama
Zayıflayan devletin varlığını sürdürmek için büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanma zorunluluğu doğrulanır.
19. yüzyıl Osmanlı dış politikasının temelini oluşturan denge politikasının Paris Antlaşması'ndaki somut yansıması bu garanti maddesidir.

Anahtar Kavram

Paris Antlaşması (18561856) ve Toprak Bütünlüğü Garantisi

İpuçları

1
Bir kişi kendi evini koruyamayıp komşularının korumasına muhtaç kalıyorsa, bu o kişinin gücü hakkında ne söyler?
2
Osmanlı Devleti bu antlaşma ile galip devlet sayılmasına rağmen, topraklarını korumak için Avrupalı devletlerin 'garantörlüğüne' ihtiyaç duymuştur.

Daha Fazla Pratik

Paris Antlaşması'nın Karadeniz ile ilgili maddesini Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları açısından inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 62Soru →

XVII. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti, hem Batı'da Avusturya hem de Doğu'da Safevi Devleti ile uzun süren savaşlar yürütmek zorunda kalmıştır. Bu yoğun savaş ortamında, 1606 yılında imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısındaki diplomatik üstünlüğü sona ermiş ve hükümdarların protokolde eşitliği (mütekabiliyet) esası kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin bu antlaşmayı imzalamasında ve dış politikada taviz vererek barışa zorlanmasında etkili olan temel iç gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Celali İsyanları'nın Anadolu'da asayişi bozarak devlet otoritesini ve ekonomiyi sarsması

Cevap

Celali İsyanları'nın Anadolu'da asayişi bozarak devlet otoritesini ve ekonomiyi sarsması seçeneği doğrudur.
Doğru seçenek olan Celali İsyanları, XVII. yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nin merkezi otoritesini içeriden yıkan en önemli unsurdur. 1533 İstanbul Antlaşması ile elde edilen üstünlüğün Zitvatorok'ta kaybedilmesinin temel sebebi, devletin aynı anda hem doğuda Safevilerle hem batıda Avusturya ile savaşması ve bu süreçte Anadolu'daki Celali İsyanları nedeniyle iç güvenliğini ve mali düzenini yitirmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zitvatorok Antlaşması'nın tarihsel bağlamını analiz et.
1606 yılında imzalanan bu antlaşma, Osmanlı'nın Avusturya karşısındaki 1533'ten beri süregelen üstünlüğünü kaybetmesidir.
Zamanın şartlarını ve Osmanlı'yı bu 'eşitlik' şartına razı eden nedenleri anlamak gerekir.
2
Dönemin dış siyasi baskılarını değerlendir.
Osmanlı Devleti aynı anda hem Avusturya hem de Safevi (İran) ile savaş halindedir.
Çift cepheli savaşlar devleti askeri ve mali olarak yıpratmıştır.
3
Dönemin iç siyasi/toplumsal durumunu sorgula.
Anadolu'da 'Büyük Kaçgun' olarak da bilinen ve devletin kontrolünü kaybetmesine neden olan Celali İsyanları zirve noktasındadır.
İç isyanlar varken dışarıda uzun süreli savaşları sürdürmek imkansız hale gelmiştir.
4
Sonuçları birleştir.
İçerideki Celali tehlikesi ve dışarıdaki çift cepheli savaş baskısı, Osmanlı'yı Zitvatorok gibi diplomatik olarak geri adım atılan bir antlaşmaya zorlamıştır.
Askeri kaynakların isyanları bastırmak için Anadolu'ya kaydırılması ihtiyacı barışı hızlandırmıştır.

Anahtar Kavram

İç İsyanların Dış Politikaya Etkisi

İpuçları

1
Zitvatorok Antlaşması'nın tarihine (1606) ve o dönemde Anadolu'da devlet otoritesini kimlerin sarstığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

XVII. yüzyılın diğer önemli diplomatik gelişmeleri olan Ferhat Paşa ve Kasr-ı Şirin antlaşmalarını, 'mütekabiliyet' kavramı üzerinden Zitvatorok ile kıyaslayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru →

XVII.XVII. yüzyılın sonlarında, 16831683'teki II. Viyana Kuşatması ile başlayan ve yaklaşık on altı yıl süren Kutsal İttifak Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti ciddi bir askeri ve mali yıpranma yaşamıştır. Bu sürecin sonunda imzalanan Karlofça Antlaşması, sadece büyük bir toprak kaybı değil, aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin dış dünyayla olan diplomatik ilişkilerinde 'tek taraflı üstünlük' anlayışından 'müzakere ve denge' arayışına girdiğinin kanıtıdır. Karlofça Antlaşması görüşmeleri sırasında Osmanlı Devleti ile Avrupalı devletler arasında arabuluculuk yaparak diplomaside yeni bir dönemin kapılarını açan devletler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İngiltere - Hollanda

Cevap

Karlofça Antlaşması görüşmelerinde arabuluculuk yapan devletler İngiltere ve Hollanda'dır.
Karlofça Antlaşması (16991699), Osmanlı Devleti'nin Avrupa karşısında diplomatik üstünlüğünü kaybettiği ve müzakere yöntemlerini değiştirdiği ilk büyük belgedir. Bu süreçte İngiltere ve Hollanda, hem ticaret yollarının güvenliğini sağlamak hem de Avusturya'nın (Habsburglar) Fransa karşısında zayıflamasını önlemek amacıyla arabuluculuk rolünü üstlenmişlerdir. Bu durum Osmanlı tarihinde bir 'ilk'tir ve denge siyasetinin kökenlerini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Kutsal İttifak Savaşları sonrasındaki diplomatik ortamı analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin askeri olarak geri çekildiği ve barışa zorlandığı bir döneme girildiği saptanmıştır.
Karlofça, Osmanlı Devleti'nin ilk kez savunma psikolojisiyle masaya oturduğu antlaşmadır.
2
Görüşmelerde taraf olmayan fakat diplomatik nüfuzu olan devletleri belirlemek.
İngiltere ve Hollanda'nın, ticari yolların (Akdeniz-Okyanus) güvenliği için savaşın bitmesini istediği görülmüştür.
Bu devletler, Avrupa'daki güç dengesinin Fransa lehine bozulmasını istemedikleri için arabuluculuk teklif etmişlerdir.
3
Sonucu Karlofça süreciyle eşleştirmek.
Diplomatik belgelerde ve tarihi kayıtlarda arabulucu (mediator) olarak İngiltere ve Hollanda delegeleri kaydedilmiştir.
Osmanlı Devleti bu süreçle birlikte tarihinde ilk kez yabancı devletlerin arabuluculuğunu kabul etmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Diplomasisinde Arabuluculuk ve Karlofça Dönüm Noktası

İpuçları

1
Karlofça, Osmanlı'nın ilk kez müzakere ederek imzaladığı antlaşmadır; bu masaya oturulmasında deniz aşırı ticaret yapan devletler rol oynamıştır.
2
Arabuluculuk yapan bu iki devlet, o dönemde deniz ticaretinde dünyanın en güçlü filolarına sahipti ve savaşın ticareti engellemesinden rahatsızdı.
3
Bu devletlerden biri ada ülkesidir, diğeri ise günümüzde Benelüks ülkeleri arasında yer alan ticaret merkezidir.

Daha Fazla Pratik

Karlofça Antlaşması'nın hemen ardından Rusya ile imzalanan 1700 İstanbul Antlaşması'nın maddelerini ve Azak Kalesi'nin durumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 64Soru →

Rusya İmparatoriçesi II.II. Katerina ve Avusturya İmparatoru II.II. Joseph tarafından hazırlanan; İstanbul merkezli bir Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmayı ve Balkanlar'da 'Dakya' adıyla yeni bir devlet oluşturmayı hedefleyen gizli tasarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grek Projesi

Cevap

Rusya ve Avusturya'nın Bizans'ı canlandırma hedefli tasarısı Grek Projesi'dir.
Grek Projesi, Rusya İmparatoriçesi II.II. Katerina'nın Osmanlı Devleti'ni Avrupa'dan atmak ve İstanbul merkezli, başında torunu Konstantin'in bulunacağı bir Bizans İmparatorluğu kurmak için hazırladığı siyasi bir plandır. Bu plan, Eflak, Boğdan ve Besarabya topraklarında kurulması öngörülen Dakya Devleti projesiyle eş zamanlı olarak Avusturya ile iş birliği içinde tasarlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen siyasi hedefleri ve devlet adamlarını inceleyin.
II.II. Katerina ve II.II. Joseph liderliğinde, İstanbul'da Bizans'ın yeniden kurulmasının amaçlandığı görülmektedir.
Bu hedefler 18.18. yüzyıl sonlarındaki Rus-Avusturya ittifakının gizli taslaklarını işaret eder.
2
Planın ismini seçeneklerle karşılaştırarak doğru tanımı belirleyin.
İstanbul merkezli bir devlet kurma hedefinin 'Grek (Yunan) Projesi' olduğu saptandı.
Grek Projesi doğrudan Bizans'ın canlandırılması ve Balkanlar'da Osmanlı hakimiyetinin sona erdirilmesi planıdır.

Anahtar Kavram

18. Yüzyıl Geopolitik Tasarıları (Grek ve Dakya Projeleri)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 65Soru →

Osmanlı Devleti'nde klasik dönemde dış yazışmaların yürütülmesinden sorumlu olan Reisülküttaplık makamı, XVIII. yüzyıldan itibaren devlet hiyerarşisinde büyük bir önem kazanmış ve nihayetinde bağımsız bir dışişleri bakanlığına (Hariciye Nezareti) dönüşecek olan sürecin temellerini atmıştır. Bu makamın, divan bürokrasisi içinde Nişancı'dan ayrılarak ön plana çıkmasının ve dış politikanın en yetkili merci haline gelmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin askeri üstünlüğünü kaybederek dış politikada diplomasiyi ve antlaşmalar hukukunu öncelikli bir araç olarak kullanmak zorunda kalması

Cevap

Osmanlı Devleti'nin askeri üstünlüğünü kaybederek dış politikada diplomasiyi ve antlaşmalar hukukunu öncelikli bir araç olarak kullanmak zorunda kalması
Doğru cevap, Osmanlı Devleti'nin askeri gücünün azaldığı bu dönemde devletin kurtuluşunu artık askeri fetihlerde değil, profesyonel bir diplomasi ve 'denge politikası' yürütmekte bulmasıdır. Bu durum, dış yazışmalardan sorumlu olan Reisülküttaplığı en kritik bürokratik makam haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyıldaki genel siyasi durumunu analiz etme
Devletin askeri alanda gerilediği ve Karlofça'dan sonra büyük toprak kayıpları yaşamaya başladığı görülür.
Bürokratik değişimler genellikle devletin dış dünyadaki konumuna bir tepki olarak gelişir.
2
Dış politikadaki 'yöntem' değişikliğini belirleme
Kılıç gücüyle fetih politikasının yerini, 'mevcut toprakları koruma' ve 'denge politikası' almıştır.
Askeri olarak zayıflayan bir devlet, varlığını diplomasiyle korumak zorundadır.
3
Bürokratik sınıfların (Seyfiye vs. Kalemiye) rollerini karşılaştırma
Seyfiye (askeri sınıf) etkisini yitirirken, yazışma ve diplomasiyi yöneten Kalemiye (bürokrasi) sınıfı yükselmiştir.
Diplomasi profesyonel dil, hukuk bilgisi ve müzakere yeteneği gerektirir, bu da Reisülküttaplığın önemini artırır.

Anahtar Kavram

XVIII. Yüzyıl Diplomatik Dönüşümü ve Kalemiye Sınıfının Yükselişi

İpuçları

1
Osmanlı'nın Karlofça'dan sonra askeri gücünü nasıl algıladığını düşünün.
2
Devletin artık sadece savaşarak değil, antlaşmalar ve denge politikasıyla topraklarını korumaya çalıştığını hatırlayın.
3
Reisülküttaplık makamının dış yazışma (diplomasi) görevini düşünerek, bu görevin neden bir anda Nişancı'dan daha önemli hale gelmiş olabileceğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

III. Selim döneminde açılan daimi elçiliklerin bu bürokratik dönüşümün bir sonucu olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 66Soru →

XVII. yüzyılın en güçlü padişahlarından biri olan IV. Murad, saltanatının ilk yıllarında karşılaştığı Yeniçeri ayaklanmalarını ve Anadolu'daki Abaza Mehmed Paşa İsyanı gibi iç karışıklıkları sert tedbirlerle bastırarak merkezi otoriteyi yeniden tesis etmiştir. Ardından düzenlediği Bağdat Seferi ile şehri Safevilerden geri almış ve bu zaferin ardından iki devlet arasında bugünkü Türkiye-İran sınırını büyük ölçüde belirleyen diplomatik bir belge imzalanmıştır.

Bu metinde bahsedilen ve doğu sınırlarına uzun süreli bir kararlılık getiren antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kasr-ı Şirin Antlaşması

Cevap

Kasr-ı Şirin Antlaşması, IV. Murad döneminde Bağdat'ın fethinden sonra imzalanan ve İran sınırını netleştiren antlaşmadır.
Metinde tarif edilen IV. Murad'ın otoriteyi sağlaması ve Bağdat Seferi sonrası İran ile yapılan sınır düzenlemesi, 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı tanımlar. Bu antlaşma, Türk tarihinin en uzun süreli ve kalıcı sınır antlaşmalarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve Padişahı Belirle
XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) ve IV. Murad.
Soruda verilen tarihsel süreç ve Bağdat Seferi bu padişahla doğrudan ilişkilidir.
2
İç İsyanların Etkisini Değerlendir
Yeniçeri ve Celali isyanları merkezi otoriteyi sarsmıştır.
İç karışıklıkların bastırılması, dış seferlerin (Bağdat) başarılı olması için ön koşuldur.
3
Siyasi Sonucu Belirle
Safevilerle (İran) sınır antlaşması.
Metinde 'Türkiye-İran sınırının temelini atan' ifadesi Kasr-ı Şirin Antlaşması'na işaret eder.

Anahtar Kavram

Osmanlı-İran Siyasi İlişkileri ve Sınır Kararlılığı

İpuçları

1
Sözü edilen padişah 'Bağdat Fatihi' olarak bilinir.
2
Bu antlaşma, günümüz doğu sınırımızla ilgili en eski ve temel dayanaktır.

Daha Fazla Pratik

IV. Murad'ın merkezi otoriteyi sağlamak için aldığı diğer tedbirleri (içki ve tütün yasağı gibi) inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 67Soru →

Osmanlı Devleti'nde 18391839 yılında Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilen, padişahın kendi gücünün üzerinde bir kanun gücü olduğunu ilk kez kabul ettiği ve Türk tarihinde demokratikleşme ile hukukun üstünlüğü ilkesinin ilk somut adımı sayılan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Fermanı

Cevap

Osmanlı Devleti'nde padişahın kanun gücünü üstün tuttuğu ve modernleşme sürecinin anayasal anlamda ilk adımı olan belge Tanzimat Fermanı'dır.
Tanzimat Fermanı (33 Kasım 18391839), Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunmuştur. Bu ferman ile padişah, hukukun üstünlüğünü kabul ederek kanun önünde herkesin eşit olduğunu ve devletin keyfi uygulamalardan kaçınacağını taahhüt etmiştir. Bu durum Osmanlı'da hukuki bir dönüm noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih ve Padişah Bilgisini Kontrol Etme
18391839 yılı ve Sultan Abdülmecid dönemi tespit edilir.
Bu tarih Osmanlı modernleşmesinde Gülhane Parkı'nda okunan Tanzimat Fermanı'nın ilan tarihidir.
2
Kavram Analizi Yapma
"Padişahın kanun gücünün üstünlüğünü kabul etmesi" ilkesi incelenir.
Tanzimat Fermanı ile padişah, ferman hükümlerine kendisinin de uyacağını beyan ederek mutlak monarşiden meşruti monarşiye giden yolda hukuki bir sınırlandırmayı kabul etmiştir.
3
Belgeyi Tanımlama
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) olduğu doğrulanır.
Tanzimat, Dağılma Dönemi'nin en belirgin ıslahat hamlesidir ve tüm tebaayı kapsar.

Anahtar Kavram

Osmanlı Anayasacılık Hareketleri ve Hukukun Üstünlüğü
Soru 68Soru →

XVIII. yüzyıl sonlarında Osmanlı Devleti, Rusya ve Avusturya ile yaptığı savaşlarda askeri açıdan zor durumda olmasına rağmen, 1789'da Avrupa'da patlak veren bir gelişme sonucunda Avusturya'nın barış isteyerek savaştan çekilmesini sağlamıştır. Avusturya'nın bu tutum değişikliğinde, söz konusu gelişmenin ortaya çıkardığı fikir akımlarının kendi topraklarındaki çok uluslu yapıyı tehdit etmesi etkili olmuştur.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin üzerindeki dış baskıyı hafifleten ve Avusturya ile Ziştovi Antlaşması'nın imzalanmasına zemin hazırlayan bu tarihsel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fransız İhtilali

Cevap

Avusturya'nın çok uluslu yapısını tehdit eden milliyetçilik akımını başlatan Fransız İhtilali, bu devletin Osmanlı Devleti ile olan savaşını bitirerek Ziştovi Antlaşması'nı imzalamasına neden olmuştur.
Doğru cevap olan Fransız İhtilali, 1789 yılında patlak vererek 'milliyetçilik' akımını başlatmıştır. Avusturya İmparatorluğu çok uluslu (mozaik) bir yapıya sahip olduğu için bu akımın kendi sınırları içindeki azınlıkları isyana teşvik etmesinden korkmuş, bu nedenle Osmanlı Devleti ile olan savaşını hızla bitirerek 1791'de Ziştovi Antlaşması'nı imzalamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi şartlarını analiz etme
XVIII. yüzyıl sonunda Osmanlı'nın Rusya ve Avusturya ile eş zamanlı savaştığı belirlendi.
Soruda verilen tarihsel aralığı ve tarafları anlamak için gereklidir.
2
Avusturya'nın tutum değişikliğinin nedenini sorgulama
Avusturya'nın kendi iç güvenliği (çok uluslu yapı) için milliyetçilik akımından çekindiği tespit edildi.
Savaştan çekilme gerekçesini evrensel bir olayla ilişkilendirmek için gereklidir.
3
İlgili tarihsel olayı saptama
1789 yılında başlayan ve milliyetçilik akımını dünyaya yayan olayın Fransız İhtilali olduğu sonucuna varıldı.
Kavramsal bilgiyi (Milliyetçilik - İhtilal - Avusturya'nın çekilmesi) birleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali'nin Osmanlı Diplomasisine Etkisi
Soru 69Soru →

14021402 Ankara Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin içine düştüğü otorite boşluğu ve taht kavgalarının yaşandığı Fetret Devri'nde, Anadolu'da siyasi birlik büyük ölçüde bozulmuş ve toprak kayıpları yaşanmıştır. Buna karşın Balkanlar'da ciddi bir isyan çıkmaması ve toprak kaybının çok az olması dikkat çekicidir.

Aşağıdakilerden hangisi Balkanlar'da sağlanan bu istikrarın nedenlerinden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan devletlerinin ve Bizans'ın, Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına müdahale etmeyerek tarafsız kalması

Cevap

Balkan devletlerinin ve Bizans'ın tarafsız kalarak taht kavgalarına müdahale etmemesi
Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde Balkanlar'da sağladığı istikrarın temelinde istimalet (hoşgörü), iskan (yerleştirme) ve tımar sistemi gibi halkı memnun eden uygulamalar yatar. Ancak dış güçlerin (Bizans ve Balkan devletleri) tutumu istikrara yardımcı olmamış, aksine şehzadeleri birbirine düşürerek kaosu artırmaya yönelik olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Fetret Devri'ndeki (14021402-14131413) Anadolu ve Balkanlar arasındaki durum farkını analiz edin.
Anadolu'da beylikler yeniden bağımsızlıklarını kazanırken, Balkanlar'da toprak bütünlüğü büyük oranda korunmuştur.
Bu farkın nedenlerini belirlemek için Osmanlı'nın bölgede uyguladığı sosyal ve idari politikaları değerlendirmek gerekir.
2
Dış güçlerin (Bizans ve Balkan krallıkları) bu süreçteki siyasi tutumunu inceleyin.
Bu devletlerin tarafsız kalmadığı, aksine farklı şehzadeleri (Süleyman, Musa, İsa, Mehmed) himaye ederek iç savaşı uzatmak istedikleri görülür.
Osmanlı'nın zayıf kalması bu devletlerin siyasi çıkarlarına uygun bir durumdur.

Anahtar Kavram

İstimalet ve İskan Politikalarının Etkileri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 70Soru →

Yavuz Sultan Selim döneminde Safevi Devleti’ne karşı kazanılan Çaldıran Zaferi (15141514), Osmanlı Devleti’nin doğu politikasında köklü değişikliklere yol açmıştır. Bu zafer sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda stratejik ve ekonomik bir kazanımdır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Çaldıran Zaferi'nin Osmanlı Devleti üzerindeki siyasi veya ekonomik etkilerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bucaş Antlaşması ile Lehistan’dan toprak kazanılarak batıdaki en geniş sınırlara ulaşılması

Cevap

Bucaş Antlaşması ile batıda en geniş sınırlara ulaşılması, Yükselme Dönemi değil, 17. yüzyıl (Duraklama Dönemi) gelişmesidir.
Bucaş Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin 16721672 yılında Lehistan (Polonya) ile imzaladığı bir antlaşmadır ve Osmanlı'nın batıda en geniş sınırlara ulaştığı belgedir. Bu gelişme Duraklama Dönemi'ne (17. yüzyıl) aittir. Oysa Çaldıran Zaferi 15141514 yılında, yani Yükselme Dönemi'nde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın zamanını ve kapsamını belirle.
Çaldıran Zaferi 1514 yılında, Yavuz Sultan Selim döneminde Safevilere (İran) karşı kazanılmıştır.
Soruda istenen Yükselme Dönemi gelişmelerini diğer dönemlerden ayırt etmek.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik ve tematik uyumunu kontrol et.
İpek Yolu denetimi, Safevi tehdidinin azalması ve Anadolu Türk birliğinin (Turnadağ) sağlanması bu döneme aittir. Bucaş Antlaşması ise 1672 tarihlidir.
Kronolojik hassasiyet testi yapmak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin doğu politikası ve sınır genişlemesi kronolojisi
Soru 71Soru →

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi’nde uygulanan iskân politikasında, Anadolu’dan Rumeli’ye göç ettirilecek aileler seçilirken özellikle aralarında anlaşmazlık ve kavga bulunan ailelerden birinin tercih edilmesine özen gösterilmiştir. Osmanlı Devleti’nin iskân sürecindeki bu uygulamasıyla ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu’da asayişi bozabilecek sosyal çatışmaları önlemek ve iç huzuru sağlamak

Cevap

Anadolu’da asayişi bozabilecek sosyal çatışmaları önlemek ve iç huzuru sağlamak
Osmanlı Devleti, iskân politikasını sadece yeni toprakları Türkleştirmek için değil, aynı zamanda Anadolu'da asayişi sağlamak için bir araç olarak kullanmıştır. Aralarında kan davası veya büyük çatışmalar olan ailelerden birinin Rumeli'ye gönderilmesi, Anadolu'daki toplumsal huzursuzluğu kaynağında kurutmuş ve merkezi otoritenin sarsılmasını engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İskân politikasının uygulama yöntemini analiz etme
Devletin sadece nüfus nakli yapmadığı, aynı zamanda seçici davrandığı görülür.
Uygulamanın sadece askeri değil, sosyal bir boyutu olduğunu anlamak için gereklidir.
2
'Anlaşmazlık yaşayan aileler' kriterinin sosyal etkisini değerlendirme
Birbirine düşman ailelerden birinin göç ettirilmesi, Anadolu'daki gerginliğin kaynağını ortadan kaldırır.
Devletin merkezi otoriteyi korumak için yerel çatışmaları nasıl yönettiğini belirlemek için gereklidir.
3
Uygulamanın hem Anadolu hem Rumeli üzerindeki çift taraflı faydasını saptama
Anadolu'da huzur sağlanırken Rumeli'de devletine sadık ve yeni bir hayat kurmak isteyen bir nüfus yapısı oluşturulmuştur.
Doğru yanıt olan sosyal asayiş ve iç huzur hedefine ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İskân Politikası ve Sosyal Mühendislik

İpuçları

1
İskân politikasının sadece Rumeli'yi değil, Anadolu'yu da düzenleyen yönünü düşünün.
2
Birbirine düşman olan iki taraftan birini başka bir yere göndermek, mevcut konumda neyi sağlar?
3
Bu uygulama özellikle kan davalarını bitirmek ve sosyal asayişi korumak için tasarlanmıştır.

Daha Fazla Pratik

İskân politikasında göçebelerin yerleşik hayata geçirilmesinin temel nedenlerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru →

Osmanlı Devleti, 18. yüzyılda Rusya ile imzaladığı Küçük Kaynarca Antlaşması'nda; Kırım'ın bağımsız olacağını ancak bölge halkının dini açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalacağını kabul etmiştir. Osmanlı Devleti'nin bu maddeyle ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge halkıyla olan kültürel ve manevi bağların korunmasını sağlamak

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Kırım halkının dini açıdan halifeye bağlı kalmasını istemesindeki temel amaç, bölge ile olan kültürel ve manevi bağları korumaktır.
Doğru yanıt olan bölge halkıyla kültürel bağları koruma ifadesi, Küçük Kaynarca Antlaşması'ndaki halifelik maddesinin birincil gerekçesidir. Osmanlı Devleti, Kırım gibi stratejik ve halkı Müslüman olan bir coğrafyayı siyasi olarak kaybetse bile, ileride bölgeyi geri alabilme ihtimalini diri tutmak ve oradaki Müslüman tebaayla olan bağlarını koparmamak için dini otoritesini (halifeliği) kullanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesini analiz etme
Kırım siyasi olarak bağımsız, dini olarak Osmanlı halifesine bağlı.
Siyasi hakimiyetin kaybedildiği, ancak dini bir bağın kurulduğu bir durum söz konusudur.
2
Halifelik kurumunun işlevini değerlendirme
Halifelik makamı ilk kez uluslararası bir antlaşmada siyasi/kültürel bir araç olarak kullanılmıştır.
Kırım halkının tamamına yakınının Müslüman olması, bu bağı anlamlı kılmaktadır.
3
Sonuca ulaşma
Kültürel ve manevi bağların sürdürülmesi amaçlanmıştır.
Toprak kaybedilse dahi bölge insanı ile olan tarihi ve dini birliğin korunması hedeflenir.

Anahtar Kavram

Halifelik Kurumunun Siyasi Amaçlı Kullanımı

İpuçları

1
Antlaşmanın yapıldığı tarihte Kırım'ın dini yapısını düşünün.
2
Osmanlı Devleti ilk kez halifeliği siyasi bir güç olarak bir antlaşmaya ekletmiştir.
3
Kırım halkı Müslümandır; siyasi bağımsızlık sonrası dini liderliğin neden korunduğuna odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin ilk kez savaş tazminatı ödediği bilgisini de gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 73Soru →

18331833 yılında Rusya ile imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlar üzerinde son kez tek başına karar verme yetkisini kullanan Osmanlı Devleti, bu antlaşmanın süresi dolunca 18411841 yılında Londra Boğazlar Sözleşmesi'ni imzalamıştır. İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya ve Prusya'nın katılımıyla imzalanan bu sözleşme ile "Boğazların barış zamanında tüm yabancı savaş gemilerine kapalı tutulması" kararlaştırılmıştır.

Buna göre, 18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin Osmanlı Devleti açısından doğurduğu en temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazların uluslararası bir statü kazanmasıyla Osmanlı egemenliğinin kısıtlanması

Cevap

Boğazların uluslararası bir statü kazanmasıyla Osmanlı egemenliğinin kısıtlanması
Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar ilk kez uluslararası bir statü kazanmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki mutlak ve tek başına karar verme yetkisini sona erdirmiş, egemenlik haklarını Avrupalı devletlerin ortak kararlarına bağımlı hale getirerek kısıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hünkar İskelesi Antlaşması (18331833) ile Londra Boğazlar Sözleşmesi (18411841) arasındaki farkı analiz et.
Hünkar İskelesi'nde Osmanlı yetkisini tek başına (Rusya ile ikili) kullanırken, Londra Sözleşmesi çok taraflı bir Avrupa belgesidir.
Uluslararası bir belgeye imza atılması, o konunun artık devletin iç meselesi olmaktan çıkıp kolektif bir hukuka tabi olduğunu gösterir.
2
Uluslararası statü kavramının egemenlik hakları üzerindeki etkisini değerlendir.
Osmanlı Devleti artık kendi toprak parçası olan Boğazlar hakkında Avrupalı devletlerin onayı olmadan kural değiştiremez hale gelmiştir.
Egemenlik haklarının kısıtlanması, bir devletin kendi topraklarında mutlak karar verici olamaması durumudur.

Anahtar Kavram

Boğazların Uluslararası Statüsü

İpuçları

1
Bir devletin kendi toprakları hakkında birden fazla devletle anlaşma imzalaması, o konudaki mutlak gücünü nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Boğazlar konusundaki gelişmeleri Hünkar İskelesi (18331833), Londra (18411841), Paris (18561856), Sevr (19201920), Lozan (19231923) ve Montrö (19361936) sırasıyla çalışmak kronolojik hataları önleyecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 74Soru →

Osmanlı Devleti’nin 15711571 yılında Kıbrıs’ı fethetmesiyle Doğu Akdeniz’in güvenliği büyük ölçüde sağlanmış ve Venedik’in bölgedeki ekonomik üstünlüğüne darbe vurulmuştur. Ancak bu zaferin hemen ardından Avrupalı devletlerin oluşturduğu Haçlı donanması, Osmanlı deniz gücünü hedef alarak büyük bir saldırı gerçekleştirmiştir.

Bu parçada söz edilen ve Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki ilk büyük yenilgisi olarak kabul edilen gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnebahtı Deniz Savaşı

Cevap

Osmanlı Devleti'nin denizlerdeki ilk büyük yenilgisi İnebahtı Deniz Savaşı'dır.
Doğru cevap olan İnebahtı Deniz Savaşı, II. Selim döneminde (Sokullu Mehmed Paşa'nın sadareti sırasında) Kıbrıs'ın fethinden hemen sonra gerçekleşmiştir. Bu savaş, Osmanlı donanmasının aldığı ilk büyük bozgun olması ve Osmanlı'nın denizlerdeki 'yenilmezlik' imajını sarsması bakımından tarihsel öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve olayı tanımlama
Soru 15711571 yılında Kıbrıs'ın fethinden hemen sonra gerçekleşen deniz olayını sormaktadır.
Zaman dizini (kronoloji) doğru kurulmalıdır.
2
Seçenekleri eleme
Koyunhisar ve Ankara Savaşları Kuruluş; Hotin ve Karlofça ise Duraklama dönemlerine aittir.
Yükselme Dönemi (1453-1579) dışındaki seçenekler elenmelidir.
3
Nedensellik kurma
Kıbrıs'ın fethine misilleme olarak Haçlılar İnebahtı'da Osmanlı donanmasını yakmıştır.
Tarihsel olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisi kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Deniz Hakimiyeti ve İnebahtı Bozgunu
Soru 75Soru →

1877−18781877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (9393 Harbi) sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nın şartlarını geçersiz kılarak Avrupalı devletlerin gözetiminde imzalanan; Kars, Ardahan ve Batum'un Rusya'ya bırakılmasının yanı sıra Ermeni Meselesi'nin ilk kez uluslararası bir belgeye girmesine neden olan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Berlin Antlaşması

Cevap

Ermeni Meselesi'nin uluslararası bir statü kazandığı ve 9393 Harbi sonrası Berlin Kongresi ile şekillenen belge Berlin Antlaşması'dır.
Doğru seçenek olan antlaşma, 18781878 yılında imzalanmış olup Ayastefanos'un yerine geçmiş ve Elviye-i Selâse'nin Rusya'ya bırakılması ile Ermeni Meselesi'nin uluslararası hukuk metinlerine girmesi gibi kritik sonuçlar doğurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş sonrası süreci analiz et.
9393 Harbi kaybedilmiş, Rusya ile Ayastefanos imzalanmış ancak Avrupalı devletler çıkarlarına ters düştüğü için buna karşı çıkmıştır.
Uluslararası dengelerin (İngiltere ve Avusturya gibi devletlerin) gözetilmesi gerekir.
2
Antlaşmanın diplomatik içeriğini değerlendir.
Berlin Antlaşması'nın 6161. maddesi ile Ermenilerin yaşadığı yerlerde ıslahat yapılması öngörülmüş, böylece mesele Osmanlı'nın iç meselesi olmaktan çıkmıştır.
Ermeni Meselesi'nin diplomatik bir boyut kazanması Berlin Antlaşması ile gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Ermeni Meselesi'nin Uluslararasılaşması
Soru 76Soru →

Osmanlı Devleti, 18331833 yılında Rusya ile imzaladığı Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlar üzerinde son kez tek başına egemenlik hakkını kullanmıştır. Bu antlaşmanın sekiz yıllık süresinin dolması ve Mısır Sorunu'nun çözümünden sonra Avrupalı devletlerin de katılımıyla Boğazlar konusu uluslararası bir sorun haline gelmiştir.

Buna göre, Boğazların ilk kez uluslararası bir statü kazanmasına ve Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki mutlak egemenliğinin sona ermesine neden olan diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi

Cevap

18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar konusunun ilk kez uluslararası bir konferansta görüşülüp statüye bağlandığı belgedir.
18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi, Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerinde tek başına karar verme yetkisini kaybettiği ve konunun büyük devletlerin (İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya, Prusya) ortak denetimine girdiği ilk uluslararası belgedir. Bu sözleşme ile 'Boğazların barış zamanında yabancı savaş gemilerine kapalı tutulması' kuralı uluslararası hukuk normu haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hünkar İskelesi Antlaşması'nın (18331833) kapsamını analiz etme
Bu antlaşmanın Rusya'ya sağladığı avantajların İngiltere ve Fransa tarafından bir tehdit olarak görüldüğü saptandı.
Osmanlı'nın Boğazlar üzerindeki son tek taraflı tasarrufunun bu antlaşma olduğu bilinmelidir.
2
Kronolojik ve diplomatik geçişi değerlendirme
18331833 antlaşmasının 88 yıllık süresinin 18411841'de dolduğu ve aynı yıl Londra'da büyük devletlerin toplandığı belirlendi.
Diplomatik baskıların sonucunda meselenin ikili ilişkiden uluslararası platforma taşındığı anlaşılmalıdır.
3
Sözleşme hükümlerini yorumlama
Boğazların 'barış zamanı kapalı kalması' ilkesinin uluslararası bir kural haline geldiği tespit edildi.
Osmanlı'nın mutlak egemenliğinin yerini uluslararası hukuka bıraktığı sonucuna varıldı.

Anahtar Kavram

Boğazlar Meselesi ve Uluslararası Statü

Alternatif Yöntem

Hünkar İskelesi Antlaşması'nın bitiş tarihini (1833+8=18411833 + 8 = 1841) hesaplayarak seçenekler arasında eleme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru →

Osmanlı Devleti’nin XVI. yüzyıl başlarında Yavuz Sultan Selim komutasında gerçekleştirdiği Mısır Seferi sonucunda Memlük Devleti ortadan kaldırılmış, halifelik makamı Osmanlı hanedanına geçmiş ve Baharat Yolu'nun kontrolü büyük ölçüde sağlanmıştır. Bu seferin sonuçları ve dönemin jeopolitik koşulları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Mısır Seferi’nin doğrudan veya dolaylı sonuçları arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rusya ile ilk resmi diplomatik temasın kurulması ve Bahçesaray Antlaşması'nın imzalanması

Cevap

Rusya ile imzalanan Bahçesaray Antlaşması, Mısır Seferi'nin sonuçlarından biri değildir; bu olay Duraklama Dönemi'ne aittir.
Rusya ile imzalanan Bahçesaray Antlaşması (1681), Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde gerçekleştirdiği bir diplomatik olaydır. Mısır Seferi ise 1516-1517 yıllarında, Yükselme Dönemi'nde Yavuz Sultan Selim tarafından gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Bahçesaray Antlaşması'nın Mısır Seferi ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mısır Seferi'nin (1516-1517) temel sonuçlarını hatırla.
Memlük Devleti'nin yıkılması, Halifeliğin Osmanlı'ya geçmesi ve Baharat Yolu kontrolü.
Seferin kapsamını belirlemek için temel veriler gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik dönemlerini analiz et.
Diğer seçenekler XVI. yüzyıla (Yükselme) aitken, bir seçenek XVII. yüzyıl sonuna (Duraklama) aittir.
KPSS tarih sorularında kronolojik sapmaları tespit etmek çeldiricileri elemek için kritiktir.
3
Bahçesaray Antlaşması'nın tarihini ve önemini doğrula.
1681 tarihinde Rusya ile yapılan ilk antlaşma olduğu sonucuna ulaşılır.
Yanlış olan seçeneğin neden yanlış olduğu tarihsel veriyle ispatlanır.

Anahtar Kavram

Mısır Seferi'nin Jeopolitik ve Teokratik Sonuçları

Daha Fazla Pratik

Yavuz Sultan Selim dönemindeki Safevi tehdidi ve Çaldıran Savaşı'nın sonuçlarını inceleyerek Yükselme Dönemi'nin doğu politikasını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru →

18761876 yılında Avrupalı devletlerin Balkanlardaki azınlıkların durumunu ve bölgede yapılması planlanan ıslahatları görüşmek amacıyla topladıkları Tersane (İstanbul) Konferansı devam ederken, Osmanlı Devleti'nin konferans kararlarını etkisiz hale getirmek ve Batılı devletlerin iç işlerine müdahalesini önlemek amacıyla ilan ettiği ilk anayasal belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi

Cevap

Kanun-i Esasi'nin ilan edilmesi
Doğru cevap olan Kanun-i Esasi, 2323 Aralık 18761876 tarihinde ilan edilmiştir. Bu ilanın zamanlaması, tam da Avrupalı devletlerin Balkan meselelerini görüşmek üzere toplandığı Tersane Konferansı'na denk getirilmiştir. Padişah II. Abdülhamid ve Genç Osmanlılar, anayasal bir yönetime geçerek Avrupalıların azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı'nın iç işlerine karışmasını engellemeyi ve imparatorluğun bütünlüğünü korumayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihi (18761876) ve temel siyasi gelişmeyi (Tersane Konferansı) belirlemek.
Bu tarihin Osmanlı Devleti'nin Dağılma Dönemi'ne ve I. Meşrutiyet'in ilan sürecine denk geldiği saptanır.
Olayların kronolojik sırası, doğru ıslahat hareketini bulmak için gereklidir.
2
Osmanlı Devleti'nin Avrupalı devletlerin iç işlerine karışmasını engelleme stratejisini analiz etmek.
Tersane Konferansı'nda Balkan azınlıkları için talep edilen ıslahatların, anayasal bir düzenle (Kanun-i Esasi) tüm vatandaşları kapsayacak şekilde verilmesinin hedeflendiği görülür.
Dış baskıyı kırmak amacıyla yapılan demokratik hamleler, Osmanlı diplomasi tarihinin temel bir özelliğidir.

Anahtar Kavram

Meşrutiyet'in İlanı ve Tersane Konferansı İlişkisi
Tahmini Süre:50s
Soru 79Soru →

Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyılda Rusya ile yaşadığı savaşlar sırasında, Rus donanmasının Baltık Denizi'nden hareket ederek Cebelitarık Boğazı yoluyla Akdeniz'e gelmesi ve Osmanlı donanmasını yakmasıyla sonuçlanan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çeşme Baskını

Cevap

XVIII. yüzyılda Osmanlı donanmasının yakılması olayı Çeşme Baskını'dır.
Çeşme Baskını, 1770 yılında 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı devam ederken yaşanmıştır. Rus donanması ilk kez Baltık Denizi'nden çıkarak Cebelitarık üzerinden Akdeniz'e girmiş ve İzmir yakınlarındaki Çeşme limanında demirli olan Osmanlı donanmasını imha etmiştir. Bu olay, XVIII. yüzyılın en büyük deniz felaketidir ve Küçük Kaynarca Antlaşması'nın ağır şartlarının kabul edilmesinde etkili olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen zaman dilimini belirle.
Olay XVIII. yüzyılda (1700-1799) gerçekleşmiş olmalıdır.
Soruda açıkça XVIII. yüzyıl ifadesi kullanılmaktadır.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik tarihlerini karşılaştır.
İnebahtı 1571, Çeşme 1770, Navarin 1827, Sinop 1853 tarihlerinde gerçekleşmiştir.
Donanmanın yakıldığı dört ana olayın kronolojik sırasını bilmek, doğru yüzyılı tespit etmeyi sağlar.
3
Küçük Kaynarca Antlaşması ile olan tarihsel ilişkiyi doğrula.
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nın bir parçası olan 1770 Çeşme Baskını, antlaşmanın imzalanmasında askeri bir zorunluluk doğurmuştur.
Çeşme Baskını'ndaki yenilgi, Osmanlı'nın denizlerdeki savunmasızlığını ortaya koyarak Rusya ile ağır bir antlaşma imzalanmasına yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Donanmasının Yakıldığı Yerler ve XVIII. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Tahmini Süre:50s
Soru 80Soru →

Osmanlı Devleti’nin Yükselme Dönemi’nde Mısır’ı fethederek Baharat Yolu’na hakim olması, Kanunname-i Ali Osman ile merkezi otoritesini hukuki bir temele oturtması ve Preveze Deniz Zaferi ile Akdeniz’de mutlak üstünlük kurması dikkate alındığında; bu dönemin genel siyasi ve askeri tablosu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin hem merkeziyetçi yapısını hem de denizlerdeki egemenliğini zirveye taşıdığı ancak okyanuslarda jeopolitik ve teknik engellere takıldığı

Cevap

Osmanlı Devleti'nin hem merkeziyetçi yapısını hem de denizlerdeki egemenliğini zirveye taşıdığı ancak okyanuslarda jeopolitik ve teknik engellere takıldığı tespiti doğrudur.
Yükselme Dönemi'nde Osmanlı Devleti, Fatih dönemindeki kanunnamelerle merkezi otoriteyi en güçlü seviyeye çıkarmış, Yavuz ve Kanuni dönemlerindeki fetihlerle Akdeniz'de mutlak hakimiyet kurmuştur. Ancak okyanusların coğrafi şartlarına uygun olmayan kadırga tipi gemiler ve Portekiz'in okyanus teknolojisi, Osmanlı'nın Hint Deniz Seferleri'nde beklediği ekonomik ve askeri başarıyı tam olarak elde etmesini engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel gelişmelerini analiz etme
Mısır'ın fethi (ekonomik/dini güç), Kanunname-i Ali Osman (hukuki/merkezi güç) ve Preveze (deniz gücü) Yükselme Dönemi'nin zirve noktalarıdır.
Soruda verilen öncüllerin hangi dönem ve hangi devlet yapısına işaret ettiğini belirlemek için.
2
Okyanuslardaki durumu değerlendirme
Hint Deniz Seferleri'nde (1538-1553) Portekiz'in sömürgecilik faaliyetlerinin tamamen engellenemediği ve donanmanın teknik yetersizliği tespit edilir.
Yükselme Dönemi'nin denizlerdeki sınırlarını ve başarısızlık alanlarını belirlemek için.
3
Çeldiricileri kronolojik olarak eleme
Zitvatorok ve Karlofça (Duraklama/Gerileme), Sırpsındığı ve Edirne-Segedin (Kuruluş) dönemlerine aittir.
Yükselme Dönemi dışındaki olayları ayıklayarak doğru senteze ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Yükselme Dönemi'nde İmparatorluk Gücü ve Denizler Politikası
ÖncekiSayfa 4 / 14Sonraki
Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 4 | Examkin