Yükselme Dönemi (1453-1579)

59 soru

Soru 41Soru →

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde, Fatih Sultan Mehmet'in vefatından sonra tahta geçen II.II. Bayezid döneminde (1481−15121481-1512), Batı yönlü fetih hareketlerinin yavaşlamasının ve Avrupa devletlerine karşı daha temkinli bir siyaset izlenmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cem Sultan Olayı'nın bir iç sorun iken önce Rodos Şövalyeleri'ne, ardından Papalık'a sığınmasıyla uluslararası bir krize dönüşmesi

Cevap

Cem Sultan Olayı'nın uluslararası bir krize dönüşmesi, Osmanlı Devleti'nin Batı siyasetinde elini bağlayan en önemli faktör olmuştur.
Doğru cevap olan ifade, II.II. Bayezid döneminde fetihlerin yavaşlamasının temel nedenini açıklar. Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem Sultan, taht mücadelesini kaybedince Rodos Şövalyeleri'ne sığınmış, oradan Fransa'ya ve Papalık'a gönderilmiştir. Bu durum, bir iç sorunun dış soruna dönüşmesine yol açarak Osmanlı'nın Avrupa üzerindeki baskısını kırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
II.II. Bayezid döneminin (1481−15121481-1512) Yükselme Dönemi içerisinde yer aldığı belirlendi.
Sorunun kronolojik çerçevesini çizmek için dönemi doğru saptamak gerekir.
2
Dönemin temel siyasi krizini belirleme
Fatih'in ölümüyle başlayan Cem Sultan ve II.II. Bayezid arasındaki taht kavgası tespit edildi.
Yükselme Dönemi'ndeki 'yavaşlama' doğrudan bu taht kavgasıyla ilişkilidir.
3
Olayın dış siyasete etkisini değerlendirme
Cem Sultan'ın Avrupa'nın eline geçmesinin fetihleri durdurduğu sonucuna varıldı.
Padişahın kardeşi Avrupa devletlerinin elindeyken yapılacak saldırgan bir politika Cem Sultan'ın aleyhte kullanılma riskini doğururdu.

Anahtar Kavram

Yükselme İçinde Duraklama Dönemi (II. Bayezid Dönemi)

İpuçları

1
Bir iç sorunun nasıl dış soruna dönüştüğünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Cem Sultan'ın vefatından sonra II.II. Bayezid'in hangi seferlere çıktığını ve Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkış sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 42Soru →

Osmanlı Devleti’nin doğu siyasetinde önemli bir dönüm noktası olan, Kanuni Sultan Süleyman’ın Nahçıvan Seferi sonrasında 1555 yılında Safevi Devleti ile imzaladığı Amasya Antlaşması hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye-İran arasındaki mevcut sınır hattının herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.

Cevap

Türkiye ile İran arasındaki mevcut sınır hattının herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar ulaşmasını sağlayan antlaşma 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'dır; 1555 Amasya Antlaşması bu sürecin ilk resmî adımı olsa da nihai sınırları belirlememiştir.
Amasya Antlaşması (1555), Osmanlı ve Safevi devletleri arasında imzalanan ilk resmî antlaşma olmasına rağmen, günümüz Türkiye-İran sınırını belirleyen antlaşma değildir. Tarihsel süreçte bu sınır, 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile büyük ölçüde sabitlenmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Antlaşması'nın tarihsel bağlamını analiz etmek.
1555 yılında Kanuni Sultan Süleyman ve Şah Tahmasb arasında imzalanan ilk resmî Osmanlı-Safevi barışı olduğu tespit edilir.
Antlaşmanın diplomasi tarihindeki 'ilk' olma vasfını doğrulamak için gereklidir.
2
Antlaşmanın coğrafi ve siyasi kazanımlarını değerlendirmek.
Bağdat, Basra ve Doğu Anadolu bölgelerinin Osmanlı hakimiyetinin tescillendiği görülür.
Toprak kazanımlarının hangi bölgeleri kapsadığını ayırt etmek için gereklidir.
3
Günümüz sınırları ile olan ilişkiyi sorgulamak.
Mevcut Türkiye-İran sınırının 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması ile şekillendiği, Amasya Antlaşması'nın ise daha sonra bozulduğu hatırlanır.
Kronolojik ve diplomatik kavram yanılgılarını gidermek için en kritik adımdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Safevi Diplomatik İlişkileri ve Antlaşmaların Karşılaştırılması

İpuçları

1
Amasya Antlaşması Kanuni döneminde, Kasr-ı Şirin ise 4. Murad döneminde imzalanmıştır.
2
Türkiye-İran sınırının 'doğal sınır' olan Zağros Dağları üzerinden belirlenmesi daha geç bir tarihte gerçekleşmiştir.
3
Soru kökünde 'günümüze kadar ulaşma' ifadesine dikkat edin; bu özellik genellikle 1639 tarihindeki bir gelişme ile özdeşleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin doğuda en geniş sınırlara ulaştığı 1590 Ferhat Paşa Antlaşması'nın hükümlerini inceleyerek sınır değişimlerini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik bir zaman çizelgesi oluşturarak 1555 (Amasya) ve 1639 (Kasr-ı Şirin) antlaşmalarının temel özelliklerini 'İlk' ve 'Kalıcı Sınır' şeklinde kodlayarak soruyu çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru →

Yavuz Sultan Selim Dönemi'nde gerçekleştirilen Doğu seferleri sırasında, Osmanlı ordusu ile Dulkadiroğulları Beyliği arasında 15151515 yılında Turnadağ Savaşı yapılmıştır. Bu savaşın sonucunda Dulkadiroğulları Beyliği'nin Osmanlı topraklarına katılması, Türk tarihinde öncelikle aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesini sağlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu Türk siyasi birliğinin kesin olarak sağlanması

Cevap

Dulkadiroğulları Beyliği'nin Turnadağ Savaşı ile Osmanlı'ya katılması, Anadolu Türk siyasi birliğinin kesin olarak sağlanmasını sağlamıştır.
Turnadağ Savaşı (15151515), Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran zaferinden sonra dönüş yolunda gerçekleştirdiği bir savaştır. Bu savaşla Maraş ve çevresinde hüküm süren Dulkadiroğulları Beyliği'ne son verilmiş, böylece Anadolu'da Osmanlı egemenliği dışında bir beylik kalmamıştır. Bu durum tarihsel olarak 'Anadolu Türk siyasi birliğinin kesin olarak sağlanması' şeklinde tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Yavuz Sultan Selim'in Doğu politikasını analiz etmek
Yavuz Sultan Selim'in Safevi ve Memluk seferleri arasında Anadolu'daki beyliklerin durumunu netleştirmeye çalıştığı görülür.
Savaşın hangi stratejik plan dahilinde yapıldığını anlamak için gereklidir.
2
Dulkadiroğulları Beyliği'nin konumunu değerlendirmek
Bu beylik, Osmanlı ve Memluk arasında bir tampon bölge oluşturmaktaydı ve Anadolu'daki son büyük bağımsız beylikti.
Beyliğin katılımının neden 'kesin birlik' anlamına geldiğini kavramak için gereklidir.
3
Turnadağ Savaşı'nın (15151515) siyasi sonucunu belirlemek
Beyliğin yıkılmasıyla Anadolu'da Osmanlı otoritesi dışında hiçbir Türk beyliği kalmamış, siyasi birlik tamamlanmıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için sonuç ilişkisi kurulur.

Anahtar Kavram

Anadolu Türk Siyasi Birliği (ATSB)

İpuçları

1
Turnadağ Savaşı'nın hangi beylikle yapıldığını ve o beyliğin Anadolu tarihindeki sırasını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran, Turnadağ ve Ridaniye savaşlarını sırasıyla sonuçlarıyla birlikte bir tablo üzerinden çalışmak kavram karışıklığını önleyecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru →

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde (14531453-15791579) gerçekleştirilen askeri faaliyetler; devletin sınırlarını genişletmek, ticari yolları denetim altına almak ve siyasi meşruiyeti pekiştirmek gibi stratejik hedefler doğrultusunda planlanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen fetih/sefer ve bu faaliyetin temel amacı/sonucu eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otranto Seferi (14801480) — Bizans İmparatorluğu'nun yeniden canlanma umutlarının kesin olarak sona erdirilmesi

Cevap

Otranto Seferi'nin Bizans'ın yeniden canlanma umutlarını sona erdirdiğini belirten ifade yanlıştır; bu amaç Mora ve Trabzon'un fethiyle gerçekleşmiştir.
Doğru cevap olan ifade, Otranto Seferi'ni Bizans'ın canlanma umutlarını bitiren olay olarak tanımladığı için yanlıştır. Otranto Seferi (14801480), Fatih Sultan Mehmet'in Roma İmparatorluğu'nun mirasına sahip çıkmak ve Batı Roma'yı ele geçirmek amacıyla düzenlediği bir İtalya seferidir. Oysa Bizans'ın (Doğu Roma) yeniden kurulma ihtimalini ortadan kaldıran fetihler, Bizans hanedan mensuplarının hüküm sürdüğü Mora (14601460) ve Trabzon (14611461) topraklarının ele geçirilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselme Dönemi'ndeki temel fetihleri ve bu fetihlerin stratejik amaçlarını gözden geçiriniz.
Fetihlerin Karadeniz, Akdeniz, Orta Avrupa ve Doğu siyaseti gibi farklı odak noktaları olduğu görülür.
Soruda istenen yanlış eşleştirmeyi bulabilmek için her bir olayın doğru bağlamını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri tek tek analiz ediniz.
Kırım, Belgrad, Rodos ve Mısır eşleştirmelerinin tarihsel gerçeklerle uyumlu olduğu tespit edilir.
KPSS formatında bu tür sorularda dört seçenek genellikle temel ve doğru bilgileri içerir.
3
Otranto Seferi'nin (1480) gerçek amacını ve Bizans'ın canlanmasını engelleme amacının hangi olaylara ait olduğunu belirleyiniz.
Otranto Seferi'nin amacı İtalya'nın ve Roma'nın fethidir. Bizans'ın canlanmasını engellemek ise 1460'ta Mora ve 1461'de Trabzon'un fethiyle ilgilidir.
Fatih Sultan Mehmet, Bizans hanedan üyelerinin yönettiği bölgeleri ele geçirerek mirasa son vermiş, Otranto ile ise yeni bir Roma vizyonu gütmüştür.

Anahtar Kavram

Yükselme Dönemi Fetihlerinin Stratejik ve Siyasi Analizi

İpuçları

1
Fetihlerin amacını düşünürken coğrafi konumlar ile siyasi hedefler arasındaki bağa odaklanın.
2
Bizans İmparatorluğu'nun mirasçıları olan hanedanların Mora ve Trabzon'da yaşadığını, Otranto'nun ise İtalya'da olduğunu hatırlayın.
3
Fatih Sultan Mehmet'in 'Kızıl Elma'sı olan Roma, Bizans'tan ziyade İtalya ve Vatikan üzerindeki hakimiyet iddiasıyla ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Fatih Sultan Mehmet'in Karadeniz hakimiyeti için attığı diğer adımları (Amasra, Sinop, Trabzon) kronolojik olarak inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru →

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Safevi Devleti (İran) üzerine gerçekleştirilen Irakeyn, Tebriz ve Nahçıvan seferleri sonucunda 1555 yılında imzalanan ve Osmanlı Devleti ile Safeviler arasındaki ilk resmi barış antlaşması olma özelliğini taşıyan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amasya Antlaşması

Cevap

1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İran (Safeviler) arasındaki ilk resmi barış antlaşmasıdır.
Amasya Antlaşması, 1555 yılında Safevi Devleti ile imzalanarak Doğu sınırlarında uzun süreli bir barış sağlamış ve iki devlet arasındaki ilk resmi hukuk metni olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve tarafları belirle
Kanuni Sultan Süleyman dönemi (1520-1566) ve Osmanlı-Safevi ilişkileri incelenmelidir.
Soru 1555 tarihli ve İran ile yapılan ilk resmi antlaşmayı sormaktadır.
2
Seçeneklerdeki antlaşmaları tarihsel olarak ele
Kasr-ı Şirin (1639), Ferhat Paşa (1590), Bucaş (1672) ve Küçük Kaynarca (1774) antlaşmaları 1555 yılından çok daha sonra imzalanmıştır.
Kronolojik bilgi, yanlış seçeneklerin elenmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Safevi ilişkilerinde diplomatik başlangıç noktası

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyılın ortalarında (1555) doğudaki komşusuyla imzaladığı ilk resmi belgeyi hatırlamaya çalışın.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'nın doğuda en geniş sınırlara ulaştığı antlaşma ile ilk resmi antlaşmanın farkını karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru →

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin, Avrupa'da yayılan Reform hareketleri karşısında Protestan prensleri desteklemesi ve Fransa'ya çeşitli ticari ayrıcalıklar (Kapitülasyonlar) tanıması; aşağıdakilerden hangisinin öncelikli olarak hedeflendiğini kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şarlken'in (V. Karl) evrensel imparatorluk idealini zayıflatarak Haçlı birliğinin oluşmasını engellemek

Cevap

Osmanlı Devleti'nin bu politikadaki temel amacı, Avrupa Hristiyan birliğini parçalayarak Haçlı ittifaklarının önünü kesmek ve Batı'daki fetihlerini kolaylaştırmaktır.
Osmanlı Devleti, Şarlken'in Avrupa'da tek bir Katolik imparatorluğu kurma hedefine karşı, Reform hareketleriyle ortaya çıkan Protestanlığı destekleyerek Avrupa'nın dini ve siyasi olarak bölünmesini sağlamıştır. Aynı şekilde Fransa'ya verilen kapitülasyonlar da Fransa'yı Şarlken'in yanından çekip Osmanlı'nın yanına çekmeyi amaçlar. Bu stratejinin temel hedefi Haçlı birliğini parçalamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi konjonktürü analiz et
Kanuni döneminde Avrupa'nın en büyük tehdidi Şarlken liderliğindeki Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu'dur.
Düşmanı zayıflatmak için içindeki muhalif grupları tespit etmek gerekir.
2
Dini ve ekonomik hamleleri birleştir
Protestanların desteklenmesi dini bölünmeyi, Fransa'ya kapitülasyon verilmesi ise siyasi/ekonomik bölünmeyi sağlar.
Hristiyan birliğini bozmak çok yönlü bir strateji gerektirir.
3
Sonuca ulaş
Bütün bu eylemler, Habsburg (Avusturya-Almanya) gücünü kırmaya yöneliktir.
Parçalanmış bir Avrupa, Osmanlı'nın Batı ilerleyişi için en güvenli ortamdır.

Anahtar Kavram

Parçala ve Yönet (Divide et Impera) Diplomasisi

İpuçları

1
Osmanlı'nın Batı yönünde ilerlerken karşısındaki en büyük güç olan Habsburglar'ın (Avusturya ve Almanya) içindeki bölünmeleri düşünün.
2
Dini bir hareket olan Reform'un Avrupa'da yarattığı çatışma, Osmanlı için askeri bir fırsat sunmuş olabilir mi?
3
Haçlı birliği ancak tüm Hristiyan devletlerin Katolik Kilisesi ve İmparator etrafında birleşmesiyle mümkündür; bu birliği bozacak her türlü hareket Osmanlı'nın çıkarınadır.

Daha Fazla Pratik

1606 Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı'nın bu üstünlüğünün nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru →

Yavuz Sultan Selim Dönemi'nde gerçekleştirilen Mısır Seferi (15161516-15171517) sonucunda Memluk Devleti'ne son verilmiş, Halifelik makamı Osmanlı Hanedanı'na geçmiş ve Kutsal Emanetler İstanbul'a getirilmiştir. Bu seferin Türk-İslam dünyasındaki etkileri ve Osmanlı Devleti'ne sağladığı kazanımlar düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi Mısır Seferi'nin sonuçları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avusturya Arşidükü'nün protokol bakımından Osmanlı Sadrazamı'na denk sayılması

Cevap

Avusturya Arşidükü'nün Osmanlı Sadrazamı'na denk sayılması, Mısır Seferi'nin bir sonucu değildir; bu durum Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki 15331533 İstanbul Antlaşması'nın bir sonucudur.
Avusturya Arşidükü'nün Osmanlı Sadrazamı'na denk sayılması, Osmanlı Devleti'nin Avrupa üzerindeki siyasi üstünlüğünü belgeleyen 15331533 tarihli İstanbul (İbrahim Paşa) Antlaşması ile gerçekleşmiştir. Bu olay Kanuni Sultan Süleyman dönemi gelişmesidir, oysa Mısır Seferi Yavuz Sultan Selim döneminde tamamlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mısır Seferi'nin temel sonuçlarını belirle.
Memluk Devleti yıkıldı, Halifelik Osmanlı'ya geçti, Baharat Yolu ve Kutsal Emanetler kontrol altına alındı.
Seferin Yavuz Sultan Selim döneminde (15121512-15201520) gerçekleştiğini ve sonuçlarını netleştirmek için.
2
Seçeneklerdeki olayları tarihsel dönemleri ile eşleştir.
Venedik vergisi, Baharat Yolu ve teokratik yapı Yavuz dönemiyle; Avusturya ile olan diplomatik üstünlük ise Kanuni dönemiyle (15331533) ilişkilidir.
Kronolojik hata yapmamak ve doğru dönemi tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Yükselme Dönemi Siyasi Olayları ve Sefer Sonuçları

İpuçları

1
Mısır Seferi Yavuz Sultan Selim döneminde, Avusturya ile yapılan ilk büyük diplomatik antlaşma ise Kanuni dönemindedir.
2
Siyasi üstünlük içeren seçenek, Osmanlı'nın batı politikasıyla (Avrupa) ilgilidir; oysa Mısır Seferi doğu ve güney politikasının bir parçasıdır.
3
15331533 İstanbul Antlaşması'nı ve bu antlaşmanın protokol önemini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki 15331533 İstanbul Antlaşması ile 16061606 Zitvatorok Antlaşması'nı karşılaştırarak diplomatik üstünlüğün nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olayları padişah bazlı gruplandırarak elemek: Venedik vergisi, Baharat Yolu, Halifelik/Teokrasi, Hâdimü'l-Haremeyn unvanı →\rightarrow Yavuz Sultan Selim; Avusturya Sadrazam denkliği →\rightarrow Kanuni Sultan Süleyman.
Tahmini Süre:50s
Soru 48Soru →

15261526 yılında gerçekleşen Mohaç Meydan Muharebesi ile Macaristan toprakları üzerinde kesin bir hakimiyet kuran Kanuni Sultan Süleyman, bölgeyi doğrudan merkeze bağlı bir eyalet haline getirmek yerine başlangıçta Yanoş Zapolya liderliğinde bir "vassal (bağımlı) devlet" statüsünde (Erdel Beyliği) bırakmayı tercih etmiştir. Osmanlı Devleti'nin bu uygulamayla güttüğü temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avusturya (Habsburg) ile doğrudan sınır komşusu olmayı engelleyerek stratejik bir tampon bölge oluşturmak

Cevap

Avusturya (Habsburg) ile doğrudan sınır komşusu olmayı engelleyerek stratejik bir tampon bölge oluşturmak
Osmanlı Devleti, Mohaç zaferinden sonra Macaristan'ı hemen bir eyalet olarak ilhak etmemiştir. Bunun temel sebebi, Batı'daki en büyük rakibi olan Avusturya (Habsburglar) ile doğrudan uzun bir sınırı savunmanın zorluğudur. Kanuni, Erdel'i bağımlı bir krallık (tampon bölge) yaparak hem askeri yükü hafifletmiş hem de Habsburglar ile İstanbul arasında bir güvenlik kuşağı oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mohaç zaferi sonrası bölgedeki idari yapıyı incelemek
Macaristan'ın doğrudan merkeze bağlanmadığı (ilhak edilmediği), bunun yerine Erdel Beyliği üzerinden dolaylı yönetildiği görülür.
Zafer sonrası bölgenin yönetilme biçimi, devletin diplomatik önceliklerini gösterir.
2
Osmanlı-Habsburg rekabetini analiz etmek
Avusturya ile doğrudan sınırdaş olmanın lojistik ve askeri zorlukları olduğu saptanır.
İstanbul'dan Macaristan'ın en batı ucuna sefer yapmak teknik olarak zordur, bu yüzden Erdel bir kalkan görevi görür.
3
Tampon bölge kavramını sonuca bağlamak
Doğrudan ilhak yerine bağımlı bir krallık kurmanın Habsburg baskısını yumuşatmak için yapıldığı anlaşılır.
Diplomatik ve askeri strateji gereği tampon bölgeler çatışma riskini azaltır.

Anahtar Kavram

Tampon Bölge Stratejisi ve Vassal Devlet Yönetimi

İpuçları

1
Osmanlı'nın İstanbul'dan Macaristan'a ordu göndermesinin ne kadar sürdüğünü ve bu mesafenin lojistik zorluklarını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin Macaristan'ı ne zaman (hangi gelişme ile) doğrudan Budin Beylerbeyliği olarak merkeze bağladığını araştırın (15411541).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru →

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Doğu yönündeki seferler sonucunda Safevi Devleti ile imzalanan 15551555 tarihli Amasya Antlaşması'nın Türk tarihi açısından temel önemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanan ilk resmi antlaşma olması

Cevap

Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanan ilk resmi antlaşma olması
Doğru seçenek Amasya Antlaşması'nın Osmanlı ve Safevi devletleri arasında imzalanan ilk resmi diplomatik belge olduğunu belirtmektedir. Bu antlaşma ile iki devlet arasındaki uzun süreli savaş dönemi yerini yaklaşık 30 yıllık bir barış sürecine bırakmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Doğu seferlerini analiz edin.
Irakeyn, Tebriz ve Nahçıvan gibi seferlerle İran üzerine baskı kurulmuştur.
Safevi tehdidini sonlandırmak ve sınır güvenliğini sağlamak amaçlanmıştır.
2
15551555 Amasya Antlaşması'nın diplomatik niteliğini değerlendirin.
Bu antlaşma, iki devlet arasında imzalanan ilk yazılı barış metnidir.
Resmi antlaşmalar, devletler arasındaki ilişkilerin hukuksal temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Safevi Diplomatik İlişkileri ve Amasya Antlaşması

İpuçları

1
Bu antlaşma Osmanlı'nın Doğu sınırındaki en büyük rakibiyle yaptığı ilk 'yazılı' mutabakattır.
2
Çaldıran Savaşı'ndan sonra bir dizi askeri başarı gelmiş olsa da, diplomatik bir sonuç ancak 15551555 yılında alınabilmiştir.
3
İran ile yapılan diğer antlaşmalar (Kasr-ı Şirin, Ferhat Paşa) kronolojik olarak Amasya'dan sonradır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'nın Batı'daki benzer bir 'ilk' antlaşması olan 15331533 İstanbul (Pargalı İbrahim Paşa) Antlaşması'nı inceleyerek diplomatik üstünlük kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 50Soru →

Osmanlı Devleti'nin Batı yönündeki fetih hareketlerinde bir dönüm noktası kabul edilen; Fatih Sultan Mehmet döneminde kuşatılmasına rağmen fethi gerçekleştirilemeyen, ancak 15211521 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele geçirilmesiyle Macaristan ve Orta Avrupa yolu üzerindeki en önemli stratejik engelin kalkmasını sağlayan merkez aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belgrad

Cevap

Belgrad, Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'ya açılan kapısı olarak 1521 yılında fethedilmiştir.
Doğru seçenek olan Belgrad, Orta Avrupa'nın anahtarı kabul edilen stratejik konumu nedeniyle Osmanlı Devleti'nin Batı'ya yönelik büyük seferlerinin (Mohaç, Viyana vb.) temel hareket noktası olmuştur. Fatih Sultan Mehmet dönemindeki başarısız kuşatmanın ardından Kanuni'nin ilk önemli başarısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Fatih Sultan Mehmet dönemindeki başarısız kuşatmaları hatırla.
Fatih; Belgrad ve Rodos'u kuşatmış ancak buraları alamamıştır.
Soruda belirtilen 'kuşatılıp da alınamayan' kriterini daraltmak için gereklidir.
2
Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta geçtikten sonraki ilk hedeflerini analiz et.
Kanuni, 1521'de Belgrad'ı, 1522'de ise Rodos'u fethetmiştir.
Fetih tarihini ve padişah dönemini doğrulamak için gereklidir.
3
Fethin stratejik önemini (Orta Avrupa yolu/kapısı) değerlendir.
Belgrad, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada Macaristan'ın anahtarı konumundadır.
Doğru yerin coğrafi ve stratejik önemini kesinleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'ya açılan kapısı: Belgrad'ın Fethi

İpuçları

1
Bu şehir, Osmanlı tarihinde 'Darü'l-Cihad' olarak anılmış ve Batı seferlerinin lojistik merkezi olmuştur.
2
Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada bulunan bu stratejik kale, Macaristan Krallığı'nın elindeydi.
3
Fatih Sultan Mehmet'in kuşatıp da alamadığı iki yerden biri Rodos, diğeri bu şehirdir.

Daha Fazla Pratik

Belgrad'ın fethinden sonra Macaristan ile yapılan ve sadece iki saat sürerek dünya tarihindeki en kısa meydan muharebelerinden biri olan savaşı araştırınız.

Alternatif Yöntem

Fatih dönemindeki başarısız kuşatmalar (Belgrad, Rodos) ile Kanuni'nin ilk yıllarındaki fetihlerini eşleştirerek sonuca gidilebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 51Soru →

Osmanlı Devleti'nde Fatih Sultan Mehmet Dönemi'ne kadar Divan-ı Hümayun toplantılarına padişahlar başkanlık ederken, 14751475 yılından itibaren bu görev sadrazamlara bırakılmış; padişahlar ise toplantıları "Kasr-ı Adl" denilen kafesli bir pencere arkasından takip etmeye başlamıştır.

Fatih Sultan Mehmet'in gerçekleştirdiği bu değişiklikle ulaşılmak istenen temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın mutlak ve merkezi otoritesini güçlendirerek onu devlet hiyerarşisinin üzerinde, dokunulmaz ve saygın bir konuma taşımak

Cevap

Padişahın mutlak ve merkezi otoritesini güçlendirerek onu devlet işlerinin üzerinde, dokunulmaz ve saygın bir konuma taşımak
Fatih Sultan Mehmet, padişahı divandaki fiziksel tartışma ortamından uzaklaştırıp bir pencere arkasına taşıyarak onu tüm devlet mekanizmasının üzerinde, tartışılmaz ve mutlak bir güç olarak konumlandırmıştır. Bu sayede divan üyeleri daha rahat görüş bildirebilmiş ancak son söz her zaman padişaha ait kalarak merkezi otorite pekiştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari değişimin niteliğini analiz et
Padişah divan başkanlığını bırakmış ve toplantıları gizli bir pencereden izlemeye başlamıştır.
Başkanlığın sadrazama devredilmesi, padişahı günlük tartışmaların ve bürokrasinin bir parçası olmaktan çıkarır.
2
Siyasi hedefleri değerlendir
Divan bir 'karar meclisi'nden 'danışma meclisi'ne dönüşmüştür.
Padişahın huzurunda serbestçe konuşamayan üyelerin sadrazam başkanlığında fikirlerini söylemesi sağlanırken, son onayın padişaha ait olması merkezi otoriteyi en tepeye taşır.
3
Dönemler arası ayrım yap
Bu bir demokratikleşme veya modernleşme (bakanlık kurma) adımı değildir.
Yükselme Dönemi'ndeki bu hamle, klasik Osmanlı mutlakiyetçiliğinin (padişahın tek hakim olması) kurumsallaşmasıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve padişahın mutlakiyetçi konumu

İpuçları

1
Fatih Sultan Mehmet'in devlet yönetiminde 'merkeziyetçilik' ve 'mutlak otorite' kavramlarını nasıl kurumsallaştırdığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Fatih Sultan Mehmet'in merkezi otoriteyi güçlendirmek için çıkardığı 'Sancak Sistemi' ve 'Müsadere Usulü' gibi diğer uygulamaları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 52Soru →

Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki mutlak üstünlüğü 15381538 Preveze Deniz Zaferi ile tesis edilmiş olsa da İspanya Krallığı ve müttefikleri, Kuzey Afrika kıyılarındaki Osmanlı varlığını sonlandırmak amacıyla saldırılarını sürdürmüştür. Bu doğrultuda Haçlıların Trablusgarp'ı geri almak için başlattıkları harekatın engellenmesiyle sonuçlanan, Batı Akdeniz'deki Haçlı direncinin kesin olarak kırıldığı ve Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki hakimiyetini perçinleyen Kanuni Sultan Süleyman Dönemi gelişmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerbe Deniz Savaşı (15601560)

Cevap

Cerbe Deniz Savaşı (15601560), Batı Akdeniz'deki İspanyol üstünlüğüne son darbeyi vurarak Kuzey Afrika hakimiyetini perçinleyen zaferdir.
Cerbe Deniz Savaşı, Haçlı donanmasının Trablusgarp'ı geri alma girişimini engellemiş ve İspanyolların Akdeniz'deki saldırı gücünü büyük ölçüde kırmıştır. Bu zaferle birlikte Preveze ile başlayan süreç tamamlanmış ve Kuzey Afrika'daki Osmanlı hakimiyeti kesinlik kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve coğrafyayı analiz etme
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi ve Kuzey Afrika/Batı Akdeniz coğrafyası belirlenmiştir.
Soru, Preveze sonrası Batı Akdeniz'deki İspanyol tehdidine karşı kazanılan zaferi sormaktadır.
2
Seçeneklerdeki savaşların sonuçlarını değerlendirme
İnebahtı'nın bir bozgun, Malta'nın başarısız bir kuşatma olduğu tespit edilmiştir.
Soru bir 'zafer' ve 'hakimiyet perçinleyen gelişme' aramaktadır.
3
Preveze ile Cerbe arasındaki ilişkiyi kurma
Preveze (15381538) üstünlüğü başlatmış, Cerbe (15601560) ise İspanyol donanmasını yok ederek bu üstünlüğü korumuştur.
KPSS düzeyinde Cerbe, Akdeniz'deki Türk gölü sürecinin en parlak savunma ve pekiştirme zaferidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Akdeniz Hakimiyeti ve Cerbe Zaferi

İpuçları

1
Preveze ile Akdeniz'de başlayan üstünlüğü, yaklaşık 2020 yıl sonra koruyan ve perçinleyen savaşı düşünün.
2
Bu savaşta Turgut Reis ve Piyale Paşa büyük başarılar göstermiş, Haçlı donanması ağır bir yenilgiye uğratılmıştır.
3
Kuzey Afrika'da Trablusgarp yakınlarındaki bir ada olan Cerbe açıklarında gerçekleşen zaferdir.

Daha Fazla Pratik

İnebahtı yenilgisinin ardından Osmanlı donanmasının kısa sürede yeniden inşa edilmesi ve Kıbrıs'ın fethinin Avrupa üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru →

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde Yavuz Sultan Selim'in 1516−15171516-1517 yıllarında gerçekleştirdiği Mısır Seferi, devletin yapısında ve uluslararası konumunda köklü değişikliklere yol açmıştır.

Bu seferin ardından gerçekleşen aşağıdaki gelişmelerden hangisi, Osmanlı Devleti'nin teokratik (dini temelli) yönetim yapısının güçlenmesine doğrudan katkı sağlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halifelik makamının Osmanlı hanedanına geçmesi

Cevap

Halifelik makamının Osmanlı hanedanına geçmesi
Mısır Seferi sonunda Memlük Devleti'nin ortadan kaldırılmasıyla Halifelik makamı Osmanlı hanedanına geçmiş, böylece Osmanlı padişahları tüm İslam dünyasının dini lideri unvanını kazanmıştır. Bu durum, devlet yönetiminde dini kuralların ve otoritenin etkisini artırarak teokratik yapıyı güçlendirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seferin mahiyetini belirle.
Mısır Seferi (15161516 Mercidabık ve 15171517 Ridaniye Savaşları) Yavuz Sultan Selim tarafından Memlük Devleti'ne karşı yapılmıştır.
Sorunun odaklandığı tarihi olayı ve aktörü doğru tanımlamak gerekir.
2
Sonuçları kategorize et.
Sefer sonucunda Memlükler yıkılmış, Baharat Yolu ele geçirilmiş (ekonomik) ve Halifelik Osmanlı'ya geçmiştir (dini/siyasi).
Farklı alanlardaki sonuçları birbirinden ayırarak teokratik olanı bulmak hedeflenir.
3
Teokratik yapı ile ilişki kur.
Halifelik unvanı, padişahın hem siyasi hem de dini lider olmasını sağlayarak devletin teokratik (din temelli) otoritesini en üst seviyeye taşımıştır.
Dini bir makamın devlet başkanı tarafından üstlenilmesi teokrasinin en bariz göstergesidir.

Anahtar Kavram

Mısır Seferi'nin Dini ve Siyasi Sonuçları

İpuçları

1
Teokratik yönetim, devletin dini kurallara göre yönetilmesi veya yöneticinin dini bir otoriteye sahip olmasıdır.
2
Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sonunda elde ettiği 'Hadimü'l-Haremeyn' (Mekke ve Medine'nin Hizmetkârı) unvanı hangi makamla ilişkilidir?
3
Padişahın siyasi gücünün yanına dini gücü de eklediği 'Halifelik' unvanını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin halifelik makamını diplomatik bir güç olarak ilk kez hangi antlaşmada kullandığını araştırınız (Küçük Kaynarca Antlaşması).

Alternatif Yöntem

Padişah unvanlarını eleme yöntemiyle gidebilirsiniz: 'Hakan' veya 'Sultan' siyasiyken, 'Halife' dinidir. Soruda dini temel arandığına göre Halifelik anahtar kelimedir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 54Soru →

İstanbul'un fethinden sonra Anadolu'daki Türk siyasi birliğini tehdit eden en önemli güçlerden biri haline gelen Uzun Hasan, Osmanlı topraklarına saldırılar düzenleyerek Avrupalı devletlerle ittifak arayışına girmiştir. 14731473 yılında gerçekleşen ve Osmanlı ordusunun sahra toplarını etkin kullanarak kesin zafer elde ettiği bu mücadele sonucunda Akkoyunlu Devleti'nin gücü kırılmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda, Doğu Anadolu'daki Osmanlı otoritesini sağlamlaştıran ve Anadolu Türk siyasi birliğinin korunmasında dönüm noktası olan askeri gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otlukbeli Savaşı

Cevap

Doğu Anadolu'da Osmanlı otoritesini sağlayan ve Akkoyunlu Devleti'ne karşı kazanılan Otlukbeli Savaşı'dır.
Metinde bahsedilen 14731473 tarihi, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ve Osmanlı'nın ateşli silah üstünlüğü bilgileri doğrudan Otlukbeli Savaşı'nı işaret eder. Bu zaferle birlikte Doğu Anadolu'daki Akkoyunlu tehdidi sona ermiş ve bölgedeki Osmanlı otoritesi kesinleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirleme
Hükümdar: Uzun Hasan, Rakip: Akkoyunlu Devleti, Tarih: 14731473, Teknoloji: Sahra topları.
Soruda bahsedilen savaşın hangi döneme ve kime ait olduğunu tespit etmek için veriler analiz edilmelidir.
2
Dönem ve hükümdar eşleştirmesi yapma
14731473 yılı Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) dönemine denk gelmektedir.
Yükselme Dönemi padişahlarının faaliyetlerini ayırt etmek doğru sonuca götürür.
3
Eseçeneklerdeki savaşları kronolojik olarak eleme
Otlukbeli (14731473) doğru iken; Ankara (14021402) ve Sırpsındığı (13641364) Kuruluş, Haçova (15961596) ise Duraklama dönemine aittir.
Padişah ve dönem bilgisi üzerinden yanlış seçenekler elenmelidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Akkoyunlu Mücadelesi ve Doğu Anadolu Hakimiyeti

İpuçları

1
Soruda geçen 14731473 tarihi Fatih Sultan Mehmet dönemine işaret etmektedir.
2
Akkoyunlu Devleti'ne karşı kazanılan ve Anadolu Türk siyasi birliğini koruyan bir savaştır.
3
Osmanlı'nın sahra toplarını kullanarak Uzun Hasan'ın süvari ordusunu mağlup ettiği savaşı hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Fatih Sultan Mehmet döneminde Karadeniz'in Türk gölü haline gelmesini sağlayan fetihleri tekrar edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Padişah-Yıl-Devlet eşleştirmesi yaparak seçenekleri eleyebilirsiniz: Otlukbeli (Fatih-1473-Akkoyunlu), Çaldıran (Yavuz-1514-Safevi), Ankara (Yıldırım-1402-Timur).
Tahmini Süre:50s
Soru 55Soru →

1526 yılında kazanılan Mohaç Meydan Muharebesi'nin ardından Macaristan'ın büyük bir bölümü Osmanlı denetimine girmiştir. Ancak Kanuni Sultan Süleyman, bu bölgeyi doğrudan bir eyalet olarak merkeze bağlamak yerine, kendisine bağlılık bildiren Erdel Beyi Yanos Zapolya'yı Macar kralı olarak tanımış ve bölgeyi bir süre bu statüde idare etmiştir. Osmanlı Devleti'nin Macaristan'da uyguladığı bu 'bağımlı krallık' (tampon bölge) politikasının öncelikli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avusturya (Habsburglar) ile doğrudan sınır komşusu olmayı geciktirerek bölgeyi bir savunma ve lojistik üssü olarak kullanmak

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Macaristan'ı doğrudan merkeze bağlamak yerine bağımlı bir krallık olarak tutmasının temel nedeni, Avusturya (Habsburglar) ile doğrudan sınır komşusu olmayı geciktirmek ve bölgeyi stratejik bir tampon bölge olarak kullanmaktır.
Doğru seçenek, Osmanlı Devleti'nin sınır güvenliği ve yönetim stratejisini yansıtmaktadır. Osmanlı, yeni fethedilen ve rakiplerine (Habsburglar) çok yakın olan bu geniş toprakları doğrudan yönetmek yerine, kendine bağlı yerel bir otorite üzerinden yöneterek hem idari iş yükünden kaçınmış hem de batı sınırını koruyacak bir güvenlik kuşağı oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mohaç Meydan Muharebesi'nin sonuçlarını analiz etmek
Macaristan Krallığı'nın yıkıldığı ve bölgenin Osmanlı kontrolüne geçtiği saptanır.
Siyasi boşluğu doldurmak için bir yönetim modeli belirlenmelidir.
2
Dönemin jeopolitik koşullarını değerlendirmek
Avrupa'da Habsburg hanedanının (Şarlken ve Ferdinand) Osmanlı'nın en büyük rakibi olduğu görülür.
Habsburglar ile doğrudan sınırdaş olmak, her an büyük bir savaş riskini ve yüksek savunma maliyetini beraberinde getirecektir.
3
Bağımlı krallık modelinin avantajlarını belirlemek
Yerel bir kralın (Yanos Zapolya) Osmanlı'ya bağlı yönetimi, Osmanlı'nın bölgeye sürekli büyük bir ordu bırakma zorunluluğunu azaltır.
Bu yöntem, hem bölgenin güvenliğini sağlar hem de Viyana yönündeki seferler için lojistik kolaylık sunar.

Anahtar Kavram

Tampon Bölge Politikası (Jeopolitik Strateji)

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin en büyük rakibi olan Avusturya ile sınır komşusu olmanın getireceği riskleri düşünün.
2
Bir bölgeyi doğrudan eyalet yapmak yerine 'bağımlı' tutmak, merkezin üzerindeki askeri ve idari yükü nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'nın 1541 yılında bu politikadan vazgeçerek Budin Eyaleti'ni kurmasının nedenlerini araştırarak politikanın nasıl değiştiğini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru →

Osmanlı Devleti'nin 1616. yüzyılda Portekiz'in Baharat Yolu üzerindeki hakimiyetini kırmak ve bölgedeki Müslüman devletlere (Gücerat, Açe vb.) yardım etmek amacıyla düzenlediği Hint Deniz Seferleri, büyük bir donanma gücü ayrılmasına rağmen istenilen kesin askeri ve ekonomik sonuca ulaşamamıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu seferlerin başarısız olmasının nedenleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seferlerin düzenlendiği dönemde Osmanlı Devleti'nin henüz Mısır ve Kızıldeniz kıyılarına hakim olmaması

Cevap

Hint Deniz Seferleri düzenlendiğinde Osmanlı Devleti zaten Mısır ve Kızıldeniz kıyılarına hakim durumdaydı; dolayısıyla hakimiyet eksikliği bir başarısızlık nedeni olamaz.
Doğru cevap olan ifade, tarihsel bir hata içermektedir. Osmanlı Devleti, 15171517 yılında Yavuz Sultan Selim liderliğindeki Mısır Seferi ile bölgeyi kontrol altına almıştır. Hint Deniz Seferleri ise yaklaşık 2020 yıl sonra, bu hakimiyet sayesinde Süveyş tersaneleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla 'hakim olunmaması' bir başarısızlık nedeni değil, aksine tarihsel olarak yanlış bir bilgidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hint Deniz Seferleri'nin dönemini ve amacını belirle.
Seferler Kanuni döneminde (15381538-15531553), Portekiz'e karşı düzenlenmiştir.
Sorunun zaman dilimini doğru oturtmak için gereklidir.
2
Osmanlı'nın Mısır'ı fetih tarihini hatırla.
Osmanlı Devleti, Yavuz Sultan Selim döneminde 15171517 yılında Mısır'ı fethetmiştir.
Siyasi sınırların ve stratejik çıkış noktalarının mevcudiyetini kontrol etmek için gereklidir.
3
Seferlerin teknik ve siyasi başarısızlık nedenlerini analiz et.
Kadırga tipi gemiler, yerel destek eksikliği ve stratejik vizyon noksanlığı gerçek nedenlerdir.
Doğru ve yanlış seçenekleri ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hint Deniz Seferleri'nin Stratejik ve Teknik Analizi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin Hint Okyanusu'na çıkabilmesi için hangi bölgeye hakim olması gerektiğini düşünün.
2
Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinin (15171517) sonuçlarını ve Hint Deniz Seferleri'nin (15381538) başlangıç tarihini karşılaştırın.
3
Başarısızlık nedenleri genellikle donanma teknolojisi (kadırga/kalyon) ve stratejik vizyon eksikliğiyle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Hint Deniz Seferleri'nin başarısızlığına rağmen Osmanlı'nın bu dönemde Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde elde ettiği kazanımları (Aden, Habeşistan vb.) inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 57Soru →

Osmanlı Devleti, XVI.XVI. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nden itibaren Portekiz’in Hint Okyanusu’ndaki faaliyetlerini engellemek ve Baharat Yolu’nun güvenliğini sağlamak amacıyla dört büyük deniz seferi düzenlemiştir. Akdeniz’deki mutlak üstünlüğün aksine, Hint Deniz Seferleri'nde stratejik ve ekonomik hedeflere tam anlamıyla ulaşılamamıştır.

Bu seferlerin beklenen başarıyı gösterememesinde aşağıdakilerden hangisinin payı diğerlerine göre daha düşüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Coğrafi Keşifler sonucunda Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleri üzerindeki siyasi ve hukuki üstünlüğünü bu dönemde tamamen kaybetmesi

Cevap

Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleri üzerindeki siyasi ve hukuki üstünlüğünü kaybetmesi durumu, başarısızlık nedenleri arasında gösterilemez; aksine bu dönem Osmanlı'nın en güçlü olduğu dönemdir.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin XVI.XVI. yüzyıldaki konumunu yanlış tasvir etmektedir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı, Avrupa diplomasisinde en belirleyici güçtür. Hint Deniz Seferleri'ndeki başarısızlık, genel bir siyasi çöküşten değil; okyanus coğrafyasına uyumsuzluk, teknik donanım farkı (kadırga vs kalyon) ve lojistik destek yetersizliği gibi spesifik nedenlerden kaynaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
Hint Deniz Seferleri 1538−15531538-1553 yılları arasında, Osmanlı'nın en güçlü olduğu Yükselme Dönemi'nde gerçekleşmiştir.
Sorunun kronolojik çerçevesini belirleyerek ankronik (zaman dışı) hataları elemek.
2
Teknik engelleri değerlendirme
Akdeniz tipi kadırgalar ile okyanus tipi kalyonlar arasındaki farkların (bordaj yüksekliği, yelken yapısı) başarısızlıkta büyük rol oynadığı tespit edilir.
Teknolojik yetersizliğin askeri sonuçlarını analiz etmek.
3
Siyasi ve yerel koşulları inceleme
Gucerat gibi yerel devletlerin samimiyetsizliği ve merkezin (İstanbul) 'Garp' odaklı vizyonu başarısızlığı tetiklemiştir.
Diplomatik ve stratejik hataları sorgulamak.
4
Yanlış seçeneği tespit etme
Osmanlı'nın siyasi üstünlüğünü kaybetmesi tezi, Yükselme Dönemi gerçekleriyle (1533 İstanbul Antlaşması vb.) çelişmektedir.
Siyasi güç dengelerinin tarihsel gelişimini doğru yorumlamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin 'Cihan Şümul' (Evrensel) güç vizyonu ile okyanuslardaki teknik/lojistik kısıtlılıkları arasındaki çatışma.

İpuçları

1
Soruda bahsedilen dönemde Osmanlı Devleti'nin askeri ve diplomatik gücünün hangi seviyede olduğunu düşünün.
2
Akdeniz'deki kadırga tipi gemilerin okyanusun dev dalgaları karşısındaki durumunu göz önüne getirin.
3
Osmanlı'nın siyasi üstünlüğünü kaybettiği (Zitvatorok gibi) dönem ile Yükselme dönemini karıştırmayın.

Daha Fazla Pratik

Sokollu Mehmet Paşa'nın Süveyş Kanalı Projesi ile bu başarısızlık arasındaki ilişkiyi araştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi: Seçeneklerdeki ifadelerin hangisinin 16. yüzyıl (Yükselme) ruhuna aykırı olduğunu arayın. 'Siyasi üstünlüğün kaybedilmesi' genellikle Duraklama veya Gerileme dönemlerinin karakteristiğidir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 58Soru →

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nin sonlarına doğru, Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa tarafından projelendirilen ve 15691569 yılında Ejderhan (Astrahan) Seferi ile fiilen hayata geçirilmeye çalışılan "Don-Volga Kanal Projesi" ile ulaşılmak istenen hedefler arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ümit Burnu'nun keşfiyle önemini yitiren Baharat Yolu'nu yeniden canlandırmak ve Portekiz'in etkisini kırmak

Cevap

Baharat Yolu'nu canlandırmak ve Portekiz'in etkisini kırmak hedefi, Don-Volga değil Süveyş Kanalı Projesi'nin temel amacıdır.
Doğru cevap olan seçenek, Süveyş Kanalı Projesi'nin temel amacını ifade etmektedir. Don-Volga Kanal Projesi, kuzey coğrafyasında yer aldığı için Hint Okyanusu'ndaki Portekiz varlığı veya Baharat Yolu ile doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu proje; Rusya'nın güneye yayılımını durdurmak, Safevileri kuzeyden kuşatmak ve Orta Asya Türk dünyası ile temas kurmak (İpek Yolu bağlantısı) amacıyla planlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Projenin coğrafi konumunu analiz edin.
Don ve Volga nehirleri Azak Denizi (Karadeniz) ile Hazar Denizi arasındadır.
Hangi ticaret yollarını ve devletleri etkileyeceğini belirlemek için coğrafi konum kritiktir.
2
Dönemin siyasi aktörlerini değerlendirin.
Bölgede güçlenen Rusya (Astrahan'ın işgali), Safeviler ve Orta Asya Türk Hanlıkları bulunmaktadır.
Projenin askeri ve siyasi hedefleri bu aktörlerle doğrudan ilişkilidir.
3
Ticaret yolları ile projeleri eşleştirin.
Don-Volga hattı İpek Yolu'nun kuzey kolunu; Süveyş hattı ise Baharat Yolu'nu ilgilendirir.
KPSS sorularında genellikle bu iki kanal projesinin ekonomik amaçları birbiriyle karıştırılmaktadır.

Anahtar Kavram

Sokollu Mehmet Paşa'nın Kanal Projeleri ve Stratejik Farkları

İpuçları

1
Projenin coğrafi konumu olan Karadeniz-Hazar hattı ile hangi ticaret yolunun bu bölgeden geçtiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Sokollu Mehmet Paşa'nın Süveyş Kanalı ve Marmara-Karadeniz projelerinin amaçlarını da karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru →

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde, 1535 yılında Fransa'ya tanınan ticari ve hukuki imtiyazların (Kapitülasyonlar) yer aldığı antlaşma metninde; "Fransız tüccarlar arasındaki ticari ve hukuki davalara Fransız yargıçlar bakacaktır." maddesi yer almıştır.

Osmanlı Devleti'nin, gücünün zirvesinde olduğu bir dönemde bu maddeyi kabul etmesindeki temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı tüccarların kendi aralarındaki uyuşmazlıkları kendi hukuklarına göre çözmelerine imkan tanıyarak ticari cazibeyi artırmak ve yargı üzerindeki iş yükünü azaltmak

Cevap

Osmanlı Devleti'nin yabancı tüccarlara kendi yargıçları tarafından yargılanma hakkı vermesi, ticareti kolaylaştırarak cazip hale getirme ve devletin yargı yükünü azaltma amacına yönelik pragmatik bir tercihtir.
Doğru seçenek, Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki pragmatik ve güçlü yönetim anlayışını yansıtır. Yabancı tüccarlara kendi davalarına bakma hakkı tanınması, devletin bir zayıflığından değil; yabancı unsurları sisteme entegre etmeden ticari canlılık sağlama ve merkezi otoritenin adli yükünü hafifletme isteğinden kaynaklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Söz konusu olayın 1535 (Yükselme Dönemi) olduğu ve devletin askeri/siyasi gücünün zirvesinde olduğu belirlenir.
Yükselme döneminde verilen haklar, bir zayıflık göstergesi değil, devletin lütuf ve stratejik tercihleridir.
2
Maddenin hukuki mantığının kavranması
Fransız yargıçların yetkilendirilmesinin, yabancı tüccarların Osmanlı hukuk sistemiyle uğraşmadan ticaret yapabilmelerini sağlamaya yönelik olduğu anlaşılır.
Uluslararası ticareti canlandırmak için yabancı unsurlara kendi hukuk alanlarını bırakmak, dönemin imparatorluk vizyonuyla uyumludur.
3
Yanlış yorumların elenmesi
Islahtat dönemiyle (19. yy) veya zayıflık dönemleriyle (18. yy) ilgili seçenekler elenir.
Öğrenciler sıklıkla kapitülasyonları sadece zayıflık dönemiyle ilişkilendirdikleri için bu ayrımın yapılması kritiktir.

Anahtar Kavram

Yükselme Dönemi Kapitülasyonlarının Stratejik Mantığı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin bu imtiyazları verdiği 1535 yılında devletin ekonomik veya askeri bir zayıflığı olup olmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

1535 Kapitülasyonları ile 1740'ta kapitülasyonların sürekli hale getirilmesi arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 3
Yükselme Dönemi (1453-1579) Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 3 | Examkin