XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 soru

Soru 121Soru

II. Balkan Savaşı'nın devam ettiği ve Londra Konferansı görüşmelerinin sürdüğü sırada, 2323 Ocak 19131913 tarihinde gerçekleşen Bâb-ı Âli Baskını ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu askeri müdahale, IIII. Meşrutiyet ile kurulan parlamenter sistemi sonlandırarak padişahın mutlak otoritesini yeniden tesis etmiştir.

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını, anayasal düzeni veya meşrutiyet rejimini ortadan kaldırmamış, yalnızca mevcut hükümeti askeri güçle değiştirmiştir.
Bâb-ı Âli Baskını, Türk siyasi tarihinde 'rejim değişikliği' amacı gütmeyen, sadece hükümetin (kabinenin) askeri güçle değiştirildiği bir olaydır. Bu süreçte IIII. Meşrutiyet rejimi sona ermemiş, aksine İttihat ve Terakki bu rejim içerisinde kendi 'tek parti' iktidarını kurmuştur. Padişah VV. Mehmed Reşad ise tahtında kalmaya devam etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirlemek
Hükümet darbesi (kabine değişikliği)
Müdahale rejim değişikliğini veya padişahın yetkilerini artırmayı değil, hükümeti devirmeyi hedeflemiştir.
2
Kadro değişimini analiz etmek
Kâmil Paşa'dan Mahmud Şevket Paşa'ya geçiş
İttihatçılar kendilerine yakın bir ismi sadrazamlık makamına getirerek yönetimi kontrol altına almıştır.
3
Yanlış yargıyı tespit etmek
Rejim değişikliği iddiasının çürütülmesi
IIII. Meşrutiyet dönemi ve 18761876 Anayasası (19091909 değişiklikleriyle) baskın sonrasında da yürürlükte kalmıştır.

Anahtar Kavram

Hükümet Darbesi vs Rejim Değişikliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 122Soru

Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ’dan oluşan Balkan bloğunun Osmanlı Devleti’ne karşı başlattığı I. Balkan Savaşı, 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile sona ermiştir.

Bu savaşın gelişimi ve Londra Antlaşması’nın hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sürece dair yanlış bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romanya, Osmanlı Devleti’ne karşı Balkan İttifakı’na katılarak Dobruca bölgesini işgal etmiştir.

Cevap

Romanya'nın I. Balkan Savaşı'na katıldığı bilgisi yanlıştır; Romanya yalnızca II. Balkan Savaşı sürecine dahil olmuştur.
I. Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne karşı savaşan Balkan bloğunda Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ yer almaktadır. Romanya bu savaşta tarafsız kalmış; ancak Bulgaristan'ın I. Balkan Savaşı sonunda en büyük payı alması üzerine çıkan II. Balkan Savaşı'nda Bulgaristan'a karşı savaşa girmiştir. Dolayısıyla Romanya'nın I. Balkan Savaşı ittifakında yer alması tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'na katılan devletleri belirle.
Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan Osmanlı'ya karşı savaşmıştır.
Savaşa katılan tarafları bilmek, ittifakın kapsamını anlamayı sağlar.
2
Londra Antlaşması'nın (1913) temel maddelerini analiz et.
Midye-Enez hattı sınır kabul edilmiş, Arnavutluk bağımsız olmuş ve Ege Adaları büyük devletlerin inisiyatifine bırakılmıştır.
Antlaşmanın toprak ve siyasi sonuçlarını değerlendirmek gerekir.
3
Romanya'nın bu süreçteki konumunu değerlendir.
Romanya I. Balkan Savaşı'nda tarafsız kalmış, ancak toprak paylaşımındaki adaletsizlik nedeniyle II. Balkan Savaşı'na girmiştir.
Balkan savaşları arasındaki en temel kronolojik ve katılımcı farklarından birini ayırt etmek çözüm için kritiktir.

Anahtar Kavram

I. Balkan Savaşı Katılımcıları ve Londra Antlaşması Hükümleri
Soru 123Soru

I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda imzalanan LondraAntlas\cmasıLondra Antlaşması ile ortaya çıkan toprak paylaşımı, Balkan devletleri arasında büyük bir huzursuzluğa yol açmış; özellikle Makedonya’nın paylaşımı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı’na zemin hazırlamıştır. Bu süreçte Osmanlı Devleti, Balkan devletlerinin kendi aralarındaki çatışmadan yararlanarak diplomatik ve askeri hamlelerde bulunmuştur.

Buna göre, II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı süreci ve sonrasında imzalanan antlaşmalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmalarla Osmanlı Devleti’nin batı sınırı, Midye-Enez hattı esas alınarak korunmuş ve stratejik bir savunma hattı oluşturulmuştur.

Cevap

II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmalarla sınırın Midye-Enez hattı olarak kalması ifadesi yanlıştır; çünkü Edirne'nin geri alınmasıyla sınır Meriç Nehri olmuştur.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Midye-Enez hattı, Osmanlı Devleti'nin I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda imzalanan LondraAntlas\cmasıLondra Antlaşması ile kabul etmek zorunda kaldığı sınırdır. II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti, Balkan devletlerinin kendi arasındaki çatışmadan faydalanarak bu hattı geçmiş ve Edirne ile Kırklareli'yi geri almıştır. 1913 yılında Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması ile yeni sınır Meriç Nehri olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla Midye-Enez hattının korunması değil, aşılması söz konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
I. ve II. Balkan Savaşı sınırlarının karşılaştırılması
I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda Midye-Enez hattının batısı kaybedilmişti. II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı ile Osmanlı Devleti bu hattın ötesine geçerek Edirne ve Kırklareli'yi (Doğu Trakya) geri almıştır.
Sınır değişikliğinin hangi antlaşma ve savaşla gerçekleştiğini saptamak.
2
Antlaşmaların içerik analizi
1913 İstanbul Antlaşması ile Bulgaristan ile olan sınır Meriç Nehri olarak belirlenmiştir. Midye-Enez hattı geçerliliğini yitirmiştir.
Seçeneklerdeki sınır tanımının doğruluğunu teyit etmek.
3
Yanlış olan bilginin tespiti
Sınırın Midye-Enez hattı olarak korunduğunu iddia eden ifade, tarihsel gerçekle ve imzalanan antlaşmalarla çelişmektedir.
Hatalı kronolojik ve coğrafi bilgiyi ayıklamak.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Sonrası Sınır Değişiklikleri ve Diplomatik Süreç
Soru 124Soru

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını kaybetmiştir. Ancak antlaşma metninde bazı bölgelerin mülkiyet durumu kesinleştirilmemiş, bu bölgelerin gelecekteki statüsünün belirlenmesi Avrupalı "Büyük Devletler"in (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama) kararına bırakılmıştır.

Buna göre, Londra Antlaşması'nda geleceği Avrupalı devletlerin hakemliğine bırakılan bölgeler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ege Adaları ve Arnavutluk

Cevap

Ege Adaları ve Arnavutluk'un geleceği Avrupalı büyük devletlerin kararına bırakılmıştır.
I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması'na göre; Osmanlı Devleti Ege Adaları ve Arnavutluk'un geleceği hakkındaki kararı Avrupalı devletlere bırakmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin kendi toprakları veya eski toprakları üzerindeki egemenlik gücünü kaybettiğini ve bölgedeki siyasi haritanın büyük devletlerin çıkarlarına göre şekillendiğini kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın (3030 Mayıs 19131913) kapsamını analiz etmek.
Antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu ve bu hattın batısındaki toprakların (Edirne dahil) kaybedildiği görülür.
Savaşın askeri sonuçlarının siyasi bir antlaşmaya nasıl yansıdığını anlamak gerekir.
2
Antlaşmada statüsü askıya alınan veya uluslararası hakemliğe devredilen maddeleri belirlemek.
Ege Adaları'nın Yunan işgalinde olması ve Arnavutluk'un bağımsızlık ilanı nedeniyle bu iki bölgenin mülkiyetinin Avrupalı devletlerin takdirine bırakıldığı saptanır.
Büyük devletlerin (İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Avusturya-Macaristan, İtalya) bölgedeki çıkar çatışmaları nedeniyle bu konularda ortak karar alınması kararlaştırılmıştır.
3
Çelişkili durumları (Girit, On İki Ada) eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
Girit kesin olarak kaybedilmiş, On İki Ada ise zaten İtalyan işgalindedir. Bu nedenle belirsiz kalan tek grup Ege Adaları ve Arnavutluk'tur.
Balkan devletlerinin kendi aralarındaki anlaşmazlıklar ve Osmanlı'nın hak iddiaları bu bölgelerin statüsünü karmaşık hale getirmiştir.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nda Uluslararası Tahkim ve Toprak Kayıpları

İpuçları

1
Antlaşmada bazı bölgeler için 'geleceği büyük devletlerce belirlenecek' ifadesi yer almaktadır.
2
Bu bölgelerden biri savaş sırasında bağımsızlığını ilan eden son Balkan devletidir.
3
Diğer bölge ise Yunanistan tarafından işgal edilmiş ancak mülkiyeti antlaşma anında henüz devredilmemiş olan adalardır.

Daha Fazla Pratik

Büyük devletlerin bu kararı daha sonra hangi konferans veya bildiri ile kesinleştirdiğini (Londra Elçiler Konferansı) araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemi: Edirne ve Girit'in bu antlaşma ile kesin olarak kaybedildiğini (Bulgaristan ve Yunanistan'a) hatırlarsanız, geriye kalan belirsiz seçenekleri bulmak kolaylaşır.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 125Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi'nde (19081908-19181918) yaşanan siyasi gelişmeler, partileşme süreci ve anayasal düzenlemeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını ile Osmanlı Devleti'nde ilk kez çok partili siyasi hayatın temellerinin atılmış olması

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını sonucunda Osmanlı Devleti'nde ilk kez çok partili siyasi hayata geçildiği ifadesi yanlıştır; çünkü bu süreç 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla başlamıştır.
Osmanlı Devleti'nde çok partili siyasi hayat, 19081908 yılında II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet'in ilanıyla başlamış, I˙ttihatveTerakkiİttihat ve Terakki ile AhrarFırkasıAhrar Fırkası gibi partiler bu dönemde kurulmuştur. Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını ise 19131913 yılında gerçekleşen ve çok partili hayatı başlatan değil, tam aksine rekabetçi ortamı bitirerek I˙ttihatveTerakkiİttihat ve Terakki diktatörlüğünü başlatan bir hükümet darbesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Çok partili hayatın başlangıç tarihini belirle.
Osmanlı Devleti'nde çok partili siyasi hayat, 19081908 yılında II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet'in ilanı ve yapılan genel seçimlerle başlamıştır.
Siyasi partilerin kurulmasına ve seçime girmesine olanak tanıyan süreç meşrutiyetin ilanıdır.
2
Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını'nın mahiyetini analiz et.
Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını (19131913), çok partili hayata geçiş değil, mevcut hükümeti (Ka^milPas\caKâmil Paşa hükümeti) deviren bir askeri darbedir.
Bu olay sonrasında I˙ttihatveTerakkiİttihat ve Terakki yönetimi ülkede mutlak otorite kurmuş ve çok partili rekabet ortamı fiilen sona ermiştir.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Kronolojisi ve Rejim Özellikleri

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki'nin baskıcı dönemine tepki olarak kurulan askeri grup olan 'Halâskâr Zâbitân' (Kurtarıcı Subaylar) hareketini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 126Soru

1913 yılında gerçekleşen Bâb-ı Âli Baskını'nın Osmanlı siyasi hayatındaki sonuçları değerlendirildiğinde, bu gelişmenin Türk siyasi tarihindeki 'demokratik süreç' açısından doğurduğu en temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok partili siyasi rekabetin fiilen sona ererek İttihat ve Terakki hegemonyasının kurulması

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını sonucunda İttihat ve Terakki Cemiyeti muhalefeti sindirerek tek partili bir egemenlik kurmuştur.
Bâb-ı Âli Baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 'hükümeti dışarıdan denetleyen' bir yapıdan, devlet yönetimini doğrudan üstlenen 'tek güç' haline gelmesini sağlamıştır. Bu durum muhalefetin susturulmasına ve çok partili rekabetin fiilen sona ermesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliği belirlenir.
Bâb-ı Âli Baskını'nın bir 'hükümet darbesi' olduğu saptanır.
Hükümetin (Kâmil Paşa) silah zoruyla istifa ettirilip yerine yeni bir kabine (Mahmud Şevket Paşa) kurulması yürütme erkine müdahaledir.
2
Siyasi partiler üzerindeki etkisi analiz edilir.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası gibi muhalif unsurların baskı altına alındığı görülür.
İttihat ve Terakki, baskın sonrası rakiplerini tasfiye ederek iktidarı tamamen tekeline almıştır.
3
Demokratik süreç açısından değerlendirme yapılır.
Çok partili hayatın kesintiye uğradığı sonucuna varılır.
Tek partinin (İTC) mutlak hakimiyeti, meşrutiyetin getirdiği demokratik rekabet ortamını ortadan kaldırmıştır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın Siyasi Sonuçları (Tek Parti Hegemonyası)

İpuçları

1
Bu olayın Türk tarihindeki ilk organize 'hükümet darbesi' olduğunu düşünün.
2
İttihat ve Terakki'nin bu olaydan sonra rakiplerine (muhalefete) nasıl davrandığını hatırlayın.
3
Baskın sonrası dönemin 'Üç Paşalar Devri' olarak adlandırılması, yönetimin ne kadar merkezileştiğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını ile 31 Mart Vakası'nı karşılaştıran bir tablo hazırlayarak rejim değişikliği ile hükümet darbesi arasındaki farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 127Soru

Balkan devletlerinin Osmanlı Devleti'ne karşı elde ettiği askeri başarıların ardından 3030 Mayıs 19131913 tarihinde imzalanan Londra Barış Antlaşması'nda, Ege Adaları'nın mülkiyeti ve Arnavutluk'un sınırlarının tespiti gibi kritik konular için özel bir hüküm sevk edilmiştir.

Buna göre; söz konusu bölgelerin gelecekteki statüsünü ve sınırlarını belirleme konusundaki nihai yetki aşağıdakilerden hangisine bırakılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı Büyük Devletlere (Düvel-i Muazzama)

Cevap

Ege Adaları ve Arnavutluk'un geleceğine dair karar yetkisi Avrupalı Büyük Devletlere bırakılmıştır.
Londra Antlaşması'nın imzalanmasıyla Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısındaki toprakları Balkan devletlerine bırakırken; Ege Adaları ve Arnavutluk'un durumunu belirleme yetkisini 'Altı Büyük Devlet' (Düvel-i Muazzama) olarak adlandırılan Avrupalı güçlerin takdirine bırakmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I.I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması'nın içeriği incelenir.
Antlaşmanın 3.3. ve 5.5. maddelerinde tartışmalı bölgeler için düzenlemeler olduğu görülür.
Toprak paylaşımlarının hukuki temelini anlamak için.
2
Ege Adaları ve Arnavutluk ile ilgili özel hükümleri tespit edilir.
Osmanlı Devleti'nin bu bölgelerdeki haklarını Büyük Devletlerin (İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya) kararına bıraktığı saptanır.
Savaş sonrası diplomatik çözümün kimin elinde olduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nda uluslararası hakemlik ve Büyük Devletlerin rolü

İpuçları

1
Antlaşma dönemindeki uluslararası dengeleri düşünün; henüz bir dünya örgütü kurulmamıştı.
2
Osmanlı Devleti'nin o dönemde 'Düvel-i Muazzama' olarak adlandırdığı büyük güçlerin kararına uymak zorunda kaldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonrasında Ege Adaları'nın statüsünün hangi antlaşmada kesinleştiğini ve bu kararın günümüze yansımalarını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 128Soru

Osmanlı Devleti'nde mevcut anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan ve kurmay heyetinde Mustafa Kemal'in de görev aldığı askerî güçler tarafından kontrol altına alınan 31 Mart Vakası sonrasında yaşanan aşağıdaki gelişmelerden hangisi, halkın temsil edildiği parlamento hukukunun saltanat makamı üzerindeki siyasi üstünlüğünü kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Abdülhamid'in meclis kararıyla tahttan indirilmesi ve yerine V. Mehmed Reşad'ın getirilmesi

Cevap

II. Abdülhamid'in meclis kararıyla tahttan indirilmesi ve yerine V. Mehmed Reşad'ın getirilmesi
31 Mart Vakası, Osmanlı tarihinde mevcut rejime (Meşrutiyet) karşı yapılan ilk isyandır. Bu isyanın Hareket Ordusu tarafından bastırılmasının ardından Meclis-i Mebusan toplanarak II. Abdülhamid'i isyanın çıkmasında sorumlu tutmuş ve bir fetva ile tahttan indirmiştir. Bu durum, Osmanlı tarihinde bir padişahın ilk kez parlamento (meclis) kararıyla görevinden uzaklaştırılması anlamına geldiği için meclis hukukunun saltanat üzerindeki üstünlüğünü simgeler.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirlemek
31 Mart Vakası'nın meşrutiyet rejimine karşı çıkan ilk büyük isyan olduğu tespit edilir.
Soruda sorulan 'siyasi üstünlük' vurgusunu anlamak için isyanın hedefi (rejim) kritik önemdedir.
2
Askeri müdahaleyi analiz etmek
Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun isyanı bastırdığı ve anayasal düzeni koruduğu görülür.
Bu durum, ordunun mevcut rejimi (meşrutiyeti) sahiplendiğini gösterir.
3
Siyasi sonucu değerlendirmek
İsyan sonrası Meclis-i Mebusan'ın fetva alarak II. Abdülhamid'i tahttan indirme kararı aldığı belirlenir.
Bir padişahın ilk kez halk meclisinin kararıyla görevden alınması, parlamenter iradenin saltanat üzerindeki hukuki üstünlüğünü kanıtlar.

Anahtar Kavram

Meclis Üstünlüğü ve Rejim Muhafazası

Daha Fazla Pratik

31 Mart Vakası sonrası 1909 yılında Kanun-i Esasi'de yapılan değişiklikleri inceleyerek meclis yetkilerinin nasıl genişlediğini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 129Soru

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da meşrutiyet düzenine son vermek amacıyla başlatılan; kurmay heyetinde Mustafa Kemal’in görev aldığı Hareket Ordusu tarafından bastırılan ve sonucunda II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine yol açan 31 Mart Vakası’nın Türk siyasi tarihindeki temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut anayasal rejimi değiştirmeye yönelik ilk isyan hareketi olması

Cevap

31 Mart Vakası'nın temel niteliği, mevcut anayasal rejimi değiştirmeye yönelik ilk isyan hareketi olmasıdır.
31 Mart Vakası, Osmanlı Devleti'nde meşrutiyet rejimine ve Kanun-i Esasi'nin getirdiği düzene karşı çıkarılan ilk organize ayaklanma olması hasebiyle Türk siyasi tarihinde benzersiz bir yere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
İsyanın amacını analiz etme
İsyanın, II. Meşrutiyet ile gelen yeni düzene (anayasal monarşi) karşı çıkarıldığı saptanır.
Vakayı diğer isyanlardan ayıran temel fark, kişisel bir değişimden ziyade rejimin kendisini hedef almasıdır.
2
İsyanın sonuçlarını değerlendirme
İsyanın bastırılmasıyla ordunun rejimi koruma iradesi ortaya çıkmış ve meclis kararıyla padişah değişikliğine gidilmiştir.
Mevcut düzeni korumak için Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun müdahalesi, anayasal sistemin devamlılığını sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Rejim Karşıtı İsyan
Tahmini Süre:50s
Soru 130Soru

I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması’nın yarattığı dengesizlik ve toprak paylaşımı sorunu, Balkan devletleri arasında II. Balkan Savaşı’nın çıkmasına neden olmuştur. Savaşın ardından Balkan devletleri kendi aralarında Bükreş Antlaşması’nı imzalarken; Osmanlı Devleti de Bulgaristan ile İstanbul, Yunanistan ile Atina antlaşmalarını yapmıştır.

Osmanlı Devleti'nin II. Balkan Savaşı sonrasında imzaladığı bu antlaşmaların (İstanbul ve Atina) en belirgin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaybedilen topraklarda kalan Türk ve Müslüman azınlığın mülkiyet ve dinî haklarını yasal güvence altına almaları

Cevap

II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan İstanbul ve Atina antlaşmaları, bölgede kalan Türk azınlığın mülkiyet, ibadet ve eğitim gibi haklarını güvence altına almıştır.
II. Balkan Savaşı'nın ardından imzalanan İstanbul (Bulgaristan ile) ve Atina (Yunanistan ile) antlaşmaları, toprak kayıplarını kabullenirken bölgede kalan Türk nüfusun kültürel, dinî ve hukuki haklarını koruma altına almayı hedeflemiştir. Bu antlaşmalar, Türk azınlığın statüsünü belirleyen ilk kapsamlı belgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş sonrası imzalanan antlaşmaları gruplandır.
Balkan devletleri kendi aralarında Bükreş Antlaşması'nı, Osmanlı Devleti ise ilgili devletlerle (Bulgaristan ve Yunanistan) ikili antlaşmalar imzalamıştır.
Uluslararası hukukta toprak devri sonrası azınlık statüsünün belirlenmesi zorunluluğunu anlamak.
2
İstanbul ve Atina antlaşmalarının içeriğini analiz et.
Bu antlaşmalarda azınlık hakları (müftülük seçimi, Türkçe eğitim, mülkiyet hakları) detaylandırılmıştır.
Osmanlı Devleti'nin sınırları dışında kalan Türk nüfusun kültürel ve hukuki bağlarını koruma çabasını tespit etmek.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Sonrası Azınlık Hakları
Soru 131Soru

18761876 Kanun-i Esasi'nin ilk halinde uluslararası antlaşmalar yapma ve onaylama yetkisi münhasıran padişaha aitken, 3131 Mart Vakası sonrasında gerçekleştirilen 19091909 anayasa değişiklikleriyle bu yetki önemli ölçüde sınırlandırılmıştır.

Buna göre, 19091909 düzenlemeleriyle bir uluslararası antlaşmanın yürürlüğe girerek hukuki geçerlilik kazanması için padişah onayının yanı sıra aşağıdakilerden hangisinin onayı da zorunlu hale getirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis-i Mebusan

Cevap

1909 anayasa değişiklikleri ile uluslararası antlaşmaların geçerliliği Meclis-i Mebusan'ın onayına sunulması şartına bağlanmıştır.
Doğru seçenek olan kurum, halkın oylarıyla seçilen mebuslardan oluşur. 19091909 değişikliklerinin temel felsefesi olan 'meclis üstünlüğü' gereği, devletin geleceğini etkileyen uluslararası sözleşmelerin halkın temsilcileri tarafından onaylanması şartı getirilmiştir. Bu düzenleme ile padişahın dış politikadaki mutlak hakimiyeti sona ermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 1876 ve 1909 metinlerini yetki paylaşımı açısından karşılaştırın.
1876'da padişahın tek taraflı antlaşma onay yetkisi olduğu görülür.
Değişikliklerin amacını anlamak için başlangıç noktasını bilmek gerekir.
2
1909 değişikliklerinin 'meclis üstünlüğü' ilkesiyle olan bağını kurun.
Antlaşmaların mali yük getirmesi veya toprak kaybı içermesi durumunda meclis denetiminin zorunlu kılındığı saptanır.
Milli iradenin yürütme üzerindeki denetimini artırmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

1909 Kanun-i Esasi Değişiklikleri ve Yasama Denetimi

İpuçları

1
1909 değişiklikleri 'padişahın yetkilerini kısıtlamak' ve 'meclisi güçlendirmek' üzerine kuruludur.

Daha Fazla Pratik

1909 yılında hükümetin (kabinenin) kime karşı sorumlu hale getirildiğini inceleyerek bu değişikliği pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 132Soru

I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Avrupa'daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiş ve Batı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiştir. Bu antlaşma ile bazı bölgelerin doğrudan kime bırakılacağı kararlaştırılırken, bazı bölgelerin geleceği ise Büyük Devletlerin (Düvel-i Muazzama) kararına bırakılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Londra Antlaşması kapsamında Osmanlı Devleti'nin egemenliğinden çıkan veya statüsü Büyük Devletlerin kararına bırakılan yerlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rodos ve On İki Ada

Cevap

Rodos ve On İki Ada, Londra Antlaşması kapsamında yer almaz; bu bölgenin statüsü daha önce Trablusgarp Savaşı'nı bitiren Uşi Antlaşması ile belirlenmiştir.
Doğru cevap olan bölge, Balkan Savaşları'ndan önce gerçekleşen Trablusgarp Savaşı sonucunda 19121912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması ile İtalya'nın denetimine bırakılmıştır. Dolayısıyla 19131913 Londra Antlaşması'nın maddeleri arasında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın (19131913) kapsamını belirleme
Antlaşma ile Midye-Enez hattının batısındaki topraklar (Edirne, Kırklareli, Selanik, Makedonya) kaybedilmiştir.
Savaşın sonucunda Osmanlı'nın Batı sınırının neresi olduğu ve hangi toprakların kime bırakıldığını anlamak gerekir.
2
Adaların statüsünü analiz etme
Girit doğrudan Yunanistan'a bırakılmış, diğer Ege Adaları'nın geleceği ise Büyük Devletlere devredilmiştir.
Londra Antlaşması'ndaki özel maddeyi ayırt etmek için gereklidir.
3
Rodos ve On İki Ada'nın durumunu kontrol etme
Rodos ve On İki Ada, İtalya tarafından Trablusgarp Savaşı sırasında işgal edilmiş ve 19121912 Uşi Antlaşması ile İtalya'ya bırakılmıştır.
Balkan Savaşları ile Trablusgarp Savaşı sonuçlarını kronolojik olarak birbirinden ayırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları ve Trablusgarp Savaşı Antlaşmalarının (Uşi vs. Londra) Coğrafi ve Siyasi Ayrımı

İpuçları

1
Londra Antlaşması'ndan hemen önce gerçekleşen Trablusgarp Savaşı'nın sonuçlarını hatırlayın.
2
Ege Adaları ile Rodos/On İki Ada aynı siyasi süreçte elden çıkmamıştır.
3
İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması ile kaybedilen yerler, Balkan Savaşları antlaşmalarına dahil değildir.

Daha Fazla Pratik

II.II. Balkan Savaşı sonunda imzalanan İstanbul ve Atina antlaşmalarını, Londra Antlaşması ile karşılaştırarak toprak değişimlerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya kronolojik yaklaşarak; 19121912 Uşi (İtalya - Trablusgarp/On İki Ada) ve 19131913 Londra (Balkan Devletleri - Balkan Toprakları) ayrımını yapmak en hızlı yöntemdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 133Soru

1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla başlayan süreçte Osmanlı Devleti’nde Türk siyasi tarihinin ilk çok partili dönemine girilmiştir. Bu süreçte İttihat ve Terakki Fırkası'na muhalif olan çeşitli grupları bünyesinde toplayarak 1911 yılında kurulan ve dönemin en güçlü muhalefet odağı haline gelen siyasi parti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hürriyet ve İtilaf Fırkası

Cevap

İttihat ve Terakki Fırkası'na karşı 1911 yılında kurulan en güçlü muhalefet partisi Hürriyet ve İtilaf Fırkası'dır.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 21 Kasım 1911'de kurulmuş ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı en ciddi muhalefet odağı haline gelmiştir. Bünyesinde Ahrar Fırkası, Ahali Fırkası gibi gruplardan gelen kişileri de barındırarak geniş bir cephe oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
II. Meşrutiyet dönemi (1908-1918) siyasi partilerini analiz etme.
Dönemde İttihat ve Terakki, Ahrar, Ahali, Hürriyet ve İtilaf gibi partiler kurulmuştur.
Soru kökündeki zaman dilimine uygun partileri elemeye yardımcı olur.
2
1911 yılındaki siyasi gelişmeleri ve muhalefet birleşmesini değerlendirme.
İttihat ve Terakki'ye muhalif olanların Hürriyet ve İtilaf Fırkası çatısı altında birleştiği tespit edilir.
1911 tarihi ve 'en güçlü muhalefet' vurgusu doğru cevaba ulaştırır.
3
Dönem dışı seçenekleri eleme.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın Cumhuriyet dönemi partisi olduğu saptanır.
Kavramsal ve dönemsel karışıklıkları önlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Partileri ve Çok Partili Hayat

İpuçları

1
Bu parti, 1912 seçimlerinde 'Sopalı Seçimler' olarak bilinen süreçte İttihat ve Terakki'nin rakibidir.
2
İçerisinde liberal görüşlülerin yanı sıra İttihat ve Terakki karşıtı muhafazakârları da barındıran geniş bir koalisyondur.

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki Fırkası'nın yönetimde tam egemenlik kurduğu Bâb-ı Âli Baskını olayını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 134Soru

I. Balkan Savaşı sonucunda ele geçirilen toprakların, özellikle de Makedonya'nın paylaşımı konusunda Balkan devletlerinin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmesi üzerine başlayan ve Osmanlı Devleti'nin bu durumdan yararlanarak Edirne ile Kırklareli'yi geri aldığı savaş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Balkan Savaşı

Cevap

II. Balkan Savaşı, Balkan devletlerinin kendi aralarındaki anlaşmazlıktan faydalanan Osmanlı Devleti'nin Edirne ve Kırklareli'yi geri aldığı süreçtir.
Doğru cevap olan II. Balkan Savaşı sürecinde, Balkan devletleri (Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Romanya) Bulgaristan'ın fazla toprak alması ve Makedonya paylaşımı nedeniyle savaşa girmiştir. Osmanlı Devleti bu durumdan yararlanarak Enver Paşa liderliğindeki harekatla Edirne ve Kırklareli'yi kurtarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı sonuçlarını değerlendir
Londra Antlaşması ile Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Midye-Enez hattının batısındaki topraklar kaybedilmiştir.
Savaşın başlangıç noktasını ve kayıpları anlamak için gereklidir.
2
Balkan devletleri arasındaki krizi analiz et
Bulgaristan'ın çok toprak almasına karşı çıkan Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ savaşı başlatmış; daha sonra Romanya da katılmıştır.
Osmanlı Devleti'ne doğan fırsatın nedenini açıklar.
3
Osmanlı Devleti'nin hamlesini belirle
Osmanlı ordusu bu kargaşadan yararlanarak Edirne ve Kırklareli'yi savaşsız/az bir dirençle geri almıştır.
Doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı ve Osmanlı Devleti'nin Toprak Kazanımı
Soru 135Soru

I.I. Balkan Savaşı devam ederken Londra Konferansı görüşmelerinde Edirne’nin Bulgarlara bırakılacağı söylentilerinin yayılması üzerine, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri tarafından 23 Ocak 1913 tarihinde hükûmet merkezine bir baskın düzenlenmiştir.

Türk siyasi tarihinde "Bâb-ı Âli Baskını" olarak adlandırılan bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kâmil Paşa hükûmeti istifaya zorlanmış ve yerine Mahmud Şevket Paşa kabinesi kurulmuştur.

Cevap

Kâmil Paşa hükûmetinin düşürülerek yerine Mahmud Şevket Paşa hükûmetinin kurulması
Bâb-ı Âli Baskını, 1913 yılında I. Balkan Savaşı'nın olumsuz gidişatı üzerine gerçekleştirilmiştir. Enver Paşa ve yanındakiler sadrazam Kâmil Paşa'yı istifaya zorlamış, yerine kendi destekledikleri Mahmud Şevket Paşa'nın getirilmesini sağlamışlardır. Bu olayla İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1918'e kadar sürecek olan tek parti iktidarının temellerini atmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenlerini analiz et.
I. Balkan Savaşı’ndaki ağır yenilgiler ve Edirne’nin kaybedileceği korkusu ana nedendir.
Toplumda ve askeriyede oluşan huzursuzluk İttihat ve Terakki’ye darbe zemini hazırlamıştır.
2
Olayın niteliğini ve hedefini belirle.
Hedef padişah veya rejim değil, doğrudan hükûmet merkezidir.
Bâb-ı Âli, sadrazamlık makamı ve bakanlıkların bulunduğu yer olduğu için bu olay 'hükûmet darbesi'dir.
3
Olayın sonucunu değerlendir.
Kâmil Paşa istifa ettirilmiş, Mahmud Şevket Paşa sadrazam olmuştur.
Enver Paşa liderliğindeki grup, silah zoruyla bu değişikliği gerçekleştirerek İttihat ve Terakki dönemini başlatmıştır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın Türk tarihindeki ilk hükûmet darbesi olması ve İttihat ve Terakki yönetimini başlatması.
Tahmini Süre:50s
Soru 136Soru

I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması'nın hükümleri ve savaşın genel sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu süreçte yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romanya'nın Dobruca bölgesini kendi topraklarına katarak sınırlarını genişletmesi

Cevap

Romanya'nın Dobruca bölgesini alarak topraklarını genişletmesi I.I. Balkan Savaşı'nın değil, II.II. Balkan Savaşı'nın bir sonucudur.
Doğru cevap, Romanya ile ilgili olan ifadedir. Romanya, I.I. Balkan Savaşı'na katılmamış, ancak Bulgaristan'ın çok fazla toprak kazanması üzerine II.II. Balkan Savaşı'na dahil olmuştur. Dobruca'yı kazanması ise II.II. Balkan Savaşı'nı bitiren Bükreş Antlaşması ile gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'na katılan devletleri hatırla.
Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ Osmanlı Devleti'ne karşı savaşmıştır; Romanya bu ittifakta yer almamıştır.
Savaşın taraflarını bilmek, antlaşma sonuçlarını analiz etmek için temel adımdır.
2
Londra Antlaşması'nın sınır ve toprak hükümlerini analiz et.
Osmanlı'nın sınırı Midye-Enez hattına çekilmiş, Ege Adaları'nın durumu büyük devletlere bırakılmıştır.
Antlaşmanın coğrafi sonuçlarını belirlemek gerekir.
3
Savaşın siyasi sonuçlarını değerlendir.
Arnavutluk bağımsızlığını kazanmış ve Osmanlı Devleti'nde Bâb-ı Âli Baskını ile hükümet değişikliği yaşanmıştır.
Savaşın iç ve dış siyasi etkilerini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

I. Balkan Savaşı'nda Romanya'nın tarafsızlığı ve Londra Antlaşması'nın sınır hükümleri.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sırasında Osmanlı Devleti'nin kaybettiği toprakları bir harita üzerinde inceleyerek Midye-Enez hattının konumunu pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 137Soru

1909 yılında İstanbul’da meşrutiyet rejimine karşı çıkan 31 Mart Vakası, Selanik’ten gelen Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır. Bu olayın hemen ardından II. Abdülhamid, Meclis-i Mebusan kararı ile tahttan indirilmiş ve yerine V. Mehmed Reşad getirilmiştir.

Bu gelişmelere dayanarak 31 Mart Vakası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İsyanın bastırılmasıyla birlikte mutlakiyet yanlısı gruplar devlet yönetiminde tam hâkimiyet sağlamıştır.

Cevap

İsyanın bastırılması sonucunda mutlakiyet yanlılarının yönetimde hâkimiyet sağladığı ifadesi söylenemez; aksine meşrutiyet yanlıları güç kazanmıştır.
İsyanın bastırılması, meşrutiyet karşıtı ve mutlakiyet yanlısı grupların tasfiye edilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu gelişme İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimdeki nüfuzunu artırmış, mutlakiyet yanlılarının ise devlet idaresindeki tüm etkinliğini kırmıştır. Dolayısıyla mutlakiyet yanlılarının hâkimiyet sağladığı ifadesi tarihsel süreçle tamamen çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İsyanın niteliği analiz edilir.
31 Mart Vakası'nın Osmanlı tarihinde rejime (meşrutiyete) karşı çıkan ilk isyan olduğu saptanır.
Soruda verilen 'meşrutiyet rejimine karşı çıkan' ifadesi olayın niteliğini belirlemek için temel dayanaktır.
2
Müdahale eden gücün rolü değerlendirilir.
Hareket Ordusu'nun ve kurmay subay Mustafa Kemal'in meşrutiyeti korumak için hareket ettiği sonucuna varılır.
Ordunun isyanı bastırması, mevcut anayasal düzenin askerî güçle savunulduğunu gösterir.
3
Siyasi sonuçlar ve otorite değişimi incelenir.
Padişah değişikliğinin meclis kararına dayandırılmasıyla yasama organının (meclis) yürütme üzerindeki gücünün arttığı görülür.
Hukuksal zeminde meclis kararı alınması, monarşinin mutlak yetkilerinin kısıtlandığının göstergesidir.
4
Yönetimdeki hâkimiyet dengesi yorumlanır.
Mutlakiyet yanlılarının yenildiği ve İttihatçıların güçlendiği saptanarak yanlış olan seçenek elenir.
İsyan bastırıldığına göre isyanın amacı olan mutlakiyetin geri gelmesi mümkün değildir.

Anahtar Kavram

31 Mart Vakası'nın Rejim Koruyucu Niteliği ve Parlamento Kararıyla Padişah Değişikliği
Soru 138Soru

I. Balkan Savaşı’nın kaybedilmesi ve Londra Konferansı görüşmelerinde Edirne'nin Bulgaristan'a bırakılacağı haberleri üzerine, 23 Ocak 1913 tarihinde Enver Bey önderliğindeki İttihatçılar tarafından gerçekleştirilen Bâb-ı Âli Baskını'nın Osmanlı Devleti üzerindeki en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimde tam denetim sağlayarak tek parti dönemini başlatması

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını'nın temel sonucu, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimde tam bir egemenlik kurması ve tek parti yönetiminin temellerinin atılmasıdır.
Bâb-ı Âli Baskını, modern Türk tarihindeki ilk hükümet darbesi olarak kabul edilir. Bu olay sonucunda Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na yakın olan Kamil Paşa hükümeti silah zoruyla istifa ettirilmiş, yerine İttihatçıların desteklediği Mahmut Şevket Paşa getirilmiştir. Bu durum, cemiyetin devlet yönetimini tamamen ele geçirmesini ve muhalefetin tasfiyesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın mahiyetini tanımlamak
Bâb-ı Âli Baskını bir 'hükümet darbesi'dir.
Bu eylem doğrudan padişaha veya rejime karşı değil, mevcut hükümete (Kamil Paşa hükümeti) karşı yapılmıştır.
2
Dönemin şartlarını değerlendirmek
I. Balkan Savaşı yenilgisi ve toprak kayıpları muhalefetin ve ordunun tepkisini çekmiştir.
İttihatçılar, 'Vatan elden gidiyor, Edirne satılıyor' argümanını kullanarak halkı ve orduyu mobilize etmiştir.
3
Siyasi sonucu analiz etmek
Mahmut Şevket Paşa yeni sadrazam olmuş ve İttihat ve Terakki yönetimde tek güç haline gelmiştir.
Bu olaydan sonra 1918'e kadar sürecek olan İttihat ve Terakki'nin etkin yönetimi (tek parti dönemi) başlamıştır.

Anahtar Kavram

Hükümet Darbesi ve Tek Parti Yönetimi

İpuçları

1
Bu olayın bir 'hükümet darbesi' mi yoksa 'rejim değişikliği' mi olduğunu düşünün.
2
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bu olaydan sonraki siyasi gücünü hatırlayın.
3
Enver ve Talat Paşaların yönetimdeki etkinliği bu olayla zirveye çıkmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını ile 31 Mart Vakası arasındaki farkları (hükümet değişikliği vs. padişah değişikliği) karşılaştırarak çalışmanız tavsiye edilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 139Soru

Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkan Savaşları'nın patlak vermesi üzerine İtalya ile imzalamak zorunda kaldığı 1912 Uşi Antlaşması'ndaki maddelerden hangisi, Ege Adaları'nın Yunanistan tarafından işgal edilmesini önleme amacına yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: On İki Ada'nın Balkan Savaşları sonuna kadar geçici olarak İtalya'ya bırakılması

Cevap

On İki Ada'nın Balkan Savaşları süresince geçici olarak İtalya'nın gözetimine bırakılması maddesi, adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesini engelleme amacı taşımaktadır.
Uşi Antlaşması imzalandığı sırada Balkan Savaşları başlamıştı ve Osmanlı Devleti'nin zayıf donanması Ege Adaları'nı Yunanistan'a karşı koruyabilecek güçte değildi. Bu nedenle, adaların Yunanistan'ın eline geçmesini önlemek amacıyla, Balkan Savaşları bitene kadar geçici olarak İtalya'nın gözetimine bırakılması kararlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi koşullarını analiz etme
Balkan Savaşları'nın başlamasıyla Osmanlı Devleti'nin iki ateş arasında kaldığı görülür.
Osmanlı, Trablusgarp'ta İtalya ile savaşırken Balkanlar'da yeni bir cephe açılmıştır.
2
Deniz gücü ve güvenlik tehdidini değerlendirme
Osmanlı donanmasının Yunan donanmasına karşı adaları koruyamayacağı anlaşılmıştır.
Yunanistan'ın Ege adalarını işgal etme hazırlığı Osmanlı'yı önlem almaya itmiştir.
3
Antlaşma maddesini stratejik amaçla eşleştirme
On İki Ada'nın İtalya'ya 'geçici' verilmesi, Yunan işgaline karşı bir koruma kalkanı olarak görülmüştür.
İtalya'nın varlığı, Yunanistan'ın adalara saldırmasını engelleyecek bir diplomatik ve askeri engel olarak düşünülmüştür.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması'nın Stratejik Maddeleri ve Geçici Toprak Kayıpları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 140Soru

I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda büyük toprak kaybı yaşayan Osmanlı Devleti, II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sürecinde Balkan devletlerinin kendi aralarındaki toprak paylaşımı kavgası ve Romanya'nın savaşa dahil olmasından faydalanarak Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır. Savaşın ardından Osmanlı Devleti; Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile ikili antlaşmalar imzalamıştır.

Bu bilgilere dayanarak II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonrasındaki diplomatik süreç ve antlaşmalar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında imzalanan İstanbul Antlaşması ile iki devlet arasındaki yeni kara sınırı resmen çizilmiştir.

Cevap

Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında imzalanan İstanbul Antlaşması'nın yeni bir kara sınırı çizdiğine dair ifade yanlıştır çünkü iki devletin komşuluğu sona ermiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında bir kara sınırı çizildiğini iddia etmektedir. Ancak I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonrası Osmanlı'nın Balkanlardaki büyük toprak kayıpları nedeniyle Sırbistan ile herhangi bir ortak sınırı kalmamıştır. Bu nedenle 1913 yılında Sırbistan ile imzalanan İstanbul Antlaşması sadece orada kalan Türklerin haklarını düzenleyen bir belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Savaşları sonrasındaki coğrafi değişimi analiz et.
Osmanlı Devleti'nin I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda Batı Trakya ve Makedonya'yı kaybetmesiyle Sırbistan ile olan kara sınırı ortadan kalkmıştır.
Sınırın ortadan kalktığını bilmek, antlaşmanın içeriğini tahmin etmeyi sağlar.
2
Antlaşmaların niteliğini ayırt et.
Bulgaristan ile sınır ve azınlık, Yunanistan ile sınır ve azınlık, Sırbistan ile ise sadece azınlık hakları görüşülmüştür.
Antlaşmaların kapsam farklarını anlamak KPSS'de sıkça sorulan bir ayırt edicidir.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendir.
Sırbistan ile bir kara sınırı çizilmesi fiziksel olarak imkansızdır çünkü araya başka devletlerin toprakları girmiştir.
Hatalı bilginin coğrafi ve siyasi gerekçesini saptamak.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı sonrasındaki ikili antlaşmalarda (İstanbul-Atina) Sırbistan ile sınır çizilmemiş, sadece azınlık hakları düzenlenmiştir.

İpuçları

1
Osmanlı'nın II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonunda hangi devletlerle komşu kaldığını hatırla.
2
Bir devletle sınır antlaşması imzalamak için o devletle ortak bir sınır hattına sahip olmak gerekir.
3
I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda Makedonya elden çıktığı için Osmanlı ile Sırbistan arasındaki coğrafi bağ kesilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Balkanlardaki Türk azınlık sorununun temellerini daha iyi anlamak için Atina Antlaşması'ndaki eğitim ve vakıf haklarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Harita bilgisi kullanarak Osmanlı'nın 1913'teki sınırlarını (Midye-Enez'den Meriç'e çekilen sınır) göz önüne getirdiğinizde, Sırbistan'ın çok daha batıda kaldığını görebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 7 / 19Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 7 | Examkin