(A) ile (B), noter huzurunda yapılması gereken bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesini adi yazılı şekilde akdetmişlerdir. (B), satış bedelinin tamamını (A)’ya ödemiş; (A) ise taşınmazın zilyetliğini (B)’ye devretmiş ve (B) on yıl boyunca bu taşınmazda sorunsuz bir şekilde ikamet etmiştir. On yılın sonunda (A), sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın iadesi için dava açmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri çerçevesinde, (A)’nın bu iddiası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- ATaşınmaz mülkiyetine ilişkin şekil şartı kamu düzeninden olduğu için (A) her zaman geçersizliği ileri sürebilir ve dürüstlük kuralı bu duruma engel olamaz.
- Edimlerin karşılıklı olarak ifa edildiği bu tür durumlarda, şekil eksikliğine dayanarak geçersizlik iddiasında bulunulması hakkın açıkça kötüye kullanılması teşkil eder.Cevap
- CBu uyuşmazlıkta hakların kullanılmasında geçerli olan dürüstlük kuralı değil, hakların kazanılmasında geçerli olan subjektif iyiniyet kuralları uygulanır.
- DHakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı sadece taraflarca bir def'i olarak ileri sürüldüğünde hâkim tarafından incelenebilir.
- ETaşınmazın on yıl boyunca zilyetliğinin devredilmiş olması, sözleşmedeki şekil eksikliğini kendiliğinden onarır ve sözleşmeyi baştan itibaren geçerli hale getirir.
Cevap
Edimlerin karşılıklı olarak ifa edildiği durumlarda şekil eksikliğine dayanılması hakkın açıkça kötüye kullanılması teşkil eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasına göre, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Taşınmaz satış vaadi gibi resmi şekle tabi sözleşmelerde, taraflar edimlerini karşılıklı olarak ifa etmişlerse ve uzun süre geçmişse, bir tarafın 'şekil eksikliği' nedeniyle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırıdır ve hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2/2)
Tahmini Süre:1m 15s