Soru

Zorluk: ZorMalvarlığına Karşı Suçlar

(A), hırsızlık amacıyla gece vakti (B)'nin evine pencereden girer. Salondaki masanın üzerinde duran dizüstü bilgisayarı alıp evden çıkacağı sırada, sese uyanan ev sahibi (B) ile karşılaşır. (B)'nin kendisine doğru hamle yaptığını gören (A), yakalanmaktan korkarak elindeki bilgisayarı olduğu yere bırakır ve kaçmaya yönelir. Kendisini yakalamaya çalışan (B)'nin yüzüne sert bir yumruk atarak onu yaralar ve evden kaçmayı başarır.

Yukarıdaki olayda (A)'nın malvarlığına ve vücut dokunulmazlığına karşı işlediği eylemlerinin hukuki nitelendirmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (Konut dokunulmazlığının ihlali suçu değerlendirme dışı bırakılacaktır.)

  1. A
    Hırsızlık eylemi sırasında ev sahibine karşı cebir kullanıldığı için failin eylemi tamamlanmış yağma suçu olarak nitelendirilir.
  2. B
    Fail, çaldığı malı evden çıkaramadan yakalandığı ve bu sırada cebir kullandığı için eylemi yağma suçuna teşebbüs aşamasında kalmıştır.
  3. C
    Failin asıl amacı hırsızlık olduğundan eylemi yalnızca hırsızlık suçuna teşebbüs olarak nitelendirilir, kasten yaralama eylemi bu suçun içinde erir.
  4. Fail, malı elde bulundurmak amacıyla değil sadece kaçmak amacıyla cebir kullandığından, hakkında hırsızlık suçuna teşebbüs ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulur.Cevap
  5. E
    Failin kasten yaralama eylemi, yakalanmaktan kurtulmak için olduğundan meşru savunma kapsamında sayılır ve faile sadece hırsızlığa teşebbüsten ceza verilir.

Cevap

Failin, malı elde bulundurmak amacıyla değil sadece kaçmak amacıyla cebir kullanması nedeniyle eyleminin hırsızlık suçuna teşebbüs ve kasten yaralama suçları olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Türk Ceza Kanunu m. 148/3'te düzenlenen 'eşyayı muhafaza amacıyla yağma' (dönüşen yağma) suçunun oluşabilmesi için failin hırsızlık suçunun işlenmesinden sonra çaldığı malı götürmek veya elinde bulundurmak amacıyla cebir veya tehdit kullanması zorunludur. Somut olayda fail, suça konu bilgisayarı olduğu yere bırakmış ve cebri (yumruk atma eylemini) sadece yakalanmaktan kurtulmak ve olay yerinden kaçmak amacıyla gerçekleştirmiştir. Malı elde bulundurma veya koruma amacı kalmadığı için yağma suçu oluşmaz. Failin malı evden çıkaramadan bırakması hırsızlık suçuna teşebbüsü, kaçarken mağdura yönelik fiziksel şiddeti ise kasten yaralama suçunu oluşturur. Bu iki eylem yağma suçu altında birleşmediğinden fail hakkında her iki suçtan ayrı ayrı (gerçek içtima kuralı gereği) hüküm kurulması isabetlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hırsızlık eyleminin tamamlanıp tamamlanmadığını belirlemek.
Mal (bilgisayar), failin hakimiyet alanına tam olarak geçmeden ve evden çıkarılmadan fail tarafından olay yerinde bırakıldığı için hırsızlık suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Hırsızlık suçunun tamamlanması için malın zilyedin egemenlik alanından çıkarılıp failin fiili hakimiyetine girmesi şarttır.
2
Eylemin 'eşyayı muhafaza amacıyla yağma' (dönüşen yağma) suçuna vücut verip vermediğini tespit etmek.
TCK m. 148/3 uyarınca dönüşen yağmanın oluşması için cebrin 'malın götürülmesini veya elde bulundurulmasını sağlamak amacıyla' kullanılması şarttır. Olayda fail malı olay yerinde bırakmış, cebri malı elde tutmak için değil sırf kaçabilmek için kullanmıştır.
Cebir veya tehdidin hangi saikle (amaçla) kullanıldığı, hırsızlık ile yağma suçunu birbirinden ayıran temel unsurdur.
3
Failin nihai ceza sorumluluğunu saptamak.
Yağma suçu oluşmadığından, failin evden mal alamadan çıkması hırsızlığa teşebbüs, kaçmak için ev sahibine attığı yumruk ise kasten yaralama olarak değerlendirilir ve gerçek içtima hükümleri uyarınca her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
Farklı hukuki değerleri (malvarlığı ve vücut dokunulmazlığı) koruyan ve bileşik suç (yağma) oluşturmayan iki ayrı eylem mevcuttur.

Anahtar Kavram

Hırsızlık suçunun eşyayı muhafaza amacıyla yağmaya (dönüşen yağma) evrilme şartları ve eylemlerin nitelendirilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Bu soruyu puanla