Ceza Hukuku Özel Hükümler

73 soru

Soru 1Soru

(A)(A), parkta dinlenmekte olan ve ileri derecede bedensel engeli nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu bildiği (B)(B) ile aralarında çıkan bir tartışma neticesinde, (B)(B)'nin kendisine karşılık veremeyecek ve kaçamayacak durumda olmasından faydalanarak onu öldürmek amacıyla göğsünden bıçaklamış ve ölümüne neden olmuştur. Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayda (A)(A) hakkında kasten öldürme suçunun hangi nitelikli halinin uygulanması gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suçun, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi

Cevap

Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hali uygulanmalıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türk Ceza Kanunu'nun 8282. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen nitelikli hali ifade eder. Olayda mağdurun tekerlekli sandalyeye mahkum olması, onun fiziksel olarak saldırıya karşı koyma veya kaçma imkanını ortadan kaldıran bir durumdur. Failin bu durumu bilerek saldırıyı gerçekleştirmesi, suçun temel şekli yerine ağırlaştırılmış şekliyle cezalandırılmasını gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Failin kastının belirlenmesi
Fail (A)(A), (B)(B)'yi öldürmek amacıyla bıçaklamıştır; dolayısıyla kasten öldürme suçu söz konusudur.
Suçun nitelikli hallerine geçmeden önce temel suç tipinin (TCK 81) tespiti gerekir.
2
Mağdurun durumunun ve failin bilgisinin analizi
Mağdur ileri derecede engellidir ve fail bu durumu bilerek, mağdurun savunmasızlığından faydalanmıştır.
TCK 82/1e82/1-e bendi, mağdurun fiziksel veya ruhsal savunmasızlığının fail tarafından kötüye kullanılmasını cezalandırır.
3
Hukuki nitelendirme
Eylem, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren TCK 82/1e82/1-e kapsamına girmektedir.
Savunmasız kişiye karşı işlenen cinayetler, toplum vicdanını daha fazla yaraladığı için nitelikli hal sayılmıştır.

Anahtar Kavram

Beden veya Ruh Bakımından Savunmasız Kişiye Karşı Kasten Öldürme
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2Soru

Bir tekstil atölyesinde vardiya amiri olan (X), makine operatörü (Y) ile iş teslimatı konusunda anlaşmazlık yaşar. Sinirlerine hâkim olamayan (X), sadece canını yakmak ve ona bir ders vermek amacıyla (Y)'nin göğüs kafesine şiddetli bir yumruk atar. Aldığı darbenin etkisiyle sarsılan ve geriye doğru sendeyen (Y), başını arkasında bulunan çelik dokuma tezgahının sivri köşesine çarpar. Meydana gelen bu çarpma neticesinde ağır bir beyin kanaması geçiren (Y), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeder. Olayın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında toplanan deliller ışığında, (X)'in (Y)'yi öldürme yönünde herhangi bir kastının bulunmadığı kesin olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, Türk Ceza Kanunu hükümleri dikkate alındığında (X)'in ceza sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (X)'in başlangıçtaki kastı yaralamaya yönelik olduğundan, meydana gelen ölüm neticesi bakımından en azından taksiri bulunması şartıyla kasten yaralama sonucunda ölüme neden olma hükümlerine göre cezalandırılır.

Cevap

Failin sadece yaralama kastıyla hareket ettiği ancak eylemi sonucunda mağdurun öldüğü olaylarda, failin kasten yaralama sonucunda ölüme neden olma (neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama) hükümlerine göre cezalandırılacağını belirten seçenek doğrudur.
Türk Ceza Kanunu'nun 87/4. maddesinde düzenlenen 'kasten yaralama sonucunda ölüme neden olma' suçu, tipik bir neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç halidir. Bu hükmün uygulanabilmesi için failin yaralama kastıyla hareket etmesi, bu eylemi neticesinde mağdurun ölmesi ve failin ölüm neticesi bakımından öngörülebilirlik kıstası çerçevesinde en azından taksirinin bulunması gerekir. Sorudaki olayda, failin baştan itibaren öldürme amacı taşımadığı, sadece can yakmak istediği (yaralama kastı) tespit edilmiştir. Meydana gelen ağır neticeden dolayı doğrudan kasten öldürme cezası verilemez; doğru nitelendirme neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki fiili ve failin kastını tespit et.
Fiil yumruk atma (darp), kast ise kesin olarak kasten yaralamaya yöneliktir. Öldürme kastı yoktur.
Ceza hukukunda sorumluluğun belirlenmesinde ilk adım, failin hangi suçu işlemeye yönelik irade gösterdiğini bulmaktır.
2
Meydana gelen ağır netice ile eylem arasındaki bağı ve failin kusurunu değerlendir.
Kasten yaralama eylemi ile ölüm neticesi arasında nedensellik bağı vardır. Failin ağır netice (ölüm) bakımından öngörülebilirlik çerçevesinde taksiri bulunmaktadır.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda (TCK m. 23), ağır neticeden sorumlu tutulabilmek için failin en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir.
3
İlgili kanun maddesini olaya uygula.
Failin eylemi kasten öldürme veya taksirle öldürme değil, TCK m. 87/4'te düzenlenen kasten yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunu oluşturur.
Suçun kanuni tanımındaki özel hükümlerin somut olaya hatasız tatbik edilmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama
Soru 3Soru

(A), aynı ofiste çalıştığı mesai arkadaşı (B)’nin içeceğine, onun haberi ve rızası olmaksızın uyutucu bir madde katmıştır. (B) maddenin etkisiyle derin bir uykuya daldıktan sonra (A), (B)’nin vücuduna cinsel amaçla dokunmuş ve çeşitli cinsel davranışlarda bulunmuştur. Söz konusu eylemler vücuda organ veya sair bir cisim sokulması boyutuna ulaşmadan (A) tarafından sonlandırılmıştır.

Bu olayla ilgili (A)’nın ceza sorumluluğu bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), eylemi "vücut veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı" işlediği için basit cinsel saldırı suçunun nitelikli halinden cezalandırılır.

Cevap

Failin eylemi, mağdurun uyutucu madde etkisiyle kendisini savunamayacak durumda olduğu bir sırada gerçekleştirildiği için basit cinsel saldırı suçunun nitelikli halini (TCK 102/3-a) oluşturur.
Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesine göre, cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi cinsel saldırı suçunu oluşturur. Olayda eylem vücuda organ sokma boyutuna varmadığı için 'basit cinsel saldırı' (m.102/1) kapsamındadır. Ancak suçun; vücut veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır (m.102/3-a). Uyutucu madde ile mağdurun bilincinin kapatılması, mağduru savunmasız hale getirdiği için bu nitelikli hal uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin niteliğini belirleme
Cinsel Saldırı (Basit)
Failin mağdurun vücut dokunulmazlığını cinsel amaçla ihlal etmesi ve bu eylemin vücuda organ/cisim sokma boyutuna varmaması nedeniyle Türk Ceza Kanunu m. 102/1 kapsamında basit cinsel saldırı söz konusudur.
2
Mağdurun durumunu değerlendirme
Savunmasız Durum (TCK 102/3-a)
Mağdurun uyutucu madde verilerek bilincinin kapatılması, fail tarafından mağdurun 'vücut veya ruh bakımından kendisini savunamayacak duruma' getirilmesidir. Bu durum cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir.
3
Suçun hukuki tavsifini yapma
TCK 102/1 ve 102/3-a uyarınca cezalandırma
Fail, rıza dışı cinsel temas eylemini (basit saldırı), mağdurun savunmasızlığından yararlanarak gerçekleştirdiği için suçun nitelikli halinden sorumlu tutulur.

Anahtar Kavram

Basit cinsel saldırı suçunda mağdurun savunmasız halinin cezayı artıran bir neden (nitelikli hal) olarak uygulanması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Bir hukuk bürosunda kıdemli ortak avukat olarak görev yapan (A), yanında stajyer avukat olarak çalışan 2222 yaşındaki (B) ile akşam mesaisinde yalnız kaldıkları bir sırada; (B)’nin rızası dışında elini (B)’nin bacağına koyarak yukarıya doğru hareket ettirmiş ve cinsel arzularını dile getiren ifadeler kullanmıştır. (B), durumu fark eder etmez faili iterek odadan çıkmıştır. Bu olaydaki hukuki durum ile ilgili aşağıdaki nitelendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylem, rıza dışı cinsel amaçlı bedensel temas içermesi nedeniyle cinsel saldırı suçunu oluşturur ve failin staj ilişkisinden doğan nüfuzunu kötüye kullanması sebebiyle ceza artırımı uygulanır.

Cevap

Eylemin bedensel temas içermesi nedeniyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve failin mağdur üzerindeki mesleki nüfuzunu kötüye kullanması sebebiyle cezanın artırılması gerektiği yönündeki ifade doğrudur.
Cinsel saldırı suçu, rıza dışı cinsel amaçlı bedensel temaslarla vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesini cezalandırır. Olayda failin mağdurun vücuduna (bacağına) dokunması bu suçun oluşumu için yeterlidir. Ayrıca failin, mağdurun staj yaptığı kurumda yönetici/ortak pozisyonunda bulunması ve bu nüfuzu kullanarak eylemi gerçekleştirmesi, TCK 102/3b102/3-b maddesi uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiren bir ağırlaştırıcı nedendir.

Adım Adım Çözüm

1
Fiilin niteliğinin bedensel temas açısından değerlendirilmesi
Failin eliyle mağdurun bacağına dokunması fiziksel bir temas teşkil eder.
Türk Ceza Kanunu'nun 102102. maddesine göre, vücut dokunulmazlığının cinsel amaçlı ve bedensel temas içeren bir fiille ihlal edilmesi cinsel saldırı suçunun temel unsurudur.
2
Fail ve mağdur arasındaki hukuki/mesleki ilişkinin incelenmesi
Ortak avukat ile stajyer avukat arasında hizmet ve eğitimden kaynaklanan bir hiyerarşi/nüfuz ilişkisi mevcuttur.
TCK 102/3b102/3-b bendi, suçun 'hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle' işlenmesini bir ceza artırım nedeni (nitelikli hal) olarak düzenlemiştir.
3
Suçun tamamlanma aşamasının tespiti
Temas gerçekleştiği için suç tamamlanmıştır.
Cinsel saldırı suçunda, cinsel içerikli temasın vücuda değmesiyle suç icra edilmiş ve tamamlanmış sayılır; failin uzaklaştırılması suçun tamamlanmış olma niteliğini değiştirmez.

Anahtar Kavram

Cinsel Saldırı Suçunda Temas Şartı ve Nüfuzun Kötüye Kullanılması
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5Soru

(A), bir marketten bir şişe içkiyi reyonlardan alıp cebine koyarak kasadan ödeme yapmadan dışarı çıkmıştır. Marketin güvenlik görevlisi durumu fark ederek (A)'yı otoparkta durdurmak istemiştir. (A), yakalanmamak ve elindeki içkiyi bırakmamak amacıyla görevliye yumruk atarak onu yere düşürmüş ve içkiyle beraber olay yerinden uzaklaşmıştır.

Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca, (A)'nın bu eylemi aşağıdakilerden hangisini oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağma

Cevap

Failin eylemi, hırsızlık suçuyla başlayıp sonrasında cebir kullanılmasıyla tamamlanan 'Yağma' suçunu oluşturmaktadır.
Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin 2. fıkrasına göre; hırsızlık suçunun işlenmesinden sonra, malın geri alınmasını engellemek veya failin kaçmasını sağlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde, fail artık hırsızlıktan değil yağma suçundan sorumlu tutulur. Olayda (A), içkiyi aldıktan sonra yakalanmamak ve içkiyi bırakmamak için güvenlik görevlisine yumruk atarak (cebir) kaçtığı için eylemi yağma suçunu oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin başlangıcını analiz etme
Failin marketten malı alıp ödeme yapmadan çıkması hırsızlık suçunun maddi unsurlarını başlatmıştır.
Zilyedin rızası dışında taşınır bir malın alınması hırsızlık eylemidir.
2
Sonraki aşamadaki cebir eylemini değerlendirme
Güvenlik görevlisine atılan yumruk, malın korunması veya failin kaçması amacıyla kullanılan cebirdir.
Hırsızlık eylemi devam ederken veya tamamlandıktan hemen sonra başvurulan şiddet hukuki niteliği değiştirir.
3
TCK Madde 148/2 hükmünü uygulama
Kanun gereği hırsızlıktan sonra kaçmak veya malı bırakmamak için cebir/tehdit kullanılması yağma suçunu oluşturur.
Türk Ceza Kanunu bu durumu açıkça yağma suçu olarak nitelendirmiştir.

Anahtar Kavram

Hırsızlığın Yağmaya Dönüşmesi (TCK m. 148/2)

Daha Fazla Pratik

Yağma suçunda cebir ve tehdidin malın teslimini sağlamaya yönelik olduğu durumlar ile hırsızlık sonrası kaçmaya yönelik olduğu durumlar arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru

Fail (A), aralarında çıkan bir tartışma neticesinde (B)’nin yüzüne yumruk atmıştır. Darbe sonucunda (B)’nin burnu kırılmış ve iyileşme sürecinden sonra yapılan incelemede, (B)’nin yüzünde kalıcı ve belirgin bir iz (sabit eser) oluştuğu saptanmıştır. Failin kastının sadece yaralamaya yönelik olduğu ve öldürme amacının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu olayda fail (A) hakkında uygulanacak ceza sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kasten yaralama sonucunda mağdurun yüzünde sabit eser meydana geldiği için verilecek temel ceza bir kat artırılır; ancak bu durumda verilecek ceza üç yıldan az olamaz.

Cevap

Kasten yaralama eylemi neticesinde mağdurun yüzünde sabit eser meydana gelmesi durumunda, TCK 87/1-c maddesi uyarınca belirlenen temel ceza bir kat artırılır ve sonuç ceza için üç yıllık alt sınır kuralı uygulanır.
Türk Ceza Kanunu'nun 87. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, kasten yaralama fiili mağdurun yüzünde sabit esere neden olmuşsa, kasten yaralamanın temel şekli için belirlenen ceza bir kat artırılır. Aynı fıkranın son cümlesinde ise bu gibi hallerde verilecek cezanın üç yıldan az olamayacağı emredici bir şekilde düzenlenmiştir. Olayda failin kastı yaralama olduğu halde netice ağırlaşmış olduğundan bu hüküm doğrudan uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin ve kastın türünü belirlemek
Failin eylemi kasten yaralamadır (TCK 86) ve kastı sadece yaralamaya yöneliktir.
Failin öldürme kastı olmadığını ve vücut bütünlüğüne yönelik kasti bir saldırı gerçekleştirdiğini saptamak.
2
Meydana gelen neticeleri tespit etmek
Mağdurda hem kemik kırılması hem de yüzde sabit eser oluşmuştur.
Olayın TCK 87. maddedeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama kapsamında olup olmadığını değerlendirmek.
3
Uygun kanun maddesini seçmek
TCK 87/1-c (yüzde sabit eser) ve TCK 87/3 (kemik kırılması) halleri mevcuttur; daha ağır olan 87/1 uygulanır.
Nitelikli hallerin birleşmesi durumunda en ağır cezayı gerektiren hükmün uygulanması kuralını işletmek.
4
Ceza miktarını ve alt sınır kontrolünü yapmak
Ceza bir kat artırılır ve 87/1 son fıkra gereği sonuç ceza 3 yıldan az olamaz.
Kanunda belirtilen artırım oranını ve özel alt sınır sınırlamasını uygulamak.

Anahtar Kavram

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK Madde 87)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

(A), bir süpermarketin kozmetik reyonunda bulunan yüksek değerli bir parfümü, kimsenin görmediği bir anda montunun iç cebine gizlemiştir. (A), henüz ödeme kasalarının bulunduğu alana ulaşmadan ve marketten çıkış yapmadan önce, kendisini kamera sisteminden takip eden güvenlik görevlileri tarafından durdurulmuştur. Yapılan aramada parfüm (A)'nın üzerinde bulunmuştur.

Bu olayda (A)'nın cezai sorumluluğu ile ilgili Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Failin henüz ödeme noktasına gelmeden yakalanmış olması nedeniyle eylem hırsızlık suçuna teşebbüs aşamasında kalmıştır.

Cevap

Failin henüz ödeme noktasına (kasaya) gelmeden yakalanmış olması nedeniyle eylemi hırsızlık suçuna teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Hırsızlık suçunda eylemin tamamlanması için malın mağdurun hakimiyet alanından çıkarılması ve failin mal üzerinde bağımsız bir egemenlik kurması gerekir. Kendi kendine hizmet esasına dayalı marketlerde, mal henüz ödeme noktalarından (kasalardan) geçirilmediği veya dışarı çıkarılmadığı sürece işletmenin hakimiyet alanında sayılmaktadır. Failin kasalara ulaşmadan yakalanması, suçun neticesinin failin iradesi dışındaki bir engel nedeniyle gerçekleşmediğini gösterir ve eylemi teşebbüs aşamasında bırakır.

Adım Adım Çözüm

1
Failin icra hareketlerini analiz et
Malın reyondan alınarak gizlenmesi, hırsızlık suçunun icra hareketlerinin başladığını gösterir.
Teşebbüsün oluşması için hazırlık hareketlerinin bitip icra hareketlerinin başlaması gerekir.
2
Suçun tamamlanma anını (bitişini) belirle
Mal henüz süpermarketin hakimiyet alanından (ödeme noktalarından) dışarı çıkarılmamıştır.
Yargıtay içtihatlarına göre, market gibi yerlerde suçun tamamlanması için malın kasa hattından geçirilmesi veya marketten çıkarılması şarttır.
3
Hukuki nitelendirmeyi yap
Suçun neticesi failin elinde olmayan nedenlerle gerçekleşmediği için teşebbüs hükümleri uygulanır.
TCK m. 35 uyarınca, kişi işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olur.

Anahtar Kavram

Hırsızlık Suçunda Tamamlanma ve Teşebbüs Ayrımı
Soru 8Soru

(A), iş ortağı (B)'nin işletme hesaplarında usulsüzlük yaptığını öğrenmiş ve (B)'ye "Eğer ortaklıktaki payını bedelsiz olarak bana devretmezsen, bu usulsüzlük belgelerini Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ederim" demiştir. Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre, (A)'nın bu eylemi aşağıdaki suçlardan hangisini oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şantaj

Cevap

Şantaj suçu
Doğru cevap şantaj suçudur çünkü Türk Ceza Kanunu'nun 107/1. maddesine göre; hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlayan kişi şantaj suçunu işlemiş olur. Olayda failin usulsüzlüğü ihbar etme hakkını kullanarak mağduru pay devrine zorlaması bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Failin beyanının niteliğini belirlemek
Failin usulsüzlükleri ihbar edeceğini söylemesi, hakkı olan bir şeyi yapacağından bahsetmesidir.
Şantaj suçunun (TCK 107/1) ilk unsuru, failin hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından bahsetmesidir.
2
Zorlamanın amacını değerlendirmek
Mağdurun, ortaklık payını bedelsiz devretmeye zorlanması, kanunen yükümlü olmadığı bir eylemdir.
Şantajda failin amacı, mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlamaktır.
3
Suçun kanuni tanımıyla eşleştirme yapmak
Eylem, TCK 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun tüm unsurlarını taşımaktadır.
Tehdit suçuna göre daha özel bir düzenleme olan şantaj, bu tür 'hakkın kötüye kullanılması' yoluyla yapılan baskıları kapsar.

Anahtar Kavram

Şantaj Suçunun Unsurları (TCK Md. 107)
Soru 9Soru

(A)(A), bir parkta bankın üzerinde unutulan ve (B)(B)’ye ait olan cep telefonunu alıp uzaklaşmaya başlar. Durumu fark eden (B)(B), (A)(A)’nın peşinden koşarak telefonunu geri ister. Bunun üzerine (A)(A), cebinden çıkardığı bıçağı (B)(B)’ye göstererek "Gelirsen seni doğrarım!" der ve olay yerinden uzaklaşır. Bu olayda (A)(A)'nın eylemi Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisini oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağma suçu

Cevap

Yağma suçu
Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin 2. fıkrasına göre; cebir veya tehdidin, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında veya tamamlanmasından sonra, malın geri verilmesini engellemek veya failin kaçmasını sağlamak amacıyla kullanılması halinde, fail yağma suçundan dolayı cezalandırılır. Olayda fail telefonu almış (hırsızlık tamamlanmış), peşinden gelen mağdura karşı malı korumak ve kaçmak için bıçak göstererek tehdit kullanmıştır. Bu durum eylemi bütüncül olarak yağma suçuna sokar.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin başlangıç aşamasını değerlendir.
Hırsızlık (Unutulmuş olsa da başkasına ait malın alınması).
Fail, başkasına ait bir malı rıza dışında alarak hırsızlık fiiline başlamıştır.
2
Cebir veya tehdidin zamanlamasını kontrol et.
Mal alındıktan ve mağdur peşinden koştuktan sonra tehdit kullanılmıştır.
TCK m. 148/2'ye göre hırsızlık sonrası malı vermemek için kullanılan tehdit önemlidir.
3
Suçun hukuki nitelendirmesini yap.
Eylem yağma suçuna dönüşmüştür.
Kanun koyucu hırsızlık sonrası malı koruma veya kaçma amacıyla kullanılan cebir/tehdidi yağma olarak kabul eder.

Anahtar Kavram

Hırsızlıktan Yağmaya Dönüşüm (TCK m. 148/2)

Daha Fazla Pratik

Cebir ve tehdidin malı geri vermek için değil de sadece yakalanmamak için kullanılması durumundaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

(A), hırsızlık amacıyla gece vakti (B)'nin evine pencereden girer. Salondaki masanın üzerinde duran dizüstü bilgisayarı alıp evden çıkacağı sırada, sese uyanan ev sahibi (B) ile karşılaşır. (B)'nin kendisine doğru hamle yaptığını gören (A), yakalanmaktan korkarak elindeki bilgisayarı olduğu yere bırakır ve kaçmaya yönelir. Kendisini yakalamaya çalışan (B)'nin yüzüne sert bir yumruk atarak onu yaralar ve evden kaçmayı başarır.

Yukarıdaki olayda (A)'nın malvarlığına ve vücut dokunulmazlığına karşı işlediği eylemlerinin hukuki nitelendirmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (Konut dokunulmazlığının ihlali suçu değerlendirme dışı bırakılacaktır.)

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fail, malı elde bulundurmak amacıyla değil sadece kaçmak amacıyla cebir kullandığından, hakkında hırsızlık suçuna teşebbüs ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulur.

Cevap

Failin, malı elde bulundurmak amacıyla değil sadece kaçmak amacıyla cebir kullanması nedeniyle eyleminin hırsızlık suçuna teşebbüs ve kasten yaralama suçları olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Türk Ceza Kanunu m. 148/3'te düzenlenen 'eşyayı muhafaza amacıyla yağma' (dönüşen yağma) suçunun oluşabilmesi için failin hırsızlık suçunun işlenmesinden sonra çaldığı malı götürmek veya elinde bulundurmak amacıyla cebir veya tehdit kullanması zorunludur. Somut olayda fail, suça konu bilgisayarı olduğu yere bırakmış ve cebri (yumruk atma eylemini) sadece yakalanmaktan kurtulmak ve olay yerinden kaçmak amacıyla gerçekleştirmiştir. Malı elde bulundurma veya koruma amacı kalmadığı için yağma suçu oluşmaz. Failin malı evden çıkaramadan bırakması hırsızlık suçuna teşebbüsü, kaçarken mağdura yönelik fiziksel şiddeti ise kasten yaralama suçunu oluşturur. Bu iki eylem yağma suçu altında birleşmediğinden fail hakkında her iki suçtan ayrı ayrı (gerçek içtima kuralı gereği) hüküm kurulması isabetlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hırsızlık eyleminin tamamlanıp tamamlanmadığını belirlemek.
Mal (bilgisayar), failin hakimiyet alanına tam olarak geçmeden ve evden çıkarılmadan fail tarafından olay yerinde bırakıldığı için hırsızlık suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Hırsızlık suçunun tamamlanması için malın zilyedin egemenlik alanından çıkarılıp failin fiili hakimiyetine girmesi şarttır.
2
Eylemin 'eşyayı muhafaza amacıyla yağma' (dönüşen yağma) suçuna vücut verip vermediğini tespit etmek.
TCK m. 148/3 uyarınca dönüşen yağmanın oluşması için cebrin 'malın götürülmesini veya elde bulundurulmasını sağlamak amacıyla' kullanılması şarttır. Olayda fail malı olay yerinde bırakmış, cebri malı elde tutmak için değil sırf kaçabilmek için kullanmıştır.
Cebir veya tehdidin hangi saikle (amaçla) kullanıldığı, hırsızlık ile yağma suçunu birbirinden ayıran temel unsurdur.
3
Failin nihai ceza sorumluluğunu saptamak.
Yağma suçu oluşmadığından, failin evden mal alamadan çıkması hırsızlığa teşebbüs, kaçmak için ev sahibine attığı yumruk ise kasten yaralama olarak değerlendirilir ve gerçek içtima hükümleri uyarınca her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
Farklı hukuki değerleri (malvarlığı ve vücut dokunulmazlığı) koruyan ve bileşik suç (yağma) oluşturmayan iki ayrı eylem mevcuttur.

Anahtar Kavram

Hırsızlık suçunun eşyayı muhafaza amacıyla yağmaya (dönüşen yağma) evrilme şartları ve eylemlerin nitelendirilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

Evli olan (A) ve (B), müşterek mülkiyetlerindeki evde birlikte yaşamaktadır. (B)'nin husumetli olduğu ve eve girmesini kesinlikle yasakladığı (C)'yi, eşi (A) sırf (B)'yi huzursuz etmek ve kışkırtmak amacıyla eve davet etmiştir. (C), (B)'nin bu duruma açıkça karşı olduğunu ve (A)'nın kendisini yalnızca (B)'yi kızdırmak gibi kötü niyetli bir amaçla çağırdığını bilmesine rağmen eve girmiş ve salonda oturmaya başlamıştır.

Türk Ceza Kanunu'nun 'Hürriyete Karşı Suçlar' bölümünde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında, (C)'nin ceza sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konutu ortak kullananlardan birinin rızasının hukuka uygunluk nedeni teşkil edebilmesi için meşru bir amaca yönelik olması şarttır; bu amaç bulunmadığından (C) konut dokunulmazlığının ihlali suçundan sorumlu olur.

Cevap

Konutu ortak kullananlardan birinin rızasının hukuka uygunluk nedeni teşkil edebilmesi için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olmasının zorunlu olduğunu, aksi takdirde failin suçtan sorumlu olacağını belirten seçenektir.
Türk Ceza Kanunu madde 116/3 gereğince; evlilik birliğinde veya ortak kullanımda olan yerlerde, hak sahiplerinden birinin rızasının hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için 'rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması' zorunludur. Olayda (A)'nın, (C)'yi sırf diğer eşi huzursuz etmek için çağırması meşru bir amaç taşımadığından rıza bütünüyle geçersizdir. Durumu bilerek konuta giren fail, doğrudan kastla hareket etmiş olup suçun tüm unsurları oluşmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki eylemin hukuki nitelendirmesini yap.
(C)'nin, (B)'nin rızası hilafına ortak yaşanılan konuta girmesi eylemi kural olarak 'Konut Dokunulmazlığının İhlali' (TCK m. 116) suçunu oluşturur.
Suçun maddi unsuru başkasının konutuna veya eklentilerine rızasına aykırı olarak girmektir.
2
Ortak kullanılan konutlarda rıza istisnasını (TCK m. 116/3) ve şartlarını analiz et.
Kanuna göre evlilik birliğinde veya konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası diğerinin rızasızlığını bertaraf eder. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için yasa koyucu 'rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması' koşulunu aramıştır.
Bir eşin rızası her zaman hukuka uygunluk nedeni sayılmaz, rızanın amacı yasal incelemeye tabidir.
3
Olaydaki rızanın meşruiyetini değerlendir.
(A)'nın rızası, eşi (B)'yi kışkırtmak ve huzursuz etmek gibi kötü niyetli bir amaca dayandığından meşru değildir. Dolayısıyla ortada geçerli bir hukuka uygunluk nedeni yoktur ve durumu bilerek içeri giren (C) suçtan sorumlu tutulur.
Meşru olmayan amaca dayalı rıza hukuken yok hükmündedir.

Anahtar Kavram

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Müşterek Zilyetlerin Rızası (Meşru Amaç Kriteri)
Soru 12Soru

Lise son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki (V), okul çıkışında yanına yaklaşan 22 yaşındaki (F) ve (G) tarafından, "Sana çok ilgini çekecek yeni bir bilgisayar oyunu göstereceğiz" denilerek kandırılmış ve mahalledeki boş bir dükkâna götürülmüştür. (V) dükkâna girdikten sonra (F) ve (G) kapıyı dışarıdan kilitleyerek (V)'yi içeride üç saat boyunca tutmuşlar ve daha sonra kapıyı açarak olay yerinden uzaklaşmışlardır. Olay sırasında (V)'ye yönelik başkaca bir eylemde bulunulmamıştır.

Buna göre, (F) ve (G)'nin ceza sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mağduru hile kullanarak hürriyetinden yoksun kıldıkları için suçun nitelikli halinden cezalandırılırlar ve eylemin çocuğa karşı, birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi nedeniyle verilecek cezada ayrıca artırım yapılır.

Cevap

Doğru cevap, faillerin mağduru hile kullanarak hürriyetinden yoksun bıraktıkları için suçun nitelikli halinden cezalandırılacakları ve eylemin çocuğa karşı, birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi sebebiyle cezada ayrıca artırım yapılacağını belirten ifadedir.
Olayda (F) ve (G), mağdur (V)'yi kandırarak (hile kullanarak) kapalı bir mekânda tutmuşlardır. Türk Ceza Kanunu madde 109/2'ye göre hürriyeti yoksun kılma suçunun hile ile işlenmesi temel şekle göre cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir haldir. Ayrıca mağdurun 17 yaşında olması (çocuğa karşı işlenme - md. 109/3-f) ve faillerin birden fazla kişi olması (birlikte işleme - md. 109/3-b), ilgili fıkra uyarınca cezanın bir kat daha artırılmasını gerektiren ek ağırlatıcı nedenlerdir. Doğru ifade eylemin tüm bu hukuki vasıflandırmalarını eksiksiz olarak içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki fiilin Türk Ceza Kanunu kapsamında genel nitelendirmesinin yapılması
(V)'nin kandırılarak bir dükkâna kilitlenmesi ve çıkmasına izin verilmemesi, doğrudan 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturmaktadır.
Bir kimsenin serbestçe yer değiştirme veya bir yerde kalma özgürlüğünün rızası dışında kaldırılması bu suçun temel şeklidir.
2
Suçun işleniş biçiminin (kullanılan aracın) değerlendirilmesi
Suç, mağdura bilgisayar oyunu gösterileceği yalanı söylenerek (hile kullanılarak) işlendiği için TCK m. 109/2 kapsamındaki nitelikli hal oluşmuştur.
Kanun koyucu, fiilin cebir, tehdit veya hile ile işlenmesini temel şekle göre cezanın artırılmasını gerektiren bir neden olarak düzenlemiştir.
3
Faillerin ve mağdurun özel durumlarına bağlı diğer ağırlatıcı nedenlerin tespiti
Mağdurun 17 yaşında (çocuk) olması ve fiilin iki kişi ((F) ve (G)) tarafından iştirak halinde işlenmesi, TCK m. 109/3 uyarınca tespit edilen cezanın bir kat daha artırılmasını gerektirir.
Çocuğa karşı işlenme ve birden fazla kişiyle birlikte işlenme, yasa metninde açıkça bağımsız ağırlatıcı nedenler olarak sayılmıştır.
4
Teşebbüs, tamamlanma ve gönüllü vazgeçme/etkin pişmanlık kurumlarının analizi
Mağdurun dükkâna kilitlenmesiyle suç tamamlanmıştır. Faillerin sonradan kapıyı açması gönüllü vazgeçme değil, sadece cezada indirim sağlayan etkin pişmanlık kurumuyla ilişkilendirilebilir.
Mütemadi (kesintisiz) bir suç olan hürriyeti tahdit suçunda alıkoyma gerçekleştiği an netice doğar; tamamlanmış suçta gönüllü vazgeçme mümkün değildir.

Anahtar Kavram

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Nitelikli Haller ve Suçun Tamamlanması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Bir devlet hastanesinin acil servisinde görevli nöbetçi hekim (A), trafik kazası sonucu ağır yaralı olarak getirilen (B)'yi muayene eder. (A), acil cerrahi müdahale yapılmadığı takdirde (B)'nin öleceğini kesin olarak bilmektedir. Ancak (A), (B)'nin daha önceden kendisine hakaret eden ve aralarında husumet bulunan bir kişi olduğunu fark eder. Bunun üzerine (A), sırf (B)'nin ölmesini istediği için bilerek müdahale etmez ve hemşirelere hastanın durumunun stabil olduğunu, bir süre bekleyebileceğini söyler. Yaklaşık yarım saat sonra (B), zamanında tıbbi müdahale yapılmadığı için kan kaybından hayatını kaybeder.

Buna göre, Türk Ceza Kanunu hükümleri dikkate alındığında (A)'nın cezai sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), kanundan kaynaklanan neticeyi önleme yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği için "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçundan sorumlu tutulur.

Cevap

Hekim, kanundan kaynaklanan garantörlük (neticeyi önleme) yükümlülüğünü hastanın ölmesi kastıyla yerine getirmediği için 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi' suçundan sorumlu tutulur.
Türk Ceza Kanunu m. 83 uyarınca, kişinin kanuni veya sözleşmesel bir yükümlülük (garantörlük) altındayken, neticeyi önleme yükümlülüğünü kasten ihmal ederek bir insanın ölümüne sebebiyet vermesi 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi' suçunu oluşturur. Somut olayda devlet hastanesi nöbetçi hekiminin kanundan kaynaklanan bir müdahale yükümlülüğü bulunmasına rağmen, sırf hastanın ölmesi kastıyla (husumetten dolayı) hareketsiz kalması ve ölüme yol açması bu suç tipinin unsurlarını eksiksiz olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki failin hukuki statüsünün tespit edilmesi.
(A) görevli bir nöbetçi hekimdir ve hastasına karşı kanundan ile mesleğinden kaynaklanan 'garantörlük' (neticeyi önleme) yükümlülüğü altındadır.
Kişinin basit bir ihmalden mi yoksa görünüşte ihmali bir suçtan mı yargılanacağını belirlemek için garantörlük statüsü aranmalıdır.
2
Failin manevi unsurunun (kast/taksir) değerlendirilmesi.
(A), hastanın müdahale edilmezse öleceğini kesin olarak bilmekte ve aralarındaki husumet sebebiyle ölmesini istemektedir. Burada doğrudan kast vardır.
Hukuki nitelendirmenin ihmali davranışla kasten öldürme mi yoksa taksirle ölüme neden olma mı olduğunu ayırmak için failin iç dünyası incelenmelidir.
3
Nedensellik bağının (illiyet) değerlendirilmesi.
Trafik kazası ilk neden olsa da, (A)'nın zamanında müdahale etmesi halinde ölümün önlenebileceği durumda müdahale etmemesi, hukuken nedensellik bağını kurar.
Ölüm neticesinin objektif olarak faile isnat edilip edilemeyeceğini kesinleştirmek zorunludur.
4
Doğru suç tipinin Türk Ceza Kanunu çerçevesinde belirlenmesi.
Garantörlük yükümlülüğü altındaki kişinin doğrudan kast ile hareketsiz kalarak ölüme neden olması, TCK m. 83'te düzenlenen 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi' suçuna vücut verir.
Olaydaki tüm unsurlar (garantörlük, ihmal, kast, ölüm neticesi) birleştirilerek nihai ceza normu tespit edilir.

Anahtar Kavram

Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi (Garantörlük)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Taksicilik yapan (M), kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisi (Z)'yi konuşup barışmaya ikna etmek bahanesiyle aracına davet eder. (Z) araca bindikten sonra (M), kapıları merkezi kilit sistemiyle kilitler ve (Z)'nin inmek istemesine rağmen onu şehir dışındaki boş bir araziye götürür. İki saat boyunca araç içinde (Z)'yi barışmaya ikna etmeye çalışan (M), (Z)'nin sürekli ağlaması ve fenalaşması üzerine eyleminden pişmanlık duyar. Olayla ilgili herhangi bir kolluk kuvvetine ihbar veya şikayet yapılmadan ve (Z)'ye hiçbir fiziksel zarar vermeden, (M) kendi iradesiyle aracı geri çevirir ve (Z)'yi evinin bulunduğu sokağa güvenli bir şekilde bırakır.

Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre, (M)'nin ceza sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (M), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu tamamlamıştır ancak mağduru soruşturma başlamadan güvenli bir yere bıraktığı için hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Cevap

Failin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu tamamladığı ancak kanunda öngörülen şartlar dahilinde mağduru güvenli bir yere bırakması sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanacağını belirten seçenek doğrudur.
Türk Ceza Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, mağdurun hareket özgürlüğünün kaldırıldığı an itibarıyla tamamlanır. Olayda failin mağduru araca kilitleyerek uzaklaştırmasıyla suç tamamlanmıştır, bu sebeple teşebbüs veya gönüllü vazgeçme söz konusu olamaz. TCK'nın 110. maddesi ise bu suça özgü bir etkin pişmanlık hali düzenlemiştir: Fail, soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yere bırakırsa cezada indirim yapılır. Senaryodaki failin eylemi bu şartları birebir karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki eylemin hukuki nitelendirmesinin yapılması
Failin mağduru zorla araca kilitleyip hürriyetini kısıtlaması, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK md. 109) suçunu oluşturur.
Kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinin hukuka aykırı olarak kaldırılması suçun maddi unsurudur.
2
Suçun tamamlanıp tamamlanmadığının (teşebbüs durumunun) tespiti
Mağdurun hürriyeti eylemin başlangıcıyla birlikte sınırlandırıldığı için suç teşebbüs aşamasında kalmamış, tamamlanmıştır.
Mütemadi (kesintisiz) bir suç olan hürriyeti tahdit suçu, özgürlüğün kısıtlandığı an tamamlanır. Bu nedenle gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanamaz.
3
Sonradan gerçekleşen pişmanlık eyleminin hukuki sonucunun değerlendirilmesi
Soruşturma başlamadan mağdurun zarar görmeksizin serbest bırakılması TCK md. 110 kapsamında etkin pişmanlık gerektirir.
Kanun koyucu, tamamlanmış hürriyeti tahdit suçlarında mağdurun esaretinin uzamasını engellemek amacıyla özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK Madde 110)
Soru 15Soru

(M), hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını ödememesi nedeniyle husumetli olduğu (N)'ye sokakta rastlamış ve öfkelenerek, "O parayı yarına kadar bana ödemezsen, köydeki bütün meyve bahçeni traktörle kökünden söktürüp seni beş parasız bırakacağım!" diye bağırmıştır. (N) bu sözleri duymuş ancak (M)'den şikâyetçi olmamıştır. Tesadüfen olay yerinde bulunan polis memurunun tutanağı üzerine Cumhuriyet savcısı soruşturma başlatmak istemiştir.

Buna göre, Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca failin eylemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suç, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle işlenen tehdit niteliğinde olup takibi şikâyete bağlı olduğundan soruşturma yapılamaz.

Cevap

Doğru seçenek, eylemin malvarlığına yönelik tehdit kapsamında kaldığı ve şikayet yokluğu nedeniyle soruşturma yapılamayacağını belirten seçenektir.
Doğru seçenek, failin eylemini eksiksiz analiz etmektedir. Öncelikle olayda TCK m. 150/1'de düzenlenen hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacı bulunduğundan fail yağmadan değil tehditten sorumludur. TCK m. 106/1 uyarınca, hayat veya vücut bütünlüğüne yönelik tehditler resen takip edilirken; 'malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle' yapılan tehditler açıkça şikâyete tabi kılınmıştır. Mağdur şikâyetçi olmadığından, muhakeme şartı gerçekleşmemiştir ve savcılık soruşturma yapamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki eylemin hukuki nitelendirmesini yapma
Eylem, hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yapılmıştır. TCK m. 150/1 gereği bu durumda yağma değil, tehdit hükümleri (TCK 106) uygulanır.
Kanun koyucu, meşru bir alacağın tahsili için cebir/tehdit kullanılmasını yağma (gasp) kadar ağır görmemiş ve genel hükümlere atıf yapmıştır.
2
Tehdit suçunun türünü ve soruşturma usulünü belirleme
Tehdidin içeriği 'meyve bahçesini kökünden söktürmek' olup malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratma niteliğindedir. TCK 106/1 ikinci cümlesine göre bu halin takibi şikâyete bağlıdır.
Hayata veya vücut bütünlüğüne yönelik tehditler resen soruşturulurken, salt malvarlığına veya sair kötülüklere yönelik tehditler mağdurun şikayetini gerektirir.
3
Olaydaki soruşturma şartını (şikayet) değerlendirme
Mağdur (N) şikâyetçi olmadığı için Cumhuriyet savcısı tarafından resen soruşturma başlatılamaz.
Şikâyete tabi suçlarda, yetkili kişinin şikâyeti bir dava ve soruşturma şartıdır.

Anahtar Kavram

Tehdit suçunun malvarlığına yönelik işlenmesi usulü (TCK 106) ve Hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit (TCK 150/1)
Soru 16Soru

(A), internet üzerinden satışa çıkarılan bir otomobili satın almak için araç sahibi (B) ile anlaşmıştır. (A), ödeme yapacağı sırada kendi cep telefonundan hazırladığı sahte bir mobil bankacılık dekontunu (B)'ye göstererek parayı hesabına gönderdiğini beyan etmiştir. (B), dekontun gerçekliğine güvenerek otomobilin mülkiyetini noter huzurunda (A)'ya devretmiştir. Ancak daha sonra yapılan kontrollerde (A)'nın herhangi bir ödeme yapmadığı ve dekontun üzerinde oynanmış bir görsel olduğu anlaşılmıştır.

Buna göre (A)'nın ceza sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu oluşmuştur.

Cevap

Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu
Doğru seçenek, eylemin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık olduğunu belirtmektedir. Fail, mobil bankacılık sisteminden alınmış gibi görünen sahte bir dekontu (bilişim sistemi verisi) hile olarak kullanmış ve mağdurun iradesini sakatlayarak aracın devrini almıştır. TCK m. 158/1-f uyarınca dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi nitelikli bir haldir.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemdeki hileli davranışı ve kullanılan aracı tespit etmek.
Failin sahte mobil bankacılık dekontu (bilişim sistemi çıktısı) kullanarak mağduru aldatması.
Dolandırıcılık suçunun oluşması için mağduru hataya düşürecek yoğunlukta bir hilenin varlığı gereklidir.
2
Mağdurun bu hile sonucunda malvarlığı üzerinde yaptığı tasarrufu incelemek.
Mağdur (B)'nin, dekontun gerçekliğine inanarak aracın devrini noterde gerçekleştirmesi.
Failin hilesi sonucunda mağdurun zararına, failin ise yararına bir malvarlığı artışı/azalışı gerçekleşmiştir.
3
Türk Ceza Kanunu m. 158/1-f kapsamında hukuki nitelendirme yapmak.
Hilenin gerçekleştirilmesinde bilişim sisteminin (mobil bankacılık uygulaması ve verileri) araç olarak kullanılması suçu nitelikli hale getirir.
Bilişim sistemlerinin hileli davranışın icrasında kullanılması TCK m. 158 kapsamında nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

Anahtar Kavram

Hırsızlık, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları arasındaki fark (Hile unsuru)

Daha Fazla Pratik

Dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması (m. 158/1-d) hali ile farkını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

(A), öz babası (B)'ye ait olan ve koleksiyon değeri taşıyan antika bir saati çalmak amacıyla, gece vakti (B)'nin uyuduğu sırada pencereden gizlice konuta girmiştir. (A), saati kasadan alıp çantasına koyduğu sırada uyanan babası (B) tarafından fark edilmiş ve engellenmek istenmiştir. (A), elindeki saati geri vermemek ve evden kaçabilmek amacıyla babasını sertçe iterek yere düşürmüş, (B)'nin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olarak saatle birlikte kaçmıştır. Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca (A)'nın cezai sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), gece vakti ve konutta nitelikli yağma suçundan sorumludur; bu suçta akrabalık bağına dayalı şahsi cezasızlık veya indirim hükümleri uygulanmaz.

Cevap

Failin gece vakti konuta girerek malı alması ve ardından malı vermemek için cebir kullanması, eylemi nitelikli yağma suçuna dönüştürür; yağma suçlarında ise akrabalık bağına dayalı herhangi bir ceza indirimi veya cezasızlık hükmü uygulanmaz.
Olayda (A), hırsızlık amacıyla başladığı eylemde malı hakimiyetine geçirdikten sonra, malın zilyedi olan babasına karşı malı vermemek amacıyla cebir kullanmıştır. TCK m. 148/2 uyarınca bu eylem yağma suçunu oluşturur. Eylemin gece vakti ve konutta işlenmesi nitelikli yağma (m. 149) kapsamında değerlendirilir. Ayrıca, TCK m. 167/2'deki açık hüküm gereği, malvarlığına karşı suçlarda tanınan akrabalık imtiyazları yağma suçunda uygulanmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Failin eylemindeki cebir kullanımının zamanlamasını ve amacını analiz edin.
Cebir, mal alındıktan sonra malın geri verilmesini önlemek amacıyla kullanılmıştır.
TCK m. 148/2 uyarınca bu durum hırsızlık eylemini yağma suçuna dönüştürür.
2
Suçun nitelikli hallerini tespit edin.
Eylem gece vakti ve konutta gerçekleştirilmiştir.
Bu durum TCK m. 149/1-d ve 149/1-h maddeleri uyarınca suçun nitelikli halini oluşturur.
3
Fail ve mağdur arasındaki akrabalık ilişkisinin ceza sorumluluğuna etkisini inceleyin.
Akrabalık bağı yağma suçlarında cezasızlık veya indirim sebebi teşkil etmez.
TCK m. 167/2'nin son cümlesi yağma suçlarını bu madde kapsamı dışında bırakmıştır.

Anahtar Kavram

Yağmaya Dönüşen Hırsızlık ve Akrabalık İstisnası
Soru 18Soru

Taksi durağında sıra bekleyen şoför (Ş), sırayı ihlal ederek başka bir taksiye yönelen müşteri (M) ile tartışmaya başlar. Tartışmanın alevlenmesi üzerine (Ş), sadece (M)'nin canını yakmak ve ona fiziksel bir acı vererek ders vermek kastıyla (M)'nin yüzüne sert bir tokat atar. Aldığı darbenin şiddetiyle dengesini kaybeden (M), sırtüstü yere düşerek başını kaldırımın sivri kenarına çarpar. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan (M), baş çarpmasına bağlı beyin kanaması geçirerek iki gün sonra hayatını kaybeder. Yapılan soruşturmada (Ş)'nin, tokat atarken (M)'nin ölebileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek bu neticeyi kabullendiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır; ancak atılan sert tokadın etkisiyle kişinin düşüp başını çarpabileceği objektif olarak öngörülebilir bir durum olarak tespit edilmiştir.

Türk Ceza Kanunu hükümleri dikkate alındığında, (Ş)'nin ceza sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (Ş), eyleminin temelinde yaralama kastı bulunduğu ve ölüm neticesi bakımından en azından taksirle hareket etmiş sayılacağı için kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinden sorumlu tutulur.

Cevap

Failin baştaki kastının sadece yaralamaya yönelik olduğu, ancak illiyet bağı kesilmeksizin mağdurun hayatını kaybettiği durumlarda failin kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinden sorumlu olacağını ifade eden seçenektir.
Türk Ceza Kanunu madde 87/4'e göre, kasten yaralama eylemi sonucunda mağdurun hayatını kaybetmesi halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu oluşur. Bunun uygulanabilmesi için TCK madde 23 uyarınca failin ağır neticeye (ölüme) yönelik en azından taksir düzeyinde bir kusurunun bulunması yeterlidir. Olayda failin kastı can yakmaya (yaralamaya) yöneliktir ve tokat sonucu düşerek ölüm meydana gelmesi öngörülebilir bir durum olduğundan, fail doğrudan kasten öldürmeden değil, kasten yaralama sonucu ölüme neden olmaktan sorumlu tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
Failin eyleminin başlangıcındaki manevi unsurun (kastın) tespit edilmesi.
Fail (Ş), tokat atma eylemini sadece can yakma ve fiziksel acı verme amacıyla gerçekleştirmiştir.
Olayda failin mağduru öldürme amacı taşımadığı, doğrudan yaralama kastıyla (TCK m.86) hareket ettiği belirtilmiştir.
2
Gerçekleşen ölüm neticesi ile failin eylemi arasındaki illiyet bağının ve objektif isnadiyetin incelenmesi.
Tokat atma ile mağdurun düşüp başını çarpması ve beyin kanaması geçirmesi arasında illiyet bağı mevcuttur.
İnsanın yüzüne atılan sert bir darbenin denge kaybına ve düşmeye yol açması hayatın olağan akışına uygundur. Araya giren ve illiyet bağını kesen olağanüstü bir neden yoktur.
3
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç (TCK m.23) şartlarının değerlendirilmesi.
Kasten yaralama neticesinde ölüm meydana gelmiştir (TCK m.87/4).
Fail temel suçu kasten işlemiş, ancak eyleminin ağır neticesine (ölüme) yönelik kastı olmamakla birlikte, durum öngörülebilir olduğu için en azından taksirle hareket etmiş sayılmaktadır.

Anahtar Kavram

Kasten Yaralamanın Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hali
Soru 19Soru

(A), iki yıl önce boşandığı eski eşi (B) ile sokakta karşılaşmış ve aralarında çıkan tartışma sonucunda (B)’ye tokat atmıştır. Adli tıp raporuna göre (B)’nin yüzünde oluşan kızarıklığın basit bir tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebileceği tespit edilmiştir. Olayın ardından (B) şikâyetçi olmuş, ancak kamu davası açıldıktan sonra şikâyetinden vazgeçtiğini mahkemeye bildirmiştir.

Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca bu olayda (A)’nın ceza sorumluluğu ve kamu davasının seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kasten yaralama suçunun boşandığı eşe karşı işlenmesi nitelikli haldir; bu durumda suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar ve vazgeçme davayı düşürmez.

Cevap

Kasten yaralama suçunun boşandığı eşe karşı işlenmesi nitelikli bir haldir ve bu durumda soruşturma ile kovuşturma şikâyet şartına bağlı değildir; dolayısıyla mağdurun şikâyetten vazgeçmesi kamu davasını düşürmez.
Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca, kasten yaralama suçunun 'boşandığı eşe' karşı işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturur. Aynı fıkranın giriş cümlesi uyarınca, bu nitelikli hallerde soruşturma ve kovuşturma şikâyet şartına bağlı değildir. Bu nedenle, mağdurun yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçmesi kamu davasının düşmesine neden olmaz ve yargılamaya devam edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Fiilin ve neticenin niteliğini belirlemek
Tokat atma eylemi vücuda acı veren bir kasten yaralama fiilidir ve netice basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilir seviyededir.
Suçun temel veya nitelikli şeklinin belirlenmesi için neticenin tespiti gerekir.
2
Mağdur ile fail arasındaki ilişkinin hukuki etkisini değerlendirmek
Mağdurun 'boşandığı eş' olması, TCK m. 86/3-a bendinde düzenlenen nitelikli hallerden biridir.
Bazı akrabalık veya geçmiş evlilik bağları, cezanın artırılmasına ve şikâyet şartının kalkmasına neden olur.
3
Şikâyet şartı ve vazgeçmenin etkisini analiz etmek
TCK m. 86/3 uyarınca, bu fıkradaki nitelikli hallerin varlığı durumunda suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar (resen takip edilir).
Resen takip edilen suçlarda mağdurun vazgeçmesi davanın düşmesine yol açmaz.

Anahtar Kavram

Kasten yaralama suçunda şikâyete bağlı olmayan durumlar ve boşandığı eşe karşı işlenen suçların niteliği
Soru 20Soru

(A), bir devlet hastanesinin kalabalık poliklinik koridorunda, o sırada hastanede görevli olmayan doktor (B) hakkında, bekleme sırasındaki hasta ve yakınlarından oluşan beş-altı kişilik bir gruba hitaben "Bu doktor (B) tam bir rüşvetçidir, parayı almadan hiçbir hastaya bakmaz, onun ne mal olduğunu herkes bilsin." şeklinde bağırmıştır.

Bu olayla ilgili Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca yapılan aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakaretin gıyapta yapılmasına rağmen, ihtilat edilen kişi sayısının en az üç olması ve eylemin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi nedeniyle suçun takibi şikayete tabi değildir.

Cevap

Hakaretin gıyapta işlenmiş olması ve ihtilat şartının gerçekleşmesi ile suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi sebebiyle takibinin şikayete bağlı olmadığını belirten seçenek doğrudur.
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre, mağdurun gıyabında hakaret suçunun oluşabilmesi için eylemin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gerekir. Olayda 5-6 kişilik bir gruba hitaben konuşulması bu şartı sağlamaktadır. Ayrıca, mağdurun bir kamu görevlisi olması ve hakaretin göreviyle (doktorluk/rüşvet iddiası) ilgili olması nedeniyle, TCK 131/1 uyarınca suçun takibi şikayete bağlı olmayıp resen gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin 'huzurda' mı yoksa 'gıyapta' mı olduğunu belirle.
Doktor (B) olay yerinde olmadığı için eylem gıyapta hakaret niteliğindedir.
Mağdurun yokluğunda yapılan hakaretlerin gıyapta hakaret olarak değerlendirilmesi kanuni bir zorunluluktur.
2
Gıyapta hakaret için 'ihtilat' şartını kontrol et.
Olayda 5-6 kişilik bir gruba hitap edildiği için 'en az üç kişiyle ihtilat' şartı gerçekleşmiştir.
TCK 125/1 uyarınca gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için ihtilat şartı aranır.
3
Mağdurun sıfatını ve eylemin kapsamını analiz et.
Doktor kamu görevlisidir ve 'rüşvetçi/para almadan bakmaz' ifadeleri göreviyle ilgilidir.
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, TCK 125/3-a uyarınca suçun nitelikli halini oluşturur.
4
Soruşturma ve kovuşturma usulünü (şikayet şartını) belirle.
Suç şikayete tabi olmayıp resen takip edilir.
TCK 131/1 gereğince kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunda şikayet aranmaz.

Anahtar Kavram

Gıyapta hakarette ihtilat şartı ve kamu görevlisine hakarette şikayet istisnası

Daha Fazla Pratik

Kamu görevlisine hakaret suçunda 'ispat hakkı' ve 'iddia ve savunma dokunulmazlığı' gibi hukuka uygunluk nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki
Ceza Hukuku Özel Hükümler Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk | Examkin