Anlam Bilgisi
956 soru
Kamu kurumlarında bilgi güvenliği standartlarının iyileştirilmesi çalışmaları kapsamında hazırlanan aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleştirilme amacı belirtilmiştir?
Ebru sanatı, özel olarak yoğunlaştırılmış suyun üzerine boyaların serpilmesiyle elde edilen desenlerin kâğıda aktarılması esasına dayanır. Bu sanatta kullanılan boyalar, doğadaki toprak ve bitki köklerinden geleneksel yöntemlerle elde edilir. Suyun akışkanlığını kontrol etmek ve boyaların çökmesini engellemek için "kitre" adı verilen bitkisel bir zamk kullanılır. Ebru, geçmiş yüzyıllarda sadece bir süsleme öğesi değil, aynı zamanda resmi evraklarda sahteciliği önleyen bir güvenlik aracı olarak da kullanılmıştır. Sanatçı, suyun üzerindeki renklerle meşgul olurken zihinsel bir rahatlama ve içsel bir huzur hisseder. Günümüzde bu kadim sanat, dekoratif amaçların yanı sıra çeşitli modern tasarım alanlarında da karşımıza çıkmaktadır.
Bu parçada ebru sanatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Modern dünya, bizi sürekli bir etkileşim ve gürültü çemberinin içinde tutarak zihinsel bir kuşatma altına alıyor. Her an ulaşılabilir olma zorunluluğu ve bitmek bilmeyen bildirim sağanağı, bireyin kendi iç sesini duymasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Oysa yaratıcılık, sanılanın aksine, kalabalıkların coşkusundan ziyade sessizliğin ve yalnızlığın derinliğinde filizlenir. Büyük düşünürlerin ve sanatçıların üretim süreçlerine bakıldığında, onların dış dünyadan yalıtılmış anlarda en verimli fikirlerine ulaştıkları görülür. Sessizlik, zihnin dağınıklığını toplayıp odaklanabileceği bir zemin hazırlarken; yalnızlık, dış uyaranların baskısından kurtulan düşüncenin özgürce hareket etmesine olanak tanır. Dolayısıyla, sürekli bir gürültü ve hız sarmalında yaşayan modern insanın yaratıcı bir atılım yapabilmesi, ancak bu gürültüden bilinçli bir kopuşla mümkündür. Gerçek yenilik, zihnin dışarıdaki kakofoniye kulaklarını tıkayıp kendi derinliklerine yolculuk yaptığı o nadir anlarda gün yüzüne çıkar.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Cümlede anlam ilişkileri; eylemin hangi gerekçeyle yapıldığını (neden-sonuç) veya hangi hedefe yönelik gerçekleştirildiğini (amaç-sonuç) ifade edebilir. Bazı durumlarda bu ilişkiler, belirgin bağlaçlar yerine cümledeki kavramların anlamsal bütünü ve olay örgüsü üzerinden kurulur.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, kendisinden önceki ifadenin gerçekleşme amacıyla değil, doğrudan bir gerekçesiyle birlikte verilmiştir?
Kamu hizmetlerinde verimliliği artırmak ve bürokrasiyi azaltmak üzere hayata geçirilen 'Tek Durak Ofis' projesi, vatandaşlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.
Bu cümledeki anlam ilişkisi aşağıdakilerin hangisinde vardır?
Türkçede bazı cümleler, bir eylemin gerçekleşme gerekçesini veya bir durumun ortaya çıkış nedenini içerecek şekilde kurulur. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, bir nedene dayandırılmıştır?
Türkçede sözcükler, temel anlamlarının yanı sıra kullanıldıkları bağlama göre mecaz anlamlar kazanabilir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kuru" sözcüğü "duygudan yoksun, heyecansız, tekdüze" anlamında kullanılmıştır?
Bürokrasideki hiyerarşik katı yapının, yenilikçi projelerin hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olduğu gerçeği, hazırlanan tüm denetim raporlarının odağında yatmaktadır.
Bu cümledeki "yatmak" sözcüğünün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
Bir yazarın, toplumsal sorunları ele alırken yeni bir bakış açısı geliştirmek yerine sadece genelgeçer yargıları ve kalıplaşmış ifadeleri tekrarlaması, onun anlatımını klişelerin aşınmış basamaklarına hapsetmesiyle sonuçlanır.
Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bazı cümlelerde yargı, kendisinden önce veya sonra gelen bir ereğe bağlı olarak kurulur. Bu tür cümlelerde eylemin hangi gayeyi gerçekleştirmek üzere yapıldığı, henüz gerçekleşmemiş bir hedef olarak sunulur.
Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir amaç-sonuç ilişkisi söz konusudur?
"Onun bu boş sözleri, toplantıdaki kimseyi ikna etmeye yetmedi." cümlesindeki "boş" sözcüğünün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
Anadolu'nun kadim şehirlerinden biri olan Mardin, taşın dile geldiği bir masal diyarıdır. Yukarı Mezopotamya'nın bereketli topraklarına hâkim bir tepede yükselen bu şehirde, evler adeta birer gerdanlık gibi dizilmiştir yan yana. Mardin evlerini diğer mimari yapılardan ayıran en temel özellik, taş işçiliğinin zarafeti ve her evin bir diğerinin güneşini kesmemesidir. Bu mimari doku; Kasımiye Medresesi, Ulu Camii ve Deyrulzafaran Manastırı gibi yapılarla zenginleşerek devleşir. Modern kentlerin dikey ve boğucu mimarisine karşın Mardin, yatay mimarinin insana huzur veren en saf halidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmamıştır?
Büyük bir umutla başladığı yeni işindeki ilk günlerinde yaşadığı hayal kırıklıkları, içindeki çalışma şevkinin kısa sürede sönmesine neden oldu.
Bu cümledeki "sönmek" sözcüğünün kazandığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Müziksel bir yapıtın dokusunu oluşturan sessizlik, basit bir boşluk değil; seslerin anlam kazanmasını sağlayan ontolojik bir zemindir. Bir heykeltıraşın mermer bloğu üzerindeki negatif alanları nasıl ki formu belirliyorsa, bestecinin "es"leri de ritmik bütünlüğü öyle şekillendirir. Bu bakımdan sessizlik, bir suskunluktan ziyade, tınının zihindeki yankısını besleyen aktif bir öğedir. Söz gelimi Beethoven’ın dokuzuncu senfonisindeki ani kesintiler, dinleyiciyi estetik bir boşluğa sürükleyerek duygunun yoğunluğunu artırır. Klasik dönemde armonik bir geçiş unsuru olarak görülen sessizlik, çağdaş yapıtlarda başlı başına bir anlatım gücü kazanmıştır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Günümüz dünyasında her anın kayıt altına alınabilirliği, bireyi paradoksal bir bellek yitimine sürüklemektedir. Dijital platformların sunduğu sınırsız depolama alanları, yaşantıları biriktirme arzusunu körüklerken bu durum, anın doğrudan deneyimlenmesinin önüne geçmektedir. Bir konseri telefon ekranından izleyen ya da bir akşam yemeğini paylaşmadan önce fotoğraflayan modern insan, deneyimi "yaşamak" yerine onu "belgelemeyi" öncelemektedir. Arşivleme tutkusu, zihnin seçici ve dönüştürücü gücünü köreltmekte; her şeyin saklandığı bir yerde hiçbir şeyin gerçekten hatırlanmadığı bir "müzeleşme" hali ortaya çıkmaktadır. Hafıza, geçmişi bugüne taşıyan canlı bir süreç olmaktan çıkıp durağan bir veri yığınına dönüşürken, insan kendi hayatının seyircisi konumuna düşmektedir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Geleneksel Türk el sanatlarında usta-çırak ilişkisi, yalnızca teknik becerilerin aktarıldığı bir eğitim süreci değil, aynı zamanda bir ahlak ve karakter inşasıdır. Çırak, ustanın yanında sadece bir sanatı icra etmeyi değil; sabretmeyi ve işine duyduğu saygıyı da öğrenir. Modern eğitim sistemlerindeki teorik bilgi aktarımından farklı olarak bu modelde bilgi, yaşantı yoluyla somutlaşır. Söz gelimi bir hat talebesi, kamış kalemi tutuşundan mürekkebin yoğunluğunu ayarlayışına kadar her adımı ustasını izleyerek kavrar. Tıpkı bir fidanın, gölgesinde yetiştiği ulu bir çınar gibi, çırak da ustanın birikimiyle şekillenir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Türkçede bazı cümlelerde yargı, henüz gerçekleşmemiş bir hedefin elde edilmesine yönelik (amaç-sonuç) kurgulanırken; bazı cümlelerde ise gerçekleşmiş bir durumun sonucunda ortaya çıkan gerekçeye (neden-sonuç) bağlanır. Özellikle karmaşık yapılı cümlelerde, cümlenin bir bölümündeki amaç ifadesi, cümlenin bütününe hakim olan neden-sonuç ilişkisinin içinde eriyebilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisi "amaç-sonuç" ilişkisi çerçevesinde kurgulanmıştır?
(I) Kültürel mirasın korunmasına yönelik toplumsal farkındalığın artması, tarihi yapıların restorasyon süreçlerinde bilimsel yöntemlerin daha titizlikle uygulanmasını sağlamıştır. (II) Geçmişin izlerini aslına uygun şekilde geleceğe taşımak amacıyla son yıllarda dijital arşivleme ve üç boyutlu modelleme tekniklerinden geniş ölçüde yararlanılmaktadır. (III) Restorasyon çalışmalarında kullanılan malzemelerin özgün dokuyla uyum sağlamaması, tarihi eserlerin estetik değerini yitirmesine ve özgünlüğünün zarar görmesine yol açmaktadır. (IV) Uzmanlar, yerel halkın koruma süreçlerine aktif olarak dahil edilmesinin, kültürel varlıkların sürdürülebilirliği açısından daha kalıcı sonuçlar doğuracağını savunmaktadır. (V) Müze ziyaretçi sayılarındaki artış sayesinde elde edilen ek gelirler, arkeolojik kazıların yıl boyunca kesintisiz bir şekilde sürdürülmesine olanak tanımaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Modern bilim ve düşünce dünyasında, her sorunun nihai ve kesin bir yanıtı olduğu yanılgısı, entelektüel gelişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Oysa hakikat, statik bir duraktan ziyade, sürekli genişleyen bir ufuk çizgisidir. Merak, sadece bilinmeyeni bilinen kılma çabası değil; bilinenin sınırlarını sarsma ve mevcut doğruların geçiciliğini kabul etme cesaretidir. Bir araştırmacının yetkinliği, topladığı verilerin çokluğuyla değil, ulaştığı sonuçlerin yeni sorular doğurabilme kapasitesiyle ölçülür. Bilginin mutlaklaştırıldığı yerde zihinsel devinim durur, yerini dogmatik bir durağanlığa bırakır. Bu nedenle, gerçek bir öğrenme süreci, cevaplara ulaşmaktan çok, soruların derinliğinde kaybolmayı ve belirsizliğin sunduğu imkânları kucaklamayı gerektirir. Ancak bu sayede insan, zihnini dar kalıplardan kurtarıp düşüncenin özgürleştirici doğasına ulaşabilir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Moderniteyle birlikte kurumsallaşan bürokratik yapı, toplumsal işleyişi rasyonel kurallar silsilesine bağlayarak öngörülebilirliği artırmıştır. (II) Bu rasyonelleşme süreci, Max Weber'in "demir kafes" olarak adlandırdığı, bireyin özgürlüğünü teknik hesaplanabilirliğe feda eden bir düzeni de beraberinde getirmiştir. (III) Bürokrasi içerisinde yer alan birey, artık kendi değer yargılarıyla değil, kendisi için önceden belirlenmiş prosedürlerin soğuk mantığıyla hareket etmek zorundadır. (IV) Kamu hizmetlerinin sunumunda verimliliği merkeze alan bu yaklaşım, liyakat esaslı atamaların kurumsallaşmasına da zemin hazırlamıştır. (V) Dolayısıyla sistem, her ne kadar verimlilik ve düzen vaat etse de insanı makineleşmiş bir yapının küçük bir dişlisi konumuna indirgemektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?