Üç hekim arkadaş olan Ali, Banu ve Cem, mesleki faaliyetlerini daha verimli yürütebilmek amacıyla bir araya gelerek ortak bir klinik açmaya karar vermişlerdir. Ortaklar, kliniğin donanımı ile kira giderlerini eşit olarak karşılamak, elde edilecek kâr ve zararı da aralarında eşit olarak paylaşmak üzere yazılı bir sözleşme imzalamışlardır. Ancak, bu oluşum için ticaret siciline herhangi bir tescil işlemi yaptırmamışlardır. Kliniğin faaliyeti sırasında, klinikte kullanılmak üzere ortaklaşa satın alınan tıbbi bir cihazın bedelinin ödenmemesi üzerine satıcı firma alacağını tahsil etmek istemektedir.
Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun şirketlere ilişkin genel hükümleri dikkate alındığında, bu ortaklık yapısı ve satıcı firmanın alacağının tahsili ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Bu oluşum bir adi şirket niteliğinde olup tüzel kişiliği bulunmadığından, satıcı firma cihaz bedelinin tamamının tahsili için ortaklardan dilediği birine doğrudan başvurabilir.Cevap
- BSatıcı firma, alacağının tahsili için öncelikle kliniğin tüzel kişiliğine başvurmalı, sonuç alamazsa ikinci derecede ortaklara yönelmelidir.
- COrtaklık ticaret siciline tescil edilmediğinden taraflar arasında geçerli bir şirket ilişkisi doğmamıştır; bu nedenle satıcı firma yalnızca cihazı fiilen sipariş eden kişiye başvurabilir.
- DOluşum Türk Ticaret Kanunu kapsamında bir şahıs şirketi sayılacağından, her bir ortak satıcı firmaya karşı yalnızca kliniğe getirmeyi taahhüt ettiği sermaye payı oranında sorumludur.
- ETaraflar arasında kurulan bu hukuki yapı kendiliğinden bir komandit şirkete dönüşeceğinden, hekimlerden en az birinin sorumluluğu sınırlandırılmış olmalıdır.